Bakanlıktan Belediyelere “Bisiklet Yolu” Desteği

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılmasını ve gürültü kirliliğinin yarattığı tahribatın önlenmesini hedefliyor. Bu amaçla belediyelere “Bisiklet Yolu” için maddi destek sağlayacak.

bisiklet yolu


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, daha yeşil ve yaşanabilir şehirler hedefi kapsamında projelerine hız verdi.

Bu kapsamda Bakanlık, ilgili kuruluşu İLBANK AŞ ile iş birliğiyle ‘100 günlük eylem planı‘ında yer alan eylemlerini hayata geçirmek için çalışmalara başladı.

Çevrenin korunması ve ekonomiye katkı amaçlanıyor

Program içerisinde yer alan “bisiklet yollarının desteklenmesi” ve “gürültü bariyerleri yapımı” konularında da çalışmalarını hızlandıran Bakanlık, belediyelere destek sağlayacak.

Trafikten kaynaklanan hava kirliliğinin azaltılması, gürültü kirliliğinin önlenmesi, küresel ısınmanın olumsuz etkilerini en aza indirerek çevrenin korunması ve ekonomiye olumlu katkı sağlanmasını amaçlıyor. Bunun için 3 bin kilometrelik “bisiklet yolu” yapımı için belediyelere maddi destek verilecek.

Gürültü kirliliğine bariyerli önlem

Belediyelere ayrıca, ulaşımdan kaynaklanan gürültüye maruz kalanların beden ve ruh sağlığını koruyabilmek amacıyla da 5 yılda 60 bin kilometre “gürültü bariyeri” yapımı konusunda destekte bulunulacak.

Birincil amaç sağlıklı ve çevreci yaşam hedefiyle halkın daha rahat yürüyüş yapabileceği 3 bin kilometre yürüyüş yolunun yapılmasıdır. Bunun yanı sıra Çevre Dostu Sokak Projesi ile de vatandaşların günlük stresini atabileceği, sportif araçların da yer alacağı yaşam alanları oluşturulacak.

Söz konusu eylemleri hayata geçirmek üzere destek verilecek projeler için “tip proje” hazırlık çalışmalarına başlayan Bakanlık, protokol hazırlıklarını da sürdürüyor.

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/turkiye/bakanliktan-belediyelere-bisiklet-yolu-destegi-381484.html

Topkapı Sarayının Müze Alanı 5 katına Çıkıyor!

Yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu Hanedanına ev sahipliği yapmış Topkapı Sarayı tarihinin en büyük restorasyonuyla yenileniyor. 80 bin metrekare olan Topkapı Sarayının müze alanı çalışmalar sonunda 400 bin metrekareye ulaşacak. 

Osmanlı


Restorasyonu tamamlanan yapılar ve yenilenen sergi salonları ziyaretçilerle buluşmaya başladı. Son olarak III. Ahmed Kütüphanesi, Altın Yol ve Matbah-ı Amire/Saray Mutfaklarının ziyarete açıldığı sarayda önümüzdeki günlerde ise Saray Mutfakları’nın Koğuşları, Hamamı, Mescidi ve Kalayhanesi; Padişah, şehzade ve sultanların kıyafetleri ile aksesuarlarının sergileneceği Seferli Koğuşu açılacak.

“TOPKAPI SARAYININ MÜZE ALANI 400 BİN METREKARE OLACAK”

Çalışmaları yürüten Topkapı Sarayı Müze Müdürü Ayşe Erdoğdu, İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürü Dr. Olcay Aydemir ve Topkapı Sarayı Kontrol Amiri restorasyon uzmanı Yüksek Mimar Nevhiz Koyukan çalışmanın detaylarını ve bugüne kadar nelerle karşılaştıklarını DHA’ya anlattı.

Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nce yürütülen 71  uygulama işi bulunduğunu söyleyen Olcay Aydemir, bunlardan 17’sinin Topkapı Sarayı’nda olduğunu dile getirdi. Gerçekleşen kapsamlı onarımla 80 bin metrekarelik Topkapı Sarayının müze alanı restorasyonla 400 bin metrekareye çıkacağına dikkat çeken Aydemir, “Bu çalışmalar bilimsel özellik taşıyor ve büyük bir ekiple gerçekleşiyor. Müze alanının 400 bin metrekareye çıkacak olması çok önemli. daha paylaşımcı, mekanla ilişki kuran bir yaklaşım içinde olmak, böylece değer bilmeyi artırmak ve yaptıklarımızı,  yayınlarımızla, sempozyumlarla, bilim dünyasıyla paylaşmak” dedi.

“DOKUNDUĞUMUZ HER YERDE YÜZYILLIK İZLER GÖRÜYORUZ”

Topkapı Sarayı’nın aslında bir tasarım merkezi olduğunu söyleyen Aydemir, “Burada dokunduğumuz her yerde yüzyıllık katmanları, izleri görüyoruz. Bu, restorasyon sürecini de doğrudan etkileyen bir faktör. Burada geçmişten gelen bu izleri müdürlük olarak koruyarak sürdürüyoruz.  Saray yapılarında çok ciddi bir bilgi birikimi var. Bu bilgileri okumak, paylaşmak duygusal anlamda da bir mimar için çok onur verici bir duygu.  Saray yapıları, uygarlığın en önemli katmanlarının izlerini, eserlerini taşıyor.” diye konuştu.

“İŞİN ZAMANINA DEĞİL, BİLİMSEL OLMASINA ODAKLANMAK ÖNEMLİ”

Aydemir, restorasyon sürecinde zaman sınırlaması yapılmaması gerektiğini ve bir süre vermenin kolay olmadığını ifade etti. Ziyarete açık mekanda restorasyon çalışması yapmanın zor bir süreç olduğunu dile getiren Aydemir, “Biz burada ciddi planlamalar ve stratejilerle bu işi yürütüyoruz. Ziyaretçilere engel olmamaya çalışarak, bazı işleri sadece sarayın kapalı olduğu zamanlarda yapıyoruz. Biz bir süreci yönetmeye ve bunu da bilimsel bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. Süreyi esas uzatan şey, bilimsel bir restorasyonda gördüğünüz izlerin belgelenmesi, sergilenmesi ve bunların ziyaretçi ile buluşmasının tasarlanmasıdır. Bu nedenle işin iyi ve bilimsel olmasına konsantre olmamız, zamanına konsantre olmamızdan daha büyük önem taşıyor” dedi.

“ESKİ YAPILAR SARAYA GERİ DÖNÜYOR”

Mustafa Kemal Atatürk‘ün emriyle 1924’te müzeye dönüştürülen Topkapı Sarayı’nın son yıllarda kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçtiğini ifade eden Topkapı Sarayı Müze Müdürü Ayşe Erdoğdu da  700 bin metrekare bir alanı kapsayan Sur-i Sultani içinde geçmişte saraya ait olan ancak başka kurumlara tahsis edilmiş yapıların 2000’li yıllardan itibaren tekrar saraya kazandırıldığını belirtti. Buna örnek olarak Gülhane Hastaneleri‘ni, Matbaa-i Amire yapılarını, Darphane-i Amire‘nin bir kısmını ve askeri depoları veren Erdoğdu, yakın bir gelecekte Topkapı Sarayı’nın hem avlu ve bahçeleri ile mimarisinin, hem de koleksiyonlarının sergileneceğini söyledi.

MEKANLAR ASLINA UYGUN YAPILIYOR

Sarayda yakın zamanda ziyarete açılan ve açılacak yerler hakkında da bilgi veren Erdoğdu, “Saray yapıları ve Harem’de kapsamlı bir restorasyon çalışması sürüyor. Harem’de hizmete mahsus yapılar taşınarak restorasyon çalışmaları başlatıldı. İlk olarak Hünkar Sofası’nın restorasyonu tamamlanarak ziyarete açıldı. Zülüflü Baltacılar Dairesi, Altın Yol ve Karaağalar Taşlığı bu açılışı takip etti. Son olarak Haziran ayında III. Ahmed Kütüphanesi ziyarete açıldı. Restorasyonları tamamlanan yapıların teşhir-tanzim ve tefrişleri yapılarak ziyarete açılmaya devam edecek” dedi.

PADİŞAH VE SULTAN KIYAFETLERİ DE GÖRÜLEBİLECEK

Yakın zamanda Saray Mutfakları’nın ziyarete açıldığını ifade eden Erdoğdu, “Önümüzdeki 3 ay içinde mutfak koğuşlarını ziyarete açacağız. Saray Mutfağı konseptine uygun olarak Sarayda kahve, Kiler-i Amire’ye atfen saklama ve depolama kapları ile mutfak araç gereçleri sergilenecek. Yine Seferli Koğuşu’nda padişah elbiseleri, aksesuarları, şehzade ve sultan kıyafetleri sergilenecek, Osmanlı kumaşlarına da ışık tutulacak. Bunlar sergilenirken Seferli Koğuşu’nun restorasyonu esnasında çıkan mimari kalıntılar da sergilenmiş olacak” diye konuştu.

“YENİ ESERLER GÜN YÜZÜNE ÇIKIYOR”

Ana saray yapılarında tematik, yeni tahsis edilen mekanlarda ise daha çok kronolojik-tematik sergilemeler planladıklarını söyleyen Erdoğdu, “Hazine koğuşu, geçmişte de Yazma Eserler Kütüphanesi’nin sergi salonu olarak kullanılmıştı. Yine aynı şekilde hem mekanı anlatan, mimariyi gösteren hem de yazma eserler koleksiyonunu tanıtan bir düzenlemeyle ziyarete açılmış olacak. Sadece mekânlar değil, avlu ve bahçelerin de aslına uygun peyzajları yapılarak açık sergileme alanları oluşturulacak” dedi.

