İnşaatı biz yaptık, parayı Almanya kazandı!

Son dönemde yaşanan döviz kuru artışına, kredi ve mevduattaki faiz artışına ve ekonomide yaşanan tıkanmaya gerekçe olarak, 16 yıldır inşaatı ön planda tutmamız gösteriliyor.

Bu dönemdeki ekonomik canlılığın, borçlanma ile konut ağırlıklı inşaatı ön planda tutarak sağlandığını hepimiz gördük ve ekonomiyi ayakta tuttuğu için de pek sesimizi çıkartmadık. Hep, “inşaat sektörü 150-200 yan ve alt sektörü besliyor, dolayısıyla doğru yoldayız” şeklinde düşündük.

Bu düşüncenin arkasında;

  • milli ekonomimizi harekete geçiren,
  • inşaatın lokomotifi olduğu 150-200 sektöre iş, aş sağlayan

bir strateji uyguladığımız düşüncesi var. Meseleye; inşaat canlı olduğu sürece, bağlı olan 150-200 sektörde de üretim, istihdam devam edecek, sonuçta Türkiye kazanacak olarak baktık.

Peki durum gerçekten öyle mi?

Konuya biraz daha yakından, detaylı ve dikkatlice bakmaya çalışalım. Bulduğumuz her yere, borçlanmak suretiyle, konut, işyeri, AVM inşaatı yaparken, harcadığımız paralar gerçekten de Türkiye’de inşaata bağlı üretim yapan diğer sektörlere mi gidiyor? Eğer böyleyse gerçekten, çektiğimiz çileye, ödediğimiz faize değer.

Ama durum eğer sandığımız gibi değilse, parayı betona toprağa yatırmanın ötesinde daha büyük bir yanlışın da içindeyiz demektir. İnşaat sektörünü yakından ele aldığımızda şöyle bir resimle karşı karşıya kalıyoruz;

  • Hafriyat çalışmalarında kullanılan iş makinaları ya Amerikan Caterpillar, ya Japon Komatsu veya İngiliz JCB marka,
  • Hafriyattan çıkan taşı, toprağı taşıyan kamyonlar Alman MAN veya Mercedes marka,
  • Hazır betonu inşaata getiren kamyonların üzerindeki beton mikserleri Alman, bu mikserleri taşıyan kamyonlar Alman Mercedes veya MAN marka, hazır betonu beton mikserinden inşaata aktaran kamyon üzerindeki beton pompası Alman Putzmeister
  • İşçilerin kullandığı el aletleri ya Alman Bosch, ya Japon Makita veya Hitachi marka,
  • Binalara kurulan asansörler Amerikan Otis, Finlandiyalı Kone, İsviçreli Schindler veya Alman Thyssenkrupp,
  • Kombiler Alman Vaillant, Buderus veya Bosch, merkezi ısıtma sistemlerinin nerdeyse tamamı Alman Buderus,
  • Merkezi klima sistemleri Japon Mitsubishi, Toshiba, Panasonic, Daikin yada Koreli LG veya Samsung,
  • Kaliteli duvar kağıtları Alman veya İtalyan markalar,
  • Kaliteli lamine veya laminant parkeler Alman markalar,
  • Mutfak evyesi Alman Teka veya İsviçreli Franke,
  • Yapı kimyasallarının hemen hemen tamamı Alman Sista, Henkel
  • Elektrik sigortaları Alman Siemens,
  • Kapı menteşeleri, kapı kolları, çekmece rayları ve bilimum mobilya aksesuarları Alman Hafele,
  • Pencere ve kapı sistemlerinin tamamı Alman markalar,
  • Elektrik priz ve düğmeleri Japon ViKo ( Yerli bir marka idi. Japonlar satın aldı).

Peki inşaat sektöründe hiç mi Türk ürünü yok?

Var elbette, ancak orta gelir tuzağı sebebiyle Türk tüketicisinin yüksek beklentisine cevap veremiyor. Bu durum da inşaatlarda kullanılan ithal malzemelerin oranının her geçen gün yükselmesine sebep olmakta. İnşaatı devam eden konut projelerine dönüp baktığımızda, kullanınal herşeyin ithal olduğunu kolayca görebiliriz.

İnsanlar farkında olmadan “Orta gelir tuzağı” içine düşmüş, gelirleri yerinde sayarken, harcamaları sınır tanımaz hale gelmiş. Vatandaş olarak memlekette üretileni beğenmezsen, herşey ithal olmaya başlar. Sonuç ise cari açık ve şu anda yaşadığımıza benzer ekonomik facia olur.

Örnek olarak bir konut inşaatı projesini ele alalım;

1.000.000 lira satış bedelli bir konutun müteahhide, finansman gideri hariç, maliyetinin 800.000 TL olduğunu var sayalım. Bu maliyetin yarısının da arsa olduğunu düşünelim. Dolayısıyla 1.000.000 TL satış bedeli olan dairenin imalat maliyeti 400.000 TL olarak kabul edilebilir.

Bu 400.000 liranın yaklaşık olarak 100.000 – 150.0000 lirası, projede Alman markaları kullanılması sebebiyle sadece Almanya’ya gitmektedir. İnşaatı biz yapıyoruz, parayı Alman fabrikaları kazanıyor.

“İnşaat sektörü açısından Türkiye bir montaj ülkesi”

İnşaat sektörüne yakından baktığımızda gördüğümüz şey, Türkiye’nin bir montaj ülkesi olduğudur. Aslında biz yalnızca, diğer ülkelerin ürettiği makinalar ve malzemeler ile, taşı, toprağı ve inşaat işçiliği bizden olmak üzere bina montajı yapıyoruz. Böylece her yaptığımız inşaat ile, sandığımızın aksine, cari açığın biraz daha artmasına sebep oluyoruz.

İthalat yapan ülke profilinden, inşaat yapan ülkelere ihracat yapan bir ülke profiline geçmemiz gerekiyor.

