Her Gün Yıkılma Endişesi Yaşıyorlar

Adana’da bir kadın, etrafında yapılan inşaatlardan dolayı, babasından yadigar kalan 4 katlı apartmanın zarar gördüğünü iddia etti. Özbir’in ifadesine göre, her gün yıkılma endişesi yaşıyorlar.

Adana Seyhan İlçesi, Kurtuluş Mahallesi 64004 Sokak’ta oturan Tuba Sendenur Özbir, babasından kalma 4 katlı apartmanda çatlaklar oluştuğunu belirtti. Özbir’in ifadesine göre her gün yıkılma endişesi yaşıyorlar.

Bu çatlakların, apartmanın sağ ve sol tarafına yapılan inşaatlardan dolayı oluştuğunu iddia etti. Apartmanın hemen yanı başına da yine inşaat çukuru açılmasından dolayı çatlaklar çoğaldı. İnşaatlar nedeniyle yan taraftaki apartmanın istinat duvarı da çöktü. Özbir, her gün can korkusuyla yatıp kalktıklarını İstanbul’daki gibi evlerinin çökmesinden korktuklarını söyledi. Özbir, korkudan uyuyamadığını belirterek; “12 metreye varan kazı yapıldı. Hiçbir kazık çakılmadı. Hem malımız, hem canımız tehlikede. Böyle bilinçsiz şekilde yapılan inşaatların durdurulmasını istiyoruz. Çok korkuyoruz. Sabahlara kadar uyuyamıyoruz. Her sabah kalktığımızda yaşadığımız için dua ediyoruz. Ben bu konuyu savcılığa taşıdım. Benim şikayetim üzerine açtıkları inşaat çukurunu doldurmaya başladılar. Burada hala insanlar yaşıyor” diye konuştu.

Kaynak;

http://www.iha.com.tr/haber-her-gune-yikilma-korkusu-ile-uyaniyorlar-740105/

Olumsuzluklar ve Konfor Bölgesi

Olumsuzluklar ve Konfor Bölgesi

Hayatımızda karşılaştığımız olumsuzluklar, Konfor Bölgesi ‘nden sıyrılıp yeni ortamlara girmemizi ve bu suretle de gerçek kapasitemize ulaşmamızı sağlar.

Daha doğrusu, potansiyelimizin açığa çıkmasına vesile olur.

Konfor Bölgesi;  kişinin alıştığı düzeni koruyarak, risk almaktan kaçındığı, kendisini güvende hissettiği etrafı görünmez duvarlarla çevrili bir alandır. [1]

Fakat, içinde bulunduğumuz bu bölge, bir süre sonra bizim sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarımıza yeterli gelmemeye başlayacaktır. Ne var ki, zihnimizi kaplayan gizli bir kalkan, bizim bu ortamdan çıkmamızı engellemeye çalışacaktır.

Böyle bir girdabın içerisinde olduğumuzun belirtisi; içinde bulunduğumuz durumun bizi tatmin etmemesi, ancak bu durumdan kurtulabilme adına kendimizi çaresiz hissediyor olmamızdır.

O yüzden, karşılaştığımız (geçici) sıkıntılardan şikayetçi olmak bir yana, bunlara birer fırsat gözüyle bakmalıyız. Ve bizi rahatsız eden bu olumsuz hissiyatı aşmak için moral ve motivasyonumuzu yenilemeli ve kendimizi bu durumdan sıyrılmamız gerektiğine ikna etmeliyiz. İcabında radikal bir karar almalıyız. Ve belirlediğimiz bu hedef doğrultusunda bir plan geliştirmeliyiz. Bu, ilave bir eğitim, bir kurum veya pozisyon değişikliği, mekan değişikliği, veya bunlardan birkaçı olabilir.

Orada öylece oturarak fırsatların size gelmesini beklemeyin. Kalkın ve fırsatları yaratın. [2]

Unutmamalıyız ki, buradaki en önemli paydaş biziz ve bu projenin mimarı yine biz olacağız. Bazen uzun vadeli konforumuz için kısa süreli zorluklara katlanmak durumunda kalabiliriz. Hedefimiz doğrultusunda oluşturduğumuz planın uygulaması esnasında doğabilecek riskleri analiz edip, o risklere uygun önlem planları geliştirmeliyiz.

Bu serüvende bir miktar rahatımız kaçacak, bir müddet huzursuz olacağız. Fakat iç dinamiklerimizi harekete geçirecek olan bu ivmenin bizi ulaştıracağı yörünge, bize şu andakikenden çok daha geniş imkanlar sağlayacaktır.

Belki de çok çetin bir mücadele olacak bu, fakat kararlılıkla hedefimize ulaşacak ve başarıyı yakalayacağız. Sizi temin ederim ki; ardından elde edeceklerimiz, çektiğimiz zahmeti kat be kat telafi edecektir.

[1] KİGEM – Kişisel Gelişim Merkezi
[2] Madam C. J. Walker  

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com