THY, İstanbul Havalimanı’na 2 Hat Ekledi!

Türk Hava Yolları (THY), İstanbul Havalimanı’na 2 yeni hat ekledi.

Türk Hava Yolları (THY), İstanbul Havalimanı’na 2 yeni hat ekledi.

Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi sosyal medya hesabından, 10 Aralık’tan itibaren İstanbul Havalimanı‘ndan yapılan tarifeli seferlere Trabzon ve Adana’yı eklediklerini duyurdu.

THY Genel Müdürü Bilal Ekşi, 29 Ekim’de ilk fazı açılan İstanbul Havalimanı’ndan planlanan yeni tarifeli seferlere ilişkin, Twitter sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

Eksi, İstanbul Havalimanı’na 2 yeni hattın daha ilave edildiği açıkladığı paylaşımında şunları söyledi:

“Ankara, Antalya ve İzmir’e başlayan mevcut tarifeli seferlerimize ilave olarak, Trabzon ve Adana’ya da 10 Aralık’tan itibaren uygun fiyatlarla uçun. Bu vesile ile de büyük proje İstanbul Havalimanı‘nı görmüş olun.”

İstanbul Havalimanı 29 Ekim 2018’de törenle hizmete açıldı

Tamamlandığında Dünyanın en büyük havalimanı olacak ‘İstanbul Havalimanı’ projesinin ilk fazı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, Türkiye Cumhuriyeti’nin 95 inci kuruluş yıl dönümü olan 29 Ekim 2018 Cumhuriyet Bayramı‘nda coşkulu bir törenle hizmete açıldı.

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/turkiye/thyden-istanbul-havalimanina-2-yeni-hat-395061.html

Çal Mağarası, Dünyanın En Uzun İkincisi! 

Trabzon’un Düzköy ilçesindeki Çal Mağarası, Dünyanın en uzun ikinci mağarası olma özelliği taşıyor. Bu yıl ziyaret edenlerin sayısının 150 bini geçtiği mağaraya ilgi, sonbahar mevsiminde de devam ediyor.

Çal Mağarası

Trabzon ili Düzköy ilçesi, Çal Mağarası

Trabzon‘un Düzköy ilçesi Çal Mahallesi’nde bulunan Çal Mağarası, denizden bin 100 metre yükseklikte bulunmaktadır.

2000 yılında Trabzon İl Özel İdaresi tarafından çeşitli düzenlemeler yapılarak, 2003 yılında halkın ziyaretine açık hale getirildi.

Mağaranın, kireçtaşları içindeki çatlak-fay sistemlerine bağlı olarak geliştiği belirtildi. Bugünkü şekline iki aşamada ulaştığı ifade edilen mağaranın içindeki yer altı nehrinin taşıdığı su, mevsimsel olarak değişmekte. Yağışlı mevsimlerde mağaranın içindeki suyun derinliği 50 santime kadar yükselirken, yaz aylarında bu seviyenin 25-30 santime kadar düştüğü gözlemlendi.

Doğu Karadeniz Bölgesi, Trabzon ilinde bulunan mağaranın içerisindeki yürüyüş platformu, aydınlatma, alarm sistemi, kamera sistemi çalışmaları Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülmektedir. Mağaraya gelenlerin yüzde 80’ini Körfez ülkelerinden gelen Arap turistlerin oluşturduğu ifade edildi.

Kültürel Varlıklarımızı korumalıyız

Çalışma esnasında ziyaretçilerin olumsuz etkilenmemesi için gerekli önlemlerin alındığı mağarada, bazı vatandaşların sarkıtlara yazı yazmaları ise tepkilere neden oldu. Vatandaşlar, tarihi kültürel varlıklarımızın korunmasında hepimize görev ve sorumluluk düştüğünü ifade ettiler.

Trabzonlu olmalarına rağmen mağarayı ilk kez gördüklerini dile getiren bazı ziyaretçiler, internetten araştırarak mağarayı ziyarete geldiklerini belirttiler. Bazıları ise sonbahar mevsiminde bile mağaranın ayrı bir güzelliğe sahip olduğunu dile getirdi.

