Kahin Tepe, Karadeniz’in İlk Taş Atölyesi mi?

Kastamonu ili Araç ilçesinde bulunan Kahin Tepe, Karadeniz’in ilk taş atölyesi olabilir. Yürütülen Kahin Tepe kazısında bulunan taş işliğin, Karadeniz’in ilk taş atölyesi olduğu düşünülüyor.

Kastamonu Araç Kahin Tepe

Kastamonu Araç Kahin Tepe

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kastamonu Müze Müdürlüğü başkanlığında, bu yıl Kastamonu’nun Araç ilçesi, Kahin Tepe mevkisinde başlayan kazı çalışmaları sürüyor.

Kazıya, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden 25 öğrencinin yanı sıra 6 arkeolog ve bir mimar da katılıyor. Yürütülen kazının danışmanlığını, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Protoistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin yapıyor.

AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmalarını Başköy yakınlarındaki baraj kurtarma kazısı olarak yürüttüklerini söyleyen Ayengin, Kahin Tepe‘nin konum olarak stratejik bir yerde bulunduğunu ifade etti.

Ayengin sözlerine şöyle devam etti; “Bölgedeki yerleşim yeri, önünden Araç Çayı’nın geçtiği, ovaya hakim bir alana konuşlanmış. Kahin Tepe‘nin önünden geçen bu su kaynağı, bölgenin besin ekonomisine katkı sağlamakla birlikte, bölgenin savunmasını da kolaylaştıran bir yapıya sahip. Kahin Tepe kazı çalışmalarına bu yıl başladık.”

Yapılan ilk kazılarda Erken Tunç Çağı yerleşmesine rastladıklarını ifade eden Ayengin, bu yerleşimin aynı zamanda bir sur sistemiyle desteklenmiş olduğunu aktardı. Ayengin;

“Bu yıl sur sisteminde de çalışmalarımız oldu. Tepenin doğu tarafındaki kazı ve sondaj çalışmalarında ‘taş işlik’ alanına rastladık. Burada sürtme taş endüstrisinin hemen hemen bütün aşamalarını takip edebileceğimiz bir işlik ile karşı karşıya kaldık.” dedi.

Kastamonu’da Paleolitik Çağ‘dan beri yerleşimler olduğunu bildiklerini, Kahin Tepe kazısının bu verileri tamamlayacağını anlatan Ayengin, yapılacak karbon testlerinden sonra bölgeye ilişkin kesin tarihin ortaya çıkacağını aktardı.

Ayengin, Karadeniz Bölgesi‘nde ilk kez böyle bir alana rastladıklarını dile getirdi. Bu bulguların bölge için önemli olan ‘taş işlik alanları’ olduğunu aktaran Ayengin, bugüne kadar bölgede hiç taş işlik alanı kazılmadığını aktardı. Ayengin, kazı çalışmalarından, burada sadece alet edevat değil, taştan boncuklar, mermerden bilezikler gibi süs eşyalarının da üretildiğini anladıklarını vurguladı.

Bu Bölgenin Ticaret Merkezi

Ayengin, “Bu ‘taş işlik alanı’nda o kadar çok üretilmiş alet var ki, bu ürünlerin sadece burada kullanılmış olması mümkün değil. Burada üretilip başka yerlere satıldığını ve buranın bir ticaret merkezi olduğunu düşünüyoruz.” şeklinde değerlendirdi.

Batı Karadeniz Bölgesi’nin Efes’i Heyecan Uyandırıyor!

Düzce ilinde bulunan Prusias ad Hypium Antik Kenti, “Batı Karadeniz Bölgesi’nin Efes’i” olarak adlandırılmakta. Antik kentte yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkan zengin mimari, arkeologları heyecanlandırıyor.

