Müdür mü Daha Güçlüdür, Yönetici mi?

Müdür mü Yönetici mi

Müdür mü daha güçlüdür, Yönetici mi?

Bazı arkadaşlarımız bir makam sahibi olduklarında, artık tüm güç ellerinde sanıyorlar.

Ekip üyeleriyle aralarındaki diyaloğu, sözlü olarak veya beden diliyle, “Ben senin müdürünüm” noktasına getirdikleri anda, aslında karşı tarafa şu mesajı veriyorlar; “Benim seni etkileyecek ve sana nüfuz edecek yeterli altyapım yok. Seninle fikir alışverişinde bulunmayı göze alamam. O yüzden, ben senin müdürünüm, ben ne dersem o olur.” Bu söylem beraberinde, gizli bir tehdit de iletiyor karşı tarafa; “Eğer benim talimatlarıma uymazsan….“ Burada ne tür bir fiziki veya psikolojik cezalandırma olduğu konusa girmeyeceğiz.

Böyle bir itham, ekip üyesinin size karşı duyduğu olanca saygısını ve güvenini anında bitirir ve o personel artık gelecek kaygısı duymaya başlar. Bu psikoloji bile takım üyesinin verimini düşürmeye yeter. Birey, sorumluluk almaktan kaçınır ve ofansif olmak yerine, pasif ve savunmacı bir tutum içerisine girer. Artık bir emir eri olmuştur ve, inisiyatif kullanmak istemez. Siz talimat verirsiniz, o da uygular. Hata yapmamak için sağlamcı hareket eder.

Böylelikle o müdür, ekibinde bulunan potansiyel yönetici adayını, öncelikle küstürür. Sonrasında zihnen kaybeder ve nihayetinde de onu kurumdan koparır. Bilirsiniz, “Çalışanlar kurumları değil, (kötü) yöneticilerini terkeder” derler.

PMI’e göre Yönetim Gücü, üçlü sacayaktan oluşur; [1]

Mesleki bilginiz olacak, proje yönetim kabiliyetiniz olacak ve liderlik vasıflarına sahip olacaksınız.

Verim alabilmek için ekip üyenizi etkileyebilmelisiniz. Bunun için onunla iletişim kurup ona güven vereceksiniz. Bilginizle konuları müzakere edeceksiniz. Bilgi alışverişi esnasında karşınızdakini aktif bir şekilde dinleyeceksiniz. Doğruları (onun veya sizin) kabullenecek, nihai kararı yine siz vereceksiniz. Kendisine geri bildirimde bulunmak suretiyle onu ikna edeceksiniz. Böylelikle, o paydaşın  sizin için önemli ve değerli olduğunu kendisine hissettireceksiniz. Nihai hedef olarak; ona nüfuz edecek ve kendisini yüreklendireceksiniz.

Yüreklendirilmiş bir birey, mevkisini  savunur ve sorumluluk alanı ile ilgili azami çaba sarfeder. Cesaretlendirilmiş bir takım üyesi sorgular, soru sorar, aldığı cevaplarla kişisel gelişimine eklemeler yapar ve yakın gelecekte ideal bir yönetici olma yolunda ilerler.

‘Hizmetçi Lider’ vasıflı yönetici, bu potansiyel yönetici adayını kendisine rakip veya altenatif görmek yerine, ona rehberlik etmek suretiyle onu geleceğe hazırlamalıdır.

Amaan, ben ne diyorum ya, kime ne söylüyorum? Nasılsa o tarz müdürler bildiklerini okumaya devam edecekler. Onlar her şeyi çok iyi biliyorlar ya, bu taraklarda bezleri olmaz.

Hiç kavak dalında balık olur mu? Ego dalgasına bindirdikleri yüzgeçleriyle, engin okyanuslarda yol almakla meşguller kendileri.

“21.yüzyılın cahilleri, okuma-yazma bilmeyenler değil; okumayanlar, öğrendikleri yanlış bilgileri değiştirmeyenler ve yeniden öğrenemeyenler olacaktır. [2]

(Yazı fazla uzadı. Sıkıcı olmaması adına burada ara vermenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Devamında görüşmek dileğiyle.)

[1] PMI, Project Management Institute

[2] Alwin Toffler

 Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Beklentine Ulaşmak için Plan Yap!

plan yap

Beklentine Ulaşmak için Plan Yap!

“Olduğu kadar, olmadığı kader.” [1] Bu sözü çoğu zaman şu şekilde algıladığımızı farkettim; İstediğin olmuyorsa bırak. Demek ki gerçekleşmeyecektir. Onun için beklentilerinden vazgeç. Hayır, gerçekleşmediyse beklentin doğrultusunda bir plan yap.