Bu konudaki çözüm; Almanya ve diğer ülkelerden ithal edilen inşaat malzemesi, makinası, ekipmanı fabrikaları kurma görevinin, devlet eliyle, Türkiye’deki ilk 50 inşaat firmasına verilmesidir. Üretimlerinin en az yüzde 70’ni ihraç etme zorunluluğu da koymalıyız. Böylelikle inşaat yapmak için ithalat yapan ülkeden, Almanya gibi inşaat yapan ülkelere ihracat yapan bir ülke profiline geçmemiz sağlanmalıdır.

Ülkemiz inşaat sektörünün içinde bulunması sebebiyle, inşaat malzemelerini üretip dünyaya satabilme konusunda yeterli bilgi ve birikime sahiptir.

Geçmişte tekstilde kaçırdığımız bu fırsat, şu anda inşaat sektöründe önümüzde duruyor.

İnşaat sektöründeki bu yapısal değişimi gerçekleştirebilirsek;

  • ithalatın azalması,
  • ihracatın artması,
  • ve asıl önemlisi inşaat sektöründe asıl paranın kazanıldığı, katma değeri yüksek malzeme, makine üretimi ile
  • hem cari açığın azalması,
  • hem de kişi başına milli gelirimizin artması sağlanacaktır.

Böylece inşaat sektörünün hedef kitlesi yalnızca yurtiçi projeleri olmayacak, ülkemiz pazarının belki de 100 katı büyüklükteki dünya pazarı olacaktır. İnşaat sektörünü biraz zorlayacak olan bu yapısal değişime firmaların bireysel olarak karar vermesi mümkün değildir. Benzer durum tekstil sektöründe de yaşandı. Başarıya ulaşmadaki temel şart, konunun devlet stratejisi olarak karara bağlanması ve özel sektörün uyumunun sağlanmasıdır. Bu anlamda fasonculuktan makine, ekipman ve teknoloji üretmeye geçişi başaran Çin, bu konudaki devlet stratejisini açıkça ilan etmekte ve uygulamaktadır.

1978 yılının sonunda düzenlenen Çin Komünist Partisi 11. Kongresinde bugün gördüğümüz dünyanın üretim üssü olan Çin’in yol haritası belirlenip, 1979 yılından itibaren Deng Xiaoping’in ortaya koyduğu reform ve dışa açılma politikasını uygulamaya başlamıştır. 1978 yılında Çin Komünist Partisinin aldığı değişim ve dönüşüm kararının uygulanabilirliğine çok fazla kişi inanmamıştı. Fakat muazzam dönüşümü gerçekleştiren devin” fason üretim modelinden, hammaddeye dayanmayan nitelikli ve teknolojik temelli üretim modeline geçiş” hedefine başarı ile ulaşacağında bugün herkes hemfikir.

Çin Komünist Partisi Ekim 2017’de yapılan 19’uncu kongresinde, son 30 yıla damgasını vuran fason üretim modelinden, “hammaddeye dayanmayan nitelikli ve teknolojik temelli üretim” modeline geçişin yol haritasını belirledi ve uygulamaya geçti.

Yukarıda bahsettiğimiz çözüm yolunun hayata geçirilmesi imkansız değildir. Bu sayede, önce inşaat sektörü, devamında da tüm ekonomimiz için krizden çıkış ve bir daha cari açık, döviz problemi yaşamama imkanı doğacaktır.

Zordur, ancak imkansız değildir

Önerdiğimiz yol zor ve meşakkatli olabilir; ancak ülkemizin başka çaresi yoktur. Örnek olarak Türk asansör sektörünü verebiliriz.

İnşaat sektörünün tedarikçi bir kolu olan Asansör üretimi, tam da yukarıda çözüm olarak sunduğumuz yapıda gelişmektedir. İthal edilen asansörlerin montaj ve bakımını yaparak başlayan sektörün emektarları, ellerinden tutan hiç kimse olmamasına rağmen, ithal edilen tüm ürünlerin yerli üretimini başarmış durumdadır.

Made in Türkiye

Ülke içinde yapılan yeni konut, işyeri ve AVM’lerde dünya devi firmalarla rekabet etmenin yanında, Türk asansör sektörü dünyanın 100 ülkesine asansör ve asansör parçaları ihraç etmektedir. Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri ile Balkan ülkelerinde “Made in Türkiye” damgalı asansörler çalışmaktadır.

İnşaat sektörüne bağlı ve malzeme tedarik eden 150- 200 civarındaki sektörün ve yüzlerce firmanın Türk asansör sektöründen öğreneceği çok şey var.

Bunların en başında; tüm dünya pazarını hedef almak gelir. Yalnızca yurtiçi piyasaya satış yapma kolaycılığına kapılmayıp, her türlü zorluğa rağmen, dünyanın dört bir tarafına ihracat yapma azmi de bir diğeri.

Biz İnşaat Yaptık Almanya Para Kazandı başlıklı haber, www.monerymm.com internet sayfasında 09 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

İmar Barışına ‘Zorunlu Yapı Denetim’ geliyor!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Marmara Denizi Silivri açıklarında 26 Eylülde yaşanan 5.8’lik depremin ardından, ‘Zorunlu Yapı Denetim’ uygulaması başlatmaya hazırlanıyor. Peki, Zorunlu Yapı Denetim uygulaması nasıl işleyecek?

Hurriyet muhabiri Aysel ALP’in haberine göre; hazırlıkları süren torba yasa taslağına eklenmesi öngörülen bir madde ile, Türkiye genelinde imar barışına başvurup, Yapı Kayıt Belgesi (YKB) alan binalara zorunlu yapı denetim uygulaması getirilmesi görüşülüyor.

Riskli olan binalar 60 gün içerisinde yıkılacak

Riskli Yapı Tespit raporuna göre ‘riskli’ olarak görülen binalar 60 gün içinde yıkılacak ve bunlar Kentsel Dönüşüm kapsamına alınarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından uygulamaya konan “6306 sayılı (Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun) kanununun tüm olanaklarından faydalandırılacak.

