Tarihi Yarımada İçin ‘Koruma’ Hamlesi!

Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul’daki Tarihi Yarımada için ‘koruma’ hamlesi başlattı. Bakanlık, Tarihi Yarımada’nın korunması amacıyla alandaki kültür varlıklarının durumunu net bir şekilde ortaya koyacak envanter çalışması yapıyor.

İstanbul Tarihi Yarımada

İstanbul Tarihi Yarımada için ‘koruma’ hamlesi başladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul’daki Tarihi Yarımada için ‘koruma’ hamlesi başlattı. Bakanlık, Tarihi Yarımada’nın korunması amacıyla alandaki kültürel varlıkların durumunun net bir şekilde ortaya konulacağı ve oluşturulacak envanter doğrultusunda koruma amaçlı imar planlarının yeniden ele alınacağını duyurdu.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Bakanlık, UNESCO Dünya Miras Listesi‘nde bulunan, içerisinde Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camisi, Ayasofya Müzesi, Kapalı Çarşı gibi birçok önemli kültürel değeri barındıran Tarihi Yarımada’nın durum tespiti için harekete geçti.

Bakanlık, Tarihi Yarımada’yla ilgili kurumlarda tescilli eser listelerine yönelik verilerin birbirinden farklı olduğunu tespit etti. Bunun üzerine Bakanlık, bölgeyle ilgili ilçe belediyelerinin listelerini bir araya getirerek yeni bir envanter hazırlanması kararı aldı.

Derlenen Kültürel Varlıklar, harita üzerine yansıtıldı

Bu kapsamda ilk olarak kurumların listelerinden derlenen kültürel varlıklar, harita üzerine yansıtıldı.

Bakanlık uzmanları, bu harita ışığında Tarihi Yarımada üzerindeki kültürel varlıkların durumu ve belirlenen yerlerde olup olmadıklarına ilişkin yerinde incelemeler yapmaya başladı.

İncelemelerin tamamlanmasıyla uzun yıllar sonra Tarihi Yarımada’nın güncel durumunu, alanda ne kadar kültürel varlığın bulunduğunu net bir şekilde ortaya koyacak güncel bir envanter oluşturulacak.

Söz konusu envanter, ilgili kurum ve kuruluşlara da dağıtılacak.

Tarihi Yarımada’yı ‘Koruma’ amaçlı imar planları elden geçecek

İstanbul Tarihi Yarımada’nın korunmasını amaçlayan yeni envanter, aynı zamanda buraya yönelik koruma amaçlı imar planlarının da tekrar ele alınmasını sağlayacak.

Bakanlık uzmanları, yeni envanterin koruma amaçlı imar planlarının revize edilmesine de gerekçe olacağı görüşünde birleşiyor.

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/tarihi-yarimadayi-koruma-hamlesi-/1328026

Eyyubi Camisi Taşıma İşlemi Başladı!

Ilısu Barajı ve HES Projesi’nden etkilenen tarihi Eyyubi Camisi, Batman ilinde yapılan Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı’ndaki yeni yerine taşınmaya başladı.

Eyyubi Camisi

‘Eyyubi Camisi Taşıma İşlemi’ başladı

Batman ili Hasankeyf ilçesinde bulunan Eyyubi Camisi, Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı‘ndaki yeni yerine taşınmaya başladı.

Güneydoğu Anadolu Projesi‘nin (GAP) vizyonu olan Ilısu Barajı ve HES Projesi‘nin yapımı Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından tamamlandı. Batman’ın Hasankeyf ilçesindeki tarihi eserlerden Eyyubi (Kızlar) Camisi, projeden etkilendiği için daha önceden hazırlanan yeni yerine taşınmaya başladı.

Ilısu Barajı ve HES Projesi‘nin devreye girmesiyle su altında kalacak olan 3 bin 500 nüfusa sahip Hasankeyf’in tarihi ve kültürel varlıklarının, 3 kilometre mesafede inşa edilen Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı’na taşınması için başlatılan çalışmalar sürüyor.

Eyyubi Camisi Taşıma İşlemi 15 gün sürecek

Şu ana kadar bölgedeki bir çok tarihi eser; tarihi, çevresel ve kültürel değerlerin korunarak gelecek nesillere aktarılması kapsamında ilçedeki Yeni Kültürel Park Alanı‘na nakledildi.

Kesin inşa tarihi bilinmeyen, ancak yapı bezemesi ve planıyla 14. yüzyıl sonu ile 15. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilen eserler arasında bulunan Eyyubi Camisi de bu kapsamda taşınmaya başladı.

Hasankeyf’te bulunanlar içinde şu ana kadar taşınan ve taşınacak olan en ağır yapı olma özelliği taşıyan tarihi Kızlar Camisi‘nin bahçe duvarları, kendinden tahrikli modüler sistem (SPMT) aracı ile 6 parça halinde taşınacak.

Caminin ana gövdesinin 4 bin 600 ton ağırlığında olduğu varsayımıyla, iki ayrı parça halinde taşınması planlanıyor.

Caminin toplam 115 ton ağırlığını bulan bahçe duvarları ile kapısı, 48 tekerlekli SPMT aracına yüklendi. Araca yükleme işlemleri tamamlanan bu iki parçanın, Dicle Nehri üzerinde inşa edilen 12 kutu menfezden oluşan köprü üzerinden sabah saatlerinde geçmek suretiyle Hasankeyf Kültürel Park Alanı‘ndaki geçici koruma alanına götürülmesi hedefleniyor.

Yetkililerden alınan bilgiye göre, caminin taşınma işleminin 15 günde tamamlanması planlandı.

