Salda Gölü Millet Bahçesi ihalesinin iptali için açılan dava reddedildi!

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü çevresinde yapılacak Millet Bahçesi ihalesinin iptali için açılan dava reddedildi.

Salda Gölü’nün çevresinde Millet Bahçesi yapılacak

Burdur’un Yeşilova ilçesindeki “Türkiye’nin Maldivleri” olarak ünlenen Salda Gölü çevresinde yapılacak Millet Bahçesi, sosyal donatılar ve çevre düzenlemesi ihalesinin iptali için açılan dava reddedildi.

Aysel Alp, Meral Türkoğlu, Osman Altınışık, Özdemir Korkmaz, Gazi Osman Şakar tarafından açılan dava, Ankara 16. İdare Mahkemesince görüldü. Davada, 31 Temmuz 2019’da gerçekleştirilen “Burdur ili Yeşilova ilçesi Salda Gölü Millet Bahçesi ve Millet Bahçesine Ait Sosyal Donatılar İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi” ihalesinin ve ihale onayının iptali istendi.

ÇŞB ve TOKİ savunma yaptı

Mahkeme heyeti, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı’ndan savunma talep etti.

Mahkeme heyeti, Millet Bahçesi düzenlemesine yönelik açık ihale usulüyle gerçekleştirilen dava konusu ihale işleminde ve ihale onayında mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna vardı. Heyet, ihale süreci dışında kalan “proje” ve “ÇED kararı” ile ilgili davacıların iddialarının, bu davada incelenebilme imkanının bulunmadığını kaydetti.

Karar tutanağında açıklanan nedenlerle heyet, davanın reddine karar verdi. Heyet tarafından oy birliğiyle, yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verildi.

Davacı Yeşilova sakinleri avukatları aracılığıyla yaptıkları açıklamada, Danıştay’a itiraz haklarını kullanacaklarını duyurdular.

Salda Gölü Tabiat Parkı alanı genişletildi

Burdur Valisi Hasan Şıldak, 25 Kasım tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yürüttükleri çalışmalarla Salda Gölü‘nü korumaya devam ettiklerini aktardı.

Vali Şıldak, Salda Gölü Tabiat Parkı’nın 120 dekar olan alanının 2019 yılında 570 dekara çıkarıldığını kaydetti. Vali Şıldak “Salda Gölü doğal ve güzel kalacak” etiketiyle yaptığı paylaşımda; “İlave edilen 450 dekar alan, kontrolsüz girişlerin ve kirlenmenin önlenmesi amacıyla Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğümüzce doğal dokuya uygun olarak ahşap direkli kafes telle çevrilerek koruma altına alındı.” dedi.

Salda Gölü çevresine yapılacak Millet Bahçesi ihalesinin iptali için açılan dava reddedildi başlıklı haber, aa.com.tr internet sayfasında Bilal Altıok tarafından 29 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

1915 Çanakkale Köprüsü’nün ayakları yükselmeye devam ediyor!

1915 Çanakkale Köprüsü’nün ayakları yükselmeye devam ediyor. Çanakkale Boğazı’nda yapımı devam eden köprünün ayakları; Türk bayrağını ve 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’ni simgelemekte.

18 Mart 2017 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından temeli törenle atılan 1915 Çanakkale Köprüsü‘nün ayakları yükselmeye devam ediyor.

1915 Çanakkale Köprüsü’nün yapımı için ilk olarak Gelibolu’da Sütlüce, Lapseki’de ise Şekerkaya mevkileri arasında uzun süre denizde sondaj çalışması yapıldı.

Denize 357 adet demir kazık çakıldı

Sondaj çalışmalarını takiben köprü için Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasındaki Gelibolu ilçesi Sütlüce mevkiinde şantiye kuruldu.

2023 metrelik ayak açıklığıyla dünyanın en uzun asma köprüsünün ayakları 2’si Türk, 2’si Kore olmak üzere toplam 4 firma tarafından ortaklaşa yapılıyor.

Asma köprüyü taşıyacak 2 kulenin deniz içindeki temeli, yapının suda zarar görmemesi için kesondan inşa ediliyor. 

Kuru havuzda inşası devam eden kuleler yanında, bir yandan da köprünün deniz altındaki temelinin zemin iyileştirilmesi için Avrupa yakasında 192, Asya yakasında da 165 olmak üzere toplam 357 adet 2,5 metre çapında demir kazık denize çakıldı.

Yunuslar geçerken çalışmalara ara veriliyor

Köprü ayakları için kazık çakımının yapıldığı alandaki su altı gürültüsünden olumsuz etkilenmemesi için görevliler dürbünle gözlem yapmakta, yunusların alana 500 metreden fazla yaklaştığının tespit edilmesi halinde çalışmalara ara verilmekte.

Çanakkale Köprüsü’nün ayaklarının oturacağı deniz tabanında bulunan ve Akdeniz’de koruma altında olan ‘Pinna nobilis’ türü yaklaşık 1000 midyenin zarar görmemesi için dalgıçlar tarafından toplanarak, denizde güvenli bölgeye taşındı.

Çanakkale Köprüsü’nün ayakları 2019’da yükselmeye başladı

2019 yılı başında kuru havuzdaki kule kesonlarının inşası ile deniz içerisine kazıkların çakılması işlemi tamamlandı.

