119 yıllık Türkiye Deprem Gerçeği!

AFAD, son 119 yılda meydana gelen ve resmi kayıtlara göre toplamda 86 bin 456 kişinin hayatını kaybettiği ‘Türkiye Deprem Gerçeği’ konusunu gözler önüne serdi.

Türkiye Deprem Gerçeği

Son 119 yıllık Türkiye deprem gerçeği

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığı, ‘Türkiye Deprem Gerçeği’ konusunu ele alan istatistiki bilgi paylaştı. İstatistik, Kuzey, Doğu ve Batı Anadolu fay hatlarındaki deprem kuşağında bulunan Türkiye‘de 1900 ile 2019 yılları arasındaki son 119 yılda meydana gelen, can kaybı, ağır hasar veya yıkıma neden olan 240 depremi içeriyor.

Rapora göre son 119 yılda;

  • 4.0 ile 7.9 arasında değişen büyüklüklerde 13 bin 687 deprem meydana geldi,
  • Bu depremlerde 86 bin 456 kişi hayatını kaybetti,
  • 603 bin 131 yapı yıkıldı veya ağır hasar gördü. 

Türkiye Deprem Gerçeği; yılda 2 deprem

Sözkonusu yıllar arasında ortalama olarak her sene, can kaybı veya hasara yol açan 2 deprem meydana gelmiş.

Rapora göre, can kaybı ve büyük yıkımla sonuçlanan büyük depremler şu şekilde sıralanmış:

2011 Van Depremleri

Van’da;

  • 23 Ekim 2011’de merkez üssü Tabanlı ilçesi
  • 9 Kasım 2011’de merkez üssü Edremit

Meydana gelen bu 2 depremde toplamda 644 kişi hayatını kaybetti. Bin 966 kişi yaralandı. Depremde çok sayıda yapı yıkıldı.

1999 Düzce Depremi

12 Kasım 1999’da Düzce‘de, Ukrayna’dan da hissedilen 7.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. 30 saniye süren depremde 710 kişi hayatını kaybederken, 2 bin 678 kişi de yaralandı.

1999 Gölcük Depremi

Asrın Felaketi olarak tanımlanan 1999 Marmara Depremi, 17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de merkez üssü Kocaeli‘nin Gölcük ilçesi’nde 7.4 büyüklüğünde meydana geldi.

Resmi kayıtlara göre depremde başta Kocaeli olmak üzere, Yalova, Sakarya, İstanbul, Bursa, Bolu, Zonguldak ve Eskişehir’de toplamda 18 bin kişi hayatını kaybetti, 20 binden fazla kişi de yaralandı. 45 saniye süren deprem Marmara Bölgesi ile Ankara ve İzmir’e kadar geniş alanda hissedildi ve binlerce yapıyı yerle bir etti.

1976 Muradiye Depremi

24 Kasım 1976’da Van’ın Muradiye ilçesinde 7.5 büyüklüğünde meydana gelen depremde 3 bin 840 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 500 kişi de yaralandı. Depremde 10 bine yakın yapı hasar gördü.

Enkaz altında kalarak hayatını kaybedenlerin yanı sıra, yağan yağmur ve karla birlikte, eksi 17 dereceye kadar düşen hava sıcaklığı nedeniyle ölenler de oldu.

1966 Varto Depremleri

1966’da Muş’un Varto ilçesinde 2 büyük deprem meydana geldi.

7 Mart’ta meydana gelen ilk depremde 14 kişi yaşamını yitirirken, 75 kişi de yaralandı.

19 Ağustos’ta meydana gelen ikinci depremde ise yaklaşık 2 bin 400 kişi öldü, bin 500 kişi de yaralandı.

1943 Ladik Depremi

26 Kasım 1943’te Samsun’un Ladik ilçesinde 7.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde 2 bin 300 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 5 bin kişi de yaralandı. Depremde bölgedeki binaların yüzde 75’i yıkıldı.

1942 Erbaa Depremi

1942’de Tokat’ın Erbaa ilçesinde 7 büyüklüğünde meydana gelen depremde 3 bin kişi yaşamını yitirdi.

1939 Erzincan Depremi

27 Aralık 1939’da Erzincan’da meydana gelen 7.9 büyüklükteki depremde 33 bin kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 bin kişi de yaralandı. Depremde 116 bin civarında yapının yıkıldığı tespit edildi.

Tarihte Kıyamet-i Suğra (Küçük Kıyamet) olarak adlandırılan 7.2 büyüklüğündeki 1509 İstanbul Depremi’ne kadar gerçekleşen önemli depremlere de yer verilen Türkiye Deprem Gerçeği raporunu aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.

Türkiye’nin son 119 yıllık istatistikleriyle deprem gerçeği başlıklı haber, www.trthaber.com internet sayfasında 17 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

40 Üniversite Öğrencisi, çevre dostu ‘Akıllı Ev’ tasarladı!

Türkiye’den 40 üniversite öğrencisi, Solar Decathlon Afrika için sıfır enerji ve sıfır atık konseptli çevre dostu ‘Akıllı Ev’ tasarladı.

Toprak Panel Yapı Sistemli Akıllı Ev

‘Akıllı Ev’ yosundan enerji elde edebiliyor ve toprak panel yapı sisteminden oluşuyor.

Türkiye‘den 40 üniversite öğrencisi, Solar Decathlon Afrika için çevre dostu “akıllı ev” tasarladı. Solar Decathlon Afrika, “dünyanın en büyük üniversitelerarası sürdürülebilir konut yarışması” olarak bilinmekte.

Ekip, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve İstanbul Teknik Üniversitesi‘nden (İTÜ), inşaat, çevre ve makine mühendisliği ile mimarlık başta olmak üzere 10 farklı branştan 40 öğrenciden oluşmakta. Kendilerine “Team Bosphorus” ismini veren takım, ABD Enerji Bakanlığı tarafından 2002 yılında başlatılan yarışmada Türkiye’yi ilk kez temsil edecek.

ReYard Akıllı Ev, ‘Yosunun enerjisi toprakla buluşuyor’

Sloganları “Yosunun enerjisi toprakla buluşuyor” olan takım, yarışma için sürdürülebilir enerjili, doğal malzemelerden oluşan, yenilikçi ve çevre dostu “akıllı ev” tasarladı.

Takım, açık koridorlu, avlulu Türk evlerindeki hayatı da andıran ve genellikle toprak olarak inşa edilen Fas’taki yerel ev tipolojisine verilen “riad” isminden de esinlendi.

Team Bosphorus, eve, “yenilikçi riad” anlamına gelen “ReYard” ismini koydu.

Konsept ‘Sıfır Enerji ve Sıfır Atık’

21 Ağustos 2019’da başlayacak yarışmada farklı ülkelerden 20 proje kıyasıya rekabet edecek. Türk takımı, 170 metrekarelik alan üzerine, 2 oda 1 salondan oluşan 90 metrekarelik evi, 3 haftada inşa edecek. Akıllı Ev, yosundan enerji elde eden ve toprak panel yapı sistemiyle tasarlanan sıfır enerji ve sıfır atık konseptine sahip.

Malzemeler konteynere yüklenerek deniz yoluyla Fas’a gönderildi. Mobilyasından mutfak eşyalarına kadar bir ailenin yaşayabileceği şekilde donatılacak evde, 2 hafta boyunca 5 kişi yaşayacak. Bu sayede evin ısı ve enerji değeri gibi ölçümleri ve sayısal analizi yapılacak.

Solar Decathlon Afrika Yarışma Kriterleri;

Alanında uzman akademisyenlerden oluşan jüri tarafından şu kriterler baz alınarak ölçümler yapılmak suretiyle değerlendirme yapılacak;

  • mimari
  • market potansiyeli
  • mühendislik
  • iletişim
  • inovasyon
  • sürdürülebilirlik
  • sağlık ve konfor
  • cihazlar
  • ev yaşamı
  • enerji

Dereceye girenler, 28 Eylül 2019’da düzenlenecek programda ödüllendirilecek.

Akıllı Ev, kendi elektriğini ve ısısını üretecek

Düşük maliyetli, çok amaçlı ve esnek kullanım alanları yaratmaya önem verilen akıllı evde, Fas’ın geleneksel mimarisi yeniden yorumlanacak.

Açığa çıkan karbondioksit gazı yosun havuzuna geri pompalanarak doğal döngü taklit edilecek, böylece sıfıra yakın karbon emisyonu sağlanacak.

Evde, PV (fotovoltaik) paneller, termal güneş panelleri, havadan suya ısı pompası, yerel doğal yapı malzemesi, evaporatif soğutma, faz değiştiren malzemeler, rüzgar enerjisi gibi çevre dostu teknolojiler ve enerji tüketimini azaltma yöntemleri de kullanılacak.

“Amacımız, dışarıdan hiçbir enerji almayan akıllı bir ev inşa etmek”

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Team Bosphorus Koordinatörü Esra Kıygın, yarışmanın amacının sürdürülebilir, dışarıdan hiçbir enerji almayan enerji etkin bir ev inşa etmek olduğunu söyledi.

Kıygın, evin mimarisine ve yapısına ilişkin şu bilgileri verdi:

“Üzerinde 2 yıldır çalıştığımız proje kapsamında tek katlı bir ev inşa edeceğiz. Yapı, avlulu bir mimariye sahip. Akıllı Ev dahilinde toprak duvar panelleri ve yosun teknolojisi gibi farklı inovasyonlar var.

Sürdürülebilir konutların önemine işaret eden Kıygın, “Toprak ham maddesiyle bir ev inşa etmemiz çok önemli. Çünkü toprak bizim geleneksel yapı yöntemimiz. Bunu yeniden yorumlayarak, modern ve kolay inşa edilebilir bir hale getirdik. Türkiye’de toprak yapının modern yorumları konusunda bilinç oluşturmak istiyoruz. Çünkü ‘enerji etkin ev’ dediğimiz zaman solar paneller, enerji etkin sistemler aklımıza geliyor ama inşa edilen yapının toprak gibi sürdürülebilir bir malzemeden yapılması da çok önemli.” dedi.

“Geçmişin bilgeliği ile bugünün teknolojisini birleştirdik”

Mimari Ekip Lideri Aslı Aldemir, evin inşaatının 40 kişilik bir ekiple 21 gün içerisinde tamamlanacağı, yapımında Fas’taki yerel malzemenin kullanılacağını, bunun da yarışmanın 2 önemli kriterini taşıdığına dikkat çekti.

Aldemir, toprak yapıyı, geçmişin bilgeliği ile bugünün teknolojisini birleştirerek panel haline getirmek üzere bir inovasyon geliştirmeye gayret ettiklerini ve 8 aylık Ar-Ge çalışmasını tamamladıklarını dile getirdi.