“HER NOKTADA UMULMADIK DETAYLAR”

22 yıldır Topkapı Sarayı’nda Kontrol Amiri olarak görev yapan Nevhiz Koyukan da , hem tezyinat hem de yapım tekniği ve malzeme kullanımı açısından umulmadık detaylarla karşılaştıklarını söyledi. Dört yüzyılın mimari katmanlarının Topkapı Sarayı’nda gizlendiğini belirten Koyukan, “Yemiş Odası olarak bilinen III. Ahmed Hasodası’nda farklı dönemden izlere rastladık. Oda 16 metrekarelik küçük bir mekan olmasına rağmen 4.5 yıldır detaylı ve özenli çalışmalarla onarımına devam etmekteyiz. Her bir ahşap tezyinatlı panonun arkasından 16. , 17. ve 18. yüzyıla ait mimari detaylar ortaya çıkarttık. Gerekli konservasyon çalışmaları yapılarak koruma altına alınan bu detaylar, sarayın önceki yüzyıllardaki kullanımına ait izler olup belge niteliği taşımaktadırlar. Sultan İbrahim Odası’nda da 17. yüzyıla tarihlenen zengin malakari detayları sıva altından gün ışığına çıkardık” ifadelerini kullandı.

Koyukan, III. Selim Dua Odası‘nda karşılaştıkları 18. yüzyıla ait ‘sgrafitto tekniği’nde altın varak uygulamasını, yine şimdiye kadar Topkapı Sarayı’nda yalnızca bu mekânda tespit ettiklerini açıkladı.

Altın Yol ve Hamamlarda çatılarından toplanan suyun kanal ve sarnıçlara iletildiği künkler (su yolları) tespit ettiklerini ve bunları cam muhafazalar arkasında koruyarak ziyaretçiye gösterdiklerini söyleyen Koyukan, “Bu çalışmalar biz mimarlar için ve Topkapı Sarayı‘nın tarihi gelişiminin izlenmesi açısından yeni kazanımlardır” dedi.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/topkapi-sarayinin-muze-alani-5-katina-cikiyor/haber-1595354

Giresun Zeytinlik ‘teki tarihi evlerin restorasyonunda sona yaklaşıldı

Giresun Zeytinlik ‘te 19. yüzyılda Fransa’nın Marsilya kentine fındık ticareti yapan gemilerle taşınan yapı malzemeleri de kullanılarak yapılan evlerin restorasyonları tamamlanıyor.

Giresun Zeytinlik

Giresun Zeytinlik ‘te 19. yüzyılda inşa edilen 10 evin restorasyonu tamamlandı.

Zeytinlik mevkisinde tarihi yapılar ve sokaklarda “Sokak Sağlıklaştırma ve Kentsel Tasarım Projesi” uygulanıyor.

Üçüncü derece kentsel tarihi sit alanı olan bölgede Mayıs 2017’de başlayan projenin ilk etap çalışmalarında sona yaklaşıldı. Maliyeti 3 milyon lira olan proje kapsamında Anadolu kültürünü bugüne taşıyan evlerden 10’u restore edildi, 12 evin de bazı bölümlerinde tadilat ve tamirat yapıldı.

Zeytinlik semtinin projenin ikinci etap çalışmalarının ardından bölge turizmine daha fazla katkı sunması amaçlanıyor.

.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Gürgenci, Zeytinlik semtindeki evlerin 200 yıl önce inşa edildiğini söyledi.

Zeytinlik’in, tarihi dokusunu koruyabilmiş nadide bölgelerinden olduğunu belirten Gürgenci, semt sakinleri ve kültürü ile buranın tarihle bağının hala devam ettiğini vurguladı.

Gürgenci, Zeytinlik evlerinin turizm noktasında kentin önemli değerlerinden olduğunu söyledi. “Üçüncü derece kentsel tarihi sit alanı olan bölgede 4’ü anıtsal, 81’i konut mimarisi olmak üzere 85 tescilli kültür varlığımız mevcut” dedi.

“Sokak Sağlıklaştırma ve Kentsel Tasarım Projesi”nin önemli olduğunu anlatan Gürgenci, “Restorasyonların tamamlanması ve sokak iyileştirmesiyle Zeytinlik semti görünüş olarak önemli bir değere ulaşacak. Böylelikle bu semt, Doğu Karadeniz’de önemli bir turizm noktası olacak. Çalışmalar bu doğrultuda hızla devam ediyor” diye konuştu.

Gürgenci, projenin ilk etap çalışmalarının yıl sonunda tamamlanmasının planlandığından bahsederek, şunları söyledi:

“Çalışmalar sona erdiğinde, bu bölgede işletmecilik noktasında da hareket olacaktır. Turizm sektörünün gelişmeye açık olduğu böyle bir bölgede butik otellerin, restoranların yerleşmesi adına bir çalışma olacağını düşünüyoruz.”

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/kultur-sanat/giresun-zeytinlikteki-tarihi-evlerin-restorasyonunda-sona-yaklasildi-380940.html

Trabzon’da Sel ve Heyelan Sebebiyle Karayolu Ulaşıma Kapandı!

Sabah saatlerinde başlayıp etkisini artıran sağanak,
Trabzon’da sel ve heyelan oluşturdu. Düzköy ilçesinde sel ve heyelan sonucu karayolu çift yönlü ulaşıma kapandı, araçlar yolda kaldı.