Kaynak; AA Muhabiri Selman Tür

Yargıtay, Vatandaş Lehine, Belediye Aleyhine Karar Verdi!

Yargıtay, belediyeleri ve vatandaşları yakından ilgilendiren önemli bir karar verdi. Yüksek mahkeme, kanalizasyon hizmeti olmayan semtteki aboneden atık su bedeli alınamayacağı hükmüne vardı.

Yargıtay

Belediye İşletmeye ‘Kaçak Tutanağı’ düzenledi

Başkent Ankara’da belediye ekipleri tarafından, bir hazır beton üretim tesisince kullanılan kuyu suyu için, sözkonusu işletmeye ‘kaçak tutanağı’ tutuldu. Beton üretim tesisi işletmecisi bunun üzerine müracaat ederek kuyu suyu abonesi oldu. Ardından bir süre sonra da şehir suyu abonesi olan tesis hakkında belediye icra takibi başlattı.

Belediyenin kendisi hakkında açtığı davaları kazanmasının ardından işletmeci, belediyenin muhtelif tarihlerde düzenlediği toplam 134 bin 250 liralık faturayı da ödemek zorunda kaldı.

İşletme Sahibi ödediği parayı iade talebinde bulundu

İşletmenin sahibi bunun üzerine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ‘belediyenin kuyu suyu aboneliği sebebiyle bedel talep etme hakkının olmadığı, ödediği paranın iadesi’ talebiyle dava açtı. Davacı, kanalizasyon hizmeti olmayan bir yerde kendisinden atık su bedeli tahsil edildiğini belirterek, beton üretiminde kullanılması sebebiyle kuyu suyundan atık su oluşmadığını kaydetti. Davacı, kanalizasyon sistemi olmayan yerde kuyu suyu ve şehir suyu için bedel istenmesinin de haksız olduğu gerekçesiyle, 134 bin 250 liranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etti.

Davalı belediye avukatı mahkemede yaptığı savunmada, dava konusu faturaların bir bölümünün ödeme tarihleri itibariyle zaman aşımına uğradığını, esas yönünden ise davacıya kuyu suyu ve iş yeri abonelikleri nedeniyle tahakkuk ettirilen bedellerin yasal olduğunu öne sürdü.

Yargıtay, Vatandaş lehine, Belediye aleyhine karar verdi

Mahkeme, Belediye Gelirleri Kanunu’ndaki ‘Belediye mücavir alan sınırlarında kullanılan yeraltı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi sularına ait ücretleri’nin Anayasa Mahkemesi tarafından 1987’de iptal edildiğine dikkat çekti.

Mahkeme, iptal kararından sonra herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığını hatırlatarak, davalı belediyenin tarifeler yönetmeliğine dayanarak kuyu suyu ücreti talep etmesinin yasal olmadığı kararını verdi. Kararda ayrıca, davacının işletme adresinde kanalizasyon hattının olmamasına rağmen atık su bedeli tahsilinin de yasaya aykırı olduğu belirtildi.

Mahkemenin haksız bulduğu belediye, kararı temyize taşıdı. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, kuyu suyundan bedel istenebileceğini belirterek kararı bozdu.

Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dava dosyasını yeniden değerlendirdi ve ilk kararında ısrarcı oldu. Bu kez devreye Yargıtay 3. Hukuk Dairesi girdi. Daire emsal nitelikte bir kararla , belediyenin sırf kendi tarife yönetmeliğine dayanarak bedel talep edemeyeceğine hükmetti. Kararda; kanalizasyon sisteminin bulunmadığı yerde atık su bedelinden bahsedilemeyeceğine dikkat çekildi. Kararda;

Tarifeler Yönetmeliği‘ndeki düzenleme uyarınca, kanalizasyon hizmeti verilmiş gibi atık su bedeli tahakkuk ettirilmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Mahkemenin davanın kabulüne yönelik direnme kararı yerindedir. Mahkeme hükmünün onanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.” denildi.

Kaynak; https://www.haberturk.com/yargitay-dan-belediyelere-kotu-vatandasa-iyi-haber-2235052-ekonomi

700 Yıllık Tarihi Osmanlı Köyü Cumalıkızık!

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan 700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık, İş adamı Murat Uysal’ı kendisine bağladı. İş adamı Uysal, emekli olduktan sonra Cumalıkızık’ta harabe bir konağı alıp restore ettirdi.

700 yıllık Osmanlı köyü Cumalıkızık

700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık’ta Osmanlı konağı satın alıp restore ettirdi

700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık, 42 yılını İstanbul‘da gıda sektöründe geçiren iş adamı Murat Uysal’ı cezbetti. Uysal, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nce (UNESCODünya Mirası Listesi‘ne alınan Cumalıkızık‘ta harabeye dönmüş bir Osmanlı konağını satın alıp restore ettirdi. Tarih meraklısı iş adamı Uysal, konakta hem yaşıyor hem de turizm hizmeti sunuyor.

AA muhabirinin yaptığı habere göre Murat Uysal, İstanbul’daki şirketini kardeşlerine devrettikten sonra hayalindeki emekliliği yaşamak için 5 yıl önce, Cumalıkızık’ta yıkılmak üzere olan harabe şeklindeki bir Osmanlı Konağı‘nı satın aldı. Uysal, mimar kardeşinin yardımıyla yaklaşık 4 yıllık süreçte konağı aslına uygun olarak restore ettirdi.

İş adamı, ciddi maliyetle aslına uygun olarak yenilediği, tarihe uygun eşyalarla donattığı konağın üst katında kendisi yaşarken, zemin katı ve bahçesinde de müşterilerine hizmet veriyor.

