Rize-Artvin Havalimanı Projesi Devam Ediyor!

Türkiye’nin deniz dolgusuna inşa edilecek 2’nci havalimanı olan Rize-Artvin Havalimanı Projesi, Rize’nin Pazar ilçesine bağlı Yeşilköy’de devam ediyor.

Rize-Artvin Havalimanı Projesi

Rize-Artvin Havalimanı çalışmalarında 120 kamyon, 2 hafriyat gemisi aracılığıyla getirilen günlük 80 bin ton taş denize dökülüyor.

Türkiye‘nin 56’ncı, denize dolgu olan 2’nci havalimanının inşa edileceği dolgu alanında 88,5 milyon ton taş kullanılması öngörülüyor. Altyapı çalışmalarının 1 milyar 78 milyon Türk Lirasına mal olacağı öngörülen Rize-Artvin Havalimanı Projesi ‘nin 29 Ekim 2020’ye yetiştirilmesi planlanıyor.

Rize Valisi Erdoğan Bektaş, “3 milyon yolcu kapasiteli havalimanı 29 Ekim 2020’de bitirilecek, Rize’ye ilk uçak inecek.” dedi.

3 Nisan 2017 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı‘nca 766 hektarlık alan üzerinde temeli atılmış Rize-Artvin Havalimanı Projesi’nin dolgu alanına 2 hafriyat gemisi ile günlük 80 bin tona yakın dolgu yapılmaktadır. Proje sahasına 3- 7 kilometre uzaklıktaki Hisarlı ve Subaşı taş ocaklarından kamyonlarla taşınan taşlar ile havalimanı inşaatının pist dolgu işlemi sürüyor.

Kamyonlar aracılığıyla 2 hafriyat gemisine doldurulan taşlar, deniz içerisinde yapılan bağlantı yolu ile açıkta 27 metre derinlikte denize dökülüyor. Havalimanının mendirek iç alanı 2 milyon metrekare alana sahiptir.

İlk Uçak 29 Ekim 2020 Tarihinde İnecek

Rize Valisi Erdoğan Bektaş, havalimanı inşaatında günlük 80 bin ton dolayında dolgu malzemesinin denize döküldüğünü ifade etti.

Bektaş, “Süreç gittikçe hızlanıyor. 29 Ekim 2020 tarihi olarak bir hedef belirlendi. O tarihte Rize’ye ilk uçak inecek. Tünelin üzerinden geçilerek taş ocağından alınan malzeme sahil yoluna çıkmadan havalimanı dolgusuna dökülmekte. Taş kamyonlarının kara yoluna çıkmaması trafikte doğabilecek bir sıkıntıyı  önlemiş oldu. Taş ocağından alınan malzeme ile ilgili herhangi bir problem yok.

Resmi bitiş tarihi 18 Ocak 2022 olmasına rağmen biz sözleşmesinden 15 ay önce bitirip 29 Ekim 2020 tarihinde havalimanını açmayı hedefledik.” dedi.

100 Bin Tona Çıkacağız

Rize Valisi Erdoğan Bektaş; “Havalimanı dolgusu 3 bölümde ele alınmaktadır. Bunlar koruyucu mendirekler, PAT sahası denilen pist, apron ve taksi yollarının olduğu kısım ve bunların dışında kalan alanları kapsayan genel dolgu sahasıdır. Taş ocakları havalimanı inşası için en önemli konulardan birisidir. 2 yıl içerisinde 85 milyon ton taşı dökebilirsek, havalimanı 2 yılda bitebilir. Şu an için kullandığımız 2 tane taş ocağı var. 

Havalimanına komşu olan Pazar Tüneli, taş ocaklarından taş taşıyan kamyonlara büyük imkan sağlamaktadır. Bu nedenle Havalimanı projesi sahil yoluna herhangi bir zarar vermiyor. Projenin söz verilen tarihte bitirilebilmesi için günde 80 bin tondan 100 bin ton döküm seviyesine ulaşmamız lazım.” şeklinde konuştu.

Rize-Artvin Havalimanı Projesi

Rize-Artvin Havalimanı Projesi, 3 bin metre uzunluğunda 45 metre genişliğinde pist, 260 metreye 24 metrelik taksi yolu, 300 metreye 120 metrelik aprondan oluşacak. Tamamlandığında, Türkiye’nin 56’ncı ve denize dolgu 2’nci havalimanı olacak projenin dolgu alanında 88,5 milyon ton taş kullanılacak. 4 yılda tamamlanması ve yılda 3 milyon yolcu tarafından kullanılması beklenen Rize- Artvin Havalimanı‘nın 29 Ekim 2020 tarihinde tamamlanması planlanıyor.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/rizeartvin-havalimaninda-denize-gunde-80-bin-ton-tas-dokuluyor/haber-1600826

Güneş Panelleri ile Tarım Yapıyor!

Geçen yıl düzenlenen yarışmada, ‘Çıtır Çileğim’ projesiyle Türkiye ikincisi olan Lale Basut, yetiştirdiği çilekleri Güneş Panelleri ile kurutuyor.

Güneş Panelleri

Batman’lı Girişimci Çileklerini Güneş Panelleri ile kurutuyor

Tarım ve Orman Bakanlığı‘nca geçen yıl “Tarımda Kadın Girişimciliğinin Güçlendirilmesi Programı” isimli kadın istihdamının artırılmasına yönelik bir yarışma tertip edilmişti. Bu yarışmada ‘Çıtır Çileğim’ projesiyle Türkiye çapında ikinci gelen, ödülünü Cumhurbaşkanının eşi Emine Erdoğan’dan alan Batmanlı Lale Basut, yetiştirdiği çilekleri güneş enerjisi kullanmak suretiyle güneş panelleri ile kurutuyor.

Tarıma 4 dönüm bahçede başlayan Basut, pazar bulması halinde seri üretime geçebileceğini söyledi. Basut, “12 kilo yaş çilekten 1 kilo kurutulmuş çilek elde ediyorum. Paketleme ve pazar konusunda destek arayışı içerisindeyim. Şayet beklediğim destek gelirse üretimi artırabilirim.” dedi.

2017 yılında düzenlenen proje yarışmasına ‘Çıtır çileğim’ projesi katılan Batman ili Sason ilçesi Kavaklı mezrasında yaşayan Lale Basut, Türkiye ikincisi olmuştu. ‘Çıtır Çileğim’ isimli kuru çilek elde etme projesini hayata geçiren Basut, ailesiyle birlikte başladıkları 4 dönümlük bahçede yetiştirdiği çilekleri güneş panelleri ile kurutuyor.

Lale Basut, “Geçtiğimiz haftalarda üretime başladık. 12 kilo yaş çilekten 1 kilo kurutulmuş çilek elde ediyoruz. Isparta’dan güneş paneli satın aldık. Fırınımız bu güneş paneliyle çalışıyor. Çilekleri yıkama işlemlerinin ardından özenle doğruyor, fırına koyuyor ve fırınımızda kurutuyoruz.” şeklinde izah etti.

Destek Gelirse Yıllık 1 Tona Kadar Üretebiliriz

Basut bu projesi için 30 bin lira hibe almış ve 7 kişilik ailesiyle birlikte üretime başlamış. Pazar bulması halinde günlük üretimi artırabileceğini belirten Basut; “Üretim noktasında sıkıntımız yok. İlk etapta kuruttuğumuz çilekleri aktarlara vermeye başladık. Kilosunu şimdilik 80 Türk Lirasından veriyoruz. AVMlerde aynı kurutulmuş çileğin kilosu 170 liraları buluyor. Paketlemeyi kendi imkanlarımızla yapıyoruz. Pazar ve paketleme konusunda yeterli desteği bulabilirsem yılda 1 tona kadar üretim yapabileceğime inanıyorum.” dedi.

Lale Basut, bu projesi ile, 400 nüfuslu Kavaklı köyünün gençlerine de örnek oldu. Aynı zamanda köyün muhtarı olan babası Ömer Basut, kızına her türlü desteği sağladığını belirterek; “Kızım bu projeyi hayata geçirmeyi çok istiyordu. Ben de kendisine gereken desteği sundum.  Kızımın bu projesi köyümüzdeki diğer gençlere de örnek oldu. Nüfusunun çoğunun İstanbul’da yaşadığı köyün gençleri, bu projeyi duyduktan sonra çilek üretimine ilgi duymaya başladılar.” şeklinde konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/gunes-paneliyle-kuruttugu-citir-cileklerine-pazar-ariyor/haber-1600846

Atatürk Üniversitesi DAG Projesi Devam Ediyor!

Atatürk Üniversitesi ATASAM bünyesindeki Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG) Projesi devam ediyor.

Atatürk Üniversitesi ATASAM DAG Projesi

Atatürk Üniversitesi Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde devam eden Doğu Anadolu Gözlemevi projesi, bittiğinde turizme de katkı sunacak.

Doğu Anadolu Gözlemevi (DAG) projesi, Atatürk Üniversitesi Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATASAM) bünyesinde, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve Atatürk Üniversitesi desteğiyle yürütülmektedir.

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çomaklı, “Atatürk Üniversitesi DAG Projesi ‘nin araştırma geliştirme amaçlı inşa edilmesinin yanında, 2020’den sonra turizm anlamında dünyanın buraya akmasına vesile olacağına inanıyoruz.” dedi.

Rektör Çomaklı, rektör yardımcıları Prof. Dr. Ayhan Çelik, Prof. Dr. Fuat Gündoğdu, Prof. Dr. Medine Güllüce, Prof. Dr. Sezai Ercişli ve DAG Proje Koordinatörü Astrofizikçi Doç. Dr. Cahit Yeşilyaprak ile birlikte heyet olarak inşaatı devam eden gözlemevi inşaatında incelemede bulundu. DAG Projesi, 3170 rakımlı Konaklı Karakaya Tepeleri’nde inşa edilmektedir.

İlk Kez Kırmızı Ötesi Gözlem Yapacak

İncelemenin sonunda gazetecilere açıklamada bulunan Prof. Çomaklı, DAG Projesi’nin 2012 yılında başladığını, Türkiye‘nin en büyük araştırma projesi  olduğunu vurguladı.

Projede 4 metre çapında teleskobun kullanıldığını ifade eden Rektör; “DAG Projesi, Avrupa’nın kurulu en büyük çaplı ve Türkiye’nin en büyük çaplı teleskobuna sahip olacak. DAG, ilk kez kırmızı ötesi gözlem yapabilen, son teknolojiyle donatılmış uluslararası bir gözlemevi olacak. DAG, sahip olduğu teknolojiler ve ekibin bilgi, birikim ve deneyimleri, farklı alanlarda çalışan diğer ulusal ve uluslararası kuruluşlara hizmet verebilecek donanıma ve potansiyele sahip olacak.” dedi.

Çomaklı, DAG projesinin diğer aşamalarının da aynı kurumsal destekle başlatıldığını, bu kapsamda üniversite yerleşkesinde DAG’a hizmet vermesini planladıkları Optomekatronik Araştırma Laboratuvarı yani OPAL için 150 dönümlük arazi tahsis edildiğini söyledi.

Dünya Buraya Akacak

Rektör, inşası devam eden gözlemevinin Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük çaplı gözlemevi olmasından ziyade, çok büyük bir AR-GE merkezi olacağını vurguladı. Daha şimdiden kendileriyle iş birliği yapmak isteyen ülkelerin bulunduğunu ifade eden Çomaklı, projenin bir de turistik yanının olduğunu dile getirdi.

Çomaklı; “Biz inşallah gerek araştırma geliştirme gerekse turizm sektörü anlamında 2020’den sonra dünyanın buraya akacağına inanıyoruz.” şeklinde konuştu.

O Yükseklikte Hava Koşulları da Zor

Projede iki adet dairesel duvar bulunduğunu belirten Doç.Dr. Yeşilyaprak, 1 milimetre çapta bir hassasiyetle çalışıldığını ifade etti. Yeşilyaprak, 130 ton ağırlığında hareketli bir kubbeyi taşıyacak olduğu için oldukça zahmetli bir iş olduğunu belirtti.

Koordinatör Yeşilyaprak, Teleskobu taşıyacak olan kubbenin kendisi de titreşim yapmayacak ve titreşimi teleskoba da yansıtmayacak bir hassasiyette olması gerektiğini ifade etti.

Yeşilyaprak; şunları söyledi: “Teleskobun betonu da yaklaşık 300 tonluk bir ekipman, teleskobun bütün üniteleri üzerine yüklendiğinde. O da hareket ettiğinde titreşim üretmemesi için dış duvarla içerideki dairesel duvar birbirinden bağımsız. O yüzden öndeki servis binamız bu binalara temas etmiyor. Bunun nedeni kesinlikle titreşim üretmemesi gerekliliğiydi. Çünkü titreşim astronomik olarak bir gök cismini gözlemlediğinizde trilyon kilometrelik bir fark yaratabilir ve kıpraşmaya neden olacağı için bütün bunlar hassas şekilde yapıldı. 

Hava koşullarını da gözönünde bulundurmak gerek. 3 bin 100 metrede çalışmak oldukça zor. 2 sene içinde prjeyi bitirmeyi planlıyoruz. Bir aksilik olmazsa 2020’nin sonbaharına doğruda ilk ışığı almayı hedefliyoruz.” dedi.

Muhabir: Muhammet Mutaf

Bursa Şehir Hastanesi Avrupa Beşincisi!

