Olumsuzluklar ve Konfor Bölgesi

Olumsuzluklar ve Konfor Bölgesi

Hayatımızda karşılaştığımız olumsuzluklar, Konfor Bölgesi ‘nden sıyrılıp yeni ortamlara girmemizi ve bu suretle de gerçek kapasitemize ulaşmamızı sağlar.

Daha doğrusu, potansiyelimizin açığa çıkmasına vesile olur.

Konfor Bölgesi;  kişinin alıştığı düzeni koruyarak, risk almaktan kaçındığı, kendisini güvende hissettiği etrafı görünmez duvarlarla çevrili bir alandır. [1]

Fakat, içinde bulunduğumuz bu bölge, bir süre sonra bizim sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarımıza yeterli gelmemeye başlayacaktır. Ne var ki, zihnimizi kaplayan gizli bir kalkan, bizim bu ortamdan çıkmamızı engellemeye çalışacaktır.

Böyle bir girdabın içerisinde olduğumuzun belirtisi; içinde bulunduğumuz durumun bizi tatmin etmemesi, ancak bu durumdan kurtulabilme adına kendimizi çaresiz hissediyor olmamızdır.

O yüzden, karşılaştığımız (geçici) sıkıntılardan şikayetçi olmak bir yana, bunlara birer fırsat gözüyle bakmalıyız. Ve bizi rahatsız eden bu olumsuz hissiyatı aşmak için moral ve motivasyonumuzu yenilemeli ve kendimizi bu durumdan sıyrılmamız gerektiğine ikna etmeliyiz. İcabında radikal bir karar almalıyız. Ve belirlediğimiz bu hedef doğrultusunda bir plan geliştirmeliyiz. Bu, ilave bir eğitim, bir kurum veya pozisyon değişikliği, mekan değişikliği, veya bunlardan birkaçı olabilir.

Orada öylece oturarak fırsatların size gelmesini beklemeyin. Kalkın ve fırsatları yaratın. [2]

Unutmamalıyız ki, buradaki en önemli paydaş biziz ve bu projenin mimarı yine biz olacağız. Bazen uzun vadeli konforumuz için kısa süreli zorluklara katlanmak durumunda kalabiliriz. Hedefimiz doğrultusunda oluşturduğumuz planın uygulaması esnasında doğabilecek riskleri analiz edip, o risklere uygun önlem planları geliştirmeliyiz.

Bu serüvende bir miktar rahatımız kaçacak, bir müddet huzursuz olacağız. Fakat iç dinamiklerimizi harekete geçirecek olan bu ivmenin bizi ulaştıracağı yörünge, bize şu andakikenden çok daha geniş imkanlar sağlayacaktır.

Belki de çok çetin bir mücadele olacak bu, fakat kararlılıkla hedefimize ulaşacak ve başarıyı yakalayacağız. Sizi temin ederim ki; ardından elde edeceklerimiz, çektiğimiz zahmeti kat be kat telafi edecektir.

[1] KİGEM – Kişisel Gelişim Merkezi
[2] Madam C. J. Walker  

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Liderin ve Ekibinin Motivasyonu

Liderin ve Ekibinin Motivasyonu

Liderin ve Ekibinin Motivasyonu

Ekip lideri takım üyelerinin işe olan konsantrasyonundan sorumludur. Her bir bireyin motivasyon seviyesini gözlemleyip, her daim yüksek tutmak durumundadır.

Bunun için; düzenli toplantılar organize edip, ekip içi açık iletişimi destekleyecek faaliyetlerde bulunmalıdır.

Mücadele ve kararlılık ile ilgili derlediğimiz bazı deyişler şunlardır;

İstersek çaresini, istemezsek bahanesini buluruz. [1]

Allah size bir yol açarsa kimse kapatamaz. [2]

İsteklerinizin peşinden gitmezseniz, onlara asla sahip olamazsınız. Eğer ileri adım atmazsanız hep yerinizde sayarsınız. [3]

Haklıysan korkma Hakk seni korur. [4]

Elbette ki tek başına inanç yeterli değildir. Devamında Lider; Gerektiğinde -anlık birebir görüşmelerle- bireyin konsantrasyonunu olumsuz etkileyen nedenleri ortaya çıkarıp, onların çözümüne –olabildiğince- katkı sağlamalıdır. Çünkü beraber iş yapmak durumunda olduğu enstrüman bir “insan” dır ve etten, kemikten ve ruhtan yaratılmıştır. Hedefe giden yolda zaman zaman karşılaştığımız engelleri bertaraf edip yolumuza kaldığımız yerden devam etmeliyiz.

