Yurtdışında Çalışmanın Avantajları Nelerdir?

Tekrar merhaba. Yurtdışında Çalışmanın Avantajları konusuna geçmeden önce, bundan bir önceki makalem olan, Yurtdışında Çalışmanın Zorlukları Nelerdir? isimli paylaşımımı okumanızı tavsiye ederim.

Yurtdışında Çalışmanın Avantajları

(Orada bardağın boş tarafından bakmıştık, Yurtdışında Çalışmanın Avantajları konusunda ise dolu kısmına değinmeye çalışacağım.)

Ülkemizde şu dönemde işsizlik giderek artmakta. Bu da bir çoğumuzu yeni arayışlara sevketmekte. Özellikle inşaat sektöründe yaşanan daralma, çok sayıda meslektaşımızı yurtdışı projelere sevketmekte.

Birçok mimar, mühendis, tekniker, idari personel ve işçimiz sözkonusu referans projelerde görev almak suretiyle ülkemizi yurt dışında gururla temsil etmekteler. Elbette bu göründüğü kadar da kolay olmamakta. Ancak her şeye rağmen projemizi başarılı bir şekilde teslim edip ülkemize döndüğümüzde, maddi kazanımı yanında bize farklı birçok meziyet katmış olduğunu görüyoruz. Yurtdışında çalışırken zaman zaman zorlandığımızda, hatırımıza bu kazanımları getirip, yetki ve sorumluluğumuza odaklanmaya çalışırız.

Yurtdışında Çalışmanın Avantajları

Zorlukları yanında, Yurtdışında Çalışmanın Avantajları şu şekilde sıralanabilir;

Maddi Kazanç;

Genelde ülkemizdeki Türk Lirası maaş tutarının rakamsal bazda karşılığı (Euro veya Dolar) döviz cinsinden aylık ücret almaktayız. Yurtdışında genelde temel maaş (basic salary) ve buna ilave olarak da barınma harcırahı (accommodation allowance) ve ulaşım harcırahı (transportation allowance) uygulaması vardır. Bunların toplamı tutarında bir ücret aylık olarak banka hesabımıza yatar.

Yıllık İzin;

Yıllık ücretli izin uygulaması ülkeden ülkeye göre değişmekle birlikte, genelde dini ve resmi tatil günlerine ilave olarak 30 takvim günü şeklindedir. İznimizi bu dini veya resmi tatil günleri ile birleştirip uzunca bir tatil yapma veya bölmek suretiyle yıl içerisinde birkaç kez izin yapma imkanımız olur. Türkiye’de yıllık iznin ortalama 2 hafta olduğunu düşünürsek, dinlenmek ve ailemize ayırmak için bu süre oldukça yeterlidir.

Bilgi, Hizmet ve Know-How ihracı;

Türk vatandaşları olarak, yer aldığımız nitelikli ve nicelikli projeler yoluyla yurt dışına teknik ve mesleki bilgi, hizmet ve know-how ihracı yapmış oluyoruz. Temel amacımız para biriktirmek olduğu için, asgari harcamalarımız dışındaki parayı Türkiye’ye göndeririz. Bu sayede, ülkemiz ekonomisine ciddi manada olumlu katkımız olur.

Türkiye’yi Yurtdışında temsil etme;

Çalışkanlık, dürüstlük, gelenek ve göreneklere bağlılık, yardımseverlik, kollektif iş yapabilme becerisi gibi iş ahlakı ve karakter değerlerimiz ile yurtdışında ülkemizi ve milletimizi onur ve gururla temsil etmekteyiz.

Farklı bir Coğrafyayı görme;

Bulunduğumuz ortamdan farklı bir coğrafi konuma gitmek suretiyle yeni yerleri ve yöreleri görme imkanı buluyoruz. Tabii özellikleri yanında farklı iklim ortamlarında ve zaman dilimlerinde bulunmak suretiyle değişik doğa koşullarına uyum sağlama imkanımız oluyor.

Farklı bir Kültürü tanıma;

O ana kadar yaşadığımızdan farklı bir kültüre dahil oluyoruz. Bu sayede başka kültürlerin yemeklerini, adetlerini, geleneklerini ve göreneklerini tanıma fırsatı buluyoruz. Proje şartları gereği kamp, lojman veya şantiye ortamı içerisinde olmamız durumunda dahi, farklı milletlerden mesai arkadaşlarımız ile diyaloğumuz sayesinde karşılıklı kültürel alış-verişlerimiz olmakta.

Farklı bir Dil öğrenme;

Büyük olasılıkla farklı bir dilin konuşulduğu bir ülkeye gidiyoruz. O ülkede anadil olarak Türkçe konuşuluyor olsa bile, lehçe ve kelime farklılıkları illaki oluyor. Anadil olarak İngilizce konuşulan ülkeler dışındaki diğer memleketlerde farklı bir yerel dil kullanılmakta. Bu yüzden, sosyal hayatta ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek kadar yerel kelime bilmemiz gerekmekte. Bu iletişim sayesinde yeni bir dil öğrenme veya bildiğimiz bir yabancı dili pekiştirme imkanımız oluyor. Bu konudaki gelişim düzeyi kişinin kendi gayreti ile doğru orantılı olarak artmaktadır.

Farklı İş Yapma Yöntemi;

Her ülkenin ve kültürün farklı bir iş yapma yöntemi oluyor. Bu teknik ve yöntemleri gözlemleyip, kendimizi ona göre geliştirme fırsatımız olabiliyor.

(Olabildiğince yalın ve abartısız bir üslupla aktarmaya çalıştığım Yurtdışında Çalışmanın Avantajları konusu ile ilgili sizlerin de ilaveleri olabilir. Lütfen, sizce önemli olan hususları mithat.gueney@gmail.com ‘a yazın. Teşekkür eder, iyi günler dilerim.)

Saygı ve sevgilerimle

Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

50 bin Sosyal Konut Projesi kapsamında ilk kura çekimi yapıldı!