Uysal, “Cumalıkızık, 700 yıllık bir Osmanlı köyü. Çok fazla özellikleri var. Manevi duyguları tarihle birleştirdiğimizde çok güzel bir hayat ortaya çıkıyor. Buraya çok çabuk alıştım. Sanki 50 yıldır burada yaşıyor gibiyim. Yörenin insanları çok sıcakkanlı.” dedi.

Konağı harabe vaziyette aldık

Konağın restore edilmesinde kardeşinin emeğinin büyük olduğunu anlatan Uysal, şunları söyledi;

“Benim böyle bir işletme hayalim vardı. Kardeşim çok emek verdi. Onun emeklerinin heba olmasını istemedim. Konağı aldığımızda harabeydi. Çatısı yok gibiydi. Giriş kısmı ahır, bir tarafı da samanlıktı. Üst kısmındaki evde ise yaşlı bir ninemiz vardı, o vefat etti. Burasının benim yaşam alanım olduğunu daha iyi anladım. Emekliliğimin tadını güzel şekilde çıkarabileceğimi, insanlara tarihle ilgili bir şeyler anlatabileceğimi düşündüm.”

Restorana ‘Diriliş Konağı’ adını verdiğini ifade eden Uysal, “Ben hep bir arayış içindeyim. Yaşlılarla oturup sohbet etmeyi severim. Yaşlılarımız bizim için tarihi birer hazine. Cumalıkızık yolları Osmanlı’nın ince düşüncesiyle yapılmış mühendislik harikası. Ortasından geçen kanalcık var. Gelen suların bu kanalcıktan akması sayesinde kimsenin evine su girmez.” diye konuştu.

Uysal, restorasyonun 4 yıl sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Her türlü izini alındıktan sonra tarihi dokuya zarar vermeden aslına uygun restore edildi. Bahçesinde de çevre dizaynı yaptık. Yaklaşık 900 metrekare civarında. İş adamlığını bırakıp emekliliğin de tadını çıkarıyorum. Restoranımızda da kahvaltı ve yemek türlerini sunuyoruz. Özellikle köy kahvaltımızda doğal ürünlere ağırlık veriyoruz. Bölgede kırsal alanlarda yaşayanlarca yapılan ürünleri veriyoruz kahvaltıda. Gözleme için hazır yufka kullanmıyor, burada çalışan kadınlarımız anlık olarak açıyor. Doğum günü ve özel günlerde de halkımıza hizmet veriyorum. Üst katında da kendim yaşıyorum.”

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/tarih-meraki-700-yillik-osmanli-koyune-yatirim-yaptirdi/1316191

Belediye, AVM ve Oteller ‘Sıfır Atık Sistemi’ ne geçiyor! 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan ‘Sıfır Atık Sistemi’ Yönetmelik Taslağına göre; Kamu Kurum ve Kuruluşları, İş Yerleri ve Eğitim Kurumları 2019’da zorunlu olarak ‘Sıfır Atık’a geçecek.

Sıfır Atık Sistemi

 ‘Sıfır Atık Sistemi’ Yönetmelik Taslağı görüşe sunuldu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Sıfır Atık Sistemi’ Yasa Taslağının hayata geçmesi halinde;

  • Belediyeler
  • Alışveriş Merkezleri
  • Terminaller (havalimanı, liman, marina, otogar, tren garı),
  • Organize Sanayi Bölgeleri (OSB),
  • Bin ve üzerinde çalışanı olan kamu kurum ve kuruluşları,
  • 100’den fazla öğrencisi bulunan eğitim kurumları (okullar, üniversiteler, yurtlar),
  • 100 üzeri çalışanı olan iş yerleri, sanayi kuruluşları, 4 ve 5 yıldızlı oteller
  • 50 ve üzeri yatak kapasitesine sahip sağlık kuruluşları

için 2019 yılında Sıfır Atık Belgesi almak suretiyle Sıfır Atık Sistemi‘ne geçme zorunluluğu getiriliyor.

Sıfır Atık Sistemi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilecek olup, uygulamaya ilişkin yönetmelik taslağı görüşe açıldı.

Yönetmelik taslağında Sıfır Atık Yönetim Sistemi‘nin kurulması ve Sıfır Atık Belgesi verilmesine ilişkin;

  • atık oluşumunun önlenmesi,
  • önlemenin mümkün olmaması durumunda atığın en aza indirilmesi,
  • yeniden kullanıma öncelik verilmesi,
  • kaynakların verimli kullanılması,
  • atığın kaynağında ayrı toplanması,
  • etkin toplama sisteminin kurulması ve
  • atıkların geri dönüşümü/geri kazanımının sağlanması

için gerekli usul ve esaslar düzenleniyor.

Taslakta,

  • Sıfır Atık Yönetim Sistemi‘ne ilişkin planlanan genel ilkeler, görev, yetki ve yükümlülükler ile
  • Sıfır Atık Belgesi verilmesine ilişkin esas ve kriterlerin belirlenmesi, başvuruların alınması ve değerlendirilmesine yönelik esaslar yer alıyor.

Kimler, ne zaman geçecek?

