Sinop Üniversitesi KYK Yurdu Sezona Yetişti!

Sinop’ta inşasına geçtiğimiz yıl başlanan 1.372 öğrenci kapasiteli Sinop Üniversitesi KYK Yurdu çok kısa bir sürede tamamlanarak sezona yetişti.

Sinop Üniversitesi KYK Yurdu

Öğrenim için Sinop Üniversitesine gelen öğrenciler bu dev komplekse kayıt olabilmek için sıraya girdiler.

Sinop ili merkezde deniz kenarında inşa edilen modern bin 372 öğrenci kapasiteli Sinop Üniversitesi KYK Yurdu binası hizmete girdi. Kredi Yurtlar Kurumu yurdunda kalacak öğrencilerin tesise giriş yapmalarıyla birlikte, Sinop Üniversitesi‘nde öğrenim görecek öğrencilerin barınma sorunu büyük oranda hallolmuş oldu.

ÖZ SERMAYE İLE YAPILDI

Öğrenci Yurdu inşaatını çok kısa süre içerisinde tamamlayıp Kredi Yurtlar Kurumu’na teslim eden Fatih Kara, Sinop‘ta öğrenim gören öğrencilerin yıllardan beri var olan barınma sorunlarına çözüm bulmuş olduklarını ifade etti. İşadamı Kara; “bin 372 kişi kapasiteli öğrenci yurdu binasını devletten herhangi bir yardım almaksızın kendi imkanlarımızla bitirdik. Allah’ın izniyle kendi öz sermayemizle tamamlayıp öğrencilerimizin hizmetine sunduğumuz bu eserin Sinop’umuza, vatanımıza, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

TOPLAM KAPALI ALAN 50 BİN METREKARE

Sinop Üniversitesi KYK Öğrenci Yurdu, Sinop’ta öğrenim gören üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyacını karşılamaya yönelik Sinop Şehir Stadyumu yanında yapıldı. 5 bin metrekare oturma alanı üzerine inşa edilen, toplam 50 bin metrekare kapalı alana sahip Öğrenci Yurdunun 1.372 öğrenci kapasitesi bulunuyor. Denize nazır tesiste öğrencilere yönelik sosyal ve kültürel aktivite imkanı sağlayacak birimler de bulunuyor.

LÜKS OTEL AYARINDA BİR YURT

Bünyesinde market, toplantı salonu, yemek salonu, revir, kuaför, ayakkabı tamircisi, terzi gibi bir çok sosyal donatıya sahip lüks otel standardındaki öğrenci yurdu, yaklaşık olarak 52 milyon Türk Lirası‘na mal oldu.

SİNOP ÜNİVERSİTESİ

Sinop Üniversitesi, 2007 yılında, Türkiye’nin doğal, tarihi ve kültürel varlıklarıyla adeta kuzeyinde parlayan yıldızı konumunda olan Sinop İlinde kurulmuştur.

Asli vazifesi olan eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerini;

9 Fakülte4 Yüksekokul, 2 Enstitü, 6 Meslek Yüksekokulu ve 12 Araştırma Uygulama Merkezi ile sürdürmektedir. Toplam öğrenci sayımız 10 bin 600 civarındadır.

Amacımız, ulusumuzun ve insanlığın sosyal, kültürel, ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişimi için bilgiye ulaşmak, bilgi üretmek ve uygulamak ve bu bilgilerle donatılmış bireyler yetiştirmektir.

Diğer bir deyişle, mevcut bilginin anlaşılmasının sağlanması, yeni bilgilerin üretilmesi ve hayata geçirilmesi asli misyonumuzdur.

Üniversitemiz, bilimsel faaliyetlerin rahatça yürütülebildiği, yeni yeteneklerin ortaya çıkmasının teşvik edildiği ve öğrencilerin kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam oluşturmayı hedeflemektedir. Bünyemizdeki mensuplarının, mezunlarının ve toplumun her kesiminden insanların gelişimi için yaşam boyu eğitimi özendiririz.

Amacımız topluma, insani ve ahlaki değerlere sahip ve bunlara saygılı, liderlik yetenekleriyle donatılmış, geniş görüşlü, sürekli öğrenme ve kendini yenileme alışkanlığı edinmiş bireyler kazandırmaktır.

Yalnızca öğrenci camiasına değil, toplumun her kesimine yararlı olmak amacıyla, çevremizle yakın ilişki içerisinde olmayı arzuluyoruz.

Küresel çevrede hızlı değişime ayak uydurabilmek amaçlı, tüm öğretim üyelerimizi, birimlerimizi ve yöneticilerimizi gelecek ile ilgili plan hazırlamaya, somut stratejiler üretmeye ve bu stratejilerini hayata geçirme yolunda adımlar atmaya teşvik ederiz.

Bu amaçla, bilgiye dayalı, görev ve sorumlulukların akademik ve idari birimlere dağıtıldığı, demokratik, katılımcı, dinamik, esnek ve şeffaf bir yönetim biçimini benimsiyoruz.

Herşeyden önce insana saygı duyar ve hoşgörüyü esas alırız.

Kaynak; Vitrinhaber

Yeni Ekonomi Programı Yürürlüğe Girdi!

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından 20 Eylül 2018’de açıklanan Yeni Ekonomi Programı (YEP) yürürlüğe girdi.

Yeni Ekonomi Programı

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji Bütçe Başkanlığı’nca ortaklaşa hazırlanan YEP, Cumhurbaşkanı Kararı olarak onaylanmak suretiyle Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

2019-2021 yılları arasını kapsayan Orta Vadeli Ekonomi Programı birtakım önemli hedefler ortaya koydu.

YEP’e göre büyüme hedefleri;

2018 yılı için yüzde 3,8,

2019 yılı için yüzde 2,3,

2020 yılı için yüzde 3,5 ve

2021 yılı için de yüzde 5 olarak belirlendi.

Enflasyon hedefleri;

2018 yılı için yüzde 20,8,

2019 yılı için yüzde 15,9,

2020 yılı için yüzde 9,8 ve

2021 yılı için de yüzde 6 olarak belirlendi.