Bursa ili Nilüfer ilçesi Doğanköy’de 2019 yılı yazında açılması planlanan Bursa Şehir Hastanesi 800 bin metrekare arazisi ile Avrupa’nın Beşinci büyük hastanesi olacak.

Bursa Şehir Hastanesi

Türkiye’nin en büyük hastanesi olacak olan Bursa Şehir Hastanesi inşaatında 859 adet sismik deprem izolatörünün kullanıldığı öğrenildi.

800 bin metrekare alan üzerine inşa edilen hastane, bittiği zaman şehir hastaneleri içerisinde Türkiye‘nin en büyüğü, Avrupa‘nın da 5’inci en büyük hastanesi olacak. 4 bininin şantiye kampında barındığı, toplamda 4 bin 500 çalışanın olduğu Bursa Şehir Hastanesi inşaatında 14 adet kule vinç hizmet veriyor.

Arsa bedeli hariç toplamda 2 milyar Türk Lirası‘na mal olması beklenen Bursa Şehir Hastanesi Türkiye’nin en büyük 10 yatırımından biri olacak. Nilüfer ilçesi Doğanköy’de inşası devam eden 1.355 yatak kapasiteli hastane; Onkoloji, Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları, Kalp ve Damar Cerrahisi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri olmak üzere 6 hastaneden oluşuyor.

369 poliklinik, 45 ameliyathane ve 2 bin araçlık otopark kapasitesine sahip olacak komplekste, refakatçiler için spor tesisleri, yürüyüş yolları ve sosyal donatı alanları da bulunacak.

6 Milyon Hastaya Hizmet Vermesi Planlanıyor

İl Sağlık Müdürü Özcan Akan, Bursa Şehir Hastanesi’nin inşaatının yüzde 65 tamamlanma oranına geldiğini ve 2019 yılı yazında hizmete açılmasını hedeflediklerini ifade etti.

Akan; “Kompleks bünyesinde Türkiye’nin en büyük Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi de bulunuyor. Sağlık kampüsümüzde yaklaşık 4 bin 500 sağlık personeli istihdam edilecek.” dedi. Akan, hastanenin 2 bin araçlık otorparka sahip olduğunu vurguladı. Kompleksin 6 milyon hastaya nitelikli hizmet verecek kapasitede olduğunu ifade ederek;

Çanakkale‘den Yalova‘ya kadar geniş bir yelpazeye hizmet eden bir bölge hastanesi olacak. Bu hastane açıldıktan sonra Bursa‘daki hastaların başka büyük kentlere tedavi maksatlı gitmelerine gerek kalmayacak. Aynı zamanda bir araştırma hastanesi niteliğinde olacak hastanemiz sağlık turizmi açısından da önemli bir değere sahip olacak. Bir tekstil ve sanayi kenti olması yanında  Bursa artık bir sağlık kenti de olacak.” dedi.

Gerekli Deprem Tedbirleri Alındı

Bursa Entegre Sağlık Kampusu Proje Müdürü Ali Sami Behlül, 2016 yılı haziran ayında başladıkları projede 7 gün 24 saat esasına göre çalıştıklarını ifade etti.

Behlül; “Şehir Hastanemiz 470 bin metrekare kapalı alana sahip. Projemizde 859 adet sismik deprem izolatörü kullandık. Bu alanda dünyada 2’nci yapı olma özelliğini taşıyor. İnşaatta 350 bin metreküp beton döküldü, 24 saat esasına göre çalışıyoruz. Toplamda 4 bin 500 çalışan görev alıyor. 14 adet kule vinç, 120 adet mobil vinç ve çok sayıda iş makinesi var. Şantiyemizde bulunan kamp alanında 2 yıldır 4 bin 100 kişi konaklıyor. İnşallah 8 ay sonra çalışmalarımızı bitireceğiz ve tamamlandığında bu hastane Avrupa’nın en büyük 5’inci hastanesi olacak.” dedi.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/bursaya-avrupanin-5inci-buyuk-hastanesi/haber-1600389

Gayrimenkulde Türk Lirası Dönemi Başlıyor!

Sn. Cumhurbaşkanı tarafından alınan, Resmi Gazete’de yer alan karara göre bundan böyle, menkul ve gayrimenkulde Türk Lirası dönemi başlıyor.

Türk Lirası

Resmi Gazete‘de yayımlanmasıyla, halen döviz üzerinden alım satım veya kiralama sözleşmesi olan menkul ve gayrimenkullerin 30 içinde Türk Lirası para birimine dönüştürülmesi yasası yürürlüğe girdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla,”Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” Resmi Gazete‘de yayımlandı.