TOKİ 50 bin yeni Sosyal Konut Projesi kapsamında ilk kura çekimi Ankara’da yapıldı. Ankara Kuzeykent Projesi’nde talep toplanan 809 konutun kurası bugün gerçekleştirildi.

50 bin yeni Sosyal Konut Projesi

AA’ndan Muhemmed BOZTEPE‘nin haberine göre, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ)’ye ait, 50 bin yeni Sosyal Konut Projesi kapsamında Ankara Kuzeykent Projesi’nde kura çekimi gerçekleştirildi.

50 bin yeni Sosyal Konut Projesi, 5 Mart’ta İstanbul Beyoğlu Kasımpaşa’da düzenlenen TOKİ tanıtım töreninde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından vatandaşlara müjdelenmişti.

İlk kura töreni bugün Neşet Ertaş Kültür ve Kongre Merkezi’nde noter huzurunda Ankara Kuzeykent Projesi’nde daha önce talep toplanan 809 konut için gerçekleştirildi.

Kurada isimlerinin okunduğunu duyan vatandaşların büyük mutluluk yaşadığı gözlendi. Yıllardır ev sahibi olma hayali kurduklarını ifade eden vatandaşlar, hayallerinin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Projede Yeşil Alan oldukça fazla

Kuzeykent Projesi Ankara’nın yaşayan en büyük rekreasyon alanı olacak. Proje, içinde barındırdığı ticari, kültürel, eğitim, sağlık, spor, ibadet yapıları ve tesisleriyle her türlü ihtiyaca cevap verecek.

Projede, 0-5 yaş okul öncesi çocuk grubundan üniversite gençliğine, tüm nüfus profillerine dönük sosyal alanlar bulunuyor.

700 bin metrekare alan üzerinde 76 bin ağaç, 5 milyon çalı yer alan proje sayesinde vatandaşlar yeşil alanla daha çok buluşacak.

Kuzey Yıldızı rekreasyon alanında 23 farklı büyüklükte süs havuzu, müzik ve dans eşliğinde ses-ışık ve su oyunu gösterilenin yapılmasına imkan veren havuz bulunmakta. Alanda çok sayıda restoran, kafe, 817 araç kapasiteli açık otopark, yaşlılar merkezi, 5 bin kişilik amfi, nikah ve düğün salonu bulunuyor.

Projede bütün sosyal ihtiyaçlar karşılanıyor

Kuzeykent Projesi çok yönlü olarak, vatandaşların bütün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde dizayn edildi. Proje dahilinde; yürüyüş yolları, mini futbol sahası, basketbol oyun alanı, basketbol antrenman sahası, voleybol sahası, spor aletleri, masa tenisi, kaykay pisti, spor salonu bulunuyor.

Projede açık ve kapalı yüzme havuzları, çocuk oyun alanları, eğitici oyun duvarları, çocuk yüzme havuzu, spor alanları mevcut. Proje sayesinde geniş yeşil alanlarıyla çocuklar yeşille iç içe bir yaşama kavuşuyor.

Ankara’daki diğer Kura Çekimleri

Daha önce Ankara’da talep toplanan Sosyal Konut Projelerinin kura çekim tarihleri şu şekildedir;

Sincan Saraycık Projesi; 10 Haziran 2019

Yenimahalle Yakacık Projesi; 11 Haziran 2019

Kandıra Sahilindeki Villa İmar Barışı kapsamında mı?

Karadeniz’in en güzel koylarından biri olan ve yaz aylarında tatilcilerle dolan Kandıra Sahilindeki Villa inşaatı tepkilere yol açtı. Sözkonusu yapının yıkılması için daha önce karar çıktığı, ancak villanın sahibinin yürütmeyi durdurma kararı aldırdığı ifade edildi.

Kandıra Sahilindeki Villa – Foto: Alişan Koyuncu / DHA

Kandıra Sahilindeki Villa İmar Barışı kapsamında mı?

CNNTÜRK‘ün haberine göre; Kocaeli İli Kandıra İlçesi Bağırganlı Köyü İstanbul‘a yaklaşık iki saat uzaklıkta bulunmakta ve deniz suyunun berraklığı, yeşil doğası ve güzellikleriyle ziyaretçilerini büyülemekte. Kandıra Taflan Koyu’ndaki Gemilik Burnu üzerindeki kayalık alanda inşası devam ede villa, bölgede yaşayanların tepkisine neden oldu. İmar Barışı Yasasının 31 Aralık 2017 tarihini kapsamasına rağmen, iddialara göre yapı 2018 yılı içerisinde tamamlandı. Bu sebeple günümüze kadar sözkonusu yapı ile ilgili Kocaeli Büyükşehir ve Kandıra Belediye Başkanlığı başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) de çok sayıda şikâyet iletildi.

Yasa ve Yönetmelikler çiğnenmekte”

İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Baturhan Üretürk konu ile ilgili açıklamalarda bulundu. İnşaat Mühendisi Baturhan Üretürk; “Ben de Kocaeli ili Kandıra ilçesinin Karadeniz’e kapısı olan Bağırganlı Köyü’nün bir sakiniyim. Aynı zamanda da inşaat mühendisiyim. Bölgede son dönemde imar barışı kapsamına sokulmaya çalışılan bir takım kaçak yapılaşmalar ortaya çıkmaya başladı. İnsanlar bu noktada şikâyet etmeye başladılar.

Bu yapılardan biri de Bağırganlı Köyü’nün Taflan Koyu’nun burnundaki bu müstakil villadır. Bu yapı insanların şikâyetini dikkate almaksızın, bir takım kişiler tarafından inşa edilmektedir. Bu yapıyla ilgili çok fazla şikâyet dile getirildi. Zaman zaman beni telefonla arayanlar, köye gittiğim zaman karşılaştığım manzaralar oldu. Köye olan son ziyaretimde, yapının ikinci katının da tamamlandığını gördüm. Kandıra sahilindeki villa ile ilgili küçük bir araştırma yaptığımda, yapının 2018 yılı içinde inşa edildiğini farkettik.” dedi.

