Sonsuz Şükran Köyündeki Kerpiç Evler

Konya ili Hüyük ilçesindeki Sonsuz Şükran köyündeki kerpiç evler betonarme evlere alternatif oldu.

Kerpiç Evler

Köyde 9 yıl önce sanatçılar tarafından özgün tasarıma sahip olarak kurulan kerpiç evler, çok katlı betonarme binalar alternatif olarak ön plana çıkmakta.

Sonsu Şükran köyü, Konya Hüyük ilçesinde tamamı sanatçılar tarafından inşa edilmiş kerpiç evler den oluşmaktadır. Köy, gerek ortaya çıkış hikayesi, gerekse de otantik mimarisi ile kentin stresli hayatından uzaklaşmak isteyenlerin tercih ettiği bir mekan haline geldi.

Beyşehir Gölü‘ne kıyısı bulunan ilçeye bağlı Çavuş Mahallesi’nde 9 yıl önce kurulan köy, her  sene düzenlenen festivaller aracılığıyla daha da tanınır hale geliyor. Tüm evler Selçuklu mimari çizgileri de dikkate alınarak, toprak, saman, ve ahşaptan düz dam şeklinde yapılmak suretiyle geleneksel kerpiç mimarisinin günümüzdeki önemli örnekleri arasında yer alıyor.

İstanbul başta olmak üzere yurdun farklı şehir merkezlerinden insanlar, en fazla iki katlı, cumbalı olarak her biri özgün tasarımla inşa edilen toprak evlerin yer aldığı Sonsuz Şükran köyüne geliyor.

Bu yönüyle kerpiç evler, yüksek katlı beton binalara bir alternatif olarak ön plana çıkıyor. Tamamlandığında 30 evden oluşmuş olacak Sonsuz Şükran köyü, yüksek lisans ve doktora tezlerine de araştırma konusu oluyor.

Doğal ortamda yeşille içiçe oluşturulan bu özgün evler, başta Konya ve çevre illerden gelen gelin ve damatlar için düğün fotoğrafı çekim platosuna dönüşüyor.

Gerçek Yaşamı Hissediyorum

AA muhabirinin yaptığı habere göre; aynı zamanda köy sakinlerinden olan, sanat tanıtım yönetmeni Fügen Akkemik, yaptığı açıklamada, toprak yapıların insanın doğasına en uygun mimari yapılar olduğunu, kerpiç evlerin doğal klimatik özelliğinin bulunduğunu ifade etti.

Akkemik, her sene nisan başında köye geldiğini, ekim sonunda İstanbul’a geri döndüğünü belirttiği konuşmasında; “İstanbul’dan buraya geldiğim zaman gerçek yaşamı burada hissediyorum.” dedi.

Akkemik, insanoğlunun yaratıldığı topraktan uzaklaştığı oranda, beton binalardaki yaşama kıyasla hata yaptığını, oysa kerpiç evlerde birkaç gün geçirilen zamanın şehir hayatlarında nasıl bir durum içerisinde bulunduklarını ortaya koyacağını söyledi.

Kerpiç Evlere Geri Dönmeliyiz

Kerpiç Evlere Geri Dönmeliyiz

Fotoğraf sanatçısı İbrahim Göksungur, yaz sıcağını ve kış soğun direk emen betonun kerpice göre çok daha sağlıksız bir yapı malzemesi olduğunu söyledi.

Göksungur, kerpiç evlerin binlerce yıllık tarihi olduğunu belirterek; “8 seneden beri yaz aylarında gelip kerpiç evimde yaşıyorum. Ayrılıp şehre, beton evime gittiğimde bu kadar rahat edemiyorum. Tekrar kerpiç evlere geri dönmeliyiz. Kerpiç ev, iki kata kadar çok rahat yapılabilmektedir.” dedi.

Ressam Kamer Batıoğlu’na göre de kerpiç evlerin en sevilen yönü, ‘nefes almaları’. Batıoğlu; “8 ay kapalı kalmasına rağmen, kapısını açtığımızda evimiz sanki hiç kapalı kalmamış gibi temiz bir hava hakim olmuş oluyor. Her sene bahar geldiğinde İstanbul’dan adeta koşarak geliyoruz. Burada nefes aldığımızı hissediyor, geceleri çok rahat uyuyoruz. Evin içi yazın serin, kışın ılık oluyor. Şömineyi hafif bir şekilde yaksak bile evin içi hemen ısınıyor.” dedi.