Bütçe açığının GSYH’ye oranı hedefleri;

2018 yılı için yüzde 1,9

2019 yılı için yüzde 1,8

2020 yılı için yüzde 1,9

2021 yılı için yüzde 1,7 olarak belirlendi.

İşsizlik hedefleri;

2018 yılı sonu için yüzde 11,3,

2019 yılı sonu için yüzde 12,1,

2020 yılı sonu için yüzde 11,9 ve

2021 yılı sonu için yüzde 10,8 olarak belirlendi.

O Projelere Başlanmayacak

Yeni Ekonomi Programı‘na göre,

  • ihalesi henüz yapılmamış olan projeler ve
  • ihalesi yapılmış ancak başlanmamış projeler

askıya alınacak.

  • Devam eden, mega-altyapı projeleri de doğrudan yabancı yatırım yoluyla, uluslararası finansman desteğiyle hayata geçirilecek.

Kısa Vadede Amaç Fiyat İstikrarı

Yeni Ekonomi Programı’na göre, mevcut siyasi ve ekonomik duruma bağlı olarak,

  • kısa vadede fiyat istikrarının ve finansal istikrarın yeniden tesis edilmesi, ekonomide dengelenmenin ve bütçe disiplininin sağlanması,
  • orta vadede sürdürülebilir büyüme ve adaletli paylaşıma yönelik ekonomik değişimin gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.

Ekonomik Politika olarak;

  • Piyasa ekonomisinin temel prensiplerinden taviz vermeyen,
  • Yalın performans göstergeleriyle objektif bir şekilde izlenebilen,
  • gerçekçi, şeffaf ve tutarlı bir politika izlenmesi amaçlanıyor.

Geçmiş dönemde ekonomide planlanan yapısal dönüşümlerin gerçekleştirileme gerekçesi olarak, Suriye kaynaklı jeopolitik riskler ve artan terör saldırılarının etkisiyle güvenlik politikalarının önceliklendirilmesi gösterildi.

Bu dönemin en önemli avantajının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sağladığı hızlı ve etkin karar alma mekanizması olacağı vurgulandı. Bu sayede ekonominin daha koordineli yönetilme imkanı bulacağı belirtilen programda, 2018’in ikinci çeyreğinden itibaren gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısının bozulması ve ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artışlarıyla uluslararası sermaye akımlarının yavaşladığı ifade edildi. Bu süreçte dış finansman ihtiyacının, ABD yönetiminin Türkiye ekonomisini ve Türk Lirasını doğrudan hedef almasıyla, ülke risk primlerinin yükseldiği ve TL’nin değer kaybettiği vurgulandı.

Programda bu gelişmelerin; enflasyonun ve dolayısıyla piyasa faizlerinin artmasına, tüketim, yatırım harcamalarıyla toplam büyümenin yavaşlamasına, şirketlerin hem iç hem de dış finansmana erişim kapasitesinin daralmasına neden olduğu işaret edildi

YEP’in esas temelini oluşturan unsurlar;

  • Türkiye’nin krizlere karşı dayanıklı ve güçlü ekonomisi,
  • düşük kamu ve hanehalkı borcu,
  • disiplinli maliye politikası,
  • dinamik ve girişimci özel sektörü,
  • dünya pazarlarına açık ihracatçı yapısı,
  • yeni hükümet sistemiyle beraber hızlanan siyasi karar alma süreçleri ve
  • güçlü beşeri sermayesidir.

Dengelenme, Disiplin ve Değişim Programı

Programda “dengelenme, disiplin ve değişim” başlığı altında sıralanan temel hedefler;

  • kamuda kaynakların verimli kullanılması,
  • maliyetlerin ve harcamaların azaltılması,
  • gelirlerin kalitesinin artırılması

için Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Kamu Maliyesi Dönüşüm ve Değişim Ofisi kurulacak. Kamu maliyesinde kalıcı iyileştirmeler sağlayacak olan Tasarruf ve Gelir Dönüşüm Programı, ofis tarafından hazırlanacak ve takip edilecek.

Vergi Veri Analiz Merkezi kurulacak

Farklı veri kaynaklarını toplama amaçlı Vergi Veri Analiz Merkezi kurulmak suretiyle, kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınarak vergilendirilecek.

Tahsilat etkinliği geliştirilmek suretiyle vergi gelirleri artırılacak.

Bankacılık sektörünün mali yapısı güçlendirilecek

Bankaların güncel mali yapılarını ve aktif kalitelerini tespit etmek için mali bünye değerlendirme çalışmaları yapılacak. Bu çalışmaların sonuçlarına göre gerektiği durumlarda bankacılık sektörünün mali yapısı güçlendirilecek, böylece reel sektörün uygun maliyetlerle krediye erişiminin ve mevcut kredilerinin yeniden yapılandırılmasının önü açılacak.

Ekonomide Dışa Bağımlılık Azaltılacak

Ekonominin yabancı tasarruflara bağımlılığı kalıcı olarak azaltılacak ve cari açığın milli gelire oranı yüzde 3’ün altına düşürülecek. Bu doğrultuda;

  • ihracat,
  • turizm ve
  • sanayi ürünlerinde yerlileştirmeye dayalı bir ekonomik dönüşüm sağlanacak.

Ekonomi ile ilgili kurumlar yeniden yapılandırılacak, liyakat ve performans odaklı insan kaynağı yönetimiyle kurumlara güven artırılacak.

Hızlı karar alan, piyasaların ve özel sektörün önünden giden ve özel sektörün önünü açan bir yönetim anlayışı benimsenecek.

Oluşturulacak olan yeni finansal mimari, finansal istikrarı ve güvenliği esas alacak, YEP’teki makroekonomik hedefleri destekleyecek ve sürdürülebilir kılacak.

YEP Eylem Planı kanalıyla, bu plan çerçevesinde gerçekleştirilen ilerlemeler 3 aylık dönemlerde takip edilecek.