‘Yapı 2018 yılı içerisinde yapıldı’

Baturhan Üretürk, yasaya göre imar barışının 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsadığını, fakat itiraz ettikleri yapının 2018 yılı içerisinde yapıldığını belirtti. Üretürk, sözlerine şöyle devam etti;

“Kandıra Bağırganlı Köyü’nde uygulamalı imar planları henüz yoktur. Ancak bu imar çalışmaları yaklaşık 5-6 seneden beri sürmekte ve tamamlanma aşamasına geldi. Bildiğiniz gibi, İmar Barışı 31 Aralık 2017 yılından önce yapılan binaları kapsıyordu. Fakat bu bina 2018 yılı içerisinde yapıldı. 2019 yılının Ocak ayında da binanın 2 katlı olarak inşaatının hala devam ettiğini görüyoruz. Bildiğim kadarıyla ilgili belediyeler bu konuyla ilgili incelemelerini yapmış ve tamamlamış.

Gerekli ikaz ve uyarılarını yapmalarına rağmen, sanırım yıkım için gün aldıkları sırada yapının maliki tarafından sözlü olarak yürütmeyi durdurma kararına başvuru yapıldığı söyleniyor. Mevzuatımız bu konuda çok açık eğer yapı 31 Aralık 2017 tarihinden sonra yapıldığı somut delillerle ispatlanabiliyorsa bu yapılar iptal edilmek suretiyle bu karar bozulacaktır.

Bölge halkı bu tür binaların yapılmasından dolayı oldukça rahatsız.”

Kağıthane’de 4 katlı Bina çöktü!

İstanbul Kağıthane’de bir istinat duvarındaki çökme nedeniyle çevresinde daha önce tahliye edilen 4 katlı Bina çöktü.

AA muhabiri Murat PAKSOY’un haberine göre;

İstanbul Kağıthane‘ye bağlı Yahya Kemal Mahallesi Akıncı Sokağı’nda devam eden bir inşaatın istinat duvarında çökme meydana geldi.

Edinilen bilgiye göre, istinat duvarındaki çökme nedeniyle istinat duvarının çevresindeki bazı binalar, risk nedeniyle tahliye edildi. 

İstinat duvarının bitişiğindeki boşaltılan 22 numaradaki bina, toprak kayması sonucu çöktü. İki otomobil binanın enkazının altında kaldı. 

Olay yerine sevk edilen polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, itfaiye ekiplerinin çalışmaları sürüyor.

Toprak kayması sonucunda 4 katlı Bina çöktü

Bu binanın daha önce riskli olduğu gerekçesi ile boşaltılan binalardan olması olası can kaybını önlemiş oldu.

Yaralı ve can kaybı yok

Konu ile ilgili İstanbul Valiliği‘nden yapılan açıklamada, Akıncı Sokağı 22 numaralı adresteki binanın, bitişik parseldeki istinat duvarının çökmesi nedeniyle saat 14.15’te yıkıldığı belirtildi. Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: 

“Bugün sabah saatlerinde sözkonusu bina sakinleri tahliye edilmiş ve çevre emniyeti sağlanmıştı. Bu sebeple olayda yaralı veya can kaybımız yoktur. “

10 Bina daha Risk altında

İstanbul Valiliği’nin yaptığı açıklamaya göre yıkılan bina çevresinde bulunan ve risk altında olan diğer 10 binanın sakinleri de tahliye edilmiş, ilgili birimlerce olay yerinde gerekli emniyet tedbirleri alınmış bulunmaktadır.

Zemin Raporu şartı getirmeli

AGK Hukuk Bürosu Ali Güvenç Kiraz da konu ile ilgili şu değerlendirmeleri yaptı; “‪Beyoğlu Sütlüce’de ve Kartal’da çöken binalarda olduğu gibi, bu binanın da İmar Barışına başvurmuş olma ihtimali çok yüksek. Düşünün böyle yüzbinlerce bina var ve bu binalar imar barışına girerek hayati tehlike yaratmaya devam edecekler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İmar Barışı kapsamında Yapı Kayıt Belgesi düzenleme sürecinde Zemin Raporu şartı getirmeli.

Editörün Değerlendirmesi

İmar Barışı düzenlemesi, vatandaşların devletle ihtilaflı durumunun ortadan kaldırılması, imara aykırı, ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması yoluyla bu yapılara yasallık kazandırılmasını hedeflemektedir. Düzenleme, 31 Aralık 2017’den önceki ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılmış kırsal ve kentsel alanlardaki tüm yapıları kapsıyor.

Bu ve bundan önceki örnekler de göstermektedir ki, İmar Barışı kapsamında Yapı Kayıt Belgesi verilmesi, o binanın statik yönünden sağlam ve güvenilir olduğu garantisini vermemektedir.

Bu durum, YKB almış olan vatandaşların meskenlerinde huzur içinde oturmalarını sağlamıyor. Yapıların mevcut haliyle yeterli sağlamlıkta oldukları ile ilgili Sağlamlık Raporu da almaları gerekmektedir.

Bizim önerimiz, Yapı Kayıt Belgesi almış olan yapı sahiplerinin veya apartman yöneticilerinin, binaları ile ilgili özellikle temel ve bodrum katlarında gerekli fenni tetkikleri yaptırıp, herhangi bir müdahale gerekiyorsa, bu işte tecrübeli ve ehliyetli Mühendislik bürolarından destek almalarıdır.

İpotekli Konut Satışları 2,5 kat arttı!

Bazı kamu bankaları 2019 yılı Mart ayı başında konut kredisi faizlerini yüzde 1,28’e düşürmüştü. Şubat ayına göre İpotekli Konut Satışları Mart ayında 2,5 kat arttı.