Oysa bu sözden benim anladığım;

  • İhtiyaçlarını beklentiye dönüştür,
  • İsteklerini önceliklendirmek suretiyle bir karar ver.
  • Seni bu beklentilerine ulaştıracak bir plan yap,
  • Planını yürürlüğe koy,
  • Uygulama esnasında kritik eşiklerde gerekli kontrolleri yap,
  • Hedeften sapma varsa planını revize et,
  • Kararlaştırılmış güncel yol haritası doğrultusunda yoluna devam et.
  • Ve bu döngüyü tekrarlamak suretiyle nihayetinde sonuca ulaş.

Sonucunda vardığımız nokta, amaçladığımızdan farklı bir konumda ise, işte o zaman olmadığı kaderdir. Aslında bizim inanç ve kültürümüze göre yaşadığımız her şey kaderin bir parçasıdır. Ancak Şems’in sözünden benim çıkarımım; tüm çabalarımıza rağmen hedefimize ulaşamıyorsak, kararımızı gözden geçirmemiz gerektiğidir.

Belki de -en azından o an için- amaçladığımız, olabileceğinden yüksek kaldı. Belki de o hedefimizi kısa veya orta vadede değil de, daha uzun vadede gerçekleşebilecek bir amaç olarak güncellemek durumundayız.

İşte o zaman isteklerimize ulaşamadık diye dövünmeye, hayıflanmaya, için içini yemek suretiyle kendimizi harap etmeye gerek yok.

Biz elimizden gelen tüm gayreti sarfettik mi? Evet.

Biz tüm olası yolları denedik mi? Evet.

O halde, Şems’in bu sözünü hatırlayıp kendimize bir nevi psikoterapi uygulayacağız. İç huzurumuz yerinde, vicdanımız rahat. Tecrübe hanemize ekleyecek ve, “Tüm gayretimize rağmen olmadı” şeklinde kendimizi teselli edeceğiz. Bu söz bizim için bir nevi ruhsal rehabilitasyon görevi görecek.

Hayal kırıklığına uğrayıp, ümitsizliğe kapılmaya gerek yok. “Yiğit düştüğü yerden kalkar” demiş atalarımız. [2]

Öyleyse;

Mevcut durumu sakin bir kafayla değerlendirecek, ihtiyaçlarımızı kısıtlar (kapsam, zaman, maliyet, vs.) doğrultusunda tekrar gözden geçirecek, planımızı güncelleyecek ve önümüze bakacağız.

Problemlerin üstesinden ancak bu şekilde gelebiliriz. Sorunlarla bu şekilde başa çıkabiliriz. Ve ancak bu şekilde sağlıklı bir çözüm üretebiliriz. Zira, kendimizin ve sorumluluğumuz altındakilerin hayatını idame ettirme misyonumuz son nefesimize kadar devam etmek durumunda.

[1] Şems, [2] Atasözü

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Yaptığınız İşi Sevecek Bir Bahane Bulun / Find a way to love your job

Sevgi

Yaptığınız İşi Sevecek Bir Bahane Bulun

Dünya hayatı dediğimiz şu patika yol, birbirinden farklı bir sürü engel ile doludur.

Bu engellerin aşılması büyük bir motivasyon gerektirir. Gerekli motivasyonu sağlayacak unsur ise sevgidir.

Bunu ben demiyorum. Hayatında belli zorlukları aşıp başarıyı yakalamış bir çok ünlü kişiden benzer ifadeleri işitiyoruz. Bunlardan birkaçını aktarmak isterim;

“Sevdiğin işi yaparsan, ömrün boyunca çalışmazsın.” [1]

“Harika bir iş yapmanın tek yolu, yaptığın işi sevmektir.” [2]

Onun için; yaptığınız işi sevecek bir bahane bulun.

Bu bahane, kiminiz için müdürünüz, yöneticiniz veya patronunuz, kiminiz için ekip arkadaşlarınız, kiminiz içinse bulunduğunuz şehri veya ortamı sevmek olabilir.

Mensubu olduğunuz kurumun logosunu veya kurum renklerini bile beğeniyor olabilirsiniz. İşin bu kısmı çok da önemli değil. Seviyorsunuz ya, yeterli.

İşinizi sevmek, sizi sonuca gitmeye odaklayacaktır. Bu konsantrasyon, başarıya giden yolda sizin yakıtınız olacaktır.