Takiben, deniz içerisine batırılacak 74-83 metre boyutlarında, 15 metre yüksekliğinde ve 51 bin 186 ton ağırlığındaki kule kesonları kuru havuzdan ıslak havuza alındı.

Köprünün ıslak havuzdaki kule kesonlarında, çelik şaft montajı tamamlandı.

2019 yılı Mayıs ayında ise, kule kesonları 24 süren bir işlemle denize batırıldı.

Sonrasında Avrupa ve Asya yakası kule kesonları üzerinde 1915 Çanakkale Köprüsü’nün ayakları yükselmeye başladı.

Çanakkale Köprüsü’nün ayakları 50 metre yüksekliğe ulaştı

Çanakkale Boğazı’nda yapımı devam eden 1915 Çanakkale Köprüsü’nün ayakları; kırmızı beyaz renkleriyle Türk bayrağını, 318 metrelik yüksekliğiyle de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’ni simgelemekte.

Köprü kulesini oluşturacak 4 kule bloğu, Temmuz ayında Gelibolu Sütlüce’deki şantiyeye ulaştı.

Ağustos ayında ise ilk bloklar, kule kesonları üzerine yerleştirildi.

Eylül ayında da yükselmeye başlayan ayaklar arasına bağ kirişi montajı yapıldı.

Gelinen son noktada; Gelibolu ve Lapseki yakasındaki kesonlar üzerine, 7’nci blokların yerleştirilmesiyle Çanakkale Köprüsü’nün ayakları 50 metre yüksekliğe ulaştı.

Çanakkale Boğazı zaman zaman trafiğe kapatıldı

Çanakkale Boğazı, köprü çalışmaları sebebiyle zaman zaman transit gemi geçişlerine kapatıldı. Hassas çalışmalar olduğu zamanlarda da gemilerin 10 knot yerine 8 knot altında hızla seyretmeleri sağlandı.

Boğaz 6 dakikada geçilecek

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, köprünün hizmete girmesiyle Çanakkale Boğazı’nın 6 dakikada geçileceğini müjdeledi.

Çanakkale Köprüsü inşaatıyla bölgenin kaderinin değişime uğradığını belirten Lapseki Belediye Başkanı Eyüp Yılmaz, köprü ayaklarının görülmeye başlanması ile birlikte yatırımcıların bölgeye ilgisinin arttığını ifade etti.

Kulelerin üst kısmı top mermisini temsil edecek

Denize batırılan kesonlar üzerindeki kule kurulumunun alçak kısımlarındaki bloklar, yüzer vinç yardımıyla konuldu.

Tüm blokların konulmasının ardından 318 metrelik köprü kuleleri tamamlanacak. Kulelerin üst kısmı Seyit Onbaşı’nın Çanakkale Savaşı’nda namluya sürdüğü top mermisini temsil edecek şekilde olacak.

Dünyada ilk

Fotoğraf: AA

1915 Çanakkale Köprüsü, tasarımındaki inceliklerle de dünyada bir ilk olacak.

Yaklaşık 45,06 metre genişlikteki 1915 Çanakkale Köprüsü, Cumhuriyet’in 100’ncü kuruluş yıl dönümünü temsil eden 2023 metrelik orta açıklığıyla, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklığına sahip asma köprüsü unvanına sahip olacak.

770’er metrelik 2 yan açıklığı ile birlikte köprü toplam 3 bin 563 metre uzunluğuna sahip olacak. Birer yakadaki 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleri ile birlikte toplam geçiş uzunluğu 4 bin 608 metre olacak.

18 Mart 2022’de hizmete açılacak

Köprü tabliyesinin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları olacak.

18 Mart 2022’de tamamlanarak hizmete açılması planlanan 1915 Çanakkale Köprüsü Projesi kapsamında;

  • 1 asma köprü,
  • 2 yaklaşım viyadüğü,
  • 4 betonarme viyadük,
  • 6 alt geçit köprüsü,
  • 38 üst geçit köprüsü,
  • 5 köprü,
  • 43 alt geçit,
  • 115 çeşitli ebatlarda menfez,
  • devlet yolu üzerindekiler de dahil 12 kavşak,
  • 4 otoyol hizmet tesisi,
  • 2 bakım işletme merkezi,
  • 6 ücret toplama istasyonu inşa edilecek.

Tasarımındaki inceliklerle dünyada ilk olacak: 1915 Çanakkale Köprüsü başlıklı haber, trthaber.com.tr internet sayfasında 28 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Enerji Kimlik Belgesi sahibi bina sayısı 1 milyona yaklaştı!

En çok Enerji Kimlik Belgesi sahibi bina İstanbul, Ankara ve İzmir’de bulunuyor. EKB’li binalar, sera gazı salınımını daha önceki yıllarda yapılan binalara oranla yüzde 60 oranında azalttı.

Binalarda Enerji Kimlik Belgesi (EKB) zorunlu

Enerji Kimlik Belgesi (EKB), enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, israfın önlenmesi ve çevrenin korunmasını sağlamak için asgari olarak binanın enerji ihtiyacı, enerji tüketim sınıflandırması, sera gazı salımı seviyesi, yalıtım özellikleri ve ısıtma/soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içeren bir belgedir. Türkiye‘de EKB, bu şartları haiz binalara verilir.