Üzülme Can. Doğruysan zarar gördüm deme, bil ki iyiler mutlaka kazanır. [5]

En karanlık gece bile sona erer ve güneş tekrar doğar. [6]

Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin. [7]

Peki ya yöneticinin kendisi, onun motivasyonu nasıl her daim yüksek kalacak? Lider, kendi enerji ve sinerjisini; bu saydığımız sorumluluğu gereği kontrollü bir şekilde kullanmak ve gerektiğinde yenileyebilmekle mükelleftir.

İnsanları ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır. [8]

En Evrenin en güçlü savaşçıları sabır ve zamandır. [9]

Lider, ancak bu özgüven ve sistemli çalışma sayesinde zirvede kalabilir.

[1] Anonim [2] Hz. Ebubekir (r.a) [3] Anonim [4] Hz. Ali (r.a)[5] Hz. Mevlana [6] Victor Hugo [7] Dale Carnegie [8] Albert Einstein [9] Tolstoy 

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

İnisiyatif

İnisiyatif

Ebeveyn olarak evlatlarımızın, yöneticiler olarak ta çalışanlarımızın her daim yanlarında olamayacağımız kesin.

Normal şartlar altında bir gün bu dünyadan göçüp gitmek ve onları bu hayatın zorluklarıyla karşı karşıya bırakmak durumunda kalacağız. Akreplerle, çakallarla, çiyanlarla dolu bu dünyada ayakta kalabilmek hiç de kolay değil.

Onun için biz yokken de kendi başlarının çaresine bakabilmeleri gerektiği bilincinde olmalıyız. Karşılaştıkları güçlüklerle mücadele edip, önlerine çıkan engelleri birer birer aşabilmeliler. İnisiyatif kullanıp kendi kararlarını alabilmeliler.

Koruyucu, kollayıcı rolüne bazen öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi, bireyin deneyimlemesine ve özgüven kazanmasına engel oluyoruz. Aslında bunu onların iyiliği için yaptığımıza inanıyoruz. Onlara karşı sevgimizin bir tezahürü olarak, onları tercih yapma zahmetinden kurtarmak istiyoruz belki. Ancak atladığımız bir husus var; bir gün kendi sorumluluklarını sırtlanmak durumunda kalacaklar. Biz kendimiz onların yerine geçme fikrinden vazgeçelim. Onların yerine kendimizi koyup, onlara yol gösterelim. Bu şekilde karar almalarında destek mahiyetinde rehberlik etmeliyiz.

Her zaman için tek bir doğru yoktur. Biz geçmişteki benzer bir problemi kendi yöntemimizle çözmüş olabiliriz. Bunu bizden sonrakilerle paylaşalım. Fakat ya bu süre zarfında yeni bir teknik, bilgi veya yöntem ortaya çıkmışsa? Dolayısıyla onlarla etkili iletişim içerisinde olalım ve kişisel gelişimlerine önerilerde bulunalım. Onları cesaretlendirmek suretiyle sorumluluk almalarını ve inisiyatif kullanmalarını sağlayalım.

Diğer bir deyişle; çocuğumuzun okul ödevini, veya bir çalışanımızın raporunu kendimiz hazırlamayalım. Ona yardımcı olup, kendi imkanlarıyla tamamlamasını sağlayalım. İlk etapta bunun zor olan seçenek olduğunu biliyorum. Fakat sonrası için gelişme sağladıkça üzerimizden yük aldığını ve günü gelince kendi kanatlarıyla uçabileceğine gururla şahit olacağız.

“Çocuğumu okuttum, evlendirdim ama hala beklenen atılımı gerçekleştiremedi.” diyen ebeveyn otursun bunun sebeplerini bir düşünsün.

“Üff herşeyi de bana danışıyorlar.” diyen yönetici de kendine sorsun; “Acaba bireylere inisiyatif kullanma yetkisi veriyormuyum?” diye.

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Ardına bakmadan giderken…

Öfke Kontrolü

Ardına bakmadan giderken çarptığın ilk şey, kapı değil kendi duvarlarındır. Geldiğimiz noktada, aklımıza yatmayan veya onaylayamayacağımız bir durum sözkonusu olabilir.