32 sayılı revize karara göre, Türkiye’de yerleşik kişilerin, ilgili Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım sözleşmelerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak yapamayacak.

Yine aynı şekilde taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama ve leasing işlemleri Türk Lirası cinsinden yapılmak zorunda.

İlave olarak; iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacak.

Bu kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Türk Lirasına çevrilecek.

Türk parasına çevrilme müddeti 30 gün ile sınırlandırıldı. Döviz cinsinden olan sözleşmeler, 30 gün içinde  Türk parası olarak taraflarca yeniden tespit edilecek.

Söz konusu düzenleme kapsamı değerlendirilirken öncelikle bir hususun altı çiziliyor. Dikkat edilmesi gereken husus, yapılan düzenlemelerin yalnızca 32 sayılı Karar’da tanımlanan Türkiye’de yerleşik kişiler arasında yapılan sözleşmeleri içermesidir.

Dövizle yapılan sözleşmelerin Türk Lirası’na çevrilmesi için son gün 12 Ekim 2018 olarak belirlendi. Uzmanlar, tarafların acele etmesini ve işlemleri son güne bırakmamasını tavsiye ediyor. Yeni sözleşmelerde damga vergisine de dikkat edilmesi öneriliyor.

Kararın yürüyüşü ile ilgili yetki ve sorumluluk Hazine ve Maliye Bakanlığı‘nda olduğu  belirtildi.

Muhabir: Muhammed Nuri Erdoğan

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/gayrimenkulde-tl-donemi/1253423

4 Bankanın Kredi Notu Düştü

Fitch Ratings Türkiye’den 4 Banka için kredi notunu düşürme kararı aldı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu; Anadolubank, Fibabanka, Odeabank ve Şekerbank’ın kredi notunu düşürdü.

Banka

TÜRKİYE’DEN 4 BANKA İÇİN KREDİ NOTUNU  DÜŞÜRME KARARI ALDI

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu;

Anadolubank ve Fibabanka’nın uzun vadeli kredi notlarını BB-‘dan B+&ya,

Odeabank’ın notunu BB-‘den B’ye ve

Şekerbank’ın kredi notunu B+’dan B’ye indirdi.

Bu bankaların Yaşayabilirlik Notlarını da düşüren Fitch, notları olası bir indirim için izlemeden çıkardı, görünümlerini ‘negatif’ olarak belirledi.

KARARDA ÇOK SAYIDA FAKTÖRÜ ETMEN

Not indiriminin sebebi ile ilgili Fitch; ekonomide sert bir iniş yaşanması ve yatırımcı güveninde kötüleşme riskini de hesaba kattıklarını, son dönemde piyasa oynaklığı döneminde bankaların performanslarına, varlık kalitelerine, likidite ve fonlama profillerine yönelik artan riski yansıttığını ifade etti.

Kaynak; https://www.sondakika.com/haber/haber-fitch-ratings-turkiye-den-4-bankanin-notlarini-11224780/

Almanya’dan 35 milyar Euro

Demir İpek Yolu Projesi dahilinde, Almanya’dan 35 milyar Euro finansal destek gelecek. Bu yatırım, hızlı tren setlerinin alımı ve yeni hatların inşası ile birlikte, mevcut hatların yenilenmesi ve sinyalizasyon teknolojisinin modernizasyonunu da kapsıyor. 

Yeni Yüksek Hızlı Tren (YHT) alımını, yeni rotalar belirlenmesini, demiryolu inşasını, mevcut hatların ve

Bakan Türkiye’ye Geliyor 

Eylül ayı sonunda Alman bakanın Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirileceği belirtilen haberde, finansman konusunun karşılıklı görüşüleceği ifade edildi. Bu konuda Türkiye’nin düşük faizli kredi ve üretilen ürünlere ihracat garantisi istediği iddialar arasında.

Hicaz Demiryolu

Türkiye ile Almanya arasında demir yolu konusunda süregelen iş birliği Sultan Abdülhamid Han dönemine kadar uzanıyor.

Türkiye, Almanya ile olan görüşmelerin 3 aydır sürdürdüğü proje ile ilgili bir taraftan Çin ile de müzakere halindeydi. Ancak, Çin ile somut ilerleme kaydedilememesi üzerine rota Almanya’ya çevrildi. Son dönemde her iki hükümet arasındaki diyalogta başlayan iyileşme sürecinde bu projeye fırsat gözüyle bakıldığı ifade edildi.