Aldemir devamında şunları söyledi:

“5 kişilik bir ailenin yaşayabileceği ölçekteki Akıllı Ev, ‘Ne kadar ısı barındırıyor’, ‘Isı transfer değerleri nelerdir’ gibi çeşitli sayısal analizlere de girecek. Evimizin ismini ‘ReYard’ olarak belirledik. Evimizin inşaatını tamamlandıktan sonra mobilyalarına, tabak ve peçetesine kadar her şeyini dizeceğiz ve 15 gün boyunca misafirlerimizi ağırlamaya başlayacağız. Bu vesile ile evle ilgili deneyler yapılmaya başlanacak.”

Aldemir, evde yemek ve sinema gecesi organizasyonları düzenlemek suretiyle, evdeki ısısal performansın gerçekçi bir şekilde değerlendirileceğini ve bundan puan toplayacaklarını söyledi.

“Minimum enerjiyle konfor sağlayacağız”

Elektrik Ekip Lideri Recep Tuna ise, evin elektriğini, güneşten aldığı enerjiyi elektriğe çeviren panellerden üreteceklerini vurguladı.

Tuna, elektrik enerjisinin yetmediği noktalarda ise enerjiyi bataryalardan karşılayacaklarına işaret etti.

Tuna, sözlerine şöyle devam etti:

“Isıtma ve soğutma sistemlerinde faz değiştiren malzemeleri kullandık. Yosun teknolojisi ve PV panellerden ürettiğimiz elektrikle birlikte evin ihtiyacından fazlasını üretebilirsek enerjinin bir kısmını diğer evlere satma imkanına da sahip olacağız. Yani şebekeden eve, evden şebekeye bir yapı da söz konusu.”

“Akıllı evimizde elektrikli araba şarj istasyonu da var”

Tuna sözlerini şu şekilde tamamladı; “Evimizde çift taraflı bir enerji iletimi söz konusu. Akıllı evimizde elektrikli araba şarj istasyonu da var. Evimizin enerjisinin yetersiz kaldığı durumlarda, arabadan eve de elektrik sağlayabileceğiz. Bunlar evimizi daha akıllı kılan özellikler.” 

Proje, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Sıfır Atık Sistemi’ Yönetmelik Taslağını da destekliyor.

Atıktan enerji elde edebilen ‘akıllı ev’ tasarladılar başlıklı haber, www.aa.com.tr internet sayfasında 14 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Tarihi İshak Paşa Hamamı sahibinden satılık!

İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan 6 asırlık tarihi İshak Paşa Hamamı, 3,5 milyon dolara sahibinden satılığa çıkarıldı. Vatandaşlar duruma tepkili.

İshak Paşa Hamamı sahibinden satılık

İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunan ve duvarları yıkılmak üzere olan tarihi İshak Paşa Hamamı, 3,5 milyon dolara sahibi tarafından satılıyor. Vatandaşlar tarihi eserin satılmasına karşı tepkili.

Fatih Sultan Mehmet döneminde inşa edilen İshak Paşa Hamamı, İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunmaktadır.

Sahibi tarafından 3,5 milyon dolara satılığa çıkarılan 550 yıllık tarihi bulunan hamam, harabeye dönmüş vaziyette olup, duvarları yıkılmak üzeredir. 

Havadan çekilen görüntülerde Osmanlı döneminden kalma tarihi hamamın içerisinde, ibrik ve hamam taşları görülmektedir. Tarihi Yarımada sınırları içerisinde bulunan hamamın duvarlarının ve çatısının büyük bir kısmının otlarla kaplandığı görülmektedir. Tarihi hamamın satılık olduğunu gören vatandaşlar duruma tepki gösteriyor.

Bazı vatandaşlar sözkonusu tarihi eserin hamam olarak restore edilip, tekrar hamam olarak kullanılmasını öneriyor.

Bazıları da tarihi eserin satılmasının doğru olmayıp, vakıf tarafından sahiplenilip korunması gerektiğini dile getiriyor.

İshak Paşa Hamamı 3,5 milyon dolara satışa çıkarıldı başlıklı haber, www.trthaber.com internet sayfasında 05 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

İstanbul Havalimanı konumu tartışmaları sürüyor!

İstanbul Havalimanı konumu ile ilgili TBMM’ne soru önergesi verildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, İstanbul Havalimanı’nda kötü hava şartları nedeniyle olumsuzluklar yaşanabildiğini belirtti.

İstanbul Havalimanı konumu tartışmaları sürüyor

İstanbul Havalimanı konumu ile ilgili TBMM’ne soru önergesi verildi

İlk fazı 29 Ekim 2018’de açılan İstanbul Havalimanı konumu ile ilgili tartışmalar sürüyor. Havalimanı uçuş trafiği kuşların göç yolu üzerinde mi bulunuyor?

Bir kaç gün önce İzmir-İstanbul seferi yapan THY uçağı Yeni Havalimanı’na inmek isterken kuş sürüsüne dalmış, gövde ve kanadında hasar meydana gelmişti.

Konu ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi veren CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’ye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, yazılı olarak yanıt verdi.

Meteorolojik koşullar Pas Geçme ve ‘Divert’lere neden oluyor

Bakan Turhan verdiği yanıtta, 17 Mayıs 2019’da İstanbul Havalimanı’nda pas geçme ve “divert”lerin (trafiklerin yedek meydana yönlendirilmeleri) yaşanandığını, bunların nedeninin iniş hattında yaşanan oraj, şiddetli türbülans ve rüzgar kesmesi gibi meteorolojik olaylar olduğunu ifade etti.

