Capital Dergisi, Türkiye’nin 500 büyük şirketini ortaya koyan Capital500 21 araştırmasını ağustosta yayınladı.

Dergi, bu yıl ağustos sayısında 21’ncisini hazırladığı Capital500 21 araştırmasını yayınladı.

Listenin ilk sırasında 53 milyar 948 milyon 110 bin TL ciroyla Tüpraş yer alırken, onu THY ve Petrol Ofisi takip etti.

70 yeni şirketin katıldığı Capital500 liginin ilk 50’sinde İnşaat şirketleri de var.

Türkiye ekonomisi, 2017’de kaydettiği yüzde 7,4’lük büyüme oranı ile OECD ülkeleri içinde yüzde 8,4 büyüyen İrlanda’dan sonra en hızlı büyüyen ülke oldu.

Dünyadaki büyüme trendinin ülkemize olumlu yansımasının yanı sıra içerde büyümenin en büyük tetikleyicisi olarak Kredi Garanti Fonu uygulaması ve ekonomik faaliyeti desteklemeyi hedefleyen teşvikler öne çıktı.

2016 yılında nominal olarak yüzde 10,2 büyüme yaşayan Capital500 şirketlerinin toplam cirosu, 2017 yılında yüzde 31,0 oranında büyüyerek son 10 yılın en ciddi artışını sergiledi.

Reel anlamda da 2016’da yüzde 2,3’lük büyüme yaşayan Capital500 cirosu, geçtiğimiz yıl yüzde 18,3’lük büyüme yakaladı. Bu oran da 2011’den itibaren yaşanan en yüksek büyüme oranı.

Kaynak: https://www.haberturk.com/turkiye-nin-500-buyuk-sirketi-aciklandi-2085112-ekonomi

İnisiyatif

İnisiyatif

Ebeveyn olarak evlatlarımızın, yöneticiler olarak ta çalışanlarımızın her daim yanlarında olamayacağımız kesin.

Normal şartlar altında bir gün bu dünyadan göçüp gitmek ve onları bu hayatın zorluklarıyla karşı karşıya bırakmak durumunda kalacağız. Akreplerle, çakallarla, çiyanlarla dolu bu dünyada ayakta kalabilmek hiç de kolay değil.

Onun için biz yokken de kendi başlarının çaresine bakabilmeleri gerektiği bilincinde olmalıyız. Karşılaştıkları güçlüklerle mücadele edip, önlerine çıkan engelleri birer birer aşabilmeliler. İnisiyatif kullanıp kendi kararlarını alabilmeliler.

Koruyucu, kollayıcı rolüne bazen öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi, bireyin deneyimlemesine ve özgüven kazanmasına engel oluyoruz. Aslında bunu onların iyiliği için yaptığımıza inanıyoruz. Onlara karşı sevgimizin bir tezahürü olarak, onları tercih yapma zahmetinden kurtarmak istiyoruz belki. Ancak atladığımız bir husus var; bir gün kendi sorumluluklarını sırtlanmak durumunda kalacaklar. Biz kendimiz onların yerine geçme fikrinden vazgeçelim. Onların yerine kendimizi koyup, onlara yol gösterelim. Bu şekilde karar almalarında destek mahiyetinde rehberlik etmeliyiz.

Her zaman için tek bir doğru yoktur. Biz geçmişteki benzer bir problemi kendi yöntemimizle çözmüş olabiliriz. Bunu bizden sonrakilerle paylaşalım. Fakat ya bu süre zarfında yeni bir teknik, bilgi veya yöntem ortaya çıkmışsa? Dolayısıyla onlarla etkili iletişim içerisinde olalım ve kişisel gelişimlerine önerilerde bulunalım. Onları cesaretlendirmek suretiyle sorumluluk almalarını ve inisiyatif kullanmalarını sağlayalım.

Diğer bir deyişle; çocuğumuzun okul ödevini, veya bir çalışanımızın raporunu kendimiz hazırlamayalım. Ona yardımcı olup, kendi imkanlarıyla tamamlamasını sağlayalım. İlk etapta bunun zor olan seçenek olduğunu biliyorum. Fakat sonrası için gelişme sağladıkça üzerimizden yük aldığını ve günü gelince kendi kanatlarıyla uçabileceğine gururla şahit olacağız.

“Çocuğumu okuttum, evlendirdim ama hala beklenen atılımı gerçekleştiremedi.” diyen ebeveyn otursun bunun sebeplerini bir düşünsün.

“Üff herşeyi de bana danışıyorlar.” diyen yönetici de kendine sorsun; “Acaba bireylere inisiyatif kullanma yetkisi veriyormuyum?” diye.

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Gelişim için Değişim Şarttır

Gelişim için Değişim

Gelişim için Değişim Şarttır

“Gelişim için değişim şarttır.” Bunu herkes bilir ve söyler.

Ama çoğu kimse; “Şu huyum veya davranışım beğenilmiyor, demek ki hoş değil, hadi bunu düzelteyim.” deme cesaretini gösteremez. Cesaret diyoruz, çünkü bunun kararını verebilmek için ciddi efor sarfetmek gerekir. Her daim değişime karşı bir direnç vardır. Daha önce denenmeyen şey, o ana kadar imkansız gibi gözükür. Aslında olgunlaşmanın şifresidir değişim. Zira olumlu yöndeki değişim, gelişimi tetikler. O da olgunlaşmayı doğurur. Bunun için de ilk önce iç alemimizde, yani beynimizde bunun kararını vermeliyiz.

Ondan sonrası emin olun çok daha kolaydır;

“Eğer yumurta içeriden kırılırsa hayat başlar, eğer yumurta dışarıdan kırılırsa hayat sona erer.” sözünün sırrı budur.

Değişime herkesten önce kendimiz inanmalı ve değişime kendimizden başlamalıyız. Dünya çapındaki düşünürümüz Hz.Mevlana’nın; “Ne olursan ol, gel.” davetinin anlamı şudur; Sen gelmeye (yani değişmeye) karar verebildiysen, değişimi içselleştirmişsin demektir. Biz de gelişim ile ilgili bilgi ve yöntemlerimize güvendiğimize göre; olumlu yönde inkişaf yani kişisel gelişim kaçınılmazdır. Yoksa, “her ne şekildeysen gel, ye iç sonra da o halinle geri dön.” demek değildir.

Bir düşünelim, olduğumuzdan çok daha iyi bir konumda olmayı arzuluyoruz. Fakat hergün aynı şeyleri yapıyoruz. Bu mantiken izah edilebilir mi? Bu mümkün mü?

Üstelik içerisinde bulunduğumuz devir bilgi çağıdır. Bilgi o kadar hızlı akıyor ki, o ana kadar hayatı ucundan yakalamış olsak bile bu hızlı değişime ayak uydurmanın yolu kendimizi yenilemekten geçiyor.

Bunun bir diğer önemi de şudur; Hep şu şekildeki sersenişleri duyarız;”ne olacak bu toplum, nedir bu toplumun hali?” Oysa ki içerisinde bulunduğumuz toplumun genetik yapısını bireyler oluşturur.

Peki; “Biz bireyler olarak olduğumuz yerde sayarsak, toplum halinde nasıl ilerleriz?”

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Hayallerinizin Peşinden Gidin / Go in the direction of your dreams

Hayallerinizin Peşinden Gidin

Hayallerinizin peşinden gidin.

“Eğer hayalleriniz sizi ürkütmüyorsa, yeterince büyük olmadıklarındandır.” [1]

Çünki hayal, hedefin anasıdır. Evet kavram olarak soyut bir kavramdır. Fakat bu kurduğumuz hayaller bir realite yani gerçeklilik filtresinden geçmek suretiyle hedefe dönüşürler. O an havada gibi gözüken kavram, ayakları yere basar hale geldiğinde yani ulaşılma ihtimali kazandığında artık somut bir proje olmuştur. Dolayısıyla ne kadar çok hayal kurarsak, o kadar çok yeni bir fikir üretmiş oluruz.

Mesela;

Hayal uçmaktır, hedef ise insanı uçuran bir araç icat etmektir. Hayal suyun üstünde yürümektir, hedef ise yüzen bir araç imal etmektir.

Bir amacınız oluştuğunda artık bir planı yapın ve ona ulaşmak için bu planı uygulayın. Siz; “İlk adımınızı inançla atın. Tüm merdiveni görmek zorunda değilsiniz, yeter ki siz ilk adımı atın.” [2] Bu uğurda kararlı olun. “Siz kendinize inanın başkaları size inanacaktır.” [3] Ve sizi kabullenecektir.

“Adımlarken Galata Kulesi’nin basamaklarını uçup uçmayacağını bilmiyordu Hezarfen, bir tek şeyden emindi; inmeyecekti yürüyerek çıktığı merdivenlerdenden.” [4] Bu iş planınızı uygularken zaman zaman önünüze engeller çıkacaktır. Ve siz bu problemlere karşı birer çözüm geliştirmek durumunda kalacaksınız. Bu suretle yol haritanızı güncellemek suretiyle rotanıza kaldığınız yerden devam edeceksiniz.