Kurum ve kuruluşların Sıfır Atık Sistemi’ne geçişine ilişkin planlanan takvime göre;

  • 2019 yılında; yukarıda saydığımız kurum ve kuruluşlar Sıfır Atık Sistemi’ne geçecek ve Sıfır Atık Belgesi almak zorunda kalacaklar.
  • 2020’den itibaren sisteme dahil olacak ve belge alacak kurum ve kuruşlar;
    • 500 ile 1000 arası çalışanı bulunan kamu kurum ve kuruluşları,
    • 100 ve daha az öğrencisi olan eğitim kurumları (okullar, üniversiteler, yurtlar)
    • 100 ve daha az çalışanı olan iş yerleri, sanayi kuruluşları, hızlı yemek (fast food) işletmeleri, turizm işletme belgesine sahip yerler (restoranlar dahil),
  • 2021’den itibaren 500’den az çalışanı olan kurum ve kuruşlar sisteme dahil olacak ve belge alacaklar.

Belirtilen tarih öncesinde belge almak isteyenler ile bunların dışındaki yerler ise talep etmeleri halinde Sıfır Atık Belge müracaatında bulunabilecek.

‘Sıfır Atık Sistemi’ için Belediyelere büyük sorumluluk düşüyor

Atıkların toplanması veya toplattırılmasından, bu doğrultuda toplama altyapısının oluşturulmasından; Sıfır Atık Yönetim Sistemi‘ni uygulayan büyükşehir ilçe belediyeleri, il ve ilçe belediyeleri sorumlu olacak. Bu nedenle sözkonusu yerel yönetimler, taslakta belirtilen ön şartları yerine getirmek zorunda kalacak.

Belediyeler, her 250 bin nüfusa bir adet olacak şekilde, Bakanlığın belirlemiş olduğu esaslara uygun olarak, birinci sınıf Atık Getirme Merkezi kurmak mecburiyetinde.

En az ikili toplama sistemi kapsamında atıkların ayrı biriktirilmesi için oluşan atık miktarını karşılayacak kapasiteye sahip olacak şekilde;

  • 400 bin ve üzeri nüfusa sahip belediyelerde her 100 konut veya her 400 metrede,
  • 100 bin-400 bin arası nüfusa sahip belediyelerde her 150 konut veya her 500 metrede,
  • 100 bin ve altında nüfusa sahip belediyelerde ise her 200 konuta veya her 600 metrede en az birer set halinde Biriktirme Ekipmanı yerleştirilecek.
  • Ayrıca her 10 mahalleye 1 adet Mobil Atık Getirme Merkezi yerleştirilmesi de ön şartlar arasında yer alıyor.
  • 6360 sayılı Kanun ile köyden mahalle olan yerler için; her 20 mahalleye 1 mobil atık getirme merkezi yerleştirilmesi şeklinde olacak.
  • Belediyelerce sokaklara, caddelere de ihtiyaca göre atık cam kumbaraları yerleştirilecek.
  • Konutlardan atıkların toplanması veya toplattırılması, bunun için gerekli poşet veya ekipmanı da temin edecek.
  • Belediyeler ayrıca atık pil, bitkisel atık yağ, atık elektrikli ve elektronik eşya ile diğer atıkların atık üreticisi tarafından, toplama noktalarına, Atık Getirme Merkezlerine veya çevre lisanslı atık işleme tesislerine gönderilmesi hususunda gerekli bilgilendirmeleri yapacak.

Geri kazanılabilir tüm atıkların toplanması amacıyla bu atıklara yönelik toplama günleri belirleyerek, toplama programı hakkında halkın bilgilendirilmesi ve bu program çerçevesinde atıkların toplanması veya toplatılmasını da sağlayacak olan belediyelerin, sınırları genelinde uygulanan Sıfır Atık Yönetim Sistemi‘ne ilişkin verileri de kayıt altına alma sorumluluğu olacak.

Öte yandan biyobozunur atıkların ayrı toplanarak geri kazanımı konusunda gerekli çalışmalar ve Sıfır Atık Yönetim Sistemi’nin uygulanması konusunda farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları da belediyelerce yapılacak.

Puanlama kriterleri ve Sıfır Atık Belgesi seviyeleri olacak

Taslağa göre puanlama kriterleri ve Sıfır Atık Belgesi seviyeleri de “gümüş”, “altın” ve “platin” olarak belirlenecek. Belediyelerin puan tablosu, Sıfır Atık Yönetim Sistemi‘ne geçilmeden önceki yılın verisi esas alınarak hesaplanacak.

Buna göre, düzenli depolamaya veya yakmaya giden atık miktarındaki azalma oranı;

  • yüzde 0-20 arasındaysa belge seviyesi,”Gümüş”,
  • yüzde 21-50 arasındaysa “Altın”,
  • yüzde 51-90 arasında ise “Platin” olacak.

Konutlara belge zorunluluğu yok

Konutlar belediyenin Sıfır Atık Yönetim Sistemi içerisinde değerlendirileceği için, ayrıca Sıfır Atık Belgesi düzenlenemeyecek.

Kağıt-karton, cam, metal, plastik ve kompozit türü geri kazanılabilir atıklar ile diğer atıklar farklı poşet veya ekipmanda biriktirilecek ve ayrı olarak toplanacak.

Sistem kapsamında;

  • geri kazanılabilir atıklar için “mavi”,
  • kompostlanabilir atıklar için “kahverengi”,
  • cam atıkları için “yeşil” ve
  • diğer atıklar için “gri” renk

ekipman veya işaretleme kullanılacak.

Sıfır Atık Belgesi’ne sahip yerler 2 yılda bir il müdürlükleri tarafından denetlenecek.

Ayrıca kamu kurum/kuruluşları ve ilgili sektörel temsilcilerden oluşacak “Sıfır Atık Koordinasyon Kurulu” oluşturulacak. Kurul, yılda en az bir kere Bakanlığın belirleyeceği gündemle Bakanlık temsilcisinin başkanlığında toplanacak ve yönetmelik doğrultusunda yürütülen çalışmaları ve uygulamaları değerlendirmek suretiyle tavsiye kararları alacak.