Turhan, İstanbul Havalimanı’nda ICAO kuralları uyarınca standartlara uyum anlamında herhangi bir eksiklik bulunmadığını bildirdi. Turhan, havalimanı ve yakın çevresinde özellikle ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde oluşan kötü hava şartları nedeniyle uçuş trafiğini etkileyebilecek olumsuzluklar yaşanabildiğini vurguladı.

Bakan Turhan; “Bu olumsuz hava koşulları trafik akışında uzun süreli beklemeler, pas geçme ve devamında yaşanan “divert”lere sebebiyet verebilmektedir. İlgili hava trafik kontrol birimleri ile uçuş aşamasındaki pilotlar, bu hadiselerin yaşandığı zaman dilimlerinde, uçuş emniyeti ilkesinden taviz vermeden standart prosedürleri uygulamakla yükümlüdürler.” şeklinde ifade etti.

Pas Geçme sebebi Rüzgar Kesmesi ve Türbülans

Bakan Turhan İstanbul Havalimanı’nda yaşanan ‘Pas Geçme’ rakamlarını şu şekilde ifade etti;

  • Nisanda 59,
  • Mayısta 89,
  • Haziran ayının ilk 15 gününde ise 31.

Turhan, bu pas geçmelerin bir kısmının rüzgar kesmesi ve türbülans gibi meteorolojik olaylardan kaynaklandığını belirtti.

Bir günde 14 uçuş ‘divert’ etmiş

İstanbul Havalimanı kullanıma açıldığı günden itibaren meteorolojik şartlar nedeniyle toplam 13 uçuşun “divert” ettiğini anlatan Turhan, şu bilgileri verdi:

“Bu aşamada uçuşların özellikle olumsuz meteorolojik şartlar nedeniyle ‘divert’ etmelerinin, yurt dışındaki örneklerine de bakıldığında, karşılaşılan normal bir durum olduğunun bilinmesinde fayda görülmektedir. 24 Mayıs 2019’da İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda olumsuz meteorolojik şartlar nedeniyle bir günde 14 uçuş, iniş gerçekleştiremeyerek ‘divert’ etmiştir. 17 Mayıs 2019’da olumsuz meteorolojik şartlar nedeniyle yaşanan yoğun beklemeler neticesinde, İstanbul Havalimanı yerine yedek meydanlara ‘divert’ eden trafik sayısı toplam 8 olup, 5’i yurt dışından İstanbul Havalimanı’na geliştir. İstanbul Havalimanı kullanıma açıldığı günden itibaren yakıt kritiği rapor eden bir trafik olmamıştır.

İstanbul Havalimanı konumu itibariyle denize yakın

Bakan Turhan açıklamasında İstanbul Havalimanı konumu ile ilgili şunları kaydetti; “Proje alanının seçilmesindeki en önemli unsurlar, planlanan alanın denize yakın oluşu, bu büyüklükte bir proje alanı için kamulaştırma maliyetinin oldukça düşük olması, şehir merkezine yakın olması ve Atatürk Havalimanı’nın güncel kapasiteyi karşılayamamasıdır.”

Havalimanında şimdi de ‘Taksi Yolu’ çöktü

Atatürk Havalimanı‘nın yolcu taşımacılığına kapatılmasından sonra 5-6 Nisan tarihlerinden itibaren operasyona başlanan İstanbul Havalimanı’nda 01 Ağustos’ta taksi yollarından birinde çökme olduğu ortaya çıktı.

Pilotların sık sık şikayetlerini dile getirmesinin ardından, taksi yolunun kullanıma kapatılmasına karar veridi. Çöken taksi yolunun bakıma alınması ile birlikte, başlatılan bakım çalışmalarının bayramda beklenen yoğun hava trafiğini olumsuz etkileyebileceği dile getirildi. 

‘İstanbul Havalimanı’nda hava şartlarına bağlı gecikmeler yaşanabilir’ başlıklı haber, www.aa.com.tr internet sayfasında 01 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Düzce için ‘Genel Hayata Etkililik’ kararı!

Geçtiğimiz hafta meydana gelen sel afeti sebebiyle oluşan su baskını ve toprak kayması nedeniyle Düzce için “Genel Hayata Etkililik” kararı verildi.

Genel Hayata Etkililik

Geçtiğimiz hafta çarşamba günü meydana gelen su baskını ve toprak kayması nedeniyle Düzce için “Genel Hayata Etkililik” kararı verildiği bildirildi.

Genel Hayata Etkililik” kararı Düzce Valiliği tarafından açıklandı

17-18 Temmuz 2019 tarihlerinde Düzce ili genelinde aşırı yağışlar sonucu sel afeti meydana gelmişti. Düzce Valiliği tarafından yapılan açıklamada, su baskını ve toprak kayması nedeniyle Akçakoca ve Cumayeri ilçeleriyle bağlı köylerinde kaybolan 7 vatandaştan 5’inin cansız bedenine ulaşıldığı belirtildi.

Valilik teknik personeli tarafından Cumayeri ve Akçakoca ilçelerinde yapılan afet etkisi belirleme çalışmaları sonucu ön hasar tespit çalışması
hazırlandı. Valilik, çalışmanın Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na gönderildiğini belirttiği açıklamasında, şunları kaydetti;

“Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, meydana gelen sel afetinin Düzce ili genelinde ‘Genel Hayata Etkili’ olduğu ve bu afet sebebiyle yapıları hasar gören vatandaşların afetzede kabul edilmesini uygun görmüştür. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü koordinasyonunda Valiliğimizce kesin ve itiraz hasar tespit çalışmalarının yaptırılarak, hazırlanan hasar tespit raporu ve afetzede isim listesi ilan edilecektir.” 