Mart ayında İpotekli Konut Satışları 2,5 kat arttı

Mart ayında İpotekli Konut Satışları 2,5 kat arttı

AA Haber Ajansı’ndan Uğur Aslanhan‘ın İpotekli Konut Satışları ile ilgili derlediği habere göre;

Bazı kamu bankaları 2019 yılı Mart ayı başında konut kredisi faiz oranlarını yüzde 1,60 lardan yüzde 1,28’e düşürmüştü. Şubat ayına göre İpotekli Konut Satışları 2,5 kat arttı. Mart ayında satışı gerçekleştirilen ipotekli konut adedi Şubat ayına göre yüzde 156, Ocak ayına göre ise yüzde 248 artış gösterdi.

Konut Kredisi faiz oranlarının 120 ay vadelerde de uygulanması sektörde hem üretici hem de tüketici açısından memnuniyetle karşılanmıştı. Sektörel temsilciler bunun olumlu etkisini hemen hissetmeye başladıklarını ifade etmişlerdi.

Konut Kredisi oranlarındaki düşüşün olumlu etkisi, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından mart ayına ilişkin konut satış istatistiklerinin açıklanması ile somut olarak görüldü.

Buna göre, martta Türkiye genelinde 105 bin 46 konut el değiştirirken, bunun yüzde 21,7’sine denk gelen 22 bin 762 adedi ipotekli olarak satıldı. Ocakta yüzde 9, şubatta yüzde 11,3 olan toplam satış içerisinde ipotekli konutların payı martta yüzde 21,7’ye yükselmiş oldu.

Öte yandan, toplam satış içerisinde ipotekli konutların payı Temmuz 2018’den beri aradan geçen 7 aydan sonra ilk kez yüzde 20’nin üzerine çıktı. Geçen yıl ortalamasının yüzde 20 olduğu düşünüldüğünde, martta 2018 ortalamasının da üzerine çıkılmış oldu.

İpotekli konut satışlarının toplam içerisindeki payı temmuzda yüzde 24,5 iken, ağustosta yüzde 12,1, eylülde yüzde 8,9, ekimde yüzde 5,5, kasımda yüzde 5,9, aralıkta yüzde 5,2 olarak gerçekleşmişti.

Aylara göre İpotekli Konut Satışları

Martta ipotekli olarak satılan konut adedi 22 bin 762 olmak suretiyle önceki 7 aya göre ciddi artış görüldü. .

Bu rakam şubatta 8 bin 890, ocakta 6 bin 537, aralıkta 7 bin 148, kasımda 5 bin 324, ekimde 8 bin 65, eylülde 11 bin 330, ağustosta 12 bin 743 adet olarak gerçekleşmişti.

Yıllar bazında bakıldığında; 2013’te yüzde 40’lara kadar çıkan ipotekli konut satışlarının payı, takip eden yıllarda ciddi oranda geriledi. Şöyle ki; 2014’te yüzde 33, 2015, 2016 ve 2017’de yüzde 34, 2018’de ise yüzde 20 geriledi.

Bu durum konuta talebin ciddi olduğunun göstergesi

AA muhabirine konuya ilişkin açıklamada bulunan Era Gayrimenkul Genel Müdürü Can Özatay da benzer tespitlerde bulundu. Özatay, ipotekli konut satış adedinin martta önceki aya göre yüzde 256 arttığını, satış rakamının ise 23 bine yaklaştığını belirtti.

Aslında bu durumun konuta talebin ciddi olduğunun göstergesi olduğunu ifade eden Özatay, doğru konut doğru fiyatla buluştuğunda satışın kaçınılmaz olacağını vurguladı.

Nevita International Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Akbal, martta ipotekli satış verilerinin memnuniyet verici olduğunu belirtti. Akbal, faiz oranlarının düşmesinin satışları anında olumlu yönde etkilediğini söyledi.

Akbal; “Bu durum, düşük faizin ne kadar önemli olduğunu göstermekte. Şu anda Türkiye’de kiracı durumunda olan milyonlarca aile var. Bunların önemli bir kısmı da yeterli peşinatları olmadığı için faizlerin düşmesini bekliyor. Banka faizleri düşmüş olmakla beraber, henüz istediğimiz noktalarda değil. Faiz oranlarının daha da düşmesi üretici ve tüketici açısından çok büyük önem arzetmektedir.” şeklinde konuştu.

Mart ayında yabancıya ev satışı verilerinin de çok iyi geldiğinin altını çizen Akbal, ilk çeyrekte 10 bin adede ulaşıldığını kaydetti. Bu yıl yabancıya konut satış adedinin 50 binin üzerinde olacağını ifade eden Akbal, ülkemize kazandırılacak nakdi değerin de 7,5 milyar doları aşacağını öngördüklerini belirtti.

Son 7 aylık ortalamanın yüzde 165 üzerinde

Nef İcra Kurulu Üyesi Selçuk Çelik, Türkiye’de ipotekli konut satış adedinin marttan önceki 7 ayda ortalama 8 bin 576 olarak gerçekleştiğini belirtti. Çelik, mart ayında ortalamaya göre yüzde 165 artış olduğunu vurguladı.

Çelik; “Bu artışta kamu bankaların konut kredi faiz oranını yüzde 1,49’dan yüzde 1,28’e çekmesinin etkisi oldu. Nitekim faizin düşmesi, 400 bin liralık bir evin banka kredili toplam maliyetinde yaklaşık 100 bin lira, aylık taksit tutarında ise yaklaşık 635 liralık bir düşüş sağladı. Bunun devamının gelmesi ve konut kredi faizlerinin psikolojik sınır olan yüzde 1’in altına inmesi sektör için çok önemli.

Bilindiği gibi, konut kredi faiz oranı 2017’de ortalama yüzde 0,98 seviyesinde idi. 2018’de yüzde 1,48 seviyesine ulaşan faiz oranları ile ipotekli konut satışı yaklaşık 200 bin azalarak, 473 binden 276 bine gerilemişti.”

Faiz oranlarındaki tüketici lehine iyileşmenin sadece piyasayı değil bankacılık sektörünü de canlandıracağını kaydeden Çelik, faizlerdeki düşüşün devamının gelmesinin hem konut satışları hem de istihdam için çok kıymetli olduğunun altını çizdi.