İmar Barışı kapsamındaki yapılar güçlendirebilecek

Hatırlayacağınız üzere 12 Eylülde Bakan Murat KURUM tarafından 8 maddelik Kentsel Dönüşüm Eylem Planı kamuoyu ile paylaşılmıştı. Bu maddelerden sonuncusunda; “İmar barışından faydalanan vatandaşlarımızın yapılarını güçlendirebilmeleri için mevzuat çalışması yapılacak.” denmişti.

Bakan Kurum açıklamasında; “Yapı Kayıt Belgesi almış olan vatandaşlar, İmar Kanunu‘ndaki kısıtlamalara tabi olmaksızın, oturdukları yapıları deprem riskine karşı güçlendirebilecekler. Vatandaş, mevcut yapı alanlarında herhangi bir ilave artış ve kullanım kararı değişikliği meydana getirmeksizin, güçlendirme ruhsatı alabilecek.” şeklinde müjde vermişti.

Torba yasasında bu konu ile ilgili bir madde konması tartışılıyor. Güçlendirme veya yeniden inşa edilme süreçlerinde zorunlu yapı denetim uygulaması olacak.

Zorunlu Yapı Denetim uygulaması nasıl işleyecek?

İmar Barışından yararlanmak amacıyla başvuran binalar için statik rapor şartı olmalıydı. İmar Barışı yasasında bu sorumluluk bina sahiplerine yüklenmişti.

Şimdi vatandaş kendi çabası ve isteği ile Riskli Yapı Tespiti yaptırdığında iki olasılık var;

  1. Bina risksiz
  2. Bina riskli

Bina risksiz ise, hadi geçmiş olsun. Size iyi günler.

Şayet bina riskli ise, size geçmiş olsun. Kolay gelsin. Bu durumda;

  1. Binayı güçlendirteceksiniz,
  2. Yıktırıp yeniden yaptıracaksınız.

Uygulama her iki durumda da Yapı Denetime tabi olacak, ki doğrusu da bu. Sonuçta bir inşai faaliyetten bahsediyoruz.

Riskli Yapı Tespiti nasıl yaptırılır? başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Barış isteyene ‘zorunlu denetim’ başlıklı haber, hurriyet.com.tr internet sayfasında 10 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Az katlı ve müstakil binalara talep arttı!

Marmara Denizi’nde meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem sonrası İstanbul’da az katlı ve müstakil binalara talebin arttığı görüldü. Vatandaşlar satın alma ve kiralamalarda özellikle 7 yaş ve altı evleri tercih etmeye başladılar.

Az katlı ve müstakil binalara talep arttı

Marmara Denizi Silivri açıklarında 26 Eylül’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem, İstanbul’da az katlı ve müstakil binalara talebi arttırdı. Satın alımlarda ve kiralamalarda özellikle 6-7 yaş ve altı evler tercih edilmeye başlandı.

Coldwell Banker Türkiye Ülke Başkanı Gökhan Taş, 26 Eylül’de vatandaşların deprem gerçeğiyle yüzleştiğini belirtti. Taş’a göre, sözkonusu depremden önce vatandaşlar konut alırken bu konuyla ilgili çok soru sormazlardı. Taş, artık vatandaşın ev alırken; “Bu konut 1999 depreminden önce mi sonra mı yapıldı?” şeklinde sorduğunu belirtti.

Sektör temsilcileri,

Taş, özellikle deprem konusunda yüksek risk içeren ilçelerde düşük katlı ve 6-7 yaşın altındaki binalara ilginin yüksek olduğunu dile getirerek; “Fakat bu ilgi henüz fiyatlara yansımadı. Sadece son döneme kadar fiyat konusunda duyduğumuz eleştirileri artık daha az duyar olduk.” dedi.

Taş, başta kamu bankaları olmak üzere bankaların uygulamış oldukları faiz indirimi ve deprem nedeniyle, başka binaya geçmek isteyenlerin sektöre ciddi hareketlilik getirdiğini belirtti. Taş, 2019 yılı sonu için bir milyon adet olan konut satış beklentilerini 1,2 milyon adede yükselttiklerini bildirdi.

“Kiralık konut piyasasında da bariz bir hareket var”

İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Nizameddin Aşa, son 1-2 ayda kredi faizlerinin düşmesiyle konut satışlarının ve gayrimenkul sektörünün hareketlendiğini vurguladı. Aşa, “TÜİK rakamlarına göre Türkiye genelinde Ağustos ayında 34.148 adet ipotekli konut satıldı. Özellikle bina yaşı yüksek olan veya oturduğu konuttan sağlamlık açısından emin olamayan kimseler yeni bir eve taşınmak istiyor. Düşük katlı ve yaşı genç binalara ilgi arttı. Bu ilginin ilerleyen günlerde alım yönünde eyleme dönüşmesini umuyoruz.” dedi.

Aşa, İstanbul’da yenilenmesi gereken ciddi bir riskli yapı konut stoğu bulunduğunu, Riskli Yapı Tespiti ile ilgili vatandaşın gereken duyarlılığı göstermeye başladığını kaydetti. Aşa, bu binalarda oturan milyonlarca vatandaşın, kiralama veya satın alma yoluyla sektörü hareketlendirmesinin normal olduğunu ifade etti.

“Az katlılarda kiralık talebi yüksek”

Tuzla-Pendik Bölgesi Coldwell Banker Alesta Brokeri Emrah Pehlivanoğlu da, daha önceden ‘satılık ev arayan müşteriler’ olarak kaydı bulunan müşterilerinin bir çoğunun kendilerini arayıp, artık yüksek katlı binalarla ilgilenmediklerini söylediğini belirtti. Pehlivanoğlu; “Bu kişiler daha az katlı yapılarda ev arayışı içerisinde olduklarını belirtiyor. Kiralıkta da benzer bir durum söz konusu.” dedi.

Çekmeköy bölgesindeki emlak sektörü temsilcilerinden de, az katlı evlere özellikle kiralık konut talebinin çok fazla olduğu yönünde tespitler geliyor. Uzmanlara göre bu durum, geçen yıl 5 bin 500 lira civarında olan aylık kira fiyatlarını 7 bin liraya kadar yükseltti. Mevcut kiralık konut arzı yeterli olmadığı için satılık evlere olan talebin de zamanla artacağı öngörülüyor.