Enflasyon Kalıcı Olarak Düşürülecek

Hazine ve Maliye Bakanlığı sıkı mali disiplinle, enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi ve fiyat istikrarının sağlanmasına ilişkin uygulanacak politika ve tedbirleri içeren program ile, enflasyonla mücadeleye destek verecek.

Finansal güvenlik ve istikrarın sürdürülebilmesi için Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO) kurulacak.

Tarım arz ve rekolte tahmin politikaları oluşturulacak

Tarım ürünlerinin arz ve rekolte tahminlerinin sağlıklı yapılabilmesi için bir erken uyarı sistemi oluşturulacak. Hayata geçirilecek olan Ürün Gözetim Mekanizması ile gıda ürünlerinde fiyat dalgalanmalarının önüne geçilecek.

Kira artışları TÜFE’ye göre belirlenecek

Gayrimenkul sektörü için de önemli bir karar çıktı. YEP‘na göre, kira artışı oranının üst sınırı, döviz kuru ve emtia fiyatlarındaki gelişmelere duyarlılığı yüksek üretici fiyatları (ÜFE) yerine tüketici fiyatları (TÜFE) çerçevesinde belirlenecek.

Gayrimenkul envanteri, gayrimenkul değerleme sistemi kurulmak suretiyle tamamlanacak.

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/yeni-ekonomi-programi-resmi-gazetede/1260232

Kurum Kültürü ile Değişim ve Gelişim Misyonu Arasındaki İlişki

Değişim ve Gelişim Misyonu

Kurumsallaşmasını tamamlamış bir müessese; bir sistem oturtmuş, o oturttuğu sistemi yürütüyor demektir.

Mevcut yöneticiler için, böyle firmalarda hayatını idame ettirmenin en kolay yolu; işleyen çarka ayak uydurmaktır. Diğer bir deyişle ortama uyum sağlamaktır. Yönetici için, süren bir organizasyon içerisinde kendisine yüklenmiş görev ve sorumlulukları yerine getirmesi yeterlidir.

Böyle bir sisteme yeni katılmış bir beyaz yakalının tutum ve davranışları da bu açıdan önem arzeder. Kurum bünyesine henüz dahil olmuş, ‘girdiği ortama kendisinden bir şeyler verebilme’ idealindeki `lider ruhlu yöneticinin bu tutumu `kurum mensupları` tarafından dikkatle ve temkinli bir şekilde gözlemlenir.

Zaten, Çalışma Kanunu’na göre bir deneme süresi kavramı da olduğu için, buraya kadar ciddi bir sorun gözükmemektedir.

Ancak,

SWOT analizi açısından bakıldığında, bu yapının ‘organizasyonel kültürünü’ henüz tam olarak tanıyamadığı için, yeni personel bu zayıf yönüyle, genelde ‘kurum içi ayakta kalma mücadelesi’nde zorlanır. Mevut kadrodan destek alamadığında başarılı olma şansı pek yoktur.

Bunun sonucunda iki ihtimal ortaya çıkar;

  • ya bu çarka ‘ayak uydurur’,
  • ya da ‘kurum kültürü ve işleyen mevcut sistem’ unsurlarının oluşturduğu ‘savunma mekanizması’ tarafından bünye dışına itilir.

İlk bakışta birinci seçenek en az zayiatlı yol gibi gözükse de, sonucunda her iki taraf da kaybeder. Ayak uyduruyor olmanın anlamı; yavaş kalıp çarkın arasına sıkışıp ezilmemek, ya da bu dişlilerden daha hızlı olup çarkları aşındırmamaktır. Öyle bir durumda, mevcut paydaşlar da, yeni birey de gerektiği kadar gelişim gösteremez.

Zira; o kurumda artık olumlu değişim  dolayısıyla da gelişim misyonu körelmiş ve bu uğurda çaba sarfeden ‘lokomotif’ kalmamıştır. Ki, bilgi çağında olduğumuz şu dönemde meydana gelen bu hızlı değişimi yakalamasını sağlayacak aktörler bu hizmetçi lider vasıflı yöneticilerdir.

Gelelim ikinci seçeneğe;

Konfor bölgesinden’ sıyrılan lider ruhlu yönetici, o ana kadarki bilgi birikimi ve yönetim becerilerini aktarma imkanı sağlayabileceği zemini buluncaya kadar yeni bir platform aramaya devam eder. O çabasıyla ideal bir yörüngeye yerleştiği anda; proses iyileştirme aktiviteleri ile dahil olduğu organizasyonun ‘kurum kültürü ve işleyen mevcut sistemi’ne Proje Yaşam Döngüsü boyunca olumlu katkı sağlamayı sürdürür.

Böylelikle, o kurum mesafe katetmeye başlar ve o mekanizma ile birlikte yönetici de başka iklimlere doğru yol alır.

İşte, yönetici pozisyonundaki personel ile çalıştığı kurum arasındaki ‘belirli süreli iş sözleşmesi’nin asıl mantığı bana göre budur; ‘Kazan-Kazan’.

Yani kurum da kazansın, çalışan da.

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Çalışanlarımızın Motivasyonu

Çalışanlarımızın Motivasyonu

Çalışanlarımızın Motivasyonu

Takım üyelerimizi ve çalışanlarımızı ne derece motive edebiliyoruz? Kurumumuzun İnsan Kaynakları açısından fayda-maliyet endeksi kaçtır? Çalışanlarımızın motivasyonu ne seviyededir?

Maslow`un İhtiyaçlar Piramidi’ni duymayanımız yoktur sanırım. Ona göre ilk önce fizyolojik ihtiyaçlar (bunları karşılayabilecek bir gelir düzeyi), sonra güvenlik ihtiyaçları (İSG) ve takiben sosyal ihtiyaçlar (aidiyet, sevgi vs.) gelir. Bunlar temel gereksinimlerdir. Ardından saygı görmek (takdir edilmek) gelir. Ve en üstte de kendini gerçekleştirme ihtiyacı vardır.

