2019’da Gayrimenkul Değerleme Sistemi Geliştirilecek!

Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan; ‘2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’na göre, Gayrimenkul Değerleme Sistemi için gerekli yasal, kurumsal ve teknik altyapıya dair düzenleme ve iyileştirme önerileri oluşturulacak.

Gayrimenkul Değerleme Sistemi

Gayrimenkul Değerleme Sistemi geliştirilecek

Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan “2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı”na göre, Gayrimenkul Değerleme Sistemi geliştirilecek. Program kapsamında mekansal planlama sistemi, merkezin düzenleyici ve denetleyici rol üstleneceği, planlama ve uygulamanın ise yerinde gerçekleştirileceği, ortak karar alma süreçlerini güçlendiren bir yapıya dönüştürülecek.

Gayrimenkul Değerleme Sistemi için gerekli yasal, kurumsal ve teknik altyapıya dair düzenleme ve iyileştirme önerileri geliştirilecek. Toplu değerleme sistemine yönelik veri ve değerleme standartları oluşturulacak.

Coğrafi bilgi sistemlerinin ulusal düzeydeki işlerliğini sağlamak üzere gerekli stratejiler belirlenecek ve bu doğrultuda eylem planı hazırlanacak. Bu alandaki proje ve faaliyetlerin uyumlaştırılması ve kaynak kullanımında etkinliğin sağlanmasına yönelik strateji ve eylemler ortaya konulacak.

İmar Planı İzleme, Değerlendirme ve Denetim Sistemi kurulacak

İmar planı izleme, değerlendirme ve denetim sisteminin kurulmasına yönelik çalışmalar sürdürülecek ve imar planlarının yapım, uygulama ve değişiklik süreçlerinin mevzuatta yer alan kriterlere göre denetlenmesine ilişkin mekanizmalar etkili hale getirilecek. İzleme ve denetim için model alternatifleri geliştirilecek.

İmar uygulamalarının yaygınlaştırılması ve bölgelerin koşullarına göre çeşitlendirilmesi amacıyla alternatif yöntemler geliştirilecek ve tecrübe paylaşımı sağlanacak.

Bu kapsamda, imar uygulamalarının yaygınlaştırılması desteklenecek, imar hakkı transferi, trampa ve değer esaslı imar uygulamaları gibi alternatif yöntemler için yaygınlaştırma çalışmaları yapılacak ve eğitimler düzenlenecek.

Mimari ve şehircilik bakımından özgün değerlere sahip yörelere ilişkin planlama ve mimari yapılaşma kurallarının yazılması desteklenecek.

591 bin 827 Riskli Yapı tespit edildi

‘6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’ kapsamında, Ekim 2018 itibarıyla toplam 4 milyonu aşkın kişinin yaşadığı 28 bin 122 hektar alanda 230 adet riskli alan, 140 kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ve 9 adet yenileme alanı ilan edildi. Ayrıca 29 ilde toplamda 43 bin 635 hektarlık 160 adet rezerv yapı alanı belirlendi.

Riskli yapıları tespit etmek üzere 57 üniversite, 15 kamu ortaklı şirket, 1 kamu kurumu, 4 sivil toplum kuruluşu, 607 tüzel kişi, 315 yapı denetim kuruluşu ve 52 yapı laboratuvarı ve 1 meslek odası olmak üzere toplam 1052 kurum ve kuruluş lisanslandırıldı.

Bu kurum ve kuruluşlarca 516 bin 853 konut ve 74 bin 974 iş yerini barındıran toplam 591 bin 827 bağımsız birim riskli yapı olarak tespit edildi.

Kentsel Dönüşüme 6 yılda 8,1 milyar Tük Lirası harcandı

Dönüşüm Projeleri Özel Hesabı’nın ihdas edildiği 2012’den itibaren, başta kurumsal ve bireysel kira yardımı, faiz desteği, kamulaştırma ve kentsel dönüşüm uygulamaları olmak üzere yaklaşık 8,1 milyar lira harcama yapıldı. 2017 yılında yaklaşık 817 bin olarak tahmin edilen konut ihtiyacına karşılık ise yapı kullanma izni alan konut sayısı 823 bin olarak gerçekleşti.

Bu yılın haziran ayı itibarıyla yaklaşık 397 bin konut için yapı kullanma izni alındı. Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca (TOKİ) 2003’ten itibaren inşaatına başlanan 831 bin 334 konutun 641 bin 423’ü, 2018 Eylül ayı sonu itibarıyla sosyal ve teknik donatılarıyla birlikte tamamlandı.

Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ hazırlama rehberi yapılacak.

Kentsel Dönüşümde amaç;

  • öncelikle afet riski taşıyan alanların sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlar dikkate alınarak yenilenmesi,
  • daha dirençli hale getirilmesi
  • ve kentsel ekonominin yaşam kalitesiyle birlikte güçlendirilmesidir.

Bu doğrultuda riskli alanlara yönelik kentsel dönüşüm uygulamaları için ulusal ve yerel düzeyde önceliklendirme yapılacak ve stratejiler geliştirilecek.

Kentsel dönüşümde, niteliği ve süreçleri iyi tanımlanmış, sosyo-ekonomik boyutları güçlendirilmiş ve katılımcı bir yaklaşıma dayanan bütüncül bir uygulama modeli yapılacak. Bu modelin mevzuat altyapısı oluşturulacak ve merkezi ve yerel idarelerin teknik, mali ve idari kapasiteleri bu doğrultuda güçlendirilecektir.

Kentsel dönüşüm projelerinin vatandaşın beklenti ve ihtiyaçlarını, sosyal ve kültürel değerlerini ve katılımını gözetmesi teşvik edilecek. Bu kapsamda, sosyal analiz yöntemleri geliştirilerek saha uygulamalarına geçilecek ve sonuçlar değerlendirilecek.

Yerel düzeyde de önceliklendirme kriterleri geliştirilecek ve yerel yönetimler için Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlama rehberi oluşturulacak

Sağlıklı, engelsiz, güvenli, çevre ve çocuk dostu konut ve konut alanlarının geliştirilmesi için mevcut standartlar gözden geçirilerek yenilenecek; yasal, idari ve finansal mekanizmalar bu yönde güçlendirilecek.

Konut projelerinde dar gelirliler, engelliler, yaşlılar, kadınlar, öğrenciler gibi dezavantajlı grupların barınma ihtiyacının karşılanmasına yönelik bir araştırma raporu da hazırlanacak.

Sıfır Atık Projesi yaygınlaştırılacak

Kentsel alt yapı çalışmaları kapsamında İLBANK’ın yürüttüğü Su ve Kanalizasyon Programından (SUKAP) faydalanan proje sayısı Eylül 2018 itibarıyla 1289’e ulaştı.

2011-2018 döneminde merkezi yönetim bütçesinden yaklaşık 3,4 milyar lira hibe ve uygun şartlarla 5,3 milyar lira kredi de İLBANK aracılığıyla belediyelere proje karşılığı tahsis edildi.

İçme suyu ve kanalizasyon yatırım taleplerinin sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi için ilgili kurumlara yönelik finansman modelleri geliştirilecek.

Öte yandan, atık su arıtma tesisi yönetim modeli geliştirilecek. Böylece mevcut evsel atık su arıtma tesisleri incelenerek Türkiye genelinde uygulanacak evsel atık su arıtma tesislerinin finansmanı, işletilmesi ve denetimine yönelik model ortaya konulacak.

Katı atık yönetiminde ise mahalli idare birliklerinin etkin çalışmasına yönelik mevzuat düzenlemesi yapılacaktır.

“Sıfır Atık Projesi” uygulamaları kamu kurumlarında yaygınlaştırılacak.

Personelin niteliği eğitimle artırılacak

Mahalli idarelerin daha etkin, hızlı ve nitelikli hizmet sunabilen, katılımcı, şeffaf, çevreye duyarlı, dezavantajlı kesimlerin ihtiyaçlarını gözeten ve mali sürdürülebilirliği sağlamış bir yapıya kavuşturulmaları ve vatandaşlara yeterli hizmet sunmaları temel amacını oluşturuyor.

Bu kapsamda küçük ölçekli belediyelerin sosyal donatı projeleri için finansman modeli geliştirilecek. Mali gücü yetersiz ve borçlanma kapasitesi olmayan küçük ölçekli ve mali durumu yetersiz belediyelerde sosyal donatı ihtiyaç analizi çalışması yapılacak.

Mahalli idarelerde çalışan personelin niteliğini artırmaya yönelik eğitimler verilecek.

Büyükşehir belediyelerinin hizmet sunum yöntemleri yeni bir model çerçevesinde değerlendirilerek gerekli idari, kurumsal ve mevzuat düzenleme çalışmaları sürdürülecek.

Mahalli idarelerin asgari hizmet standartlarının tespitine yönelik teknik standart belirlenerek mevzuat düzenlemesi yapılacak.

Çevre mevzuatının eksiklikleri giderilecek, etkin uygulanması için ölçüm, izleme, denetim, kontrol ve raporlama altyapısı etkinleştirilecek.

Ayrıca, küresel iklim değişikliği ile mücadele ve uyum için ulusal uygulamalar güçlendirilecek.

AA Muhabiri Yıldız Nevin Gündoğmuş

Aralıktan Sonra Yapılmış Kaçak Yapı İmar Barışı dışında!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum; “Aralıktan Sonra Yapılmış Kaçak Yapı İmar Barışı dışında tutulacak” dedi. Yapı Kayıt Belgesinde 2017 yılı Aralık ayı öncesi yapıların dikkate alınacağını, bu tarihten sonra kaçak yapılan yapıların yıkılacağını belirtti.

kaçak yapı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, bir dizi incelemelerde bulunmak için geldiği Muğla‘da, İzmir Foça‘da denizdeki ham petrol kirliliği ve imar barışı hakkında açıklamalarda bulundu. Bakan Kurum Foça’daki kirliliğin kontrol altına alındığını açıklarken, imar barışının Aralık 2017 tarihinden sonraki dönemi kapsamadığını, 31 Aralıktan sonra yapılmış ne kadar kaçak yapı varsa İmar Barışı kapsamı dışında tutulacağını ve yıkılacağını söyledi.

İMAR BARIŞINDAKİ HEDEF 13 MİLYON BAŞVURU

İmar Barışı uygulamasında bugüne kadar 4 milyon başvuru yapıldığını, beklentilerinin 13 milyon olduğunu belirten Bakan Kurum, 31 Aralık 2017 tarihinden sonra yeni kaçak yapılar tespit edildiğini bunlara da asla müsaade etmeyeceklerini açıkladı. Bakan Kurum, “Bizim bakanlığımızın hükümetimizin iyi niyetle çıkardığı 31 Aralık 2017 tarihine kadar olan yapıları ilgilendiren bir yasa. Bu yasada bundan önce yapılmış kaçak, mağdur olmuş yine bir şekilde burada yaşıyor, ancak, iskan noktasında, elektrik su noktasında sıkıntıları olan vatandaşlarımızın sıkıntılarını gidermek adına çıkarılmış bir yasa. Bu yasadan bugüne kadar 4 milyon kişi başvurdu, 2 milyar TL’nin üzerinde de bir başvuru bedeli söz konusu ki beklentimiz 13 milyon başvuru. Bu daha önce de ifade ettiğim gibi 31 Aralık 2017 tarihine kadar olan yapıları ilgilendiriyor” dedi.

“MUĞLA’DA 630 KAÇAK YAPI TESPİT EDİLDİ”

Bakan Kurum, imar barışının 2017 yılı sonuna kadar olan yapıları kapsadığını, fakat Muğla’da bu tarihten sonra yapılan incelemelerde 630 kaçak bina tespit edildiğini söyledi. Kurum, “Ama görüyoruz ki, mesela Muğla ilimizde bizim teftiş elamanlarımızın yaptığı incelemede, Fethiye’de 236, Köyceğiz’de 105, Marmaris’te 89, Datça’da 77, Menteşe’de 84, Bodrum’da 8, Milas’ta 11, Ortaca’da 3, Ula’da 6, Dalaman’da bir olmak üzere şu an 15-20 günde tespit edilen sayı 630 adet İmar Barışı’na uymayan yeni kaçak yapılar yapılıyor” dedi.

YENİ KAÇAK YAPILARA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ

2017 tarihinden sonra yapılan kaçak yapıların İmar Barışı kapsamında başvuruları yapılması, paralarının yatırılması durumunda bile kesinlikle müsaade edilmeyeceğini ifade etti. Yatırılan paraların devlete irad kaydedileceğini söyleyen Bakan Kurum, “Buradan hem Büyükşehir Belediye Başkanımızı, hem de ilçe belediye başkanlarımız ile konuştuk. Onlara bu kaçak yapıların yıkılması talimatını verdik ve bu kaçak yapılar yıkılacak.

Bu yapılar İmar Barışı’na başvursa, yapı kayıt belgesi alsa, parasını yatırsa dahi, bu barıştan yararlanamayacaklar. Bunu vatandaşlarımızın net bir şekilde bilmesini istiyoruz. Yatırdıkları bir bedel varsa, İmar Barışına bu konu uymuyorsa bu bedel de devletimize irat kaydedilecek. Bunları da bilmelerini isteriz. Sahadaki uygulamamız ise ilgili belediyelerimiz tarafından valilik koordinesinde bunların hepsi yıkılacak. Yeni kaçak yapılar yapılmasına müsaade etmeyeceğiz. Bunu edenlerle ilişkin de kanuni işlemler neyse, bu işlemler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı nezdinde yapılacak ve takipleri yapılacak. Bunları da herkesin açık ve net bilmesini istiyoruz. Buradan hem vatandaşlarımıza, hem de Belediyelerimize çağrıda bulunuyorum. Bu yapıları yapanlara cezai işlem neyse yapılacaktır. Belediyelerimiz de bunlara müsaade etmesin. Etmesi halinde de onlara ilişkin gereken neyse bunları yapacağımızı yine ifade etmek istiyorum” dedi.

Kaynak; https://www.sondakika.com/haber/haber-bakan-kurum-aralik-2017-den-sonra-yapilan-kacak-11195070/ 

Her Gün Yıkılma Endişesi Yaşıyorlar

Adana’da bir kadın, etrafında yapılan inşaatlardan dolayı, babasından yadigar kalan 4 katlı apartmanın zarar gördüğünü iddia etti. Özbir’in ifadesine göre, her gün yıkılma endişesi yaşıyorlar.

Adana Seyhan İlçesi, Kurtuluş Mahallesi 64004 Sokak’ta oturan Tuba Sendenur Özbir, babasından kalma 4 katlı apartmanda çatlaklar oluştuğunu belirtti. Özbir’in ifadesine göre her gün yıkılma endişesi yaşıyorlar.

Bu çatlakların, apartmanın sağ ve sol tarafına yapılan inşaatlardan dolayı oluştuğunu iddia etti. Apartmanın hemen yanı başına da yine inşaat çukuru açılmasından dolayı çatlaklar çoğaldı. İnşaatlar nedeniyle yan taraftaki apartmanın istinat duvarı da çöktü. Özbir, her gün can korkusuyla yatıp kalktıklarını İstanbul’daki gibi evlerinin çökmesinden korktuklarını söyledi. Özbir, korkudan uyuyamadığını belirterek; “12 metreye varan kazı yapıldı. Hiçbir kazık çakılmadı. Hem malımız, hem canımız tehlikede. Böyle bilinçsiz şekilde yapılan inşaatların durdurulmasını istiyoruz. Çok korkuyoruz. Sabahlara kadar uyuyamıyoruz. Her sabah kalktığımızda yaşadığımız için dua ediyoruz. Ben bu konuyu savcılığa taşıdım. Benim şikayetim üzerine açtıkları inşaat çukurunu doldurmaya başladılar. Burada hala insanlar yaşıyor” diye konuştu.

Kaynak;

http://www.iha.com.tr/haber-her-gune-yikilma-korkusu-ile-uyaniyorlar-740105/

İmar Barışında Başvuru Sayısı 4 milyonu Geçti

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu düzenlemesinde imar barışı nda başvuru sayısı 4 milyon 141 bin 52’ye ulaştı.

imar barışı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre, konutların imar ve iskan sorununu çözmesi hedeflenen ‘imar barışı‘ düzenlemesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesi için e-Devlet üzerinden 8 Haziran’da başlayan başvurulara vatandaşların ilgisi sürüyor.

Düzenlemeyle imar barışı başvuru sayısı iki ayda 4 milyon 141 bin 52’yi buldu.

Bu başvurulardan 3 milyon 654 bin 601’i konut, 376 bin 27’si ticari yapı, 110 bin 300’ü tarımsal yapı ve 124’ü güneş enerjisi santrali için yapıldı.

1 milyar 643 milyon 280 lira ödeme yapıldı

Bu kapsamda 306 bin 399 yapı kayıt belgesi verildi. Vatandaşlarca belge bedeli olarak 1 milyar 643 milyon 280 lira ödeme yapıldı.

İmar Barışı uygulaması ile vatandaşların devletle ihtilaflı durumunun ortadan kaldırılması, imara aykırı, ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı kaçak yapıların kayıt altına alınması yoluyla bu yapılara yasallık kazandırılması hedeflenmektedir. Bu yasa, 31 Aralık 2017‘den önceki ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılmış kırsal ve kentsel alanlardaki tüm yapıları kapsıyor.

Ödemeler PTT şubelerinden alınan e-Devlet şifresi ile “www.turkiye.gov.tr” adresine veya “e-Devlet” mobil uygulaması üzerinden yapılacak. Vatandaşlar, burada yer alan kurumlar bölümünden Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait sayfaya erişebiliyor. Sayfaya giriş yapan yapı sahipleri, “İmar Barışı Başvuruları” bölümüne girdikten sonra istenilen bilgileri doldurarak başvurularını tamamlıyor.

Düzenlemede son başvuru günü 31 Ekim 2018 olarak belirlendi. Bedeller ise 31 Aralık 2018’e kadar ödenebilecek.

Kaynak; AA https://www.trthaber.com/haber/ekonomi/imar-barisinda-basvuru-sayisi-4-milyonu-gecti-380920.html

Doğu Karadeniz’de Kaçak Yapılar için ‘İmar Barışı’ Başvurusu 70 bini Buldu ve Geçti!

TÜRKİYE’de başlatılan İmar Barışı uygulamasının ardından Doğu Karadeniz Bölgesi’nde başvurular sürüyor. Bölgede Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin’de, İmar Barışı’na başvuru sayısı 70 bine ulaştı ve geçti.

kaçak yapılar

İmar Barışı uygulaması başvurularının çoğunluğunu yaylalar, dere yatakları üzeri ya da kenarlarındaki kaçak yapılar oluşturuyor. Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, “İş çığrından çıktı. Burada kamu yararı kesinlikle söz konusu değil. Kıyıları, yaylaları bu şekilde bozan, tahrip eden insanlara bu hakkı veriyor olmak, hukuki adıyla ‘imar barışı‘ fakat toplumsal barış değil” dedi.

Türkiye genelinde getirilen İmar Barışı uygulaması, Doğu Karadeniz’de kaçak yapılar, özellikle yaylalarda inşa edilen ve yıkım kararı alınan kaçak yapıların sahiplerini harekete geçirdi. Ayder Yaylası ve Uzungöl Turizm Merkezi başta olmak üzere yaylalardaki kaçak yapıların sahipleri, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için 8 Haziran’da başvurulara başladı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile e-devlet üzerinden başvuru yapan vatandaşlar, Yapı Kayıt Belgelerini almayı sürdürüyor. Trabzon’da 42 bin, Giresun’da 13 bin 500, Rize’de 8 bin 700 ile Artvin’de 5 bin dolayında başvuru yapıldığı belirtildi. Başvuru sahipleri aldıkları Yapı Kayıt Belgesi karşılığında devlete yaklaşık 25 milyon TL ödeme yaptı. Başvurular, 31 Ekim tarihinde sona erecek.

YER KALMAYAN YAYLANIN SAKİNLERİ DE BAŞVURDU

Trabzon ile Giresun sınırında yer alan ve 2 ilin ortak kullandığı 2 bin 182 metre rakımlı Sisdağı Yaylası da bölgede çarpık yapılaşma yaşanan yaylalar arasında yer alıyor. Kaçak yapılar nedeniyle neredeyse yer kalmayan ve doğal güzelliği yok olan Sisdağı Yaylası’nda vatandaşlar, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için başvurulara başlamıştı.  Sisdağı Yaylası’nda kaçak yapı sahiplerinin tamamına yakını başvurularını gerçekleştirerek Yapı Kayıt Belgeleri’ni almaya başladı.

YENİ KAÇAK YAPILARA SIKI TAKİP

İmar Barışı ile Doğu Karadeniz Bölgesi‘nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların yaylalarda inşaatına başladığı betonarme kaçak yapılar sıkı takibe alındı. Ekipler, yeni kaçak yapılarla ilgili tutanaklar tutarken valilikler de vatandaşları uyarıyor. Uyarılarda, İmar Barışı uygulamasının 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsadığı belirtildi, bu tarihten sonra imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilen yapılar için yıkım kararı ile birlikte  1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngören yasal işlem başlatılacağı duyuruldu. Açıklamada, bu tarihten sonra yapılan veya yapımına devam edilen ruhsatsız yapılar için kesinlikle Yapı Kayıt Belgesi’nin verilmeyeceği vurgulandı.

DR. ERÜZ: KAMU YARARI KESİNLİKLE SÖZ KONUSU DEĞİL

Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, İmar Barışı ile birlikte şehirlerde ya da köy yerleşimlerinde kişilerin imara sokamadıkları, kendi arazileri üzerindeki hatalı yapıların mevzuata uygun şekilde hukuka uygun hale getirilmesinin amaçlandığını belirtti. Dr. Erüz, “Fakat görülen şu ki; iş çığrından çıktı. Devleti yönetenlerin uhdesindeki, milletin, devletin malı olan arazileri bir şekilde yağmalayan, işgal edenlerin bu yağmaladıkları alanları hukuki olarak kendine mal etmesinin yolu açıldı. Burada kamu yararı kesinlikle söz konusu değil. Kamu yararı milletin ortak haklarının korunmasıdır. Anayasa’nın 156’ncı maddesi, ‘İnsanların eşit olması gerekir ve temiz bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’ diyor. Kıyıları, yaylaları bu şekilde bozan, tahrip eden insanlara bu hakkı veriyor olmak, hukuki adıyla İmar Barışı fakat toplumsal barış değil” dedi.

‘GERÇEK YAYLACILAR DIŞLANMAYA BAŞLANDI’

Bugün gelinen noktada sadece Trabzon’da 100 bin dolayında kaçak yapı olduğunu söyleyen Dr. Coşkun Erüz, şunları söyledi: “Kentsel imarlı alanlar haricindeki alanlarda yapılacak olan İmar Barış’ı denilen şey aslında kamunun, devletin, milletin malını hak etmeyen insanlara peşkeş çekmekten başka bir şey değil. Bunun da bir an önce durdurulması, kıyı kanunu, mera kanunu hükümleri göz önüne alınarak uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Karadeniz’deki yaylaların büyük bir kısmında sadece hafta sonu gidip orada dinlemek için yapılan kaçak yapılardan dolayı, gerçek hayvancılık yapan insanlara tepki konuluyor. ‘Hayvanlarınız koku yapıyor, gübreleri koku yapıyor’ deniyor. Gerçek yaylacı olan insanlar yaylalardan dışlanmaya başlandı. Buna da biz turizm demeye başladık. Doğu Karadeniz yaylaları turizme geçiyor diyoruz ancak bu yaylaları kaybettiğimizde ne hayvancılık ne de turizm kalacak. Aslında biz İmar Barışı ile haklının hakkını haksıza teslim etme noktasına doğru gidiyoruz.”

Devletin yaylaları kanuni bir düzenlemeyle planlaması gerektiğini ifade eden Dr. Erüz, “Bir imar planlamasıyla birlikte yaylalarda nerelerin konut, işletme, mera olacağı ve sadece hayvancılığa hizmet edeceği tanımlamadığı sürece muhteşem yaylalarımız kalmaz” ifadelerini kullandı.

Kaynak; Muhammet KAÇAR-Emre KOLTUK/TRABZON, (DHA)

Selde tahliye edilen binaya geri döndüler!

2 hafta önce Rize’de meydana gelen selde, zemin ve bodrum katlarını su basan bina, tedbir amacıyla tahliye edilmişti.

Rize’de meydana gelen selde

Bizim de espri ile karışık sitemkar bir şekilde dile getirdiğimiz binada şok gelişme; sel sularının çekilmesi ve taşkın riskinin sona ermesiyle birlikte, ailele0r selde tahliye edilen binaya geri döndü.

Rize’de meydana gelen sel ve heyelanda Kömürcüler köyünde gündeme gelen dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın sahibi de imar barışına başvuranlar arasında yer aldı. Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, “İş çığrından çıktı. Burada kamu yararı kesinlikle söz konusu değil. Kıyıları, yaylaları bu şekilde bozan, tahrip eden insanlara bu hakkı veriyor olmak, hukuki adıyla İmar Barışı fakat toplumsal barış değil” dedi.

Türkiye genelinde getirilen İmar Barışı uygulaması, Doğu Karadeniz’de özellikle yaylalarda inşa edilen ve yıkım kararı alınan kaçak yapıların sahiplerini harekete geçirdi. Ayder Yaylası ve Uzungöl Turizm Merkezi başta olmak üzere yaylalardaki kaçak yapıların sahipleri, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için 8 Haziran’da başvurulara başladı.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile e-devlet üzerinden başvuru yapan vatandaşlar, Yapı Kayıt Belgesi almayı sürdürüyor. Trabzon’da 42 bin, Giresun’da 13 bin 500, Rize’de 8 bin 700 ile Artvin’de 5 bin dolayında başvuru yapıldığı belirtildi. Başvuru sahipleri aldıkları Yapı Kayıt Belgesi karşılığında devlete yaklaşık 25 milyon TL ödeme yaptı. Başvurular, 31 Ekim tarihinde sona erecek.

YER KALMAYAN YAYLANIN SAKİNLERİ DE BAŞVURDU

Trabzon ile Giresun sınırında yer alan ve 2 ilin ortak kullandığı 2 bin 182 metre rakımlı Sisdağı Yaylası da bölgede çarpık yapılaşma yaşanan yaylalar arasında yer alıyor. Kaçak yapılar nedeniyle neredeyse yer kalmayan ve doğal güzelliği yok olan Sisdağı Yaylası’nda vatandaşlar, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için başvurulara başlamıştı.  Sisdağı Yaylası’nda yapı sahipleri Yapı Kayıt Belgeleri’ni almaya başladı.

DERE YATAĞINDAKİ 7 KATLI BİNA İÇİN BAŞVURU

İmar Barışı uygulamasına, şehir ve köylerdeki yerleşim alanlarında kendi arazileri üzerinde mevzuata aykırı yapı inşa edenlerle yaylalardaki kaçak yapıların yanı sıra dere yatakları üzeri ya da kenarlarındaki kaçak yapı sahipleri de başvuruyor. İmar Barışı’na, 2 hafta önce Rize’de meydana gelen sel ve heyelanda Kömürcüler köyünde gündeme gelen, dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın sahibi de başvurdu. Mustafa Yazıcı, 25 yıl önce 3 katlı inşa ettiği, ardından ise ilave katlarla 7 kata çıkan dere yatağındaki binası için başvurusunu yaptı. Yazıcı, gerekli izinleri aldığını öne sürdü, binasında kaçak kat bulunmadığını savundu.

YENİ KAÇAK YAPILARA SIKI TAKİP

İmar Barışı ile Doğu Karadeniz Bölgesi‘nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların yaylalarda inşaatına başladığı betonarme kaçak yapılar sıkı takibe alındı. Ekipler, yeni kaçak yapılarla ilgili tutanaklar tutarken valilikler de vatandaşları uyarıyor. Uyarılarda, İmar Barışı uygulamasının 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsadığı belirtildi, bu tarihten sonra imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilen yapılar için 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngören yasal işlem başlatılacağı duyuruldu.

DR. ERÜZ: KAMU YARARI KESİNLİKLE SÖZ KONUSU DEĞİL

Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, İmar Barışı ile birlikte şehirlerde ya da köy yerleşimlerinde kişilerin imara sokamadıkları, kendi arazileri üzerindeki hatalı yapıların mevzuata uygun şekilde hukuka uygun hale getirilmesinin amaçlandığını belirtti. 

‘GERÇEK YAYLACILAR DIŞLANMAYA BAŞLANDI’

Bugün gelinen noktada sadece Trabzon’da 100 bin dolayında kaçak yapı olduğunu söyleyen Dr. Coşkun Erüz, şunları söyledi:

Karadeniz’deki yaylaların büyük bir kısmında sadece hafta sonu gidip orada dinlenmek için yapılan kaçak yapılardan dolayı, gerçek hayvancılık yapan insanlara tepki konuluyor. ‘Hayvanlarınız koku yapıyor, gübreleri koku yapıyor’ deniyor. Gerçek yaylacı olan insanlar yaylalardan dışlanmaya başlandı. Doğu Karadeniz yaylaları turizme geçiyor diyoruz ancak bu yaylaları kaybettiğimizde ne hayvancılık ne de turizm kalacak.”

SELDE TAHLİYE EDİLEN BİNAYA GERİ DÖNDÜLER

‘İmar Barışı’na başvuranlar arasında yer alan 7 katlı binanın sahibi Mustafa Yazıcı, binasının kaçak olduğu iddialarına tepki göstererek, binasının kesinlikle kaçak olmadığını savundu. Yazıcı, 1995 yılında Özel İdare ve Karayolları başta olmak üzere yetkili mercilerden gerekli izinleri alarak binayı inşa ettiklerini söyledi.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/selde-tahliye-edilen-binaya-geri-donduler/haber-1594661

Sultanahmet’te Marmara Depremi Anma Etkinlikleri

Marmara Depremi’nin 19’uncu yılı dolayısıyla Sultanahmet Meydanı’nda “1999 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirildi.

Marmara Depremi

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), DASK, Türk Kızılayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi kuruluşları Sultanahmet Meydanı’nda, “1999 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirdi.

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu’nun da katıldığı etkinliklerde; zaman tüneli çadırı, afet simülasyon TIR’ı gezildi. Köpekli arama gösterilerinin de gerçekleştirildiği etkinlikte depremde mahsur kalan vatandaşların bulunmasına yönelik yapılabilecek çalışmalar uygulandı. Çocuklar için tırmanma parkuru, Kızılay kan bağışı ve ikram TIR’ı da etkinlik alanında yer aldı.

İstanbul Valisi Vasip Şahin, “Olası Marmara Depremi ile yaşama ve depreme karşı tedbir alma bilincinin gelişmesi lazım. İstanbul bu anlamda kritik illerimizin başında geliyor. Hem nüfus yoğunluğu itibariyle en büyük ilimiz, hem de depremsellik üretme coğrafyası noktasında da bir fay hattı üzerindeyiz. Türkiye Acil Afet Planı kapsamında İstanbul’da da çok ciddi bir afet planlaması yapılmıştır. Bu afet planlamasına uygun bir şekilde herkese görevlendirmeleri yapılmış ve görevlendirilen personel tamamı kendi görevinin ne olduğunu bilmekte” dedi.

İstanbul genelinde 18 milyon metrekare alanın toplanma ve tahliye alanı olarak belirlendiğini ifade ederek sözlerine devam eden Şahin, “İnşallah yaşamayız ama depremi yaşadığımızda toplanma ve toplanma ve tahliyelerinin nerelerde sağlanacağına dair planlarımız yapıldı. Bunlar vatandaşlarımızı anlatılmaya başlandı. İleriki dönemde daha da net bir şekilde arkadaşlarımız tarafından sahada, mahallelerde, ilçelerde vatandaşlarımıza anlatılacak, işaretlenecek bu yerler.

Yine depremde barınma sorununu halletme adına yaklaşık 2 bin, 2 bin 500 civarında kamu ağırlıklı olmak üzere binalar belirlendi. Bunların toplam kapasitesi 2 buçuk milyona yakın insan. Bunlar ağırlıklı olarak da okullarımız, spor salonlarımız, diğer kamu binaları, yurtlar, çok lazım olursa otellerimiz. Yine çadır kent, konteyner kent olarak da 51’i Anadolu yakasında, yüzü Avrupa yakasında olmak üzere 151 alan belirlendi. Burada da bir milyon 80 bin civarında insanın konaklama imkanı olacak” şeklinde konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/sultanahmette-marmara-depremi-anma-etkinlikleri/haber-1594613

Bakan Kurum: İnşaatlarda ABD menşeli malzeme kullanılmayacak!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, bakanlık olarak inşa edilecek yapılarda ABD menşeli malzeme kullanılmayacağını söyledi.

ABD menşeli malzeme

Bakan Kurum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak, inşa edilecek yapılarda ABD menşeli malzeme kullanılmayacağını vurguladı.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, gayrimenkul sektörünü yakından ilgilendiren bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını ifade etti.

Kurum, “Gayrimenkul sektörünün önde gelen temsilcileri, 15 Temmuz’da FETÖ’nün hain darbe girişiminin ardından vatandaşlarımızın ev sahibi olması için önemli bir fedakarlık örneği gösterdiler. Bugün de ülkemize yönelik yürütülen bu ekonomik kuşatmaya karşı en güçlü şekilde mücadele edecekler ve yeni bir fedakarlık dönemini başlatarak vatandaşlarımızı mağdur etmeden uygun koşullarda konut sahibi yapacaklar” dedi.

Bakan Kurum, gayrimenkul sektörünü hareketlendirmek amacıyla uygun faiz oranları ve ödeme koşullarıyla yeni kampanyalar yapacaklarını, bu kampanyanın ayrıntılarını da önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını söyledi.

Bakan Kurum’un önümüzdeki günlerde inşaat, inşaat malzemeleri ve sektörel gayrimenkul temsilcileri ile bir araya geleceği öğrenildi.

Kaynak; http://www.hurriyet.com.tr/bakan-kurum-insaatlarda-abd-menseli-malzemeler-40928546

Herkes İnşaat Yapamayacak!

Murat Kurum, inşaat ve şehircilik adına önemli yasal düzenlemeler hazırladıklarını belirterek; “Artık önüne gelen inşaat yapamayacak” dedi.

Önüne gelen inşaat yapamayacak

Türkiye’de inşaat sektörü uzun yıllar birçok kesim tarafından cazip görüldü. Yüksek kazançlı bir iş olarak anılması nedeniyle sektörel oyuncu sayısı katlanarak arttı. Hatta birçok sanayici kendi işini bıraktı, inşaata soyundu. Avrupa’nın tamamında 20-30 bin müteahhit bulunurken, Türkiye’de müteahhit sayısının 300 bini aştığı belirtiliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat KURUM, gelinen noktada hem mali yeterliliği olmayan hem de yeterli bilgi birikimine sahip olmayan isimlerin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini belirterek, köklü bir düzenlemeye gideceklerini açıkladı. 

Vatandaşı Koruyacağız

Bakan Kurum, sektörün sağlıklı büyümesi için yeni bir çalışma başlatacaklarını dile getirdi. Hem inşaat sektörü hem de şehircilik adına önemli adımlar atılacağını belirten Kurum, “Tüm sorunların çözümü için işin kaynağına ineceğiz. Artık önüne gelen müteahhit olamayacak. Finansman yapısı ve tecrübesi yeterli olmayan çok sayıda firma var. Bunlar yarı yolda kaldığında vatandaşı da mağdur ediyor. Biz yapacağımız düzenleme ile hem vatandaşın sorun yaşamasının önüne geçeceğiz. Bir taraftan da Türkiye ekonomisi adına önemli olan inşaat sektörünün sağlıklı büyümesinin yolunu açacağız” dedi.

Bakan Murat Kurum, Türk firmalarının mali gücü ve iş bitirme gücüne göre sınıflandırılacağını söyledi. Kurum; “Bir firma ruhsata başvurduğunda bu işin üstesinden gelip gelemeyeceğine bakacağız. Kentsel Dönüşüm yasası olan 6306 sayılı yasa yada 3194 sayılı İmar Kanunu‘nda gerekli düzenlemeleri devreye sokacağız. Bunun altyapısını çalışıyoruz.” dedi.

Tamamlama Sigortası Uygulaması Başlatacağız

Bakan, yarım kalan projelerin vatandaşları zor durumda bıraktığını ifade etti. Bakan Kurum; “Gündemimizdeki bir diğer konu da bina tamamlama sigortası. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın 2015 yılında çıkardığı kanunla bina tamamlama sigortasının önü açılmış oldu. Eğer tamamlama sigortası var ise, maketten ev satışı dediğimiz, ön ödemeli konut satışı yoluyla bir ev alındığında, firma iflas etse bile sigorta o projeyi tamamlıyor. Böylece konutzede olma ihtimali işin daha başında ortadan kalkıyor. Bina tamamlama sigortasının yaygınlaşması için çalışmalar yapacağız.” dedi.

Dar Gelirliler için Sosyal Konut

Bakan Kurum, ülke genelinde alt ve orta gelir grubuna yönelik ev sahibi yapmak için çalıştıklarını ifade etti. Büyük ölçekli sosyal konut projeleri planladıklarını söyleyen Bakan; “Kaynak oluşturma çalışmalarına başladık. 100 günlük eylem planında 30 bin sosyal konut hedefledik. Ancak ana hedefimiz bunun çok daha üzerine çıkmak. Ulaşılabilir fiyatlı konutlar üreteceğiz.” dedi.

Kentleşmede Yeni Dönem

Kentleşme adına önemli adımlar atacaklarının müjdesini veren Bakan Kurum, başlayacak her proje için bir ihtiyaç analizi yapacaklarını söyledi. Kurum; “Şehirlerin ihtiyacı ne, altyapısı nasıl, nüfusu ve nüfus artış oranı ne gibi çok sayıda faktöre bakılacak. Bir alışveriş merkezi varsa hemen yanına bir tane daha gerek mi? Sorunu tüm bu kriterler eşliğinde, üst ölçekte çözersek, hata yapılmasının önü kapanır ve yolumuza güvenli adımlarla ilerleyebiliriz.” dedi.

Yatırımcıyı Koruyacağız

Gayrimenkul sektöründe uzun yıllardır ‘ müktesep hak yani kazanılmış hak’ düzenlemesi kamu tarafından talep edilmektedir. Yatırımcı diyor ki; Biz bir işe başlıyoruz tüm hazırlıklar tamam, yarı yolda imar şartları değişiyor. Sektör temsilcilerine göre bu durum yerli yatırımcıyı olduğu kadar yabancı yatırımcıyı da rahatsız ediyor. Bu konuda bir düzenlemenin de müjdesini veren Bakan Murat Kurum, “Ruhsat alınıp iş başladıktan sonra imar şartlarının değişmesi ciddi sorun teşkil ediyor. Bu konuda önemli bir adım atacağız.” dedi.

Kaynak; http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/onune-gelen-insaat-yapamayacak-40927667

İstanbul’un Sınırları Yeniden Çizilecek!

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı ‘İstanbul Eylem Planı’ kapsamında, İstanbul’un sınırları yeniden çizilecek. ‘Eski Tarihi İstanbul’ yeniden tanımlanarak, sınırları yeniden belirlenecek ve İstanbul’daki ilk ve orta öğretim müfredatında “İstanbul” dersi yer alacak.

İstanbul’un Sınırları

Hükümet, İstanbul‘u eski hüviyetine kavuşturmak için harekete geçti. Megakentin ‘İstanbul Koruma Kanunu’ olacak. ‘İstanbul Deprem Çalışma Stratejisi’yle önlemler alınacak. İlköğretim müfredatı için ‘İstanbul’ dersi hazırlanacak. İstanbul Kültür ve Sanat Konseyi kurulacak. Dikey binaların yerine mahalle eksenli yapılaşma planları yapılacak. Tarihi şehir “Eski İstanbul ve “Yeni İstanbul” olarak ayrılacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın hazırladığı İstanbul Eylem Planı şöyle:

ESKİ VE YENİ İSTANBUL

Eski Tarihi İstanbul yeniden tanımlanarak, sınırları yeniden belirlenecek. İstanbullu ile İstanbul arasında bir yabancılaşmayla kaybolmaya yüz tutmuş şehrin tarihi değerleri, kültür ve inanç zenginliği yeniden yaşatılacak. Bu doğrultuda, eski Kudüs şehri (Old City Jerusalem), eski Prag kasabası (Old Town Prague) gibi örnekler dikkate alınarak bu şehirlerdekine benzer şekilde bir “Eski İstanbul” (Old City Istanbul) bölgesi belirlenerek turizme açılacak. Sabah’tan Burak Erdem Çelik’in haberine göre; küresel dünyadaki gelişmelerin etkisiyle uluslararası alanda ekonominin, sanatın, sporun ve turizmin merkezi olan modern bölgeler ise Yeni İstanbul adıyla anılacak.

DİKEY YAPILAŞMA BİTECEK

İstanbul’un metropolitan planının hazırlanmasıyla yeni şehir planlamaları sosyal ve kültürel odaklı olarak ‘İstanbulluluk’ kimliği etrafındaki bütünleşmeyi özendirecek. Muhitinden tecrit edilmiş (kapalı/ güvenlikli) site ve dikey yapılaşmanın önü alınarak mahalle eksenli açık bir yapılaşmaya gidilecek. Bu değişikliklerin hukuki ve idari alt yapısı en kısa sürede hayata geçirilecek. Bu doğrultuda Eski İstanbul’un siluetini bozacak gökdelenler, çok katlı yapılara geçit verilmeyecek.

DEPREM STRATEJİSİ BELİRLENECEK

Kültür ve Turizm Bakanlığı, deprem tehlikesi kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın hazırladığı Ulusal deprem çalışma stratejisine kültürel değerlerin korunması yönünde katkı sağlayacak. Depremin yanı sıra doğa kaynaklı diğer afetler ile teknolojik kazaların ve bu kazaların çevreye oluşturduğu riskler ve tehlikelere dikkat çekilerek sorunlara çözüm üretilecek. İklim değişikliğine bağlı sel, toprak kayması, deprem gibi doğal afetler sırasında tarihî yapıların ne kadar risk altında olduğu belirlendikten sonra acilen gerekli önlemler alınacak.

İSTANBUL KORUMA KANUNU

İstanbul Koruma Kanunu çıkartılacak. Kanun çerçevesinde özgün İstanbul politikası oluşturularak İstanbul’un tarihi mirasları, kültürel arşivi ve binlerce yıllık hafızası korunarak sonraki nesillere aktarılacak. İstanbul’un 39 ilçesindeki mobilite azaltılarak geleneksel yaşam biçimlerine bağlı ve kolay ulaşılır bir şehir haline getirilecek.

İSTANBUL DERSİ OKUTULACAK

İstanbul’daki ilk ve orta öğretim müfredatında “İstanbul” dersi yer alacak. İstanbul bilgi, görgü, zevk ve adap eğitiminin öğretilmesi hedeflenecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘İstanbulluluk’ ruhunu konu alan kitaplar belirlenerek İstanbul derslerinde okutulacak.

KÜLTÜR VE SANAT KONSEYİ

Resmi bir hüviyete sahip olacak bu konseyin kadroları İstanbul’a ilgi ve yakınlığı olan akademisyen ve sanatçılardan seçilecek. İstanbul’da Doğu Roma ve Osmanlı medeniyetlerini yansıtacak birer müze kurulacak.

Kaynak; https://www.sondakika.com/haber/haber-hukumet-harekete-gecti-istanbul-un-sinirlari-11121729/