Düzce için ‘Genel Hayata Etkililik’ kararı!

Geçtiğimiz hafta meydana gelen sel afeti sebebiyle oluşan su baskını ve toprak kayması nedeniyle Düzce için “Genel Hayata Etkililik” kararı verildi.

Genel Hayata Etkililik

Geçtiğimiz hafta çarşamba günü meydana gelen su baskını ve toprak kayması nedeniyle Düzce için “Genel Hayata Etkililik” kararı verildiği bildirildi.

Genel Hayata Etkililik” kararı Düzce Valiliği tarafından açıklandı

17-18 Temmuz 2019 tarihlerinde Düzce ili genelinde aşırı yağışlar sonucu sel afeti meydana gelmişti. Düzce Valiliği tarafından yapılan açıklamada, su baskını ve toprak kayması nedeniyle Akçakoca ve Cumayeri ilçeleriyle bağlı köylerinde kaybolan 7 vatandaştan 5’inin cansız bedenine ulaşıldığı belirtildi.

Valilik teknik personeli tarafından Cumayeri ve Akçakoca ilçelerinde yapılan afet etkisi belirleme çalışmaları sonucu ön hasar tespit çalışması
hazırlandı. Valilik, çalışmanın Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na gönderildiğini belirttiği açıklamasında, şunları kaydetti;

“Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, meydana gelen sel afetinin Düzce ili genelinde ‘Genel Hayata Etkili’ olduğu ve bu afet sebebiyle yapıları hasar gören vatandaşların afetzede kabul edilmesini uygun görmüştür. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü koordinasyonunda Valiliğimizce kesin ve itiraz hasar tespit çalışmalarının yaptırılarak, hazırlanan hasar tespit raporu ve afetzede isim listesi ilan edilecektir.” 

Sel ve Heyelandan 475 Yapı etkilendi

Düzce’de 3 ilçe ve 45 köyde hasar tespit çalışması yapıldığını belirten Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum; “Bu heyelandan, selden 475 binamız etkilenmiş durumda. 66 binamız da heyelan riski altında bulunuyor. Bilhassa Akçakoca ve Cumayeri ilçelerimizdeki 40 köy olmak üzere, 3 ilçe 45 köyümüzde hasar tespit çalışması yapıldı.” dedi.

Bakan Kurum devamında şunları ifade etti; “Hasar tespit çalışmalarına göre bu heyelan ve selden; †

  • 319 az hasarlı bina,
  • 45 ağır hasarlı bina,
  • 85 yıkık ve
  • 26 da istinat duvarı

olmak üzere toplamda 475 yapı etkilenmiş durumda.”

Risk taşıyan yapılar tespit edilip yıkılacak

Kurum, “Düzce’de, Karadeniz Bölgesi geneline benzer bir yapılaşma var.” dedi. Geçtiğimiz sene benzer şekilde Trabzon’da sel ve heyelan  meydana gelmiş, 5 bin binanın taşınması gündeme gelmişti. Konunun kendisine hatırlatılması üzerine Bakan Kurum şunları söyledi;

“Bildiğiniz üzere, deprem, heyelan, su basması gibi riskleri taşıyan binalar sebebiyle vatandaşımızın can güvenliği riski taşıdığı yerlerde bakanlıkça belirlenen alanlarda resen kentsel düzenleme yapılabilmenin önünü açan bir düzenleme yaptık.

Bu çerçevede, iklim değişikliğiyle ilgili mücadeleyi valiliklerimiz ve belediye başkanlıklarımız kanalıyla yürüteceğiz. Bölgede meydan gelen sel ve heyelan olayları ve arazi yapısı gereği çalışmalarımızı hızlıca Karadeniz Bölgesi’nde yürüteceğiz.

Tespitlerimizi yaptıktan sonra bu riskli yapıların yıkımını gerçekleştireceğiz ve Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’ne aykırı, Özel idaremizden, muhtarlığımızdan izni olmayan yeni bina yapılmasına müsade etmeyeceğiz. Risk taşıyan yapıların tespiti ve yıkımı da kararlı bir şekilde yürütülecek.” 

“Lütfen, kimse dere yataklarına ev yapmasın”

Akçakoca Değirmenağzı mevkisinde selden etkilenen bir restoranda çalışan Muammer Yunuslu (49), AA muhabirine yaptığı açıklamada, otel, düğün salonu ve restoranlarında büyük zarar oluştuğunu söyledi. 

Yunuslu, şunları kaydetti;

“Sözün bittiği yerdeyiz. Bu yaşadığımız felaketten de öte idi. Bu yaşıma kadar böyle bir felaketi ilk defa gördüm. Deprem gibi bir şey oldu. Yüksekliği 2,5 metreyi bulan suyun önüne hiçbir şey geçemedi.”

Yunuslu; “Dere yataklarının ıslahının çok önemli olduğunu bu acı tecrübeyle fark ettik. Lütfen, kimse dere yataklarına ev yapmasın.” şeklinde uyarıda bulundu.

Düzce’de ‘Genel Hayata Etkililik’ kararı alındı başlıklı yazı www.aa.com.tr internet sayfasında 24 Temmuz 2019 tarihinde yayınlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan
paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesinde Bitişe Bir Kaldı!

TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi Sözcüsü Aslı Esen, Doğal gaz akışının planlandığı gibi gelecek yılın sonunda başlayacağını söyledi.

TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi (TurkStream)

TürkAkım Gaz Boru Hattı 2019 yılı sonunda hizmete girecek

Kıyıköy’deki alım terminali inşaatının devam ettiğini belirten TürkAkım Gaz Boru Hattı Proje Sözcüsü Aslı Esen, Onun da 2019 içinde tamamlanacağını belirtti. Esen; “Doğal gaz akışı planlandığı gibi gelecek yılın sonunda başlayacak.” dedi.

AA muhabirinin yaptığı habere göre Esen, Rusya‘nın Anapa kentinde bulunan ve proje için inşa edilen Russkaya Kompresör İstasyonu ve TürkAkım Kara Çıkışı Tesislerinde açıklamada bulundu.