“İyi şeyler inandığında, daha iyi şeyler sabrettiğinde ve en iyi şeyler hiç vazgeçmediğinde gelir.” [5]

Başarı göstereceğinize dair özgüveninizi hiçbir zaman yitirmeyin.

Hedefinizi yakaladığınızda hissedeceğiniz hazzı asla tarif edemezsiniz. Tüm çabalarınıza rağmen ulaşamadığınızda da; “nasip değilmiş” dersiniz. Belki de zamanı henüz gelmemiştir. Ancak hiçbir çaba boşuna değildir. Gün gelip gerekli şartlar oluştuğunda o bayrağı bir başkası devralıp sonuç elde edecektir. Siz de en azından; “deneseydim kesin yapardım” ukdesinden kurtulmuş olursunuz.

“Olduğu kadar, olmadığı kader.” [6]

[1] Anonim [2] Martin Luther King [3] Montaigne [4] Sunay Akın [5] Anonim [6] Hz.Şems-i Tebrizi

Go in the direction of your dreams. You can never describe the pleasure you feel, when you catch it. If you can’t, in spite of your best efforts, you could say; “It wasn’t destined.” You will at least get rid of the thought “If I’d tried, I would do it of course”. 

Yours,

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Başarı Asla Tesadüfi Değildir / Success is never a coincidence

Başarı asla tesadüfi değildir

Başarı asla tesadüfi değildir. Zira başarı; toplam kalite yönetimi gerektirir.

Toplam kaliteden murat; belli bir seviyeye çıkmakla beraber o noktada uzun süre kalabilmektir. Bu da; bir kurum politikası, bunu uygulayacak ekip ve icraat 3’lüsü ile başarılabilir. Kurduğunuz ekibe takım ruhu kazandırabilirseniz artık ortak amaç doğrultusunda çalışabilirsiniz.

Tesadüfi değildirden kastedilen budur. İş planının doğrusal bir grafik izlemesi beklenir fakat gerçek hayatta bu böyle değildir. Hep inişli çıkışlıdır. Bazen bir adım geri gelmek gerekebilir. Bu eğer iki adım ileri götürecekse bizi, hiç problem değildir. İmkansız gibi görüneni denemeli, olmuyorsa tekrar denemeliyiz. Sonuca ulaşacağımız ümidini hiçbir zaman kaybetmemeliyiz.

Bu motivasyonumuzu her zaman korumalıyız. Hayat başlıbaşına bir mücadeden ibarettir zaten. O yüzden önümüze çıkan engelleri sabırlı ve kararlı bir şekilde birer birer aşarak yolumuza devam etmeliyiz. Kararlılık ile hırs arasında ince bir çizgi vardır. Hayal etmek güzeldir, fakat hayal soyut bir kavramdır. Bu hayaller eğer ulaşılma ihtimali kazanmışsa bir hedefe dönüşmüştür. Başarabileceğimize inanarak gerçekleşmesi için uğruna mücadele edilmeye değer bir anlam kazanmıştır.

Onda da esas ‘sürekliliktir.’ Bir kere hedefimize ulaşmayı başarabilmişsek, o çizgide kalabilmek için de gerekeni yapmalıyız. Marka değeri ve kurum kültürü bu şekilde gelişir. Zihnimize sürdürülebiilr başarı kavramını yerleştirmek suretiyle kendimizi ve kurumumuzu gelişen rekabet koşullarına karşı izlenebilir kılabiliriz. “İçinde bulunduğumuz sektörün durumu nedir ve biz ona göre neredeyiz?” sorgu ve analizleri ile ulaştığımız seviyeyi koruma ve sürdürme imkanı bulmuş oluruz. Bu vesile ile de toplam fayda sağlamış oluruz.

Ticari başarımız ve kişisel gelişimimiz bizim için nihai amaç değil, ailemize, vatanımıza ve milletimize faydalı olabilme yolunda birer araçtır.

Success is never a coincidence. Because success requires a total quality management. And essential in it is ‘continuity.’

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

İş Hayatında Doğru İletişim

İş Hayatında Doğru İletişim

İnsan doğası gereği toplumsal bir varlıktır. Tek başına yaşamını sürdüremez, diğer insanlarla iletişim halinde olmaz zorundadır. En az iki insan arasındaki bilgi, davranış, duygu ve düşünce paylaşımının genel adına ise iletişim denir.

İletişim çoğu zaman sözcüklerle gerçekleşse de jest ve mimiklerle, yazı, resim ve sembollerle gerçekleştirilen iletişim türleri de vardır ve insan hayatında en az ilki kadar önemli yer tutar.

2df501c4-dc8c-40b1-9dcb-d6a42356ff73-medium
doğru iletişim

İletişim insanın en temel ihtiyaçlarından biri ve çok daha fazlasıdır. Çünkü hayatımızın her anında, her evresinde istesek de istemesek de sokakta yürürken, otobüse binerken, markette, okulda, hastanede, bir iş görüşmesinde, çalışırken, hatta yolda öylece yürürken, bir fatura ödeme merkezinde sıra beklerken bile diğer insanlarla iletişim kurarız ve bu süreçte takındığımız tavır, kullandığımız sözcükler ve beden dilimiz, içinde bulunduğumuz ruh halini yansıtır.

Bazen kötü bir ruh hali içinde olabiliriz ve bu da çevremize negatif enerji yaymamıza sebebiyet verebilir. Günlük hayatımızda bu durum kimi zaman yakın çevremiz, ailemiz ve arkadaşlarımız tarafından görmezden gelinecek bir şey olsa da, iş hayatında biraz daha, hatta çok daha fazla dikkat edilmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkar. Çünkü iletişimin bu noktası artık kişisel olmaktan çıkmış ve profesyonel hayatın şeklini almış durumdadır.

Doğru iletişim kurma teknikleri:

Sorunlarınızı iş yerinin kapısına asın, çıkarken giyersiniz.
Elbette hepimizin günlük sıkıntıları, ailevi dertleri, hastalıkları ve sorunları var. Kimi ufak tefek, kimi hayatımızın gidişini olumsuz yönde etkileyecek kadar büyük. Bu sebeple gün içerisinde kimi zaman ister istemez motivemizin düştüğü, canımızın sıkıldığı, hayatın “dur” noktasına geldiği anlar olur. Bu durumların iş hayatına yansımaması astlarınızın sizden olumsuz etkilenmemesi ve üstlerinizin sizden şikayetçi olmaması için son derece önemlidir. 

Zira ne demiştik! İş yeri profesyonel bir ortamdır ve kişisel sorunların iş hayatımızı olumsuz etkilemesine izin vermemeliyiz.

Tatlı dil ofiste saygı ve sevgi ortamı yaratır.

Bazen kişisel sebeplerden kaynaklanan stresler yanında iş yoğunluğundan, iş stresinden kaynaklanan can sıkıntıları da olabilir. Ve bu stres ister istemez, mimiklerimize, ses tonumuza yansır. O sırada bize soru soran, bizden cevap bekleyen bir çalışma arkadaşımıza, bir astımıza ve hatta üstümüze sert tepki verebiliriz. Ve bu belki de iş hayatımızdaki önemli olumsuz dönüm noktalarından biridir.

O sebeple sorunun nedeni her ne olursa olsun karşımızdakine pozitif bir iletişimle yaklaşmalıyız.

Doğru mesafe hayat kurtarır.

Tabi ki de iş ortamında arkadaşlarımız olacak. Hatta günümüzün büyük çoğunluğunu iş yerinde geçirdiğimizden, ailemizden çok iş arkadaşlarımızla iletişimde olduğumuzdan belki de en yakın arkadaşlarımız iş ortamından olacak..

Fakat çalışırken o çok yakın arkadaşlık ilişkisini bir kenara bırakmakta fayda var. Çünkü iş yeri fazla samimiyeti hoş görmeyecek kadar resmi bir ortamdır. Kaldı ki bir gün o yakın iş arkadaşınızla aranız bozulduğunda bu yaptığınız işe de yansıyacaktır. İş ortamında bulunmaktan rahatsızlık duyacağınız için veriminiz düşecektir ve bu da hem iş arkadaşlarınız üzerinde hem yöneticilerinizin gözünde olumsuz bir etki bırakacaktır.

Aynı şekilde iş ortamında çok ketum bir duruş sergilemek de çok hoş bir davranış değildir. En iyisi o mesafeyi koruyabilmek ve işten en verimli sonucu almaktır.

Rekabet iyidir. Ayarı kaçmadıkça ve emek hırsızlığına yol açmadıkça…

Malum iş ortamı. .. Herkes üstüne kendini gösterme çabasında. Çünkü herkes yükselme çabasında… Haklı olarak! Ortada bir emek var ve herkes hakettiğini almak ister. Ama bazen öyle bir an olur ki kendimizi müdürümüze kanıtlamak isterken bir başka çalışma arkadaşımızın emeğini çiğneriz, görmezden geliriz ve “ben başardım”cı olmak isteriz. Ama olmaz! Olmamalı! Sakın böyle yapmayın!

Çünkü hırsa bürünmüş bir rekabetin kimseye faydası olmaz. Daha çok zararı olur. O işi senin yapmadığını senin dışında herkes görür ve sen aksini ispatlamaya çalışırken değer kaybedersin. Ya da diyelim ki o değeri kazandın. Çiğnediğin emekle itibar kaybedersin.. Hangisi daha iyi ? Haketmeyi beklemek mi, haketmeden yükselmek mi ?

Herkesin işi kendince değerlidir.

Kimsenin yaptığı işi küçük görme. Kimsenin seni küçük görmesine izin verme. İş ortamı bir çark gibidir. Ve sen o çarkın dişlerinden birisin, diğer arkadaşların gibi. Çarklardan biri bozulsa, kırılsa çark tamamen durur, işlemez. O sebeple şirket içindeki her pozisyona saygı duymalısın.

Özetlemek gerekirse, iş ortamı zamanımızın büyük kısmını geçirdiğimiz resmi bir kurum olduğundan, kurum içinde, arkadaşlarımızla, astlarımızla ve üstlerimizle kurduğumuz iletişim biçimi çok önemlidir.

Doğru iletişim bizi her zaman kendimizden emin kılar ve yaptığımız işteki profesyonelliğimize de yansır.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür eder, İş hayatında başarılı, doğru İletişim dolu mesailer dilerim.

by Duygu Çetin

Hayatınızdaki Zorluklardan Yakınmayın / Do not reproach of the difficulties in your life

Hayatınızdaki zorluklardan yakınmayın

Hayatınızdaki Zorluklardan Yakınmayın

Hayatımızda her daim beklenmedik olaylarla karşı karşıya kalırız. Bu, yüzyüze geldiğimiz yeni sıkıntı ve sorunlar haliyle bizi üzer. Bunları aşmak için sarfettiğimiz çaba da bizi yorar. Aslında doğduğumuzda henüz hiçbir şey bilmiyorduk. O ana kadar öğrendiklerimizi bu süre zarfında yaşadıklarımızdan öğrendik.

Peki, bu öğrenme işinin hayatımızın bir noktasında son bulacağını mı düşünürüz? Mesela okulumuz bittiğinde veya evlendiğimizde veya güzel bir işe girdiğimizde bitmesini mi bekleriz? Evet, bu bilinmedik, beklenmedik veya arzu edilmeyen bir durumla karşı karşıya gelme problemimiz bir gün sona erecek. Ne zaman? Ta ki dokuz tahtaya kafamızı vurunca. O halde, hayatımız boyunca beklemediğimiz veya gerçekleşmesini arzu etmediğimiz sorunlar oluşmaya devam edecektir.

İşin en zor kısmı bunu kabullenmektir. Şayet bu ruh yapısına bürünmeyi başarabilirsek aslında işin çoğunu halletmişiz demektir.

Bundan sonrası için yol haritası gayet basittir; Öncelikle karşılaştığımız problemden en az zayiatla nasıl çıkarız sorusunun çözümüne bakmalıyız. Bilmeliyiz ki; bu olay oluştu ve bu sorunla biz -sadece biz- yüzyüzeyiz. O halde bu zorluğun en kısa yoldande, en az zararla ve en ekonomik yoldan üstesinden gelme şeklini kararlaştırıp, kararımız doğrultusunda plan yapmalı, ardından da bu planımızı uygulamaya koymalıyız.

Bu şekilde, her probleme karşılık bir çözüm geliştirmeyi başarabilirsek, -biz farkında olmadan- zaman içerisinde yol almış oluruz. İşte tecrübe dediğimiz kavram tam da budur. Kişisel gelişimde katedilen olumlu değişimin ölçü birimidir tecrübe.

Ondan sonrasında yapılacak şey bellidir; Aynı olayın tekrar etmemesi için önlem almalıyız ki, mükerrer problemlerden sıyrılıp, farklı yeni deneyimlere hazır olalım. Bu vesıle ile kişisel motivasyonumuzu her daim yüksek tutar, mensubu olduğumuz bünyeye de kurum kültürü kazandırmış oluruz.

O halde; “Hayatınızdaki zorluklardan yakınmayın, zira onlar sizi daha yukarılara çıkaracak asansörlerdir.”

“Do not reproach of the difficulties in your life, because they are the elevators which will lift you higher.”

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

10 Olumlu Düşünme Tekniği

Yaşamın kendisi, bize sunulmuş en değerli hediye. Ancak bazen deneyimlediğimiz olumsuz durumlar, üst üste gelen problemler hayatın tadını çıkarmamıza ve anı yaşamamıza engel olabiliyor.

c630a97b-cce2-4634-80d4-3953d2747204-large
olumlu düşünme tekniği

Tam her şeyi yoluna koyduğumuzu düşünüp hayatın keyfini sürmeye başlamışken, küçücük ve ummadığımız bir problem yaşanan tüm olumlu tecrübeyi bir anda yok edebiliyor.

