Yurtdışında Çalışmanın Zorlukları Nelerdir?

Merhaba değerli kardeşlerim ve kıymetli dostlarım. Bu yazımda sizlere, yurtdışında çalışmanın zorlukları hakkında kısa başlıklar halinde bilgi vermek istiyorum.

Yurtdışında Çalışmanın Zorlukları

Ülkemizde işsizliğin arttığı şu dönemde bir çoğumuz yeni arayışlar içerisindeyiz. Özellikle inşaat sektöründe yaşanan daralma, çok sayıda meslektaşımızı yurtdışı projelere sevketmekte. Dünya genelinde 2018’de Türk Müteahhitlerimiz 261 proje üstlendi. Bunun da yurtdışında Proje Yönetimi konusunda faaliyet göstermek istememizde hatırı sayılır bir etkisi var. Ancak yurtdışında çalışmanın zorlukları da var elbette.

Çok sayıda mimar, mühendis, tekniker idareci ve işçi vatandaşımız sözkonusu referans projelerde görev almak suretiyle ülkemizi yurt dışında gururla temsil etmekteler. Türkiye vatandaşlarının bu tarz nitelikli ve nicelikli projelerde yer alması, bir bakıma yurt dışına teknik ve mesleki bilgi ve tecrübe ihracatı anlamına gelmektedir. Bunun yanında maddi birikimlerini ana vatanlarına göndermek suretiyle, ülke ekonomisine ciddi manada olumlu katkı da sağlamaktalar.

Bu girişten sonra gelelim, asıl konumuz olan, yurtdışında çalışmanın zorlukları konusuna;

Farklı bir Coğrafya;

Her şeyden önce bulunduğunuz yerden farklı bir coğrafi konuma gidiyorsunuz. Ne ile karşılaşacağını bilmeden çıkılan yolda bu bilinmezlik psikolojisi, insanı hep tedirgin etmiştir.

Farklı bir Kültür;

Kendi kültürünüzden farklı bir ortama giriyorsunuz. Adetleri, gelenekleri ve görenekleri farklı bir topluma dahil oluyorsunuz. Her ne kadar çoğu projede kamp, lojman veya şantiye ortamı olsa da, sonuçta sosyal hayatta diğer kültürden insanlarla karşılaşıyorsunuz. Zor durumda kalmama adına, o kültürün yaşam biçimini hızlıca tanıyıp, adapte olmanız faydanıza olacaktır.

Farklı bir Dil;

Büyük olasılıkla farklı bir dilin konuşulduğu bir ülkeye gidiyorsunuz. O ülkede köken olarak aynı dil konuşuluyor olsa bile, lehçe ve kelime farklılıklarından dolayı, illaki iletişim güçlüğü çekeceksiniz. İngilizce’niz çok iyi olabilir. Fakat, bulunduğunuz ortamda, ana dili İngilizce olan ülkeler dışında, farklı bir yerel dil kullanılıyor olacak. En basitinden marketten ekmek alırken, onun o dildeki karşılığını biliyor olmanız gerekecek. Ne de olsa ekmek parası için gitmiyor muyuz yurt dışına?

Farklı bir İklim;

Gittiğiniz ülkenin uzaklığına ve konumuna bağlı olmakla birlikte, elbette az veya çok bir iklim farkı olacaktır. Gideceğiniz ülkenin iklim koşullarına uyum sağlamak bazen tahmininizden daha güç olabilmektedir. Bu, günlük çalışma saatlerini dahi etkileyecek boyutta olabiliyor. Gitmeden önce o konuda ön bilgi alıp, ona göre önlem almak yararınıza olacaktır.

İş Yapma Yöntemindeki Farklılık;

Her ülkenin ve kültürün farklı bir iş yapma yöntemi vardır. Bu yöntemleri gözlemleyip, kendinizi ona göre uyarlamanız gerekebilecektir. Resmi daire, market ve iş yerlerinin gün içi çalışma ve istirahat saatleri, haftalık tatil günleri, ülkeler arası saat farkı gibi konular büyük önem arzetmektedir.

Yüksek miktarda Barınma Gideri;

Anavatanınızdakine ilave olarak ikinci bir barınma gideriniz daha olacaktır. Genellikle aynı mekanda tek başınıza veya bir kaç arkadaş birlikte kalacağınız için, bu maliyet yüksek olabilmektedir. Dinlenebileceğiniz ve kafa dinleyebileceğiniz özel zaman dilimi yalnızca ev ortamında olacağı için, ev arkadaşı seçiminiz çok önemlidir. Bazen çok iyi iki dostun, aynı ev ortamını paylaştıktan kısa bir süre sonra son derece kötü bir şekilde ayrıldıklarına şahit olduk veya duyduk.

Yüksek miktarda Yeme İçme Gideri;

Genellikle tek başınıza veya bir kaç arkadaş birlikte kalacağınız için, alacağınız erzak ve pişireceğiniz yemek miktarı az olmak durumunda olacaktır. Elinizin ayarı da yoksa eğer, çoğu pişirdiğiniz yiyecek henüz bitmeden çöpe gitmek durumunda kalacak. Az miktarlar halinde tedarik edeceğiniz için, aldığınız erzağın size maliyeti yüksek olacak. Veya son kullanma tarihi geleceği için, tükenmeden atmak durumunda kalacaksınız.

Ne derler bilirsiniz; “Yemeklerinizi ailenizle birlikte yiyin, toplu yemekte bereket vardır.” [1] Normal aile ortamında 2-3 kişinin doyabileceği miktarda bir yemeği siz tek başınıza pişirmek durumunda kalacaksınız. Kamp ortamında kalıyor olsanız da normal öğünlere ilave olarak illaki bir zulanız olacaktır. Hele hele yemek yapma beceriniz yok ve; “Ne uğraşacağım, ben dışarıda yerim.” diyorsanız, sizin durumunuz daha da vahim.

Yüksek miktarda İletişim Gideri;

Sosyal çevrenizden ve dostlarınızdan uzakta olacaksınız. Ailenizi beraberinizde getirmediğiniz sürece onlarla olan iletişiminiz telefon ve internet üzerinden olacaktır. Çoğu ülkede internet ücretleri hala yüksek düzeyde seyrediyor. Dolayısıyla iletişim gideri aylık harcamalarınızda önemli bir paya sahip olacak. Evli iseniz ve üstüne çocuğunuz da varsa, bu miktar daha da artacaktır.