Sıfı Atık Sistemi Projesi büyük kazanım

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum yaptığı açıklamada, Sıfır Atık Sistemi Projesi’nin hayata geçmesiyle önemli kazanımlar elde edildiğini vurguladı.

Bakan Kurum, Sıfır Atık Yönetmeliği ile yayımlanacak projeyi bütün ülkeye yaymayı hedeflediklerini belirtti. Kurum; “Bu noktada en önemli konu, yerel yönetimlerin projeyi sahiplenmeleridir. Artık belediyelerimizin sadece evsel atıkları toplaması ve düzenli depolaması yetmez. Belediyelerimizin kağıt-karton, plastik, metal cam gibi geri kazanılabilir atıklar için ayrı bir toplama sistemi kurmaları gerekmektedir. Bu uygulamayı hayata geçirmeleri için belediyelere 2019 yılı sonuna kadar süre verdik. Konunun takipçisi olacağız.” dedi.

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/turkiye/belediye-avm-ve-otellere-sifir-atika-gecme-zorunlulugu-393515.html

Yalova Kent Ormanı Sonbaharda Ayrı Güzel!

Yalova ili Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye beldesinde bulunan 95 hektarlık Kent Ormanı, sonbaharın güzelliklerini görmek isteyen ziyaretçiler ile fotoğraf ve doğa tutkunlarına eşsiz manzara sunuyor.

Yalova Çınarcık Teşvikiye Kent Ormanı

Teşvikiye Kent Ormanı, Güney Marmara’nın önemli turizm merkezlerinden

Yalova ili, Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye beldesinde bulunan Kent Ormanı, yerli ve yabancı turistler yanında, fotoğraf ve doğa tutkunlarının gözleri önüne sonbaharın tüm güzelliklerini sermekte.

AA muhabirinin derlediği habere göre; Kent Ormanı, sonbaharın sonuna gelindiği şu günlerde turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Yalova kent merkezine 29 kilometre mesafedeki orman, günübirlik ziyaretçilerin yanında, kamp alanlarını dolduran doğa yürüyüşü gruplarının da uğrak yeri oluyor.

2005 yılında 95 hektar alanda kurulan Teşvikiye beldesindeki Kent Ormanı, sonbaharın güzelliklerini görmek isteyen yerli ve yabancı ziyaretçilere ilave olarak, fotoğraf ve doğa tutkunlarının da adeta akınına uğruyor.

Kent Ormanı’nda yerli turistlere ilave olarak Avrupalı ve Arap Turistlerin ilgisini çeken;

  • çok sayıda şelale,
  • 2 kilometrelik yürüyüş patikası,
  • çocuk oyun ve spor alanları,
  • piknik yerleri,
  • asma köprü ve
  • seyir terasları ziyaretçilerine hoş vakit geçirme imkanı sunuyor.

Ziyaretçiler, ıhlamur, kestane, meşe, gürgen, kayın ve çam ağaçlarının oluşturduğu ormanın yanı sıra Büyük ve Küçük Dipsiz Göl ile Delmece Yaylası‘nı gezmek suretiyle, eşsiz güzelliklere şahitlik edebiliyor.

Gelin ve damatların fotoğraf çekimi için ise, Erikli Şelalesi açık hava stüdyosu olarak hizmet veriyor.

Huzur ve oksijen kaynağı

9 yıldır Kent Ormanı’ndaki bir restoranın işletmeciliğini yapan Saime Damar, özellikle hafta sonları yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaştıkalrını ifade etti. Damar, ziyaretçilerin yaptıkları köy yemekleri ve ekmeğine ilgilerinin olduğunu kaydetti. Damar; “Gelenler çok beğeniyor. Burası Ormanı ile, şelaleleri ile, gerçekten çok güzel bir mekan. Huzur ve bol oksijen arayanlar, piknik yapmak isteyenler gelebilirler. Ailece herkesi bekleriz.” dedi.

İstanbul’dan hafta sonu tatillerini geçirmek için Kent Ormanı’na ilk kez gelen Onur ve Nurdan Oktay çifti ise, doğum günü nedeniyle burayı tercih ettiklerini dile getirdi.

Onur Oktay, “Değişiklik yapalım dedik. Şelalesi, doğal güzellikleri ile harika. Kent Ormanı sonbaharda ayrı bir güzelliğe sahip.” şeklinde ifade etti.

Nurdan Oktay da Kent Ormanı’nı herkesin mutlaka görmesi gerektiğini belirterek, “Burası resmen saklı bir cennet gibi çok güzel.” dedi.

Çayırova İlçesine Uçak mı Düştü?

Kocaeli ili Çayırova ilçesine restorana dönüştürülmek üzere getirilen Airbus A340 tipi uçağı görenler, yolcu uçağının düştüğünü sanıyor.

Kocaeli Çayırova Uçak Restoran Kafe

Çayırova ilçesine Uçak mı düştü?

Uçuş ömrünü tamamlayan ‘Airbus A340’ tipi yolcu uçağı, restorana dönüştürülmek üzere Kocaeli‘nin Çayırova ilçesine getirilmek suretiyle montajı tamamlandı.

Uçağın parçaları gece saatlerinde 14 TIR’la bölgeye nakledildi. Çayırova Belediye Başkanı Şevki Demirci, getirilen uçak parçalarını gören vatandaşların ilçeye uçak düştüğünü sanarak heyecanla kendisini aradıklarını ifade etti.