Neden bu şekilde sonlandı?
Neden ben?
Neden ben de herkes gibi normal bir hayat yaşayamıyorum?
Hiç problem yaşamadan hayatına mutlu devam eden insanlar bunu yapmayı nasıl beceriyor?
Sorun bende mi?

Tabii ki tüm olumsuzlukların bir gecede düzelmesi ve ertesi güne mutlu bir birey olarak uyanmanız gerçekçi bir beklenti değil. Aynı şekilde hayatınız boyunca karşılaşacağınız olumsuz durumları engelleyebilmeniz de mümkün değil. Fakat bu durumlar karşısında nasıl bir tavır izlemeniz gerektiği, olaylara nasıl yaklaştığınız sizin kontrolünüz altında.

10 Olumlu Düşünme Tekniği

1. Hayata ve kendinize güvenin

Her şeyin bir gün yoluna gireceğine emin olun. Kış boyunca çıplak kalmış bir ağaç bahar aylarında çiçekler açar. Hayatınızın kış dönemlerinde meyve alamadığınız için üzülmek yerine, bir gün baharın geleceğine ve her şeyin daha iyi olacağına dair inancınızı koruyun.

Olumsuzlukların yaşamınızı etkilemesine izin vermeyin ve daima pozitif düşünün.

2. Planlarınızda değişiklikler yapın

Bir hatayı bir kez yaptığınızda bu sizin suçunuz değildir, ancak ikinci kez aynı hatayı yapmak sizin elinizdedir. Bir problem çözme aşamasında sürekli aynı çözüm yolunu deniyor ama başarıya ulaşamıyorsanız yeni yollar denemenin vakti gelmiş demektir. Çözüm yollarınızı ya da planlarınızı değiştirmek, gelecekle ilgili hayallerinizden vazgeçmek değil; o hayale ulaşmak için gitmekte olduğunuz yolu değiştirmek anlamına gelir.

3. Meditasyon yapın (Murakabe)

Meditasyon bir çoğumuz için fazla spritüel ve soyut bir uygulama olabilir. Meditasyona yaklaşımınız ne olursa olsun, etkili olduğuna inanın ya da inanmayın, kendinize dönüp bakmak ve iç sesinizi dinlemek için fırsatlar yaratmak size iyi gelecektir.

Kişinin kendisiyle baş başa kalmasını ister meditasyon, ister dua, ister rahatlama olarak adlandırın, ne olursa olsun kendinize zaman ayırmayı unutmayın.

4. Sabırlı olun

Bazen bekleme aşamasında yaşadığımız deneyimler, beklediğimiz şeyden çok daha değerli olabilir. Çünkü bize asıl yol gösteren şey aslında bekleme aşamasında öğrendiklerimiz ve yaşadığımız değişimlerdir.

Hepimizin hayattan az ya da çok bir beklentisi var. Yeni bir iş, birlikte mutlu olabileceğimiz bir sevgili, yeni bir şans… Ne bekliyor olursanız olun, hala bekleme aşamasında olmanız o şeye sahip olmaya henüz hazır olmadığınızın bir göstergesi olabilir.

Beklemek ceza değil, hazırlıktır.

5. Pozitif olmadığınız zamanlarda bile olumlu düşünmeye çalışın

Birileri size ‘’Nasılsın?’’ sorusunu sorduğunda verdiğiniz cevap genelde hep ‘’İyiyim.’’ olur. Olumsuz bir şey yaşamış olsak da, kendimizi kötü hissetsek de karşımızdaki kişiye iyi olduğumuzu yansıtmak, aslında kendi kendimize geliştirdiğimiz bir savunma mekanizmasıdır.

İyi olduğumuzu sürekli tekrar etmek bizi olumsuz düşüncelerden uzaklaştırır ve zamanla daha pozitif hissetmemize yardımcı olur.

Düşüncelerinizi değiştirmek, hayatınızı değiştirmenin ilk adımıdır.

6. Stres yaratan durumlar yerine sahip olduğunuz şeylere odaklanın

Problemlere odaklanmak ve olumsuz düşünmek kolaydır. Ancak yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz olumlu durumlar, olumsuzluklardan sayıca çok daha fazladır.

Olumlu durumlar yerine olumsuz olanlara odaklanmamızın altında ise, olumsuz durumlarla nasıl baş edeceğimizi bilmememiz ve bu durumlara hazırlıksız yakalanmamız yatar.

