Almanya’dan 35 milyar Euro

Demir İpek Yolu Projesi dahilinde, Almanya’dan 35 milyar Euro finansal destek gelecek. Bu yatırım, hızlı tren setlerinin alımı ve yeni hatların inşası ile birlikte, mevcut hatların yenilenmesi ve sinyalizasyon teknolojisinin modernizasyonunu da kapsıyor. 

Yeni Yüksek Hızlı Tren (YHT) alımını, yeni rotalar belirlenmesini, demiryolu inşasını, mevcut hatların ve

Bakan Türkiye’ye Geliyor 

Eylül ayı sonunda Alman bakanın Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirileceği belirtilen haberde, finansman konusunun karşılıklı görüşüleceği ifade edildi. Bu konuda Türkiye’nin düşük faizli kredi ve üretilen ürünlere ihracat garantisi istediği iddialar arasında.

Hicaz Demiryolu

Türkiye ile Almanya arasında demir yolu konusunda süregelen iş birliği Sultan Abdülhamid Han dönemine kadar uzanıyor.

Türkiye, Almanya ile olan görüşmelerin 3 aydır sürdürdüğü proje ile ilgili bir taraftan Çin ile de müzakere halindeydi. Ancak, Çin ile somut ilerleme kaydedilememesi üzerine rota Almanya’ya çevrildi. Son dönemde her iki hükümet arasındaki diyalogta başlayan iyileşme sürecinde bu projeye fırsat gözüyle bakıldığı ifade edildi.

Hicaz Demiryolu, Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 1900-1908 yıllarında Şam ile Medine arasında inşa ettirilen, Osmanlı İmparatorluğu‘nun İstanbul’dan başlayan demiryollarının bir bölümüdür. Demiryolunun teknik işlerinin başında Alman mühendis Meissner bulunuyordu.

Hicaz Demiryolu‘nda özellikle; İstanbul ile Kutsal Topraklar arasındaki ulaşımı güçlendirmek, bu bölgelere taşınacak askerlerin ulaşımının kolaylaşması, hacıların daha güvenli bir şekilde hacca gidip gelmesi ve Arap ülkelerinin ekonomik gücünü yükseltmek hedeflenmişti.

Alman mühendisler ise, Almanya’nın Berlin şehrinden başlayıp İstanbul üzerinden geçerek Hicaz bölgesine ulaşmak istiyorlardı. Mısır‘ın İngilizler tarafından işgal altında tuttukları o dönemde Süveyş kanalını da kontrolleri altında almışlardı. Almanların esas planlarının bu hicaz hattı sayesinde Osmanlı topraklarına ulaşmak ve İngilizlerle birlikte Mısır’dan pay almak olduğu iddia edilmektedir.

1900 yılında başlayan demiryolunun inşasının yapımında, Almanların teknik tavsiyeleri ve destekleri ile çoğunlukla Türkler ve bölge işçileri çalışmıştır. Türk mühendisleri de Alman meslektaşları ile birlikte çalışma imkanı bulmuştur. Demiryolunun finansmanı için Osmanlı konsoloslukları aracılığıyla yurtdışından yardım toplanmıştır. Aynı yıllarda yapılan bir diğer demiryolu hattının da Berlin-Bağdat demiryolu olduğu Hicaz demiryolu, açılışından sonra bazı sıkıntılar yaşamıştır. Özellikle soygunculukla ve Hacı kafilelerini yağmalamakla geçinen yerel kabileler bu sefer demiryolunu hedef almış, bölgedeki halk ise çokça traversleri söküp kendi işlerinde kullanma girişiminde bulunmuştur. Hicaz Demiryolu, asıl hedefteki ulaşım noktası olan Mekke’ye kadar uzatılamamıştır.

Türkiye Gazetesi

Kaynak| http://www.iha.com.tr/haber-demir-ipek-yoluna-35-milyar-avro-741486/

İstanbul Yeni Havalimanına Ne İsim Verilecek?