Bahçeşehir’de ilgi 2007 sonrası yapılan az katlı ve müstakil binalara

Bahçeşehir Bölgesi Coldwell Banker Dikey Brokeri Burak Özmutafaoğlu da, bölgede artçı depremlerin devam etmesi durumunda özellikle 2007 sonrasında yapılan az katlı ve müstakil binalara olan talebin artacağını vurguladı. Özmustafaoğlu; “Bu talep de konut fiyatlarını yüzde 10 gibi yukarı çekecektir. Aslında 1999 depremi sonrası Deprem Yönetmeliğine uygun olarak yapılan tüm yapılar kaliteli, ancak insan psikolojisi böyle bir talep oluşturtuyor.” şeklinde ifade etti.

Deprem az katlı ve müstakil binalara talebi artırdı başlıklı haber, www.aa.com.tr internet sayfasında 30 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi taşınıyor!

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ‘nın depremde hasar gören Avcılar Veteriner Fakültesi ile Bakırköy Sağlık Bilimleri Fakültesi, Büyükçekmece Yerleşkesi’ne taşınmaya başladı.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa taşınma süreci 17 bin kişiyi etkileyecek

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa taşınma süreci, İstanbul içerisinde aynı anda yapılan en büyük eğitim kurumu taşınması olarak tarihe geçecek. 26 Eylül’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki depremde binaları hasar gören Avcılar Yerleşkesi’ndeki Veteriner Fakültesi ile Bakırköy Yerleşkesi’ndeki Sağlık Bilimleri Fakültesi, üniversitenin Büyükçekmece Yerleşkesi’ne taşınmaya başladı.

Eğitime 22 Ekim’e kadar ara verildi

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğü, depremde hasar gören Veteriner Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde eğitim-öğretime 22 Ekim’e kadar ara verildiğini duyurmuştu. Aynı duyuruda, Veteriner Fakültesi kapsamındaki Hayvan Hastanesi’nin faaliyetlerinin geçici bir süre için durdurulmasına karar verildiği ifade edilmişti.

AA muhabiri Andaç Hongur’un edindiği bilgiye göre, Veteriner Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi’nin taşınmasına başlandı. Avcılar Yerleşkesi’ndeki Mühendislik Fakültesi de belirlenen yerlere taşınacak.

Ay sonuna kadar tamamlanacak olan taşınma işlemi tarihe geçecek

İstanbul içerisinde aynı anda yapılan en büyük eğitim kurumu taşınması olarak tarihe geçecek olan taşınma;

  • 15 bin öğrenci,
  • bin civarında akademisyen ve
  • bin civarında idari personel olmak üzere

toplamda 17 bin kişiyi etkileyecek. Taşınmanın büyük bölümünün cuma gününe kadar tamamlanması planlanıyor. Tüm taşınma ay sonuna kadar tamamlanmış olacak.

Hizmeti geçici olarak durdurulan Avcılar Yerleşkesinde Veteriner Fakültesine bağlı olan Hayvan Hastanesi taşınmayacak. Karar verilmesi için Teknik ekiplerin hasarlı binadan aldıkları numunelerin analiz sonucu bekleniyor.

Boşaltılan Avcılar Yerleşkesi’ndeki yurtta kalan 700 öğrenci rektörlüğün koordinasyonu ile çeşitli yurtlara yerleştirildi.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin taşınması sürüyor

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Yerleşkesi’nde yer alan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin taşınma süreci kendi içinde sürüyor. Depremin ardından Çocuk Hastalıkları Birimi’ndeki mevcut hastalar diğer birimlere ve hastanelere nakledilmek suretiyle, yeni binaya taşınıncaya kadar (Çocuk Acil ve Çocuk Klinikleri) bünyesindeki sağlık hizmetleri durduruldu.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Birimi binası ile bütünleşik olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Birimi de dekanlıkça daha önceden planlanan yeni yerine taşınacak.

İstanbul’daki en büyük eğitim kurumunun taşınması başladı başlıklı haber, www.aa.com.tr internet sayfasında 07 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

İstanbul’da ihbar edilen Riskli Bina sayısı 5 bin 253!

Marmara Denizi’nde art arda meydana gelen depremlerin ardından İstanbul’da vatandaşlar ve resmi kurumlarca valiliğe ihbar edilen Riskli Bina sayısı 5 bin 253.

Hasar Tespit çalışmaları Bakanlık yetkililerince sürdürülüyor

AA muhabiri Zehra Aydın Turapoğlu’nun aktardığı bilgiye göre, en büyüğü 26 Eylül’de Marmara Denizi‘nin Silivri açıklarında meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem olmak üzere son dönemde art arda yaşanan sarsıntılardan sonra, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerince İstanbul ili genelinde hasarlı ve Riskli Bina tespiti çalışmaları yürütülmeye devam ediyor.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne bağlı 360 görevli 180 ekip halinde, binaların ve kritik tesislerin hasar tespitini yapmak, acil yıktırılması gereken binaları belirlemek amacıyla sahada incelemelerini sürdürüyor.

Çalışmalar kapsamında bugüne kadar ekipler tarafından kamu yapıları, konutlar ve iş yerlerinde incelemelerde bulunuldu.

4 bin 972’si vatandaşlardan, 221’i okullardan, 12’si hastanelerden ve 48’i diğer kamu kurumlarından olmak üzere İstanbul Valiliği’ne şu ana kadar 5 bin 253 riskli bina ihbarında bulunuldu.

15 Okul ağır hasarlı

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hasarlı olduğu bildirilen 179 eğitim binasındaki incelemeler tamamlandı. Çalışmalarda;

  • 134 okulun hasarsız,
  • 30 okulun az hasarlı,
  • 15 okulun ise ağır hasarlı olduğu tespit edildi.

42 eğitim binasında Riskli Bina incelemesi sürüyor. 2 Hastane ve 4 Kamu Binası Ağır Hasarlı

Hastanelerde yapılan hasar tespit çalışmasında;

  • 8 hastane hasarsız,
  • 2 hastane az hasarlı,
  • 2 hastane de ağır hasarlı olarak belirlendi.