Yüksek miktarda Seyahat Gideri;

Ülkenizden ve sevdiklerinizden uzakta olacağınız için, doğal olarak, yıllık izinlerinizi vatanınızda onlarla birlikte geçirmek isteyeceksiniz. Çoğu firma yılda bir defa olmak üzere gidiş-dönüş uçak bileti alıyor veya buna karşılık belli bir sabit ücret ödüyor.

Ancak, yılda bir sefer görüşmek yeterli gelmeyeceği için veya bayramlarda da vatanınızda, ailenizle ve dostlarınızla bir arada olmak isteyeceğiniz için ekstra seyahat harcamalarınız olacaktır.  

İklim Değişiklikleri;

İklim değişikliği, daha ziyade uluslar arası seyahate bağlı olarak i sizi ciddi manada etkileyebilir. Mevsim şartlarına uygun kıyafet ve eşya seçimi yapmalısınız.

Gurbette Yaşama Psikolojisi;

Her şeyden önce ana vatanınız dışında bulunacaksınız. Bulunduğunuz ülke ne kadar modern, özgür, lüks dahi olsa, sonuçta sizin memleketiniz değil. Bu psikoloji yurt dışında bulunduğunuz sürece sizin üzerinizdeki bir kıyafet gibi olacaktır. Çoğu zaman haklı olmaktan ziyade, “problem olmasın yeter”i amaçlamak durumunda kalacaksınız. Ne demiş altın kafesteki bülbül; ”Vatanım.” [2]

(Bugün bardağın boş tarafından baktık. Olabildiğince yalın ve abartısız bir şekilde yurtdışında çalışmanın zorlukları hakkındaki önemli hususları aktarabilmeye çalıştım. Genelleme yaptığım için, elbette sizlerin bulunduğu ortamlara göre ilaveler veya eksiltmeler yapılabilir.  Lütfen siz de benim değinmediğim, sizce önemli olan hususları yazın. Bir sonraki yazımda Yurdışında Çalışmanın Avantajları’ndan bahsedeceğim. Tekrar görüşmek dileğiyle.)

[1] Hz. Muhammed (SAV) [2] Atasözü

Saygı ve sevgilerimle

Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Türkiye Emlak Katılım Bankası tekrar faaliyete başlayacak!

Bakan Kurum; “93 yıllık tarihi olan Türkiye Emlak Katılım Bankası ‘nın tekrar faaliyete başlaması için yoğun çalışmalar yürütüyoruz.” dedi.

Türkiye Emlak Katılım Bankası

“Türkiye Emlak Katılım Bankası ‘nın tekrar faaliyete başlaması için yoğun çalışmalar yürütüyoruz.”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye Emlak Katılım Bankası ‘nın tekrar faaliyete başlaması için yoğun çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.


AA Muhabiri Ayşe Şensoy Boztepe’nin haberine göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Antalya’da bir otelde
“2023’e Doğru Türkiye’de Çevre ve Şehirciliğin Geleceği İstişare Toplantısı” düzenlendi. Toplantının açılışında Bakan Kurum bir dizi açıklamalarda bulundu. Kurum, Bakanlık olarak 2023’te ekonomide ve ihracatta öncü, şehircilikte dünya markası ve çevre duyarlılığında örnek bir Türkiye hedeflediklerini belirtti.

Kurum, Bakanlık olarak kültüre ve medeniyete uygun, yaşanabilir şehirlerin inşası için atılan küçük veya büyük tüm adımları her zaman desteklediklerini vurguladı.

Bugün dünyada ülkelerin değil, şehirlerin yarıştığını vurgulayan Kurum, dolayısıyla şehirlerin yaşam kalitesini bugünkü seviyeden daha yukarıya çıkarmanın öncelikli hedefleri olduğunu ifade etti.

Kurum sözlerine şu şekilde devam etti;

“Önümüzdeki 5 yıllık dönemi doğru planlarsak, bu planlama çalışmalarını daha uzun vadeye yayarsak, şehirlerimizin geleceği adına çarpık kentleşmeye ‘Dur’ diyebiliriz.

Türkiye Emlak Katılım Bankası yeniden hizmete girecek

Türkiye Emlak Katılım Bankası nın 93 yıllık mirası ve tarihi olduğuna işaret eden Kurum, bankanın kurulmasıyla sektörün ithalatını azaltmayı hedeflediklerini vurguladı. Bakan devamında şu bilgileri verdi;

“Bankanın tekrar faaliyetlerine başlaması için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Bankanın temel stratejilerini, müşteriye ulaşacağı kanalları ve sunacağı hizmet gruplarını belirledik. Nihai noktaya geldik.

BDDK’ye faaliyet izni için başvurumuzu yaptık. Çok yakın zamanda faaliyet iznini alarak Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle Türkiye Emlak Katılım Bankası’nı hizmete açmayı hedefliyoruz. 93 yıllık Emlak Bankası’nı yeniden hayata geçirerek sektörümüze katkı sağlayacağız. Bu vesileyle hem kentsel dönüşüm projelerinde uygun kredi imkanı sağlayacak, hem de ülkemizde ithal edilen malların yerli üretimine katkı sağlayacak süreci başlatmış olacağız.”

Bakan Kurum, TOKİ‘nin özellikle son yıllardaki ürettiği konutlardan yaklaşık yüzde 95’inin sosyal konut niteliğinde olduğunu ifade etti. Kurum, Türkiye’deki birinci el konut satışında TOKİ’nin payının 2018’de yüzde 7,7 olduğunu vurguladı.

Kurum, “Hedefimiz yıl bazında 50 bin konutu ihale etmek ve bu 50 bin konutun satışını gerçekleştirmektir. TOKİ tarafından inşası bitirilen 138 projede toplam 52 bin konutun 2019 yılının ilk üç ayında teslim etmeyi planlıyoruz.

Emlak Konut ile daha önce yaptığımız “Türkiye için Kazanç Vakti” kampanyasına benzer yeni kampanyalar yapacağız. 2023 yılına kadar 250 bin bağımsız bölümün üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, 2023’te Türkiye’deki tüm hava, su ve deniz kirliliğinin kaynağında engellendiği, tüm atıkların geri dönüştürüldüğü veya arıtıldığı, kirliliğe karşı mücadelede “tam dijitalleşmeye geçmiş, her sorunun tek noktadan hızlıca çözüldüğü” tertemiz bir Türkiye hedeflediklerini sözlerine ekledi.

TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesinde Bitişe Bir Kaldı!

TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi Sözcüsü Aslı Esen, Doğal gaz akışının planlandığı gibi gelecek yılın sonunda başlayacağını söyledi.

TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi (TurkStream)

TürkAkım Gaz Boru Hattı 2019 yılı sonunda hizmete girecek

Kıyıköy’deki alım terminali inşaatının devam ettiğini belirten TürkAkım Gaz Boru Hattı Proje Sözcüsü Aslı Esen, Onun da 2019 içinde tamamlanacağını belirtti. Esen; “Doğal gaz akışı planlandığı gibi gelecek yılın sonunda başlayacak.” dedi.

AA muhabirinin yaptığı habere göre Esen, Rusya‘nın Anapa kentinde bulunan ve proje için inşa edilen Russkaya Kompresör İstasyonu ve TürkAkım Kara Çıkışı Tesislerinde açıklamada bulundu.

Esen, Rus gazını Türkiye‘ye ve Türkiye üzerinden de Avrupa‘ya taşıyacak hattın inşaatının tamamlanmasına yaklaşık bir yıl kaldığını ifade ederek; “Planlanan takvime uygun olarak ilerliyoruz. Rusya kıyısındaki tesislerin inşaatı tamamlandı. Deniz kesimindeki iki boru hattında yüzde 95 eşiğini aşmış bulunuyoruz.” dedi.

Russkaya Kompresör İstasyonu, 285 bar basınç sağlayacak

Kompresör istasyonunun başlıca işlevinin doğal gazın Karadeniz boyunca 930 kilometre gidebilmesini sağlayacak basıncı üretmek olduğunu söyleyen Russkaya Kompresör İstasyonu Tesis Müdürü Anatoly Koltakov, istasyonun amacının yılda 31,5 milyar metreküp doğal gazı Türkiye’ye aktarmak olduğunu kaydetti.

İstasyonun, TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi için özel olarak inşa edildiğini belirten Koltakov, “İstasyon, her biri 32 megavat kapasitede 7 üniteden oluşmakta. İstasyon, doğal gazın uzun bir yol kat edebilmesi için gerekli 285 bar basıncı sağlayacak. Burada yer alan bir ölçüm istasyonu da Türkiye’ye ne kadar doğal gaz aktarıldığını kaydedecek.” şeklinde konuştu.

TürkAkım için Rusya kıyısında inşa edilen tesislerden ilki olan Russkaya Kompresör İstasyonu, Gazprom’un 172 bin kilometre doğal gaz boru hattı ve 254 kompresör istasyonundan oluşan dev şebekesinin önemli bir parçasını oluşturuyor.

Doğal Gaz Sibirya’dan binlerce kilometre yol katederek gelecek, Russkaya istasyonunu aracılığıyla TürkAkım hattı üzerinden Türkiye’ye ulaştırılacak.

Şu an için iki hattan oluşan TürkAkım’ın, üçüncü ve dördüncü hatlarının yapımının gündeme gelmesi durumunda, yeni bir kompresör istasyonun daha inşa edilmesi öngörülüyor.

TürkAkım Gaz Boru Hattı en az 50 yıl faaliyet gösterecek

TürkAkım Kara Çıkışı Tesisi Yöneticisi Anton Barişev, Russkaya Kompresör İstasyonu’ndan tesise gönderilen gazın buradan boru hattıyla Karadeniz‘e sevk edileceğini söyledi.

Tesiste Russkaya’dan gelen gazın içerik, hacim, sıcak ve basınç değerlerinin izleneceğini belirten Barişev; “Russkaya Kompresör İstasyonu’nun ardından TürkAkım Kara Çıkışı Tesisi‘nin de tamamlanmasıyla TürkAkım’ın Rusya kıyısındaki inşaatı bitmiş bulunuyor.

Buradaki özel düzenekten, TürkAkım’ın deniz altı kesiminin yıllık denetim ve bakımını sağlayacak robotlar boru hattına girecek.” dedi.

TürkAkım Kara Çıkışı Tesisi, Russkaya Kompresör İstasyonu’na 3,5 kilometre mesafede yer alıyor. Boru hattı, tesisten sonra 2,5 kilometre daha ilerlemek suretiyle kıyıya ulaşıp, Karadeniz’deki uzun yolculuğuna başlayacak.

Anapa’dan Kıyıköy’e doğal gazın 52 saat sürede ulaşması planlanıyor. Doğal gaz akışının izleneceği kumanda odası, TürkAkım Gaz Hattı proje firmasının Hollanda’nın Amsterdam kentinde bulunan genel merkezinde yer alacak.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre, TürkAkım projesi en az 50 yıl boyunca faaliyet gösterebilecek şekilde tasarlandı.

Karmod Prefabrik Şili’de!

Karmod Prefabrik Şili altın madeninde şantiye binaları kurdu.

Karmod Prefabrik Yapı

Prefabrik Şantiye Binaları

AA muhabirinin yaptığı habere göre, Karmod Prefabrik, Güney Amerika ülkelerinden Şili’de bir altın madeninde şantiye binaları kurulumu gerçekleştirdi.

Karmod Prefabrik’ten yetkililerin yaptığı açıklamaya göre; Karmod, Şili’nin doğusunda faaliyet gösteren altın madeni işletmesince kullanılmak üzere prefabrik şantiye binaları kurdu. And Dağları’nın eteğinde faaliyet gösteren işletmede toplam 6 adet binanın kurulumunu 2 ay gibi kısa bir sürede tamamlayıp teslim etti.

Karmod Dış Ticaret Müdürü Taner Öztürk yaptığı açıklamada, Güney Amerika ülkelerinde maden işletmeciliği yapan çok sayıda Avrupa merkezli firmaların bulunduğunu ifade etti. Öztürk, işletmecilerin prefabrik şantiye yapılarında Karmod’u tercih ettiklerini söyledi.