Açılışı yaklaştıkça İstanbul Yeni Havalimanına ne isim verilecek? sorusu daha da önem arzetmeye başladı. Bu konu ile ilgili herkesin aklına farklı isimler geliyor.

İstanbul Yeni Havalimanı

HABERTÜRK YAZARI SEVİLAY YILMAN

Yazar YILMAN, İstanbul Yeni Havalimanı’na ne isim verilecek? sorusuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kesin olarak öğrendiğini ve “Abdülhamid Han” olacağını iddia emişti.

29 Ekim itibariyle İYH’nin açılmasıyla birlikte, mevcut Atatürk Havalimanı‘nın kapatılacağı ve bu alanın Millet Bahçesi olarak kullanılacağı ifade edilmişti.

HÜRRİYET YAZARI AHMET HAKAN

Hürriyet Yazarı HAKAN ise bugünkü köşe yazısında, Yeni Havalimanının isminin “Mustafa Kemal Havaalanı” olmasını önerdi.

Ahmet Hakan köşesinde; “Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip ERDOĞAN bir süre önce yaptığı bir konuşmasında şöyle demişti;

Milletimizin Gazi’ye hürmeti sonsuzdur.
Milletimizin Mustafa’ya saygısında en küçük bir tereddüt yoktur.
Milletimizin Kemal’le de en küçük bir sorunu bulunmuyordur.
Milletimizin soyadı olarak kendisine verdiği Atatürk konusunda da hiçbir sıkıntısı olmadığı gayet iyi biliyoruz.”

Devamında Hakan şu ifadeleri kullandı; “Madem Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Sn. Erdoğan’ın da vurguladığı gibi milletimizin gözbebeğidir. O halde, İstanbul Yeni Havalimanına onun adının verilmesi çok daha münasip olacaktır. Atatürk Havaalanı isminden farklı olarak
Mustafa Kemal Havaalanı” olsun” dedi.

Açılışına kısa bir süre kalan İstanbul Yeni Havalimanına ne isim verilecek? sorusunun cevabını merakla bekliyor olacağız. Acaba yeni havalimanının adı, Osmanlı İmparatorluğu‘nun ulu hakanı Sultan İkinci Abdülhamid Han adına “Sultan Abdülhamid Havalimanı” mı olacak, yoksa Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına “Mustafa Kemal Havaalanı” mı olacak?

Yada bu iki isimden faklı başka bir isim mi verileceğini uçuşların başlamasıyla birlikte hep beraber göreceğiz.

Kaynak; http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/yeni-havaalaninin-adi-mustafa-kemal-olsun-40951271

Sultan Abdülhamid Mirası Hastanede Temizlik Başladı!

Hadımköy’de bulunan ve bakımsızlıktan harabeye dönen Sultan Abdülhamid mirası hastanede temizlik çalışmaları başladı.

Sultan Abdülhamid Han mirası Hadımköy Askeri Hastanesi

DHA dünkü haberinde tarihi Hadımköy Askeri Hastanesi’ndeki sözkonusu ilgisizliğe dikkat çekmişti.

Bugün bir grup asker, hastaneye gelerek çevrede güvenlik önlemi aldı. Ardından hastane içinde ve çevresinde temizlik çalışmaları başladı. Habere göre 127 yıllık tarihi yapının içinde elektrik kablosundan kalorifer peteğine kadar birçok eşya hırsızlar tarafından çalınmıştı. 1891 yılında Sultan Abdülhamid Han tarafından, Hadımköy Hastane Mahallesi’ne yaptırılan Hadımköy Askeri Hastanesi, Balkan Savaşı ve Çanakkale Savaşı sırasında önemli bir rol üstlenmiş ve 1985 yılına kadar askeri hastane olarak hizmet vermişti.