Toplu Konutları da yatay mimaride inşa edebiliriz

Yüksek mimar Nurettin Ekinci, kerpiç evler ve toprak yapı malzemesi üzerine çalışmalar yaptığını, toprağın bir yapı malzemesi olarak binlerce yıldır Anadolu’da kullanıldığını vurguladı.

Birçok ülkede konutların dikey mimari yerine yatay mimaride imal edildiğini belirterek, şöyle dedi;” Ülkemizde özellikle son yıllarda kentsel dönüşüme ağırlık veriliyor. Fakat az katlı evler yıkılıp, yerlerine çok katlı apartmanlar inşa ediliyor. Toplu konutları da yatay mimaride planlayabiliriz. Modern bir yapı malzemesi olarak toprağı ve kerpiçi rahat bir şekilde yeni inşa edeceğimiz projelere entegre edebiliriz. Toprak yapının önemini kavrayan bilimsel çevre, insanları ekolojik kerpiç evlere yönlendirmekte.”

Bu konuda Sonsuz Şükran köyünün en güzel örnek olduğunu vurgulayan Ekinci; “Toprak kullanmak suretiyle de toplu konut yapılabildiğinin en iyi ispatı burasıdır. Bu konuda endişesi ve sorusu olanlar için kapımız her zaman açıktır. Sektörel açıdan kamu bu konuyu destekler ve halkı bu yönde teşvik ederse, ekonomi açısından da inşaat malzemesinde dışa bağımlılığımızı büyük oranda azaltmış oluruz. Modern toprak yapı malzemesi, her türlü hava koşuluna uygun, sağlıklı bir yapı malzemesidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Muhabir; KONYA – Muhammed Ali Akman

Ahilik Kültürü ve Ahi Evran

Anadolu topraklarının Türkleşmesi ve İslamlaşmasının manevi mimarlarının başında Ahi Evran-ı Veli gelir. Ahilik, Osmanlı’nın beylikten cihan-şümul Osmanlı İmparatorluğu haline gelmesindeki en önemli teşkilatlardandır. Ahilik Kültürü, asırlardır Anadolu’yu aydınlatmaya devam ediyor.

Ahilik

Ahilik Kültürü nedir?

Ahilik KültürüAA muhabirinin, Kırşehir Valiliği ve Ahi Evran Üniversitesi kaynaklarından derlediği bilgilere göre  ;

Anadolu Ahiliğinin kurucusu olan Ahi Evran-ı Veli, 1171 yılında İran’ın Batı Azerbaycan bölgesinde bulunan Hoy kasabasında doğdu.

Anadolu topraklarının Türkleşmesi ve İslamlaşmasının manevi mimarlarının başında Ahi Evran-ı Veli gelir.

Ahilik, 1200’lü yıllarda Ahi Evran Veli tarafından o dönemde Anadolu’ya göç eden Türkmenlere aş ve iş imkanı sağlamak amacıyla kuruldu. Bir taraftan da insanları iyi ve vasıflı birer birey olarak yetiştirmeyi amaçlamıştı.

Özellikle Anadolu’da göçebe Türk boylarının yerleşik hayata geçmesi ve Müslümanlaşmasını sağlayacak birçok önemli işlev üstlenen Ahi birliklerinin tarihi kökleri bin yıl öncesine kadar dayanır.

Ahi Evran, özellikle esnafa İslamiyeti anlatmak suretiyle onların dünyevi ve uhrevi hayatlarını dengeli ve düzenli hale getirmeleri için çaba sarfetti. Kayseri‘de deri işleme atölyesini (debbağ) kurdu. Bu yönüyle sanatkar ve zanatkarlar tarafından çok sevilen Ahi Evran-ı Veli, Kayseri’yi istila etmeye çalışan Moğollara karşı savunma amaçlı Ahileri teşkilatlandırdı.

Ahi Evran ilerleyen yıllarda bir dönem Konya ve Denizli‘de de bulunmuştur. 1206 yılında o dönemdeki ismi “Gülşehri” olan Kırşehir’e göç ederek, Türkmen nüfusa tekke ve zaviyelerde iş ve aş temin etme faaliyetlerinde bulunmuştur.

Ahi Evran, 32 çeşit esnafı teşkilatlandırmak suretiyle, temellerini atmış olduğu Ahilik sisteminin, zaman içerisinde Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasında sanatını icra eden bütün esnaflara yayılmasını sağlayacaktır.