Öztürk, Karmod olarak yakaladıkları inşaat kalitesi, üretim hızı ve deniz aşırı ülkelere dahi sağladıkları zamanında teslim anlayışının, müşterilerin tercihlerinde önemli etken olduğunu vurguladı. Yarı mamul malzemenin montaj yerine sevkinden sonra şantiyede hazır kurulum operasyonundaki başarılarının da çok etkili olduğunu vurgulayan Öztürk;

“Fransa, İspanya, Rusya gibi maden işletmeciliğinde öne çıkan ülkelerin dünya genelindeki projelerine prefabrik şantiye yapıları üretip yerinde kurulum yapıyoruz. Amerika Kıtası’nda Peru, Arjantin, Guyana, Kolombiya ve Venezuela maden kampı kurduğumuz ülkeler arasında yer alıyor. Son olarak Şili projemizdeki işçi kampını bölgede altın madeni çıkarma faaliyetinde bulunacak İspanyol firması için kurulum yaparak kullanıma hazır hale getirdik. Toplam proje büyüklüğü 866 metrekaredir. Bir adet yönetim binası, iki adet ofis binası, 2 adet yemekhane ve 1 adet de WC’li Soyunma Odaları binası olmak üzere toplamda 6 adet yapıyı iki ay gibi kısa bir sürede kurulum yaparak teslim ettik.” dedi.

Karmod Prefabrik

Karmod Prefabrik, 1986 yılından bugüne üretim tecrübesiyle Türkiye dahil 90’a yakın ülkede projeler gerçekleştiren hazır yapı sektörünün öncü markalarındandır.

Karmod, iyi organize olmuş sekronize çalışan ekipleriyle, sektörel bazda, aynı anda dünyanın farklı ülkelerinde projeler gerçekleştirme gücüne sahiptir.

Karmod, İstanbul Tuzla’da 21 bin metrekare kapalı alanı bulunan modern tesislere sahiptir. Dünya genelinde öne çıkan projelerin şantiye yapıları ile beraber; toplu konutlar, acil yerleşim üniteleri gibi farklı yapıların üretimini gerçekleştirmektedir.

Uluslararası camidaki Türk firmaları içerisinde önemli bir konuma sahip olan Karmod’un gerçekleştirdiği projeler arasında; tüm Avrupa’ya enerji sağlayacak, dünyanın en yüksek rezervli doğalgaz projesi Şahdeniz 2’nin şantiye yapıları, Irak’ın Başkenti Bağdat ve Kut şehirlerinde 7 ay gibi kısa sürede tamamlanan 10 bin kişinin yaşadığı 1884 konutla beraber sosyal tesis yapıları, Nijerya’da BM askeri kamp yapıları yer almaktadır.

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/sirkethaberleri/gayrimenkul/karmod-silide-santiye-binalari-kurdu/646582

Yerli Enerji Üretiminin Yolu Güneş Enerjisi!

GÜNDER; “Güneş Enerjisinin sürdürülebilir büyümesini sağlamak için Yerli Enerji Teknolojisine ve Milli Üretime öncelik vermek gerek.”

Yerli Enerji

Yerli Enerji Üretiminin Yolu Güneş Enerjisinden geçiyor.

AA muhabiri Nuran Erkul Kaya’nın yaptığı habere göre, Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu Türkiye Bölümü Tekfen Tower’da Solarena isimli bir toplantı düzenledi. “Güneş Enerjisi Yol Haritası” konulu çalışmayı paylaşan GÜNDER Genel Sekreteri Faruk Telemcioğlu, yerli enerji üretiminin yolunun güneş enerjisinden geçtiğini ifade etti.

Telemcioğlu; “Güneş enerjisinin sürdürülebilir büyümesini sağlamak için yerli ve milli teknoloji ve üretime öncelik verilmeli. Türkiye’de üretilen güneş panelleri artık kalite ve fiyat olarak Çin ile yarışacak noktaya geldi. Güneş enerjisi kurulu gücü son yıllarda rekor düzeyde arttı. Geçtiğimiz sene Türkiye bu alanda kapasitesini en çok artıran beşinci ülke konumuna yükseldi. Güneş enerjisindeki bu artış eğilimi ile beraber sektörel olarak yeni fırsat ve zorluklar da artmaya başladı.” dedi.

Telemcioğlu, düzenlenen Güneş Enerjisi yol haritası sunumu ile sektörün bu zorluklarla başa çıkma yollarını aydınlatmayı hedeflediklerini vurguladı. Telemcioğlu; “Yenilenebilir enerji kaynakları içerisindeki en büyük dönüşümü Güneş Enerjisi gerçekleştirmektedir.” dedi.

Yerli Enerji Teknolojisine ve Milli Üretime öncelik vermek gerek

Türkiye’nin güneş enerjisindeki mevcut kurulu gücünün 4 bin 792 megavat mertebesine ulaştığı bilgisini paylaşan GÜNDER Genel Sekreteri Telemcioğlu, 2023 yılına kadar bunun en az 3 katı olması gerektiğini hedeflediklerini ifade etti. Telemcioğlu;

“Güneş enerjisi üreticileri ve yatırımcıları, Türkiye’de güneş enerjisi kurulu gücünün 2023 yılında en az 14 bin megavata yükselmesini hedefliyor. 2030 yılında ise 38 bin megavata ulaşmalıyız. Yapılan analizler iletim altyapısının bu ölçekte bir artışı kaldırılabilek seviyede olduğunu gösteriyor. Güneş enerjisi maliyetlerinde yıllar bazında düşüş meydana geliyor. Ancak makro ve mikro bazda gelecekte yeni zorluklar ve riskler öngörüyoruz. Sürdürülebilir büyüme için yerli ve milli teknolojiye öncelik vermeliyiz. Elektrik üretiminde yerli ve milli güneş enerjisinin payının artırılması için politika geliştirmeliyiz. Enerji politikaları ile sanayi, istihdam ve teknoloji politikalarını komple bir bütün olarak ele almalıyız.” dedi.

Maliyetlerin çok ucuzlamasına rağmen, yenilenebilir enerjide temel dar boğazın finansman olduğunu vurgulayan Telemcioğlu, kamu ve bankacılık sektörünün bu konuda yeni araçlar üretmesi gerektiğini ifade etti.

Güneş enerjisi, arz güvenliği hedeflerini destekliyor

Türkiye’nin potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, yol haritası verilerine göre, güneş enerjisi, arz güvenliği hedeflerini en fazla destekleyen kaynak olarak göze çarpıyor.

Yerli Enerji üretiminde güneş enerjisinin payının artması ile birlikte, doğalgazda 2030’a kadar 24,2 ila 46,3 milyar metreküplük bir talep düşüşü öngörülmektedir. Bu düşüş, Türkiye ekonomisine 5 ila 26,6 milyar ABD doları arasında bir katkı sunabilecek.

Güneş enerjisindeki istihdam artışında Türkiye geçtiğimiz yıl dünyada 9. sırada yer aldı. Yenilenebilir enerji sektöründeki toplam 84 bin kişilik istihdamın yüzde 60’ını 50 bin kişi istihdamı ile bu sektör oluşturuyor.