İnsanlar zamanla değişim gösterirler. Fakat büyük olasılıkla bu bizim birlikte geçirdiğimiz sürede gelişim göstermiş olduğumuzdan kaynaklanmaktadır. Sırf bunun için dahi içerisinde bulunduğumuz ortama ve onun üyelerine vefa göstermemiz gerekir. Bu ortam bir kurum da olabilir, kişisel bir topluluk ta. Yaşadıklarımızı beraber yaşadık ve kazandığımız deneyimleri birlikte kazandık. O halde bunun bir hatırı olmalı bizde. Ve bu düşünce ile hareket etmeliyiz.

Öfkeli anında kişinin karakteri değişmez; sadece maskesi düşer ve karakteri açığa çıkar.Öfke; bireyin herhangi bir engelleme, adaletsizlik yada kendi benliğine yönelik bir tehdit hissettiğinde yaşanan doğal bir duygudur.” Böyle bir duygu içerisine girmiş olabiliriz.

Fakat bir atasözümüz der ki; “öfkeyle kalkan, zararla oturur.” [1]

Ve Konfüçyüs sağlam karakterli insanların özelliklerini sıralarken; “öfkelendiklerinde nedenini düşünürler.” [2] der.

Bir şekilde zaman bizim için bir fikir ayrılığı da getirse, sükunet ve olgunluğumuzu her daim muhafaza etmeliyiz. Öfke kontrolünde esas budur. Belki de; bizim baktığımız pencereden öyle gözükmekte ve gerçekte ise yanılan taraf biziz. Dolayısı ile bu durumu sorgulamamız gerekir. İstişaremiz sonucunda ayrılık kaçınılmaz ise bunun her iki taraf için de en az kayıpla gerçekleşmesi için karşılıklı özveride bulunmalıyız. İlla ayrılık için her iki tarafın veya taraflardan birinin kötü olması gerekmez. Bazen şartlar bunu gerektirir.

Ancak unutmamalıyız ki; “düşmez kalkmaz bir Allah’tır.” [3] Yarınımızın ne getireceğini bilemeyiz. Gün gelir aynı kuruma veya kişisel ortama tekrar ihtiyaç duyabiliriz ve o kapıyı tekrar çalmak durumunda kalabiliriz. Onun için ayrılırken dahi doğru iletişim kurmak suretiyle vedalaşmalıyız.

Evet her daim önümüze ve ileriye bakacağız, bu doğru. Peki kırıp dökersek geride bıraktıklarımızı, bir daha dönmemecesine, nasıl açmaya cesaret edebileceğiz tekrar lazım olduğunda?

[1] Atasözü [2] Konfüçyüs [3] Atasözü

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Hayallerinizin Peşinden Gidin / Go in the direction of your dreams

Hayallerinizin Peşinden Gidin

Hayallerinizin peşinden gidin.

“Eğer hayalleriniz sizi ürkütmüyorsa, yeterince büyük olmadıklarındandır.” [1]

Çünki hayal, hedefin anasıdır. Evet kavram olarak soyut bir kavramdır. Fakat bu kurduğumuz hayaller bir realite yani gerçeklilik filtresinden geçmek suretiyle hedefe dönüşürler. O an havada gibi gözüken kavram, ayakları yere basar hale geldiğinde yani ulaşılma ihtimali kazandığında artık somut bir proje olmuştur. Dolayısıyla ne kadar çok hayal kurarsak, o kadar çok yeni bir fikir üretmiş oluruz.

Mesela;

Hayal uçmaktır, hedef ise insanı uçuran bir araç icat etmektir. Hayal suyun üstünde yürümektir, hedef ise yüzen bir araç imal etmektir.

Bir amacınız oluştuğunda artık bir planı yapın ve ona ulaşmak için bu planı uygulayın. Siz; “İlk adımınızı inançla atın. Tüm merdiveni görmek zorunda değilsiniz, yeter ki siz ilk adımı atın.” [2] Bu uğurda kararlı olun. “Siz kendinize inanın başkaları size inanacaktır.” [3] Ve sizi kabullenecektir.

“Adımlarken Galata Kulesi’nin basamaklarını uçup uçmayacağını bilmiyordu Hezarfen, bir tek şeyden emindi; inmeyecekti yürüyerek çıktığı merdivenlerdenden.” [4] Bu iş planınızı uygularken zaman zaman önünüze engeller çıkacaktır. Ve siz bu problemlere karşı birer çözüm geliştirmek durumunda kalacaksınız. Bu suretle yol haritanızı güncellemek suretiyle rotanıza kaldığınız yerden devam edeceksiniz.