Esen, Rus gazını Türkiye‘ye ve Türkiye üzerinden de Avrupa‘ya taşıyacak hattın inşaatının tamamlanmasına yaklaşık bir yıl kaldığını ifade ederek; “Planlanan takvime uygun olarak ilerliyoruz. Rusya kıyısındaki tesislerin inşaatı tamamlandı. Deniz kesimindeki iki boru hattında yüzde 95 eşiğini aşmış bulunuyoruz.” dedi.

Russkaya Kompresör İstasyonu, 285 bar basınç sağlayacak

Kompresör istasyonunun başlıca işlevinin doğal gazın Karadeniz boyunca 930 kilometre gidebilmesini sağlayacak basıncı üretmek olduğunu söyleyen Russkaya Kompresör İstasyonu Tesis Müdürü Anatoly Koltakov, istasyonun amacının yılda 31,5 milyar metreküp doğal gazı Türkiye’ye aktarmak olduğunu kaydetti.

İstasyonun, TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi için özel olarak inşa edildiğini belirten Koltakov, “İstasyon, her biri 32 megavat kapasitede 7 üniteden oluşmakta. İstasyon, doğal gazın uzun bir yol kat edebilmesi için gerekli 285 bar basıncı sağlayacak. Burada yer alan bir ölçüm istasyonu da Türkiye’ye ne kadar doğal gaz aktarıldığını kaydedecek.” şeklinde konuştu.

TürkAkım için Rusya kıyısında inşa edilen tesislerden ilki olan Russkaya Kompresör İstasyonu, Gazprom’un 172 bin kilometre doğal gaz boru hattı ve 254 kompresör istasyonundan oluşan dev şebekesinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Doğal Gaz Sibirya’dan binlerce kilometre yol katederek gelecek, Russkaya istasyonunu aracılığıyla TürkAkım hattı üzerinden Türkiye’ye ulaştırılacak.

Şu an için iki hattan oluşan TürkAkım’ın, üçüncü ve dördüncü hatlarının yapımının gündeme gelmesi durumunda, yeni bir kompresör istasyonun daha inşa edilmesi öngörülüyor.

TürkAkım Gaz Boru Hattı en az 50 yıl faaliyet gösterecek

TürkAkım Kara Çıkışı Tesisi Yöneticisi Anton Barişev, Russkaya Kompresör İstasyonu’ndan tesise gönderilen gazın buradan boru hattıyla Karadeniz‘e sevk edileceğini söyledi.

Tesiste Russkaya’dan gelen gazın içerik, hacim, sıcak ve basınç değerlerinin izleneceğini belirten Barişev; “Russkaya Kompresör İstasyonu’nun ardından TürkAkım Kara Çıkışı Tesisi‘nin de tamamlanmasıyla TürkAkım’ın Rusya kıyısındaki inşaatı bitmiş bulunuyor.

Buradaki özel düzenekten, TürkAkım’ın deniz altı kesiminin yıllık denetim ve bakımını sağlayacak robotlar boru hattına girecek.” dedi.

TürkAkım Kara Çıkışı Tesisi, Russkaya Kompresör İstasyonu’na 3,5 kilometre mesafede yer alıyor. Boru hattı, tesisten sonra 2,5 kilometre daha ilerlemek suretiyle kıyıya ulaşıp, Karadeniz’deki uzun yolculuğuna başlayacak.

Anapa’dan Kıyıköy’e doğal gazın 52 saat sürede ulaşması planlanıyor. Doğal gaz akışının izleneceği kumanda odası, TürkAkım Gaz Hattı proje firmasının Hollanda’nın Amsterdam kentinde bulunan genel merkezinde yer alacak.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre, TürkAkım projesi en az 50 yıl boyunca faaliyet gösterebilecek şekilde tasarlandı.

Ordu-Giresun Havalimanı Türkiye ve Dünyada Tek!

Ordu-Giresun Havalimanı, denize dolgu yöntemiyle inşa edilen Türkiye’nin ve Avrupa’nın tek havalimanı oldu. DHMİ, havalimanından yararlanan yolcu sayısının 3 milyonu aştığını bildirdi.

Ordu-Giresun Havalimanı

Ordu-Giresun Havalimanı, Türkiye ve Dünyada tek

Sabah’ın Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü istatistiklerine dayanarak yaptığı habere göre, Ordu-Giresun Havalimanı;

  • hizmet vermeye başladığı açıldığı 2015 yılı Mayıs ayından yılsonuna kadar olan sürede 222 bin 936 yolcuya hizmet verdi.
  • 2016 yılında havalimanından yararlanan yolcu sayısı 796 bin 188 olarak gerçekleşti.
  • 2017 yılında bu rakam 1 milyon 187 bin 786’ya yükseldi.
  • 2018 yılı Ocak-Ekim ayları arasında 912 bin 190 yolcu yararlandı.

Böylelikle açıldığı günden bu yana Ordu-Giresun Havalimanı‘ndan yararlanan yolcu sayısı 3 milyon 119 bin 100 olarak gerçekleşmiş oldu. Bu sayede havalimanı başta Ordu ve Giresun olmak üzere, tüm Karadeniz Bölgesi ekonomisine ve istihdama katkı sağladı.

Bu arada Ekim ayı Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü tahmini rakamlarına göre, Ordu-Giresun Havalimanı 2018 yılında hem iç hem de dış hatlarda uçuş ve yolcu sayısında durgunluk yaşadı.

Uçuş sayısı

DHMİ’ye göre Ocak-Ekim ayları arasındaki 10 aylık sürede;

  • iç hatlarda 6 bin 406,
  • dış hatlarda 149 olmak üzere

toplam 6 bin 555 uçak iniş-kalkış gerçekleştirdi.

Gerçekleşen yolcu adedi

Bu uçuşlardan;

  • iç hatlarda 891 bin 923,
  • dış hatlarda 20 bin 267 olmak üzere

toplam 912 bin 190 yolcu yararlandı. Bu uçuşlarda toplam 7 bin 353 ton yük taşındı.

Ordu-Giresun Havalimanı’ndan 2017 yılı Ocak-Ekim aylarında iç hatlarda 6 bin 860 dış hatlarda 655 olmak üzere 7 bin 515 uçuş gerçekleşmiş, iç hatlarda 921 bin 390 dış hatlarda 83 bin 619 olmak üzere toplam 1 milyon 5 bin 9 yolcu taşınmış. Aynı uçuşlarda 8 bin 844 ton yük taşınmıştı. Sözkonusu istatistiki verilere göre, bir önceki yıla nazaran, iç hatlarda yüzde 5, dış hatlarda yüzde 73 düşüş yaşandı. Ortalama düşüş miktarı yüzde 9 olarak gerçekleşti.

Bu rakamlara baktığımızda, açıldığı 2015 yılı Mayıs ayından bugüne kadar olan sürede Ordu-Giresun Havalimanı, Türkiye havacılık sektöründe 3 milyon 119 bin 100 yolcuya hizmet verdi.

Kaynak; https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2018/11/08/3-milyonu-asti-turkiye-ve-avrupada-tek

Çal Mağarası, Dünyanın En Uzun İkincisi! 

Trabzon’un Düzköy ilçesindeki Çal Mağarası, Dünyanın en uzun ikinci mağarası olma özelliği taşıyor. Bu yıl ziyaret edenlerin sayısının 150 bini geçtiği mağaraya ilgi, sonbahar mevsiminde de devam ediyor.

Çal Mağarası

Trabzon ili Düzköy ilçesi, Çal Mağarası

Trabzon‘un Düzköy ilçesi Çal Mahallesi’nde bulunan Çal Mağarası, denizden bin 100 metre yükseklikte bulunmaktadır.

2000 yılında Trabzon İl Özel İdaresi tarafından çeşitli düzenlemeler yapılarak, 2003 yılında halkın ziyaretine açık hale getirildi.

Mağaranın, kireçtaşları içindeki çatlak-fay sistemlerine bağlı olarak geliştiği belirtildi. Bugünkü şekline iki aşamada ulaştığı ifade edilen mağaranın içindeki yer altı nehrinin taşıdığı su, mevsimsel olarak değişmekte. Yağışlı mevsimlerde mağaranın içindeki suyun derinliği 50 santime kadar yükselirken, yaz aylarında bu seviyenin 25-30 santime kadar düştüğü gözlemlendi.

Doğu Karadeniz Bölgesi, Trabzon ilinde bulunan mağaranın içerisindeki yürüyüş platformu, aydınlatma, alarm sistemi, kamera sistemi çalışmaları Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülmektedir. Mağaraya gelenlerin yüzde 80’ini Körfez ülkelerinden gelen Arap turistlerin oluşturduğu ifade edildi.

Kültürel Varlıklarımızı korumalıyız

Çalışma esnasında ziyaretçilerin olumsuz etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alındığı mağarada, bazı vatandaşların sarkıtlara yazı yazmaları ise tepkilere neden oldu. Vatandaşlar, tarihi kültürel varlıklarımızın korunmasında hepimize görev ve sorumluluk düştüğünü ifade ettiler.

Trabzonlu olmalarına rağmen mağarayı ilk kez gördüklerini dile getiren bazı ziyaretçiler, internetten araştırarak mağarayı ziyarete geldiklerini belirttiler. Bazıları ise sonbahar mevsiminde bile mağaranın ayrı bir güzelliğe sahip olduğunu dile getirdi.

Kaynak; http://www.iha.com.tr/foto-dunyanin-en-uzun-ikinci-magarasi-ziyaretci-akinina-ugruyor-18421/

Kahin Tepe, Karadeniz’in İlk Taş Atölyesi mi?

Kastamonu ili Araç ilçesinde bulunan Kahin Tepe, Karadeniz’in ilk taş atölyesi olabilir. Yürütülen Kahin Tepe kazısında bulunan taş işliğin, Karadeniz’in ilk taş atölyesi olduğu düşünülüyor.

Kastamonu Araç Kahin Tepe

Kastamonu Araç Kahin Tepe

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kastamonu Müze Müdürlüğü başkanlığında, bu yıl Kastamonu’nun Araç ilçesi, Kahin Tepe mevkisinde başlayan kazı çalışmaları sürüyor.

Kazıya, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden 25 öğrencinin yanı sıra 6 arkeolog ve bir mimar da katılıyor. Yürütülen kazının danışmanlığını, Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Protoistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Nurperi Ayengin yapıyor.

AA muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmalarını Başköy yakınlarındaki baraj kurtarma kazısı olarak yürüttüklerini söyleyen Ayengin, Kahin Tepe‘nin konum olarak stratejik bir yerde bulunduğunu ifade etti.

Ayengin sözlerine şöyle devam etti; “Bölgedeki yerleşim yeri, önünden Araç Çayı’nın geçtiği, ovaya hakim bir alana konuşlanmış. Kahin Tepe‘nin önünden geçen bu su kaynağı, bölgenin besin ekonomisine katkı sağlamakla birlikte, bölgenin savunmasını da kolaylaştıran bir yapıya sahip. Kahin Tepe kazı çalışmalarına bu yıl başladık.”

Yapılan ilk kazılarda Erken Tunç Çağı yerleşmesine rastladıklarını ifade eden Ayengin, bu yerleşimin aynı zamanda bir sur sistemiyle desteklenmiş olduğunu aktardı. Ayengin;

“Bu yıl sur sisteminde de çalışmalarımız oldu. Tepenin doğu tarafındaki kazı ve sondaj çalışmalarında ‘taş işlik’ alanına rastladık. Burada sürtme taş endüstrisinin hemen hemen bütün aşamalarını takip edebileceğimiz bir işlik ile karşı karşıya kaldık.” dedi.

Kastamonu’da Paleolitik Çağ‘dan beri yerleşimler olduğunu bildiklerini, Kahin Tepe kazısının bu verileri tamamlayacağını anlatan Ayengin, yapılacak karbon testlerinden sonra bölgeye ilişkin kesin tarihin ortaya çıkacağını aktardı.

Ayengin, Karadeniz Bölgesi‘nde ilk kez böyle bir alana rastladıklarını dile getirdi. Bu bulguların bölge için önemli olan ‘taş işlik alanları’ olduğunu aktaran Ayengin, bugüne kadar bölgede hiç taş işlik alanı kazılmadığını aktardı. Ayengin, kazı çalışmalarından, burada sadece alet edevat değil, taştan boncuklar, mermerden bilezikler gibi süs eşyalarının da üretildiğini anladıklarını vurguladı.