Trabzon’da sel ve heyelan 

Kentte sabah saatlerinde başlayan yağış etkisini gösterdi. Yağışlar özellikle Düzköy ilçesinde etkili oldu. İlçede aşırı yağışlar nedeniyle sel ve heyelanlar meydana geldi. Düzköy-Akçaabat karayolu Hıdırnebi kavşağı mevkiinde çift yönlü ulaşıma kapandı. Karayolunda çok sayıda araç yolda kaldı. Karayolları ve belediye ekipleri kapalı yolu ulaşıma açmak için çalışma başlattı.

Trabzon‘un Yomra, Araklı ve Sürmene ilçelerinde etkisini sürdüren yağışlar nedeniyle derelerin su seviyeleri yükselmeye başladı. 

Trabzon’da Sel ve Heyelan Sebebiyle Kapanan Yol Ulaşıma Açıldı

Kentte sabah saatlerinde etkili olan sağanağın sel ve heyelanlara neden olması sonucu kapanan Düzköy-Akçaabaat karayolu, bölgeye sevk edilen iş makinesi ile karayolları ekiplerinin çalışmaları sonucu yeniden ulaşıma açıldı.

Akçaabat ilçesinde de etkisini gösteren yağış, Derecik Mahallesi’nde de sel ve taşkınlara yol açtı. Yağış sonucu yamaç alandan akan sel sularıyla mahalledeki Derecik Anadolu Lisesi’ni su bastı. Okulun kilitli olan kapısı içeride su birikintisi nedeniyle açılamadı. Bölgeye gelen ekipler, iş makinesiyle kapıyı kırarak okul içine dolan suyu tahliye etti.

Okulun aile birliği başkanı Orhan Kuvvet, yağışın aniden başladığını belirterek “Sabah hava iyiydi. Fakat sonrasında 90 yılında buradaki seli aratmayacak şekilde yağmur başladı. Okulumuzun ek binasında tamamen boşaltmadığımız, okul arşivlerinin yer aldığı bölümü su bastı. Çok şükür o esnada okulda kimse yoktu” dedi.

‘ALANDAN UZAKLAŞTIK’

Yöre sakini Mümtaz Öztürk de su birikintilerinin yarım metreyi bulduğunu ifade ederek, “Sabah saatlerinde yağış başladı ve hızlandı. Yukarıdaki dereden akan sular bulunduğumuz bölgeye aktı. Menfezler tıkandı. Su birikintisi yarım metreyi buldu. Tedbir alarak, alandan uzaklaştık” diye konuştu.

Bölgede sel sularının sürüklediği toprak, ağaç ve balçıkla kaplanan ilçede Trabzon Büyükşehir Belediyesi‘ne ait iş makineleri ve ekiplerce başlatılan temizleme çalışmaları sürüyor.

BELEDİYE BAŞKANI: CAN VE MAL KAYBIMIZ YOK

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, kentte sel ve heyelanlarla ilgili açıklamalarda bulundu. Trabzon’un ciddi şekilde sağanak yağışa maruz kaldığını ifade eden Gümrükçüoğlu, “Şükürler olsun ki herhangi bir can kaybı olayı yaşanmamıştır. Akçaabat, Yomra, Arsin ve Sürmene ilçelerimiz sağanak yağıştan en çok etkilenen ilçelerimiz durumundadır. Bazı mahallelerimizde su taşkını ve heyelan olayları yaşanmıştır. Ekiplerimiz tüm noktalara anında müdahale etmiştir. Gerekli tedbirler alınmıştır” dedi.

DERECİK’TE EVLERİ SU BASTI

Trabzon’un Akçaabat ilçesi Derecik Mahallesi’nde sağanak yağışla birlikte oluşan selde bazı evlerin zemin ve bodrum katları su altında kaldı. Vatandaşlar kendi imkanları ile evlerinde temizlik çalışması başlattı. 

Evini su basan Şahinaz Turan, 60 yıldır böyle bir olay görmediğini söyledi. Turan, “Yoğun yağış olduğunda duvarı kırdık suyu oradan akıttık. Daha önceden de sel oldu ama buralara pek etkisi olmamıştı. Millet kendilerine yağmur, sel etki etmesin diye yolları tıkadı, kesti, buralar bu hale geldi” dedi.

Evini su basan Bülent Turan da, “Yolların akarları yok. Bu sebepten dolayı sürekli bu durumla karşı karşıya kalıyoruz.” diye konuştu.  

Orhan Turan ise “Alt yapı olmayınca üst yapı da olmuyor. Sıkıntılarımız büyük. Bahçelerimiz, evlerimiz mahvoldu. Her yağmurda bir sel oluyor.” diyerek önlem alınmasını istedi.

Trabzon’un doğu ilçeleri, Rize ve Artvin’in kıyı kesimlerinde gök gürültülü sağanağın etkili olacağı tahmin ediliyor.

Kaynak; AA https://www.dha.com.tr/yurt/trabzonda-sel-ve-heyelan-karayolu-ulasima-kapandi/haber-1595279

Selde tahliye edilen binaya geri döndüler!