Sel ve Heyelandan 475 Yapı etkilendi

Düzce’de 3 ilçe ve 45 köyde hasar tespit çalışması yapıldığını belirten Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum; “Bu heyelandan, selden 475 binamız etkilenmiş durumda. 66 binamız da heyelan riski altında bulunuyor. Bilhassa Akçakoca ve Cumayeri ilçelerimizdeki 40 köy olmak üzere, 3 ilçe 45 köyümüzde hasar tespit çalışması yapıldı.” dedi.

Bakan Kurum devamında şunları ifade etti; “Hasar tespit çalışmalarına göre bu heyelan ve selden; †

  • 319 az hasarlı bina,
  • 45 ağır hasarlı bina,
  • 85 yıkık ve
  • 26 da istinat duvarı

olmak üzere toplamda 475 yapı etkilenmiş durumda.”

Risk taşıyan yapılar tespit edilip yıkılacak

Kurum, “Düzce’de, Karadeniz Bölgesi geneline benzer bir yapılaşma var.” dedi. Geçtiğimiz sene benzer şekilde Trabzon’da sel ve heyelan  meydana gelmiş, 5 bin binanın taşınması gündeme gelmişti. Konunun kendisine hatırlatılması üzerine Bakan Kurum şunları söyledi;

“Bildiğiniz üzere, deprem, heyelan, su basması gibi riskleri taşıyan binalar sebebiyle vatandaşımızın can güvenliği riski taşıdığı yerlerde bakanlıkça belirlenen alanlarda resen kentsel düzenleme yapılabilmenin önünü açan bir düzenleme yaptık.

Bu çerçevede, iklim değişikliğiyle ilgili mücadeleyi valiliklerimiz ve belediye başkanlıklarımız kanalıyla yürüteceğiz. Bölgede meydan gelen sel ve heyelan olayları ve arazi yapısı gereği çalışmalarımızı hızlıca Karadeniz Bölgesi’nde yürüteceğiz.

Tespitlerimizi yaptıktan sonra bu riskli yapıların yıkımını gerçekleştireceğiz ve Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği’ne aykırı, Özel idaremizden, muhtarlığımızdan izni olmayan yeni bina yapılmasına müsade etmeyeceğiz. Risk taşıyan yapıların tespiti ve yıkımı da kararlı bir şekilde yürütülecek.” 

“Lütfen, kimse dere yataklarına ev yapmasın”

Akçakoca Değirmenağzı mevkisinde selden etkilenen bir restoranda çalışan Muammer Yunuslu (49), AA muhabirine yaptığı açıklamada, otel, düğün salonu ve restoranlarında büyük zarar oluştuğunu söyledi. 

Yunuslu, şunları kaydetti;

“Sözün bittiği yerdeyiz. Bu yaşadığımız felaketten de öte idi. Bu yaşıma kadar böyle bir felaketi ilk defa gördüm. Deprem gibi bir şey oldu. Yüksekliği 2,5 metreyi bulan suyun önüne hiçbir şey geçemedi.”

Yunuslu; “Dere yataklarının ıslahının çok önemli olduğunu bu acı tecrübeyle fark ettik. Lütfen, kimse dere yataklarına ev yapmasın.” şeklinde uyarıda bulundu.

Düzce’de ‘Genel Hayata Etkililik’ kararı alındı başlıklı yazı www.aa.com.tr internet sayfasında 24 Temmuz 2019 tarihinde yayınlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan
paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Ah İstanbul, Ne Senle Ne de Sensiz!

Ah İstanbul! Son 5 yıllık veriler eşliğinde yapılan bilimsel araştırmalara göre, İstanbullular her gün trafikte 70 dakikasını kaybediyor.

Ah İstanbul, ne seninle ne de sensiz

Ah İstanbul, ne seninle ne de sensiz

Ah İstanbul, ne seninle yaşamak kolay, ne de sensiz. Bahçeşehir, Dokuz Eylül ve Yeditepe üniversitelerinden oluşan akademisyenler, İstanbul trafiğinin son 5 yıllık verilerini analiz ettiler. Akademisyenlerin hazırladığı rapora göre 2018 yılında trafik, bir önceki seneye göre 3.7 kilometre yavaşladı.

Araştırmaya göre İstanbullu her gün trafikte 70 dakikasını kaybediyor. Saatte 5 kilometreye tekabül eden bu yavaşlamanın yakıt maliyeti sabah 19.68 TL, öğlen 15.71 Türk Lirası olurken, akşam 25.14 lira seviyelerine kadar yükseliyor.

İstanbul Trafik Otoritmi

İstanbul trafiğini 5 yıl boyunca izleyen akademisyenler, “İstanbul Trafik Otoritmi” isimli raporla yayımladılar. Hareketlilik rejimi sonuçlarını içeren bu rapor, 4 bin kilometrelik şehir içi yol ağı üzerindeki sürüş hızlarını, yoğunlukları, gecikme ve kayıpları ele alıyor.

İstanbul’un 120 farklı ana arterinde sabah ve akşam saatlerinde ölçülen trafik verilerine göre, 2017 yılına kıyasla, yoğunluk nedeniyle araç başına en az 6 Türk Lirası kaybımız var.