Diğer kamu kurumu binalarından;

  • 35 bina hasarsız,
  • 7 bina az hasarlı,
  • 4 bina ağır hasarlı olarak tespit edildi. 2 binada ise inceleme sürüyor.

189 Özel Bina ağır hasarlı

Vatandaşlar tarafından iletilen ihbarlardan;

  • 2 bin 179 binanın hasarsız,
  • 739 binanın az hasarlı,
  • 189 binanın ise ağır hasarlı olduğu tespit edildi.

Bunun yanında deprem kaynaklı olmayan 651 bina da hasarlı olarak kaydedildi. Bakanlık ekiplerince, vatandaşların ihbar ettiği diğer riskli binalarla ilgili incemeler devam ediyor. Peki, konutumuz veya işyerimiz ile ilgili Riskli Yapı Tespiti nasıl yaptırabiliriz?

İstanbul’da 5 bin 253 riskli bina ihbar edildi başlıklı haber, www.aa.com.tr internet sayfasında 03 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Vatandaştan, Deprem Sonrası Kentsel Dönüşüm için hamle!

5,8 büyüklüğündeki deprem sonrası vatandaşlar, Kentsel Dönüşüm için soluğu Belediye ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’nde aldı. Bankalar ‘Kentsel Dönüşüm Kredisi’ veriyor.

5,8 büyüklüğündeki sarsıntı İstanbulluları Kentsel Dönüşüm için harekete geçirdi

İstanbullular, evlerini güvenli hale getirmek amaçlı kentsel dönüşüm için soluğu belediye ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’nde aldı. İki hafta kadar önce Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında, 8 maddelik Kentsel Dönüşüm Eylem Planı detayları kamuoyu ile paylaşılmıştı. Bu plana göre 5 yılda dönüştürülmesi planlanan 1,5 milyon konutun 500 bini İstanbul’da bulunmakta.

Marmara Bölgesinde peş peşe yaşanan 4,6 ve 5,8 büyüklüğündeki sarsıntılar, İstanbullulara deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Yakın gelecekte gerçekleşmesi kaçınılmaz olarak görülen Büyük İstanbul Depremi‘ni hatırlatan önceki günkü son deprem, vatandaşı harekete geçirdi.

Bu işin şakası olmadığını gören ve daha güvenli evlerde yaşamak isteyen vatandaşlar, internette “evimi nasıl dönüştürürüm” ve “izlenecek yol haritası” başlıkları ile konular hakkında bilgi almak istedi.

CİMER’e talep atanlar var

Mağduriyet yaşayan vatandaşlar, Belediyelerin kentsel dönüşüm bürolarına ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’ne müracaat ediyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi CİMER‘e dönüşüm isteklerini yazan azımsanmayacak sayıda vatandaş da var. Yeni başvuru yapanların yanında daha önce yazıp da sonucunu takip edenler de bulunuyor. CİMER her başvuruyu değerlendirmeye almak suretiyle, vatandaşa ‘Kentsel Dönüşüm Merkezi’ne başvurmaları gerektiği’ yanıtını veriyor. Kentsel Dönüşüm Merkezleri ise vatandaşı belediyelere yönlendirmekte.

Hukukçulara da müracaat ediliyor

Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı avukat Ali Güvenç Kiraz, evini dönüştürmek isteyen vatandaşın hukuki alt yapı hakkında da bilgi alma telaşı içine girdiğini ifade etti. Kiraz, talebin artmasında şu faktörlerin etkili olduğunu vurguladı;

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın açıkladığı Kentsel Dönüşüm Eylem Planı,
  • Konut kredisi faizlerinin düşmesi,
  • En önemlisi de, son depremin vatandaşı daha da hareketlendirmesi.

Kiraz sözlerine şöyle devam etti; “Birkaç gündür telefonlarım en çok kentsel dönüşüm yaptırmak isteyen vatandaşlar tarafından çalınıyor. Bakanlık eylem planında kentsel dönüşümü hızlandıracak iki önemli adım attı. Bunlar;

  • İmar Barışı kapsamında Yapı Kullanma Belgesi almış olanlara güçlendirme izni vermesi,
  • Vatandaşın evini aynı metrekarede kendisinin yenilemesinin önünün açılması.”

Bankalardan Kentsel Dönüşüm Kredisi

Kiraz; “Oturdukları binaları kentsel dönüşüm statüsüne sokmak isteyenlerin, bankalarda kredi hesaplatmaya başladıklarını görüyoruz. Birçok banka Kentsel Dönüşüm Kredisi vermeye başladı. Ancak dönüşüm isteklerinin uygulamaya geçmesi için kredi koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor.” dedi.

2017’de çıkan Kentsel Dönüşüm Kredi Yönetmeliğine atıfta bulunan Kiraz, bu yönetmelikteki kredi koşullarının bir an önce uygulamaya konulmasının dönüşümü hızlandıracağının altını çizdi.

İller Bankası’ndan 4 Milyarlık kaynak

İller Bankası, belediyelere 4 milyar TL yeni kaynak sağlayacak. Bakanlığın 19 Şubat’ta valiliklere ve belediyelere gönderdiği genelge çerçevesinde belediyeler kentlerine göre Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlayıp bakanlığa sundular. Sözkonusu Riskli Bina Raporu ışığında dönüşüm çalışmaları şekillendi. Buna göre İstanbul’da;

  • Esenler’de 8 bin,
  • Gaziosmanpaşa’da 4 bin 748,
  • Başakşehir’de 2 bin,
  • Üsküdar’da 1850,
  • Kadıköy’de bin 650,
  • Zeytinburnu’nda bin 500,
  • Bağcılar’da bin 15,
  • Beykoz’da bin,
  • Kağıthane’de 850,
  • Güngören ve Beyoğlu’nda 750’şer,
  • Arnavutköy’de 500,
  • Ataşehir’de 300 ve
  • Kartal’da 125 bağımsız birimden oluşan dönüşüm yapılacak.