2 hafta önce Rize’de meydana gelen selde, zemin ve bodrum katlarını su basan bina, tedbir amacıyla tahliye edilmişti.

Rize’de meydana gelen selde

Bizim de espri ile karışık sitemkar bir şekilde dile getirdiğimiz binada şok gelişme; sel sularının çekilmesi ve taşkın riskinin sona ermesiyle birlikte, ailele0r selde tahliye edilen binaya geri döndü.

Rize’de meydana gelen sel ve heyelanda Kömürcüler köyünde gündeme gelen dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın sahibi de imar barışına başvuranlar arasında yer aldı. Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, “İş çığrından çıktı. Burada kamu yararı kesinlikle söz konusu değil. Kıyıları, yaylaları bu şekilde bozan, tahrip eden insanlara bu hakkı veriyor olmak, hukuki adıyla İmar Barışı fakat toplumsal barış değil” dedi.

Türkiye genelinde getirilen İmar Barışı uygulaması, Doğu Karadeniz’de özellikle yaylalarda inşa edilen ve yıkım kararı alınan kaçak yapıların sahiplerini harekete geçirdi. Ayder Yaylası ve Uzungöl Turizm Merkezi başta olmak üzere yaylalardaki kaçak yapıların sahipleri, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için 8 Haziran’da başvurulara başladı.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile e-devlet üzerinden başvuru yapan vatandaşlar, Yapı Kayıt Belgesi almayı sürdürüyor. Trabzon’da 42 bin, Giresun’da 13 bin 500, Rize’de 8 bin 700 ile Artvin’de 5 bin dolayında başvuru yapıldığı belirtildi. Başvuru sahipleri aldıkları Yapı Kayıt Belgesi karşılığında devlete yaklaşık 25 milyon TL ödeme yaptı. Başvurular, 31 Ekim tarihinde sona erecek.

YER KALMAYAN YAYLANIN SAKİNLERİ DE BAŞVURDU

Trabzon ile Giresun sınırında yer alan ve 2 ilin ortak kullandığı 2 bin 182 metre rakımlı Sisdağı Yaylası da bölgede çarpık yapılaşma yaşanan yaylalar arasında yer alıyor. Kaçak yapılar nedeniyle neredeyse yer kalmayan ve doğal güzelliği yok olan Sisdağı Yaylası’nda vatandaşlar, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için başvurulara başlamıştı.  Sisdağı Yaylası’nda yapı sahipleri Yapı Kayıt Belgeleri’ni almaya başladı.

DERE YATAĞINDAKİ 7 KATLI BİNA İÇİN BAŞVURU

İmar Barışı uygulamasına, şehir ve köylerdeki yerleşim alanlarında kendi arazileri üzerinde mevzuata aykırı yapı inşa edenlerle yaylalardaki kaçak yapıların yanı sıra dere yatakları üzeri ya da kenarlarındaki kaçak yapı sahipleri de başvuruyor. İmar Barışı’na, 2 hafta önce Rize’de meydana gelen sel ve heyelanda Kömürcüler köyünde gündeme gelen, dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın sahibi de başvurdu. Mustafa Yazıcı, 25 yıl önce 3 katlı inşa ettiği, ardından ise ilave katlarla 7 kata çıkan dere yatağındaki binası için başvurusunu yaptı. Yazıcı, gerekli izinleri aldığını öne sürdü, binasında kaçak kat bulunmadığını savundu.

YENİ KAÇAK YAPILARA SIKI TAKİP

İmar Barışı ile Doğu Karadeniz Bölgesi‘nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların yaylalarda inşaatına başladığı betonarme kaçak yapılar sıkı takibe alındı. Ekipler, yeni kaçak yapılarla ilgili tutanaklar tutarken valilikler de vatandaşları uyarıyor. Uyarılarda, İmar Barışı uygulamasının 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsadığı belirtildi, bu tarihten sonra imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilen yapılar için 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngören yasal işlem başlatılacağı duyuruldu.

DR. ERÜZ: KAMU YARARI KESİNLİKLE SÖZ KONUSU DEĞİL

Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, İmar Barışı ile birlikte şehirlerde ya da köy yerleşimlerinde kişilerin imara sokamadıkları, kendi arazileri üzerindeki hatalı yapıların mevzuata uygun şekilde hukuka uygun hale getirilmesinin amaçlandığını belirtti. 

‘GERÇEK YAYLACILAR DIŞLANMAYA BAŞLANDI’

Bugün gelinen noktada sadece Trabzon’da 100 bin dolayında kaçak yapı olduğunu söyleyen Dr. Coşkun Erüz, şunları söyledi:

Karadeniz’deki yaylaların büyük bir kısmında sadece hafta sonu gidip orada dinlenmek için yapılan kaçak yapılardan dolayı, gerçek hayvancılık yapan insanlara tepki konuluyor. ‘Hayvanlarınız koku yapıyor, gübreleri koku yapıyor’ deniyor. Gerçek yaylacı olan insanlar yaylalardan dışlanmaya başlandı. Doğu Karadeniz yaylaları turizme geçiyor diyoruz ancak bu yaylaları kaybettiğimizde ne hayvancılık ne de turizm kalacak.”

