Eyy Beyaz Yakalılar! Dilencilikte daha çok para var(!)

Türkiye’de Beyaz Yakalılar için maalesef gün geçtikçe işler daha da zorlaşıyor.
Mimarlığı bırakıp dilenci olmaya karar veren bir sözlük yazarı, dilencilikte daha çok para olduğu tespitinde bulunmuş(!)

Beyaz Yakalılar mı yoksa Dilenciler mi

İş hayatı Beyaz Yakalılar için mi yoksa Dilenciler için mi daha avantajlı?

Mimarlığı bırakıp dilenci olmaya karar veren bir sözlük yazarı, hayatı sorgulatan isyanı ile insanı derin düşüncelere sevk edebilecek bir haykırışta bulunmuş.

Türkiye’nin büyük şehirlerinden birinde yaklaşık 7 yıldır mimarlık yapan birinin haklı isyanı; “Mezun olunca bol para kazanacağım hayaliyle okuduğum mesleğe 1.800 Türk Lirası maaşla başladım. Üstelik gece gündüz de çalışıyordum.”

Beyaz Yakalılar adına bir Mimarın ilk 7 mesleki yılı

Birinci yıl;

  • Hiç izin yapmadım.
  • Tam 7 ay süren bir uygulama projesinin teknikerliğini yaptım. Yaklaşık 6 ayında ekstra mesai yaptım. Yaklaşık 2 ayında sabahladım.

İkinci yıl;

  • Teknikerliğe devam ettim. mimarlığın Çizim yapmaktan başka bir şey olmadığını düşünmeye başladım.
  • Maaşıma 200 lira zam yapıldı. Sigortam asgari ücretten yatırılmaya devam etti.

Üçüncü yıl;

  • Müteahhit görüşmelerini de yaptım. Belediye görüşmelerine otobüsle gittim. Evrak işleri peşinde koştum.
  • Maaşıma 250 lira zam yapıldı. Sigortam, aldığı yapım işinde mimar çalışan göstermek zorunda olan bir şirket tarafından yapılmaya başlandı. Yani bonservisim olmadan satıldım. Üstelik ekstra maaş almadım.

Dördüncü yıl;

  • Tek başıma mimari projenin her detayına hakimdim. Üstüne 3 boyutlu görsel çalışmalar da yapıyordum.
  • Maaşıma 250 lira daha zam yapıldı.

Beşinci Yıl;

  • Artık ofisi ben yönetiyordum. Patron dışarda iş peşinde koşuyordu. Şirket sahiplerinin inşaat işine de girmesiyle şantiye gezmeye başladım.
  • Maaşıma 300 lira zam yapıldı.

Altıncı yıl;

  • Yurtdışında (Irak) antrepo, lüks konut, stadyum gibi işlerin proje çalışmalarını yürüttüm ve yönettim. 6 kez Irak’a gittim. İlk kez aldığım pasaport harcımı kendim ödedim.
  • Maaşıma 200 lira zam yapıldı. Bu yılın 5 ayı maaşım geç yattı.

Yedinci yıl;

  • 3 tane kentsel tasarım projesi çalışması yaptım. Yaklaşık 10 ha, 7 ha ve 17 ha’lık alanlarda kentin rögar kapağının yerine kadar tasarladım, kontrol ettim ve işi yürüttüm.
  • Maaşıma zam yapılmadı. şirkete %20 ortaklık teklif edildi. Kabul etmedim. Çıkacağımı söyleyince 500 lira zam yapıldı. Bugün itibarıyla mesleği bırakıyorum.

Gelelim sebeplerine;

  1. yıl: 21.600 TL
  2. yıl: 24.000 TL
  3. yıl: 27.000 TL
  4. yıl: 30.000 TL
  5. yıl: 33.600 TL
  6. yıl: 36.000 TL
  7. yıl: 42.000 TL

olmak üzere toplam kazandığım para: 214.200 TL oldu.

Peki Dilencilerin hesabı nasıl?

1- Işıklarda duranlar

Normal bir trafik akışının olduğu yolda Trafik lambası yaklaşık 5 dakikada 1 kez kırmızı yanıyor. Aslında daha kısaları da mevcut ama biz bu örnek üzerinden gittik. Kırmızı ışığın yanma süresi en az 20 saniyedir. Trafik lambası 1 kez kırmızı yandığında, 1 kişi en az 2 lira toplayabiliyor.

  • 5 dakikada : 2 TL
  • 60 dakikada : 24 TL
  • 10 saat üzerinden günde : 240 TL
  • 1 ayda : 7.200 TL

2- Kalabalık bir sokağın kaldırımında duranlar

Dilencinin önünden dakikada 50 kişi geçiyor ve bunların yalnızca 1 tanesi 1 lira veriyor. Başarı oranı sadece yüzde 2.

  • 1 dakikada : 1 TL
  • 60 dakikada : 60 TL
  • 10 saat üzerinden günde : 600 TL
  • 1 ayda : 18.000 TL

3- Cami önünde duranlar

Birinci hesapla neredeyse aynı, ancak erkekler için zor. Zabıta falan hikayeleri. Başarı oranı düşük ama hesap aynı. Üstelik cuma günleri daha bereketli geçiyor.

  • 1 dakikada : 1 TL
  • 60 dakikada : 60 TL
  • 10 saat üzerinden günde : 600 TL
  • 1 ayda : 18.000 TL

Şimdi soruyorum size; Beyaz Yakalılar mı, Dilenciler mi?

Bu trafik ışıklarında dilenciler, bu cami önlerindeki teyzeler, sokaklarda sabahtan akşama kadar oturan eli kolu sağlam insanlar neden dileniyor?

Beyaz yakalıların yakasına yapışmış vergiler, ödediği borçlar, yasal olmak için elinden geleni yapmasına rağmen hiç bir şeye sahip olamamış insanlar neden devam ediyor mesleklerine?

Bugün tüm beyaz yakalıları, sigortası asgari ücretten yatan tüm çalışanları, çıkıp trafik ışıklarında, köşe başlarında, cami önlerinde dilenmeye davet ediyorum.

Çıkın ve yardım isteyin. Ben istiyorum, Çünkü geçinemiyorum.

2 yıl önce yazılmış bu haklı isyana sonuna kadar katılıyorum. Peki günümüzde nasıl?

İşsiz yüzlerce beyaz yakalılar (mimar ve mühendis) iş umuduyla oradan oraya koşuşturuyor. İşverenler “piyasa kötü” deyip geçiştirirken, iyi bir meslek sahibi olma uğruna okuduğumuz bu meslek bize evde bilgisayar başında oturup, iş aramaktan başka ne sunuyor?

Tabi bir yandan da yeni açılan mimarlık bölümleri ve oralardan mezun olacak yeni mezun mimarlar…

2 yıl önce isyan ettiğimiz maaşlara razıyız, yeter ki piyasa açılsın ve en azından işsiz kalmayalım…

Mimarlığı Bırakıp Dilenci Olmaya Karar Veren Bir Sözlük Yazarının Hayat Sorgulatan İsyanı başlıklı yazı seyler.eksisozluk.com.tr internet sayfasında 24 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanmıştır.

Kaynak; Mimar Aynur Duysak

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney @mithatgny

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

700 Yıllık Tarihi Osmanlı Köyü Cumalıkızık!

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan 700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık, İş adamı Murat Uysal’ı kendisine bağladı. İş adamı Uysal, emekli olduktan sonra Cumalıkızık’ta harabe bir konağı alıp restore ettirdi.

700 yıllık Osmanlı köyü Cumalıkızık

700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık’ta Osmanlı konağı satın alıp restore ettirdi

700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık, 42 yılını İstanbul‘da gıda sektöründe geçiren iş adamı Murat Uysal’ı cezbetti. Uysal, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nce (UNESCODünya Mirası Listesi‘ne alınan Cumalıkızık‘ta harabeye dönmüş bir Osmanlı konağını satın alıp restore ettirdi. Tarih meraklısı iş adamı Uysal, konakta hem yaşıyor hem de turizm hizmeti sunuyor.

AA muhabirinin yaptığı habere göre Murat Uysal, İstanbul’daki şirketini kardeşlerine devrettikten sonra hayalindeki emekliliği yaşamak için 5 yıl önce, Cumalıkızık’ta yıkılmak üzere olan harabe şeklindeki bir Osmanlı Konağı‘nı satın aldı. Uysal, mimar kardeşinin yardımıyla yaklaşık 4 yıllık süreçte konağı aslına uygun olarak restore ettirdi.

İş adamı, ciddi maliyetle aslına uygun olarak yenilediği, tarihe uygun eşyalarla donattığı konağın üst katında kendisi yaşarken, zemin katı ve bahçesinde de müşterilerine hizmet veriyor.

Uysal, “Cumalıkızık, 700 yıllık bir Osmanlı köyü. Çok fazla özellikleri var. Manevi duyguları tarihle birleştirdiğimizde çok güzel bir hayat ortaya çıkıyor. Buraya çok çabuk alıştım. Sanki 50 yıldır burada yaşıyor gibiyim. Yörenin insanları çok sıcakkanlı.” dedi.

Konağı harabe vaziyette aldık

Konağın restore edilmesinde kardeşinin emeğinin büyük olduğunu anlatan Uysal, şunları söyledi;

“Benim böyle bir işletme hayalim vardı. Kardeşim çok emek verdi. Onun emeklerinin heba olmasını istemedim. Konağı aldığımızda harabeydi. Çatısı yok gibiydi. Giriş kısmı ahır, bir tarafı da samanlıktı. Üst kısmındaki evde ise yaşlı bir ninemiz vardı, o vefat etti. Burasının benim yaşam alanım olduğunu daha iyi anladım. Emekliliğimin tadını güzel şekilde çıkarabileceğimi, insanlara tarihle ilgili bir şeyler anlatabileceğimi düşündüm.”

Restorana ‘Diriliş Konağı’ adını verdiğini ifade eden Uysal, “Ben hep bir arayış içindeyim. Yaşlılarla oturup sohbet etmeyi severim. Yaşlılarımız bizim için tarihi birer hazine. Cumalıkızık yolları Osmanlı’nın ince düşüncesiyle yapılmış mühendislik harikası. Ortasından geçen kanalcık var. Gelen suların bu kanalcıktan akması sayesinde kimsenin evine su girmez.” diye konuştu.

Uysal, restorasyonun 4 yıl sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Her türlü izini alındıktan sonra tarihi dokuya zarar vermeden aslına uygun restore edildi. Bahçesinde de çevre dizaynı yaptık. Yaklaşık 900 metrekare civarında. İş adamlığını bırakıp emekliliğin de tadını çıkarıyorum. Restoranımızda da kahvaltı ve yemek türlerini sunuyoruz. Özellikle köy kahvaltımızda doğal ürünlere ağırlık veriyoruz. Bölgede kırsal alanlarda yaşayanlarca yapılan ürünleri veriyoruz kahvaltıda. Gözleme için hazır yufka kullanmıyor, burada çalışan kadınlarımız anlık olarak açıyor. Doğum günü ve özel günlerde de halkımıza hizmet veriyorum. Üst katında da kendim yaşıyorum.”

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/tarih-meraki-700-yillik-osmanli-koyune-yatirim-yaptirdi/1316191

Sonsuz Şükran Köyündeki Kerpiç Evler

Konya ili Hüyük ilçesindeki Sonsuz Şükran köyündeki kerpiç evler betonarme evlere alternatif oldu.

Kerpiç Evler

Köyde 9 yıl önce sanatçılar tarafından özgün tasarıma sahip olarak kurulan kerpiç evler, çok katlı betonarme binalar alternatif olarak ön plana çıkmakta.

Sonsu Şükran köyü, Konya Hüyük ilçesinde tamamı sanatçılar tarafından inşa edilmiş kerpiç evler den oluşmaktadır. Köy, gerek ortaya çıkış hikayesi, gerekse de otantik mimarisi ile kentin stresli hayatından uzaklaşmak isteyenlerin tercih ettiği bir mekan haline geldi.

Beyşehir Gölü‘ne kıyısı bulunan ilçeye bağlı Çavuş Mahallesi’nde 9 yıl önce kurulan köy, her  sene düzenlenen festivaller aracılığıyla daha da tanınır hale geliyor. Tüm evler Selçuklu mimari çizgileri de dikkate alınarak, toprak, saman, ve ahşaptan düz dam şeklinde yapılmak suretiyle geleneksel kerpiç mimarisinin günümüzdeki önemli örnekleri arasında yer alıyor.

İstanbul başta olmak üzere yurdun farklı şehir merkezlerinden insanlar, en fazla iki katlı, cumbalı olarak her biri özgün tasarımla inşa edilen toprak evlerin yer aldığı Sonsuz Şükran köyüne geliyor.

Bu yönüyle kerpiç evler, yüksek katlı beton binalara bir alternatif olarak ön plana çıkıyor. Tamamlandığında 30 evden oluşmuş olacak Sonsuz Şükran köyü, yüksek lisans ve doktora tezlerine de araştırma konusu oluyor.

Doğal ortamda yeşille içiçe oluşturulan bu özgün evler, başta Konya ve çevre illerden gelen gelin ve damatlar için düğün fotoğrafı çekim platosuna dönüşüyor.

Gerçek Yaşamı Hissediyorum

AA muhabirinin yaptığı habere göre; aynı zamanda köy sakinlerinden olan, sanat tanıtım yönetmeni Fügen Akkemik, yaptığı açıklamada, toprak yapıların insanın doğasına en uygun mimari yapılar olduğunu, kerpiç evlerin doğal klimatik özelliğinin bulunduğunu ifade etti.

Akkemik, her sene nisan başında köye geldiğini, ekim sonunda İstanbul’a geri döndüğünü belirttiği konuşmasında; “İstanbul’dan buraya geldiğim zaman gerçek yaşamı burada hissediyorum.” dedi.

Akkemik, insanoğlunun yaratıldığı topraktan uzaklaştığı oranda, beton binalardaki yaşama kıyasla hata yaptığını, oysa kerpiç evlerde birkaç gün geçirilen zamanın şehir hayatlarında nasıl bir durum içerisinde bulunduklarını ortaya koyacağını söyledi.

Kerpiç Evlere Geri Dönmeliyiz

Kerpiç Evlere Geri Dönmeliyiz

Fotoğraf sanatçısı İbrahim Göksungur, yaz sıcağını ve kış soğun direk emen betonun kerpice göre çok daha sağlıksız bir yapı malzemesi olduğunu söyledi.

Göksungur, kerpiç evlerin binlerce yıllık tarihi olduğunu belirterek; “8 seneden beri yaz aylarında gelip kerpiç evimde yaşıyorum. Ayrılıp şehre, beton evime gittiğimde bu kadar rahat edemiyorum. Tekrar kerpiç evlere geri dönmeliyiz. Kerpiç ev, iki kata kadar çok rahat yapılabilmektedir.” dedi.

Ressam Kamer Batıoğlu’na göre de kerpiç evlerin en sevilen yönü, ‘nefes almaları’. Batıoğlu; “8 ay kapalı kalmasına rağmen, kapısını açtığımızda evimiz sanki hiç kapalı kalmamış gibi temiz bir hava hakim olmuş oluyor. Her sene bahar geldiğinde İstanbul’dan adeta koşarak geliyoruz. Burada nefes aldığımızı hissediyor, geceleri çok rahat uyuyoruz. Evin içi yazın serin, kışın ılık oluyor. Şömineyi hafif bir şekilde yaksak bile evin içi hemen ısınıyor.” dedi.

Toplu Konutları da yatay mimaride inşa edebiliriz

Yüksek mimar Nurettin Ekinci, kerpiç evler ve toprak yapı malzemesi üzerine çalışmalar yaptığını, toprağın bir yapı malzemesi olarak binlerce yıldır Anadolu’da kullanıldığını vurguladı.

Birçok ülkede konutların dikey mimari yerine yatay mimaride imal edildiğini belirterek, şöyle dedi;” Ülkemizde özellikle son yıllarda kentsel dönüşüme ağırlık veriliyor. Fakat az katlı evler yıkılıp, yerlerine çok katlı apartmanlar inşa ediliyor. Toplu konutları da yatay mimaride planlayabiliriz. Modern bir yapı malzemesi olarak toprağı ve kerpiçi rahat bir şekilde yeni inşa edeceğimiz projelere entegre edebiliriz. Toprak yapının önemini kavrayan bilimsel çevre, insanları ekolojik kerpiç evlere yönlendirmekte.”

Bu konuda Sonsuz Şükran köyünün en güzel örnek olduğunu vurgulayan Ekinci; “Toprak kullanmak suretiyle de toplu konut yapılabildiğinin en iyi ispatı burasıdır. Bu konuda endişesi ve sorusu olanlar için kapımız her zaman açıktır. Sektörel açıdan kamu bu konuyu destekler ve halkı bu yönde teşvik ederse, ekonomi açısından da inşaat malzemesinde dışa bağımlılığımızı büyük oranda azaltmış oluruz. Modern toprak yapı malzemesi, her türlü hava koşuluna uygun, sağlıklı bir yapı malzemesidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Muhabir; KONYA – Muhammed Ali Akman

Eyüpsultan Kovuk Kemer Restorasyonu

16’ncı yüzyılda yapılan, mimarlığını Mimar Sinan’ın yaptığı, Eyüpsultan Kovuk Kemer restorasyon çalışmaları havadan görüntülendi.

Eyüpsultan Kovuk Kemer

20 milyon liraya mal olacak olan Eyüpsultan’daki Kovuk Kemer’in restorasyon çalışmaları devam ediyor.

Eyüpsultan‘da bulunan, 16’ncı yüzyıl Osmanlı dönemi sanat yapılarından olduğu belirtilen, 408 metre uzunluğa, 35 metre yüksekliğe sahip olan Kovuk Kemer’in mimarlığını Mimar Sinan yapmıştır. Restorasyonu devam eden Eyüpsultan Kovuk Kemer’in restoresi yaklaşık 20 milyon liraya mal olacak.

Kovuk Kemer, Eğri Kemer ve Kırık Kemer gibi isimlerle de anılmaktadır. Kemere ait hava görüntülerinde; 3 katında toplam 31 farklı kemer gözünün görüldüğü tarihi kemerin belirli gözlerindeki yıpranmalar dikkati çekmektedir.

Restorasyon 2020 Yılında Bitecek

Hava fotoğraflarından görüldüğü kadarıyla, tarihi kemerin duvarlarındaki bazı taşların kırılmış olduğu tespit edilmiştir.

2020 yılında tamamlanması öngörülen kemerdeki restorasyon çalışmaları, İSKİ tarafından yürütülmektedir. Restorasyon çalışmalarına uzman bir ekip de destek vermektedir. Çalışmalar sayesinde tarihi yapının gelecek nesillere sağlam bir şekilde aktarılması sağlanacak.

Hasibe Karadağ – Ahmet Faruk Sarıkoç

Kaynak ; http://www.iha.com.tr/haber-restorasyonuna-baslanan-eyupsultandaki-kovuk-kemer-havadan-goruntulendi-741649/

Dünyanın Meşhur Camileri

Dünyada kendine has tasarımıyla öne çıkan birçok görkemli cami bulunmaktadır. Bu camiler sahip oldukları ihtişamları ile görenlerin gözlerini kamaştırmaktadır. İşte Dünyanın Meşhur Camileri ‘nden bazıları;

1-ŞAH ÇERAĞ CAMİİ

İran‘ın Şiraz kentinde bulunan Şah Çerağ Camii, dünyadaki en ihtişamlı camilerden birisidir. Bu kutsal mekan. Farsça’da ‘Işıkların kralı- Işık şahı’ anlamına gelen Şah Çerağ ismini almıştır. Şah Çerağ, 14. yüzyılda yapılan bir yapı olmakla birlikte bugünkü halini 20. yüzyılda almıştır. Zaman içerisinde eskiyen bölümler tekrar elden geçirilmek surtiyle günümüzdeki görkemli haline dönüştürülmüştür. İhtişamındaki en önemli pay ise, adını almasında etkili olan ışığıdır.

2- LALA MUSTAFA PAŞA CAMİİ

Şimdiki ismiyle Lala Mustafa Paşa Camii olarak bilinen bu mimari eser, Kıbrıs‘ın Gazimağusa kentinde Luzinyan döneminde gotik mimariyle yapılmış “St Nicholas Katedrali” olup, Osmanlı İmparatorluğu‘nun 1571 yılında Kıbrıs’ı ele geçirmesiyle beraber camiye çevrilmiştir. Daha sonra gotik mimarisi kullanılarak minare eklenmiş olan Lala Mustafa Paşa Camii, geçmişte bir çok kral ve kraliçenin taç giydiği şehrin en önemli anıtı ve simgesidir. Lala Mustafa Paşa Camii, gerek mimari yapısı, gerekse de şehirle olan uyumu ile bu tarz yapılara verilecek en önemli örneklerdendir.

3- MESCİD-İ HARAM

Dünya üzerinde inşa edilen ilk mescit olan Mescid-i Haram,  dünyadaki tüm müslümanların hac ve umre vazifelerini yerine getirmek için gittikleri Kâbe-i Muazzama‘yı da kapsayan mekanın adıdır. Mescid-i Haram’ın içerisinde bulunan Kâbe, Hz. İbrahim tarafından inşa edilmiş olup, müslümanların kıblesidir. Müslümanların kıblesi Mescid-i Haram’dan önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa idi. Kabe, zaman içerisinde birçok defa değişikliğe uğramış, günümüzde ilaveler ile birlikte 361.000 metrekarelik bir alanyla en son halini almıştır.

4- PEMBE CAMİ

İran‘ın bir başka dünyaca ünlü camisi Şiraz kentindeki Nasır El-Mülk Camii‘dir. Çoğunlukla “Pembe Cami” olarak bilinmekle birlikte; “Renkli Camii”, “Gökkuşağı Camii” veya “Kaleidoscope (sürekli değişen manzaralı) Camii” şeklinde de isimlendirilir. Bu alanda, ışık ve ibadet iç içe girer. Gün doğumu ile cami hayat bulur ve renkler, dönen dervişler gibi gün boyu dans ederek dolaşır; zemin, duvarlar, kemerler ve yükselen kuleler üzerinde yansır. 5- SULTAN AHMET CAMİİ
Sultan Ahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında Osmanlı Padişahı Sultan I. Ahmed tarafından, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılan camidir. İstanbul’daki tarihî yarımadada bulunan Sultan Ahmed Camii; mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve ana kubbe ve yarım kubbelerinin içi de yine mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca “Mavi Cami (Blue Mosque)” olarak adlandırılır. Ayasofya’nın 1934 yılında müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul‘un ana camii konumuna ulaşmıştır.

6- WILAYAH PERSEKUTUAN CAMİİ

Malezya‘nın başkenti Kuala Lumpur’da bulunan Wilayah Persekutuan Camii, mimarisinin güzelliğiyle görenleri büyüler.

7- PUTRA CAMİİ

Yine Malezya‘da bulunan görkemli camilerden biri de Putra Camii olup, en belirgin özelliği, işlemeleriyle kendine hayran bırakan büyük ve küçük pembe kubbeleridir. Bu özelliğinden dolayı Pembe Cami olarak ta bilinir. Putra Camii’nin duvarlarında ağırlıklı olarak cam malzemelerin yanı sıra, büyüleyici bir güzelliğe sahip gül işlemeleri ve mermer oymalar dikkat çeker. Kubbesinde pembe granitin kullanıldığı Putra Camii’nin avlusu, birbirinden güzel süslemeli havuz ve sütunlardan oluşturulmuştur.

8- PETERSBURG MERKEZ CAMİ

Petersburg Merkez Camii, Rusya‘nın St. Petersburg kentinde bulunur. Dönemin Buhara Emiri Sayid Abd-al Ahad Han, cami arazisi ve yapımı için büyük mali destek sağlamıştır. Caminin temeli 1909 yılında, Rusya İmparatorluğu döneminde, 2. Nikolay’ın izni ile atılmıştır. 49 metre yüksekliğinde iki minaresi ve 39 metre yüksekliğinde kubbesi olan caminin inşası, mimar Nikolay Vasilev ve mühendis Stepan Kriçinski tarafından gerçekleştirildi. İnşaatın mimarisinde Türkistan sanatından esinlenildiği görülür. Cami 1920 yılında tam olarak ibadete açıldı.

9- KUL ŞERİF CAMİİ

Kul Şerif Camisi, Rusya’ya bağlı olan Tataristan Cumhuriyeti‘nin başkenti Kazan’da bulunur ve alışık olduğumuz cami mimarisinden farklı bir bakış açısıyla kendisinden oldukça söz ettirir. Cami iki platformdan oluşmakta, üst platform camii olarak, alt platform ise müze ziyaretleri için hazırlanmaktadır. Bayram namazları ve cuma namazları için altı bin kişilik ilave kapasiteli avlusu bulunur.

10- MOSKOVA MERKEZ CAMİİ

5000 kişilik Moskova Merkez Camii, Rusya Müslümanları Dini İdaresi tarafından Rusya‘nın başkenti Moskova’da inşa ettirilmiştir. Caminin iç dekorasyonu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından, klasik Osmanlı sanatı üslubuyla yaptırıldı. Toplam kapalı alanı yaklaşık 19 bin metrekare olan Moskova Merkez Camisi’nde aynı anda 10 bin kişi namaz kılabilecek. Caminin kubbe yüksekliği 46, kubbe çapı 22 metre, iki büyük minaresinin uzunluğu ise 81 metredir.

11- PEMBE CAMİ

Pembe Cami, Filipinler‘in Maguindanao eyaletindeki Datu Suudi Ampatuan kasabasında bulunur. Sevgi, barış ve karşılıklı anlayışı sembolize ettiğine inanıldığı için masalsı pembe renkte inşa edilen cami, 2014 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır.

12- SULTAN QABOOS BÜYÜK CAMİİ

Etkileyici bir mimari eser olan Sultan Qaboos Büyük Camii, Umman Sultanlığı’nın başkenti Maskat‘ta bulunur. İç görünümüyle göz kamaştıran caminin cephesi de Hint kumtaşı ile inşa edilmiş olup, doğal çevre ile mükemmel bir renk uyumu sağlamaktadır.

13- ŞEYH ZAYED CAMİİ

Şeyh Zayed Camii, Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi‘dedir ve 2007 yılında halka açılmıştır. Kullanılan bir çok malzemenin Türkiye, Yeni Zelanda, Almanya gibi dünyanın birçok farklı ülkesinden getirildiği Şeyh Zayed Camii, İslam kültürünü sergilemenin yanında diğer dinlerle karşılıklı etkileşimi de desteklemeyi amaçlamaktadır.

Kaynak; https://www.sondakika.com/fotogaleri/dunyanin-en-gorkemli-camileri/