Vatandaş, deprem sonrası kentsel dönüşüm için soluğu belediye ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’nde aldı başlıklı haber, sondakika.com internet sayfasında 28 Eylül 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri ile ilgili Bakanlıktan çok önemli açıklama!

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı, TÜRKİNŞA Sendikası’nın Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri ile ilgili sorusu üzerine yazılı açıklamada bulundu.

Türkiye İnşaat Müteahhitleri İşveren Sendikası (TÜRKİNŞA) 11 Eylül 2019 tarih ve 23 sayılı yazı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri ile ilgili soru yöneltti. Bunun üzerine Bakanlık Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı 17 Eylül tarihinde yazılı olarak cevap verdi.

TÜRKİNŞA Sendikası Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri ile ilgili ne sordu?

TÜKİNŞA dilekçesinde Bakanlığa şu soruyu yöneltti; “Temel altı iyileştirilmesi ve güçlendirilmesi ile iksa amaçlı güvenlik tedbirlerine yönelik olarak yapılması gerekebilecek bina temeli dışındaki (jet grout, fore kazık iksalama v.b.) imalatlar ile çevre tanzimine ilişkin imalatlar yapı yaklaşık birim metrekare maliyetlerine dahil mi, değil mi?”

Bakanlık yazısında;

“İlgili yazınızda özetle; Türkiye Resmi Sektör Müteahhitleri İşveren Sendikası olarak karşılaşılan bazı sorunların çözümüne yardımcı olmak üzere; Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Tebliğinde sınıf ve grubu belirtilmiş bina türü yapılara yapı yaklaşık birim metrekare maliyetlerini oluşturan unsurlar içerisinde, temel altında karşılaşılması muhtemel zayıf zeminlerin iyileştirilmesi ve güçlendirilmesi ile iksa amaçlı güvenlik tedbirlerine yönelik olarak yapılması gerekebilecek bina temeli dışındaki imalatlara (jet grout, fore kazık iksalama v.b.) ve çevre tanzimine ilişkin imalatlara ait bedellerin dahil olup olmadığının bilinmesine ihtiyaç olduğu belirtilmek suretiyle, bazı yanlış anlamaların, eksik uygulamaların önüne geçilmesi adına bu konunun açıklanması talep edilmektedir.

Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı cevaben şunları ifade etti

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanı Ertan YETİM imzalı cevap yazısında şu ifadelere yer verildi; “Bilindiği üzere; “Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında TebliğMimarlık ve Mühendislik Hizmetleri Şartnamesi’nin 3,2 maddesi gereği proje hizmetlerine esas olmak üzere bir yapının tüm unsurları dahil maliyetini belirtmekte ve her yıl Bakanlığımızca yayımlanmaktadır.

Bakanlığımızca her yıl 1 Ocak tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde hazırlanan tebliğde yer alan yapı sınıfları belirlenirken, Bakanlığımız İnşaat, Makine ve Elektrik Tesisatı Birim Fiyat Listeleri’ndeki rayiç ve birim fiyatlar kullanılmak suretiyle her yapı grubu için arsa bedeli, alt yapı ve çevre tanzimi hariç olmak üzere yapı yaklaşık birim metrekare maliyetleri oluşturulmaktadır.

Jet grout, fore kazık, iksalama vb. gibi altyapı imalatları ve çevre tanzimi imalatları dahil değil

Bakanlık yazısında devamında; “Dolayısıyla, bina temeli dışındaki jet grout, fore kazık, iksalama vb. gibi altyapı imalatları ve çevre tanzimi imalatları yapı yaklaşık birim metrekare maliyetlerine dahil edilmemektedir.” dendi.

TÜRKİNŞA Sendikası hakkında

Türkiye İnşaat Müteahhitleri İşveren Sendikası (TÜRKİNŞA) inşaat sektöründe hizmet veren yükleniciler ve sektör paydaşlarının hak ve hukukunu korumak, üyelerini kamu ve özel sektör işverenlerine tanıtmak ve ana amaçlarına uygun olarak 1976 yılında kurulmuş ve bakanlar kurulu kararı ile isminde TÜRK ibaresi taşıma yetkisi verilmiş bir işveren sendikasıdır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

TOKİ ikinci indirim kampanyası yarın başlıyor!

TOKİ’nin 2019 yılı ikinci indirim kampanyası 23 Eylül’de başlayacak. Kampanya ile, borcunu erken ödeyip tapusuna hemen sahip olmak isteyen konut ve iş yeri alıcılarına indirim imkanı sunuluyor.

İkinci indirim kampanyası 23 Eylül Pazartesi günü başlıyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından düzenlenen ikinci indirim kampanyası dahilinde konut ve işyeri almak isteyen alıcılar, 23 Eylül Pazartesi gününden itibaren başvuru yapabilecekler.

Borcunu erken ödeyip tapusuna hemen sahip olmak isteyen konut ve iş yeri alıcılarına yönelik tertip edilen 2019 yılının ikinci indirim kampanyasına başvurular yarın başlıyor.

Peşin ödemelerde yüzde 22 indirim yapılacak

Konu ile ilgili TOKİ’den yapılan yazılı açıklamaya göre, bu yıl ikincisi düzenlenen kampanyada alıcılara peşin ödemelerde yüzde 22 indirim yapılacak.

Borç bakiyesinin tamamını kapatamayacak vatandaşlar da ikinci indirim kampanyası kapsamından yararlanabilecekler. Başvuranlar, borç bakiyesinin yüzde 25’inden daha az olmamak kaydıyla yaptıkları peşin ödemelerden yüzde 22 indirim alacaklar.

Kampanya 18 Ekim’e kadar sürecek

Kampanya kapsamında indirimden yararlanmak isteyen konut ve iş yeri alıcıları, 23 Eylül Pazartesiden başlayıp, 18 Ekime kadar borçlu oldukları bankaya başvurabilecek.