Rapora göre 2017’de İstanbul trafiğinde ortalama sürüş hızı saate 32.8 km iken, bu değer aynı rotalar, aynı zaman dilimlerinde 2018’de 29.1 km hıza geriledi. Yani İstanbullu sürücüler, 2018 yılında, bir önceki yıl aynı sürede varacağı yerden 4 km daha az mesafe katetmiş oldu.

Zaman kaybı toplamı 4 yıllık mesai

İstanbul trafiğinde trafik akış hızı hafta sonları saatte 5 km daha gerileyerek 28 km’den 23 km’ye düşüyor. Trafiğe takılan her bir çalışan, günde 70 dakikasını bu megakent yollarında kaybediyor. İstanbulluların yoldaki günlük zaman kaybı toplamı ortalama 4 yıllık mesaiye denk geliyor.

İstanbul’un en yoğun 3 Güzergahı

İstanbul trafiğinin en yoğun olduğu güzergahların başında 7,5 kilometrelik Altunizade-Mecidiyeköy güzergahı geliyor. 2018 boyunca sürücülerin ortalama hızı 16.5 km olarak hesaplandı. İstanbullu sürücülerin ortalama kabı ise en az 6 lira.

Cevizlibağ-Avcılar arası 18.9 km’lik  hatta yıl boyu yoğunluk ortalama yüzde 71 olarak tespit edildi. Araç başına ortalama maddi kayıp ise en az 12 lira olarak hesaplandı.

Bakırköy-Mecidiyeköy arasındaki güzergahta araç başı yakıt kaybı 15 lira olarak ölçüldü.

Ne Senle Ne de Sensiz, Ah İstanbul

İstanbul’da yaşamaya alışmış insanlar, zaman zaman bunalıp şehir dışına kaçmak isteseler de, ayrı kaldıkları zamanlarda yine de İstanbul’u özlüyorlar.

Bunu Ayhan Aslan aşağıda son kısmını paylaştığım dizelerinde şöyle dile getirmiş;

İstanbul, sabah ezanıyla yüzünü nurlandırıyor
Bir koşturmadır, yeniden başlıyor
Öyle ya; hayat devam ediyor.
Senle yaşam, kolay olmuyor
Sensiz hiç olmuyor
.

3.7 km yavaşladık başlıklı yazı www.milliyet.com.tr internet sayfasında 19 Temmuz 2019 tarihinde yayınlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan
paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

FSM Köprüsü asfalt yenileme çalışması ne durumda?

FSM Köprüsü asfalt yenileme çalışmalarında bir haftanın ardından son durum ne? 24 saat aralıksız çalışılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde mevcut asfalt kazınıyor.

FSM Köprüsü asfalt yenileme çalışmaları 24 saat aralıksız sürüyor


27 Haziran 2019 tarihinde başlayan FSM Köprüsü asfalt yenileme çalışmalarında, asfalt kazıma işlemini takiben, ortaya çıkan metal kumlanarak pastan arındırılıyor.

Ardından metal yüzey iki ayrı izolasyon malzemesiyle boyanacak. Bu çalışmaların tamamlanmasından sonra köprünün üstü özel bir asfaltla kaplanacak.

FSM Köprüsü asfalt yenileme çalışmaları 24 saat aralıksız devam ediyor

Köprünün Ankara yönüne trafiğe kapatılan 4 şeritte süren çalışmalarda bozulmuş asfalt iş makineleri ile temizlenerek kazındı.

Asfaltın kazınması ile, köprünün demir tabliyeleri ortaya çıktı. Metal aksamda zaman içinde oluşan paslanma ise kumlama yöntemiyle temizleniyor.

İstanbul FSM Köprüsü’nün korozyondan arındırılan bölümlerine iki ayrı izolasyon malzemesi sürülüyor. İzolasyon işlemi esnasında güneşten ve yağmurdan etkilenmemesi için köprü üzerine hareketli çadırlar kuruldu.

Çalışmalara 3 vardiya halinde 24 saat aralıksız devam ediliyor.

FSM Köprüsü’nün yüzeyi özel bir asfalt ile kaplanacak

İzolasyon malzemesinin sürülmesinin ardından köprünün üstü özel bir asfalt ile kaplanacak. Köprünün güney bölümünde süren çalışmaların tamamlanmasının ardından trafik yeni yapılan bölüme geçirilmek suretiyle kuzey tarafta da aynı çalışma tekrar edilecek.

Karayolları Genel Müdürlüğü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün tamamlanma ve trafiğe açılış tarihi olarak 17 Ağustos 2019’u işaret etmişti.

Çalışmalar nedeniyle trafik yoğunluğu da devam ediyor.

FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜSÜ

İstanbul Boğazı, Avrupa ile Asya kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı yerdir. İki kıtanın birbirine bu kadar yaklaştığı bu yerde karşıdan karşıya kolayca geçebilme fikri çekiciliğini yüzyıllar boyunca korumuştur.

Bilinen en eski Boğaz Geçişi, M.Ö. 511 yılında İskit seferine çıkan Pers Kralı Darius’un 700 000 kişilik ordusunu Anadolu’dan Trakya’ya geçirmek üzere gemilerin yan yana getirilmesi suretiyle oluşturulan, yüzer köprü ile sağlanmıştır.

20. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul kentleşmesinin hızla gelişmesi, kentin yerleşim durumunun özelliği ve Avrupa-Asya arasındaki büyük trafik artışı Boğaziçine köprü yapılmasını zorunlu kılmıştır. Yapımına 1970 yılında başlanan ve 29 Ekim 1973 yılında tamamlanarak hizmete açılan Boğaziçi Köprüsü ile Çevreyolu, Avrupa ve Asya arasında ilk sabit bağlantı olarak Türkiye ulaşım ağının çok önemli bir halkasını oluşturmaktadır.