Maslow

Herzberg Hijyen Teorisi’ne göre de bu ilk saydığımız 3 grup ‘hijyen faktörleri’dir.  Bunları gereğinden fazla artırmak, kişinin motivasyonuna olumlu katkı sağlamaz. Ancak bu zorunlu ihtiyaçlar olması gereken düzeyde değilse, olumsuz etki yapar ve kişinin hevesini kırar. Herzberg’e göre asıl insanları motive eden unsurlar; sorumluluk sahibi olma, kişisel gelişim imkanı, takdir edilme ve kendini gerçekleştirme ortamıdır.

Herzberg

Bir diğer önemli teori de ‘Beklentiler Teorisi’dir. Buna göre her çalışanın veya ara yöneticinin sarf ettiği performansı karşılığında bir beklentisi oluşur. Bu beklentileri karşılık bulduğu oranda kişi verimli olmayı sürdürecektir.

Son olarak da McClelland’ın Motivasyon Teorisi‘ne değinelim. Ona göre insanların motivasyon ihtiyaçları şu 3 gruba göre tasnif edilebilir. Başarı, aidiyet ve güç. Dikkat ettiyseniz, maaş, araç veya marka bir cep telefonu yada dizüstü bilgisayardan bahsetmiyor.  “Peki bunların hiçbir önemi yok mu?” şeklinde sorduğunuzu duyar gibiyim. Elbetteki bunlar -adı üstünde- temel ihtiyaçlardır ve kişinin yetki ve sorumluluğunu karşılayacak kalite düzeyinde olmalıdır.

Takdir ve Ödüllendirme

Esas önemli olan; çalışanımızın veya ekip üyemizin içindeki cevheri açığa çıkaracak dürtü hangisi ise, bunu tespit etmeli ve bu doğrultuda bir ‘Takdir ve Ödüllendirme’ politikası belirlemeliyiz.  Zira her ihtiyaç grubunun beklentisi, birbirinden farklıdır. Birinde motive eden unsur, diğerinde etkili olmamaktadır. Her bir ekip üyemizi bu şekilde analiz etmek suretiyle o kişiyi motive edecek unsur hangisi ise onu belirlemeli, buna göre bir takdir ve ödüllendirme politikası  oluşturmalı ve bu planı üst yönetimin de desteğiyle Proje Yaşam Döngüsü boyunca titizlikle uygulamalıyız. Uygulama sürecinde planın geçerliliğini gözlemlemeli ve gerektiğinde güncelleme/düzeltme yapmak suretiyle etkili ve verimli bir kişisel performans yönetimi uygulamalıyız.

Bu insan kaynakları politikası, çalışanlarımızın kişisel performansını kesinlikle arttıracaktır. Böylece hem kaynaklarımızı en etkin ve verimli bir şekilde kullanmış olacağız, hem de o ara yöneticimizi veya çalışanımızı motive etmek suretiyle onun değişimine ve gelişimine katkı sağlayacağız.

Takdir ve ödüllendirme politikamızı bu vizyona göre belirlemiş olmak, organizasyonumuzun sağlıklı bir şekilde büyümesini destekleyecektir. Böylece, gelecekte oluşacak kritik birimlerimize liderlik edecek yöneticilerimizi öz kaynaklarımızdan sağlama imkanı bulmuş olacağız.

Spor kulüplerimizdeki alt kümelere benzetiyorum ben bu durumu. Yüksek maliyetlerle dışarıdan temin etmek yerine, kurum kültürümüzü bilen, sağlıklı gelişim göstermiş ve kesinlikle daha az maliyetle elde ettiğimiz, verimli yöneticiler kazanmış olacağız.

Sonuçta; “Yatırımdaki temel amaç verim ve kazanç ise, en iyi yatırım insanadır.”

[1] PMBoK 6th Edition, PMI

[2] Görsel Kaynak; Prof. Dr. Coşkun Can Aktan

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Ardına bakmadan giderken…

Öfke Kontrolü

Ardına bakmadan giderken çarptığın ilk şey, kapı değil kendi duvarlarındır. Geldiğimiz noktada, aklımıza yatmayan veya onaylayamayacağımız bir durum sözkonusu olabilir.

İnsanlar zamanla değişim gösterirler. Fakat büyük olasılıkla bu bizim birlikte geçirdiğimiz sürede gelişim göstermiş olduğumuzdan kaynaklanmaktadır. Sırf bunun için dahi içerisinde bulunduğumuz ortama ve onun üyelerine vefa göstermemiz gerekir. Bu ortam bir kurum da olabilir, kişisel bir topluluk ta. Yaşadıklarımızı beraber yaşadık ve kazandığımız deneyimleri birlikte kazandık. O halde bunun bir hatırı olmalı bizde. Ve bu düşünce ile hareket etmeliyiz.

Öfkeli anında kişinin karakteri değişmez; sadece maskesi düşer ve karakteri açığa çıkar.Öfke; bireyin herhangi bir engelleme, adaletsizlik yada kendi benliğine yönelik bir tehdit hissettiğinde yaşanan doğal bir duygudur.” Böyle bir duygu içerisine girmiş olabiliriz.

Fakat bir atasözümüz der ki; “öfkeyle kalkan, zararla oturur.” [1]

Ve Konfüçyüs sağlam karakterli insanların özelliklerini sıralarken; “öfkelendiklerinde nedenini düşünürler.” [2] der.

Bir şekilde zaman bizim için bir fikir ayrılığı da getirse, sükunet ve olgunluğumuzu her daim muhafaza etmeliyiz. Öfke kontrolünde esas budur. Belki de; bizim baktığımız pencereden öyle gözükmekte ve gerçekte ise yanılan taraf biziz. Dolayısı ile bu durumu sorgulamamız gerekir. İstişaremiz sonucunda ayrılık kaçınılmaz ise bunun her iki taraf için de en az kayıpla gerçekleşmesi için karşılıklı özveride bulunmalıyız. İlla ayrılık için her iki tarafın veya taraflardan birinin kötü olması gerekmez. Bazen şartlar bunu gerektirir.