Enerji Kimlik Belgesi (EKB) sahibi bina sayısı Ekim 2019 itibarı ile 920 bine ulaştı. Bunların 150 bini eski, 770 bini ise 2011 sonrası yapılan binalardan oluşuyor.

EKB, 2011 yılından beri yapı ruhsatı alan tüm binalara, EKB uzmanlık eğitimi almış, yetkilendirilmiş mühendis ve mimarlar tarafından veriliyor. Ülke genelinde EKB oluşturmaya yetkili firma sayısı 5 bin 100 olup, bu firmalarda görev alan yetkili uzman sayısı 6 bin 400’dür.

EKB uzmanlığı eğitimini Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın yetkilendirdiği kuruluşlar veriyor.

1 Kasım 2017’den sonra düzenlenen EKB’ler, e-Devlet üzerinden görülebiliyor.

En çok EKB’li bina İstanbul, Ankara ve İzmir’de bulunuyor

En çok EKB belgesine sahip iller şöyle:

  • İstanbul 165 bin 983,
  • Ankara 87 bin 806,
  • İzmir 71 bin 278,
  • Bursa 40 bin 805,
  • Antalya 38 bin 135,
  • Kocaeli 35 bin 709,
  • Muğla 31 bin 502,
  • Konya 27 bin 182,
  • Eskişehir 25 bin 487 ve
  • Balıkesir 23 bin 968.

Bakanlık tarafından zorunlu hale getirilen EKB, ülke genelinde çevreci binaların sayısının artmasını, sera gazı salınımının azaltılmasını sağladı.

Bu kapsamda ülke genelinde 2011 yılından sonra inşa edilen 770 bin bina, sera gazı salınımını daha önceki yıllarda yapılan binalara oranla yüzde 60 azalttı.

Enerji Kimlik Belgesi (EKB) nedir?

5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ve buna bağlı çıkartılan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği’ne göre EKB, binalarda enerjinin ve enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını, enerji israfının önlenmesini ve çevrenin korunmasını sağlamak için asgari olarak binanın enerji ihtiyacı ve enerji tüketim sınıflandırması, sera gazı salımı seviyesi, yalıtım özellikleri ve ısıtma ve/veya soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeriyor.

Buzdolabı, çamaşır makinesi gibi beyaz eşyalardaki ya da klimalardaki enerji performans sınıflandırmaları artık binalar için de geçerli kabul ediliyor. A sınıfı en verimli, G sınıfı en düşük verimli seviyeyi belirtiyor.

Binalarda bu sınıflandırmayı gösteren belgeye de Enerji Kimlik Belgesi deniliyor.

Yeni yapılacak ya da inşa edilen binaların enerji kimlik belgesi sınıfının ise en düşük C olacak şekilde tasarlanıp inşa edilmesi gerekiyor. C sınıfından daha düşük seviyede olan binalara, kanunen Yapı Kullanım Belgesi yani iskan verilmiyor.

Mevcut binalar için EKB asgari sınıflandırma seviyesi koşulu yok.  

Enerji kimlik belgeli bina sayısı 1 milyona yaklaştı başlıklı haber, trthaber.com internet sayfasında 24 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Onlar İstanbul Boğazı’nın Üç Gerdanlığı!

15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul Boğazı’nın Üç Gerdanlığı olarak Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlamakta.

İstanbul Boğazı’nın Üç Gerdanlığı milyonlarca aracın kıtalar arası geçişini kolaylaştırıyor

İstanbul Boğazı‘nın Üç Gerdanlığı olarak İstanbul’un iki yakasını bir araya getirme fikri, milattan öncesine kadar uzanmakta. Tarihi, siyasi, ticari ve kültürel değerini yüzyıllardır koruyan İstanbul’da hüküm süren medeniyetlerin en büyük hayallerinden biri, iki kıtanın bir araya getirilmesiydi.

20. yüzyılın ikinci yarısından sonra hızlı bir kentleşme sürecine giren İstanbul’un yerleşim yerlerinin büyümesi, göç dalgaları ve trafiğin artması, İstanbul Boğazı’nda köprü yapılmasını tetikleyen unsurlar oldu.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü

Boğaziçi Köprüsü, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ilk köprü olması hasebiyle köprünün inşası öncesinde büyük tartışmalar yaşandı. Köprü, Cumhuriyetin 50. yıl dönümü olan 29 Ekim’den bir gün sonra, yani 30 Ekim 1973’te dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından hizmete açıldı.

Resmi adı 26 Temmuz 2016’ya kadar Boğaziçi Köprüsü olarak geçen köprü, 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi sırasında burada hayatını kaybedenlerin anısına bu tarihte 15 Temmuz Şehitler Köprüsü adını aldı.

Boğaziçi Köprüsü’nün inşaasına, İngiliz ve Alman firmalarının ortaklaşa yüklenimi ile Şubat 1970’de Beylerbeyi ayak sahasında yapılan törenle başlandı. 6 şeritli olarak yaklaşık 3 yıl 8 ayda tamamlanan Boğaziçi Köprüsü’nün kuleler arası uzunluğu 1.074 metredir.

23 milyon 213 bin 666 dolara (dönemin rakamlarıyla 191 milyon 785 bin 265 liraya) mal olan köprü ilk yılında günde ortalama 24 bin araca hizmet verdi.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü, 15 yıl boyunca İstanbul’un iki yakası arasında kara ulaşımını sağlayan tek bağlantı yolu olma görevini sürdürdü.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün 5 kilometre kuzeyinde, Avrupa yakasındaki Hisarüstü ile Anadolu Yakası’ndaki Kavacık mevkileri arasında bulunuyor.

