Müdür mü, Lider Ruhlu Yönetici mi?

Müdür mü, Lider Ruhlu Yönetici mi

Müdür mü, yoksa Lider ruhlu Yönetici mi?

(Merhaba. Kaldığımız yerden devam etmeden önce, ilk bölümle ilgili beklediğimden fazla geri bildirim aldığımı, bundan ötürü teşekkürü bir borç bildiğimi belirtmeliyim. Henüz okuyamamış olanlarınız için, konuyu daha iyi kavrama adına, ilk bölümü gözden geçirmeniz daha faydalı olacaktır.)

… Şaka bir yana, benim sözüm esas mevkidaşlarıma ve genç kuşak yönetici adayı kardeşlerime. Zira, kötü örnek, örnek değildir.

Bir Yönetici birtakım Yönetim Gücü’ne sahiptir. Bunlar içerisinde Cezalandırma veya tehdit yöntemi, kazan-kaybet ilişkisi olarak bilinir ve en istenilmeyen yönetme şeklidir. Yani biri (müdür) hep kazanırken, diğeri (ekip üyesi) sürekli kaybeder.

Toparlayacak olursak;

Öyle bir ortamda korku ve endişe hakim olur, saygı ve bağlılık kaybolur. Bağlılığın olmadığı yerde verimlilik kavramından söz edemeyiz.

Aksine, iyi bir yönetici olarak siz, sahip olduğunuz bilgi ve tecrübeniz ve bunu ekibinize yansıtma üslubunuz sayesinde bir saygınlık kazanırsınız.

Ekip üyelerinizi takdir etmek ve onları ödüllendirmek suretiyle kurum içerisinde hem onların, hem de diğer mesai arkadaşlarınızın nazarında itibar kazanırsınız. İtibarınız sayesinde paydaşlarınız size referans olurlar.

Esasen; saygınlık, itibar ve referans güçleriniz sayesinde, etkili ve verimli bir ekip yönetimi sergileyebilirsiniz. Lider ruhlu Yöneticiler bu şekilde davranırlar. Katılımcı veya hizmetçi liderler takım çalışmasına önem ve değer verirler.

Saygınlık ile korkuyu (veya endişeyi) karıştırıyor bazen arkadaşlar. Sizin yüzünüze karşı hangi süslü kelimeleri kullandıkları veya size karşı nasıl hürmetkar davrandıkları değildir önemli olan.

“İnsanlar kıyafetlerine göre karşılanır, kişiliklerine göre uğurlanır.” [1]

Organizasyon içindeki itibarınızı ölçecek ufak bir tüyo vermek isterim;

Siz arkanızı döndüğünüzde paydaşlarınız size nasıl bakıyor, veya sizin olmadığınız bir ortamda ekibiniz aralarında sizinle ilgili neler söylüyorlar? Bu sorgulama yöntemi aslında o kadar kolay, ama uygulaması da bir o kadar zordur. Çünkü bu bahsettiğim kritiği yapabilmek için empati kurabilmeniz gerekir.

“Genellikle büyük yanlışların altında gurur yatar.” [2]

“Bilgi ile EGO ters orantılıdır.” [3]

Empatik düşünebilmek için de alçak gönüllü, yani mütevazi olmak icap ediyor. Onur ile gururu da birbirine karıştırıyor bazılarımız. Elbette ki herkes onuru için yaşar. Ancak gurur, yani EGO, yani benlik apayrı birşeydir.

Demem o ki; “Ne münasebet canım? Onlar ne bilirler? Onlar benim baktığım pencereden bakamıyorlar ki. Siz işinize bakın, benim işime karışmayın.” şeklindeki söylemler içerisinde olduğunuz için size geçmiş ola. Bir o kadar da zordurdan kastettiğim buydu.

(2.bölüme de burada ara verelim dilerseniz. Devamında ‘İdeal Lider ne yapmalı, nasıl olmalı’ konusunu kapsamlıca ele almaya çalışalım. Tekrar görüşmek dileğiyle.)