Küresel iklim koşullarına da olumlu katkı sunmakta olan güneş enerjisindeki kurulu güç, geçtiğimiz sene Dünyada 402 bin megavata ulaştı.

Yalova Çiftlikköy’de Deniz Suyu Çekiliyor!

Yalova Çiftlikköy ilçeinde Deniz Suyu Çekiliyor. Deniz suyunun 25 metre kadar çekilmesi bölge sakinlerini endişelendirdi.

Yalova Çiftlikköy

Marmara Denizi’nin çekildiği Yalova Çiftlikköy ilçesinden görülüyor.

Yalova Çiftlikköy ilçesindeki sahilde Marmara Denizi‘nin kıyıdan yaklaşık 25 metre çekildiği, bu konunun bölge sakinlerini endişelendirdiği dile getirildi.

Deniz suyunun kıyıdan yaklaşık 25 metre çekildiği Yalova Çiftlikköy sahilinde, limandaki kayıkların karaya oturduğu, yosunların yüzeye çıktığı görüldü.

Yalova Çiftlikköy sakinleri suyun çekildiği alanı incelerken, akıllara tekrar Olası Marmara Depremi geldi. Endişelerini dile getiren vatandaşlar, bu konuda yetkililerden rahatlatıcı bir açıklama beklediklerini ifade ettiler.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ercan ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu mevsimlerde Marmara Denizi’nde deniz şişmesi dediğimiz bir olayın olduğunu ifade etti. Bu hususta endişe edecek bir durumun olmadığını belirten Ercan şöyle devam etti;

“Bunun ana sebebi, karadan gelen rüzgarlar, suyu Marmara Denizi’nin ortasına çekmektedir. Bu dönemlerde deniz sürekli. Deniz şişmesi dediğimiz bu durumun depremle bir ilgisi yoktur. Bu konuda endişeye mahal yoktur. 1999 Marmara Depremi‘nde de Yalova’da, Çınarcık’ta deniz çekilmesi olmuştu. Deniz şişmesinin deprem öncesinde denizde meydana gelen çekilme ile ilgisi yoktur. Biz Marmara Denizi‘ni sürekli izliyoruz. Ölçümlerimize göre şu anda Marmara Denizi’nde uzun süre bir gerginlik beklenmiyor.”

Bizler Deprem Bilinci İle Hareket Ediyoruz

Yalova Tuğra Emlak İnşaat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Tekiner, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, ülkemiz için deprem kavramının artık yaşam ile birlikte anılması gereken bir kavram olduğunu ifade etti.

Aydın Tekiner; “Türkiye olarak deprem kuşağında yer alıyoruz. Bilim adamlarının sürekli altını çizdiğine göre, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova başta olmak üzere, içerisinde bulunduğumuz Marmara Bölgesi’nde, amma bugün, amma yarın, büyük bir deprem bekleniyor. 20-30 yıl gibi yakın bir gelecekte meydana gelmesini beklediğimiz bu yıkıcı depreme karşı ne yapalım? Buraları bırakıp gidelim mi? Hayır, tam tersine güzel Yalova‘mıza sahip çıkmamız gerekir. Şehir planlamasını yaparken, binalarımızı tasarlarken, statik hesaplarını yaparken ve inşaat süresince bu deprem bilinci ile hareket etmemiz icap eder. Deprem değil, çürük ve standartlara uymadan üretilen binalar öldürür.” dedi.

Yabancıya Ev Satışı İhracat Sayılmalı

Tuğra olarak yıllardır Çiftlikköy’de yerli ve yabancı yatırımcılara hizmet ettiklerini ifade eden Tekiner, Yalova ilinin bu konuda aylık bazda yabancıya konut satışında ilk sıralarda geldiğini vurguladı. Meclisin açılışı ile birlikte yabancıya ev satışının ihracat sayılması konusunun inşaat sektörü temcilcileri tarafından gündeme getirileceğini ifade eden Tekiner, Türkiye‘nin cari açığının düşürülmesine katkı sağlamada paylarının olmasından gurur duyduklarını belirtti.

Yalova Tuğra Emlak İnşaat A.Ş. 

Yalova Tuğra Emlak İnşaat ve Yatırım A.Ş.

Resmi olarak 2000 yılından beri bu bölgede ticari faaliyetlerde bulunduklarını söyleyen Tekiner, karşılıklı güç ve inançla kurduğumuz Tuğra Emlak İnşaat ailesi olara; Sanayi İmarlı Arsalar, Arsa, Bağ-Bahçe, Konut alım ve satımında %100 müşteri memnuniyeti ilkesince hareket ettiklerini ifade etti. Tekiner, amaçlarının kısa vadeli menfaatler yerine, bir yandan gayrimenkul sahiplerinin emeklerinin ve masraflarının karşılığını almasını sağlamayı, öbür taraftan da yatırımcılarına hep daha kazançlı yaşam sunmayı amaçladıklarını belirtti.

Tuğra Emlak İnşaat olarak farklı beklentilere üstün kaliteyle cevap verebilecek hizmeti hedeflediklerini belirten Tekiner; “İlke ve Prensiplerimiz; müşteri memnuniyetini üst seviyede tutmak, müşterilerimizle yaptığımız alış-verişin her aşamasında ve sonrasında onların memnuniyet sertifikası olmaktır.” dedi.

Türk Vatandaşlığına Geçiş Kolaylaştı

Tuğra Emlak İnşaat A.Ş. YKB Aydın Tekiner, dinamik bir ekiple çalıştıklarını, inşaat sektörü içinde bulunan tüm alt sektörleri kapsayan bir platform haline dönüşmeyi amaçladıklarının altını çizdi. Sektör temsilcisi olarak doğruluk, dürüstlük ve profesyonelliği ön planda tutma vizyonu ile hareket ettiklerini belirten İşadamı Tekiner; “Yurtdışında, özellikle de Körfez Ülkelerinde ülkemizi ve bölgemizi en iyi şekilde temsil etmeye büyük çaba sarfediyoruz. Bu konuda devletimizin her zaman yanındayiz. Devletimizin desteğini de arkamızda görmenin cesareti ve bilinci ile Tuğra ekibi olarak daha özgüvenli hareket ediyoruz.