2012’den sonra kaderine terk edilen tarihi hastane binası bir dönem evsizlerin ve madde bağımlılarının meskeni olmuştu.

DHA‘nın dün haber yapmasıyla harekete geçen yetkililer, tarihi ve kültürel anlamda çok şey ifade eden Sultan Abdülhamid’in mirası Hadımköy Askeri Hastanesi’nde temizlik çalışmalarına başladılar.

‘Hadımköy Askeri Hastanesi Koruma Projesi’ konulu tez

Bu konuda 2015 yılında, İstanbul Teknik Üniversitesi  (İTÜ), Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Lisansüstü Programı çerçevesinde Gülsüm Tanyeli ve Melis Sabuncuoğlu tarafından bir Yüksek Lisans tezi hazırlanmıştır; 

Bu tez kapsamında İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, Hadımköy Mahallesi, 1058 parselde yer alan Hadımköy Askeri Hastanesi konu alınmıştır. Çalışma kapsamında yapının tarihi ve mimari özellikleri araştırılarak, günümüzdeki durumu ayrıntılı olarak belgelenmiş, çeşitli kaynak araştırmaları yapılarak restitüsyon çizimleri hazırlanmış ve yapının korunup, günümüz koşullarına uyum sağlayarak varlığını sürdürebilmesi için gerekli müdahale ve öneriler geliştirilmiştir. 19. Yüzyıl askeri mimari örneklerinden olan Hadımköy Askeri Hastanesi’nin yapımına 1887 yılında başlanmış, 1891 yılında Sultan Abdülhamid Han tarafından kullanıma açılmıştır. Yapının içinde yer aldığı Hadımköy, Osmanlı döneminde İstanbul dışı yerleşim bölgesidir. Tescilli ağaçların bulunduğu parsellerle bir bütün olan hastane, farklı dönemlerde tahliye hastanesi, kışla ve revir gibi olarak kullanılmıştır. Cepheleri özgün niteliğini genel anlamda korumasına rağmen plan şeması oldukça müdahale görmüş, ek mekânlar yapılmıştır. Kat döşemeleri betonarmeye çevirilmiş, ihtiyaçlar doğrultusunda ısıtma ve tesisat sistemi döşenmiştir. Kullanıldığı dönemde düzenli olarak bakım ve tadilat görmüş olan yapının özgün plan şemasına ait izleri okumak oldukça zordur.

Hadımköy Askeri Hastanesi korunuyor

Günümüzde kullanılmamakta olan yapı ve bahçesi Hadımköy Kışla Komutanlığı tarafından korunmaktadır. İstanbul’da az sayıda örneği kalan askeri hastane mimarisinin araştırılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından da önem taşıması sebebiyle, söz konusu yapı tez konusu olarak seçilmiştir. Tez çalışması yedi ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin amacı, kapsamı ve kullanılan çalışma yöntemleri anlatılmıştır. İkinci bölümde yapının bulunduğu Hadımköy’ün konumu, tarihsel, sosyal ve ekonomik gelişimi ile mimari özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Osmanlılarda sağlık kurumlarının gelişimi, askeri tıp tarihi ve askeri hastanelere değinilmiş, günümüzde İstanbul’da mevcut olan askeri hastane örnekleri ile askeri hastanelerin genel mimari özellikleri incelenmiştir.

Dördüncü bölümde Hadımköy Askeri Hastanesi’nin konumu ve tarihçesi incelenmiş, mevcut durumu detaylıca anlatılarak, strüktür, malzeme ve bozulma tespitleri yapılmıştır. Beşinci bölümde, çeşitli bilgiler ışığında restitüsyon çizimleri geliştirilmiş, altıncı bölümde de yapının restorasyon projesine yer verilmiştir. Restorasyon projesi ile birlikte yapının onarımına ilişkin müdahaleler tanımlanmıştır. Restorasyon kararları doğrultusunda yapının sağlık hizmeti işlevinin korunması önerilmiştir.