Kaynak; http://www.iha.com.tr/foto-dunyanin-en-uzun-ikinci-magarasi-ziyaretci-akinina-ugruyor-18421/

İlk Osmanlı Halifesi Yavuz Sultan Selim

8 yıllık hükümdarlığı döneminde Hilafeti ülkeye getiren Yavuz Sultan Selim, ilk Osmanlı Halifesi olma ünvanına sahip olmuştur.

Yavuz Sultan Selim

Hilafet ile birlikte kutsal emanetlerin büyük bölümünü de getiren Yavuz Sultan Selim’in sekiz yıllık yönetimi, Osmanlı tarihinde önemli dönüm noktalarını teşkil eder.

Babası Sultan II. Bayezid‘in sancak beyi olarak bulunduğu Amasya‘da dünyaya gelen Yavuz Sultan Selim, 498 yıl önce 22 Eylül 1520‘de Çorlu‘da vefat etmiştir. Şehzade Selim, küçük yaşlardan itibaren birçok laladan eğitim almıştır.

Yavuz Sultan Selim, İslam Halifeliği‘ni Osmanlı‘ya getirmek suretiyle İslam dünyasını tek bir çatı altında toplamıştır. Yavuz Sultan Selim, sekiz yıldan fazla süren yönetiminde, Osmanlı tarihinde dönüm noktası teşkil eden olaylara imza attı.

Şehzade Selim, babasının tahta çıkmasıyla, 1487 ila 1510 yılları arasında Trabzon sancak beyliği yaptı. Trabzon’daki idarecilik yıllarında Şehzade Selim, ileride 8 yıl gibi kısa bir süre sürecek saltanatı için çok iyi bir tecrübe kazandı. Trabzon’da bulunduğu süreçte, sınır boylarındaki gelişmeleri, özellikle Şah İsmail‘in faaliyetlerini dikkatle takip etti.

Trabzon Sancak Beyi Şehzade Selim

Şehzade Selim’in Trabzon sancak beyliği yaptığı dönemde, Annesi Ayşe Hatun’da 1506 yılında vefatına kadar onun yanında kalmıştır. 1494’te oğlu Şehzade Süleyman, ardından Şehzade Salih ve Kamerşah Sultan yine burada dünyaya gelmişlerdir. Ancak Şehzade Salih 1499’da ve Kamerşah Sultan ise 1503’te küçük yaşta vefat ettiler.

Osmanlı’nın dokuzuncu hükümdarı Yavuz Sultan Selim

Edirne‘de bulunan babası Sultan II. Bayezid‘in, kardeşi Şehzade Ahmed‘i tahta geçirmeye hazırlandığını öğrenen Şehzade Selim, babasına sert ifadeler içeren mektup kaleme aldı.

Divandaki vezirlerin çoğu, babasının hastalığının artması ile birlikte, taht için Şehzade Selim yerine Şehzade Ahmed lehine görüş beyan ediyorlardı. Şehzade Selim 3 bin kişiyle birlikte Edirne‘ye babasının yanına gitti. Babasıyla Çukurçayır denilen yerde karşı karşıya geldi. Babası tarafından burada yatıştırılan Şehzade Selim’e Semendire sancağı verilerek, Macar’larla savaşmasına müsade edildi.

Ağabeyi Şehzade Ahmed’in tekrar saltanat için çağrıldığını haber alan Şehzade Selim, Edirne’ye girdi. Çorlu Uğraşdere mevkiinde II. Bayezid’e bağlı kuvvetlerin ani bir saldırısıyla, Selim geri çekilmek zorunda kaldı. Şehzade Selim, Kefe’de bulunan oğlu Şehzade Süleyman’ın yanına döndü.

İstanbul‘da yeniçeriler Şehzade Ahmed’i değil de Selim’i desteklediklerini açıkça ilan ettiler. Şehzade Ahmed Üsküdar’a kadar gelse de şehre giremedi, Yeniçeriler, Kefe’de bulunan Selim’e destek mektupları yolladı.

Bazı vezir ve paşalar da baskı yapınca, Sultan II. Bayezid, Şehzade Selim lehine tahtından feragat etmek durumunda kaldı.

Böylece Şehzade Selim, 24 Nisan 1512‘de dokuzuncu Osmanlı hükümdarı olarak tahta çıktı.

Sultan II. Bayezid, İstanbul’dan Dimetoka’ya gitmek üzere çıktıktan kısa bir süre sonra 10 Haziran 1512‘de Abalar köyünde vefat etti.

İlk hedefi tehdit olarak gördüğü Şah İsmail oldu

Osmanlı Devleti için ciddi bir dini ve siyasi tehdit oluşturduğunu düşündüğü Şah İsmail, Yavuz Sultan Selim’in ilk hedefi oldu.

20 Mart 1514’te Edirne’den İran seferi için yola çıkan Yavuz Sultan Selim, beş ay süren zorlu bir seferin sonunda 23 Ağustos 1514 Çarşamba günü Çaldıran‘da Şah İsmail ile karşılaştı. Yapılan savaşta düşmanına üstünlük kuran Sultan Selim, Şah İsmail’i geri püskürttü. Harekatını sürdürerek 6 Eylül Cuma günü Tebriz’e giren Yavuz Sultan Selim, adına hutbe okuttu. Bölgede bazı imar faaliyetlerinde bulunan Sultan Selim, çok sayıda ilim ve sanat erbabını İstanbul‘a yönlendirdi.

Memlük Ordusunu bozguna uğratıp Mısır sultanı oldu.

Sultan Selim, tarihçi İdris-i Bitlisi’yi bölgeye göndermek suretiyle bölgedeki Sünni/Şafii aşiretlerini Safeviler’e karşı örgütlemeye çalıştı. Yerel Kürt beylerini de kendi tarafına çekti.

5 Haziran 1516’da Doğu seferi için İstanbul’dan ayrıldığı sırada Yavuz Sultan Selim, Sünni Memlük sultanının Safevilerle ortak hareket ettiğini öğrendi. Bunun üzerine Malatya‘dan Halep‘e doğru ilerleyen Yavuz Sultan Selim, 24 Ağustos‘ta Mercidabık Ovası‘nda yapılan savaşta Memlük ordusunu darmadağın etti. Yavuz Sultan Selim bu olayla birlikte Mısır seferine karar verdi ve ordusuyla önce Şam‘ı ardından da Kudüs‘ü fethetti.

Gazze’den 9 Ocak’ta Mısır’a doğru ordusuyla yola çıkan Yavuz Sultan Selim, zorlu çöl yolculuğunun ardından ulaştığı Ridaniye‘de yeniden toparlanan Memlük ordusunu 22 Ocak’ta bozguna uğrattı.

Yavuz Sultan Selim, 15 Şubat 1517‘de ‘görkemli bir törenle Kahire‘ye girerek Kasr-ı Yusuf‘ta Mısır Sultanı olarak tahta oturdu. Kahire’de cuma namazı esnasında imam hutbe okurken, Yavuz Sultan Selim için ‘Hâkim’ul Haremeyn-i Şerîfeyn’ yani ‘Mekke ve Medine’nin Hâkimi’ şeklinde bir tabir kullanır. Bu tabirden dolayı rahatsız olan Yavuz Sultan Selim ayağa kalkar ve; “ben Harem-i Şerif’in hakimi değilim. oranın sahibi Hz. Allah’tır. ben ancak Hâdim’ul Haremeyn eş-Şerîfeyn olurum.” der. O günden sonra padişah mühürlerinde hep ‘Mekke ve Medine’nin hizmetkârı’ anlamına gelen bu tabir kullanılır.

Yavuz Sultan Selim, içlerinde Abbasi Halifesi Mütevekkil-Alellah ve yakınlarıyla birlikte, öldürülen Memlük sultanı Kansu Gavri’nin oğlu Muhammed, bazı önde gelen kimseler, ulema, sanatkarlar, bazı tacirler, mevcut mukaddes emanetler ve ele geçirilen malzemeler olmak üzere hepsini donanmayla İstanbul’a gönderdi.

