Borçların Yeniden Yapılandırılmasına ‘Makul Bir Süre’ Kavramı!

Şirketlerin bankalara olan borçlarının yeniden yapılandırılması ile ilgili BDDK tarafından 15 Ağustosta yürürlüğe giren yönetmeliğe ‘makul bir süre’ kavramı eklendi.

Borçların Yeniden Yapılandırılmasına ‘Makul Bir Süre’ kavramı geldi

15/8/2018 tarihli ve 30510 sayılı Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)‘nın 15/8/2018 tarih ve 30510 sayı ile Resmî Gazete’de yayımlanan Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmeliği, bugünkü Resmi Gazete‘de yayımlandığı üzere aşağıdaki şekilde değişikliğe gidilmiştir.

NTV Ekonomi Servisi‘nin haberine göre yeni yönetmelikte, yeniden yapılandırılma isteyen şirketin borçlarını bankalara geri ödeme kabiliyetinin tespit edilmesi şartına ‘makul bir süre‘de ödeme hükmü eklenmiş oldu.

21 Kasım 2018 tarih ve 30602 sayı ile Resmi Gazete’de yayımlanan değişikliğin;

2. maddesine göre; Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(1) Finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, mali durumlarının ve bu kapsamda borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını makul bir süre içinde geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi şarttır. Bu tespitin yapılmasına ilişkin esas ve usuller Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir. Borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilen borçlular finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınamaz.

(2) Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşmalarını imzalayacak alacaklılar adına finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların mali durumunun tespiti, bu Çerçeve Anlaşmalar ile belirlenecek kuruluşlar tarafından yapılır.

3. maddesine göre Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

(3) Çerçeve Anlaşmaları kapsamında bir borçluyla yapılan sözleşmenin Çerçeve Anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, Çerçeve Anlaşmalarını imzalayan alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunludur.

(4) Yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumların finansal yeniden yapılandırma sürecine katılmalarına ilişkin usul ve esaslar Çerçeve Anlaşmalarıyla belirlenir. Bunlar, talepleri halinde Alacaklı Kuruluşların rızasına ve kabul nisaplarına bağlı olmaksızın finansal yeniden yapılandırmaya dahil olabilirler.

Yeniden yapılandırma sürecine, yurt dışı kredi kuruluşlarıyla uluslararası kurumların da katılması sağlandı.

Faiz Oranları ile ilgili kısıtlama kalktı

Dünya Gazetesi‘nden Hüseyin Gökçe’nin yorumuna göre yönetmelikteki en önemli değişiklik, yeniden yapılandırılan borçlara uygulanacak faiz oranlarıyla ilgili kısımlarda yapıldı. 15 Ağustos 2018’de yayınlanan yönetmeliğin, 9’uncu maddesinin 2’nci fıkrası yürürlükten kaldırıldı. Bu fıkra, borçlulara piyasa faizinin altında faiz uygulanamayacağı ve ilave finansman sağlanamayacağını öngörüyordu.

Tüketici Mahkemesi; “Artık Bankalar Da Sorumlu”

Tüketici Mahkemesi, konutu teslim edilemeyen tüketici için müteahhit ile birlikte kredi veren bankanın da sorumlu olduğu kararını verdi.

Tüketici Mahkemesi; “Artık Müteahhit ile birlikte Bankalar da sorumlu”

Tüketici Mahkemesi; “Artık Müteahhit ile birlikte Bankalar da sorumlu”

Tüketici ve Çevre Koruma Derneği Başkanı Osman İlhan, Tüketici Mahkemesi tarafından verilen emsal niteliğindeki kararla ilgili yaptığı değerlendirmede; “Tüketici için beklenen ve yerinde bir karar, bu sayede mağduriyetler daha da azalacak. Biz tüketiciler olarak memnunuz.” dedi.

Satın aldığı ev zamanında teslim edilmeyen tüm vatandaşları ilgilendiren karar, Tüketici Mahkemesi tarafından 27 Eylül günü verildi. Emsal niteliğindeki karara göre; tüketicinin konut için ödediği parayı müteahhit ile birlikte kredi veren banka faiziyle iade edecek.