  • 18 Ekim sonrasında yapılacak başvurularda söz konusu indirim geçerli olmayacak.
  • İkinci indirim kampanyası uygulaması kapsamında olan projelerdeki konut ve iş yeri alıcılarının, başvuru tarihi itibarıyla TOKİ’ye ödemekle yükümlü oldukları aidat, emlak vergisi gibi borçlarının bulunmaması gerekiyor.
  • Kampanyadan, satışları 2018’in haziran ayı sonuna kadar yapılmış ve geri ödeme taksidi yine 2018’in haziran ayı sonuna kadar başlamış konut ve iş yeri sahipleri yararlanabilecek.
  • Taksit sayısı 12 ay ve daha az kalan projeler indirim kampanyasına dahil değildir.

Kampanyadan yararlanmak isteyenler Konut Kredisi kullanabilirler

2019 yılı ikinci indirim kampanyasından faydalanmak isteyenler, Gayrimenkul Satış Sözleşmesi‘ni imzalamış oldukları aracı bankalardan konut kredisine başvurup, yararlanabilirler.

TOKİ’nin indirim kampanyası başlıyor başlıklı haber, trthaber.com internet sayfasında 22 Eylül 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

2019 Ağustos ayında 110 bin 538 Konut satıldı!

TÜİK verilerine göre; Türkiye genelinde 2019 yılı Ağustos ayında 110 bin 538 adet Konut satıldı. Konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 oranında arttı.

Ağustos ayında 110 bin 538 Konut satıldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; Türkiye genelinde 2019 yılı Ağustos ayında 110 bin 538 adet Konut satıldı. Artış bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 olarak gerçekleşti.

2019 Temmuz ayı konut satışları 102.236 adet olarak gerçekleşmişti. Konut satışlarında, İstanbul 15.881 konut satışı ve yüzde 14,4 oran ile en yüksek payı aldı. İstanbul’u, 10.707 adet ve yüzde 9,7 ile Ankara, 6.025 adet ve yüzde 5,5 pay ile İzmir takip etti. 18 konut ile Hakkari, 28 konut ile Ardahan, 59 konut ile Şırnak, konut satış sayısının en düşük olduğu iller oldu.

2019 Ağustosta 34.148 adet İpotekli konut satıldı.

Türkiye genelinde Ağustos ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 168 oranında artmak suretiyle, 34.148 adet ipotekli konut satıldı. Böylelikle ipotekli satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 30,9 olarak gerçekleşti.

İllere göre ipotekli konut satışlarında; İstanbul 4.382 adet ve yüzde 12,8 pay ile ilk sırayı aldı. Toplam konut satışları içerisinde en yüksek ipotekli satış payının olduğu il yüzde 43,8 ile Bilecik oldu.

40.634 adet konut ilk defa satıldı

İlk defa satılan konut sayısı Türkiye genelinde yüzde 17,7 azalmak suretiyle 40.634 adet oldu. İlk defa satılan konutların toplam konut satışları içinde payı yüzde 36,8 oldu. İlk satışlarda İstanbul 6.001 konut satışı ile en yüksek paya sahip olurken, ardından 3.107 konut satışı ile Ankara ve 1.994 konut satışı ile İzmir geldi.

İkinci elde 69.904 adet Konut satıldı

İkinci el konut satışları Ağustosta Türkiye genelinde yüzde 25,3 artış göstererek 69.904 adet olarak gerçekleşti. İkinci elde ilk sırayı 9.880 konut ile yine İstanbul alırken, Ankara 7.600 ve İzmir 4.031 konut ile İstanbul’u takip eden iller oldular.

Yabancılara Ağutosta 3.604 konut satıldı

Yabancıya ev satışı Ağustosta yüzde 6,8 oranında azalarak, 3.604 olarak gerçekleşti. İlk sırayı 1.549 konut satışı ile İstanbul alırken, Antalya 656 konut, Bursa 228 konut, Ankara 213 ve Yalova 169 konut satışı gerçekleştirmiş oldu.

En çok Irak ve İran uyruklular konut satın aldı.

Türkiye genelinde 2019 yılı Ağustos ayında Irak vatandaşlarına 675 konut satıldı. Irak’ı, 469 konut ile İran, 212 konut ile Rusya Federasyonu, 159 konut ile Kuveyt ve 149 konut ile Almanya takip etti.

Editörün Değerlendirmesi

TÜİK tarafından yayımlanan ‘2019 Ağustos Konut Satışları’ istatistiki verileri ışığında bir değerlendirme yapmak gerekirse;

Geçen yılın aynı dönemine göre Ağustos konut satışları yüzde 5,1 oranında artış göstermiş.

Bu artışta en büyük payı yüzde 25,3 artış göstererek 69.904 adet gerçekleşen ikinci el konut satışları alırken, yüzde 168 artış ile 34.148 adet gerçekleşen ipotekli konut satışları da etkili oldu.

Kira öder gibi‘ Ev Sahibi olabilecek miyiz?

Ağustos başında Ziraat Bankası, VakıfBank ve Halkbank gibi kamu bankaları konut kredisi faizlerini yüzde 0,99’a çekti. Zaman içerisindde kamu bankalarını özel sektör bankaları da takip etti. Uzun zamandır konut almak için fırsat kollayan vatandaşlar bu faiz indirimine son derece olumlu tepki gösterdi.

Kendi bütçesine ve yaşam standardına göre aylık kredi ödeme hesabı yapan vatandaşlar sayesinde Konut Piyasası hareketlendi.

Konut satışlarındaki bu olumlu havanın Eylülde de devam etmesi bekleniyor.

Kaynak;  http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=30881

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Deprem tehlikesi İstanbul’un denize yakın ilçelerinde arttı!

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özmen; “Deprem tehlikesi, İstanbul’un Marmara Denizi’ne yakın veya kıyısı bulunan ilçelerinde arttı” dedi. Yeni Deprem Tehlike Haritası’na göre hangi ilçe ne kadar riskli?

Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, Türkiye’nin Yeni Deprem Tehlike Haritası eşliğinde İstanbul ve Ankara’ya ilişkin deprem tehlikesi ile ilgili açıklama yaptı.