Bu Bölgenin Ticaret Merkezi

Ayengin, “Bu ‘taş işlik alanı’nda o kadar çok üretilmiş alet var ki, bu ürünlerin sadece burada kullanılmış olması mümkün değil. Burada üretilip başka yerlere satıldığını ve buranın bir ticaret merkezi olduğunu düşünüyoruz.” şeklinde değerlendirdi.

Samsun Müzesi Dalga Formuyla İlgi Çekiyor!

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Samsun Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Samsun Müzesi, dalga formuyla ilgi çekiyor.

Samsun Müzesi

50 milyon lira maliyetle yaptırılan Samsun Etnografya ve Arkeoloji Müzesi, dalga şeklindeki yapısıyla dikkati çekiyor.

AA muhabirinin yaptığı habere göre, Samsun Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Samsun Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü ile Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından ortaklaşa 50 milyon lira maliyetle yaptırılmaktadır.

Mimar Alişan Çakıroğlu ve Ilgın Avcı tarafından dalga formunda tasarlanan, bu yılki Ulusal Mimarlık Proje Ödülü‘ne layık görülen Samsun Etnografya ve Arkeoloji Müzesi‘nin Atatürk Bulvarı’ndaki inşaat çalışmaları devam ediyor. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yılında açılması planlanan Samsun Müzesi’nde, yaklaşık 18 bin tarihi eseri sergilenecek.

Tamamlandığında Türkiye’nin sayılı, Karadeniz’in ise en büyük müzesi olacağını ifade eden Kültür ve Turizm İl Müdürü Adnan İpekdal, yaptığı açıklamada müzenin, barındırdığı özellikler bakımından ilgi çekeceğini ifade etti. İpekdal;

“Genel görünümünü seyrettiğimizde iki dalganın çarpışması şeklinde bir form ortaya çıkacak. Türkiye’de yapılan müzeler içinde çok önemli olan düzayak gezilebilme özelliğine sahip. Yaklaşık 15 bin metrekare kapalı alan içinde kafeteryası ve lokantası gibi sosyal alanlarına ilave olarak 500 kişilik konferans salonu bulunacak. Amisos Hazineleri başta olmak üzere birçok eser müzede sergilenecek.” dedi.

Dalga Formu ile Karadeniz’i çağrıştıracak

İpekdal, 50 milyon lira bedelli Samsun Müzesi projesinin 40 milyon lirasının Kültür ve Turizm Bakanlığı, 10 milyon lirasının da Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlandığını aktardı.

İpekdal, devamında; “2019 Ocak sonu gibi müze inşaatımız tamamlanmış olacak. Yüksekçe bir yerden bakıldığında müze, iki dalganın birbirine girmesi şeklinde görülecek. Mimarlarımız çalıştıkları bölgenin kültürü, tarihi ve doğasıyla ilgili şekiller verme konusunda da maharetliler. Dolayısıyla Karadeniz Bölgesi‘nde Samsun’umuzda yapılan bu müzeye böyle dalgalı bir formu uygun görmüşler. Tasarımını biz de beğendik. Tamamlandığında formunu beraber göreceğiz. Bizde ‘Denizler durulmaz dalgalanmadan’ derler. Estetik güzel bir eseri Samsun‘umuza kazandırmış olacağız.” dedi.

Samsun Rölöve ve Anıtlar Müdürü Ali Sarıalioğlu ise Samsun Müzesi projesinin 22 dönümlük bir arazi üzerine inşa edildiğini aktardı.

Sarıalioğlu, “Müze 15,6 metre yüksekliğinde yatay mimariye sahip. Yaklaşık olarak yüzde 60 Osmanlı ve Selçuklu tarihi, yüzde 40’lık kısmı da mitolojik döneme kadar uzanan Samsun tarihini içerecek. Müzemizde çocuk müzesi kısmı, kütüphane, 480 kişilik konferans salonu ile büyük bir restoran olacak.

Hedefimiz, Samsun gençliğini müzeye getirip hem tarihi bilinci aşılamak hem de coğrafyayı sevdirmek. Müze konsepti içerisinde tarihi, arkeolojik ve etnografik bilgilerin yanı sıra dinozorlar çağına kadar coğrafya bilgilerinin de içerisinde bulunduğu sunum gerçekleşecek. Gelen ziyaretçiler müzeyi gezerken kütüphaneden de yararlanabilecek. Restoranında misafiri ağırlayabilecek.” ifadelerini kullandı.

Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi

1887 ile 1999 yılları arasında hapishane olarak kullanılan, 2000 yılında ise müzeye çevrilerek ziyarete açılan Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi, restorasyon çalışmaları ile daha farklı görüntüye kavuşacak.

Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi

Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi bir Cazibe Merkezi olacak

Sinop‘ta 13 bin metrekare bir alan üzerine kurulu Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi, hapishane olarak kullanıldığı dönemde “Anadolu’nun Alkatraz’ı” olarak adlandırılmaktaydı. Türkiye’de “dark” turizminin (daha önce felaketlerin ya da ürkütücü olayların yaşandığı yerlere yapılan seyahat) önemli yerleri arasında gösterilen tarihi yapıyı yılda ortalama 250 bin kişinin ziyaret etmekte.

2007 yılından itibaren başlanan restorasyon çalışmalarının ardından gelecek yıl yenilenen haliyle turizme katkı sunmaya devam etmesi planlanan tarihi cezaevinde uygulanacak projenin Danışma Kurulu Başkanı Cemalettin Kaya, AA muhabirine bir dizi açıklamada bulundu. İhalesini birkaç ay içinde yapılmasının planlandıkları Avrupa Birliği destekli 6 milyon avro bütçeli restorasyon projesinin çalışmalarına 2019 yılının mart veya nisan ayı gibi başlanması öngörülüyor.