İş hayatımızda birçok kompleks problem ile karşıya kalıyoruz. Bazen öyle bir noktaya gelebiliyoruz ki; “Yeter” deyip vazgeçmek isteyebiliyoruz. İşte tam da bu kırılma noktasında bizi tekrar hedefimize giden yola geri getiren unsurdur sevgi. Sevgi bize sağlam bir irade kazandırır, sağlıklı düşünmemizi ve doğru karar verebilmemizi sağlar.

Aksi taktirde, bir süre sonra heyecanımız biter, o ortamdan haz alamazve ardından da kopar gideriz bu yarıştan. Pes etmek, vaz geçmek bazen en kolayı gibi gelir insana.

Bir düşünelim; ya Edison 999. denemesinde vazgeçseydi? Dünya tarihi bu önemli buluş için kaç yıl daha beklemek durumunda kalacaktı?

“Gerçek sevgi sabırdır, her şeye dayanır.” [3]

Onun için, doğru olduğuna inandığımız yolda oluşturduğumuz plana bağlı olarak ilerlemeli, karşılaştığımız probleme karşılık gelecek şekilde güncellemeli ve yeni rotayla azimle ve sabırla hedefe gitmeliyiz. Son olarak;

“Tıp kitaplarında yoktur ama, sevgi her yarayı iyileştirir.” [4]

Find a way to love your job. This motivation is your energy during the path to success.

Otherwise, your excitement is over after a while, you begin not to be happy in that environment, then you will go to pull out of this race.

[1] Konfüçyüs [2] Steve Jobs [3] Anonim [4] Dr Younan Nowzaradan

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Olumsuzluklar ve Konfor Bölgesi

Olumsuzluklar ve Konfor Bölgesi

Hayatımızda karşılaştığımız olumsuzluklar, Konfor Bölgesi ‘nden sıyrılıp yeni ortamlara girmemizi ve bu suretle de gerçek kapasitemize ulaşmamızı sağlar.

Daha doğrusu, potansiyelimizin açığa çıkmasına vesile olur.

Konfor Bölgesi;  kişinin alıştığı düzeni koruyarak, risk almaktan kaçındığı, kendisini güvende hissettiği etrafı görünmez duvarlarla çevrili bir alandır. [1]

Fakat, içinde bulunduğumuz bu bölge, bir süre sonra bizim sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarımıza yeterli gelmemeye başlayacaktır. Ne var ki, zihnimizi kaplayan gizli bir kalkan, bizim bu ortamdan çıkmamızı engellemeye çalışacaktır.

Böyle bir girdabın içerisinde olduğumuzun belirtisi; içinde bulunduğumuz durumun bizi tatmin etmemesi, ancak bu durumdan kurtulabilme adına kendimizi çaresiz hissediyor olmamızdır.

O yüzden, karşılaştığımız (geçici) sıkıntılardan şikayetçi olmak bir yana, bunlara birer fırsat gözüyle bakmalıyız. Ve bizi rahatsız eden bu olumsuz hissiyatı aşmak için moral ve motivasyonumuzu yenilemeli ve kendimizi bu durumdan sıyrılmamız gerektiğine ikna etmeliyiz. İcabında radikal bir karar almalıyız. Ve belirlediğimiz bu hedef doğrultusunda bir plan geliştirmeliyiz. Bu, ilave bir eğitim, bir kurum veya pozisyon değişikliği, mekan değişikliği, veya bunlardan birkaçı olabilir.

Orada öylece oturarak fırsatların size gelmesini beklemeyin. Kalkın ve fırsatları yaratın. [2]

Unutmamalıyız ki, buradaki en önemli paydaş biziz ve bu projenin mimarı yine biz olacağız. Bazen uzun vadeli konforumuz için kısa süreli zorluklara katlanmak durumunda kalabiliriz. Hedefimiz doğrultusunda oluşturduğumuz planın uygulaması esnasında doğabilecek riskleri analiz edip, o risklere uygun önlem planları geliştirmeliyiz.

Bu serüvende bir miktar rahatımız kaçacak, bir müddet huzursuz olacağız. Fakat iç dinamiklerimizi harekete geçirecek olan bu ivmenin bizi ulaştıracağı yörünge, bize şu andakikenden çok daha geniş imkanlar sağlayacaktır.

Belki de çok çetin bir mücadele olacak bu, fakat kararlılıkla hedefimize ulaşacak ve başarıyı yakalayacağız. Sizi temin ederim ki; ardından elde edeceklerimiz, çektiğimiz zahmeti kat be kat telafi edecektir.