Yurtdışında Çalışmanın Zorlukları Nelerdir?

Merhaba değerli kardeşlerim ve kıymetli dostlarım. Bu yazımda sizlere, yurtdışında çalışmanın zorlukları hakkında kısa başlıklar halinde bilgi vermek istiyorum.

Yurtdışında Çalışmanın Zorlukları

Ülkemizde işsizliğin arttığı şu dönemde bir çoğumuz yeni arayışlar içerisindeyiz. Özellikle inşaat sektöründe yaşanan daralma, çok sayıda meslektaşımızı yurtdışı projelere sevketmekte. Dünya genelinde 2018’de Türk Müteahhitlerimiz 261 proje üstlendi. Bunun da yurtdışında Proje Yönetimi konusunda faaliyet göstermek istememizde hatırı sayılır bir etkisi var. Ancak yurtdışında çalışmanın zorlukları da var elbette.

Çok sayıda mimar, mühendis, tekniker idareci ve işçi vatandaşımız sözkonusu referans projelerde görev almak suretiyle ülkemizi yurt dışında gururla temsil etmekteler. Türkiye vatandaşlarının bu tarz nitelikli ve nicelikli projelerde yer alması, bir bakıma yurt dışına teknik ve mesleki bilgi ve tecrübe ihracatı anlamına gelmektedir. Bunun yanında maddi birikimlerini ana vatanlarına göndermek suretiyle, ülke ekonomisine ciddi manada olumlu katkı da sağlamaktalar.

Bu girişten sonra gelelim, asıl konumuz olan, yurtdışında çalışmanın zorlukları konusuna;

Farklı bir Coğrafya;

Her şeyden önce bulunduğunuz yerden farklı bir coğrafi konuma gidiyorsunuz. Ne ile karşılaşacağını bilmeden çıkılan yolda bu bilinmezlik psikolojisi, insanı hep tedirgin etmiştir.

Farklı bir Kültür;

Kendi kültürünüzden farklı bir ortama giriyorsunuz. Adetleri, gelenekleri ve görenekleri farklı bir topluma dahil oluyorsunuz. Her ne kadar çoğu projede kamp, lojman veya şantiye ortamı olsa da, sonuçta sosyal hayatta diğer kültürden insanlarla karşılaşıyorsunuz. Zor durumda kalmama adına, o kültürün yaşam biçimini hızlıca tanıyıp, adapte olmanız faydanıza olacaktır.

Farklı bir Dil;

Büyük olasılıkla farklı bir dilin konuşulduğu bir ülkeye gidiyorsunuz. O ülkede köken olarak aynı dil konuşuluyor olsa bile, lehçe ve kelime farklılıklarından dolayı, illaki iletişim güçlüğü çekeceksiniz. İngilizce’niz çok iyi olabilir. Fakat, bulunduğunuz ortamda, ana dili İngilizce olan ülkeler dışında, farklı bir yerel dil kullanılıyor olacak. En basitinden marketten ekmek alırken, onun o dildeki karşılığını biliyor olmanız gerekecek. Ne de olsa ekmek parası için gitmiyor muyuz yurt dışına?

Farklı bir İklim;

Gittiğiniz ülkenin uzaklığına ve konumuna bağlı olmakla birlikte, elbette az veya çok bir iklim farkı olacaktır. Gideceğiniz ülkenin iklim koşullarına uyum sağlamak bazen tahmininizden daha güç olabilmektedir. Bu, günlük çalışma saatlerini dahi etkileyecek boyutta olabiliyor. Gitmeden önce o konuda ön bilgi alıp, ona göre önlem almak yararınıza olacaktır.

İş Yapma Yöntemindeki Farklılık;

Her ülkenin ve kültürün farklı bir iş yapma yöntemi vardır. Bu yöntemleri gözlemleyip, kendinizi ona göre uyarlamanız gerekebilecektir. Resmi daire, market ve iş yerlerinin gün içi çalışma ve istirahat saatleri, haftalık tatil günleri, ülkeler arası saat farkı gibi konular büyük önem arzetmektedir.

Yüksek miktarda Barınma Gideri;

Anavatanınızdakine ilave olarak ikinci bir barınma gideriniz daha olacaktır. Genellikle aynı mekanda tek başınıza veya bir kaç arkadaş birlikte kalacağınız için, bu maliyet yüksek olabilmektedir. Dinlenebileceğiniz ve kafa dinleyebileceğiniz özel zaman dilimi yalnızca ev ortamında olacağı için, ev arkadaşı seçiminiz çok önemlidir. Bazen çok iyi iki dostun, aynı ev ortamını paylaştıktan kısa bir süre sonra son derece kötü bir şekilde ayrıldıklarına şahit olduk veya duyduk.

Yüksek miktarda Yeme İçme Gideri;

Genellikle tek başınıza veya bir kaç arkadaş birlikte kalacağınız için, alacağınız erzak ve pişireceğiniz yemek miktarı az olmak durumunda olacaktır. Elinizin ayarı da yoksa eğer, çoğu pişirdiğiniz yiyecek henüz bitmeden çöpe gitmek durumunda kalacak. Az miktarlar halinde tedarik edeceğiniz için, aldığınız erzağın size maliyeti yüksek olacak. Veya son kullanma tarihi geleceği için, tükenmeden atmak durumunda kalacaksınız.

Ne derler bilirsiniz; “Yemeklerinizi ailenizle birlikte yiyin, toplu yemekte bereket vardır.” [1] Normal aile ortamında 2-3 kişinin doyabileceği miktarda bir yemeği siz tek başınıza pişirmek durumunda kalacaksınız. Kamp ortamında kalıyor olsanız da normal öğünlere ilave olarak illaki bir zulanız olacaktır. Hele hele yemek yapma beceriniz yok ve; “Ne uğraşacağım, ben dışarıda yerim.” diyorsanız, sizin durumunuz daha da vahim.