Batı Karadeniz Düzce Konuralp Mahallesi

Prusias ad Hypium Antik Kenti’nde çalışmalar sürüyor

AA muhabirinin yaptığı habere göre; Batı Karadeniz bölgesi, Düzce ili Konuralp mahallesinde bulunan, tarihi milattan önce üçüncü yüzyıla kadar dayanan Prusias ad Hypium Antik Kenti bölgesinde kazı çalışmaları sürüyor. Antik kent alanına zamanla yeni yapılar inşa edilmiş olsa da, antik tiyatro, surlar, su kemerleri ve Roma köprüsü gibi yapıların da yer aldığı toprak altı zenginliği bozulmadan günümüze kadar gelebilmiş.

Kazılardan çıkarılan eserler, Müzede sergileniyor

Bölgede yapılan kazı çalışmalarından çıkarılan eserlerden bazıları, belde girişindeki 3 teşhir salonu, iki depo, laboratuvar ve idari bölümden oluşan müzede sergileniyor.

Düzce Üniversitesi (DÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi ve Kazı Bilimsel Danışmanı Doç. Dr. Emre Okan yaptığı açıklamada, bu yıl temmuz ayında başlayan kazı çalışmalarının devam ettiğini aktardı. Okan;

“Bu seneki kazı çalışmalarında ekipler çok gayretli çalışıyorlar ve güzel materyaller ortaya çıkartıyorlar. Geçen sene ortaya çıkan Geç Roma yapısındaki kazıya iç kısmın kazımı ile devam ettik. Duvarını tamamen ortaya çıkardık.” dedi.

Tiyatronun Tonozlu Geçidi komple açıldı

Bu yapının içinden çıkan malzemelere bakıldığında, bu yapının bir kemik içliği olma ihtimalinin olduğunu ifade eden Okan, onun dışından tiyatronun tonozlu geçidinin komple açıldığı bilgisini verdi. Okan devamında;

“Tiyatronun orkestraya çıkışını bulduk. Bu alanda 19. ve 20. yüzyılın başlarındaki evlere ait, tiyatronun mimari malzemesini kullandığı taşlardan oluşan bir duvar ortaya çıktı. Bu olay işlerimizi biraz yavaşlattı. Gelecek yıl için umut veren buluntularla karşı karşıyayız. Bu yılın sonuna kadar hava şartları müsait olduğu sürece kazıları devam ettirmek istiyoruz.” dedi.

Prusias ad Hypium Antik Kenti

Bölge engin Mimariye sahip

Okan, bölgenin çok zengin mimariye sahip olduğunu ifade ederek, taş işçiliğinin ve mimarinin ön plana çıktığını vurguladı. Okan;

“Bu yörede daha önce yaşayan insanlar, farkında olmadan tarihi tiyatronun altyapısını korumuş. Buraya tarım amacıyla yığdıkları toprak, alttaki mimariyi büyük oranda muhafaza etmiş.” dedi.

Kazı ilerledikçe bizim heyecanımız da artıyor

Ortaya çıkacak tiyatronun hem mimari hem de estetiğiyle bölgenin adından en çok söz ettirecek mimari buluntularının başında geleceğini aktaran Okan, bu bölgedeki kazı ilerledikçe arkeologlar olarak kendilerinin heyecanlarının arttığını ifade etti.

Okan, ilk dönemlerde “Hypios” ve “Kieros” adları verilen, tarihi geçmişi MÖ 3. yüzyıla kadar uzanan bölgenin, Bithynler Kralı I. Prusias tarafından ele geçirildiğini aktardı.

Krallığı vasiyetle bıraktı

Bithyn halkı, zengin ve gösterişli bir yaşam sürmeleriyle bilinmekteydi. Şehri birçok abidelerle süsleyen ve şehre kralın adına izafeten “Prusias” ismini veren halk, bu zengin ve görkemli hayatları sebebiyle iflas etti. Daha sonra krallığını vasiyet yoluyla Romalılara bıraktı.

Latin kültürünün tesiri altına Roma hakimiyetine giren şehir, zengin mimarisine daha da zenginlik katmak suretiyle “Prusias ad Hypium” adıyla yaşayışına devam etti.