[1] KİGEM – Kişisel Gelişim Merkezi
[2] Madam C. J. Walker  

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Hayallerinizin Peşinden Gidin / Go in the direction of your dreams

Hayallerinizin Peşinden Gidin

Hayallerinizin peşinden gidin.

“Eğer hayalleriniz sizi ürkütmüyorsa, yeterince büyük olmadıklarındandır.” [1]

Çünki hayal, hedefin anasıdır. Evet kavram olarak soyut bir kavramdır. Fakat bu kurduğumuz hayaller bir realite yani gerçeklilik filtresinden geçmek suretiyle hedefe dönüşürler. O an havada gibi gözüken kavram, ayakları yere basar hale geldiğinde yani ulaşılma ihtimali kazandığında artık somut bir proje olmuştur. Dolayısıyla ne kadar çok hayal kurarsak, o kadar çok yeni bir fikir üretmiş oluruz.

Mesela;

Hayal uçmaktır, hedef ise insanı uçuran bir araç icat etmektir. Hayal suyun üstünde yürümektir, hedef ise yüzen bir araç imal etmektir.

Bir amacınız oluştuğunda artık bir planı yapın ve ona ulaşmak için bu planı uygulayın. Siz; “İlk adımınızı inançla atın. Tüm merdiveni görmek zorunda değilsiniz, yeter ki siz ilk adımı atın.” [2] Bu uğurda kararlı olun. “Siz kendinize inanın başkaları size inanacaktır.” [3] Ve sizi kabullenecektir.

“Adımlarken Galata Kulesi’nin basamaklarını uçup uçmayacağını bilmiyordu Hezarfen, bir tek şeyden emindi; inmeyecekti yürüyerek çıktığı merdivenlerdenden.” [4] Bu iş planınızı uygularken zaman zaman önünüze engeller çıkacaktır. Ve siz bu problemlere karşı birer çözüm geliştirmek durumunda kalacaksınız. Bu suretle yol haritanızı güncellemek suretiyle rotanıza kaldığınız yerden devam edeceksiniz.

“İyi şeyler inandığında, daha iyi şeyler sabrettiğinde ve en iyi şeyler hiç vazgeçmediğinde gelir.” [5]

Başarı göstereceğinize dair özgüveninizi hiçbir zaman yitirmeyin.

Hedefinizi yakaladığınızda hissedeceğiniz hazzı asla tarif edemezsiniz. Tüm çabalarınıza rağmen ulaşamadığınızda da; “nasip değilmiş” dersiniz. Belki de zamanı henüz gelmemiştir. Ancak hiçbir çaba boşuna değildir. Gün gelip gerekli şartlar oluştuğunda o bayrağı bir başkası devralıp sonuç elde edecektir. Siz de en azından; “deneseydim kesin yapardım” ukdesinden kurtulmuş olursunuz.

“Olduğu kadar, olmadığı kader.” [6]

[1] Anonim [2] Martin Luther King [3] Montaigne [4] Sunay Akın [5] Anonim [6] Hz.Şems-i Tebrizi

Go in the direction of your dreams. You can never describe the pleasure you feel, when you catch it. If you can’t, in spite of your best efforts, you could say; “It wasn’t destined.” You will at least get rid of the thought “If I’d tried, I would do it of course”. 

Yours,

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Başarı Asla Tesadüfi Değildir / Success is never a coincidence

Başarı asla tesadüfi değildir

Başarı asla tesadüfi değildir. Zira başarı; toplam kalite yönetimi gerektirir.

Toplam kaliteden murat; belli bir seviyeye çıkmakla beraber o noktada uzun süre kalabilmektir. Bu da; bir kurum politikası, bunu uygulayacak ekip ve icraat 3’lüsü ile başarılabilir. Kurduğunuz ekibe takım ruhu kazandırabilirseniz artık ortak amaç doğrultusunda çalışabilirsiniz.

Tesadüfi değildirden kastedilen budur. İş planının doğrusal bir grafik izlemesi beklenir fakat gerçek hayatta bu böyle değildir. Hep inişli çıkışlıdır. Bazen bir adım geri gelmek gerekebilir. Bu eğer iki adım ileri götürecekse bizi, hiç problem değildir. İmkansız gibi görüneni denemeli, olmuyorsa tekrar denemeliyiz. Sonuca ulaşacağımız ümidini hiçbir zaman kaybetmemeliyiz.