Hem Dünyevi hem de Uhrevi bir Sistem

Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi ve eski Ahilik Kültürünü Araştırma Merkezi Müdürü Kazım Ceylan konu ile ilgili ayrıntılı bilgi verdi. Kazım Ceylan, yurt içinde ve eski Osmanlı coğrafyasındaki ülkelerde olmak üzere Ahilik Kültürü ile ilgili 200’den fazla konferans vermiştir. Ceylan; “Ahilik Kültürü, 13. yüzyılda Kırşehir‘de ortaya çıkan, Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasında etkili olan dünyevi ve uhrevi bir sistemdir. Ahiliğin 740 kuralı var. Bunlar derece derece uygulanıyordu. Mesela 124 kuralı çıraklara uygulanırdı. Ondan sonrası da kalfalara, ahilere ve şeyhlere uygulanırdı. Çok ince kurallar bunlar. Ahiler 27 farklı alanda vakıf kurarak topluma hizmet etmişlerdir. Ahiliğin dayandığı dört temel esas; akıl, ahlak, bilim ve çalışmaktır.” şeklinde  konuştu.

Ahi Evran Veli kimdir?

Ahilik Kültürü

Ahi Evran, 1171 yılında Azerbaycan‘ın Hoy şehrinde doğmuş ve 1262 yılında Kırşehir’de vefat etmiştir. Asıl adı Nasıruddin Mahmud Ahi Evran bin Abbas‘dır. Ahi Evran-ı Veli, ilk eğitimini Hoy’da alıp Ahmet Yesevi‘nin talebelerinin sohbetlerinde bulunmuştur. Hacı Bektaş-ı Veli ve Hz. Mevlana ile aynı dönemde yaşamıştır.

Ahi Evran’ın adı kayıtlara; Nasir üd-din EbüI-Hakäyik Mahmud El Hoy olarak geçmiştir. Evran ismi ise herkesi korkutan yılanın onu görünce sakinleşmesi sebebiyle insanlar tarafından anılmaya başlanmıştır.

Ahi Evran, Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen bir alperendir. Denizli, Konya ve Kayseri gibi şehirleri gezerek Ahilik teşkilatının kurulması ve yayılmasında önemli rol oynamıştır. Ahi Evran, Osmanlı Devleti zamanında kazanmış olduğu ‘esnafın piri’ ünvanı, Anadolu, Rumeli, Balkanlar ve Kırım’a kadar yayılmıştır.

Moğol istilasından kaçarak Anadolu’ya gelen sanatkâr ve tüccarların dayanışmasını sağlayan Ahi Evran, onlar arasında sağlam bir birlik oluşturarak kaliteli mal üretmelerini teşvik etmiştir. Daha sonra Kırşehir’e yerleşerek vefat edinceye kadar burada yaşamıştır. Günümüzdeki esnaf odalarının temeli Ahi Evran tarafından atılmıştır.

Artık Köylerin Elektriği Güneşten

Hükûmetin Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını sonlandırmak için başlattığı çalışmalar kapsamında artık köylerin elektriği güneşten sağlanacak. 

güneş enerjisi

İlk etapta 4 köyde güneş enerji santralleri kurulacak.

Güneş panelleri yerleştirmek suretiyle oluşturulacak santraller için ilk etapta belirlenen yerler

Bu yerler; Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesi Kulak köyü, Çorum’un Osmancık ilçesi Gecek köyü, Elâzığ’ın Merkez ilçesi Sarıgül köyü, Konya’nın Ilgın ilçesi Gökbudak köyü olarak belirlendi.

Orman Genel Müdürlüğü ile birlikte yürütülen çalışmalar kapsamında projenin yurt geneline yaygınlaştırılması ve yaklaşık 300 köye ulaştırılması hedefleniyor.

ORKÖY PV olarak adlandırılan projenin 3,7 milyon dolarlık finansmanı için Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından hibe sağlanacak. Güneş enerji sistemi için ihale süreci 27 Ağustos’ta sona erecek.

100 kWp kapasiteli her bir tesisin üreteceği enerji ile yaklaşık 70 hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması bekleniyor. Bu vesile ile küresel iklim iyileştirmesine de olumlu katkı sağlanmış olacak.

Kaynak; Osman Çobanoğlu – Ankara Türkiye Gazetesi http://www.iha.com.tr/foto-koylerin-elektrigi-gunesten-16351/sayfa-6/