Yüksek miktarda İletişim Gideri;

Sosyal çevrenizden ve dostlarınızdan uzakta olacaksınız. Ailenizi beraberinizde getirmediğiniz sürece onlarla olan iletişiminiz telefon ve internet üzerinden olacaktır. Çoğu ülkede internet ücretleri hala yüksek düzeyde seyrediyor. Dolayısıyla iletişim gideri aylık harcamalarınızda önemli bir paya sahip olacak. Evli iseniz ve üstüne çocuğunuz da varsa, bu miktar daha da artacaktır.

Yüksek miktarda Seyahat Gideri;

Ülkenizden ve sevdiklerinizden uzakta olacağınız için, doğal olarak, yıllık izinlerinizi vatanınızda onlarla birlikte geçirmek isteyeceksiniz. Çoğu firma yılda bir defa olmak üzere gidiş-dönüş uçak bileti alıyor veya buna karşılık belli bir sabit ücret ödüyor.

Ancak, yılda bir sefer görüşmek yeterli gelmeyeceği için veya bayramlarda da vatanınızda, ailenizle ve dostlarınızla bir arada olmak isteyeceğiniz için ekstra seyahat harcamalarınız olacaktır.  

İklim Değişiklikleri;

İklim değişikliği, daha ziyade uluslar arası seyahate bağlı olarak i sizi ciddi manada etkileyebilir. Mevsim şartlarına uygun kıyafet ve eşya seçimi yapmalısınız.

Gurbette Yaşama Psikolojisi;

Her şeyden önce ana vatanınız dışında bulunacaksınız. Bulunduğunuz ülke ne kadar modern, özgür, lüks dahi olsa, sonuçta sizin memleketiniz değil. Bu psikoloji yurt dışında bulunduğunuz sürece sizin üzerinizdeki bir kıyafet gibi olacaktır. Çoğu zaman haklı olmaktan ziyade, “problem olmasın yeter”i amaçlamak durumunda kalacaksınız. Ne demiş altın kafesteki bülbül; ”Vatanım.” [2]

(Bugün bardağın boş tarafından baktık. Olabildiğince yalın ve abartısız bir şekilde yurtdışında çalışmanın zorlukları hakkındaki önemli hususları aktarabilmeye çalıştım. Genelleme yaptığım için, elbette sizlerin bulunduğu ortamlara göre ilaveler veya eksiltmeler yapılabilir.  Lütfen siz de benim değinmediğim, sizce önemli olan hususları yazın. Bir sonraki yazımda Yurdışında Çalışmanın Avantajları’ndan bahsedeceğim. Tekrar görüşmek dileğiyle.)

[1] Hz. Muhammed (SAV) [2] Atasözü

Saygı ve sevgilerimle

Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Türkiye Emlak Katılım Bankası tekrar faaliyete başlayacak!

Bakan Kurum; “93 yıllık tarihi olan Türkiye Emlak Katılım Bankası ‘nın tekrar faaliyete başlaması için yoğun çalışmalar yürütüyoruz.” dedi.

Türkiye Emlak Katılım Bankası

“Türkiye Emlak Katılım Bankası ‘nın tekrar faaliyete başlaması için yoğun çalışmalar yürütüyoruz.”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye Emlak Katılım Bankası ‘nın tekrar faaliyete başlaması için yoğun çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.


AA Muhabiri Ayşe Şensoy Boztepe’nin haberine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Antalya’da bir otelde
“2023’e Doğru Türkiye’de Çevre ve Şehirciliğin Geleceği İstişare Toplantısı” düzenlendi. Toplantının açılışında Bakan Kurum bir dizi açıklamalarda bulundu. Kurum, Bakanlık olarak 2023’te ekonomide ve ihracatta öncü, şehircilikte dünya markası ve çevre duyarlılığında örnek bir Türkiye hedeflediklerini belirtti.

Kurum, Bakanlık olarak kültüre ve medeniyete uygun, yaşanabilir şehirlerin inşası için atılan küçük veya büyük tüm adımları her zaman desteklediklerini vurguladı.

Bugün dünyada ülkelerin değil, şehirlerin yarıştığını vurgulayan Kurum, dolayısıyla şehirlerin yaşam kalitesini bugünkü seviyeden daha yukarıya çıkarmanın öncelikli hedefleri olduğunu ifade etti.

Kurum sözlerine şu şekilde devam etti;

“Önümüzdeki 5 yıllık dönemi doğru planlarsak, bu planlama çalışmalarını daha uzun vadeye yayarsak, şehirlerimizin geleceği adına çarpık kentleşmeye ‘Dur’ diyebiliriz.

Türkiye Emlak Katılım Bankası yeniden hizmete girecek

Türkiye Emlak Katılım Bankası nın 93 yıllık mirası ve tarihi olduğuna işaret eden Kurum, bankanın kurulmasıyla sektörün ithalatını azaltmayı hedeflediklerini vurguladı. Bakan devamında şu bilgileri verdi;

“Bankanın tekrar faaliyetlerine başlaması için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Bankanın temel stratejilerini, müşteriye ulaşacağı kanalları ve sunacağı hizmet gruplarını belirledik. Nihai noktaya geldik.

BDDK’ye faaliyet izni için başvurumuzu yaptık. Çok yakın zamanda faaliyet iznini alarak Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Türkiye Emlak Katılım Bankası’nı hizmete açmayı hedefliyoruz. 93 yıllık Emlak Bankası’nı yeniden hayata geçirerek sektörümüze katkı sağlayacağız. Bu vesileyle hem kentsel dönüşüm projelerinde uygun kredi imkanı sağlayacak, hem de ülkemizde ithal edilen malların yerli üretimine katkı sağlayacak süreci başlatmış olacağız.”

Bakan Kurum, TOKİ‘nin özellikle son yıllardaki ürettiği konutlardan yaklaşık yüzde 95’inin sosyal konut niteliğinde olduğunu ifade etti. Kurum, Türkiye’deki birinci el konut satışında TOKİ’nin payının 2018’de yüzde 7,7 olduğunu vurguladı.