29 Mayıs 1985’te temeli atılan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün yapım çalışmalarına 4 Aralık 1985’te başlandı. Köprü 29 Mayıs 1988’de tamamlanarak, 31 yıl önce, 3 Temmuz 1988’de hizmete girdi. Köprünün kule ayakları arasındaki orta açıklığı 1.090 metredir.

Boğaz köprüleri, Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlamanın yanında, yılın belli gecelerinde kamuoyu oluşturma ve bilinçlendirme çalışmaları için çeşitli renklere de bürünmekte. FSM Köprüsü, şampiyonluklar ve önemli kutlamalar için bayraklarla süsleniyor.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü

‘Boğazın Üç Gerdanlığı’ ünvanını almaya vesile olarak Asya ve Avrupa’yı üçüncü kez birleştiren Yavuz Sultan Selim Köprüsü‘nün temeli, İstanbul’un fethinin 560. yıl dönümü olan 29 Mayıs 2013’te atıldı. Köprü, ne olacağı ile ilgili uzun süren tartışmaların ardından adını 9. Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’den aldı.

YSS Köprüsü, birçok özelliği bakımından Türkiye ve dünya mühendislik tarihi için büyük bir kilometre taşı olma özelliğini barındırıyor. ‘Dünyanın en geniş köprüsü’ ünvanına sahip Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 27 ayda bitirilerek, 26 Ağustos 2016’da hizmete açıldı.

Köprü, raylı geçiş sisteminin aynı tabliyede olması dolayısıyla dünyada ilk olma özelliği taşıyor. Genişliği 59 metre, kule yüksekliği 322 metre olan köprü, 1.408 metre açıklığa sahip ve toplam uzunluğu 2.164 metre. Köprü, üzerinde raylı sistem olan dünyanın en uzun asma köprüsü özelliğine sahip.

Kuzey Marmara Otoyolu Projesi kapsamında 3 milyar dolar yatırım maliyeti ile yapılan köprünün ayakları, Avrupa Yakası’nda Garipçe Mahallesi ile Anadolu Yakasında Poyrazköy semtinde yer alıyor.

İstanbul’daki transit trafik yükünü hafifletmesi öngörülen köprünün hizmete girmesiyle ağır vasıtalar, geçişlerini buradan yapıyor.

Onlar İstanbul’un iki yakasını bir araya getiriyor başlıklı haber, aa.com.tr internet sayfasında Andaç Hongur tarafından 19 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Türkiye’nin onardığı Ermeni Kilisesi ibadete açıldı!

Tel Abyad’da teröristlerin mevzi haline getirdiği ve zarar verdiği Ermeni Kilisesi, Türkiye tarafından temizlenerek onarılmak suretiyle yıllar sonra tekrar ibadete açıldı.

Ermeni Kilisesi Türkiye tarafından temizlenerek onarıldı

Tel Abyad’da teröristlerin mevzi haline getirdiği ve zarar verdiği Ermeni Kilisesi, Türkiye tarafından temizlenerek onarılmak suretiyle yıllar sonra tekrar ibadete açıldı.

Barış Pınarı Harekatı ile Türk askerleri tarafından terör örgütü YPG/PKK’dan temizlen Tel Abyad’da hayat normale dönüyor. Halkın ihtiyaçlarının giderilmesi için hemen her alanda onarım ve yenileme çalışmaları sürüyor. Ermeni Kilisesi de teröristler tarafından mevzi haline getirilmiş ve zarar görmüştü.

Kilise, Milli Savunma Bakanlığı tarafından onarıldı

Teröristlerin mevzi haline getirdiği ve zarar verdiği Tel Abyad’daki Ermeni Kilisesi’nin temizliği Milli Savunma Bakanlığı tarafından yaptırıldı. Bakanlık, daha önceden kırılmış olan camları değiştirip, ihtiyaç duyulan alanları yeniledi.

Yeniden kullanılabilir hale dönüştürülen Ermeni Kilisesi’ndeki ilk ibadet 10 Kasım Pazar günü (dün) yapıldı. Tel Abyad’da yaşayan Ermeniler kiliseye gelerek mum yakıp dua ettiler.

Ermeni cemaatinden Um İlyas, yıllar sonra yeniden kiliseye gelerek ibadet yapabildiği için mutlu olduğunu ifade etti. Um İlyas, inançlarını özgürce yaşayabilmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Um İlyas sözlerine şöyle devam etti; “Uzun süredir burada ayin yapamamıştık, Türkiye sayesinde yeniden özgürce buraya gelerek ibadetimizi yapabildik. Şimdi burada herkes huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşıyor, herkes çoluk çocuğuyla işinde gücünde. Memleketimize katkıda bulunan herkese çok teşekkür ederiz, hepimiz kardeşiz.”

Çocuklarının Fransa’da yaşadığını aktaran Um İlyas, oradaki akrabalarına seslenerek, “Bizim burada hiç bir sıkıntımız yok, her şeyimiz var. Biz burada iyi bir şekilde yaşıyoruz.” mesajı verdi.