Ancak unutmamalıyız ki; “düşmez kalkmaz bir Allah’tır.” [3] Yarınımızın ne getireceğini bilemeyiz. Gün gelir aynı kuruma veya kişisel ortama tekrar ihtiyaç duyabiliriz ve o kapıyı tekrar çalmak durumunda kalabiliriz. Onun için ayrılırken dahi doğru iletişim kurmak suretiyle vedalaşmalıyız.

Evet her daim önümüze ve ileriye bakacağız, bu doğru. Peki kırıp dökersek geride bıraktıklarımızı, bir daha dönmemecesine, nasıl açmaya cesaret edebileceğiz tekrar lazım olduğunda?

[1] Atasözü [2] Konfüçyüs [3] Atasözü

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Gelişim için Değişim Şarttır

Gelişim için Değişim

Gelişim için Değişim Şarttır

“Gelişim için değişim şarttır.” Bunu herkes bilir ve söyler.

Ama çoğu kimse; “Şu huyum veya davranışım beğenilmiyor, demek ki hoş değil, hadi bunu düzelteyim.” deme cesaretini gösteremez. Cesaret diyoruz, çünkü bunun kararını verebilmek için ciddi efor sarfetmek gerekir. Her daim değişime karşı bir direnç vardır. Daha önce denenmeyen şey, o ana kadar imkansız gibi gözükür. Aslında olgunlaşmanın şifresidir değişim. Zira olumlu yöndeki değişim, gelişimi tetikler. O da olgunlaşmayı doğurur. Bunun için de ilk önce iç alemimizde, yani beynimizde bunun kararını vermeliyiz.

Ondan sonrası emin olun çok daha kolaydır;

“Eğer yumurta içeriden kırılırsa hayat başlar, eğer yumurta dışarıdan kırılırsa hayat sona erer.” sözünün sırrı budur.

Değişime herkesten önce kendimiz inanmalı ve değişime kendimizden başlamalıyız. Dünya çapındaki düşünürümüz Hz.Mevlana’nın; “Ne olursan ol, gel.” davetinin anlamı şudur; Sen gelmeye (yani değişmeye) karar verebildiysen, değişimi içselleştirmişsin demektir. Biz de gelişim ile ilgili bilgi ve yöntemlerimize güvendiğimize göre; olumlu yönde inkişaf yani kişisel gelişim kaçınılmazdır. Yoksa, “her ne şekildeysen gel, ye iç sonra da o halinle geri dön.” demek değildir.

Bir düşünelim, olduğumuzdan çok daha iyi bir konumda olmayı arzuluyoruz. Fakat hergün aynı şeyleri yapıyoruz. Bu mantiken izah edilebilir mi? Bu mümkün mü?

Üstelik içerisinde bulunduğumuz devir bilgi çağıdır. Bilgi o kadar hızlı akıyor ki, o ana kadar hayatı ucundan yakalamış olsak bile bu hızlı değişime ayak uydurmanın yolu kendimizi yenilemekten geçiyor.

Bunun bir diğer önemi de şudur; Hep şu şekildeki sersenişleri duyarız;”ne olacak bu toplum, nedir bu toplumun hali?” Oysa ki içerisinde bulunduğumuz toplumun genetik yapısını bireyler oluşturur.

Peki; “Biz bireyler olarak olduğumuz yerde sayarsak, toplum halinde nasıl ilerleriz?”

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Fotokopi Olma, Farklı Ol!

Bu yüzyılın insanı farklılığını ortaya koymalı; adanarak çalışıp “artı değerler” üretmeli ve farklı olmalıdır. O yüzden, fotokopi olma, farklı ol.

fotokopi
Fotokopi olma, farklı ol

Unutmayın ki; gelecekte sizi diğerlerinden ayıracak olan fotokopi olmaya direnen, değişim odaklı kalarak değişen, aynı yerde derin bir kuyu kazmanın aslında ikinci bir kuyu kazmak olmadığını bilen ve “Daha iyi için başka neler yapabilirim?”, diye düşünen zihin haritanız, düşünce şekliniz ve davranış tarzınız olacaktır.

”Şimdi ki zamandaki siz” ile bir fark oluşturmazsanız, “gelecekteki siz” de “bugünkü siz”den farklı olmayacaktır.

Çünkü geleceğinizi oluşturma formülü`nün en büyük çarpanı siz`siniz ve mevcudu terk etmeden, zorlanarak cesaret göstermeden ne bir başarı elde edebilirsiniz, ne de geleceğinizi şekillendirebilirsiniz.

Başarı için her zaman sınırlarınızı zorlamalı ve sınırlarınızın ötesine bakmalısınız. En büyük çarpanı olduğunuz formülün sonucunu büyütmekte küçültmekte, şimdi ki siz`e ve ne yaptığınıza bağlıdır.

Zihinsel olgunluğunuz, bugünden hareketle “gelecek sizi” oluşturan o muazzam sihirli gücü kendi içinde taşır. İşte bu sebeple; büyük olması gereken şey fiziksel varlığınız değil, zihinsel olgunluğunuzdur. Birincisi sizi kaslı, ikincisi ise zeki yapar. Birincisiyle elde edeceğiniz iş sonuçlarını zamanla ve çalışarak, ikincisi ile elde edeceğiniz iş sonuçlarını ise çok hızlı bir şekilde sadece düşünerek elde edersiniz.

Meşe palamudun, kuş ise yumurtanın içinde gizlidir. Sizin geleceğiniz de bugünkü sizin içinde gizlidir ve hayalleriniz gelecekteki sizin fideleridir. Nasıl ki palamud meşe olmaktan, yumurta içindeki kuşu dışarıya çıkartmaktan sorumluysa, bugünkü siz de gelecekteki sizi oluşturmaktan sorumludur.

Siz isteseniz de, istemeseniz de bugünkü sizden, gelecekteki siz çıkacaktır. Ancak bugünkü sizin gelecekteki sizi oluşturmasında ki sorumluluğu üstlenirseniz, istediğiniz sizi oluşturabilirsiniz. Böylesi bir sorumluluğu almazsanız eğer, ortaya çıkana razı olarak, fakat aynı zamanda da bir fotokopi olarak yaşarsınız.