Hicaz Demiryolu, Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 1900-1908 yıllarında Şam ile Medine arasında inşa ettirilen, Osmanlı İmparatorluğu‘nun İstanbul’dan başlayan demiryollarının bir bölümüdür. Demiryolunun teknik işlerinin başında Alman mühendis Meissner bulunuyordu.

Hicaz Demiryolu‘nda özellikle; İstanbul ile Kutsal Topraklar arasındaki ulaşımı güçlendirmek, bu bölgelere taşınacak askerlerin ulaşımının kolaylaşması, hacıların daha güvenli bir şekilde hacca gidip gelmesi ve Arap ülkelerinin ekonomik gücünü yükseltmek hedeflenmişti.

Alman mühendisler ise, Almanya’nın Berlin şehrinden başlayıp İstanbul üzerinden geçerek Hicaz bölgesine ulaşmak istiyorlardı. Mısır‘ın İngilizler tarafından işgal altında tuttukları o dönemde Süveyş kanalını da kontrolleri altında almışlardı. Almanların esas planlarının bu hicaz hattı sayesinde Osmanlı topraklarına ulaşmak ve İngilizlerle birlikte Mısır’dan pay almak olduğu iddia edilmektedir.

1900 yılında başlayan demiryolunun inşasının yapımında, Almanların teknik tavsiyeleri ve destekleri ile çoğunlukla Türkler ve bölge işçileri çalışmıştır. Türk mühendisleri de Alman meslektaşları ile birlikte çalışma imkanı bulmuştur. Demiryolunun finansmanı için Osmanlı konsoloslukları aracılığıyla yurtdışından yardım toplanmıştır. Aynı yıllarda yapılan bir diğer demiryolu hattının da Berlin-Bağdat demiryolu olduğu Hicaz demiryolu, açılışından sonra bazı sıkıntılar yaşamıştır. Özellikle soygunculukla ve Hacı kafilelerini yağmalamakla geçinen yerel kabileler bu sefer demiryolunu hedef almış, bölgedeki halk ise çokça traversleri söküp kendi işlerinde kullanma girişiminde bulunmuştur. Hicaz Demiryolu, asıl hedefteki ulaşım noktası olan Mekke’ye kadar uzatılamamıştır.

Türkiye Gazetesi

Kaynak| http://www.iha.com.tr/haber-demir-ipek-yoluna-35-milyar-avro-741486/

İmam Abdullah Zaviyesi Yerine Taşındı

Ilısu Barajı göl alanında kalan tarihi İmam Abdullah Zaviyesi türbe bölümü de, Zeynel Bey Türbesi ve Artuklu Hamamı’nın ardından Hasankeyf  Yeni Kültürel Park Alanı‘ndaki yeni yerine taşındı.

Devlet Su İşleri (DSİGenel MüdürlüğünceIlısu Barajı HES Projesi kapsamında kalan tarihi Zeynel Bey Türbesi ve Artuklu Hamamı daha önce Hasankeyf  Yeni Kültürel Park Alanı’na nakledilmişti. Alanda İmam Abdullah Zaviyesi türbe bölümü için de yer ayrılmıştı. Bugün de İmam Abdullah Zaviyesi yerine taşındı.

Türkiye‘de Ilısu Barajı HES Projesi Kültürel Varlıkları Koruma Kurtarma Çalışmaları kapsamında, ilk defa geçtiğimiz sene uygulanan proje ile nakil işlemi gerçekleştirilmişti. Proje kapsamında baraj gölü alanından çıkarılan 540 yıllık Zeynel Bey Türbesi ve 1500 ton ağırlığındaki Artuklu Hamamı‘nın bir bütün olarak yeni yerlerine taşınmıştı. İmam Abdullah Zaviyesi ‘nin Hasankeyf  Yeni Kültürel Park Alanı‘na nakil işleminin ardından, 611 yıllık Sultan Süleyman Camisi minaresinin taşınma çalışma sürüyor.

Bu kapsamda türbe, minare ve müştemilat olarak üç bölüm halinde taşınacak olan 850 ton ağırlığındaki İmam Abdullah Zaviyesi’nin türbe bölümünün, gece saat 06.00’da başlayan 256 tekerlekli, (SPMT) aracına yüklenip, yaklaşık 2 bin 400 metre uzaklıktaki yeni yerine nakli tamamlandı. Zaviyenin minare bölümü de hafta içinde taşınacak.