Türkiye’ye teşekkür ederiz

Dördüncü sınıfta okuyan Maria Kadmus da annesiyle kiliseye gelerek ibadetini yaptığını belirtti. Maria, kilisenin yeniden ibadete açılmasında emeği geçen herkese, özellikle Türkiye‘ye teşekkür etti.

Türkiye’nin onardığı Tel Abyad’daki Ermeni Kilisesi ibadete açıldı başlıklı haber, Eşber Ayaydın tarafından aa.com.tr internet sayfasında 10 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Turhan; “Kanal İstanbulu, İstanbul Boğazı S.O.S verdiği için yapıyoruz.”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Şehir ve Hukuk Konuşmaları Sempozyumu’nda; “Kanal İstanbulu, İstanbul Boğazı S.O.S verdiği için yapıyoruz.” dedi.

Ulaşım Politikaları açısından İstanbul

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Hukuk Fakültesi Haliç yerleşkesinde Birinci Şehir ve Hukuk Konuşmaları Sempozyumu düzenlendi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, düzenlenen sempozyumda, ‘Ulaşım Politikaları açısından İstanbul’ başlıklı bir konuşma yaptı. Konuşmasında bir çok konuya değinen Bakan Turhan, Kanal İstanbulu yapma gerekçelerini de açıkladı.

Bakan Turhan konuşmasında şu bilgilere yer verdi; “İstanbul’un ulaşım altyapısına 78 milyar 876 milyon lirası Yap İşlet Devret Modeli (YİD) kapsamında olmak üzere toplam 133 milyar 131 milyon lira yatırım yaptık. Bu yatırımların içinde, kamu bütçesinden tek kuruş para harcanmadan yapılan bir yatırım olan İstanbul Havalimanı var.”

Ulaşımın insan hayatındaki en önemli ihtiyaçlardan biri olduğunu söyleyen Turhan, İstanbul’un tarihinin Marmaray’ı inşa etmeye başladığıklarında 8 bin yıl olarak bilindiğini, altyapı çalışmaları esnasında bu coğrafyada 13 bin yıllık insan hareketinin, tarihinin olduğu bilgisine ulaştıklarını ifade etti.

Bakan Turhan, 500 yıldır bizim vatanımız olan İstanbul’un, özellikle Cumhuriyet tarihinden sonra gerçekleşen hızlı bir nüfus artışı ve düzensiz yapılaşma sebebiyle şehircilik problemlerini beraberinde getirdiğini, bunların başında da altyapı ve ulaşım sorunlarının geldiğini söyledi.

Kanal İstanbulu neden yapıyoruz?

Bakan Turhan Kanal İstanbulu yapma gerekçelerini şu şekilde açıkladı; “Aynı zamanda uluslararası deniz trafiğine hizmet eden bir su yolu olan İstanbul Boğazı, uzun zamandır deniz trafiğinde S.O.S veriyor. Boğazın güvenli bir şekilde hizmet verebilmesi bu rakam maksimum 25 bin iken, özellikle 2013 ve 2014 yıllarında boğazdan günde 40 bin yük gemisi geçti. Gemiler boğazı geçmek için Karadeniz ve Marmara Denizi’nde 2 gün beklemek zorunda kalıyor. Gemilerin beklemesi para demek. Geminin büyüklüğüne göre bir günün maliyeti 100 bin dolar ile 400 bin dolar arasında değişiyor. Bu bekleme sebebiyle de hizmet aksıyor.”

Bir taraftan Ortadoğu, Uzakdoğu ülkelerinin, özellikle de Çin’in üretimde büyük mesafeler katettiğini ifade eden Bakan;” Bu mallar pazarlara taşınacak, bununla ilgili olarak kara, demir ve deniz yollarımızı geliştirmemiz lazım. Ülkemiz doğal bir ulaşım koridoru üzerinde kavşak noktasındadır. Bu avantajları ülkemize, milletimize kazandırmalıyız. Ben büyük bir proje yaptım demek için değil, bunun için Kanal İstanbulu yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

“3 yılda 5 Güzergah belirledik, birinde karar kıldık”

Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla 8 yıldır bu projenin içerisinde yer aldığını aktaran Turhan; “İlk 3 yılda çok gizli olarak 5 adet güzergah belirledik, işletim ve yapım maliyetleri düşük, çevreye duyarlı en uygun proje olarak 1 tanesinde karar kıldık. Her projede olduğu gibi bu projede de ÇED Raporu’na yönelik eleştiriler var. Biz milletimiz için kötü bir şey değil, onun hayrına olanı yapmaya çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

Kanal İstanbul projesi ÇED Raporu süreci

Kanal İstanbul projesi ile ilgili ÇED raporunun ilk aşaması Ekim ayı son haftasında kamuoyuna açıldı. 28 Kasım 2019 tarihinde yapılacak toplantıda İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunu değerlendirecek ve 10 içinde ‘Son Şekli Verilen ÇED Raporu’ hazırlanacak. Üçüncü aşamada hazırlanan ÇED raporu Bakanlığa sunulacak. Bu aşamada rapora gelen eleştiriler doğrultusunda gerekli düzelmeler yapıldıktan sonra, ‘Nihai ÇED Raporu’ hazırlanacak.

TMMOB, Kanal İstanbulu ‘Yıkım ve Felaket sebebi’ olarak görüyor

Kanal İstanbul projesi ÇED Rapour ile ilgili tartışmalar sürerken, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından Kanal İstanbul Çed Raporu Çalıştayı gerçekleştirdi.