Tüketici ve Çevre Koruma Derneği Başkanı Osman İlhan, sözkonusu kararı DHA‘ya değerlendirdi. İlhan; “Bu karar daha önce de olmasına rağmen uygulanmıyordu. Tüketici Mahkemesi tarafından şimdi verilen kararla bu emsal niteliği taşıdı ve uygulanmaya başladı. Tüketici lehine beklenen bir karar. Artık bundan sonraki satışlarda bankalar da sorumlu olacak. Banka kredi verirken bir anlamda müteahhite kefil olmuş olacak. Artık mağduriyetlerin daha da azalacağına inanıyorum. O yüzden biz tüketiciler olarak memnunuz” dedi.

Senetle Konut almak daha sıkıntılıTüketici

İlhan, kararın geriye dönük uygulanabileceğini belirterek “Emsal niteliğindeki bu karar, takibinde bir yönetmelikle desteklenebilir. Bu konuda evlerini satın alamayan tüketiciler epey mağdur. Bundan sonra bankalar kredi verirken daha da dikkatli olmak zorunda. Esas daha önemli bir konu; senetle ve devre mülk karşılığında bu tarz ev satın alanların durumu. Onların yaşadığı mağduriyet daha da ağır” şeklinde değerlendirdi. Başkan İlhan devamında;

“Bu tarz mağduriyetler yaşamamaları için diğer tüketicilerin mutlaka ön araştırma yapmaları gerek. Bankaların işin içinde olup olmadığını öncelikle bilmeliler. Ayrıca müteahhitin teminatına ve bankalarla olan anlaşmalarına da bakmalılar. Bu tarz alım-satımlarda mutlaka ya nakit ya da banka kredisi üzerinden faaliyet yürütülmeli. Vatandaşlar senet üzerinden veya devre mülk karşılığında satışlardan kaçınmalı. Çünkü müteahhit, elindeki senetleri bir başkasına ciro ederek kullanabiliyor. Müteahhit battığı zaman, tüketici verdiği senet mukabili bir başkasına para ödemek zorunda kalıyor.” dedi.

Bu kararın tüketici için gayet olumlu bir karar olduğunu yineleyen İlhan, bu tarz tüketici lehine kararların devamının gelmesini temenni ettiklerini ifade etti.

Derdimiz, ödemesini yaptığımız dairelerimizi almak

Esenyurt‘ta konut mağdurlarından Fahri Kaygu ise kararın bazı hak sahipleri için yeterli olmadığını iddia etti. Kaygu, “Buradaki birçok insan 2011 senesinde yüklü miktarda paralar ödemek ve borçlanmak suretiyle daire aldılar. Bu insanlar artık dairelerini almak istiyorlar. Paralarını iade almak yeterli değil. Bizler müteahhitlere ve toprak sahiplerine birer yatırımcı gibi para ödemedik. Bizim derdimiz, o güne kadarki birikmişliğimizle gelecekte çocuklarımıza bir yuva bırakmaktı. O yüzden bizim amacımız dairelerimizi teslim almak” dedi.

Kaygu, emsal kararın önemli olduğunu belirtmekle birlikte, mahkemelerin Esenyurt’ta şu anda yüzde 80’i tamamlanmış binaların arsa tescilini yapması halinde bu dolandırıcıların artık yapmak istediklerini yapamayacaklarını vurguladı. İade edecek paraları olması halinde müteahhitlerin daireleri tamamlama yönüne gideceklerini dile getiren Kaygu, ya da çok daha az para harcamak suretiyle vatandaşlara dairelerini yapıp teslim edebileceklerini söyledi.

Türk İnşaat Sektörü Alarm Veriyor!

Türkiye’de yaklaşık iki milyon kişiye istihdam sağlayan İnşaat Sektörü, düşen konut satışları nedeni ile zor günler geçiriyor. Hükümet, alarm veren inşaat sektörü için yardım paketi hazırlamayı planlıyor.

Türk İnşaat Sektörü Alarm Veriyor

Ülke ekonomisinin son 15 yılındaki itici gücü olan Türk İnşaat Sektörü alarm veriyor

Yaklaşık olarak 2 milyondan fazla insana istihdam sağlayan Türk İnşaat Sektörü, iç talepteki durgunluk nedeni ile konut satışlarının her ay yaklaşık yüzde 10 düştüğü günümüzde alarm veriyor. İnşaat şirketlerinin bankalara olan borcunun 370 milyar TL’yi aştığı sektörde, Türkiye genelinde 800 bin konutun elde kaldığı ifade ediliyor.