Kurum, “Hedefimiz yıl bazında 50 bin konutu ihale etmek ve bu 50 bin konutun satışını gerçekleştirmektir. TOKİ tarafından inşası bitirilen 138 projede toplam 52 bin konutun 2019 yılının ilk üç ayında teslim etmeyi planlıyoruz.

Emlak Konut ile daha önce yaptığımız “Türkiye için Kazanç Vakti” kampanyasına benzer yeni kampanyalar yapacağız. 2023 yılına kadar 250 bin bağımsız bölümün üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, 2023’te Türkiye’deki tüm hava, su ve deniz kirliliğinin kaynağında engellendiği, tüm atıkların geri dönüştürüldüğü veya arıtıldığı, kirliliğe karşı mücadelede “tam dijitalleşmeye geçmiş, her sorunun tek noktadan hızlıca çözüldüğü” tertemiz bir Türkiye hedeflediklerini sözlerine ekledi.

2018’de Türk Müteahhitlerimiz 261 Proje üstlendi!

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan; “Yaşanan siyasi ve ekonomik sorunlara rağmen Türk Müteahhitlerimiz 2018’de dünyada 261 proje üstlenmek suretiyle 19,4 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı.” dedi.

Türk Müteahhitlerimiz 2018’de dünyada 261 proje üstlendi

“Türk Müteahhitlerimiz, Türkiye’yi yurt dışında başarıyla temsil ediyorlar”

TRTHaber‘in haberine göre Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan; “Türk Müteahhtilerimiz, Türk bayrağını dünyanın birçok bölgesinde dalgalandırdılar ve ülkeye ciddi bir gelir kazandırdılar. 2018’de Türk Müteahhitlerimiz 261 proje üstlenmek suretiyle 19,4 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Türk Müteahhitlerimiz yurt dışında gururumuz olmaya devam ediyor.” dedi.

Bakan Pekcan, ulaşılan proje tutarının dünya ekonomik ve siyasi konjonktüründe yaşanan birçok sıkıntıya rağmen elde edilmiş önemli bir başarı olduğunun altını çizdi. Pekcan, söz konusu başarıyı, Türk müteahhitlerimizin yurt dışında zor şartlarda da iyi bir performans gösterebildiğinin kanıtı olarak değerlendirildiğini dile getirdi.

Sektörün ortalama proje bedeli 75 milyon dolar

Bakan Pekcan devamında şu bilgileri verdi: “2018’de en fazla üstlendiğimiz projeler;

Ülkemizin geçmişte kümülatif olarak en fazla proje üstlendiği konut sektörünün 2018 yılında listede ilk beşte yer almaması, esasen ülkemiz firmalarının yurt dışında daha katma değerli ve daha nitelikli projelere yöneldiğinin bir göstergesidir.”

Türk müteahhitlik sektörünün yurt dışında 1972’den bugüne kadar 378,9 milyar dolar gibi bir büyüklüğe ulaştığını ifade eden Pekcan, bu süreçte sektörün 123 farklı ülkede 9 bin 600’e yakın projeye imza attığını belirtti.

“Türk Müteahhitlerimiz geleneksel pazarların dışına çıktı”

Pekcan, Türk Müteahhitlik sektörünün geçen yıl en fazla proje üstlendiği ülkelerin; Rusya, Suudi Arabistan, Katar, Sudan, Polonya, Kazakistan, Türkmenistan ve Cezayir olduğunu kaydetti.

Türk Müteahhitlerimizin Rusya, Suudi Arabistan, Türkmenistan ve Katar pazarlarında yeniden güçlü bir şekilde yer almasının önemine işaret eden Pekcan, Sudan ve Polonya gibi pazarlarda da ciddi bir büyüklüğe ulaşılmasının, geleceğe yönelik beklentilerini artırdığını söyledi.

Bakan Pekcan, geçen yıl en fazla proje üstlenilen ilk 10 ülke arasında 2 Avrupa ülkesinin de bulunduğunu belirtti. Pekcan, “Bu durum ülkemiz müteahhitlerinin geleneksel pazarların dışına çıkarak, portföyüne yeni pazarlar eklediğinin bir göstergesidir.” şeklinde değerlendirdi.

Bakan Pekcan, Teknik Müşavirlik Sektörü ile ilgili verileri de paylaştı; “Küresel sıkıntılara rağmen söz konusu sektör 2018 yılında çok önemli bir performans gösterdi. Teknik Müşavirlik Sektörü 61 projede 143 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştı. dedi.

Pekcan, günümüze kadar Teknik Müşavirlik Sektörünün kümülatif olarak, 110 farklı ülkede 2,1 milyar dolarlık proje üstlendiğini vurguladı.

Kaynak: AA

ORAN, 200 milyon liralık kalkınma desteği sağladı!

ORAN, Orta Anadolu illeri olan Kayseri, Sivas ve Yozgat’a yönelik 200 milyon liraya yakın bir yatırım oluşmasını sağladı.

ORAN (Orta Anadolu Kalkınma Ajansı)

ORAN, 200 milyon liralık kalkınma desteği sağladı

ORAN (Orta Anadolu Kalkınma Ajansı) Genel Sekreter Vekili Ahmet Emin Kilci, ajans desteğiyle Kayseri, Sivas ve Yozgat’ta 8 yılda 200 milyon liralık yatırım yapıldığını ifade etti.

AA muhabirinin yaptığı habere göre Orta Anadolu illerine yönelik faaliyet gösteren ORAN, mali, fizibilite, teknik ve güdümlü proje destekleriyle Kayseri, Sivas ve Yozgat illerinin kalkınmasını hedefliyor.

2009 yılında kurulmuş olan ORAN tarafından Ar-Ge faaliyetleri desteklenmek suretiyle yatırımcılara bölge potansiyellerine en uygun yatırım imkanı sunulmakta. Bu sayede bölgenin başta ekonomik olmak üzere; sosyal, kültürel, turistik ve teknolojik olarak birçok boyutta kalkınması sağlanıyor.