SELDE TAHLİYE EDİLEN BİNAYA GERİ DÖNDÜLER

‘İmar Barışı’na başvuranlar arasında yer alan 7 katlı binanın sahibi Mustafa Yazıcı, binasının kaçak olduğu iddialarına tepki göstererek, binasının kesinlikle kaçak olmadığını savundu. Yazıcı, 1995 yılında Özel İdare ve Karayolları başta olmak üzere yetkili mercilerden gerekli izinleri alarak binayı inşa ettiklerini söyledi.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/selde-tahliye-edilen-binaya-geri-donduler/haber-1594661

Sultanahmet’te Marmara Depremi Anma Etkinlikleri

Marmara Depremi’nin 19’uncu yılı dolayısıyla Sultanahmet Meydanı’nda “1999 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirildi.

Marmara Depremi

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), DASK, Türk Kızılayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi kuruluşları Sultanahmet Meydanı’nda, “1999 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirdi.

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu’nun da katıldığı etkinliklerde; zaman tüneli çadırı, afet simülasyon TIR’ı gezildi. Köpekli arama gösterilerinin de gerçekleştirildiği etkinlikte depremde mahsur kalan vatandaşların bulunmasına yönelik yapılabilecek çalışmalar uygulandı. Çocuklar için tırmanma parkuru, Kızılay kan bağışı ve ikram TIR’ı da etkinlik alanında yer aldı.

İstanbul Valisi Vasip Şahin, “Olası Marmara Depremi ile yaşama ve depreme karşı tedbir alma bilincinin gelişmesi lazım. İstanbul bu anlamda kritik illerimizin başında geliyor. Hem nüfus yoğunluğu itibariyle en büyük ilimiz, hem de depremsellik üretme coğrafyası noktasında da bir fay hattı üzerindeyiz. Türkiye Acil Afet Planı kapsamında İstanbul’da da çok ciddi bir afet planlaması yapılmıştır. Bu afet planlamasına uygun bir şekilde herkese görevlendirmeleri yapılmış ve görevlendirilen personel tamamı kendi görevinin ne olduğunu bilmekte” dedi.

İstanbul genelinde 18 milyon metrekare alanın toplanma ve tahliye alanı olarak belirlendiğini ifade ederek sözlerine devam eden Şahin, “İnşallah yaşamayız ama depremi yaşadığımızda toplanma ve toplanma ve tahliyelerinin nerelerde sağlanacağına dair planlarımız yapıldı. Bunlar vatandaşlarımızı anlatılmaya başlandı. İleriki dönemde daha da net bir şekilde arkadaşlarımız tarafından sahada, mahallelerde, ilçelerde vatandaşlarımıza anlatılacak, işaretlenecek bu yerler.

Yine depremde barınma sorununu halletme adına yaklaşık 2 bin, 2 bin 500 civarında kamu ağırlıklı olmak üzere binalar belirlendi. Bunların toplam kapasitesi 2 buçuk milyona yakın insan. Bunlar ağırlıklı olarak da okullarımız, spor salonlarımız, diğer kamu binaları, yurtlar, çok lazım olursa otellerimiz. Yine çadır kent, konteyner kent olarak da 51’i Anadolu yakasında, yüzü Avrupa yakasında olmak üzere 151 alan belirlendi. Burada da bir milyon 80 bin civarında insanın konaklama imkanı olacak” şeklinde konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/sultanahmette-marmara-depremi-anma-etkinlikleri/haber-1594613

Artuklu Hamamı Yerine İndiriliyor!


Artuklu Hamamı Batman Hasankeyf’de baraj gölünden çıkartılarak 3 kilometre ilerideki Arkeolojik Park alanına nakledildi.

Artuklu Hamamı

Tarihi hamam taşındığı yere indirilmeye başladı.

Tarihi Artuklu Hamamı, önceki gün, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katıldığı törenle Hasankeyf baraj gölü sahasından çıkartılarak Arkeopark‘a taşındı. Tarihi hamamın Arkeopark’taki yerine indirilme aşamasına sabaha karşı geçildi.

Nakliye ve yerleştirme işinde her biri 64 olmak üzere toplam 256 tekerlekten oluşan kendinden tahrikli modüler sistem ‘SPMT’ aracı kullanılıyor.

Araç sırayla hamamın altından çekilerek krikoların üzerine indiriliyor.

Arkeopark

Tarihi hamamın yaklaşık iki saatte krikoların üzerine indirilmesi planlanıyor. Bin 500 ton ağırlığındaki hamam, daha sonra krikolarla yaklaşık 6 saat sürmesi planlanan çalışma ile zemine oturtulacak.

Taşıma işleminin 37 milyon Türk Lirasına mal olduğu öğrenildi.

540 yaşında olması itibarıyla dünya ölçeğinde bütüncül taşınan en eski tarihi yapı sayılan Zeynel Bey Türbesi de 12 Mayıs 2017’de aynı sistemle yeni yerine başarıyla nakledilmişti.