Hükümet, geçtiğimiz yıl itibariyle yaklaşık 3 trilyon liralık büyüklüğe ulaşan, GSYH’nin yüzde 7,4’üne karşılık gelen dev bir sanayi haline gelen inşaat sektörünü bu durumdan çıkarabilecek bir destek paketini gündeme aldı. Ancak uzmanlar bu paketin işe yarayacağından kuşkulu.

Suni destek ile bir yere kadar

Konu ile ilgili Ekonomist Uğur Gürses DW Türkçe’ye açıklamalarda bulundu. Bu 15 yıllık dönemde Türk inşaat şirketlerinin uzun vadeli, bol ve ucuz kredi bulmakta hiç zorlanmadığını belirten Gürses;

“Sektör, uzun süre aylık yüzde 1 faizle kredi kullanma imkanına kavuştu. Bu da toplumdaki konut talebini körükledi ve sonunda bir inşaat patlaması yaşandı. Ancak bu pembe tablo, 2016 yılı ile birlikte tersine dönmeye başladı. 15 Temmuz darbe girişimi ve takibinde yaşanan siyasi gelişmeler ile birlikte ekonomide ortaya çıkan bozulma, o döneme kadar iyice kabaran konut fiyatlarının düşüşe geçmesinin önünü açtı. Yabancı sermaye akımının giderek azalması sonucunda inşaat sektörü çok ciddi finansman sorunu yaşamaya başladı. Bu sorunu aşmak için özellikle 2018 yılında birçok konut kampanyası düzenlendi.” dedi.

Gürses, en büyük destekçilerinin kamu bankaları olduğu bu suni destek kampanyalarının, eğer vatandaştan gelecek bir talep yoksa, piyasayı canlandırmak için yeterli olamayacağını vurguluyor.

İnşaat Şirketlerinin borçları 372 milyar TL’yi buldu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) Eylül 2018 verilerine göre toplam kredilerin yaklaşık yüzde 15’ini, inşaat sektörüne verilen kredi miktarı oluşturuyor. 217 milyar Türk Lirası nakdi kredi kullanan inşaat şirketleri, teminat mektubu karşılığı da 155 milyar TL kredi kullanmış.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2018 Eylül ayında Türkiye genelinde konut satışları,  bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9.2 oranında azalarak 127 bin 327 oldu. Bunun yanında ilk kez satılan konut sayısının da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 14 azaldığı görülüyor.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği’nin hazırladığı Eylül 2018 Sektör Raporu’nda yer alan şu tespitler inşaattaki büyük tehlikeyi ortaya koyuyor;

  • Yılın ikinci çeyreğinde İnşaat sektörü ile Türkiye ekonomisinin büyümesi arasındaki paralellik önemli ölçüde kayboldu.
  • İnşaat sektöründe çeyrek dönemlerde üst üste süren hızlı büyüme, yerini çok ciddi yavaşlamaya bıraktı.
  • İnşaat sektörü güven endeksi, ölçülmeye başlandığı 2010 yılından bu yana en düşük seviyesine indi.

800 bin konut elde kaldı

Son günlerde basında, Hazine ve Maliye Bakanlığı‘nın, yürüttüğü çalışma kapsamında Emlak Konut‘un kendi değerlediği fiyat ile stoktaki konutları satın alarak şirketlerin borç sorununu çözecek bir kaynak yaratacağı haberleri yer aldı. Plana göre;

  • satış bedelinin yüzde 70’i ile firmaların banka borcu ödenecek,
  • yüzde 30’luk kısım ise firmalara verilerek kendi işlerinde kullanılması sağlanacak.

Ekonomi yönetimi tarafından yalanlanmamakla birlikte henüz resmi olarak da açıklanmayan bu yöntem, acaba inşaat sektörünü içinde bulunduğu kriz ortamından çıkarabilecek mi?

İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) ve Teknik Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım bu konuyla ilgili DW Türkçe’ye açıklamada bulundu. Durbakayım, Hazine ve Maliye Bakanlığı‘nın konut sektörüne yönelik bir envanter çalışması başlattığını ve bu konuda inşaat sektöründen de bilgi istediğini belirtti.

Yeni ruhsatlar alımlarında yüzde 50 düşüş var

Durbakayım, Türkiye genelinde şu anda yaklaşık olarak 800 bin konutun elde kaldığını, bu konuda hükümetin ne tür bir adım atacağını henüz bilmediklerini ifade etti.

Durbakayım; “Ancak hükümetin çıkaracağı envanter sonrasında ortaya koyacağı plan ve programla bu konutların 3-5 ayda satılabilmesini bekliyoruz.” şeklinde değerlendirdi.

Sektördeki sorunun yalnızca elde kalan konutlar olmadığını ifade eden İNDER Başkanı, yeni yatırımlarda da sorun olduğuna işaret etti. Son yıllara kadar yıllık 1,3 milyon adetlere varan konut satışlarına ulaştıklarını hatırlatan Durbakayım, Türkiye’de son 1 yılda yeni alınan inşaat ruhsatlarında yüzde 50’ye varan bir gerileme olduğunun altını çizdi.

Bunun yanında tüm inşaat malzemelerine ortalama yüzde 60 zam geldiğini dile getiren Durbakayım, bu maliyet artırıcı gelişmelere rağmen konut fiyatlarına zam yapamadıklarını vurguladı.

Bu durum Bankacılık Sektörü için de bir tehdit

İnşaat sektöründen gelen temkinli açıklamalara rağmen, ‘inşaat şirketlerinin kredi borcu’ sorunu acil bir eylem planını zorunlu kılmakta.

Bu konuda Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Karatepe de DW Türkçe’ye konuştu. İnşaat sektörünün diğer sektörlerle yakın ilişkisi olduğunu ifade eden Karatepe, konut stoğu konusundaki sıkıntıların tüm alanlarda hissedilen bir sıkıntı haline gelmiş olduğunu vurguladı.

Karatepe, İnşaat şirketlerinin bugün itibariyle 372 milyar TL’yi bulan borçlarını ödeyemez hale geldiklerine dikkat çekti. Prof. Karatepe;

“Çok ciddi olan bu kredi riski, bankacılık sektörünü de tehdit eder bir hale geldi. Buna karşın dünyada hiçbir ülke satılmayan konutları kamu kaynakları ile satın alma yoluna giderek, halka ilave borç yaratacak bir sonuca yol açmayı göze alamaz. Şayet bu uygulama hayata geçerse, inşaat sektörünün borçlarını üstüne almak suretiyle devlet, ortaya çıkan sorunların faturasını vatandaşa çıkarmış olur. Peki o zaman devlet, yarın satılamayan otomobilleri de mi satın alacak? Ekonomideki mevcut sorunları bu şekilde palyatif çözümlerle değil, krizin yaşandığı gerçeğini kabul etmek suretiyle gerçekçi çözümler üreterek aşabiliriz.” dedi.

Kaynak; © Deutsche Welle Türkçe‘den Aram Ekin Duran

Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ de Konkordato Talebinde Bulundu!

Hülya Koçyiğit’in kızı ve damadına ait olan Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ de konkordato talebinde bulundu. 3 otelin sahibi ünlü aile dava dilekçesinde, borçlarına erteleme ve taksitlendirme talep etti.

Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ

Yüzde 100’ü Ender Alkoçlar’a ait, toplam 1400 yatak kapasiteli 3 otelin işletmecisi Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ de konkordato talebinde bulunan firmalara eklendi.

Hürriyet muhabirinin yaptığı habere göre, 1950’li yıllardan beri turizm sektöründe faaliyet gösteren Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ de konkordato talep etmek durumunda kaldı. İstanbul Ticaret Mahkemesi‘ne dava dilekçesi ile başvuran ünlü ailenin turizm şirketi Alkoçlar, borçlarına 9 ay erteleme talebi ile 3 eşit taksitte 3 yıllık ödeme planı teklifinde bulundu.