[1] Anonim, [2] John Ruskin, [3] Einstein

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Ankara Ulus Meydanı Trafiği Rahatlayacak!

Ankara Ulus Meydanı trafiğini rahatlatacak proje meclisten geçti.

Ankara Ulus Meydanı

Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi, Ulus trafiğini yer altına almak suretiyle Ankara Ulus Meydanı ‘nın yayalaştırılması projesini oy birliğiyle kabul etti.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna’nın imzasıyla gündeme gelen mecliste; Ulus Meydanı ve Çevresi Ulaşım Projeleri başlıklı, Ulus ve çevresindeki trafiğin yer altına alınması ve Ankara Ulus Meydanı nın yayalaştırılmasına ilişkin yazı görüşüldü. Kent mimarisinin ele alındığı Meclis görüşmesinde, Başkent’in tarihi ve kültürel dokusunu içinde barındıran önemli kararlar alındı. Meclis gündemine gelen Başkanlık yazısında özetle şu ifadeler yer aldı:

“Şehrimizin tarihi semtlerinden Ulus‘ta yer alan İtfaiye (Hergelen) Meydanı’nda Melike Hatun Camii önünden başlayıp, Atatürk Heykeli‘nin yer aldığı Ulus Meydanı‘ndan devam ederek Roma Hamamı önüne kadar olan bölge ile Bent Deresi Kavşağı‘ndan, yine Atatürk Heykeli’nin yer aldığı Ulus Meydanı’ndan devam ederek Stad Oteli arasındaki bölgedeki trafiğin tamamen yer altına alınarak bölgenin yayalaştırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilecektir.” Yazıda, sözkonusu Ulus’ta trafiği yer altına alarak meydanın yayalaştırılmasını sağlayacak proje için; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında 17.08.2018 tarihinde protokol imzalandığı bilgisi verildi. Proje kapsamında yapılacak işlerin usul ve esaslarının çerçevesinin üçlü protokol uyarınca,çizilmiş olduğu kaydedildi.

Protokol kapsamında;

  • projenin ihalesini ve yapımını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yapacak,
  • finansmanını ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı karşılayacak
  • Ankara Büyükşehir Belediyesi ise kamulaştırma, imar planlama çalışmaları, alternatif yol güzergahlarının belirlenmesi, çevre düzenlemeleri gibi tanzim edilen yükümlülüklerini ASKİ Genel Müdürlüğü ve EGO Genel Müdürlüğü ile Büyükşehir Belediyesinin ilgili daire başkanlıkları tarafından yerine getirilecek.

Ulus Meydanı ve Çevresi Ulaşım Projeleri protokolünün uygulanması için toplanan Belediye Meclisi gündeminde görüşülem madde oy birliğiyle kabul edildi.

Ankara Ulus Meydanı 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna, Ulus ve civarından trafiği yer altına alacak projeye ilişkin daha önce yaptığı açıklamada, Projenin ihale aşamasında olduğunu belirtti. Başkan Tuna, “En kısa sürede ihaleye çıkılacak. Tünel çalışması aç kapa yöntemiyle yapılacak. Burada su, kanalizasyon, elektrik gibi altyapı unsurları bulunduğundan direkt delinerek tünel yapmak mümkün değil. Tamamlanınca Ankara büyük bir meydana kavuşacak” dedi.

Kaynak; http://www.iha.com.tr/haber-ankarada-trafigi-rahatlatacak-projeye-meclisten-onay-742088/

Müdür mü Daha Güçlüdür, Yönetici mi?

Müdür mü Yönetici mi

Müdür mü daha güçlüdür, Yönetici mi?

Bazı arkadaşlarımız bir makam sahibi olduklarında, artık tüm güç ellerinde sanıyorlar.