Başarının en değişmez tek şartı; sürekli öğrenmek ve durmadan çalışmaktır. Bu sebeple; her gün bilmediğin yeni bir şey öğren ve her zaman yaptığından daha çok yap. Başarı kapısının anahtarı bu cümlenin içinde gizlidir. Çünkü bilmediklerinizden ne kadar çok öğrenir ve yaptıklarınızdan ne kadar çok yaparsanız, bilmediklerinizi azaltır fakat her zaman kazandığınızdan daha çok kazanırsınız.

İşte bu sebeptendir ki; şirketlerini başarıya götürenler sorumluluğunun bilincinde olan, iş birliğine ve değişime açık, çözüm odaklı davranış geliştirerek çözümler üreten ve kurumsal bağlılık içinde çalıştığı şirkete adanan kişilerdir. Yüksek potansiyelli ve işin gerektirdiği yetkinliklerle donanımlı kurumsal bağlılık içinde şirketine adanmış kişilerin şirket içindeki varlığı ve doğru pozisyonlarda bulunmaları, o şirketi ileriye götürecek ve kurum kültürü oluşturacak muazzam bir yakıttır.

Değişmeyi, gelişmeyi, büyümeyi, verimli olmayı ve kurumsal bir kimlik içinde profesyonel olmayı hedefleyen her şirket, böyle bir yakıta sahip olmayı amaç edinmeli ve bu konu da doğru adımları atarak doğru davranışları sergilemelidir. Unutulmamalıdır ki; sözü edilen bu yakıt, günümüz iş dünyasında giderek kıt kaynak olan ve sahip olununca da elde tutulması zor olan bir yakıttır.

Bu sebeple; şiddetli rekabet dünyasında ayakta kalabilmenin artık bir tek yolu vardır; değişmek ve değişime ayak uydurmak.

Kişisel gelişiminizi önemseyin. Çünkü kişisel gelişim büyümektir, öğrenmektir, değişmektir, güçlenmektir ve farkındalık oluşturmaktır.

Eğer değişmez ve her geçen gün kendinizi yenilemezseniz, zihin haritanızın “Son Kullanma Tarihini uzatacak uğraş içinde olmaz ve garanti süresini uzatmazsanız, bu durumda bilmelisiniz ki; sizi bugüne getiren şey geleceğe götürmeyecektir.

Yeni bilgilerle kendisini donatmayıp eski bildikleriyle yola çıkarak, alışılmış olanı tekrarlayarak ve değişmeyip hiyararşiye uyarak, risk almadan belli sınırlar içinde kalarak ve işini sevmeden çalışıp adanarak çalışmanın farkı sonucu değiştiren farklılığını bir sonuç yapmayarak çalıştığı şirkette başarılı olmuş, yaptığı işte mucizeler ve zaferler kazanmış bir çalışan bu dünyada yoktur.

İşte bu sebeple; sizi geleceğe götürecek şeyin, bugünlere getiren şeyden farklı olması gerektiğini anlamalı ve sizi buraya getirenden farklı bir “Zihin Haritasına sahip olarak, sizi geleceğe götürecek bakış açısına sahip olmalısınız.

Mevcudu terk etmezseniz eğer, yeni bir dünya oluşturamazsınız. Sürüden ayrılmazsanız eğer, ne yapabileceğinizi keşfedemezsiniz. Değişmek için cesaret göstermezseniz, atalete düşer; esareti yaşarsınız. Hiç bir şey yapmamanın bedelinin, hata yapmanın bedelinden daha ağır olduğu ve yoğun rekabetin yaşandığı bugünün iş dünyasında, her insan değişim odaklı olmak ve ayakta kalarak başarıyı yakalamak için dünün iş sonuçlarını tekrar eden fotokopi olma alışkanlığından kurtulmak ve farklılığını ortaya koyarak yığından ve sürüden ayrılmak zorundadır.

Bugünün iş dünyasında başarı; fotokopi olup da dünü tekrar eden iş sonuçları üretenlerin değil, farklı olup farklı iş sonuçları üretenlerin oluşturduğu bir sonuçtur.

Bu sebeple; “Şimdi ki zamandaki siz” ile bir fark oluşturmaz ve fotokopi olmaya devam ederseniz, fotokopi olarak kalırsınız; bu durumda “gelecekte ki siz”, “bugünkü siz” den hiç farklı olmaz ve siz dünün sonuçlarını bugüne, bugünün sonuçlarını da yarına taşıyan fakat aynı zamanda da kendini kandırmakta artık oldukça usta olan bir “hamal” olursunuz. 

O yüzden, fotokopi olma, farklı ol.

Kaynak: İ. Ürkmez

Hayatınızdaki Zorluklardan Yakınmayın / Do not reproach of the difficulties in your life

Hayatınızdaki zorluklardan yakınmayın

Hayatınızdaki Zorluklardan Yakınmayın

Hayatımızda her daim beklenmedik olaylarla karşı karşıya kalırız. Bu, yüzyüze geldiğimiz yeni sıkıntı ve sorunlar haliyle bizi üzer. Bunları aşmak için sarfettiğimiz çaba da bizi yorar. Aslında doğduğumuzda henüz hiçbir şey bilmiyorduk. O ana kadar öğrendiklerimizi bu süre zarfında yaşadıklarımızdan öğrendik.

Peki, bu öğrenme işinin hayatımızın bir noktasında son bulacağını mı düşünürüz? Mesela okulumuz bittiğinde veya evlendiğimizde veya güzel bir işe girdiğimizde bitmesini mi bekleriz? Evet, bu bilinmedik, beklenmedik veya arzu edilmeyen bir durumla karşı karşıya gelme problemimiz bir gün sona erecek. Ne zaman? Ta ki dokuz tahtaya kafamızı vurunca. O halde, hayatımız boyunca beklemediğimiz veya gerçekleşmesini arzu etmediğimiz sorunlar oluşmaya devam edecektir.

İşin en zor kısmı bunu kabullenmektir. Şayet bu ruh yapısına bürünmeyi başarabilirsek aslında işin çoğunu halletmişiz demektir.