7. İçinde bulunduğunuz anda yaşayın

Üzerine ne kadar düşünürseniz düşünün, ne kadar hayal kurarsanız kurun ya da ne kadar düşünerek kendinizi meşgul ederseniz edin; geçmiş geçmiştir. Gerçeklerle yüzleşebildiğinizde, geçmişiniz artık size zarar vermez. 

Geçmişte yaşadığınız zorluklara üzülmek yerine yaptığınız hatalardan ders çıkarmaya çalışın.

8. Olayları akışına bırakın

Planladığınız şeylerin yolunda gitmemesinin sebebi, evrenin sizin için yaptığı planların farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir.
Pikniğe gitmeyi planladığınız gün yağmur yağabilir. Pikniğinize devam edip yağmurda dans etmek, ertelemek ya da durmadan şikayet etmek sizin elinizde. Yaşamımızı farklı ve dinamik tutan şey, aslında planladığımız şeylerin yolunda gitmemesi.

Olayları akışına bırakarak yaşamaya başladığınızda unutamayacağınız anlar yaşamaya başladığınızı fark edeceksiniz.

Bazı şeyler kontrolümüz dışında geliştiğinde şikayet etmektense, kabullenerek duruma adapte olmaya çalışmak, sizi bir adım ileri taşıyacaktır.

9. Kendinize inanın

Hayatta bazen önümüzü göremediğimiz ve sonrasında karşımıza neler çıkacağını öngöremediğimiz anlar yaşayabiliriz. Nereye gittiğinizi bilmeden ilerlemek korkutucu olabilir ve risk içerebilir; ancak ilerlemediğiniz süre yolun sonunda ne olduğunu asla göremezsiniz.

İnancınızı güçlü tutun ve ulaşmak istediğiniz noktaya bir gün ulaşacağınıza inanın.

10. Hayatı bir öğrenme süreci olarak görün

Üzgün olduğumuz anlarda hep en kötü şeylerin bizim başımıza geldiğini düşünerek üzülme eğilimindeyiz ancak yaşadığımız olumsuz deneyimler ne olursa olsun geçici. Önemli olan şey yaşadığımız üzüntü, sevinç, korku ya da değişim zamanlarına öğrenme süreci olarak yaklaşabilmek.

Hatalarınızdan ders çıkararak, yaşadıklarınızı diğer insanlarla paylaşarak ilham verebilmek.

Hayat yolculuğundaki her anınız çok değerli. Zamanı geri alabilmeniz ve yaşamınızdaki tüm olumsuzlukları yok edebilmeniz mümkün değil.

Kendinize inanın ve değişimin kendi içinizde başladığının farkında olun.

Kaynak; www.uplifers.com

Akşam ofisten çıkmadan 10 dakika önce yapılacaklar listesi

Akşam ofisten çıkmadan 10 dakika önce yapılacaklar listesi:

2624

Yapılacaklar listesini güncelleyin
Gün içinde hangilerini hallettiniz, hangileri kaldı bir bakın. Belki aralarında son dakikada bile yapılabilecek şeyler vardır. Veya ertesi güne bırakılmayacak kadar acil olanlar…

Masanızı toplayın
Çalışırken etrafın dağılması normaldir. İşleriniz bittiğinde ortalığı şöyle bir toparlamak ertesi sabah geldiğinizde çalışmanızı kolaylaştırır. Aradığınızı da daha rahat bulursunuz.

Yaptıklarınıza bakın
Sadece yapacaklarınız değil yaptıklarınız da önemli. Listenizde bitirdiğiniz işlere de bakın. Çalışırken o koşuşturmada bitirdiğiniz işlerin farkında da olmayabilirsiniz. Hallettiğiniz işlerin üzerini çizmek, bu maddelerin artması sizi motive eder.

Günü değerlendirin
O günkü performansınız nasıldı, nelerin üstesinden geldiniz, hangi konularda zorlandınız…
Bütün bunları bir düşünün. Günün değerlendirmesini yapın.

Ertesi güne hazırlanın
Takviminize, ajandanıza bakıp ertesi gün ne yapacaklarınıza bakın. Toplantı, buluşma gibi unutulması güç şeylerin yanında aramanız gereken kişiler de olabilir. Hatırlarım nasıl olsa demeyin. Ufak tefek şeyleri bile not alın ve çıkmadan bu listeye bakın.