TMMOB Kanalistanbul Çalışma Grubu tarafından, 6 Kasım 2019 tarihinde, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde, konunun uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilen Kanal İstanbul ÇED Raporu Çalıştayı’nda, Kanal İstanbul Projesi ÇED Raporu kapsamında yer alan kıyı yapıları (yat limanları, konteyner limanları ve lojistik merkezler), denizden alan kazanımı, dip taraması, beton santralleri) projeleri değerlendirildi.

TMMOB, daha önce konu ile ilgili ‘Kanal İstanbul’un yıkım ve felakete neden olacağını vurgulamış, projenin neden olabileceği hasarın bilançosunu ise şöyle açıklamıştı:

  • Projeyle yaklaşık 20 bin futbol sahası büyüklüğünde doğal orman yok olacak.
  • Proje kentte ve bölgede geri dönüşü imkansız ekolojik hasarlara sebebiyet verecek.
  • Proje kentin üst ölçekli planına sonradan işlenmiştir ve plan ana kararlarıyla çelişmekte.
  • Proje güzergahında üç aktif fay hattı bulunmakta, deprem ve tsunami riski de içermekte.
  • Proje ile tüm nüfus ve istihdam dengesi altüst olacak.
  • Kanal nedeniyle heyelan, toprak kaymaları ve sıvılaşma tehlikesi yüksektir.
  • Geçimini tarımdan, hayvancılıktan sağlayan yöre halkı yaşam güvencesini kaybedecek.
  • Kanalın yapım, işletim maliyeti ve geri ödeme süresindeki dengesizlikler nedeniyle kanal, telafisi imkansız sorunlar doğuracaktır.

Gayrettepe – İstanbul Yeni Havalimanı Metrosu 2020 sonbahar döneminde hizmete açılıyor

Bakan Turhan, mevcut Kadıköy-Kartal-Kaynarca metrosunu Kaynarca-Sabiha Gökçen Metro projesi ile Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na ulaştıracaklarını söyledi. Turhan, “İstanbul Havalimanı’nın ulaşımını rahatlatmak için yapmakta olduğumuz Gayrettepe – İstanbul Havalimanı Metrosu ve Halkalı – İstanbul Havalimanı Metro inşaatı devam ediyor. Amacımız Gayrettepe – İstanbul Havalimanı arasındaki kısmı 2020 yılının sonlarına doğru hizmete açmak. Yine 2021 yılının sonlarına doğru da Halkalı – İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nı hizmete açmak istiyoruz” dedi.

“İstanbul bir gülse, ulaşım da bir dikendir”

FSMVÜ Mütevelli Heyet Başkanı İsmail Gerçek ise, “Ulaşım her ülkenin gerek ekonomik gerekse siyasi gelişmişliği açısından çok önemli bir göstergedir. Tarihe baktığımız zaman ulaşımla ilgili çeşitli savaşlar, mücadeleler olmuş. Bir Süveyş Kanalı’nın açılması bile dünya tarihinde çok büyük önem arz etmiş. İstanbul ise tarih boyunca toplumlara ve insanlara dokunmuş önemli bir şehir. İstanbul’la ilgilenmek bizim için bir borçtur. İstanbul’u ve ulaşım konusunu güle benzetiyorum. İstanbul bir gülse ulaşım da bir dikendir. Gülü seveceksek, dikeniyle seveceğiz.” dedi.

Bakan Turhan: İstanbul boğazı s.o.s verdiği için ‘Kanal İstanbul’u yapıyoruz başlıklı haber, sabah.com.tr internet sayfasında 08 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi yeniden inşa edilecek!

Ankara ili Mamak Belediye Başkanı Murat Köse, dün çıkan yangın sonrası kullanılamaz hale gelen Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi tesisinin yeniden yapılacağı müjdesini verdi.

Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi yandı

Ankara Mamak’ta bulunan Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi dün henüz belirlenemeyen bir sebeple yandı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın kısa sürede söndürüldü. Konu ile ilgili olarak Mamak Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre Belediye Başkanı Murat Köse, çıkış sebebi henüz belirlenemeyen yangından sonra büyük tahribatın olduğu merkezde incelemelerde bulunduklarını ifade etti. Köse;

“Yangın tesisin aşağı kısmından yayılmış, çok kısa sürede bütün tesisi etkisi altına almış. Birçok ilden ziyaretçi ağırlayan tesisimiz tüm çabalara rağmen maalesef kullanılamaz hale gelmiştir. Tek tesellimiz yaralı ve can kaybının olmamasıdır. Merkezimizi yeniden inşa ederek daha güçlü bir şekilde donatıp öğrencilerimizin, gençlerimizin ve tüm Ankaralıların hizmetine sunacağız” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Fotoğraf: AA Ankara, Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi
Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi’nde dün yangın çıktı

Tesis 2017’de yenilenerek hizmete açılmıştı

2017’de hizmete açılan tesisin özel bir işletme tarafından hizmet vermekte olduğunu ifade eden Köse, kısa sürede hasar tespit çalışmalarını tamamlayacaklarını belirtti. Uzmanlar tarafından yangının çıkış sebebinin incelenmesinin devam ettiğini belirten Köse;

Ankara’nın en çok ziyaret edilen ikinci adresi olarak gösterilen gök bilim merkezi, bugüne kadar 46 ilden 70 bin öğrenci ağırladı.