Daha sonra Bizans hakimiyetine geçen bölge, Osman Gazi’nin beyliği sırasında Osmanlı hakimiyetine katıldı. Osman Gazi’nin bölgeyi Konuralp Bey hakimiyetine vermesinin ardından bölge bugünkü adıyla Konuralp olarak belirlendi.

Bölgede bulunan 100 metre uzunluğa ve 74 metre genişliğe sahip antik tiyatro halk arasında “40 Basamaklar” adıyla bilinmektedir.

Tiyaronun yarım daire biçimindeki oturma alanı, aslan pençesi figürleriyle süslenmiş basamakları, kemerli geçitleri ve sahnesinin bir bölümü günümüze kadar ulaştı.

Kaynak; https://www.posta.com.tr/bati-karadenizin-efesi-arkeologlari-heyecanlandiriyor-haber-fotograf-2059023

Tarihi Yoros Kalesi Soyulmuş!

İstanbul Beykoz’da yer alan tarihi Yoros Kalesi kazı deposunun 2 Şubat 2015 günü soyulduğu ortaya çıktı. 2013 ve 2014 yılındaki arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan tam 661 eserin hırsızlar tarafından çalındığı tespit edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2018 yılında konuyla ilgili başlattığı soruşturmada bir sonuç elde edilemedi.

Tarihi Yoros Kalesi

Tarihi Yoros Kalesi, Anadolu Kavağı sırtlarında bulunmakta ve yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hürriyet’in yapmış olduğu habere göre; Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi’nin işbirliğinde 2010’dan bu yana arkeolojik kazı çalışmaları yürütülüyor. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın tarafından sürdürülen kazılarda bugüne kadar çok sayıda tarihi eser ortaya çıkarıldı. Prof. Yalçın, 2013 yılında verdiği mülakatta “uluslararası bilim camiasının kazı sonuçlarını beklediğini” ileri sürmüştü. Ancak o çalışmalar bir gece hırsızların kalenin içindeki kazı deposunu soymasıyla sekteye uğradı. 2 yıllık kazı çalışması sonucunda bulunan 661 eser ortadan kayboldu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 7 Şubat 2015 gecesi Yoros Kalesi arkeolojik kazılarına ait kazı deposunun kapısının mühürü ve kilidi kırıldı. Bu durum ertesi gün kazı bekçisi tarafından bildirildi. Daha önce 2010 yılında da kalenin Bizans dönemine ait mermer kitabesi çalınmış, bir evin ahırında gömülü olarak bulunmuştu.

ÇALINAN ESERLERDEN HİÇBİR İZ YOK

2015 soygunu emniyet tarafından soruşturuldu ancak hiçbir ize rastlanmadı. Kazı ekibi 2013 yılı kazısına ait 233 eser, 2014 yılına ait 428 eser olmak üzere toplam 661 eserin kayıp olduğunu Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bildirdi. Bakanlık, soyguna ilişkin üç yıl boyunca soruşturma başlatmadı. Bakanlık resmi internet sitesinden eserlerin fotoğraflarını paylaşarak koleksiyonerleri uyardı.

Soygundan üç yıl sonra şubat ayında açılan soruşturma sonucunda eserlerle ilgili herhangi bir ize rastlanmadı. Soygunun nasıl olduğu ve içerden yardım alınıp alınmadığı belirlenemedi. Bakanlıktan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kayıp eserler, çeşitli niteliklerinden ötürü etütlük malzeme olarak ayrılan eserlerden olup bazısının çok küçük parçalar halinde formsuz nitelikte, aralarında pişmiş toprak kap (kulp, dip, ağız, gövde, kapak parçaları), kandil parçaları, lüle ve parçaları, sikke, mermi kovanları ve metal objeler şeklinde tanımlanabilen malzemelerden oluştuğu bilinmektedir. Söz konusu kayıp eserlerin bulunabilmeleri için yurtiçinde ve yurtdışında gerekli duyuruları yapılmıştır.”

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/yoros-kalesini-soydular/haber-1597209