DSİ Genel Müdür Yardımcısı Murat Dağdeviren, konu ile ilgili gazetecilere açıklamada bulundur. Tarihi bir güne daha şahitlik ettiklerini ifade eden Dağdeviren, daha önce aynı sistemle Zeynel Bey Türbesi ve Artuklu Hamamı’nın da taşındığını hatırlatarak, zaviyenin 12. yüzyılda Artuklular zamanında yapıldığını ve Eyyubiler döneminde İmam Abdullah’ın kabri esas alınarak yeniden şekillendirildiğini, son restorasyonunun ise 1478 yılında Akkoyunlular zamanında gerçekleştirildiğini belirtti. İlerleyen dönemlerde Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemlerinde de çeşitli restorasyonların yapıldığı bilgisini veren Dağdeviren;

“Zaviyemiz bir türbe, onun doğusunda 13 metre yüksekliğinde bir kule, doğu ve güneyinde bağlantılı olacak şekilde eyvan ve müştemilat kısmından oluşuyor. 800 ton ağırlığında kargir bu yapı bugüne kadar yapmış olduğumuz taşımalardan daha da kritik çünkü yapının çeşitli yerlerinde asimetriler var. Dolayısıyla daha hassas bir taşıma yapmamız gerekiyor” dedi.

Barajın Yıllık Getirisi 400 milyar Dolar

Dağdeviren, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı teknik personeli ile bilim kurulu üyelerince çalışmaların çok büyük hassasiyetle yürütüldüğüne işaret etti. Dağdeviren; “Ilısu Barajı, 24 milyon metreküp gövde dolgu, 10 milyon metreküp rezervuar hacmiyle, dünyanın kendi sınıfında en büyük barajıdır. Yıllık 400 milyar dolar gibi bir getirisi olacak. Böylece yerli ve yenilenebilir milli kaynakları harekete geçirmiş olduk. Bununla birlikte petrol ve enerji ürünlerinin ithalatında düşüş sağlanacak. Ülkenin cari açığının önemli bir kısmını oluşturan bu ürünlerin ithalatındaki düşüş, cari açığı azaltmak suretiyle Türkiye ekonomisine önemli katkı sağlayacak.” diye konuştu. Dağdeviren, bunu yaparken bir taraftan da tarihe ve kültüre sahip çıktıklarını vurguladı.

Dağdeviren, son olarak şunları kaydetti:

“Sırada Kızlar, Süleyman Han, Koç, El-Rızık camileri ve Orta Kapı var. Bazı önemli mimari yapılar taşınmaya devam edecek. Bazıları ise yerinde korunacak. Dicle Vadisi‘nde yapmış olduğumuz dolgular, mağaraların korunmasını sağlayacak. Gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacak. Yamaç Terası ve Küçük Saray yapılarıyla ilgili çalışmalar da tamamlandı.”

Muhabir: Hasan Namlı

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/tarihi-imam-abdullah-zaviyesi-yeni-yerine-tasindi/1250797

İkinci Çeyrekte Türkiye Ekonomisi yüzde 5.2 Büyüdü

OECD’de liderliği aldığı yüzde 5.2’lik büyüme hızıyla, AB’de de ikinci oldu.

İkinci Çeyrekte Türkiye Ekonomisi yüzde 5.2 büyüdü. Yakaladığı yüzde 5,2’lik büyüme oranıyla Türkiye Ekonomisi, OECD ülkelerini geride bırakırken, AB ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldı.

Ekonomide Büyüme Rakamları Açıklandı

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artışı 2018’in ilk çeyreğinde yüzde 7,3 olarak gerçekleşmişti. AA muhabirinin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve OECD verilerinden derlediği bilgilere göre; olarak belirlenen Türkiye ekonomisi, ikinci çeyrek itibarıyla kaydettiği yüzde 5,2’lik büyümeyle OECD’de lider konumuna gelirken, AB’de ise ikinci oldu.

Bu dönemde Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü büyüme ortalaması yüzde 2,5, Avro Bölgesi ile AB’de büyüme ortalaması yüzde 2,1 olarak gerçekleşti.

Avrupa‘da nisan-mayıs-haziran döneminde en fazla büyüme kaydeden ülke yüzde 5,7 ile Malta oldu. Polonya, yüzde 5 ile Türkiye’yi takip eden Avrupa ülkesi olurken, bu ülkeyi yüzde 4,6 ile Macaristan, yüzde 4,4 ile Letonya izledi.

Bu dönemde Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden; Hollanda yüzde 2,7 büyüme gerçekleştirdi. Onu sırasıyla; Almanya yüzde 1,9, Fransa yüzde 1,7 ve İngiltere yüzde 1,3 ile takip etti. En sonda yer alan Avrupa ülkesi yüzde 0,6 ile Danimarka olurken, ondan önce yüzde 1,2 ile İtalya geldi.