“İyi şeyler inandığında, daha iyi şeyler sabrettiğinde ve en iyi şeyler hiç vazgeçmediğinde gelir.” [5]

Başarı göstereceğinize dair özgüveninizi hiçbir zaman yitirmeyin.

Hedefinizi yakaladığınızda hissedeceğiniz hazzı asla tarif edemezsiniz. Tüm çabalarınıza rağmen ulaşamadığınızda da; “nasip değilmiş” dersiniz. Belki de zamanı henüz gelmemiştir. Ancak hiçbir çaba boşuna değildir. Gün gelip gerekli şartlar oluştuğunda o bayrağı bir başkası devralıp sonuç elde edecektir. Siz de en azından; “deneseydim kesin yapardım” ukdesinden kurtulmuş olursunuz.

“Olduğu kadar, olmadığı kader.” [6]

[1] Anonim [2] Martin Luther King [3] Montaigne [4] Sunay Akın [5] Anonim [6] Hz.Şems-i Tebrizi

Go in the direction of your dreams. You can never describe the pleasure you feel, when you catch it. If you can’t, in spite of your best efforts, you could say; “It wasn’t destined.” You will at least get rid of the thought “If I’d tried, I would do it of course”. 

Yours,

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Başarı Asla Tesadüfi Değildir / Success is never a coincidence

Başarı asla tesadüfi değildir

Başarı asla tesadüfi değildir. Zira başarı; toplam kalite yönetimi gerektirir.

Toplam kaliteden murat; belli bir seviyeye çıkmakla beraber o noktada uzun süre kalabilmektir. Bu da; bir kurum politikası, bunu uygulayacak ekip ve icraat 3’lüsü ile başarılabilir. Kurduğunuz ekibe takım ruhu kazandırabilirseniz artık ortak amaç doğrultusunda çalışabilirsiniz.

Tesadüfi değildirden kastedilen budur. İş planının doğrusal bir grafik izlemesi beklenir fakat gerçek hayatta bu böyle değildir. Hep inişli çıkışlıdır. Bazen bir adım geri gelmek gerekebilir. Bu eğer iki adım ileri götürecekse bizi, hiç problem değildir. İmkansız gibi görüneni denemeli, olmuyorsa tekrar denemeliyiz. Sonuca ulaşacağımız ümidini hiçbir zaman kaybetmemeliyiz.

Bu motivasyonumuzu her zaman korumalıyız. Hayat başlıbaşına bir mücadeden ibarettir zaten. O yüzden önümüze çıkan engelleri sabırlı ve kararlı bir şekilde birer birer aşarak yolumuza devam etmeliyiz. Kararlılık ile hırs arasında ince bir çizgi vardır. Hayal etmek güzeldir, fakat hayal soyut bir kavramdır. Bu hayaller eğer ulaşılma ihtimali kazanmışsa bir hedefe dönüşmüştür. Başarabileceğimize inanarak gerçekleşmesi için uğruna mücadele edilmeye değer bir anlam kazanmıştır.

Onda da esas ‘sürekliliktir.’ Bir kere hedefimize ulaşmayı başarabilmişsek, o çizgide kalabilmek için de gerekeni yapmalıyız. Marka değeri ve kurum kültürü bu şekilde gelişir. Zihnimize sürdürülebiilr başarı kavramını yerleştirmek suretiyle kendimizi ve kurumumuzu gelişen rekabet koşullarına karşı izlenebilir kılabiliriz. “İçinde bulunduğumuz sektörün durumu nedir ve biz ona göre neredeyiz?” sorgu ve analizleri ile ulaştığımız seviyeyi koruma ve sürdürme imkanı bulmuş oluruz. Bu vesile ile de toplam fayda sağlamış oluruz.

Ticari başarımız ve kişisel gelişimimiz bizim için nihai amaç değil, ailemize, vatanımıza ve milletimize faydalı olabilme yolunda birer araçtır.

Success is never a coincidence. Because success requires a total quality management. And essential in it is ‘continuity.’