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/turkiye/tarihi-artuklu-hamami-yerine-indiriliyor-379124.html

İYİ Kİ TÜRKİYE VAR

İYİ Kİ TÜRKİYE VAR…

image

Sivillerin GÖREV dediği, askerlerimizin ve eskilerin VAZİFE dediği bir şey var.

Vazife: Yapmakla yükümlü olunan işler. Tabii yapmamamız gereken işler de vazife değil mi? Ahlâk veya iş icabı yapılması gerekenler, geçmişten gelen yükümlülükler ve beklentiler. İşlerin ve bulunulan konumun kendine has tabiî faaliyetleri ve yüklenilen fonksiyonlar.

Peki, vazife nasıl belirlenir? Birincisi üst ve amirler emreder. İkincisi ise; vazife durumdan çıkartılır.

Bir ülke düşünün. Bu ülkenin vazifeleri var mıdır? Elbette vardır. Kime karşı vardır peki? Bu vazifeler genel anlamda tıpkı bir fertte olduğu gibi, İlahi ve İnsani vazifelerdir. İlahi vazifeler, vahiyle ve sünnetle ifadesini bulan yükümlülüklerdir ki, Rabbimizin fertlere yüklediği sorumlulukların sosyal ve topluma şamil yönü de vardır. Örnekleri Medine dönemi ve önceki peygamberlerin kıssalarında net olarak beyan edilmiştir. Emredilmiş vazifelerin birinci kısmıdır İlahi Emirlerdir. Başka kim emreder devlete? Devletin Vatandaşları emreder. Evet, devlet vatandaşlarının emrindedir. İşte kavga da tam burada başlıyor. Hangi vatandaşlar? Seçkinler mi? Sermaye sahipleri mi? Askerler mi? Bürokratlar mı?

Devlet için durumdan nasıl vazife çıkar mı peki?

Milletimizin değer yargıları, geçmişte yaşadıkları, Milli tecrübeleri, karşılıklı bağımlılıkları, dostlukları, vefa duyguları.. Bunların tamamının sonucunda durumdan da vazife çıkar.

“İYİ Kİ TÜRKİYE VAR..” Bu başlıkla VAZİFE tanımının ne alakası var demeyin. İç içe çünkü..

Osmanlı ve İslam Medeniyeti hep birlikte değil miydi? Türk Milleti 1000 yıldır İslam Ordularının sancaktarı değil miydi? En az 800 yıldır Komutanı değil mi? 500 yıldır halife değil mi? 1000 yıldır Haçlı Batı Medeniyeti barbarca tüm Asya’ya saldırırken karşısında İslam Ordularını Türk Milleti nezdinde bulmadı mı? Hala ABD’nde Kuzey Afrika’lı Müslümanlara bile TÜRK demiyorlar mı? Malum, Uzun yıllardır ABD’inde yaşayan Mardin’li bir Bilim Adamı’mız Nobel Ödülü aldı. Türkiye’de Kürt mü, Arap mı vb. diye tartışırlarken, buna İngilizler’in meşhur BBC kanalı da katıldı. Kendini bilmez bir sözde Türk Yazar “O ne Türk, ne de Arap.. Amerikalı” dedi. Ama Profesörümüz “Ben Türküm.” dedi. Evet işte tarihi sorumluluğunun sonucu.. O’na ırkını ya da nesebini soran yok ki! Aidiyetini soruyorlar. Ne güzel şey kendini bilmek..

Birinci Dünya Savaşı’nın ilk bölümünde Anadolu’ya hapsolduk. Medeniyet Topraklarımız paramparça edildi. İnsanlarımız, Balkanlar başta olmak üzere, Kafkasya, Ortadoğu ve Afrika’da öldürüldü, tecavüze uğradı, topraklarından sürüldüler. Peki, bu insanlar yaklaşık 250 yıldır nereye geliyorlar? Anadolu’ya.. Gelenlerin hepsi de Müslüman…

Önce Tatarlar geldiler Moskof zulmünden kaçıp. Sonra Kafkasya ve Balkanlar’dan geldi insanlar. İlk gelenler Tatar Türkleri’ydi. Sonra, Çeçenler, Çerkezler, Abazalar, Gürcüler, Azeriler, Karapapaklar, Karaçaylar geldiler. Balkanlar’dan, Türkler, Pomaklar, Arnavutlar, Boşnaklar, Makedonlar geldiler.

Afrika ve Ortadoğu’dan, Araplar, Kürtler, Sudan’dan, Yemen’den diğer topluluklardan gelenler oldu.

Asya’dan mı? Çin’den ve Afganistan’dan Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar geldi. Rus Zulmünden Özbekler, Türkmenler geldi. Hindistan İngiliz Zulmü ve işgalinden kaçanlardan dahi gelenler oldu.

Hatırlayın 1980’li yıllarda Afganistan’dan Kırgızlar’ı devlet uçaklarla getirdi. Halepçe Katliamında Kürtler geldi Anadolu’ya..

Şimdi Suriye.. Araplar, Kürtler, Türkmenler.. 2-3 milyon insan. Kobani denen yerden gelen insanların sadece kendileri değil, hayvanları bile alındı Türkiye’ye. Hayvanlarına bile baktı Büyük Türkiye..