Kemer, Bodrum ve Alaçatı’daki toplam 1400 yatak kapasiteli 3 otelin işletmeciliğini yapan Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ, İstanbul Ticaret Mahkemesi’nde geçtiğimiz hafta dava açmak suretiyle konkordato talep etti. Dava dilekçesinde gerekçe olarak 2015 yılından beri yaşanan bazı olumsuzlukların sektörel anlamda turizmi de olumsuz etkilediği belirtildi. Bu süreçten Alkoçlar’ın da etkilendiği kaydedilen dava dilekçesinde; hak edişlere karşın tahsilatların uzun vadeli çeklerle yapılması sebebiyle mali dengelerinin sarsıldığı kaydedildi.

Dava dilekçesinde Alkoçlar, şirketin vadesi gelen borçlarını ödeyememe ve icra takipleri baskısıyla faaliyetlerini sürdürememe noktasına geldiği, sonuç olarak faaliyetlerini tahliye etme durumu ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. 2019 yılı turizm sezonundan ve sonrasından ümitli olduklarını ifade eden Alkoçlar, kurlardaki artış avantajı ve uzun vadeye yayılan alacaklarının tahsili ile ödemeler dengesini tekrar kurabileceklerini belirtti.

Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ sunduğu dava dilekçesinde, şu an için 64.8 milyon Türk Lirası olan borçlarının ödenmesi için süre talebinde bulundu. Şirket avukatı Emre Ergenç tarafından açılan konkordato dava dilekçesinde; borçlara 9 ay erteleme talebi ile, 3 yıl içinde 3 eşit taksit halinde gerçekleşecek bir ödeme planı teklifinde bulunuldu.

Bankalardan Kredi Alamıyoruz

Avukat Ergenç yaptığı açıklamada, bu başvuru ile tüm paydaşların korunmasının amaçlandığını ifade etti. Ergenç; “Bin 300 kişinin istihdam edildiği şirketin devamlılığını sağlamak istiyoruz. Bankalardan yüksek faizle dahi kredi alamıyoruz. Bu sebeple geçici bir nakit sıkışıklığı yaşıyoruz. Nakit akışını düzenlemek ve yeni sezona sorunsuz girebilmek için vadeli konkordato talep ettik. Bu suretle borçları yeniden yapılandırabileceğiz.” dedi.

Geçtiğimiz Ay Kuşadası Alkoçlar Adakule Otel’e İcra Gelmişti

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde hizmet veren Alkoçlar Adakule Otel‘e geçtiğimiz Eylül ayı başında, kira alacağının mülk sahibine ödenmemesi üzerine haciz gelmişti. Tatile gelen 700 tatilci, İcra Müdürlüğü tarafından gelen haciz nedeniyle, polis nezaretinde tahliye edilmiş, tatilciler çevredeki otellere yerleştirilmişti.

4 Bankanın Kredi Notu Düştü

Fitch Ratings Türkiye’den 4 Banka için kredi notunu düşürme kararı aldı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu; Anadolubank, Fibabanka, Odeabank ve Şekerbank’ın kredi notunu düşürdü.

Banka

TÜRKİYE’DEN 4 BANKA İÇİN KREDİ NOTUNU  DÜŞÜRME KARARI ALDI

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu;

Anadolubank ve Fibabanka’nın uzun vadeli kredi notlarını BB-‘dan B+&ya,

Odeabank’ın notunu BB-‘den B’ye ve

Şekerbank’ın kredi notunu B+’dan B’ye indirdi.

Bu bankaların Yaşayabilirlik Notlarını da düşüren Fitch, notları olası bir indirim için izlemeden çıkardı, görünümlerini ‘negatif’ olarak belirledi.

KARARDA ÇOK SAYIDA FAKTÖRÜ ETMEN

Not indiriminin sebebi ile ilgili Fitch; ekonomide sert bir iniş yaşanması ve yatırımcı güveninde kötüleşme riskini de hesaba kattıklarını, son dönemde piyasa oynaklığı döneminde bankaların performanslarına, varlık kalitelerine, likidite ve fonlama profillerine yönelik artan riski yansıttığını ifade etti.

Kaynak; https://www.sondakika.com/haber/haber-fitch-ratings-turkiye-den-4-bankanin-notlarini-11224780/