Yavuz Sultan Selim, geldiği yolu takip etmek suretiyle vardığı Şam’da Muhyiddin İbnü’l-Arabi‘nin mezarını buldurarak, buraya bir türbe ve yanına da bir cami ve tekke yaptırdı.

Yavuz Sultan Selim 25 Temmuz 1518’de, iki yıl bir ay gibi süren zorlu bir seferin ardından İstanbul’a döndü.

Rodos Seferi

Rodos seferi için 1519 yılının nisan ayında donanmaya yeni gemiler tedarik ettirip, toplar döktürdü. Ancak ulema Şah İsmail seferinin daha önemli olduğu görüşü beyan etmesi üzerine Rodos seferinden vazgeçti.

İstanbul’da veba salgını çıkması üzerine Sultan Selim, 18 Temmuz 1519’da Edirne’ye gitti. Ancak sırtında çıkan büyük bir ur yüzünden Çorlu’da kalmak zorunda kaldı.

Hekimlerin tüm müdahalelerine rağmen hastalığı giderek ağırlaştı ve iki ay kadar sonra 21-22 Eylül 1520‘de yanında yakın adamı Hasan Can varken sabaha karşı vefat etti.

oğlu Şehzade Süleyman’ın Manisa’dan İstanbul’a gelişine kadar Yavuz Sultan Selim’in vefatı gizli tutuldu.

Sultan Selim’in 1 Ekim’de İstanbul’a getirilen naaşı, oğlu ve devlet erkanı tarafından şehir girişinde karşılandı ve Fatih Camisi‘ne indirildi. Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazını takiben, bugünkü türbesinin bulunduğu Mirza Sarayı denilen yerde defnedildi.

Geçici olarak üzerine bir çadır kurulan mekana oğlu Süleyman tarafından daha sonra bir türbe ile Sultan Selim Camii ve Külliyesi yaptırıldı.

Yavuz Sultan Selim dönemi Osmanlı tarihi için bir dönüm noktası oldu

Yavuz Sultan Selim’in sekiz yılı biraz geçkin süren saltanat dönemi, Osmanlı tarihi için bir dönüm noktası oldu.

Onun döneminde, özellikle Doğu meselelerini ele alışı ve bu sorunlara kesin çözüm bulma çabaları dikkat çekti.

Osmanlı İmparatorluğu dini düşüncesinin sınırlarını Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat anlayışı ile çizen ve ilerisi için tehdit olarak gördüğü Safevi akınını önlemesi, aynı zamanda siyasal ve sosyal hayatta da önemli bir dönüşümün habercisi oldu.

Hilafet Tahtının Sultanı Yavuz Sultan Selim

Halife-i Ruy-i Zemin Yavuz Sultan Selim

Yavuz Sultan Selim’in İslam dünyası üzerinde bütünleştirici bir lider sıfatını haiz olması sebebiyle, ‘Halife-i Ruy-i Zemin‘ yani ‘Hilafet Tahtının Sultanı” şeklinde anıldı.

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/hilafet-tahtinin-sultani-yavuz-sultan-selim-/1261763

Yıkım Kararı Uygulamaya Kondu!

Doğu Karadeniz yaylalarında 31 Aralık 2017 tarihinden sonra inşa edildiği tespit edilen ‘Kaçak Yapılar’ için Yıkım Kararı uygulamaya kondu.

TRABZON’UN DÜZKOY İLÇESİ HAÇKALI YAYLASINDA KAÇAK YAPI YIKIM KARARI  UYGULAMAYA KONDU. FOTO: SELCUK BASAR DHA

Türkiye genelinde başlatılan ‘imar barışı’ uygulaması ile 31 Aralık 2017 öncesi yapılan kaçak ve usulsüz yapıların kayıt altına alınması amaçlanmıştı.