Bundan sonrası için yol haritası gayet basittir; Öncelikle karşılaştığımız problemden en az zayiatla nasıl çıkarız sorusunun çözümüne bakmalıyız. Bilmeliyiz ki; bu olay oluştu ve bu sorunla biz -sadece biz- yüzyüzeyiz. O halde bu zorluğun en kısa yoldande, en az zararla ve en ekonomik yoldan üstesinden gelme şeklini kararlaştırıp, kararımız doğrultusunda plan yapmalı, ardından da bu planımızı uygulamaya koymalıyız.

Bu şekilde, her probleme karşılık bir çözüm geliştirmeyi başarabilirsek, -biz farkında olmadan- zaman içerisinde yol almış oluruz. İşte tecrübe dediğimiz kavram tam da budur. Kişisel gelişimde katedilen olumlu değişimin ölçü birimidir tecrübe.

Ondan sonrasında yapılacak şey bellidir; Aynı olayın tekrar etmemesi için önlem almalıyız ki, mükerrer problemlerden sıyrılıp, farklı yeni deneyimlere hazır olalım. Bu vesıle ile kişisel motivasyonumuzu her daim yüksek tutar, mensubu olduğumuz bünyeye de kurum kültürü kazandırmış oluruz.

O halde; “Hayatınızdaki zorluklardan yakınmayın, zira onlar sizi daha yukarılara çıkaracak asansörlerdir.”

“Do not reproach of the difficulties in your life, because they are the elevators which will lift you higher.”

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

10 Olumlu Düşünme Tekniği

Yaşamın kendisi, bize sunulmuş en değerli hediye. Ancak bazen deneyimlediğimiz olumsuz durumlar, üst üste gelen problemler hayatın tadını çıkarmamıza ve anı yaşamamıza engel olabiliyor.

c630a97b-cce2-4634-80d4-3953d2747204-large
olumlu düşünme tekniği

Tam her şeyi yoluna koyduğumuzu düşünüp hayatın keyfini sürmeye başlamışken, küçücük ve ummadığımız bir problem yaşanan tüm olumlu tecrübeyi bir anda yok edebiliyor.

Neden bu şekilde sonlandı?
Neden ben?
Neden ben de herkes gibi normal bir hayat yaşayamıyorum?
Hiç problem yaşamadan hayatına mutlu devam eden insanlar bunu yapmayı nasıl beceriyor?
Sorun bende mi?

Tabii ki tüm olumsuzlukların bir gecede düzelmesi ve ertesi güne mutlu bir birey olarak uyanmanız gerçekçi bir beklenti değil. Aynı şekilde hayatınız boyunca karşılaşacağınız olumsuz durumları engelleyebilmeniz de mümkün değil. Fakat bu durumlar karşısında nasıl bir tavır izlemeniz gerektiği, olaylara nasıl yaklaştığınız sizin kontrolünüz altında.

10 Olumlu Düşünme Tekniği

1. Hayata ve kendinize güvenin

Her şeyin bir gün yoluna gireceğine emin olun. Kış boyunca çıplak kalmış bir ağaç bahar aylarında çiçekler açar. Hayatınızın kış dönemlerinde meyve alamadığınız için üzülmek yerine, bir gün baharın geleceğine ve her şeyin daha iyi olacağına dair inancınızı koruyun.

Olumsuzlukların yaşamınızı etkilemesine izin vermeyin ve daima pozitif düşünün.

2. Planlarınızda değişiklikler yapın

Bir hatayı bir kez yaptığınızda bu sizin suçunuz değildir, ancak ikinci kez aynı hatayı yapmak sizin elinizdedir. Bir problem çözme aşamasında sürekli aynı çözüm yolunu deniyor ama başarıya ulaşamıyorsanız yeni yollar denemenin vakti gelmiş demektir. Çözüm yollarınızı ya da planlarınızı değiştirmek, gelecekle ilgili hayallerinizden vazgeçmek değil; o hayale ulaşmak için gitmekte olduğunuz yolu değiştirmek anlamına gelir.

3. Meditasyon yapın (Murakabe)

Meditasyon bir çoğumuz için fazla spritüel ve soyut bir uygulama olabilir. Meditasyona yaklaşımınız ne olursa olsun, etkili olduğuna inanın ya da inanmayın, kendinize dönüp bakmak ve iç sesinizi dinlemek için fırsatlar yaratmak size iyi gelecektir.

Kişinin kendisiyle baş başa kalmasını ister meditasyon, ister dua, ister rahatlama olarak adlandırın, ne olursa olsun kendinize zaman ayırmayı unutmayın.

4. Sabırlı olun

Bazen bekleme aşamasında yaşadığımız deneyimler, beklediğimiz şeyden çok daha değerli olabilir. Çünkü bize asıl yol gösteren şey aslında bekleme aşamasında öğrendiklerimiz ve yaşadığımız değişimlerdir.

Hepimizin hayattan az ya da çok bir beklentisi var. Yeni bir iş, birlikte mutlu olabileceğimiz bir sevgili, yeni bir şans… Ne bekliyor olursanız olun, hala bekleme aşamasında olmanız o şeye sahip olmaya henüz hazır olmadığınızın bir göstergesi olabilir.

Beklemek ceza değil, hazırlıktır.

5. Pozitif olmadığınız zamanlarda bile olumlu düşünmeye çalışın

Birileri size ‘’Nasılsın?’’ sorusunu sorduğunda verdiğiniz cevap genelde hep ‘’İyiyim.’’ olur. Olumsuz bir şey yaşamış olsak da, kendimizi kötü hissetsek de karşımızdaki kişiye iyi olduğumuzu yansıtmak, aslında kendi kendimize geliştirdiğimiz bir savunma mekanizmasıdır.

İyi olduğumuzu sürekli tekrar etmek bizi olumsuz düşüncelerden uzaklaştırır ve zamanla daha pozitif hissetmemize yardımcı olur.

Düşüncelerinizi değiştirmek, hayatınızı değiştirmenin ilk adımıdır.