İkinci Çeyrekte Türkiye Ekonomisi yüzde 5.2 Büyüdü

Muhabir: Ayşenur Sağlam, Dilara Zengin

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-buyumede-oecdnin-zirvesinde/1250932

Akdamar Kilisesi’nde İlk Ayin

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel izniyle yılda bir kez ibadete açılan Akdamar Kilisesi’nde ilk ayin 3 yıl aradan sonra yapıldı.

Kilise, Van ili Gevaş ilçesindeki Akdamar Adası’nda bulunmaktadır.

Van Akdamar Adasına, Akdamar İskelesi‘nden teknelerle yaklaşık 20 dakika süren yolculuğun ardından ulaşılmaktadır.  3 yılın ardından gerçekleştirilen Akdamar Kilisesi’nde ilk ayin esnasında İl Kültür Turizm Müdürlüğü, Van Ticaret ve Sanayi Odası ile bazı sivil toplum kuruluşları da misafirlere şehri tanıtan broşürler dağıttı.

Türkiye Ermenileri Patrik Vekili Aram Ateşyan, beraberindeki din adamlarıyla birlikte gittiği adada vatandaşlarla birlikte mum yaktı, dua etti. Türkiye Ermenileri Patrikliği tarafından düzenlenen törene Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katıldı.

Ayin 2 saat sürdü

Yurt içinden ve dışından çok sayıda kişinin katıldığı 2 saat süren ayine, vatandaşlar yer darlığı nedeniyle içeriye gruplar halinde alındılar.

Ayinden sonra Ateşyan ve beraberindeki din adamları, kilisenin önünde bekleyen vatandaşlara ilahiler eşliğinde “kutsal ekmek” ikram etti.

Ermenistan‘dan gelen müzik grubu da ayinde Ermenice ilahiler seslendirdi.

Gerekli Güvenlik Ortamı Sağlandı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, iştirak ettiği, tarihi Akdamar Surp Haç Kilisesi‘nde düzenlenen törende; “Bugün ortak değeri beraber yaşadık. Dün olduğu gibi bugün de birlikte, Türk milleti olarak Ermenilerin dini özgürlüklerine yaşam kültürlerine saygı duymaya, desteklemeye sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bundan sonra da böyle olacak” dedi.

Van Huzur İçinde

Türkiye Ermenileri Patrikliği Patrik Vekili Başpiskopos Aram Ateşyan, Van’ın huzur içinde olduğunu anlattı.

Ateşyan, elindeki güvercini göstererek, “Güvencinler elimizdeyken Nuh Peygamber‘in olayı aklıma geldi. Nuh Peygamber gemideyken geminin kapılarını açamadı çünkü dalgalarla mücadele ediyordu. Gemi Ağrı Dağı‘nın tepesine indiğinde bile kapıyı açamadı. Ufak bir pencereden haber alabilmek için güvercin gönderdi. Güvercin ağzında zeytin dalıyla döndü” dedi.

Türkiye‘nin de dalgalı bir dönemden geçtiğini ifade eden Ateşyan, şunları söyledi:

“O dalgalı 3 yıl içinde biz de Akdamar’ın kapılarını açamadık. Dualarımızı Tanrı’ya yükseltemedik. Ancak güvercin bize haber getirdi. Van şehri huzur içinde. Barış, kardeşlik bakidir artık bu şehirde.”

Ateşyan, güvercinlerin her zaman bu ülkenin tepesinde barışı sağlamasını, ülkeyi kötülüklerden korumasını diledi.

Akdamar Kilisesi’nde ilk ayin 2010’da Yapılmıştı

Kültür ve Turizm Bakanlığı, tarihi Akdamar Kilisesi’nde,  restorasyon çalışmalarını 2005’te başlatmıştı. Kilise, 2007 yılında “Anıt Müze” vasfıyla ziyarete açılmıştı. Daha sonra kiliseye yılda 1 gün ayin izni verilmesiyle, 95 yıl aradan sonra, 19 Eylül 2010’da Akdamar Kilisesi’nde ilk ayin yapılmıştı.

Son ayinin 2015’te gerçekleştirildiği Akdamar’a yurt içinden ve yurt dışından binlerce turist gelmişti. Sonraki yıllarda güvenlik gerekçesiyle ayinler iptal edilmişti.

Kaynak: AA

https://www.trthaber.com/haber/kultur-sanat/akdamar-surp-hac-kilisesinde-3-yil-aradan-sonra-ilk-ayin-383869.html