Merkeze giden öğrenciler, uzman astronomlar eşliğinde robotik kodlamadan astronotların uzaydaki yaşamlarına, gezegenlerin oluşum süreçlerinden eski uygarlıkların bilimsel çalışmalarına kadar birçok konu hakkında bilgi sahibi oldu. 

Ankara Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi

Ankara Mamak Misket Mahallesi’nde 40 dönüm arazi üzerinde inşa edilen Gökbilim Merkezi, astronomi ve uzay meraklılarına eşsiz bir deneyim sunuyor.

Ali Kuşçu kimdir?

Ali Kuşçu kimdir?” sorusunun cevabını kısaca şöyle verebiliriz:

Matematik, tıp ve astronomi Osmanlı İmparatorluğu’nun temel disiplinleriydi. Ali Kuşçu 15. Yüzyılın başında doğmuş astronomi ve matematik konularında çok değerli çalışmalar yapmış, döneminin en önemli bilim adamlarından biridir.  

Ünlü Türk bilgini Uluğ Bey’in yanında çalışmış ve ondan dersler almıştır. Uluğ Bey’in Semerkant’ta öldürülmesi üzerine oradan ayrılmış ve Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın hizmetine girmiştir. Daha sonra Uzun Hasan tarafından Fatih Sultan Mehmet’e elçi olarak gönderilmiştir. Elçilik görevini tamamlayınca Tebriz’e dönmüş; fakat Fatih’in daveti üzerine tekrar İstanbul’a gelmiştir. Ali Kuşçu hayatının son iki yılını İstanbul’da Osmanlı Devleti hizmetinde geçirmiştir ve 1474 yılında ölmüştür.

Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi yeniden inşa edilecek başlıklı haber, trthaber.com internet sayfasında 04 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Deprem sonrası DASK ilgi odağı oldu!

Marmara Denizi’nde 26 Eylül ve sonrası peşpeşe meydana gelen depremler sonrası DASK vatandaşın ilgi odağı oldu. Konutların yarıdan fazlası sigortalı.

Deprem sonrası DASK 1,4 milyon TL’lik ödeme yaptı

Marmara Denizi Silivri açıklarında 26 Eylül’de meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem ve takiben gerçekleşen sarsıntıların ardından DASK tarafından vatandaşlara yaklaşık 1,4 milyon TL’lik ödeme gerçekleştirildi.

TRTHaber’in DASK’ın internet sitesinden derlediği bilgilere göre, 26 Eylül 2019‘da Silivri açıklarında 5,8 büyüklüğünde meydana gelen depremi takiben DASK, hızla hasar ihbarlarını almaya ve hasar tespit çalışmaları için eksper görevlendirmelerini yapmaya başladı.

25 Ekim itibarıyla İstanbul başta olmak üzere Tekirdağ, Kocaeli, Bursa ve Balıkesir’den Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi için Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK)’a 10 binden fazla hasar ihbarı geldi.

DASK tarafından şu ana kadar ödenen miktar 1,4 milyon TL olup, hasar tespit çalışmaları da devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana DASK, toplam 26 bin hasar için 193 milyon TL tazminat ödedi.

Konutların yarıdan fazlası DASK’lı

İstanbul’daki 3 milyon 682 bin 450 konuttan depreme karşı sigortalanan konutların sayısı 2 milyon 421 bin 859. İstanbul’da Zorunlu Deprem Sigortası poliçesi sahibi olanların oranı yüzde 66’yı buldu.

İşte başlıca illerin Zorunlu Deprem Sigortası poliçe oranı;

  • Tekirdağ’da yüzde 80,
  • Kocaeli’nde yüzde 66,
  • Balıkesir’de yüzde 58 ve
  • Bursa’da yüzde 57.

Türkiye geneli Zorunlu Deprem Sigortası yaptıranların oranı; 17 milyon 682 bin 80 konut ile yüzde 53’e tekabül etmekte.

Hasar ihbarları AloDask125 çağrı merkezine

DASK’ın resmi internet sitesi ‘www.dask.gov.tr‘ üzerinden yaptığı duyuruda, eksperlerin hasar tespiti için sigortalı konutlara gönderildiği ve bu konudaki çalışmaların devam ettiği belirtildi.

DASK tarafından yapılan açıklamada; 26 Eylül ve takip eden günlerde gerçekleşen depremlerden sonra oluşan hasarlı binalara düzenlenecek yeni sigorta poliçelerine ait hasarların teminat kapsamı dışında değerlendirileceği kaydedildi.

Hasar ihbarları AloDask125 çağrı merkezi veya sesli yanıt sistemi ve internet sitesi üzerinden yapılabilmektedir.

Depremin ardından DASK’tan 1,4 milyon TL’lik ödeme başlıklı haber, trthaber.com internet sayfasında 27 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Ankara Güney Ekolojik Koridoru 5 bölümden oluşacak!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ‘Ankara Güney Ekolojik Koridoru’ ile ilgili kararını verdi. Bakanlık kararına göre ekolojik koridor 5 bölümden oluşacak.

Kanal Ankara, Eymir Gölü, Gölbaşı Millet Bahçesi, Mogan Gölü ve Gölbaşı Arboretumu

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un talimatıyla başlayan ‘Ankara Güney Ekolojik Koridoru’ ile ilgili çalışmalarda detaylar ortaya çıktı.