Uçak Park

Şekerpınar Mahallesi’nde Çayırova Belediyesi tarafından 14 bin metrekare alan içerisinde ‘Uçak Park‘ adı altında sosyal yaşam merkezi oluşturuyor.

Çayırova Belediye Başkanı Şevki Demirci; “Uçağımızı buraya çok zor şartlarda getirdik. Büyük bir uçak olduğu için parçaları 14 TIR ile ancak getirildi. Uçağı buraya nakli sırasında gece saat 02.00 sularında vatandaşlarımızdan bir tanesi panik içerisinde beni arayarak ‘Sayın başkanım, Şekerpınar’a uçak düştü’ dedi. Ben de telaşlanarak hemen konu ile ilgili bilgi aldım. Vatandaş meğerse bizim getirdiğimiz uçaktan bahsediyormuş. Ayrıca ilçede parçaları gören birçok vatandaş da bir uçak düştü zannetmiş. Uçağın montajı yaklaşık 2 ay kadar sürdü. Uçak Park projesini kısa bir süre içerisinde hayata geçirmeyi planlıyoruz.” dedi.

Uçuş ömrü sona eren 300 yolcu kapasiteli ‘Airbus A340’ tipi yolcu uçağı İstanbul’dan parçalar halinde Uçak Park proje alanı içerisine getirilerek montajı tamamlandı. Yaklaşık 3 ay sonra açılması planlanan park dahilinde alışveriş merkezi, park alanları, otopark, çocuk oyun alanları da yer alacak.

Çayırova Uçak Park 14 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor. 

Uçak Restoran Kafe‘nin bulunacağı alanın bölgeye büyük değişiklik sağlayacağını belirten Başkan Demirci, “Şekerpınar bölgemiz, sanayi ağırlıklı bir bölge ve burada yaşam alanı oldukça az. Onun için biz de burada böyle değişik bir proje düşündük. 300 kişilik bir A340 uçağı aldık. Bu uçağın içini kafeterya, etrafında da dükkanlar, çarşılar yaparak bir yaşam alanı oluşturma hedefimiz var.

Yaklaşık 14 bin metrekarelik bir alandan oluşan mekanın dekorunun oluşması, sahanın oluşması epey zaman alıyor. Ancak bittiği zaman insanların gelip çay içebileceği, yemek yiyebileceği değişik konseptte bir yaşam merkezi olacak. İçerisinde 25-30 civarında dükkanımız, parklarımız vs. olacak. Güzel bir proje olacağını umuyoruz.” diye konuştu.

İstanbul’dan ziyaretçilerimiz gelecek

Çayırova ilçesinin İstanbul ile sınır olduğunu vurgulayan Demirci, Uçak Restoran Kafe‘nin de sınıra yapıldığını belirtti.

Demirci; “Biz bölge olarak ulaşım güzergahlarının tam merkezindeyiz ve burası büyük şirketlerin bulunduğu bir alan. Şekerpınar bölgesinde sabah ve akşam saatlerinde ciddi bir trafik yoğunluğu yaşanıyor. 10 bin servis aracının girdiği bir bölgeden bahsediyoruz.

Beyaz yakasıyla, mavi yakasıyla, çalışanıyla beraber İstanbul’a entegre olmuş bir ilçeyiz. Bu kadar yoğun insan kitlesinin olduğu bir yerde yaşam alanları oluşturmak zorundayız. Burası zaten bir cazibe merkezi, sanayinin göbeği burası. Emin olun İstanbul bizden çok daha iyi biliyordur bizim bölgemizi, sınır olarak da baktığınız zaman İstanbul’un içindeyiz zaten.

Eminim İstanbul’dan da çok sayıda vatandaş uçağımızı ziyarete gelecektir.” şeklinde heyecanını ifade etti.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/restoran-olacak-ucagi-gorunce-dustugunu-saniyorlar/haber-1607876

Çal Mağarası, Dünyanın En Uzun İkincisi! 

Trabzon’un Düzköy ilçesindeki Çal Mağarası, Dünyanın en uzun ikinci mağarası olma özelliği taşıyor. Bu yıl ziyaret edenlerin sayısının 150 bini geçtiği mağaraya ilgi, sonbahar mevsiminde de devam ediyor.

Çal Mağarası

Trabzon ili Düzköy ilçesi, Çal Mağarası

Trabzon‘un Düzköy ilçesi Çal Mahallesi’nde bulunan Çal Mağarası, denizden bin 100 metre yükseklikte bulunmaktadır.

2000 yılında Trabzon İl Özel İdaresi tarafından çeşitli düzenlemeler yapılarak, 2003 yılında halkın ziyaretine açık hale getirildi.

Mağaranın, kireçtaşları içindeki çatlak-fay sistemlerine bağlı olarak geliştiği belirtildi. Bugünkü şekline iki aşamada ulaştığı ifade edilen mağaranın içindeki yer altı nehrinin taşıdığı su, mevsimsel olarak değişmekte. Yağışlı mevsimlerde mağaranın içindeki suyun derinliği 50 santime kadar yükselirken, yaz aylarında bu seviyenin 25-30 santime kadar düştüğü gözlemlendi.

Doğu Karadeniz Bölgesi, Trabzon ilinde bulunan mağaranın içerisindeki yürüyüş platformu, aydınlatma, alarm sistemi, kamera sistemi çalışmaları Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülmektedir. Mağaraya gelenlerin yüzde 80’ini Körfez ülkelerinden gelen Arap turistlerin oluşturduğu ifade edildi.