Özmen, Türkiye’nin Yeni Deprem Tehlike Haritası’nın 1 Ocak’ta yürürlüğe girdiğini hatırlattı. Doç. Dr. Özmen, 23 yıl aradan sonra yeniden düzenlenen bu haritaya göre İstanbul ve Ankara gibi birçok ilin deprem tehlikesinde önemli değişiklikler olduğunu vurguladı.

Özmen; “Yeni haritanın yürürlüğe girmesiyle, 1996 tarihli eski haritada yer alan ‘birinci-ikinci derece deprem bölgesi’ ifadeleri ortadan kalktı. Artık e-Devlet şifresiyle Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının web sayfasından her yerleşim biriminin, mahallenin hatta binanın deprem tehlikesi koordinat bazında öğreniliyor. Bu sayede sözkonusu yerin veya bölgenin deprem tehlikesiyle ilgili farklı sorgulamalar yapılabiliyor. İstendiği taktirde bu veriler harita üzerinde gösterilerek rapor halinde çıktısı alınabiliyor” dedi.

Eski harita ile Yeni Deprem Tehlike Haritası arasındaki fark ne?

Özmen, eski harita ile ilgili bilgi verdi. “g” sağlam zemindeki maksimum yer ivmesi değeri; 50 yılda yüzde 90 ihtimalle aşılmayacak yer ivmesi değeri olarak varsayılmakta. Özmen, eski haritanın Türkiye’yi, deprem tehlike parametresi değeri olan “g”ye göre 5 dereceye ayırdığını ifade etti.

Özmen sözlerini şöyle sürdürdü; “Yeni haritanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, 1996 tarihli haritayla depreme maruz bölgelerde önemli değişiklikler oldu.

Deprem tehlikesi Marmara Denizi‘ne yakın ilçelerde arttı. Eski haritaya göre İstanbul’un Adalar, Avcılar, Bakırköy, Eminönü, Kadıköy, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sultanbeyli, Tuzla, Üsküdar ve Zeytinburnu ilçeleri birinci derece deprem bölgesi altında olduğu için yer ivmesi değeri 0,40 g olarak alınmakta ve bu değerin ilçe sınırları içinde her yerde aynı olduğu kabul edilmekteydi.

Ancak yeni harita ile artık her mahallenin veya binanın deprem tehlike parametresi, faya uzaklığına ve zemin sınıfına bağlı olarak değişebiliyor. Yapılan gözlemlerimizde, bu ilçelerin Marmara Denizi’ne yakın olan bölgelerinde beklenen maksimum yer ivmesi değerlerinin önemli ölçüde arttığını görüyoruz. En çok artış yüzde 50 ile Adalar’da meydana gelmiş. Avcılar, Bakırköy, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Tuzla ve Zeytinburnu’nun Marmara Denizi’ne yakın olan bölgelerinde ise artış yaklaşık yüzde 5-25 oranında gerçekleşmiş. Sultanbeyli ve Üsküdar’da ise yüzde 5-10 oranında bir azalma sözkonusu.”

“En fazla artış yüzde 70 ile Büyükçekmece’de”

Özmen, eski haritada ikinci derece deprem bölgesinde gösterilen Bağcılar, Bahçelievler, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kağıthane, Silivri, Şile, Şişli ve Ümraniye’nin Marmara Denizi’ne yakın olan bölgelerinde yer ivmesi değerlerinde önemli artışların görüldüğünü belirtti. Bu artışın yüzde 70 ile en fazla Büyükçekmece’de meydana geldiğini aktaran Özmen, diğer ilçelerdeki artışları şu şekilde ifade etti;

  • Bağcılar, Bahçelievler, Esenler, Fatih, Güngören’in Marmara Denizi’ne yakın olan bölgelerinde yaklaşık yüzde 35-45 oranında,
  • Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Çatalca, Gaziosmanpaşa, Kağıthane, Silivri, Şişli ve Ümraniye’de yüzde 15-30 oranında,
  • Beykoz ve Şile’de ise yüzde 5 oranında.

Özmen, eski haritada üçüncü derece deprem bölgesinde gösterilen;

  • Eyüp ilçesi için yüzde 80,
  • Sarıyer ilçesi için de yüzde 50 gibi yer ivmesi değerlerinde artışlar olduğu aktardı.

“Deprem tehlikesi açısından Ankara önemli değişikliklere uğradı”

Ankara, 1996 deprem bölgeleri haritasında 4’üncü derece deprem bölgesi içinde gösterilmekteydi. Özmen, yeni haritanın yürürlüğe girmesiyle Ankara’nın deprem tehlikesi açısından önemli değişikliklere uğradığını ifade etti. Özmen, şu bilgileri verdi:

“Ankara’da bazı ilçelerinin deprem tehlikesi yükselirken, bazı ilçelerinin deprem tehlikesi düştü. Ankara Merkez, Çankaya, Altındağ, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Sincan, Yenimahalle, Gölbaşı, Keçiören, gibi merkezde olan ilçeler eskiden dördüncü derece deprem bölgesinde yer almaktaydı. Yeni haritada bu ilçelerin deprem tehlikesi değeri yüzde 50 kadar artmıştır. Eskiden birinci derece deprem bölgesinde gösterilen Evren ilçesinin deprem tehlikesi yüzde 75 kadar düşmüştür. Şereflikoçhisar ilçesinde ise deprem tehlikesi yüzde 50 kadar düşmüştür. Ayrıca Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Elmadağ, Güdül, Kahramankazan, Kızılcahamam gibi ilçelerde deprem tehlikesi önemli oranda azalmıştır.”

Özmen, Türkiye’de artık binaların deprem yükü hesaplamaları, güçlendirme çalışmaları, riskli yapıların belirlenmesi ve kentsel dönüşüm çalışmalarının yeni haritaya göre yapılacağını, bu haritanın kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında riskli yapıların belirlenmesinde ciddi rolü olacağını sözlerine ekledi.

“İstanbul’un denize yakın ilçelerinde deprem tehlikesi arttı” başlıklı haber, trthaber.com internet sayfasında 15 Eylül 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.