Bildiğiniz gibi yakın geçmişte yeni bir kararla Türk Vatandaşlığına geçiş kolaylaştı. Yabancılar, 250 bin ABD doları karşılığı Türk Lirası ile gayrimenkul sahibi olduklarında Türk Vatandaşı olabiliyorlar. Bu kararla birlikte özellikle Arap turistler ve yatırımcılar bölgemize daha fazla ilgi göstermeye başladılar. Sadece Yalova değil, İstanbul, Bursa, Gemlik, Sakarya, Sapanca, Kocaeli, bölgelerine hakimiz. Ekim ayında ciddi bir satış patlaması bekliyoruz. Vatandaşlarımız sadece gayrimenkul sektörü değil, bu bölgede düşündükleri her türlü yatırım ile ilgili bizlere gönül rahatlığıyla danışabilirler. Çiftlikköy Ana Cadde üzerinde bulunan ofisimize kahve içmeye bekliyoruz.” dedi.

Katar’ın En Büyüğünden TEKZEN’e Ortaklık!

Türkiye‘nin ev güzelleştirme merkezi Tekzen ile Katar‘ın en büyük perakendecisi Al Meera Holding arasında Tekzen Al Meera Stratejik İş Birliği anlaşması imzalandı.

Tekzen Al Meera Stratejik İş Birliği

Tekzen Al Meera Stratejik İş Birliği Anlaşması

Türk Tekzen ile Katarlı Al Meera Holding arasındaki Tekzen Al Meera Stratejik İş Birliği anlaşması her iki kurum yetkililerinin katılımı ile İstanbul’da gerçekleşti.

Yüzde 100 yerli sermayeli Tekzen ile Al Meera arasındaki anlaşma çerçevesinde Katarlı şirket ilk yıl 100 milyon Amerikan doları kadar alım yapacak.

Tekzen Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Girgin, Tekzen Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Onur Mertoğlu, Tekzen Pazarlama Müdürü Mehmet Cem Kızılkaya, Tekzen Finans ve Raporlama Müdürü Ayça Yıldız, Al Meera Holding İcra Kurulu Başkan Vekili Salah Al-Hammadi ve Al Meera Holding Ticari Direktörü Alouani Adil imza töreninde hazır bulundular. 

Tekzen Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Murat Girgin, imza töreninde iş birliğine ilişkin bilgi verdi. Girgin; “Tekzen, Türkiye‘nin ilk ve en yaygın ev güzelleştirme merkezidir. Tekzen olarak Türkiye’de 59 şehirde 138 mağazamız bulunuyor. 23 sene oldu. Bünyesinde olduğumuz Tekfen’in Katar dahil yurt dışında birçok ülkede faaliyet göstermekte. 13 yıldır çalıştığımız Katar ile bugüne kadar 3,5 milyar dolarlık iş bitirdik. Halen 3 milyar dolarlık daha ilave işimiz var.

Bu ilişki geçmişi sayesinde bugün bir aradayız. Katar gıda pazarının yüzde 30’unu kontrol eden, Al Meera Holding, 1 milyar doların üzerinde cirosu olan bir firma. Yaklaşık yüzde 74’ü halka açık olan gıda şirketi Al Meera’nın; Katar’da 52, Umman’da 4 mağazası var. Al Meera sektörel olarak gıda dışındaki ticaretini de geliştirmek istiyor. Bugün imzaladığımız anlaşma çerçevesinde önümüzdeki bir yıllık süre içinde gıda dışı ürün kategorilerinin tedariğini Tekzen‘den yapacak. Tekzen Al Meera Stratejik İş Birliği kapsamının artarak devam edeceğini düşünüyoruz.” dedi.

İlk Yıl 100 Milyon Amerikan Doları 

Tekzen CEO’su Girgin, ilk yıl için 100 milyon dolarlık bir ticari hacim hedeflediklerini belirtti. Girgin, “Ticaret hacmimiz kalite ve fiyat uygunluğuna göre şekillenecek. Sürekli yatırım yapan bir firma olan Al Meera, Katar’da her geçen yıl büyüyor. Bugün imzalanan bu protokol ile Al Meera bu büyümesinde Tekzen’in dinamiğinden ve know-how’ından da istifade edecek.” dedi.

Türkiye ile Ticaretimizin Artması Ekonomik Açıdan Önemli

Katar’ın en büyük hipermarket zinciri olduklarını dile getiren Al Meera Holding İcra Kurulu Başkan Vekili Salah Al-Hammadi, Katar’da ve Katar dışındaki pazarlarda büyüme hedeflerinin bulunduğunu ifade etti. Al-Hammadi; 

“Ciromuzun yüzde 5’ini Umman oluşturuyor. Umman’daki ticari varlığımızı önümüzdeki yıllarda ikiye katlamayı hedefliyoruz. Türkiye ile ticareti artırmamız ve iş birliğinin gelişmesi çok önemli. Durum ne olursa olsun Türk ekonomisi çok sağlam ve biz Türk ekonomisinin kuvvetine inanıyoruz. Bu ay başında her iki ülke bakanlarının ortaklaşa parafladığı Türkiye-Katar Ticaret ve Ekonomik Ortaklık Anlaşması (TEOA)‘na katkıda bulunabilmekten memnunuz. Bu stratejik adımımızla Tekzen gibi itibarlı ve güvenilir bir partnerle iş birliği yapmış olduk.

Gıda dışı perakende ticareti, şu anki işimizin yüzde 5’ini oluşturuyor. Biz bu payı 3 katına çıkartmak suretiyle yüzde 15’e ulaşmayı hedefledik. 2019 yılı için yaklaşık 100 milyon dolarlık bir alım planladık Pazarın tepkisine göre aşama aşama ilerleyeceğiz. Katar halkı Türk ürünlerinden çok memnun. Ambargo sonrası Türk markalarının marketlerdeki satış oranı yüzde 80 arttı.” dedi. 

Katar halkının Türk ürünlerinin lezzeti ve kalitesine teveccühü olduğunu vurgulayan Al Hammadi, Türkiye’nin ve Tekzen’in gelecekte de kendileri için güçlü bir stratejik ortak olacağını ifade etti.

Muhabir: Eda Fatma Topçu

Rize-Artvin Havalimanı Projesi Devam Ediyor!

Türkiye’nin deniz dolgusuna inşa edilecek 2’nci havalimanı olan Rize-Artvin Havalimanı Projesi, Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Yeşilköy’de devam ediyor.

Rize-Artvin Havalimanı Projesi

Rize-Artvin Havalimanı çalışmalarında 120 kamyon, 2 hafriyat gemisi aracılığıyla getirilen günlük 80 bin ton taş denize dökülüyor.