Yeni Yaşam Alanları Bulunacak

Kaya; “Türkiye’nin önemli turizm yapı taşlarından biri olan Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi artık ziyaretçilerine daha farklı bir görüntü sunacak. Tarihi cezaevinin avlu ve koğuşların bulunduğu alan dışında kalan bölümlerinde yenilikler olacak. Mesela, asansörler yardımıyla insanlar kale surlarına çıkabilecekler. Ziyaretçilerin yemek yiyebileceği, oturup zaman geçirebilecekleri, restoran tarzında yeni yaşam alanları oluşturulacak. Cezaevinin alt kısmında bulunan iki kapı da ulaşıma açılacak. En önemlisi ise yeni yapılacak alanlara girişin ücretsiz olması. Sadece cezaevinin avlu ve koğuşların bulunduğu alana girmek için ücret ödenecek.” dedi.

Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi

Adının geçtiği her zaman akla yeşil ve mavinin birlikteliği, farklı coğrafyası gelen Sinop, bunun sıra Cezaevi deyince; sürgünleri, kaçmanın imkânsızlığı ve zaman zaman cezasını orada çekmiş ünlü kişileri ile anılır.

Yaklaşık olarak 13.000 m²’lik bir alanı kaplayan Tarihi Sinop Cezaevi, 1214 yılında şehrin Selçuklular tarafından alınışının anısına Sultan İzzettin Keykavus tarafından yaptırılan iç kale içinde yer alır.

Cezaevini çevreleyen iç kale 11 adet burç ile desteklenmiştir. Burçların yüksekliği denize hâkim güney bedende 32 metreye kadar ulaşmaktadır. Kuzey-güney konumlu ve üzerinde 5 adet burç olan bedende ise 22 metre yüksekliğe ulaşmaktadır. Sur bedenleri 18 metre yükseklikte 3 metre kalınlıktadır.  Sur bedenlerinin ve burçların yapımı sırasında antik çağ mimari unsurları yoğun bir şekilde devşirme olarak kullanılmıştır. Bir nevi mimari parçaların bir araya toplandığı müze şeklindedir.

İç kale yapılışından itibaren tersane olarak da kullanılmıştır. Tersaneye ait 2 büyük kemer sonradan kapatılmış olup güney bedende hala görülebilir durumdadır.

Sinop Zindanı oluşu

1560 yılından itibaren İç kale burçları zindan olarak kullanılmıştır. Zindanda ilk yatanlar 1560’lı yıllarda çıkan bir ayaklanmada yağmacılıkla suçlanan İbrahim ve Mehmet adlı iki şahıstır. Zindanların bir başka misafiri ise 1713’te Kırım Hanı Devlet Giray’dır.

Sinop Zindanını Evliya Çelebi şöyle anlatır : “Büyük ve korkunç bir kaledir. 300 demir kapısı dev gibi gardiyanlar, kolları demir parmaklıklara bağlı ve her birinin bıyığından 10 adam asılır nice azılı mahkûmlar vardır. Burçlarında gardiyanlar ejderha gibi dolaşır. Allah korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar.”

Sinop Cezaevi oluşu

Selçuklu döneminden itibaren uzun süre tersane ve zindan olarak kullanılan iç kale 1882 yılından itibaren Cezaevine dönüşmüştür. Sinop Mutasarrıfı Veysel Paşa amaca uygun olarak bugün mevcut olan eski hapishane binasını yaptırmıştır. İki kat üzerine kesme taştan ve sık pencereli olarak “U” planlı olarak tasarlanmıştır.

Yapıda toplam 28 koğuş bulunmaktadır. Genelde 50 kişilik koğuşlar olarak kullanılmıştır. Cezaevinin 3. kısım olarak bilinen güneydeki bölümünün zemin katı güney ve batı cephesinde 21 disiplin hücresi yer almaktadır. Bu bölüm ‘Karadağ’ olarak adlandırılmaktadır. Kuzeydeki 1. kısmın kuzey cephesi zemin katında yer alan 2 oda kadın mahkûmlar için kullanılmıştır.

İç kaleyi oluşturan kuzey-güney konumlu surun doğu cephesine bitişik, atölyeler yer almaktadır. Atölyeler cilt sanatına, mobilyaya, halıcılık vb. faaliyetlere ayrılmıştır.

1939 yılında 2 katlı 9 koğuşlu, taş bir bina çocuk ıslahevi olarak yapılmıştır. Bu bölümde ayrıca 64 gözlem hücresinden oluşan müşahede binası yer almaktadır. Ayrıca sonradan yapılan karakol binası, mutfak vb. müştemilatlar bulunmaktadır.

Mahkûmlara el sanatları öğretilmiş

Kaçmanın imkânsız olduğu bu Sinop Cezaevinde geçen yüzyılın başında güzel bir uygulama başlatılmıştır. Mahkûmlara el sanatları öğretilmiş ve marangozluk, matbaacılık, kuyumculuk, oymacılık gibi sanatlarla üretime yöneltilmiştir. Böylece üretilen eşyalar dışarıya satıldığı gibi, mahkûmlarda el emeklerinin karşılığını almışlardır. Daha da önemlisi “zaman yükü”nün ağırlığı hafifletilmiştir.

Sinop Cezaevi “esaslı bir ceza”dır mahkûmlar için. Anadolu’nun en kuzeyinde binlerce yıllık bir kalenin surları ardına gizlenmiş, Karadeniz’in hırçın dalgalarına terkedilmiş, rutubetini bir yiyenin bir daha iflah olmayacağı 120 yıllık Cezaevi 1997 yılına kadar toplumdan tecrit edilmek istenilen yazar ve şairlerin, azgın mahkûmların sürgün yeri olmuştur.
1960 yılına kadar Cezaevinde arşiv tutulmadığı için burada yatan ünlüler hakkında detaylı bilgiye ulaşmak zordur. Burada yatan ünlü yazar ve şairler hakkında en gerçekçi bilgileri, yine onların Cezaevindeyken veya sonra yazdıkları anılarından elde etmek mümkündür.

Sinop Cezaevi Müzesi

Cezaevi 1996 yılından itibaren boşaltılmış ve Kültür Bakanlığı’na devredilmiştir. 2003 yılında İl Özel İdaresine tahsisi yapılmıştır.

2000 yılından itibaren ziyarete açılan Cezaevini sanat galerileri müzeleri, konaklama tesisleriyle tam teşekküllü bir kültür kompleksi haline getirme çalışmaları halen devam etmektedir.