İş arkadaşlarınızı haberdar edin
Ertesi günle ilgili iş arkadaşlarınızı bilgilendirin. “Sabah bir toplantım var” veya “Öğlen dışarıda olacağım”, “Şu saatte ofiste olurum” gibi programınız hakkında kısa bir bilgi verin. Bunu hesap vermek olarak görmeyin. Siz yokken size ihtiyaç duyulabilir ve ne zaman geleceğiniz, nerede olduğunuzun bilinmesi böyle durumlarda işe yarar.

Teşekkür edin
O gün iş arkadaşlarınızla bir projeyi bitirmiş veya yeni bir işe başlamış olabilirsiniz. Gün biterken çalışmalar için onlara teşekkür edin. Küçücük bir teşekkür bile pozitif etki sağlayabilir.

Vedalaşın
Arkadaşça bir ‘iyi akşamlar‘ı iş arkadaşlarınıza çok görmeyin. Ayrıca bu sadece iş arkadaşı olmakla ilgili bir konu değil. Tamamen insan olmakla ilgili. Bir yere girerken nasıl merhaba deniyorsa çıkarken de veda edilir.

Gerçekten çıkın
İş-özel yaşam dengesini tutturmaya çalışın. İşten çıkma vakti geldiğinde çıkın ve artık dinlenmeye başlayın.

Kaynak: www.Aol.com

Konut Satışlarında Yeni Bir Yükseliş Dalgası Bekleniyor!

EVA Gayrimenkul Değerleme‘nin her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği sektör analizine göre konut satışları son iki yılda yüzde 9 büyüme kaydetti.

konut satışı
Konut Satışları

2015 Eylül sonu itibariyle Türkiye genelinde toplam konut satışları geçen yılın aynı dönemine kıyasla %13, ipotekli konut satışları ise %23 artış gösterdi.

Değerleme sektörünün önde gelen kuruluşlarından EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş., her ay gayrimenkul sektörünün nabzını tuttuğu Periskop Analiz’in Ekim ayı raporunu açıkladı. Rapora göre Eylül ayı itibariyle son bir yıllık süreçte, konut kredisindeki kümülatif değişim %18 artış göstermiş bulunuyor. Elde edilen yeni veriye göre geçen yılın aynı döneminde %13 büyüyen konut kredileri, bu yıl %18 büyümeyi başarmış bulunuyor. Raporda konut kredisindeki değişim itibariyle kredi miktarının önümüzdeki aylarda belli ölçülerde hareketleneceği öngörülüyor.

Son iki yılda konut satışları yüzde 9 büyüdü

Periskop Analiz’in verilerini değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, 2015 Eylül sonu itibariyle Türkiye genelinde toplam konut satışlarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla %13, ipotekli konut satışlarının ise %23 artış gösterdiğini kaydediyor.

Veriler bazında geçen yılın Eylül sonu itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre %4 daralma gösteren konut satışlarının son iki yılda %9 büyüdüğünü ifade eden Yazıcı, buna göre İstanbul’daki konut satışlarının geçen yıla kıyasla %3, İzmir‘de %12, Ankara‘da ise %4 artış gösterdiğini belirtiyor. Yazıcı, 2015 yılının 3’üncü çeyreğinin başında artan konut kredisi faiz oranları nedeniyle konut satışlarının yılın bu döneminde biraz durağanlaştığını, ancak yılın son çeyreğinde yeniden hareketleneceğini ileri sürüyor. Seçim sonuçlarının ardından sektörde taşların yavaş yavaş yerine oturmaya başladığını dile getiren Yazıcı, 2015 yılsonu, 2016’nın ilk çeyreği gibi konut satışında ikinci bir yükseliş dalgasının yaşanabileceğini kaydediyor.

Rapora göre kullanıcı için konut kredisindeki maliyetlere bakıldığında, Ekim ayında 10 yıllık vadede kredi maliyetlerinin aylık %1,15 ila %1,24 arasında değiştiği görülüyor. Bankalar arasında farklılık olmakla birlikte 100 bin TL tutarında kredi için aylık ödemelerin 10 yıllık vadede 1.541 TL, 5 yıllık vadede ise 2.316 TL dolayında seyrettiği belirleniyor. Takipteki kredilerdeki değişime bakıldığında ise 2015 Eylül ayında, konut kredileri içinde takipteki konut kredi miktarının sadece %0,47 düzeyinde olduğu, söz konusu oranın 2014 Eylül ayında %0,52 olduğu kaydediliyor.

Periskop Analiz’in verilerine göre takipteki kredilerin toplam kredi hacmi içindeki büyüklüğünün kredi miktarıyla aynı hızda büyümediği de belirtiliyor.

Kaynak; http://www.konuthaberleri.com/konut-satislarinda-yeni-bir-yukselis-dalgasi-bekleniyor.htm