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Hayatınızdaki Zorluklardan Yakınmayın / Do not reproach of the difficulties in your life

Hayatınızdaki zorluklardan yakınmayın

Hayatınızdaki Zorluklardan Yakınmayın

Hayatımızda her daim beklenmedik olaylarla karşı karşıya kalırız. Bu, yüzyüze geldiğimiz yeni sıkıntı ve sorunlar haliyle bizi üzer. Bunları aşmak için sarfettiğimiz çaba da bizi yorar. Aslında doğduğumuzda henüz hiçbir şey bilmiyorduk. O ana kadar öğrendiklerimizi bu süre zarfında yaşadıklarımızdan öğrendik.

Peki, bu öğrenme işinin hayatımızın bir noktasında son bulacağını mı düşünürüz? Mesela okulumuz bittiğinde veya evlendiğimizde veya güzel bir işe girdiğimizde bitmesini mi bekleriz? Evet, bu bilinmedik, beklenmedik veya arzu edilmeyen bir durumla karşı karşıya gelme problemimiz bir gün sona erecek. Ne zaman? Ta ki dokuz tahtaya kafamızı vurunca. O halde, hayatımız boyunca beklemediğimiz veya gerçekleşmesini arzu etmediğimiz sorunlar oluşmaya devam edecektir.

İşin en zor kısmı bunu kabullenmektir. Şayet bu ruh yapısına bürünmeyi başarabilirsek aslında işin çoğunu halletmişiz demektir.

Bundan sonrası için yol haritası gayet basittir; Öncelikle karşılaştığımız problemden en az zayiatla nasıl çıkarız sorusunun çözümüne bakmalıyız. Bilmeliyiz ki; bu olay oluştu ve bu sorunla biz -sadece biz- yüzyüzeyiz. O halde bu zorluğun en kısa yoldande, en az zararla ve en ekonomik yoldan üstesinden gelme şeklini kararlaştırıp, kararımız doğrultusunda plan yapmalı, ardından da bu planımızı uygulamaya koymalıyız.

Bu şekilde, her probleme karşılık bir çözüm geliştirmeyi başarabilirsek, -biz farkında olmadan- zaman içerisinde yol almış oluruz. İşte tecrübe dediğimiz kavram tam da budur. Kişisel gelişimde katedilen olumlu değişimin ölçü birimidir tecrübe.

Ondan sonrasında yapılacak şey bellidir; Aynı olayın tekrar etmemesi için önlem almalıyız ki, mükerrer problemlerden sıyrılıp, farklı yeni deneyimlere hazır olalım. Bu vesıle ile kişisel motivasyonumuzu her daim yüksek tutar, mensubu olduğumuz bünyeye de kurum kültürü kazandırmış oluruz.

O halde; “Hayatınızdaki zorluklardan yakınmayın, zira onlar sizi daha yukarılara çıkaracak asansörlerdir.”

“Do not reproach of the difficulties in your life, because they are the elevators which will lift you higher.”

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Eğer Başaramadıysan Ne Güzel / How beautiful if you have failed

Eğer Başaramadıysan Ne Güzel

Eğer Başaramadıysan Ne Güzel

İş ve özel hayatınızda başarılı olmak için şu düşünce sistematiğini oluşturmaya çalışın;

1. Yapacağınız işi kapsayan bir hedef belirleyin ve sizi ona ulaştıracak bir planı yapın; Bu; kısa, orta ve uzun vadeli kilometre taşlarından oluşan bir yol haritası olsun.

2. Yaptığınız işi sevin. Sevgi, kendisi için her türlü zorluğa göğüs gerilebilecek kutsal bir değerdir. Bu güzergahta karşılacağınız problemlerle mücadelede sevgi sizin yakıtınız olacaktır.

3. Yaptığınız işi hafife almayın ve ona önce kendiniz saygı duyun. Kendinizin değer vermediğine başkasından saygı bekleme hakkınız yoktur. O, sizin için bir hedefe dönüşmüşse artık önemlidir. Yaptığınız ister kurumsal isterse de kişisel olsun, en iyi bir şekilde sonuçlandırmaya özen göstermelisiniz.

4. İşinizi ve kendinizi geliştirin. Her defasında; “daha iyi nasıl yapabilirim?”, “Başkaları bu işi nasıl yapıyor?” veya “Sen olsan nasıl yapardın?” şeklindeki sorgulama ve çevresel iş birliği ile -belirli aralıklarla- bilginizi ve yönteminizi güncelleyin.