Bu motivasyonumuzu her zaman korumalıyız. Hayat başlıbaşına bir mücadeden ibarettir zaten. O yüzden önümüze çıkan engelleri sabırlı ve kararlı bir şekilde birer birer aşarak yolumuza devam etmeliyiz. Kararlılık ile hırs arasında ince bir çizgi vardır. Hayal etmek güzeldir, fakat hayal soyut bir kavramdır. Bu hayaller eğer ulaşılma ihtimali kazanmışsa bir hedefe dönüşmüştür. Başarabileceğimize inanarak gerçekleşmesi için uğruna mücadele edilmeye değer bir anlam kazanmıştır.

Onda da esas ‘sürekliliktir.’ Bir kere hedefimize ulaşmayı başarabilmişsek, o çizgide kalabilmek için de gerekeni yapmalıyız. Marka değeri ve kurum kültürü bu şekilde gelişir. Zihnimize sürdürülebiilr başarı kavramını yerleştirmek suretiyle kendimizi ve kurumumuzu gelişen rekabet koşullarına karşı izlenebilir kılabiliriz. “İçinde bulunduğumuz sektörün durumu nedir ve biz ona göre neredeyiz?” sorgu ve analizleri ile ulaştığımız seviyeyi koruma ve sürdürme imkanı bulmuş oluruz. Bu vesile ile de toplam fayda sağlamış oluruz.

Ticari başarımız ve kişisel gelişimimiz bizim için nihai amaç değil, ailemize, vatanımıza ve milletimize faydalı olabilme yolunda birer araçtır.

Success is never a coincidence. Because success requires a total quality management. And essential in it is ‘continuity.’

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Eğer Başaramadıysan Ne Güzel / How beautiful if you have failed

Eğer Başaramadıysan Ne Güzel

Eğer Başaramadıysan Ne Güzel

İş ve özel hayatınızda başarılı olmak için şu düşünce sistematiğini oluşturmaya çalışın;

1. Yapacağınız işi kapsayan bir hedef belirleyin ve sizi ona ulaştıracak bir planı yapın; Bu; kısa, orta ve uzun vadeli kilometre taşlarından oluşan bir yol haritası olsun.

2. Yaptığınız işi sevin. Sevgi, kendisi için her türlü zorluğa göğüs gerilebilecek kutsal bir değerdir. Bu güzergahta karşılacağınız problemlerle mücadelede sevgi sizin yakıtınız olacaktır.

3. Yaptığınız işi hafife almayın ve ona önce kendiniz saygı duyun. Kendinizin değer vermediğine başkasından saygı bekleme hakkınız yoktur. O, sizin için bir hedefe dönüşmüşse artık önemlidir. Yaptığınız ister kurumsal isterse de kişisel olsun, en iyi bir şekilde sonuçlandırmaya özen göstermelisiniz.

4. İşinizi ve kendinizi geliştirin. Her defasında; “daha iyi nasıl yapabilirim?”, “Başkaları bu işi nasıl yapıyor?” veya “Sen olsan nasıl yapardın?” şeklindeki sorgulama ve çevresel iş birliği ile -belirli aralıklarla- bilginizi ve yönteminizi güncelleyin.

5. Başarılı olacağınıza olan inancınızı hiçbir zaman kaybetmeyin. Kendinizin, bu belirlediğiniz hedefinize ulaşacak kapasitede olduğunuza dair özgüveniniz tam olsun ve her umutsuzluğa düştüğünüzde bunu kendinize telkin edin.

6. Risk Planı oluşturun. Uygulama safhasında karşılaşabileceğiniz engelleri öngörmeye çalışın ve bunları önlemeye veya etkisini en aza indirmeye yönelik risk planı geliştirin.

7. Yaptığınız işte korkusuz ve kararlı olun. Her karşılaştığınız problemi risk planınız ile karşılaştırın. Bir risk yanıtınız var ise, onu uygulamaya koyun. Şayet bu yeni bir durum ise risk planını güncelleyin.

Böylece her defasında rotanızı tekrar yörüngesine oturtup kaldığı yerden devam edin. Bu mücadele ile elde ettiğiniz kazanımlar sizin deneyim hanenize eklenecektir. Bu tecrübelerin de bizim kişisel gelişimimize katkı sağladığı bilincinde olmalıyız.

Ölüm dışında her problemin bir çözümü vardır.

Onun için yaşadıklarımızdan ders almak suretiyle sonuç ve çözüm odaklı yaklaşımımızla hedefimize azimli ve kararlı bir şekilde devam etmeliyiz.

“Eğer başaramadıysan ne güzel, bir sonrakinde ne yapmayacağını öğrenmişsin demekki.”

“How beautiful if you’ve failed, it means that you’ve learned what not to do next time.”

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com