Bu uygulamayı fırsat olarak gören özellikle Doğu Karadeniz ve Ege Bölgesi’ndeki bazı vatandaşların 2018 yılı başından beri betonarme kaçak yapı inşa etmeye başladığı görülmekteydi. İçişleri Bakanlığı’nın Doğu Karadeniz bölge valiliklerine gönderdiği yazılı uyarı ile birlikte; 31 Aralık 2017’den sonra inşa edilen Kaçak Yapılar için yıkım kararı verilmiş oldu.

Valilikler aracılığıyla tebliğ edilen karar doğrultusunda, Jandarma ve zabıta ekiplerinin geniş güvenlik önlemi altında Trabzon’da 5 ilçede yıkım işlemlerine başlandı.

Trabzon ili sınırları içerisindeki yaylalarda yıkımına başlanan kaçak yapı sahipleri yıkımlara tepki gösterdi. Kısa süre önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize’deki Ayder Yaylası için; “Ayder’i kirlettik, rezil ettik” çıkışı ile gündeme gelen Doğu Karadeniz yaylalarındaki kaçak yapılara karşı Trabzon, Rize, Giresun ve Gümüşhane illerinin valilikleri harekete geçti.

Kaçak ve ruhsatsız olarak inşa edilen binalar yüzünden yapı yoğunluğu artan, doğal güzellikleri bozulan yaylaların kurtarılması amacıyla toplam 4.106 adet kaçak yapı için yıkım kararı alındı.

Bunlar; Trabzon’da 1750, Giresun’da 1700, Rize’de 350, Gümüşhane’de ise 306 adet olarak tespit edilmiştir.

İlk yıkım Uzungöl Tabiat Parkı da kapsayan, Trabzon, Çaykara ilçesinde gerçekleştirildi. Ancak yaylacılardan gelen tepkiler üzerine yıkımlara ara verildiği bildirildi.

İMAR BARIŞI UYGULAMASI 

Türkiye genelinde başlatılan ‘imar barışı‘ uygulaması ile 31 Aralık 2017 öncesi yapılan kaçak ve usulsüz yapıların kayıt altına alınmaya başlandı. Doğu Karadeniz yaylalarında 31 Aralık 2017’den önce inşa edilmiş ve yıkım kararı verilmiş kaçak yapı sahipleri de İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için başvuru yapmaya başladı. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile e-devlet üzerinden başvuru yapan yaylacılar, Yapı Kayıt Belgesi almayı bekliyor.

FIRSATÇILAR KAÇAK YAPI YAPMAYA BAŞLADI

İmar Barışı ile kaçak yapılara af getirileceği algısı oluşan uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki yaylalarda betonarme kaçak yapılar inşa etmeye başladıkları görüldü. Bunun üzerine, Jandarma, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile Orman Müdürlüğü ve belediye ekipleri kaçak inşaatlarla ile ilgili tutanaklar tutmaya başladı.

BAKANLIK, VALİLİKLER ARACILIĞIYLA UYARMIŞTI

Sözkonusu kaçak yapılarla ilgili valilikler daha önce vatandaşları uyarıcı bildiri yayınlamıştı. Bildiride; “İmar Barışı, 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsamaktadır. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptırarak imar kirliliğine neden olan kişi hakkındaki Türk Ceza Kanunu’nun 184/1’inci maddesine göre 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verileceği ve fail hakkında Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231’inci maddesinde düzenlenen ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ karar verilmeyeceğine hükmedilmiş olup, 31 Aralık 2017 tarihinden sonra yapılan veya yapımına devam edilen ruhsatsız ve ruhsat eklerine aykırı yapılar için Yapı Kayıt Belgesi’nin verilmeyecektir” şeklinde yer alıyor.

KAÇAK YAPILAR İÇİN YIKIM KARARI UYGULAMAYA KONDU

Doğu Karadeniz yaylalarında ‘imar barışı’ uygulamasını fırsat bilip, 31 Aralık 2017 tarihinden sonra inşa edilmeye başlanan betonarme kaçak yapılar için valilikler harekete geçti.

Valilik kararı ile alınan yıkım kararı doğrultusunda, Sürmene, Maçka, Düzköy, Hayrat ve Köprübaşı ilçelerindeki kaçak yapılar yıkılıyor. Jandarma ve zabıta ekiplerinin de geniş güvenlik önlemi aldığı yaylalardaki kaçak yapı sahipleri yıkımlara tepki gösteriyor. Yaylalarda zaman zaman gerginlik yaşandığı bildiriliyor.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/dogu-karadeniz-yaylalarinda-yikim-basladi/haber-1599441

Sümela, Doğu Karadeniz’in Turizm Gözdesi

Turistlerin ilk ziyaret ettiği mekanların başında gelen Sümela, Doğu Karadeniz’in turizm gözdesi.

Sümela Manastırı

UNESCO Dünya Miras Geçici Listesine 2000 yılında giren Sümela Manastırı, Trabzon’un Maçka ilçesi Altındere Vadisi‘ndeki Karadağ‘ın eteğinde sarp ve kayalık alana kuruludur.

Sümela Manastırı, restorasyon ve kaya ıslahı çalışmaları nedeniyle şu anda ziyarete kapalı olmasına rağmen yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Yüksekten Sümela’ya Bakış

Sümela Manastırı‘nın patika yolunda yer alan Aya Varvara Manastırı‘nı gezen turistler, Sümela’nın üç boyutlu tanıtımını izlerken, bir yandan da bahçesindeki seyir terası sayesinde Sümela Manastırı‘nı seyredebiliyor.

Turistler, yöreye özgü kazaziye ve telkari ürünlerinin sergilendiği alanda, balık ve köfte yanında mısır ekmeği, yoğurt ve doğal tereyağı gibi yöresel lezzetleri de tatma imkanı buluyor.

Sümela Manastırı‘na kolay ulaşım için Trabzon Büyükşehir Belediyesi‘nin devam ettirdiği teleferik projesi var. Bu vesileyle hem ulaşım sorunu çözülmüş olacak, hem de turistler için farklı bir aktivite sunulmuş olacak.

Turistler Sümela’da daha fazla kalmalı

İl Kültür ve Turizm Müdürü Ali Ayvazoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sümela Manastırı’nın her zaman yerli ve yabancı turistlerden özellikle de arap turistlerden ilgi gördüğünü, bu ilginin ziyarete kapalı olmasına rağmen sürdüğünü söyledi.

Ayvazoğlu, devamında; “Altındere Milli Parkı sınırları içerisinde yer alan Sümela Manastırı 2015 yılının eylül ayında restorasyon için ziyarete kapatılmıştı. 2016 yılında çalışmalar başlamasına rağmen, gelen ziyaretçilerimiz Sümela’yı görme imkanı bulmuştur. Restorasyonun devam ettiği Sümela, Doğu Karadeniz’in turizm gözdesi.” dedi.

Manastıra gelen ziyaretçi sayısı ile ilgili Ayvazoğlu, “Sümela Manastırı restorasyona kapalı olmadığı dönemde, 100 bini yabancı olmak üzere yaklaşık 500 bin ziyaretçiyi ağırlamıştı. Biz 2018 yılı ilk 8 ayında, yaklaşık 300 bin civarında ziyaretçiyi ağırlamışız. Yine yaklaşık 100 bini yabancı turistlerdir” şeklinde ifade etti.

Ayvazoğlu, manastır restorasyonunu kısa süre içeresinde tamamlamak istediklerini söyledi. Daha önce içeresine girildiği halde gezilemeyen pek çok noktaya da ziyaretçileri ulaştırmak istediklerini dile getiren Ayvazoğlu; “turistlerin Sümela’da daha fazla vakit geçirmelerini istiyoruz” dedi.

Sümela bir Kültürel Değerdir

Ali Ayvazoğlu, Sümela Manastırı’nı daha cazip hale getirmenin çabası içerisinde olduklarını belirtti. Devamında, “Kültür ve Turizm Bakanı, Sümela Manastırı’nı çok hızlı şekilde hizmete açmayı planladıklarını ifade etmişti. Bu doğrultuda Rölöve Bölge Müdürlüğü‘müzle çalışmalarımızı hızlı şekilde devam ettiriyoruz ve İnşallah ilk bölüm 1-1,5 ay içerisinede tamamlanmış olacak. Ardından diğer bölümdeki çalışmalar da hızlı şekilde devam edecektir” dedi.

Zigana Tüneli ‘nin 2021 yılında hizmete girmesi planlanıyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Turhan, Zigana Tüneli’nde çalışmaların aralıksız sürdüğünü, hedeflerinin 2021 yılında tüneli hizmete açmak olduğunu söyledi.

Zigana Tüneli

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Trabzon’un tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda beraberinde AK Parti Trabzon İl Başkanı Haydar Revi ile birlikte esnafı ziyaret ederek vatandaşların bayramını kutladı.

Bakan Turhan, Zigana Tüneli’ndeki çalışmaların planlandığı gibi sürdüğünü dile getirdi. Hedeflerinin Zigana Tüneli‘ni 2021 yılında hizmete açmak olduğunu söyledi.

Zigana Tüneli Türkiye’nin en uzun karayolu tüneli

Şu anda Türkiye’nin en uzun tünelini inşa ettiklerini vurgulayan Bakan Turhan, “Zigana Tüneli Türkiye’nin şu anda inşa edilmekte olan en uzun tüneli. Buradaki inşaat çalışmalarımız planlandığı şekilde devam ediyor. Hedefimiz inşallah 2020 yılında burada ışığı görmek. En kısa zamanda 2020 yılında olabilir veya biraz belki sarkabilir ama 2021 yılında hizmete açmayı hedefliyoruz, planlıyoruz. Burası Türkiye’nin en uzun karayolu tüneli olacak. Bittiğinde Doğu Karadeniz’i Doğu Anadolu’ya ve doğu sınırlarımızdaki ülkelere limanlarımızı bağlayan yol üzerinde bulunmaktadır. Bundan dolayı ulaşımda sağlayacak olduğu faydayı daha da yüksek seviyelere çıkaracak” dedi.

Trabzon ile Gümüşhane arasında 30 tünel olduğunu belirten Turhan, “Bunların toplam uzunluğu Zigana Tüneli ile birlikte 40 kilometreye yaklaşıyor. Bu aradaki yapılan bu güzergahtaki iyileştirme ve standardı yükseltme çalışmaları hem seyahat süresini kısaltacak hem de ulaşım maliyetlerini önemli ölçüde azaltmış olacak. Tüm ülke satında olduğu gibi bu güzergahta da çalışmalarımızı planladığımız hedeflediğimiz tarihte bitireceğiz. İnsanımızın halkımızın hizmetine sunacağız” diye konuştu.

Kaynak: İHA https://www.trthaber.com/haber/turkiye/zigana-tunelinin-2021-yilinda-hizmete-girmesi-planlaniyor-381533.html

Trabzon’da Sel ve Heyelan Sebebiyle Karayolu Ulaşıma Kapandı!

Sabah saatlerinde başlayıp etkisini artıran sağanak,
Trabzon’da sel ve heyelan oluşturdu. Düzköy ilçesinde sel ve heyelan sonucu karayolu çift yönlü ulaşıma kapandı, araçlar yolda kaldı.

Trabzon’da sel ve heyelan 

Kentte sabah saatlerinde başlayan yağış etkisini gösterdi. Yağışlar özellikle Düzköy ilçesinde etkili oldu. İlçede aşırı yağışlar nedeniyle sel ve heyelanlar meydana geldi. Düzköy-Akçaabat karayolu Hıdırnebi kavşağı mevkiinde çift yönlü ulaşıma kapandı. Karayolunda çok sayıda araç yolda kaldı. Karayolları ve belediye ekipleri kapalı yolu ulaşıma açmak için çalışma başlattı.

Trabzon‘un Yomra, Araklı ve Sürmene ilçelerinde etkisini sürdüren yağışlar nedeniyle derelerin su seviyeleri yükselmeye başladı. 

Trabzon’da Sel ve Heyelan Sebebiyle Kapanan Yol Ulaşıma Açıldı

Kentte sabah saatlerinde etkili olan sağanağın sel ve heyelanlara neden olması sonucu kapanan Düzköy-Akçaabaat karayolu, bölgeye sevk edilen iş makinesi ile karayolları ekiplerinin çalışmaları sonucu yeniden ulaşıma açıldı.

Akçaabat ilçesinde de etkisini gösteren yağış, Derecik Mahallesi’nde de sel ve taşkınlara yol açtı. Yağış sonucu yamaç alandan akan sel sularıyla mahalledeki Derecik Anadolu Lisesi’ni su bastı. Okulun kilitli olan kapısı içeride su birikintisi nedeniyle açılamadı. Bölgeye gelen ekipler, iş makinesiyle kapıyı kırarak okul içine dolan suyu tahliye etti.

Okulun aile birliği başkanı Orhan Kuvvet, yağışın aniden başladığını belirterek “Sabah hava iyiydi. Fakat sonrasında 90 yılında buradaki seli aratmayacak şekilde yağmur başladı. Okulumuzun ek binasında tamamen boşaltmadığımız, okul arşivlerinin yer aldığı bölümü su bastı. Çok şükür o esnada okulda kimse yoktu” dedi.

‘ALANDAN UZAKLAŞTIK’

Yöre sakini Mümtaz Öztürk de su birikintilerinin yarım metreyi bulduğunu ifade ederek, “Sabah saatlerinde yağış başladı ve hızlandı. Yukarıdaki dereden akan sular bulunduğumuz bölgeye aktı. Menfezler tıkandı. Su birikintisi yarım metreyi buldu. Tedbir alarak, alandan uzaklaştık” diye konuştu.

Bölgede sel sularının sürüklediği toprak, ağaç ve balçıkla kaplanan ilçede Trabzon Büyükşehir Belediyesi‘ne ait iş makineleri ve ekiplerce başlatılan temizleme çalışmaları sürüyor.

BELEDİYE BAŞKANI: CAN VE MAL KAYBIMIZ YOK

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, kentte sel ve heyelanlarla ilgili açıklamalarda bulundu. Trabzon’un ciddi şekilde sağanak yağışa maruz kaldığını ifade eden Gümrükçüoğlu, “Şükürler olsun ki herhangi bir can kaybı olayı yaşanmamıştır. Akçaabat, Yomra, Arsin ve Sürmene ilçelerimiz sağanak yağıştan en çok etkilenen ilçelerimiz durumundadır. Bazı mahallelerimizde su taşkını ve heyelan olayları yaşanmıştır. Ekiplerimiz tüm noktalara anında müdahale etmiştir. Gerekli tedbirler alınmıştır” dedi.

DERECİK’TE EVLERİ SU BASTI

Trabzon’un Akçaabat ilçesi Derecik Mahallesi’nde sağanak yağışla birlikte oluşan selde bazı evlerin zemin ve bodrum katları su altında kaldı. Vatandaşlar kendi imkanları ile evlerinde temizlik çalışması başlattı. 

Evini su basan Şahinaz Turan, 60 yıldır böyle bir olay görmediğini söyledi. Turan, “Yoğun yağış olduğunda duvarı kırdık suyu oradan akıttık. Daha önceden de sel oldu ama buralara pek etkisi olmamıştı. Millet kendilerine yağmur, sel etki etmesin diye yolları tıkadı, kesti, buralar bu hale geldi” dedi.

Evini su basan Bülent Turan da, “Yolların akarları yok. Bu sebepten dolayı sürekli bu durumla karşı karşıya kalıyoruz.” diye konuştu.  

Orhan Turan ise “Alt yapı olmayınca üst yapı da olmuyor. Sıkıntılarımız büyük. Bahçelerimiz, evlerimiz mahvoldu. Her yağmurda bir sel oluyor.” diyerek önlem alınmasını istedi.

Trabzon’un doğu ilçeleri, Rize ve Artvin’in kıyı kesimlerinde gök gürültülü sağanağın etkili olacağı tahmin ediliyor.

Kaynak; AA https://www.dha.com.tr/yurt/trabzonda-sel-ve-heyelan-karayolu-ulasima-kapandi/haber-1595279