Koğuşlar sağır ve dilsiz şimdi.

Geçmişte Sinop Cezaevi’nde Yatan Ünlüler

REFİK HALİT KARAY: 1913–1918 yılları arasını Sinop, Çorum, Ankara ve Bilecik’te geçiriyor.

MUSTAFA SUPHİ: 1913 yılında 15 yıl mahkûmiyetle Sinop’a sürülüyor. 1914 yılında bir kayıkla Rusya’ya kaçmıştır.

AHMET BEDEVİ KURAN: 1913’de önce Bodrum’a sonra Sinop’a sürülmüş, buradan Sivastopol’e kaçmıştır.

REFİİ CEVAT: 1913’te Sinop’a sürülmüştür.

HÜSEYİN HİLMİ: 1913 yılında Sinop’a daha sonrada Çorum ve Bâlâ’ya sürülmüştür.

BURHAN FELEK: Çok kısa bir süre Sinop’ta sürgün kalmıştır.

OSMAN CEMAL KAYGILI: 1913 sürgünlerindendir.

CELAL ZÜHTÜ BENNECİ: (Tayyareci Celal) Nişantaşı Güzelbahçe’de bakkal.

SEBAHATTİN ALİ: 26 Aralık 1932 – 29 Ekim 1933 yılları arasında önce Konya sonra Sinop Cezaevinde tutuklu olarak kaldı.

KERİM KORCAN: 1938 Harp Okulu davası sonucu 10 yıl Sinop Cezaevinde kalmıştır.

OSMAN DENİZ: 26.06.1964’te kesinleşen cezası nedeniyle Sinop’a gönderilir.

ZEKERİYA SERTEL: 1925 yılında Resimli Ay dergisindeki yazılarından ötürü İstiklâl Mahkemesi tarafından üç yıl süreyle Sinop’a sürgün edilir.

Nazım Hikmet’in Sinop Cezaevinde kaldığı söylenmekle birlikte bu konuda kesin belge yoktur.

Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi Tamamlanmak Üzere!

50 ili ilgilendiren tarihi Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesinde çalışmalar sürüyor. Karadenizi Akdenize  bağlayacak olan 818 kilometre uzunluğundaki otoyol inşaatı tamamlanmak üzere.

Batı Karadeniz- İç Anadolu. Doğu Anadolu – İran. İç Anadolu. Güney Doğu Anadolu – Irak. Güney Doğu Anadolu – Suriye. DR MTÇ.

Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi 50 ili ilgilendiriyor

Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi ilk kez Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde gündeme gelmiş, Sultan Abdülhamid Han tarafından projesi çizdirilmiş 143 yıllık bir rüyadır. 6 ili direkt, 50 ili dolaylı olarak ilgilendiren, 2019 yılında tamamlanmak üzere inşaat çalışmalarının devam ettiği 818 kilometre uzunluğundaki Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi’nde sona yaklaşıldı.

Karadeniz-Akdeniz Otoyolu hizmete açılınca Karadeniz ile Akdeniz arası 6 saate inecek.

Sultan Abdülaziz döneminde ilk kez ‘Dereyolu’ olarak gündeme getirilen tarihi Karadeniz-Akdeniz yolunun projesi, Sultan II. Abdülhamid Han tarafından Fransız mühendislere çizdirildi.

İlk Temeli 1929 yılında Cumhuriyet Dönemi‘nde dönemin Ordu Valisi Ali Kemal Aksüt tarafından atılan projede, 1933 yılında güzergah tartışmaları yüzünden çalışmalar durduruldu.

1970’li yıllarda tekrar gündeme getirilen projeye, bir Sovyet işgalinde tankların Karadeniz‘den İç Anadolu‘ya kolayca ulaşmasını sağlayabileceği endişesiyle tekrar ara verildi.

Karadeniz-Akdeniz Otoyolu projesi, 2004 yılında Ordu ili Mesudiye ilçesi Topçam’da yapımına başlanılan, ‘Dereyolu’ olarak da bilinen; ‘Topçam Barajı ve Ulaşım Yolları’ projesiyle tekrar gündeme geldi. Daha sonra projenin adı değiştirilerek Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi olarak devam etti.

143 Yıllık Bir Rüya

Toplam bedeli 926 milyon Türk Lirası tutarındaki ihalesi 2008 yılında yapılan Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi 143 yıllık bir rüyadır.

818 kilometre uzunluğundaki otoyol, İç Anadolu‘yu geçerek Orta Karadeniz ve Doğu Karadeniz illerini Akdeniz’e bağlayacak. Ordu, Sivas, Kayseri, Kahramanmaraş, Adana ve Hatay olmak üzere 6 ilin sınırlarından geçmekte olan Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesi, toplamda 50 ili dolaylı olarak ilgilendirmektedir.

Proje, Ordu’nun Akdeniz illerine olan ulaşımını kolaylaştırırken, Karadeniz’in kapılarını İç Anadolu ve Akdeniz’e açacak. Bununla birlikte, Karadeniz’e komşu olan Rusya ve Gürcistan gibi ülkelere yapılacak ihracatta önemli rol üstlenecek.

Proje kapsamında şu ana kadar Ordu’da Melet Irmağı boyunca 88 kilometrelik yolun büyük bölümü tamamlanıp asfaltlanırken, yaklaşık olarak 700 milyon TL gibi bir harcama yapılmıştır. Ordu Mesudiye-Topçam arasındaki çalışmaların aralıksız olarak sürdüğü 88 kilometrelik güzergahta, 15.1 kilometre uzunluğunda 25 tek tip tünel, çok sayıda köprü ve 330 metre uzunluğunda 1 viyadük yer almaktadır. 

Karadeniz ile Akdeniz Arası 6-7 Saate İnecek

Karadeniz-Akdeniz Otoyolu Projesinde
tünel ve viyadüklerle mesafe önemli ölçüde kısalacak

121 kilometrelik Ordu-Mesudiye yolunu 88 kilometreye düşürecek olan proje, 2,5 saatlik mesafeyi 1 saate,  tünel ve viyadüklerle önemli ölçüde kısalacak Ordu-Sivas arası ulaşımı da 2 saate indirecek.