Kültürel Varlıklarımızı korumalıyız

Çalışma esnasında ziyaretçilerin olumsuz etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alındığı mağarada, bazı vatandaşların sarkıtlara yazı yazmaları ise tepkilere neden oldu. Vatandaşlar, tarihi kültürel varlıklarımızın korunmasında hepimize görev ve sorumluluk düştüğünü ifade ettiler.

Trabzonlu olmalarına rağmen mağarayı ilk kez gördüklerini dile getiren bazı ziyaretçiler, internetten araştırarak mağarayı ziyarete geldiklerini belirttiler. Bazıları ise sonbahar mevsiminde bile mağaranın ayrı bir güzelliğe sahip olduğunu dile getirdi.

Kaynak; http://www.iha.com.tr/foto-dunyanin-en-uzun-ikinci-magarasi-ziyaretci-akinina-ugruyor-18421/

Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez!

Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez. Tunceli’nin Nazımiye ilçesinde, teröristlere yönelik operasyonda olumsuz hava koşullarından etkilenen 2 askerimiz şehit oldu.

Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez.

Şehitlerimiz için Elazığ’da tören düzenlendi.

Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez.

Tunceli Jandarma Komutanlığınca,

Nazımiye kırsalında terörist unsurlara yönelik gerçekleştirilen operasyon sırasında,

2 kahraman askerimiz,

olumsuz hava koşullarından etkilenerek hipotermi tanısıyla kaldırıldıkları

Tunceli Devlet Hastanesi‘nde şehit oldular.

Kahraman Şehitlerimiz;

Jandarma Uzman Çavuş Ferruh Dikmen ve

Jandarma Uzman Çavuş Asım Türkel‘in

cenazeleri törenin yapıldığı Elazığ Havalimanı‘na getirildi.

Şehitlerin Türk bayrağına sarılı naaşları, meslektaşlarının omuzlarında katafalka konuldu, öz geçmişleri okundu, saygı duruşunda bulunuldu.

Elazığ Müftüsü Yusuf Sarıkaya şehitler için dua etti.

Aziz şehitlerimize Ali makamlar,

Kahraman gazilerimize de sağlık, sıhhat ve hayırlı ömürler diliyoruz.

Unutulmasın ki;

kıyamet sabahına kadar bu Aziz millet İslam sancağını yeryüzünde dalgalandırmaya devam edecektir, Allah (CC)’ın izni ve yardımı ile.

Kaynak; https://www.trthaber.com/haber/turkiye/tunceli-sehitleri-memleketlerine-ugurlandi-391271.html

4 Bin Yıl Önce Kadınlar Ticaret Yapıyordu!

Kayseri de bulunan, Anadolu’nun en eski uluslararası ticaret merkezi Kültepe Ören Yeri’nde çıkan belgelere göre, 4 bin yıl önce Kadınlar ticaret yapıyordu. Bu amaçla kullanmak üzere kendi adlarına mühür basmışlardı.

Kültepe Ören Yeri’nde 4 bin yıl önce kadınlar ticaret yapıyordu

4 bin yıl önce Kadınlar Ticaret yapıyordu

Anadolu‘nun en eski uluslararası ticaret merkezi, Asur Ticaret kolonisi Kaniş-Karum‘da kazılarda ortaya çıkan belgelere göre, 4 bin yıl önce kadınlar ticaret yapıyordu. Kadınların, ticari anlaşmalarında kullanmak üzere kendi adlarına mühür bastıkları ortaya çıktı.

Hititlerin Anadolu’da kurduğu ilk kent olan Kültepe Ören Yeri, Kayseri-Sivas Karayolu‘nun 24’üncü kilometresindedir. Kentin kalıntısı olan höyük ve etrafında onu saran Karum‘dan oluşan ören yerinde programlı ve sistemli kazı çalışması, 1948 yılında başladı.

İlk sistemli kazı 1948 yılında başladı

Kazılarda elde edilen 4 bin yıl önceye ait çivi yazılı tabletler Anadolu‘da kadının ticarette, sosyal hayatta, ekonomide nasıl bir rol oynadığını gösteriyor. Anadolu arkeolojisinin önemli ismi Prof. Dr. Tahsin Özgüç, 1948 yılında başlayan, 2005 yılındaki ölümüne kadar kesintisiz 55 yıl devam eden kazılara başkanlık etti.

Kültepe’de kazılar, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığında sürdürülüyor. Kazı çalışmalarında bugüne kadar 23 bin 500 çivi yazılı tablet, 20 bin adet de arkeolojik eser bulundu. Bu yıl 26 Haziran’da başlayan kazı çalışmaları geçtiğimiz ay sona erdi.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi‘nin desteğiyle sürdürülen bu yılki kazılarda; 2’si tablet 76 eser ile 4 bin-4 bin 500 yıllarında yapılmış idari yapıların köşeleri ortaya çıkarıldı. Asur ticaret kolonilerinin başkenti Kaniş Krallığı‘nın merkezi Kültepe’de, toplamda 23 bin 500 civarında bulunan çivi yazılı belgeler, Anadolu yerlilerinin sosyal hayatına dair ışık tutmakta.

Kaniş Krallığı‘nın merkezi Kültepe Ören Yeri

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ‘Şehir’ dergisi

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, bu konudaki birikimlerini Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Şehir’ dergisine yazdı.

Kulakoğlu yazısında; “Bu çağda Anadolu’da kadın ve erkek eşitliği sosyal hayatın özünü oluşturmaktadır. Kadın, iş ve yönetimde de bu sistem içinde kendine yer bulmuştur. Devletin başında kraliçenin görev alması gibi. Yerliler arasındaki kadın ve erkek eşitliğini kanıtlayan evlenme ve boşanma mukaveleleri, karşılıklı anlaşma esasına göre düzenlenmişlerdir. Evli kadınlar, kendi adlarına anlaşma yapar, onları mühürlerlerdi.