Ancak, gerek ülkenin ekonomik koşullarına gerekse İstanbul çevresindeki hızlı gelişme ve nüfus artışına bağlı olarak Çevreyolu ve Boğaziçi Köprüsü’nün trafiği beklenin çok üstünde bir artış göstermiştir. Trafiğin olağanüstü artışı Boğaziçi Köprüsünde hizmet seviyesini düşürmüş ve trafik akışının sağlıklı bir biçimde olmasını engellemiştir.

Mevcut köprüde sıkışıklığı gidererek, trafik akışını rahatlatmak, hem de Avrupa ve Anadolu Otoyollarını daha yüksek kapasitedeki bir çevreyolu ile bağlamak amacı ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü inşa edilmiştir. FSM Köprüsü, İstanbul Boğazının iki yakasını birleştiren ikinci önemli bağlantı olmaktadır.

FSM’deki asfalt yenileme çalışması havadan görüntülendi başlıklı yazı sondakika.com internet sayfasında 04 Temmuz 2019 tarihinde yayınlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan
paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Tarihi Yarımada İçin ‘Koruma’ Hamlesi!

Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul’daki Tarihi Yarımada için ‘koruma’ hamlesi başlattı. Bakanlık, Tarihi Yarımada’nın korunması amacıyla alandaki kültür varlıklarının durumunu net bir şekilde ortaya koyacak envanter çalışması yapıyor.

İstanbul Tarihi Yarımada

İstanbul Tarihi Yarımada için ‘koruma’ hamlesi başladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul’daki Tarihi Yarımada için ‘koruma’ hamlesi başlattı. Bakanlık, Tarihi Yarımada’nın korunması amacıyla alandaki kültürel varlıkların durumunun net bir şekilde ortaya konulacağı ve oluşturulacak envanter doğrultusunda koruma amaçlı imar planlarının yeniden ele alınacağını duyurdu.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, Bakanlık, UNESCO Dünya Miras Listesi‘nde bulunan, içerisinde Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camisi, Ayasofya Müzesi, Kapalı Çarşı gibi birçok önemli kültürel değeri barındıran Tarihi Yarımada’nın durum tespiti için harekete geçti.

Bakanlık, Tarihi Yarımada’yla ilgili kurumlarda tescilli eser listelerine yönelik verilerin birbirinden farklı olduğunu tespit etti. Bunun üzerine Bakanlık, bölgeyle ilgili ilçe belediyelerinin listelerini bir araya getirerek yeni bir envanter hazırlanması kararı aldı.

Derlenen Kültürel Varlıklar, harita üzerine yansıtıldı

Bu kapsamda ilk olarak kurumların listelerinden derlenen kültürel varlıklar, harita üzerine yansıtıldı.

Bakanlık uzmanları, bu harita ışığında Tarihi Yarımada üzerindeki kültürel varlıkların durumu ve belirlenen yerlerde olup olmadıklarına ilişkin yerinde incelemeler yapmaya başladı.

İncelemelerin tamamlanmasıyla uzun yıllar sonra Tarihi Yarımada’nın güncel durumunu, alanda ne kadar kültürel varlığın bulunduğunu net bir şekilde ortaya koyacak güncel bir envanter oluşturulacak.

Söz konusu envanter, ilgili kurum ve kuruluşlara da dağıtılacak.

Tarihi Yarımada’yı ‘Koruma’ amaçlı imar planları elden geçecek

İstanbul Tarihi Yarımada’nın korunmasını amaçlayan yeni envanter, aynı zamanda buraya yönelik koruma amaçlı imar planlarının da tekrar ele alınmasını sağlayacak.

Bakanlık uzmanları, yeni envanterin koruma amaçlı imar planlarının revize edilmesine de gerekçe olacağı görüşünde birleşiyor.

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/tarihi-yarimadayi-koruma-hamlesi-/1328026

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan yayınlanmıştır.

Eyyubi Camisi Taşıma İşlemi Başladı!

Ilısu Barajı ve HES Projesi’nden etkilenen tarihi Eyyubi Camisi, Batman ilinde yapılan Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı’ndaki yeni yerine taşınmaya başladı.

Eyyubi Camisi

‘Eyyubi Camisi Taşıma İşlemi’ başladı

Batman ili Hasankeyf ilçesinde bulunan Eyyubi Camisi, Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı‘ndaki yeni yerine taşınmaya başladı.

Güneydoğu Anadolu Projesi‘nin (GAP) vizyonu olan Ilısu Barajı ve HES Projesi‘nin yapımı Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından tamamlandı. Batman’ın Hasankeyf ilçesindeki tarihi eserlerden Eyyubi (Kızlar) Camisi, projeden etkilendiği için daha önceden hazırlanan yeni yerine taşınmaya başladı.

Ilısu Barajı ve HES Projesi‘nin devreye girmesiyle su altında kalacak olan 3 bin 500 nüfusa sahip Hasankeyf’in tarihi ve kültürel varlıklarının, 3 kilometre mesafede inşa edilen Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı’na taşınması için başlatılan çalışmalar sürüyor.

Eyyubi Camisi Taşıma İşlemi 15 gün sürecek

Şu ana kadar bölgedeki bir çok tarihi eser; tarihi, çevresel ve kültürel değerlerin korunarak gelecek nesillere aktarılması kapsamında ilçedeki Yeni Kültürel Park Alanı‘na nakledildi.