Karadeniz’i Akdenize bağlayan karayolunun tamamının 2019 yılında teslim edilmesi planlandı.

Karadeniz’e Komşu Ülkeler ile Ticaret Artacak

Karadeniz-Akdeniz Otoyolu’nun Ordu-Giresun Havalimanı ve Ordu Üniversitesi kadar büyük önem taşıdığını belirten Ordu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Servet Şahin, yolun tamamlanması ile Karadeniz’e ulaşımın daha kolaylaşacağını, bunun da turizme, ekonomiye ve ihracata önemli katkısı olacağının altını çizdi. OTSO Başkanı Şahin; “Yol bittiğinde Ordu’ya ulaşmak isteyen 50 ilimizdeki sanayicimiz daha kolay ulaşım imkanına sahip olacak. Bir Sivaslı 2 saatte, Kayserili 4 saatte, Kahramanmaraşlı 5-6 saatte, İskenderun, Hataylı 6-7 saatte Karadeniz’e varacak. Bu proje ile birlikte, çevremizdeki yakın ülkelerimiz olan; Ukrayna, Romanya, Rusya ile ticaret yapan illerimizdeki üreticilerimiz, 6-7 saatte İskenderun’dan Ordu’ya inmiş olacaklar.” dedi.

Ordu Bölgenin Lojistik Üssü Olacak

Şahin, yolun hizmete girmesiyle birlikte Ordu’nun Karadeniz bölgesinin Lojistik Üssü olabileceğini ifade etti. Şahin, “Eskiden Gaziantepli ya da Kahramanmaraşlı tüccar ürünü 16 ila 24 saatte Karadeniz’e ulaştırıyordu. Bu yol sayesinde süre 6 saate inmiş olacak.

Bu büyük avantajı iyi değerlendirirsek, Doğu ve Güneydoğu’daki, İç Anadolu’daki nakliyeci en kısa ve en verimli yol olan Karadeniz-Akdeniz Otoyolu‘nu kullanır. Bu da bölgenin Lojistik Üssü olmasının önünü açacaktır. Yolun açılmasını takiben yeterli kapasitede bir limana da ihtiyacımız var. Samsun Çarşamba’ya kadar gelen Samsun-Sarp Demiryolu‘nu Ordu’ya kadar getirebilirsek, bölgenin hem turizmi hem de ticareti gelişir.” şeklinde konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/50-ilin-gozu-bu-yolda-karadeniz-akdeniz-otoyolunda-sona-gelindi/haber-1602257

Rize-Artvin Havalimanı Projesi Devam Ediyor!

Türkiye’nin deniz dolgusuna inşa edilecek 2’nci havalimanı olan Rize-Artvin Havalimanı Projesi, Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Yeşilköy’de devam ediyor.

Rize-Artvin Havalimanı Projesi

Rize-Artvin Havalimanı çalışmalarında 120 kamyon, 2 hafriyat gemisi aracılığıyla getirilen günlük 80 bin ton taş denize dökülüyor.

Türkiye‘nin 56’ncı, denize dolgu olan 2’nci havalimanının inşa edileceği dolgu alanında 88,5 milyon ton taş kullanılması öngörülüyor. Altyapı çalışmalarının 1 milyar 78 milyon Türk Lirasına mal olacağı öngörülen Rize-Artvin Havalimanı Projesi ‘nin 29 Ekim 2020’ye yetiştirilmesi planlanıyor.

Rize Valisi Erdoğan Bektaş, “3 milyon yolcu kapasiteli havalimanı 29 Ekim 2020’de bitirilecek, Rize’ye ilk uçak inecek.” dedi.

3 Nisan 2017 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı‘nca 766 hektarlık alan üzerinde temeli atılmış Rize-Artvin Havalimanı Projesi’nin dolgu alanına 2 hafriyat gemisi ile günlük 80 bin tona yakın dolgu yapılmaktadır. Proje sahasına 3- 7 kilometre uzaklıktaki Hisarlı ve Subaşı taş ocaklarından kamyonlarla taşınan taşlar ile havalimanı inşaatının pist dolgu işlemi sürüyor.

Kamyonlar aracılığıyla 2 hafriyat gemisine doldurulan taşlar, deniz içerisinde yapılan bağlantı yolu ile açıkta 27 metre derinlikte denize dökülüyor. Havalimanının mendirek iç alanı 2 milyon metrekare alana sahiptir.

İlk Uçak 29 Ekim 2020 Tarihinde İnecek

Rize Valisi Erdoğan Bektaş, havalimanı inşaatında günlük 80 bin ton dolayında dolgu malzemesinin denize döküldüğünü ifade etti.

Bektaş, “Süreç gittikçe hızlanıyor. 29 Ekim 2020 tarihi olarak bir hedef belirlendi. O tarihte Rize’ye ilk uçak inecek. Tünelin üzerinden geçilerek taş ocağından alınan malzeme sahil yoluna çıkmadan havalimanı dolgusuna dökülmekte. Taş kamyonlarının kara yoluna çıkmaması trafikte doğabilecek bir sıkıntıyı  önlemiş oldu. Taş ocağından alınan malzeme ile ilgili herhangi bir problem yok.

Resmi bitiş tarihi 18 Ocak 2022 olmasına rağmen biz sözleşmesinden 15 ay önce bitirip 29 Ekim 2020 tarihinde havalimanını açmayı hedefledik.” dedi.

100 Bin Tona Çıkacağız

Rize Valisi Erdoğan Bektaş; “Havalimanı dolgusu 3 bölümde ele alınmaktadır. Bunlar koruyucu mendirekler, PAT sahası denilen pist, apron ve taksi yollarının olduğu kısım ve bunların dışında kalan alanları kapsayan genel dolgu sahasıdır. Taş ocakları havalimanı inşası için en önemli konulardan birisidir. 2 yıl içerisinde 85 milyon ton taşı dökebilirsek, havalimanı 2 yılda bitebilir. Şu an için kullandığımız 2 tane taş ocağı var. 