Türkiye‘nin 56’ncı, denize dolgu olan 2’nci havalimanının inşa edileceği dolgu alanında 88,5 milyon ton taş kullanılması öngörülüyor. Altyapı çalışmalarının 1 milyar 78 milyon Türk Lirasına mal olacağı öngörülen Rize-Artvin Havalimanı Projesi ‘nin 29 Ekim 2020’ye yetiştirilmesi planlanıyor.

Rize Valisi Erdoğan Bektaş, “3 milyon yolcu kapasiteli havalimanı 29 Ekim 2020’de bitirilecek, Rize’ye ilk uçak inecek.” dedi.

3 Nisan 2017 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı‘nca 766 hektarlık alan üzerinde temeli atılmış Rize-Artvin Havalimanı Projesi’nin dolgu alanına 2 hafriyat gemisi ile günlük 80 bin tona yakın dolgu yapılmaktadır. Proje sahasına 3- 7 kilometre uzaklıktaki Hisarlı ve Subaşı taş ocaklarından kamyonlarla taşınan taşlar ile havalimanı inşaatının pist dolgu işlemi sürüyor.

Kamyonlar aracılığıyla 2 hafriyat gemisine doldurulan taşlar, deniz içerisinde yapılan bağlantı yolu ile açıkta 27 metre derinlikte denize dökülüyor. Havalimanının mendirek iç alanı 2 milyon metrekare alana sahiptir.

İlk Uçak 29 Ekim 2020 Tarihinde İnecek

Rize Valisi Erdoğan Bektaş, havalimanı inşaatında günlük 80 bin ton dolayında dolgu malzemesinin denize döküldüğünü ifade etti.

Bektaş, “Süreç gittikçe hızlanıyor. 29 Ekim 2020 tarihi olarak bir hedef belirlendi. O tarihte Rize’ye ilk uçak inecek. Tünelin üzerinden geçilerek taş ocağından alınan malzeme sahil yoluna çıkmadan havalimanı dolgusuna dökülmekte. Taş kamyonlarının kara yoluna çıkmaması trafikte doğabilecek bir sıkıntıyı  önlemiş oldu. Taş ocağından alınan malzeme ile ilgili herhangi bir problem yok.

Resmi bitiş tarihi 18 Ocak 2022 olmasına rağmen biz sözleşmesinden 15 ay önce bitirip 29 Ekim 2020 tarihinde havalimanını açmayı hedefledik.” dedi.

100 Bin Tona Çıkacağız

Rize Valisi Erdoğan Bektaş; “Havalimanı dolgusu 3 bölümde ele alınmaktadır. Bunlar koruyucu mendirekler, PAT sahası denilen pist, apron ve taksi yollarının olduğu kısım ve bunların dışında kalan alanları kapsayan genel dolgu sahasıdır. Taş ocakları havalimanı inşası için en önemli konulardan birisidir. 2 yıl içerisinde 85 milyon ton taşı dökebilirsek, havalimanı 2 yılda bitebilir. Şu an için kullandığımız 2 tane taş ocağı var. 

Havalimanına komşu olan Pazar Tüneli, taş ocaklarından taş taşıyan kamyonlara büyük imkan sağlamaktadır. Bu nedenle Havalimanı projesi sahil yoluna herhangi bir zarar vermiyor. Projenin söz verilen tarihte bitirilebilmesi için günde 80 bin tondan 100 bin ton döküm seviyesine ulaşmamız lazım.” şeklinde konuştu.

Rize-Artvin Havalimanı Projesi

Rize-Artvin Havalimanı Projesi, 3 bin metre uzunluğunda 45 metre genişliğinde pist, 260 metreye 24 metrelik taksi yolu, 300 metreye 120 metrelik aprondan oluşacak. Tamamlandığında, Türkiye’nin 56’ncı ve denize dolgu 2’nci havalimanı olacak projenin dolgu alanında 88,5 milyon ton taş kullanılacak. 4 yılda tamamlanması ve yılda 3 milyon yolcu tarafından kullanılması beklenen Rize- Artvin Havalimanı‘nın 29 Ekim 2020 tarihinde tamamlanması planlanıyor.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/rizeartvin-havalimaninda-denize-gunde-80-bin-ton-tas-dokuluyor/haber-1600826

Güneş Panelleri ile Tarım Yapıyor!

Geçen yıl düzenlenen yarışmada, ‘Çıtır Çileğim’ projesiyle Türkiye ikincisi olan Lale Basut, yetiştirdiği çilekleri Güneş Panelleri ile kurutuyor.

Güneş Panelleri

Batman’lı Girişimci Çileklerini Güneş Panelleri ile kurutuyor

Tarım ve Orman Bakanlığı‘nca geçen yıl “Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi Programı” isimli kadın istihdamının artırılmasına yönelik bir yarışma tertip edilmişti. Bu yarışmada ‘Çıtır Çileğim’ projesiyle Türkiye çapında ikinci gelen, ödülünü Cumhurbaşkanının eşi Emine Erdoğan’dan alan Batmanlı Lale Basut, yetiştirdiği çilekleri güneş enerjisi kullanmak suretiyle güneş panelleri ile kurutuyor.

Tarıma 4 dönüm bahçede başlayan Basut, pazar bulması halinde seri üretime geçebileceğini söyledi. Basut, “12 kilo yaş çilekten 1 kilo kurutulmuş çilek elde ediyorum. Paketleme ve pazar konusunda destek arayışı içerisindeyim. Şayet beklediğim destek gelirse üretimi artırabilirim.” dedi.

2017 yılında düzenlenen proje yarışmasına ‘Çıtır çileğim’ projesi katılan Batman ili Sason ilçesi Kavaklı mezrasında yaşayan Lale Basut, Türkiye ikincisi olmuştu. ‘Çıtır Çileğim’ isimli kuru çilek elde etme projesini hayata geçiren Basut, ailesiyle birlikte başladıkları 4 dönümlük bahçede yetiştirdiği çilekleri güneş panelleri ile kurutuyor.

Lale Basut, “Geçtiğimiz haftalarda üretime başladık. 12 kilo yaş çilekten 1 kilo kurutulmuş çilek elde ediyoruz. Isparta’dan güneş paneli satın aldık. Fırınımız bu güneş paneliyle çalışıyor. Çilekleri yıkama işlemlerinin ardından özenle doğruyor, fırına koyuyor ve fırınımızda kurutuyoruz.” şeklinde izah etti.

Destek Gelirse Yıllık 1 Tona Kadar Üretebiliriz

Basut bu projesi için 30 bin lira hibe almış ve 7 kişilik ailesiyle birlikte üretime başlamış. Pazar bulması halinde günlük üretimi artırabileceğini belirten Basut; “Üretim noktasında sıkıntımız yok. İlk etapta kuruttuğumuz çilekleri aktarlara vermeye başladık. Kilosunu şimdilik 80 Türk Lirasından veriyoruz. AVMlerde aynı kurutulmuş çileğin kilosu 170 liraları buluyor. Paketlemeyi kendi imkanlarımızla yapıyoruz. Pazar ve paketleme konusunda yeterli desteği bulabilirsem yılda 1 tona kadar üretim yapabileceğime inanıyorum.” dedi.

Lale Basut, bu projesi ile, 400 nüfuslu Kavaklı köyünün gençlerine de örnek oldu. Aynı zamanda köyün muhtarı olan babası Ömer Basut, kızına her türlü desteği sağladığını belirterek; “Kızım bu projeyi hayata geçirmeyi çok istiyordu. Ben de kendisine gereken desteği sundum.  Kızımın bu projesi köyümüzdeki diğer gençlere de örnek oldu. Nüfusunun çoğunun İstanbul’da yaşadığı köyün gençleri, bu projeyi duyduktan sonra çilek üretimine ilgi duymaya başladılar.” şeklinde konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/gunes-paneliyle-kuruttugu-citir-cileklerine-pazar-ariyor/haber-1600846

Atatürk Üniversitesi DAG Projesi Devam Ediyor!

Atatürk Üniversitesi ATASAM bünyesindeki Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG) Projesi devam ediyor.

Atatürk Üniversitesi ATASAM DAG Projesi

Atatürk Üniversitesi Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde devam eden Doğu Anadolu Gözlemevi projesi, bittiğinde turizme de katkı sunacak.

Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG) projesi, Atatürk Üniversitesi Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATASAM) bünyesinde, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve Atatürk Üniversitesi desteğiyle yürütülmektedir.

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çomaklı, “Atatürk Üniversitesi DAG Projesi ‘nin araştırma geliştirme amaçlı inşa edilmesinin yanında, 2020’den sonra turizm anlamında dünyanın buraya akmasına vesile olacağına inanıyoruz.” dedi.

Rektör Çomaklı, rektör yardımcıları Prof. Dr. Ayhan Çelik, Prof. Dr. Fuat Gündoğdu, Prof. Dr. Medine Güllüce, Prof. Dr. Sezai Ercişli ve DAG Proje Koordinatörü Astrofizikçi Doç. Dr. Cahit Yeşilyaprak ile birlikte heyet olarak inşaatı devam eden gözlemevi inşaatında incelemede bulundu. DAG Projesi, 3170 rakımlı Konaklı Karakaya Tepeleri’nde inşa edilmektedir.

İlk Kez Kırmızı Ötesi Gözlem Yapacak

İncelemenin sonunda gazetecilere açıklamada bulunan Prof. Çomaklı, DAG Projesi’nin 2012 yılında başladığını, Türkiye‘nin en büyük araştırma projesi  olduğunu vurguladı.

Projede 4 metre çapında teleskobun kullanıldığını ifade eden Rektör; “DAG Projesi, Avrupa’nın kurulu en büyük çaplı ve Türkiye’nin en büyük çaplı teleskobuna sahip olacak. DAG, ilk kez kırmızı ötesi gözlem yapabilen, son teknolojiyle donatılmış uluslararası bir gözlemevi olacak. DAG, sahip olduğu teknolojiler ve ekibin bilgi, birikim ve deneyimleri, farklı alanlarda çalışan diğer ulusal ve uluslararası kuruluşlara hizmet verebilecek donanıma ve potansiyele sahip olacak.” dedi.

Çomaklı, DAG projesinin diğer aşamalarının da aynı kurumsal destekle başlatıldığını, bu kapsamda üniversite yerleşkesinde DAG’a hizmet vermesini planladıkları Optomekatronik Araştırma Laboratuvarı yani OPAL için 150 dönümlük arazi tahsis edildiğini söyledi.

Dünya Buraya Akacak

Rektör, inşası devam eden gözlemevinin Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük çaplı gözlemevi olmasından ziyade, çok büyük bir AR-GE merkezi olacağını vurguladı. Daha şimdiden kendileriyle iş birliği yapmak isteyen ülkelerin bulunduğunu ifade eden Çomaklı, projenin bir de turistik yanının olduğunu dile getirdi.

Çomaklı; “Biz inşallah gerek araştırma geliştirme gerekse turizm sektörü anlamında 2020’den sonra dünyanın buraya akacağına inanıyoruz.” şeklinde konuştu.

O Yükseklikte Hava Koşulları da Zor

Projede iki adet dairesel duvar bulunduğunu belirten Doç.Dr. Yeşilyaprak, 1 milimetre çapta bir hassasiyetle çalışıldığını ifade etti. Yeşilyaprak, 130 ton ağırlığında hareketli bir kubbeyi taşıyacak olduğu için oldukça zahmetli bir iş olduğunu belirtti.

Koordinatör Yeşilyaprak, Teleskobu taşıyacak olan kubbenin kendisi de titreşim yapmayacak ve titreşimi teleskoba da yansıtmayacak bir hassasiyette olması gerektiğini ifade etti.

Yeşilyaprak; şunları söyledi: “Teleskobun betonu da yaklaşık 300 tonluk bir ekipman, teleskobun bütün üniteleri üzerine yüklendiğinde. O da hareket ettiğinde titreşim üretmemesi için dış duvarla içerideki dairesel duvar birbirinden bağımsız. O yüzden öndeki servis binamız bu binalara temas etmiyor. Bunun nedeni kesinlikle titreşim üretmemesi gerekliliğiydi. Çünkü titreşim astronomik olarak bir gök cismini gözlemlediğinizde trilyon kilometrelik bir fark yaratabilir ve kıpraşmaya neden olacağı için bütün bunlar hassas şekilde yapıldı. 

Hava koşullarını da gözönünde bulundurmak gerek. 3 bin 100 metrede çalışmak oldukça zor. 2 sene içinde prjeyi bitirmeyi planlıyoruz. Bir aksilik olmazsa 2020’nin sonbaharına doğruda ilk ışığı almayı hedefliyoruz.” dedi.

Muhabir: Muhammet Mutaf