5. Başarılı olacağınıza olan inancınızı hiçbir zaman kaybetmeyin. Kendinizin, bu belirlediğiniz hedefinize ulaşacak kapasitede olduğunuza dair özgüveniniz tam olsun ve her umutsuzluğa düştüğünüzde bunu kendinize telkin edin.

6. Risk Planı oluşturun. Uygulama safhasında karşılaşabileceğiniz engelleri öngörmeye çalışın ve bunları önlemeye veya etkisini en aza indirmeye yönelik risk planı geliştirin.

7. Yaptığınız işte korkusuz ve kararlı olun. Her karşılaştığınız problemi risk planınız ile karşılaştırın. Bir risk yanıtınız var ise, onu uygulamaya koyun. Şayet bu yeni bir durum ise risk planını güncelleyin.

Böylece her defasında rotanızı tekrar yörüngesine oturtup kaldığı yerden devam edin. Bu mücadele ile elde ettiğiniz kazanımlar sizin deneyim hanenize eklenecektir. Bu tecrübelerin de bizim kişisel gelişimimize katkı sağladığı bilincinde olmalıyız.

Ölüm dışında her problemin bir çözümü vardır.

Onun için yaşadıklarımızdan ders almak suretiyle sonuç ve çözüm odaklı yaklaşımımızla hedefimize azimli ve kararlı bir şekilde devam etmeliyiz.

“Eğer başaramadıysan ne güzel, bir sonrakinde ne yapmayacağını öğrenmişsin demekki.”

“How beautiful if you’ve failed, it means that you’ve learned what not to do next time.”

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Eleştiriniz Yapıcı mı Yoksa Yıkıcı mı?

Eleştiriniz Yapıcı mı yoksa Yıkıcı mı

Eleştiriniz Yapıcı mı Yoksa Yıkıcı mı?

Eleştiriniz yapıcı mı yoksa yıkıcı mı olduğunu şu bakış açısı belirler; Sözleriniz şayet bilgilendirme ve istişare içeriyorsa, muhatabınız size karşı herhangi bir tedbir alma gereksinimi duymaz.

Sizden gelen bilgileri beyni süzüp kalbine indirger ve özümser, Bu bilgiler doğrultusunda kararını verir, Bedene gerekli yönlendirmeleri yapar, Ve kişi uygulamaya koyar.

Nasihat niteliğindeki eleştirilerinizi; muhatabınız ile başbaşa iken, yüzyüze yapmaya çalışın.

“Başkalarının yanında verilen öğüt, öğüt değil hakarettir.“ [1] Siz öyle bir amaç gütmeseniz bile karşınızdaki bu şekilde hissedebilir.

Eğer beyin sözlerinizin sataşma ve yerme içerdiğini algılarsa, hızlıca gizli bir savunma kalkanı oluşturur vücudu etrafında. Bu durumda hiçbir sözünüz muhatabınızın kalbine sirayet edemez. Bundan sonrası ise eleştiri değil bir tartışmadır artık. Ve hiçbir tartışma yoktur ki taraflardan biri sonunda fikrinden caymış olsun.

Tabii ki eleştirenin üslubu kadar öğüt verilen kişi de önemlidir. İnsan olarak her daim ikaz şırıngasına muhtaç olduğumuz bilincinde olmalıyız. Özellikle, içerisinde bulunduğumuz bilişim çağından dolayı veriler son derece hızlı akmaktadır. Ve bu hıza ayak uydurabilmek için kendimizi sürekli güncellemeliyiz. Bu, bazen can sıkıcı bir hal alabilir.

Fakat unutmayalım ki;

“Sık sık verilen aynı nasihatten sıkılma, çünkü bir çiviyi çakabilmek için defalarca vurmak gerekir.” [2]

Bazen bize göre yanlış olan karşımızdakine göre doğru da olabiliyor. Bunun için taraflar, açık iletişim ile konuyu netliğe kavuşturmalı, ve ardından mutabık kaldıkları hususun gereğini uygulamaya koymalı.

Gerçek dost; hata yaptığında seni uyaran, sonrasında ise koruyandır. Yaptığın yanlışı herkese duyuran değil.” [3]

Böylece bu eleştiriden her iki taraf ta kendine pay çıkarıp, edindiği tecrübenin neticesini kişisel gelişim hanesine olumlu bir kazanım olarak ekleyecektir.

[1] Hz. Ali [2] Hz. Mevlana [3] Anonim 

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com