Eyy Beyaz Yakalılar! Dilencilikte daha çok para var(!)

Türkiye’de Beyaz Yakalılar için maalesef gün geçtikçe işler daha da zorlaşıyor.
Mimarlığı bırakıp dilenci olmaya karar veren bir sözlük yazarı, dilencilikte daha çok para olduğu tespitinde bulunmuş(!)

Beyaz Yakalılar mı yoksa Dilenciler mi

İş hayatı Beyaz Yakalılar için mi yoksa Dilenciler için mi daha avantajlı?

Mimarlığı bırakıp dilenci olmaya karar veren bir sözlük yazarı, hayatı sorgulatan isyanı ile insanı derin düşüncelere sevk edebilecek bir haykırışta bulunmuş.

Türkiye’nin büyük şehirlerinden birinde yaklaşık 7 yıldır mimarlık yapan birinin haklı isyanı; “Mezun olunca bol para kazanacağım hayaliyle okuduğum mesleğe 1.800 Türk Lirası maaşla başladım. Üstelik gece gündüz de çalışıyordum.”

Beyaz Yakalılar adına bir Mimarın ilk 7 mesleki yılı

Birinci yıl;

  • Hiç izin yapmadım.
  • Tam 7 ay süren bir uygulama projesinin teknikerliğini yaptım. Yaklaşık 6 ayında ekstra mesai yaptım. Yaklaşık 2 ayında sabahladım.

İkinci yıl;

  • Teknikerliğe devam ettim. mimarlığın Çizim yapmaktan başka bir şey olmadığını düşünmeye başladım.
  • Maaşıma 200 lira zam yapıldı. Sigortam asgari ücretten yatırılmaya devam etti.

Üçüncü yıl;

  • Müteahhit görüşmelerini de yaptım. Belediye görüşmelerine otobüsle gittim. Evrak işleri peşinde koştum.
  • Maaşıma 250 lira zam yapıldı. Sigortam, aldığı yapım işinde mimar çalışan göstermek zorunda olan bir şirket tarafından yapılmaya başlandı. Yani bonservisim olmadan satıldım. Üstelik ekstra maaş almadım.

Dördüncü yıl;

  • Tek başıma mimari projenin her detayına hakimdim. Üstüne 3 boyutlu görsel çalışmalar da yapıyordum.
  • Maaşıma 250 lira daha zam yapıldı.

Beşinci Yıl;

  • Artık ofisi ben yönetiyordum. Patron dışarda iş peşinde koşuyordu. Şirket sahiplerinin inşaat işine de girmesiyle şantiye gezmeye başladım.
  • Maaşıma 300 lira zam yapıldı.

Altıncı yıl;

  • Yurtdışında (Irak) antrepo, lüks konut, stadyum gibi işlerin proje çalışmalarını yürüttüm ve yönettim. 6 kez Irak’a gittim. İlk kez aldığım pasaport harcımı kendim ödedim.
  • Maaşıma 200 lira zam yapıldı. Bu yılın 5 ayı maaşım geç yattı.

Yedinci yıl;

  • 3 tane kentsel tasarım projesi çalışması yaptım. Yaklaşık 10 ha, 7 ha ve 17 ha’lık alanlarda kentin rögar kapağının yerine kadar tasarladım, kontrol ettim ve işi yürüttüm.
  • Maaşıma zam yapılmadı. şirkete %20 ortaklık teklif edildi. Kabul etmedim. Çıkacağımı söyleyince 500 lira zam yapıldı. Bugün itibarıyla mesleği bırakıyorum.

Gelelim sebeplerine;

  1. yıl: 21.600 TL
  2. yıl: 24.000 TL
  3. yıl: 27.000 TL
  4. yıl: 30.000 TL
  5. yıl: 33.600 TL
  6. yıl: 36.000 TL
  7. yıl: 42.000 TL

olmak üzere toplam kazandığım para: 214.200 TL oldu.

Peki Dilencilerin hesabı nasıl?

1- Işıklarda duranlar

Normal bir trafik akışının olduğu yolda Trafik lambası yaklaşık 5 dakikada 1 kez kırmızı yanıyor. Aslında daha kısaları da mevcut ama biz bu örnek üzerinden gittik. Kırmızı ışığın yanma süresi en az 20 saniyedir. Trafik lambası 1 kez kırmızı yandığında, 1 kişi en az 2 lira toplayabiliyor.

  • 5 dakikada : 2 TL
  • 60 dakikada : 24 TL
  • 10 saat üzerinden günde : 240 TL
  • 1 ayda : 7.200 TL

2- Kalabalık bir sokağın kaldırımında duranlar

Dilencinin önünden dakikada 50 kişi geçiyor ve bunların yalnızca 1 tanesi 1 lira veriyor. Başarı oranı sadece yüzde 2.