Kesin inşa tarihi bilinmeyen, ancak yapı bezemesi ve planıyla 14. yüzyıl sonu ile 15. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilen eserler arasında bulunan Eyyubi Camisi de bu kapsamda taşınmaya başladı.

Hasankeyf’te bulunanlar içinde şu ana kadar taşınan ve taşınacak olan en ağır yapı olma özelliği taşıyan tarihi Kızlar Camisi‘nin bahçe duvarları, kendinden tahrikli modüler sistem (SPMT) aracı ile 6 parça halinde taşınacak.

Caminin ana gövdesinin 4 bin 600 ton ağırlığında olduğu varsayımıyla, iki ayrı parça halinde taşınması planlanıyor.

Caminin toplam 115 ton ağırlığını bulan bahçe duvarları ile kapısı, 48 tekerlekli SPMT aracına yüklendi. Araca yükleme işlemleri tamamlanan bu iki parçanın, Dicle Nehri üzerinde inşa edilen 12 kutu menfezden oluşan köprü üzerinden sabah saatlerinde geçmek suretiyle Hasankeyf Kültürel Park Alanı‘ndaki geçici koruma alanına götürülmesi hedefleniyor.

Yetkililerden alınan bilgiye göre, caminin taşınma işleminin 15 günde tamamlanması planlandı.

Kaynak; AA Muhabiri Selman Tür

Yargıtay, Vatandaş Lehine, Belediye Aleyhine Karar Verdi!

Yargıtay, belediyeleri ve vatandaşları yakından ilgilendiren önemli bir karar verdi. Yüksek mahkeme, kanalizasyon hizmeti olmayan semtteki aboneden atık su bedeli alınamayacağı hükmüne vardı.

Yargıtay

Belediye İşletmeye ‘Kaçak Tutanağı’ düzenledi

Başkent Ankara’da belediye ekipleri tarafından, bir hazır beton üretim tesisince kullanılan kuyu suyu için, sözkonusu işletmeye ‘kaçak tutanağı’ tutuldu. Beton üretim tesisi işletmecisi bunun üzerine müracaat ederek kuyu suyu abonesi oldu. Ardından bir süre sonra da şehir suyu abonesi olan tesis hakkında belediye icra takibi başlattı.

Belediyenin kendisi hakkında açtığı davaları kazanmasının ardından işletmeci, belediyenin muhtelif tarihlerde düzenlediği toplam 134 bin 250 liralık faturayı da ödemek zorunda kaldı.

İşletme Sahibi ödediği parayı iade talebinde bulundu

İşletmenin sahibi bunun üzerine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde ‘belediyenin kuyu suyu aboneliği sebebiyle bedel talep etme hakkının olmadığı, ödediği paranın iadesi’ talebiyle dava açtı. Davacı, kanalizasyon hizmeti olmayan bir yerde kendisinden atık su bedeli tahsil edildiğini belirterek, beton üretiminde kullanılması sebebiyle kuyu suyundan atık su oluşmadığını kaydetti. Davacı, kanalizasyon sistemi olmayan yerde kuyu suyu ve şehir suyu için bedel istenmesinin de haksız olduğu gerekçesiyle, 134 bin 250 liranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etti.

Davalı belediye avukatı mahkemede yaptığı savunmada, dava konusu faturaların bir bölümünün ödeme tarihleri itibariyle zaman aşımına uğradığını, esas yönünden ise davacıya kuyu suyu ve iş yeri abonelikleri nedeniyle tahakkuk ettirilen bedellerin yasal olduğunu öne sürdü.

Yargıtay, Vatandaş lehine, Belediye aleyhine karar verdi

Mahkeme, Belediye Gelirleri Kanunu’ndaki ‘Belediye mücavir alan sınırlarında kullanılan yeraltı sularından kamu ve özel kişiler tarafından elde edilen kullanma ve sanayi sularına ait ücretleri’nin Anayasa Mahkemesi tarafından 1987’de iptal edildiğine dikkat çekti.

Mahkeme, iptal kararından sonra herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığını hatırlatarak, davalı belediyenin tarifeler yönetmeliğine dayanarak kuyu suyu ücreti talep etmesinin yasal olmadığı kararını verdi. Kararda ayrıca, davacının işletme adresinde kanalizasyon hattının olmamasına rağmen atık su bedeli tahsilinin de yasaya aykırı olduğu belirtildi.

Mahkemenin haksız bulduğu belediye, kararı temyize taşıdı. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, kuyu suyundan bedel istenebileceğini belirterek kararı bozdu.

Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dava dosyasını yeniden değerlendirdi ve ilk kararında ısrarcı oldu. Bu kez devreye Yargıtay 3. Hukuk Dairesi girdi. Daire emsal nitelikte bir kararla , belediyenin sırf kendi tarife yönetmeliğine dayanarak bedel talep edemeyeceğine hükmetti. Kararda; kanalizasyon sisteminin bulunmadığı yerde atık su bedelinden bahsedilemeyeceğine dikkat çekildi. Kararda;

Tarifeler Yönetmeliği‘ndeki düzenleme uyarınca, kanalizasyon hizmeti verilmiş gibi atık su bedeli tahakkuk ettirilmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Mahkemenin davanın kabulüne yönelik direnme kararı yerindedir. Mahkeme hükmünün onanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.” denildi.

Kaynak; https://www.haberturk.com/yargitay-dan-belediyelere-kotu-vatandasa-iyi-haber-2235052-ekonomi