Başkan Vekili Kilci, Kayseri, Sivas ve Yozgat illerinin kalkınmasına destek olmak istediklerini vurguladı. Kilci, şunları kaydetti:

“Ajansımızın temel amacı bölgedeki üç ilimizin diğer bölgelerle olan kalkınmışlık farkını gidermektir. Bu anlamda ORAN’ın mali destekler yoluyla, yatırımcılara iyi bir ortam sunmak gibi bir misyonu var. Bunun dışında bölgedeki çeşitli kurumlarla proje fikirleri oluşturuyoruz.

ORAN son 8 yılda; 63 milyonu KOBİ‘lere, 50 milyon civarı da kamu kurumlarına olmak üzere 113 milyonun üzerinde destek sağladı. Bu destekle üç ilimizde 200 milyon liraya yakın yatırım oluştu. Biz mali desteklerle özellikle KOBİ’lerden yenilikçi, Ar-Ge’ye dayalı, bölgemize katma değer sağlayacak projeler bekliyoruz.

Desteklerimiz tarım, turizm, sanayi gibi çeşitli alanlara yönelik olarak devam ediyor.

Bunların yanında eğitim için de 2 milyon lira gibi bir teknik destek sağladık.”

Proje kültürü oluşturmaya çalşıyoruz.

Kilci, ORAN olarak 2019 yılı için halihazırda projelerin bulunduğunu ve o projelerin de destek sağlanarak hayata geçirileceğini bildirdi;

  • Yozgat’a hayvan hastanesi,
  • Kayseri’ye fuar merkezi,
  • Sivas’a sanayi ve kent müzesi.

Kilci, ajansın bölgeye sağladığı en büyük desteğin proje kültürünün oluşturulması olduğunu belirtti. Kilci,

“Ajansın ilk yıllarında çok az başvuru alıyorduk ancak bu sayı giderek artmaya başladı. Sadece mali desteklerde 2 bin 500’e yakın başvuru yapıldı. Bu başvuruların 700’den fazlasına destek verdik.” şeklinde ifade etti.

Bölgede iyi bir uyum içerisinde çalıştıklarını ve çeşitli faaliyetlerle ekonomiye destek verdiklerini ifade eden Kilci, bölge sanayisinin verimliliğini artırma ve sosyal kalkınma anlamında da çalışmalar yürütmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Yargıtaydan emsal niteliğinde ‘Kapıcı’ kararı!

Yargıtay, fazla çalışmasını ispatlayamayan ‘kapıcı’ için emsal niteliğinde bir karara hükmetti. Yargıtay, haftalık yasal çalışma süresinin aşıldığı gerekçesiyle ek mesai alacağı veren yerel mahkeme kararını bozdu.

Yargıtay, ‘kapıcı’ mesleğindekiler için emsal niteliğinde hüküm verdi

Yerel Mahkeme Kapıcı lehine karar verdi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi , fazla çalışmasını ispatlayamayan ‘kapıcı’ için emsal niteliğinde bir karara hükmetti. Yargıtay, haftalık yasal çalışma süresinin aşıldığı gerekçesiyle ek mesai alacağı veren yerel mahkeme kararını bozdu.

AA muhabirinin yaptığı habere göre; Gaziantep’te bir apartmanda kapıcı olarak çalışan görevli, kendisine ihtiyaç kalmadığı gerekçesiyle yönetim tarafından tazminatsız işten çıkartıldığını iddia etti.

Apartmana doğal gaz çekildiği gerekçesiyle, kıdem ve ihbar tazminatlarını ve alamadığını iddia ettiği bir kısım işçilik alacaklarının tahsili talebiyle kapıcı, Gaziantep 3. İş Mahkemesi’nde dava açtı.

Mahkeme kararında, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesine, kapıcıya ayrıca fazla çalışma nedeniyle ödeme yapılmasına hükmetti. Apartman yönetimi yerel mahkemenin bu kararını temyize götürdü.

Yargıtay, Yerel Mahkeme kararını bozdu

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, temyiz üzerine dosyayı görüşerek, kapıcının fazla çalışmaya yönelik temyiz itirazları dışındaki istemlerini reddetti.

Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunu irdeleyen Yargıtay, yerel mahkeme kararının bu kısmını bozdu.

Dairenin kararında, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, apartman görevlilerince açılan emsal dosyalar ile kış aylarında kalorifer yakma ve kapama saatleri nazara alınarak davacının haftanın 6 günü 05.00 ile 22.00 saatleri arasında günde 17 saat, Kasım-Nisan ayları arası dönemler için ise günde 8 saat fazla çalıştığının kabul edildiği aktarıldı.

Kararda, yerel mahkemece, bir işçinin günlük yapabileceği fazla çalışma sınırının 3 saat olduğu yönündeki Yargıtay içtihatları gerekçe gösterilerek, anılan dönem için haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığının tespit edildiği belirtildi.

“Özel hayat ve iş hayatının iç içe geçmiş”

Tanık beyanlarına göre, davacı kapıcının, çalıştığı ve aynı zamanda oturduğu apartmanın, 18 daireli ve kaloriferli olduğu, sabahları apartman sakinlerine servise çıkıldığı, binanın temizliği ve akşam vakitleri çöp alımıyla sınırlı bir çalışmanın söz konusu olduğunun anlaşıldığı kaydedildi.

Kapıcılığın kendine özgü çalışma şartları olan, serbest zaman kullanma imkanı bulunan, ara dinleme süresi fazla olan ve çalışılan apartmanın kapıcı dairesinde ikamet edilmesi sebebiyle özel hayat ve iş hayatının iç içe geçtiği bir çalışma biçimi olduğuna değinilen kararda, somut olayda haftalık 45 saatlik yasal çalışma süresinin aşıldığının ispatlanamadığına dikkat çekildi.

Davacının fazla çalışma yaptığını yeterli ve inandırıcı delillerle ispat edemediğine işaret edilen kararda, bu nedenle talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği hükmüne varıldı.

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/yargitaydan-kapici-karari/1357089