6. Stres yaratan durumlar yerine sahip olduğunuz şeylere odaklanın

Problemlere odaklanmak ve olumsuz düşünmek kolaydır. Ancak yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz olumlu durumlar, olumsuzluklardan sayıca çok daha fazladır.

Olumlu durumlar yerine olumsuz olanlara odaklanmamızın altında ise, olumsuz durumlarla nasıl baş edeceğimizi bilmememiz ve bu durumlara hazırlıksız yakalanmamız yatar.

7. İçinde bulunduğunuz anda yaşayın

Üzerine ne kadar düşünürseniz düşünün, ne kadar hayal kurarsanız kurun ya da ne kadar düşünerek kendinizi meşgul ederseniz edin; geçmiş geçmiştir. Gerçeklerle yüzleşebildiğinizde, geçmişiniz artık size zarar vermez. 

Geçmişte yaşadığınız zorluklara üzülmek yerine yaptığınız hatalardan ders çıkarmaya çalışın.

8. Olayları akışına bırakın

Planladığınız şeylerin yolunda gitmemesinin sebebi, evrenin sizin için yaptığı planların farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir.
Pikniğe gitmeyi planladığınız gün yağmur yağabilir. Pikniğinize devam edip yağmurda dans etmek, ertelemek ya da durmadan şikayet etmek sizin elinizde. Yaşamımızı farklı ve dinamik tutan şey, aslında planladığımız şeylerin yolunda gitmemesi.

Olayları akışına bırakarak yaşamaya başladığınızda unutamayacağınız anlar yaşamaya başladığınızı fark edeceksiniz.

Bazı şeyler kontrolümüz dışında geliştiğinde şikayet etmektense, kabullenerek duruma adapte olmaya çalışmak, sizi bir adım ileri taşıyacaktır.

9. Kendinize inanın

Hayatta bazen önümüzü göremediğimiz ve sonrasında karşımıza neler çıkacağını öngöremediğimiz anlar yaşayabiliriz. Nereye gittiğinizi bilmeden ilerlemek korkutucu olabilir ve risk içerebilir; ancak ilerlemediğiniz süre yolun sonunda ne olduğunu asla göremezsiniz.

İnancınızı güçlü tutun ve ulaşmak istediğiniz noktaya bir gün ulaşacağınıza inanın.

10. Hayatı bir öğrenme süreci olarak görün

Üzgün olduğumuz anlarda hep en kötü şeylerin bizim başımıza geldiğini düşünerek üzülme eğilimindeyiz ancak yaşadığımız olumsuz deneyimler ne olursa olsun geçici. Önemli olan şey yaşadığımız üzüntü, sevinç, korku ya da değişim zamanlarına öğrenme süreci olarak yaklaşabilmek.

Hatalarınızdan ders çıkararak, yaşadıklarınızı diğer insanlarla paylaşarak ilham verebilmek.

Hayat yolculuğundaki her anınız çok değerli. Zamanı geri alabilmeniz ve yaşamınızdaki tüm olumsuzlukları yok edebilmeniz mümkün değil.

Kendinize inanın ve değişimin kendi içinizde başladığının farkında olun.

Kaynak; www.uplifers.com

Akşam ofisten çıkmadan 10 dakika önce yapılacaklar listesi

Akşam ofisten çıkmadan 10 dakika önce yapılacaklar listesi:

2624

Yapılacaklar listesini güncelleyin
Gün içinde hangilerini hallettiniz, hangileri kaldı bir bakın. Belki aralarında son dakikada bile yapılabilecek şeyler vardır. Veya ertesi güne bırakılmayacak kadar acil olanlar…

Masanızı toplayın
Çalışırken etrafın dağılması normaldir. İşleriniz bittiğinde ortalığı şöyle bir toparlamak ertesi sabah geldiğinizde çalışmanızı kolaylaştırır. Aradığınızı da daha rahat bulursunuz.

Yaptıklarınıza bakın
Sadece yapacaklarınız değil yaptıklarınız da önemli. Listenizde bitirdiğiniz işlere de bakın. Çalışırken o koşuşturmada bitirdiğiniz işlerin farkında da olmayabilirsiniz. Hallettiğiniz işlerin üzerini çizmek, bu maddelerin artması sizi motive eder.

Günü değerlendirin
O günkü performansınız nasıldı, nelerin üstesinden geldiniz, hangi konularda zorlandınız…
Bütün bunları bir düşünün. Günün değerlendirmesini yapın.

Ertesi güne hazırlanın
Takviminize, ajandanıza bakıp ertesi gün ne yapacaklarınıza bakın. Toplantı, buluşma gibi unutulması güç şeylerin yanında aramanız gereken kişiler de olabilir. Hatırlarım nasıl olsa demeyin. Ufak tefek şeyleri bile not alın ve çıkmadan bu listeye bakın.

İş arkadaşlarınızı haberdar edin
Ertesi günle ilgili iş arkadaşlarınızı bilgilendirin. “Sabah bir toplantım var” veya “Öğlen dışarıda olacağım”, “Şu saatte ofiste olurum” gibi programınız hakkında kısa bir bilgi verin. Bunu hesap vermek olarak görmeyin. Siz yokken size ihtiyaç duyulabilir ve ne zaman geleceğiniz, nerede olduğunuzun bilinmesi böyle durumlarda işe yarar.

Teşekkür edin
O gün iş arkadaşlarınızla bir projeyi bitirmiş veya yeni bir işe başlamış olabilirsiniz. Gün biterken çalışmalar için onlara teşekkür edin. Küçücük bir teşekkür bile pozitif etki sağlayabilir.

Vedalaşın
Arkadaşça bir ‘iyi akşamlar‘ı iş arkadaşlarınıza çok görmeyin. Ayrıca bu sadece iş arkadaşı olmakla ilgili bir konu değil. Tamamen insan olmakla ilgili. Bir yere girerken nasıl merhaba deniyorsa çıkarken de veda edilir.

Gerçekten çıkın
İş-özel yaşam dengesini tutturmaya çalışın. İşten çıkma vakti geldiğinde çıkın ve artık dinlenmeye başlayın.

Kaynak: www.Aol.com