Birçok borç belgesi karı-koca tarafından mühürlenmiştir. Alacaklı, borçlunun eşini de borçlu sayar, onun garantisini isterdi. Kadınlar, evli veya bekâr olsunlar, kontrata dayanan anlaşmalara ve hukuki işlere karışırlardı. Bu durum, Anadolu’da o tarihlerde kadına verilen değeri ortaya koydu.” dedi.

Kültepe, Dünyanın ilk Organize Ticaret Merkezi

Anadolu tarihini 6000 yıl önceye dayandıran belgelerin gün ışığına çıkarıldığı Karum’dan oluşan Kültepe Ören Yeri; yönetim binalarının, dini yapıların, ev, dükkan ve atölyelerin kalıntılarından oluşuyor.

Asurların kurduğu büyük ticaret kolonileri Karumların merkezi Kültepe’deki Karum’du ve diğerlerini buradan yönetiyordu. Anadolu’daki ilk yazılı tabletler, dünyanın ilk organize ticaret merkezi olan Kültepe’de bulundu. Asur çivi yazısı ile oluşan bu tabletler arasında, zamanın tüccarlarının, halkının ve yöneticilerinin siyasi ve hukuki ilişkilerini gözler önüne seren mektuplar, senetler, mühürler ve anlaşma metinler yer aldı.

Ticaret yolu üstünde stratejik öneme sahip Kültepe, bu özelliğini yüzlerce yıl sürdürmüş. Kayseri’nin Selçuklu ve Osmanlı Dönemi’nde İpek Yolu’nun bir parçası, günümüzde de Türkiye’nin ticaret alanında en aktif şehirlerinden olması da Kültepe ile başlayan bu ticari hareketliliğin devamı olmuştur.

Dünyaca meşhur açık hava müzesi

Dünyaca meşhur bu açık hava müzesi, ilk olarak 1881’de dikkat çekti, 1925’te Kültepe’nin önemli bölümlerinden biri olan Karum keşfedildi. 1948 yılından beri Türk Tarih Kurumu ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına bölgede yapılan kazılar sonucu Kültepe’de Asur, Genç Hitit, Helen, Roma, Pers ve Tabal dönemlerine ait eserler ve bulgular ele geçirildi.

Günümüzden 4 bin yıl önce Anadolu’da kadının önemli bir yere sahip olduğunun çivi yazılı tablet ve mühürlerden anlaşıldığına dikkati çeken Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, ‘Kültepe tabletlerinde 4 bin yıl önce, Anadolu’da ve Mezopotamya’da kadının hem ailedeki yeri hem ekonomik faaliyetleri ve hem de idari görevleri çok açık bir şekilde ortaya konmaktadır.

Şehir devletlerinin yönetimlerinde kralların yanında kraliçelerin de söz sahibi oldukları hakkında çeşitli metinler bulunmaktadır. Bu konuda çok dikkate değer bir tablet yukarıda bahsedilen mahkeme zaptının tutulduğu tablettir. Burada Anadolu’da ismi belirtilmemiş bir krallığın kral ve kraliçesinin yan yana, kendilerine gelen heyeti kabulleri ve kararları anlatılmaktadır’ dedi.

Kadınların Yönetimdeki Rolü

Kulakoğlu, kadınlarla ilgili tabletlerden çıkan bölümleri şöyle sıraladı; “Kaniş-Kārumu’nda oturmuş Asurlu tüccarlarla bunların Asur’daki kadın yakınları arasındaki yazışmalar, bazı kadınların, kocalarının veya kardeşlerinin yanında aktif bir biçimde ticarî hayatın içinde yer aldıklarını ortaya koymaktadır. Erkek karşısında hukuku gözetilen ve ülke yönetiminde söz sahibi olan kadınlar ticaret yapıyordu.

Çeşitli ticarî konuların dile getirildiği bazı mektuplardan karı-koca, baba-oğul veya kardeşler arasındaki yazışmalarda, bazen asıl konu dışına çıkılarak satır aralarına sıkıştırılmış bazı ifadelerden bu tüccar aile fertlerinin birbirleriyle ilişkileri, aralarındaki anlaşmazlıklar ve çıkar çatışmaları hakkında bilgi sahibi oluyoruz.”

‘Eldeki evlenme-boşanma kayıtlarından, tarihi devirlerin başlangıcında Anadolu’da kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduklarını biliyoruz. Asurlular Anadolu’da yerli bir kadınla evlenebiliyorlardı. Bu durumda ikinci bir eş almaları yasaklanmıştı. Ancak, Asur’da ‘qadiştum’ denilen bir kadınla belki geçici bir evlilik yapabilecekleri kaydedilmektedir.

Kültepe’de bulunmuş Kt. v/k 77 no’lu bir mektupta, mektubu yazan Azia isimli şahıs üç kardeşine, Asur’daki kız kardeşlerinin, babalarının vasiyetnamesini öğrenmek için kendisini taciz ettiğini bildirmektedir. Mektubun devamından anlaşıldığına göre, kız, Anadolu’daki ağabeylerinin gelmedikleri bahanesiyle oyalanmakta ve herhalde, babalarından kalan bazı mallar kendisinden gizlenmek istenmektedir.’

Kaynak; https://www.dha.com.tr/foto-galeri/kadinlar-4-bin-yil-once-ticari-anlasma-yapip-muhur-basiyordu/haber-1605936/p-1