Ekip üyeleriyle aralarındaki diyaloğu, sözlü olarak veya beden diliyle, “Ben senin müdürünüm” noktasına getirdikleri anda, aslında karşı tarafa şu mesajı veriyorlar; “Benim seni etkileyecek ve sana nüfuz edecek yeterli altyapım yok. Seninle fikir alışverişinde bulunmayı göze alamam. O yüzden, ben senin müdürünüm, ben ne dersem o olur.” Bu söylem beraberinde, gizli bir tehdit de iletiyor karşı tarafa; “Eğer benim talimatlarıma uymazsan….“ Burada ne tür bir fiziki veya psikolojik cezalandırma olduğu konusa girmeyeceğiz.

Böyle bir itham, ekip üyesinin size karşı duyduğu olanca saygısını ve güvenini anında bitirir ve o personel artık gelecek kaygısı duymaya başlar. Bu psikoloji bile takım üyesinin verimini düşürmeye yeter. Birey, sorumluluk almaktan kaçınır ve ofansif olmak yerine, pasif ve savunmacı bir tutum içerisine girer. Artık bir emir eri olmuştur ve, inisiyatif kullanmak istemez. Siz talimat verirsiniz, o da uygular. Hata yapmamak için sağlamcı hareket eder.

Böylelikle o müdür, ekibinde bulunan potansiyel yönetici adayını, öncelikle küstürür. Sonrasında zihnen kaybeder ve nihayetinde de onu kurumdan koparır. Bilirsiniz, “Çalışanlar kurumları değil, (kötü) yöneticilerini terkeder” derler.

PMI’e göre Yönetim Gücü, üçlü sacayaktan oluşur; [1]

Mesleki bilginiz olacak, proje yönetim kabiliyetiniz olacak ve liderlik vasıflarına sahip olacaksınız.

Verim alabilmek için ekip üyenizi etkileyebilmelisiniz. Bunun için onunla iletişim kurup ona güven vereceksiniz. Bilginizle konuları müzakere edeceksiniz. Bilgi alışverişi esnasında karşınızdakini aktif bir şekilde dinleyeceksiniz. Doğruları (onun veya sizin) kabullenecek, nihai kararı yine siz vereceksiniz. Kendisine geri bildirimde bulunmak suretiyle onu ikna edeceksiniz. Böylelikle, o paydaşın  sizin için önemli ve değerli olduğunu kendisine hissettireceksiniz. Nihai hedef olarak; ona nüfuz edecek ve kendisini yüreklendireceksiniz.

Yüreklendirilmiş bir birey, mevkisini  savunur ve sorumluluk alanı ile ilgili azami çaba sarfeder. Cesaretlendirilmiş bir takım üyesi sorgular, soru sorar, aldığı cevaplarla kişisel gelişimine eklemeler yapar ve yakın gelecekte ideal bir yönetici olma yolunda ilerler.

‘Hizmetçi Lider’ vasıflı yönetici, bu potansiyel yönetici adayını kendisine rakip veya altenatif görmek yerine, ona rehberlik etmek suretiyle onu geleceğe hazırlamalıdır.

Amaan, ben ne diyorum ya, kime ne söylüyorum? Nasılsa o tarz müdürler bildiklerini okumaya devam edecekler. Onlar her şeyi çok iyi biliyorlar ya, bu taraklarda bezleri olmaz.

Hiç kavak dalında balık olur mu? Ego dalgasına bindirdikleri yüzgeçleriyle, engin okyanuslarda yol almakla meşguller kendileri.

“21.yüzyılın cahilleri, okuma-yazma bilmeyenler değil; okumayanlar, öğrendikleri yanlış bilgileri değiştirmeyenler ve yeniden öğrenemeyenler olacaktır. [2]

(Yazı fazla uzadı. Sıkıcı olmaması adına burada ara vermenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Devamında görüşmek dileğiyle.)

[1] PMI, Project Management Institute

[2] Alwin Toffler

 Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com