Doğu Türkistan’da Çin Zulmü var. Beklenen ülke Türkiye. Sığınılan ülke Türkiye.

Çeçenistan mıdır? Orada Türkiye’den giden Mücahitler vardır.

Balkanlar’da Sırp Zulmü var. Türkiye’li Mücahitler, Türk, Kürt, Arap fark etmez dirilirler orada. Beklenen ülke Türkiye’dir, sığınılan ülke de..

Libya mı, Mısır mı? Afrika’da Asya da bir İslam Beldesi mi? Beklenen ülkedir Türkiye..

Ülkemizin Bayrağı ayrıca Müslümanların sembolüdür birçok yerde…

Geçenlerde Kazakistan’dan gelmiş birkaç akademisyenle birlikteydik. Sordum; “Kazakistan’da bir sıkıntı olsa, nereye gidersiniz?” hepsi birden anlaşmış gibi; “Türkiye’ye tabii ki.” dediler. Akabinde de; “İyi ki Türkiye var.” dediler. “Büyük Türkiye’nin varlığı bize rahat nefes aldırıyor.”

Ülkem sıkıştırılıyor. O her zaman gönlü büyük olan insanların kurduğu Türkiye’mde sorun var. İyi olduğunu zannedenler bile emperyalizmin bölme ve ihanet projelerine su taşıyor. Düşünün; HDP ve PKK’ya “Kürt siyasal hareketi!!!!” diyenler bile ihanetin tanım ve dayatmalarına alet olmuyorlar mı?

“Neden Suriye’lileri kabul ettik?” diyor MHP İstanbul İl Başkanı katıldığı bir Tv. Programında.. Biz bu Milletin Değerler Sisteminin sevdalısı değilsek neyin Milliyetçisiyiz acaba?

Bir TC. Vatandaşı büyük düşünceli, idraki büyük, yüreği büyük, fedakârlığı büyük olmak zorundadır. Gelinen noktada tüm İslam Âlemi için adeta can simidi vazifesi yapan bu devlet Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si, Arap’ı, Çerkez’i, Boşnak’ı vb. ile bizim devletimizdir. Ecdadımızın kanı canı pahasına nasırlı ellerimizle, binbir fedakârlıkla kurulmuştur.

Türkiye’de herhangi bir etnik ve ya mezhebi gurupla özdeşleştirilerek tanımlanan her şey sakattır. O mantık ihanettir. “Kürt Siyasal Hareketi”, “Alevi İnancı” vs. yerine “Türkiye’deki siyasal Hareketler”, “İslam İnancındaki Uygulamalar” daha doğru ifadelerdir. Ya da Türkler şöyle, Kürtler böyle, Boşnaklar şöyle ifadeleri. Ya da Trakyalılar şöyle, Doğulular böyle tabirleri. “Hayır, kardeşim” biz bize benzeyen bir toplumuz. Askerlik günlerinizi hatırlayınız. Kucak kucağa, omuz omuza ve tek yürek değil miydiniz?

Ey Halkım. İslam Âlemi için ümitsin, öncüsün. Sen Anadolu’yu dünyanın tüm mazlumları için Ana rahmine dönüştürmüş merhametli Ataların evladısın. “İyi ki Türkiye var.” Türkiye’miz kıyamete kadar da var olsun. Senden insanlığın, ümmetin ve medeniyet Coğrafyanın beklediği her şey vazifendir. Kimseye “kıyak” çekmiyorsun. Vazifeni ifa ediyorsun. Etmek zorundasın. Müslüman Milletimizin ortak vicdanı da bunu istiyor. Her Milletin yazılmamış hedefleri ve idealleri vardır. Davaları, sevdaları vardır. Dağda bunca şehidi olan bu millet neden evladını askere davullarla, dualarla ve severek gönderir, Kına yakar* Düşünüyor musun ey her şeyi bildiğini zannedip, medyada maymunluk yapan adam?…

İYİ Kİ TÜRKİYE VAR.
Olmasaydı, insanlar Halepçe’de Saddam’ın kimyasal zehirinden, Suriye’de bombardımanlardan, Afganistan’da Rus Zulmünden, İngiliz’lerin fitne ve pisliklerinden nereye kaçarlardı, sığınırlardı? Davos’ta kim “One minute!” derdi mazlumların adına İsrail’li katillere.. Türkiye olmasaydı kimler koşardı dünyanın dört bir yanına yardım etmeye. Su kuyusu açmaya, kurban götürmeye.

İYİ Kİ TÜRKİYE VAR.
Ordusu ile ekonomisi ile dünyadaki konumu ile ferasetli insanları ile. İyi ki Türkiye var.

(E) Yb. Halil MERT
Strateji ve Yönetim Uzmanı

http://www.habervaktim.com/halil-mert-410y.htm

Merhaba, Hello world!

Merhaba, www.mithatguney.com olarak nihayet karşınızdayız. İlerleyen günlerde güzel paylaşımlarımız olacak.

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Hello world. 

Finally, we are here in our personal page called
www.mithatguney.com Within the following days we will have nice posts and articles.

Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com