Havalimanına komşu olan Pazar Tüneli, taş ocaklarından taş taşıyan kamyonlara büyük imkan sağlamaktadır. Bu nedenle Havalimanı projesi sahil yoluna herhangi bir zarar vermiyor. Projenin söz verilen tarihte bitirilebilmesi için günde 80 bin tondan 100 bin ton döküm seviyesine ulaşmamız lazım.” şeklinde konuştu.

Rize-Artvin Havalimanı Projesi

Rize-Artvin Havalimanı Projesi, 3 bin metre uzunluğunda 45 metre genişliğinde pist, 260 metreye 24 metrelik taksi yolu, 300 metreye 120 metrelik aprondan oluşacak. Tamamlandığında, Türkiye’nin 56’ncı ve denize dolgu 2’nci havalimanı olacak projenin dolgu alanında 88,5 milyon ton taş kullanılacak. 4 yılda tamamlanması ve yılda 3 milyon yolcu tarafından kullanılması beklenen Rize- Artvin Havalimanı‘nın 29 Ekim 2020 tarihinde tamamlanması planlanıyor.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/rizeartvin-havalimaninda-denize-gunde-80-bin-ton-tas-dokuluyor/haber-1600826

Sinop Üniversitesi KYK Yurdu Sezona Yetişti!

Sinop’ta inşasına geçtiğimiz yıl başlanan 1.372 öğrenci kapasiteli Sinop Üniversitesi KYK Yurdu çok kısa bir sürede tamamlanarak sezona yetişti.

Sinop Üniversitesi KYK Yurdu

Öğrenim için Sinop Üniversitesine gelen öğrenciler bu dev komplekse kayıt olabilmek için sıraya girdiler.

Sinop ili merkezde deniz kenarında inşa edilen modern bin 372 öğrenci kapasiteli Sinop Üniversitesi KYK Yurdu binası hizmete girdi. Kredi Yurtlar Kurumu yurdunda kalacak öğrencilerin tesise giriş yapmalarıyla birlikte, Sinop Üniversitesi‘nde öğrenim görecek öğrencilerin barınma sorunu büyük oranda hallolmuş oldu.

ÖZ SERMAYE İLE YAPILDI

Öğrenci Yurdu inşaatını çok kısa süre içerisinde tamamlayıp Kredi Yurtlar Kurumu’na teslim eden Fatih Kara, Sinop‘ta öğrenim gören öğrencilerin yıllardan beri var olan barınma sorunlarına çözüm bulmuş olduklarını ifade etti. İşadamı Kara; “bin 372 kişi kapasiteli öğrenci yurdu binasını devletten herhangi bir yardım almaksızın kendi imkanlarımızla bitirdik. Allah’ın izniyle kendi öz sermayemizle tamamlayıp öğrencilerimizin hizmetine sunduğumuz bu eserin Sinop’umuza, vatanımıza, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

TOPLAM KAPALI ALAN 50 BİN METREKARE

Sinop Üniversitesi KYK Öğrenci Yurdu, Sinop’ta öğrenim gören üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyacını karşılamaya yönelik Sinop Şehir Stadyumu yanında yapıldı. 5 bin metrekare oturma alanı üzerine inşa edilen, toplam 50 bin metrekare kapalı alana sahip Öğrenci Yurdunun 1.372 öğrenci kapasitesi bulunuyor. Denize nazır tesiste öğrencilere yönelik sosyal ve kültürel aktivite imkanı sağlayacak birimler de bulunuyor.

LÜKS OTEL AYARINDA BİR YURT

Bünyesinde market, toplantı salonu, yemek salonu, revir, kuaför, ayakkabı tamircisi, terzi gibi bir çok sosyal donatıya sahip lüks otel standardındaki öğrenci yurdu, yaklaşık olarak 52 milyon Türk Lirası‘na mal oldu.

SİNOP ÜNİVERSİTESİ

Sinop Üniversitesi, 2007 yılında, Türkiye’nin doğal, tarihi ve kültürel varlıklarıyla adeta kuzeyinde parlayan yıldızı konumunda olan Sinop İlinde kurulmuştur.

Asli vazifesi olan eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerini;

9 Fakülte4 Yüksekokul, 2 Enstitü, 6 Meslek Yüksekokulu ve 12 Araştırma Uygulama Merkezi ile sürdürmektedir. Toplam öğrenci sayımız 10 bin 600 civarındadır.

Amacımız, ulusumuzun ve insanlığın sosyal, kültürel, ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişimi için bilgiye ulaşmak, bilgi üretmek ve uygulamak ve bu bilgilerle donatılmış bireyler yetiştirmektir.

Diğer bir deyişle, mevcut bilginin anlaşılmasının sağlanması, yeni bilgilerin üretilmesi ve hayata geçirilmesi asli misyonumuzdur.

Üniversitemiz, bilimsel faaliyetlerin rahatça yürütülebildiği, yeni yeteneklerin ortaya çıkmasının teşvik edildiği ve öğrencilerin kendilerini geliştirebilecekleri bir ortam oluşturmayı hedeflemektedir. Bünyemizdeki mensuplarının, mezunlarının ve toplumun her kesiminden insanların gelişimi için yaşam boyu eğitimi özendiririz.

Amacımız topluma, insani ve ahlaki değerlere sahip ve bunlara saygılı, liderlik yetenekleriyle donatılmış, geniş görüşlü, sürekli öğrenme ve kendini yenileme alışkanlığı edinmiş bireyler kazandırmaktır.

Yalnızca öğrenci camiasına değil, toplumun her kesimine yararlı olmak amacıyla, çevremizle yakın ilişki içerisinde olmayı arzuluyoruz.

Küresel çevrede hızlı değişime ayak uydurabilmek amaçlı, tüm öğretim üyelerimizi, birimlerimizi ve yöneticilerimizi gelecek ile ilgili plan hazırlamaya, somut stratejiler üretmeye ve bu stratejilerini hayata geçirme yolunda adımlar atmaya teşvik ederiz.

Bu amaçla, bilgiye dayalı, görev ve sorumlulukların akademik ve idari birimlere dağıtıldığı, demokratik, katılımcı, dinamik, esnek ve şeffaf bir yönetim biçimini benimsiyoruz.

Herşeyden önce insana saygı duyar ve hoşgörüyü esas alırız.

Kaynak; Vitrinhaber