  • 1 dakikada : 1 TL
  • 60 dakikada : 60 TL
  • 10 saat üzerinden günde : 600 TL
  • 1 ayda : 18.000 TL

3- Cami önünde duranlar

Birinci hesapla neredeyse aynı, ancak erkekler için zor. Zabıta falan hikayeleri. Başarı oranı düşük ama hesap aynı. Üstelik cuma günleri daha bereketli geçiyor.

  • 1 dakikada : 1 TL
  • 60 dakikada : 60 TL
  • 10 saat üzerinden günde : 600 TL
  • 1 ayda : 18.000 TL

Şimdi soruyorum size; Beyaz Yakalılar mı, Dilenciler mi?

Bu trafik ışıklarında dilenciler, bu cami önlerindeki teyzeler, sokaklarda sabahtan akşama kadar oturan eli kolu sağlam insanlar neden dileniyor?

Beyaz yakalıların yakasına yapışmış vergiler, ödediği borçlar, yasal olmak için elinden geleni yapmasına rağmen hiç bir şeye sahip olamamış insanlar neden devam ediyor mesleklerine?

Bugün tüm beyaz yakalıları, sigortası asgari ücretten yatan tüm çalışanları, çıkıp trafik ışıklarında, köşe başlarında, cami önlerinde dilenmeye davet ediyorum.

Çıkın ve yardım isteyin. Ben istiyorum, Çünkü geçinemiyorum.

2 yıl önce yazılmış bu haklı isyana sonuna kadar katılıyorum. Peki günümüzde nasıl?

İşsiz yüzlerce beyaz yakalılar (mimar ve mühendis) iş umuduyla oradan oraya koşuşturuyor. İşverenler “piyasa kötü” deyip geçiştirirken, iyi bir meslek sahibi olma uğruna okuduğumuz bu meslek bize evde bilgisayar başında oturup, iş aramaktan başka ne sunuyor?

Tabi bir yandan da yeni açılan mimarlık bölümleri ve oralardan mezun olacak yeni mezun mimarlar…

2 yıl önce isyan ettiğimiz maaşlara razıyız, yeter ki piyasa açılsın ve en azından işsiz kalmayalım…

Mimarlığı Bırakıp Dilenci Olmaya Karar Veren Bir Sözlük Yazarının Hayat Sorgulatan İsyanı başlıklı yazı seyler.eksisozluk.com.tr internet sayfasında 24 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Kaynak; Mimar Aynur Duysak

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney @mithatgny

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Yayınlayan

Mithat GÜNEY

Mithat GÜNEY, 1972 yılında Sinop ili, Türkeli ilçesinde dünyaya geldi. Almanya’da başladığı öğrenim hayatını Lise öğrenimi ile İstanbul’da sürdürdü ve Erzurum Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği lisans eğitimini 1994 yılında tamamladı. Profesyonel hayatına 1994 yılında meslektaşı ile birlikte İstanbul’da açtıkları Mühendislik Bürosu’nda başlayan Mithat GÜNEY, uzun yıllar birçok Betonarme ve Çelik Konstrüksiyon projenin Statik Hesap ve Projelendirilmesi, Teknik Uygulama Sorumluluğu (TUS), Şantiye Şefliği vs. konularında hizmet vetmiştir. 1999 Marmara Depremi sonrası Çelik Yapılara yoğunlaşmış ve Çelik Yapıların Tasarımı, Projelendirilmesi ve Uygulanması konularında çok sayıda yurtiçi ve yurtdışı prestij projeyi hayata geçirmenin haklı gururunu yaşamaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan 2015 yılında almış olduğu “Riskli Yapılar Tespit Uzmanı” ünvanı ile şu ana kadar oluşturmuş olduğu mesleki bilgi birikimini; Riskli Yapıların Tespiti, Projelendirilmesi, Onarım ve yeniden Taahhüdü, Kontrolörlüğü ve Müşavirliği alanlarına yansıtmaktadır. Hayat boyu öğrenme felsefesi ile günümüz Profesyonel Proje Yönetimi metodolojisi üzerine yoğunlaşmış ve bunu PMI kuruluşundan 2018 yılında üstün derece ile almış olduğu PMP sertifikası ile belgelendirmiştir. Özellikle inşaat projelerinin daha etkin ve verimli planlanması, yönetilmesi ve teslim edilmesi adına, bu konuda eğitim ve seminerler vermektedir. Kendi blog sayfasında kişisel gelişim, liderlik, proje yönetimi vs. konularında makaleler paylaşmaktadır. Evli ve 2 çocuk babası olan Mithat GÜNEY, Türkçe’ye ilave olarak İngilizce, Almanca ve Arapça konuşmaktadır. Ayrıntılı bilgi için bkz. https://www.linkedin.com/in/mithat-g%C3%BCney-pmp%C2%AE-a33b4617/

“Eyy Beyaz Yakalılar! Dilencilikte daha çok para var(!)” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir