Otel Gibi Yayla Evi!

Gümüşhane’nin Taşköprü Yaylası’nda yan yana yapılan otel görünümündeki aynı renkte ve aynı mimaride 6 adet müstakil yayla evi, görenleri şaşırtıyor.

Yayla Evi

Otel görünümlü müstakil Yayla Evi

Gümüşhane ilinin Taşköprü Yaylası‘nda yan yana yapılan aynı renkte ve aynı mimarideki 6 adet müstakil yayla evi, görenler tarafından otel sanılıyor.

İHA muhabiri Ozan Köse’nin yaptığı habere göre, yayla sakinlerinden Muhammet Kibar, aynı mimari ile yapılan 6 evin amcaları ve akrabaları tarafından yapıldığını belirtti. Kibar, yayla evlerinin 2014-2015 yıllarında inşa edildiğini, amcalarının yaylaya yaraşır bir ev yapmak istediklerini ve bu konuda bir araştırma yaptıklarını kaydetti.

Kibar; “Araştırma neticesi, bölgenin kışın fazla kar almasını ve çatısının fazla kar tutmamasını da hesap ederek, amcamız Avrupa‘da görmeye alışık olduğumuz mimaride bir ev yaptılar. Ardından diğer amcalarım ve akrabalarım da görüntüyü bozmamak ve güzel bir iz bırakmak adına bu şekilde yan yana yayla evi yaptılar” dedi.

Kibar, yaylaya çıkan yerli ve yabancı turistlerin yayla evlerini görünce otel veya turistik tesis sanarak konaklamak istediğini belirtti. Kibar;

“Aynı mimari görünümde yapılan 6 yayla evinin tamamını akrabalarımız kullanmakta. Bu evler yaylaya gelen turistlerin çok ilgisini çekiyor. Bize, `Bunlar otel mi?` diye soruyorlar. Amcalarım, göze güzel görünmesi için çok çaba sarfettiler. Çok emek verdiler. Yaylanın havasını, doğasını bozmayacak şekilde inşa ettiler. Bu yayla evlerine ‘Yeşil Dam Evleri‘ ismini koydular ve bir de tabela yaptılar. Evler dışarıdan tek blok halinde ancak içinde 2 katlı olarak kullanılıyor” şeklinde konuştu.

Kibar, 6 yayla evinin toplamda yaklaşık 500 bin Türk Lirası gibi bir rakama mal olduğunu sözlerine ekledi.

Sonsuz Şükran Köyündeki Kerpiç Evler

Konya ili Hüyük ilçesindeki Sonsuz Şükran köyündeki kerpiç evler betonarme evlere alternatif oldu.

Kerpiç Evler

Köyde 9 yıl önce sanatçılar tarafından özgün tasarıma sahip olarak kurulan kerpiç evler, çok katlı betonarme binalar alternatif olarak ön plana çıkmakta.

Sonsu Şükran köyü, Konya Hüyük ilçesinde tamamı sanatçılar tarafından inşa edilmiş kerpiç evler den oluşmaktadır. Köy, gerek ortaya çıkış hikayesi, gerekse de otantik mimarisi ile kentin stresli hayatından uzaklaşmak isteyenlerin tercih ettiği bir mekan haline geldi.

Beyşehir Gölü‘ne kıyısı bulunan ilçeye bağlı Çavuş Mahallesi’nde 9 yıl önce kurulan köy, her  sene düzenlenen festivaller aracılığıyla daha da tanınır hale geliyor. Tüm evler Selçuklu mimari çizgileri de dikkate alınarak, toprak, saman, ve ahşaptan düz dam şeklinde yapılmak suretiyle geleneksel kerpiç mimarisinin günümüzdeki önemli örnekleri arasında yer alıyor.

İstanbul başta olmak üzere yurdun farklı şehir merkezlerinden insanlar, en fazla iki katlı, cumbalı olarak her biri özgün tasarımla inşa edilen toprak evlerin yer aldığı Sonsuz Şükran köyüne geliyor.

Bu yönüyle kerpiç evler, yüksek katlı beton binalara bir alternatif olarak ön plana çıkıyor. Tamamlandığında 30 evden oluşmuş olacak Sonsuz Şükran köyü, yüksek lisans ve doktora tezlerine de araştırma konusu oluyor.

Doğal ortamda yeşille içiçe oluşturulan bu özgün evler, başta Konya ve çevre illerden gelen gelin ve damatlar için düğün fotoğrafı çekim platosuna dönüşüyor.

Gerçek Yaşamı Hissediyorum

AA muhabirinin yaptığı habere göre; aynı zamanda köy sakinlerinden olan, sanat tanıtım yönetmeni Fügen Akkemik, yaptığı açıklamada, toprak yapıların insanın doğasına en uygun mimari yapılar olduğunu, kerpiç evlerin doğal klimatik özelliğinin bulunduğunu ifade etti.

Akkemik, her sene nisan başında köye geldiğini, ekim sonunda İstanbul’a geri döndüğünü belirttiği konuşmasında; “İstanbul’dan buraya geldiğim zaman gerçek yaşamı burada hissediyorum.” dedi.

Akkemik, insanoğlunun yaratıldığı topraktan uzaklaştığı oranda, beton binalardaki yaşama kıyasla hata yaptığını, oysa kerpiç evlerde birkaç gün geçirilen zamanın şehir hayatlarında nasıl bir durum içerisinde bulunduklarını ortaya koyacağını söyledi.

Kerpiç Evlere Geri Dönmeliyiz

Kerpiç Evlere Geri Dönmeliyiz

Fotoğraf sanatçısı İbrahim Göksungur, yaz sıcağını ve kış soğun direk emen betonun kerpice göre çok daha sağlıksız bir yapı malzemesi olduğunu söyledi.

Göksungur, kerpiç evlerin binlerce yıllık tarihi olduğunu belirterek; “8 seneden beri yaz aylarında gelip kerpiç evimde yaşıyorum. Ayrılıp şehre, beton evime gittiğimde bu kadar rahat edemiyorum. Tekrar kerpiç evlere geri dönmeliyiz. Kerpiç ev, iki kata kadar çok rahat yapılabilmektedir.” dedi.

Ressam Kamer Batıoğlu’na göre de kerpiç evlerin en sevilen yönü, ‘nefes almaları’. Batıoğlu; “8 ay kapalı kalmasına rağmen, kapısını açtığımızda evimiz sanki hiç kapalı kalmamış gibi temiz bir hava hakim olmuş oluyor. Her sene bahar geldiğinde İstanbul’dan adeta koşarak geliyoruz. Burada nefes aldığımızı hissediyor, geceleri çok rahat uyuyoruz. Evin içi yazın serin, kışın ılık oluyor. Şömineyi hafif bir şekilde yaksak bile evin içi hemen ısınıyor.” dedi.

Toplu Konutları da yatay mimaride inşa edebiliriz

Yüksek mimar Nurettin Ekinci, kerpiç evler ve toprak yapı malzemesi üzerine çalışmalar yaptığını, toprağın bir yapı malzemesi olarak binlerce yıldır Anadolu’da kullanıldığını vurguladı.

Birçok ülkede konutların dikey mimari yerine yatay mimaride imal edildiğini belirterek, şöyle dedi;” Ülkemizde özellikle son yıllarda kentsel dönüşüme ağırlık veriliyor. Fakat az katlı evler yıkılıp, yerlerine çok katlı apartmanlar inşa ediliyor. Toplu konutları da yatay mimaride planlayabiliriz. Modern bir yapı malzemesi olarak toprağı ve kerpiçi rahat bir şekilde yeni inşa edeceğimiz projelere entegre edebiliriz. Toprak yapının önemini kavrayan bilimsel çevre, insanları ekolojik kerpiç evlere yönlendirmekte.”

Bu konuda Sonsuz Şükran köyünün en güzel örnek olduğunu vurgulayan Ekinci; “Toprak kullanmak suretiyle de toplu konut yapılabildiğinin en iyi ispatı burasıdır. Bu konuda endişesi ve sorusu olanlar için kapımız her zaman açıktır. Sektörel açıdan kamu bu konuyu destekler ve halkı bu yönde teşvik ederse, ekonomi açısından da inşaat malzemesinde dışa bağımlılığımızı büyük oranda azaltmış oluruz. Modern toprak yapı malzemesi, her türlü hava koşuluna uygun, sağlıklı bir yapı malzemesidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Muhabir; KONYA – Muhammed Ali Akman

Eyüpsultan Kovuk Kemer Restorasyonu

16’ncı yüzyılda yapılan, mimarlığını Mimar Sinan’ın yaptığı, Eyüpsultan Kovuk Kemer restorasyon çalışmaları havadan görüntülendi.

Eyüpsultan Kovuk Kemer

20 milyon liraya mal olacak olan Eyüpsultan’daki Kovuk Kemer’in restorasyon çalışmaları devam ediyor.

Eyüpsultan‘da bulunan, 16’ncı yüzyıl Osmanlı dönemi sanat yapılarından olduğu belirtilen, 408 metre uzunluğa, 35 metre yüksekliğe sahip olan Kovuk Kemer’in mimarlığını Mimar Sinan yapmıştır. Restorasyonu devam eden Eyüpsultan Kovuk Kemer’in restoresi yaklaşık 20 milyon liraya mal olacak.

Kovuk Kemer, Eğri Kemer ve Kırık Kemer gibi isimlerle de anılmaktadır. Kemere ait hava görüntülerinde; 3 katında toplam 31 farklı kemer gözünün görüldüğü tarihi kemerin belirli gözlerindeki yıpranmalar dikkati çekmektedir.

Restorasyon 2020 Yılında Bitecek

Hava fotoğraflarından görüldüğü kadarıyla, tarihi kemerin duvarlarındaki bazı taşların kırılmış olduğu tespit edilmiştir.

2020 yılında tamamlanması öngörülen kemerdeki restorasyon çalışmaları, İSKİ tarafından yürütülmektedir. Restorasyon çalışmalarına uzman bir ekip de destek vermektedir. Çalışmalar sayesinde tarihi yapının gelecek nesillere sağlam bir şekilde aktarılması sağlanacak.

Hasibe Karadağ – Ahmet Faruk Sarıkoç

Kaynak ; http://www.iha.com.tr/haber-restorasyonuna-baslanan-eyupsultandaki-kovuk-kemer-havadan-goruntulendi-741649/

‘Merzifon Arastası’ Geleneksel Alışverişin Simgesi

AA, Tarihi Yaşatan Çarşılar bölümünde, Amasya ili Merzifon ilçesindeki tarihi Merzifon Arastası ele alındı. ‘Merzifon Arastası’ Geleneksel Alışverişin Simgesi.

Amasya Merzifon Arastası

Yüzyıllardır bölgenin ticaret merkezi olma özelliğini koruyan, ayakkabıcı, terzi, kasap, pideci gibi  pek çok esnafın faaliyet gösterdiği tarihi Merzifon Arastası; yüzyıllardır bölgenin ticaret merkezi olma özelliğini koruyor.

17. yüzyılda Amasya ili, Merzifon ilçesinde yapılan Karamustafa Paşa Külliyesi içindeki en önemli yapılardan olan geleneksel alışverişin simgesi tarihi bedesten, etrafındaki esnafa ekmek kapısı oluyor.

Bakırcılık, semercilik gibi meslekleri yüzyıllardır ayakta tutmaya çalışan, geleneksel Osmanlı mimarisini yansıtan tarihi çarşı, yöresel ürünleri ve nostaljik yapısıyla kente gelen ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Kına gecesi, düğün, doğum, bayram gibi özel gün alışverişleri, yöresel yiyecekler, geleneksel el sanatları ürünleri almak isteyenler, 300 dükkanın faaliyet gösterdiği Merzifon Arastası’nın yolunu tutuyor.

Merzifon Arastası, ilçenin stratejik yapısı dolayısıyla, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kervanların sıkça uğramasıyla ekonominin canlı tutulduğu tarihi bir çarşıdır

Bu Dokuyu Gelecek Nesile Taşımalıyız

Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı, yaptığı açıklamada, Merzifon Arastası’nda ticaretle birlikte tarihin canlı olduğunu söyledi. Kargı, şöyle devam etti:

“Bizim için çok önemli olan geleneksel alışverişin, geleneksel yaşamın her boyutunu görebileceğiniz arastada 300’e yakın esnaf var. Burası bizim için çok kıymetli, çünkü kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizin burada kaybolmadığını görüyoruz. Berberi, terzisi, ayakkabıcısı, lokantacısıyla yaklaşık 500 yıllık bir tarih var ve bu tarihi dokunun içerisinde alışveriş yapıyorsunuz. Ben yorulduğum anlarda kendimi bu çarşıya atıyorum. Çünkü burada gerçek bir yaşam, yüzyıllardır süregelen bir gelenek var.”

Başkan, çarşıda ticaretin geleneklere ve eski esnaf kültürüne göre sürdürüldüğünü vurguladı. Kargı, aynı iş kolunda çalışan bir esnafın siftah ettikten sonra, “Ben siftah yaptım, karşı komşum siftah yapmadı, alışverişini oradan yap” dediği geleneğin devam ettiğini anlattı.

Bu dokuyu gördükçe sorumluluklarının farkına vardığını ifade eden Kargı; “Vatandaşlarımızı eşini, çocuğunu yanına alıp bu arastayı gezmeye davet ediyorum. Alışveriş yapmasalar dahi burada insanlar huzuru bulacaktır. Buranın nasıl yüzyıllar öncesinden bu zamana kadar geldiğini biliyorsak, bizim de sonraki yüzyıllara bu dokuyu taşımamız gerekiyor.” ifadesini kullandı.

60 yıldır arastada terzilik yapan Ahmet Alataş; Çarşı bizler için bir ekmek kapısı olmanın huzur kaynağı anlamına da geliyor. Burada bir kültürü, bir tarihi yaşatmaya çalışıyoruz. Çok şükür, bugüne kadar getirdik. Tek hayalimiz bu çarşının, en önemlisi buradaki kültürün devam etmesi.” şeklinde konuştu.

Selimiye Camisi Bayram Boyunca Doldu Taştı

Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Selimiye Camisi, Kurban Bayramı tatilinde ilgi odağı oldu.

Edirne Selimiye Camisi

Kurban Bayramı tatilinde Edirne’ye gelen yerli ve yabancı turistler, Selimiye Camisi‘ne yoğun ilgi gösterdi.

Mimar Sinan’ın ustalık eseri ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Selimiye Camisi, bayram tatilinde ilgi odağı oldu. Çeşitli illerden gelen vatandaşlar, yurt dışında yaşayan Türkler ve yabancı turistler mimari şaheseri ziyaret etti.

Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bayram tatilinde kentteki ve Saros Körfezi’ndeki otellerin dolduğunu söyledi.

Ege ve Akdeniz kıyılarına gitmeyenlerin tatilini kısa turlar yaparak Edirne ve Trakya’daki tatil yörelerinde geçirdiği belirten Hacıoğlu, “Kısa turlarla Edirne’ye gelenler UNESCO Kültür Mirası Selimiye’yi görmeden gitmediler. Bayramdan önce 150 bin ziyaretçi beklediğimizi belirtmiştik ancak gördüğümüz kadarıyla ziyaretçi sayısı bizim beklentimizin iki katına çıktı.” diye konuştu.

Selimiye Camisi önemli bir kültür ve ibadet merkezi

Selimiye Camisi’nin önemli bir kültür ve ibadet merkezi olduğunu ifade eden Hacıoğlu, şunları kaydetti:

“Selimiye Camimizi 300 bin kişi ziyaret etti. Çok şükür bu yıl hem anavatana gelirken hem de giderken gurbetçilerimiz camimize uğradılar. Dolayısıyla bu da ayrı bir memnuniyet oluşturdu. Bu hem kentimizin ekonomisine hemde turizmine büyük katkı sağladı. Selimiye ile tarihi camilerimiz de çok sayıda ziyaretçi aldı. Edirne Kültür ve Turizm Müdürlüğü Turizm Enformasyon Büromuz bayramın birinci gününden itibaren açıktı ve görevlilerimiz Edirne’ye gelen tarihi ve turistik yerleri görmek isteyenleri bilgilendirdi.”

“Selimiye inanç turizminin merkezi”

Selimiye Camisi İmam Hatibi ve müezzini Yusuf Serenli de Selimiye Camisi’nin hem ibadet hem de kültürel anlamda çok önemli bir cami olduğunu söyledi.

Selimiye’nin inanç turizminin merkezi olduğunu belirten Serenli, “Camimiz hem yurt içi hem de yurt dışından çok sayıda ziyaretçi alıyor ancak bayram dolayısıyla bu sayı daha da arttı. Bu dönemde gurbetçilerimiz yaşadıkları ülkeye dönerken camimizi ziyaret edip memlekete veda ettiler. 24 saat bu yoğunluk devam ediyor. Her yaş grubundan ziyaretçimiz var. Çocuklar, büyükler, orta yaşlılar herkes Selimiye’de. Selimiye’deki turizm hareketliliği kente de ekonomi anlamında katkı sağlıyor.” diye konuştu.

“Müthiş güzellikte ve mimaride”

İstanbul’dan gelen Aziz Yurt da Selimiye Camisi’ni yıllardır merak ettiğini, ziyaret etmenin bu yıl nasip olduğunu ifade etti.

Kars’tan gelen Serhat Ekinci ise bayram tatili dolayısıyla Edirne’de bulunduğunu belirterek, “Selimiye çok güzel bir cami, tarihi güzellikleri açıkça gösteriyor.” diye konuştu.

Selimiye Camisi’ni “müthiş güzellikte ve mimaride” diye tanımlayan Kasım Sezer de “Daha önce gelmiştim ama her geldiğimde Selimiye’yi görmeden, burada ibadet etmeden Edirne’den ayrılmam. Rabb’im burayı yapanlardan ve yaptıranlardan razı olsun.” şeklinde konuştu.

Ahmet Tezcan da yıllık iznini Türkiye’de geçirdiğini ve Almanya‘ya dönmeden önce Selimiye Camisi’ni ziyaret ettiğini kaydetti.

EDİRNE – CİHAN DEMİRCİ

Başkentin Kültür Hazinesi: Roma Hamamı

Roma Hamamı Açık Hava Müzesi, içerisinde barındırdığı mezar stelleri, kitabeler ve mimari parçalardan oluşan bölümleriyle Ankara’nın tarihine ışık tutuyor.

Roma Hamamı

TRT Haber Kültür Sanat kategorisinde değinilen habere göre; Roma Hamamı Açık Hava Müzesi, içerisinde barındırdığı mezar stelleri, kitabeler ve mimari parçalardan oluşan bölümleriyle Ankara‘nın tarihine ışık tutuyor.

Ankara Roma Hamamı
Başkent Roma Hamamı
.

Kaynak; https://www.trthaber.com/foto-galeri/baskentin-kultur-hazinesi-roma-hamami/19243/sayfa-1.html

Dünyanın Meşhur Camileri

Dünyada kendine has tasarımıyla öne çıkan birçok görkemli cami bulunmaktadır. Bu camiler sahip oldukları ihtişamları ile görenlerin gözlerini kamaştırmaktadır. İşte Dünyanın Meşhur Camileri ‘nden bazıları;

1-ŞAH ÇERAĞ CAMİİ

İran‘ın Şiraz kentinde bulunan Şah Çerağ Camii, dünyadaki en ihtişamlı camilerden birisidir. Bu kutsal mekan. Farsça’da ‘Işıkların kralı- Işık şahı’ anlamına gelen Şah Çerağ ismini almıştır. Şah Çerağ, 14. yüzyılda yapılan bir yapı olmakla birlikte bugünkü halini 20. yüzyılda almıştır. Zaman içerisinde eskiyen bölümler tekrar elden geçirilmek surtiyle günümüzdeki görkemli haline dönüştürülmüştür. İhtişamındaki en önemli pay ise, adını almasında etkili olan ışığıdır.

2- LALA MUSTAFA PAŞA CAMİİ

Şimdiki ismiyle Lala Mustafa Paşa Camii olarak bilinen bu mimari eser, Kıbrıs‘ın Gazimağusa kentinde Luzinyan döneminde gotik mimariyle yapılmış “St Nicholas Katedrali” olup, Osmanlı İmparatorluğu‘nun 1571 yılında Kıbrıs’ı ele geçirmesiyle beraber camiye çevrilmiştir. Daha sonra gotik mimarisi kullanılarak minare eklenmiş olan Lala Mustafa Paşa Camii, geçmişte bir çok kral ve kraliçenin taç giydiği şehrin en önemli anıtı ve simgesidir. Lala Mustafa Paşa Camii, gerek mimari yapısı, gerekse de şehirle olan uyumu ile bu tarz yapılara verilecek en önemli örneklerdendir.

3- MESCİD-İ HARAM

Dünya üzerinde inşa edilen ilk mescit olan Mescid-i Haram,  dünyadaki tüm müslümanların hac ve umre vazifelerini yerine getirmek için gittikleri Kâbe-i Muazzama‘yı da kapsayan mekanın adıdır. Mescid-i Haram’ın içerisinde bulunan Kâbe, Hz. İbrahim tarafından inşa edilmiş olup, müslümanların kıblesidir. Müslümanların kıblesi Mescid-i Haram’dan önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa idi. Kabe, zaman içerisinde birçok defa değişikliğe uğramış, günümüzde ilaveler ile birlikte 361.000 metrekarelik bir alanyla en son halini almıştır.

4- PEMBE CAMİ

İran‘ın bir başka dünyaca ünlü camisi Şiraz kentindeki Nasır El-Mülk Camii‘dir. Çoğunlukla “Pembe Cami” olarak bilinmekle birlikte; “Renkli Camii”, “Gökkuşağı Camii” veya “Kaleidoscope (sürekli değişen manzaralı) Camii” şeklinde de isimlendirilir. Bu alanda, ışık ve ibadet iç içe girer. Gün doğumu ile cami hayat bulur ve renkler, dönen dervişler gibi gün boyu dans ederek dolaşır; zemin, duvarlar, kemerler ve yükselen kuleler üzerinde yansır. 5- SULTAN AHMET CAMİİ
Sultan Ahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında Osmanlı Padişahı Sultan I. Ahmed tarafından, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılan camidir. İstanbul’daki tarihî yarımadada bulunan Sultan Ahmed Camii; mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve ana kubbe ve yarım kubbelerinin içi de yine mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca “Mavi Cami (Blue Mosque)” olarak adlandırılır. Ayasofya’nın 1934 yılında müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul‘un ana camii konumuna ulaşmıştır.

6- WILAYAH PERSEKUTUAN CAMİİ

Malezya‘nın başkenti Kuala Lumpur’da bulunan Wilayah Persekutuan Camii, mimarisinin güzelliğiyle görenleri büyüler.

7- PUTRA CAMİİ

Yine Malezya‘da bulunan görkemli camilerden biri de Putra Camii olup, en belirgin özelliği, işlemeleriyle kendine hayran bırakan büyük ve küçük pembe kubbeleridir. Bu özelliğinden dolayı Pembe Cami olarak ta bilinir. Putra Camii’nin duvarlarında ağırlıklı olarak cam malzemelerin yanı sıra, büyüleyici bir güzelliğe sahip gül işlemeleri ve mermer oymalar dikkat çeker. Kubbesinde pembe granitin kullanıldığı Putra Camii’nin avlusu, birbirinden güzel süslemeli havuz ve sütunlardan oluşturulmuştur.

8- PETERSBURG MERKEZ CAMİ

Petersburg Merkez Camii, Rusya‘nın St. Petersburg kentinde bulunur. Dönemin Buhara Emiri Sayid Abd-al Ahad Han, cami arazisi ve yapımı için büyük mali destek sağlamıştır. Caminin temeli 1909 yılında, Rusya İmparatorluğu döneminde, 2. Nikolay’ın izni ile atılmıştır. 49 metre yüksekliğinde iki minaresi ve 39 metre yüksekliğinde kubbesi olan caminin inşası, mimar Nikolay Vasilev ve mühendis Stepan Kriçinski tarafından gerçekleştirildi. İnşaatın mimarisinde Türkistan sanatından esinlenildiği görülür. Cami 1920 yılında tam olarak ibadete açıldı.

9- KUL ŞERİF CAMİİ

Kul Şerif Camisi, Rusya’ya bağlı olan Tataristan Cumhuriyeti‘nin başkenti Kazan’da bulunur ve alışık olduğumuz cami mimarisinden farklı bir bakış açısıyla kendisinden oldukça söz ettirir. Cami iki platformdan oluşmakta, üst platform camii olarak, alt platform ise müze ziyaretleri için hazırlanmaktadır. Bayram namazları ve cuma namazları için altı bin kişilik ilave kapasiteli avlusu bulunur.

10- MOSKOVA MERKEZ CAMİİ

5000 kişilik Moskova Merkez Camii, Rusya Müslümanları Dini İdaresi tarafından Rusya‘nın başkenti Moskova’da inşa ettirilmiştir. Caminin iç dekorasyonu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından, klasik Osmanlı sanatı üslubuyla yaptırıldı. Toplam kapalı alanı yaklaşık 19 bin metrekare olan Moskova Merkez Camisi’nde aynı anda 10 bin kişi namaz kılabilecek. Caminin kubbe yüksekliği 46, kubbe çapı 22 metre, iki büyük minaresinin uzunluğu ise 81 metredir.

11- PEMBE CAMİ

Pembe Cami, Filipinler‘in Maguindanao eyaletindeki Datu Suudi Ampatuan kasabasında bulunur. Sevgi, barış ve karşılıklı anlayışı sembolize ettiğine inanıldığı için masalsı pembe renkte inşa edilen cami, 2014 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır.

12- SULTAN QABOOS BÜYÜK CAMİİ

Etkileyici bir mimari eser olan Sultan Qaboos Büyük Camii, Umman Sultanlığı’nın başkenti Maskat‘ta bulunur. İç görünümüyle göz kamaştıran caminin cephesi de Hint kumtaşı ile inşa edilmiş olup, doğal çevre ile mükemmel bir renk uyumu sağlamaktadır.

13- ŞEYH ZAYED CAMİİ

Şeyh Zayed Camii, Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi‘dedir ve 2007 yılında halka açılmıştır. Kullanılan bir çok malzemenin Türkiye, Yeni Zelanda, Almanya gibi dünyanın birçok farklı ülkesinden getirildiği Şeyh Zayed Camii, İslam kültürünü sergilemenin yanında diğer dinlerle karşılıklı etkileşimi de desteklemeyi amaçlamaktadır.

Kaynak; https://www.sondakika.com/fotogaleri/dunyanin-en-gorkemli-camileri/