Ankara Güney Ekolojik Koridoru, yeşil aks üzerinde bulunan şu 5 bölümden oluşacak;

  1. Kanal Ankara,
  2. Eymir Gölü,
  3. (Gölbaşı) Ankara Millet Bahçesi,
  4. Mogan Gölü ve
  5. Gölbaşı Arboretumu

Ankara Güney Ekolojik Koridoru bölümleri

1- Kanal Ankara

Kanal Ankara projesi 7 etaptan oluşacak ve Aşağı İmrahor, Orta İmrahor, Yukarı İmrahor, Yakupabdal, Yeşilkent, Karataş ve Boztepe mahalleleri sınırlarından geçecek.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek olan proje, yaklaşık 3 milyon metrekarelik alanı kaplayan yeşil alanlar ve sosyal alanları ile ön plana çıkacak.

Proje bünyesinde aşağıdaki aktivite bölümlerini barındıracak;

  • su sporları,
  • doğa sporları,
  • macera parkı,
  • seyir terası,
  • tırmanma duvarı,
  • macera köprüsü,
  • fantastik oyun alanı,
  • engelsiz oyun alanı,
  • paintball alanı,
  • piknik alanı ve
  • konser alanları

3- (Gölbaşı) Ankara Millet Bahçesi projesine Teksas’dan ödül geldi

Ankara Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce yaklaşık 750 bin metrekarelik alanda kurulacak olan Ankara Millet Bahçesi‘nin projesi de tamamlandı.

Gölbaşı Millet Bahçesi projesi, Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Texas Tech Üniversitesi, Texas A&M Commerce Üniversitesi konsorsiyumunda, ABD’nin Teksas eyaletinde Amerikan Mimarlar Enstitüsü ve ABD Yeşil Binalar Derneği iş birliği ile düzenlenen 4’üncü Uluslararası Sürdürülebilir Yapılar Sempozyumu’nun En İyi Sürdürülebilir Uygulamalar Yarışması’nda birincilik ödülüne layık görüldü.

Millet Bahçesi projesi kapsamında;

  • çocukların aileleriyle beraber doğal ortamda vakit geçirebilecekleri ve eğlenerek öğrenebilecekleri oyun alanları,
  • sosyal etkinlik alanları,
  • spor alanları ile
  • kuş gözlem kuleleri tasarlandı.

Projenin inşasına 2020 yılında başlanacak.

4- Mogan Gölü

Mogan Gölü Ankara Güney Ekolojik Koridoru’nun 4’üncü bölümünde yer almakta olup, gölün doğusunda 2,5 kilometrelik, batısında da 2 kilometrelik alanda kıyı düzenlemesi uygulama projeleri Bakanlık tarafından tamamlandı.

Ankara Güney Ekolojik Koridoru

5- Ankara Gölbaşı Arboretumu 25 hektarlık alanı kapsıyor

Ballıkpınar köyü Dede Gölü mevkiinde, yaklaşık 125 hektar büyüklüğündeki arboretum alanının 25 hektarlık kısmı kapsıyor.

Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce uygulama projesi hazırlatılan Ankara Gölbaşı Arboretumu, bilimsel, doğal, sosyal, kültürel ve ekonomik açılardan Ankara’ya katkı sağlayacak.

Proje, kent halkı, öğrenciler ve araştırıcılar için bir eğitim ve çalışma ortamı oluşturacak. Proje ile aynı zamanda rekreatif faaliyetleri de kapsayan ve İç Anadolu Bölgesi’nin bitki türlerinin koruma altına alınmasını, insanlarda bitki, doğa sevgisi ve çevre bilinci gibi kavramların gelişmesine de katkıda bulunulacak.

Gölbaşı Arboretumu bünyesinde;

  • içinde giriş ve çıkış noktalarında yer alan kontrol yapısı,
  • tuvaletler,
  • çeşmeler,
  • güneş saati ve ikonu,
  • ahşap gazebo ve pergoleler
  • ahşap köprüler,
  • yapay göl,
  • tropik bitkiler serası ve
  • fidanlık seraları bulunacak.

Hacettepe Üniversitesi ile tıbbi aromatik bitki üretimine dönük bilimsel faaliyetlerin de yürütüleceği alanda, bitkisel peyzaj olarak İç Anadolu Orijinli Yapraklı ve ibreli çalı ve ağaç türleri, meyve ağacı türleri, sucul bitki türleri, tıbbi bitki tür örnekleri, mevsimlik çiçekler ve çim alanlar yer alacak.

Ankara’daki ekolojik koridor 5 bölümden oluşacak başlıklı haber, aa.com.tr internet sayfasında 23 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Tarihi Sinop Cezaevi Kültürel Miras Restorasyon Projesi başlıyor!

Kültür ve Turizm Bakanlığı AB Projeleri Koordinatörü Hale Ural, Tarihi Sinop Cezaevi Kültürel Miras Restorasyon Projesinin 24 ay sürecek olan ikinci aşama uygulamasının Aralık ayında başlayacağını bildirdi.

Tarihi Sinop Cezaevi Kültürel Miras Restorasyon Projesinin ikinci aşaması Aralık ayında başlayacak

Kültür ve Turizm Bakanlığı AB Projeleri Koordinatörü Hale Ural, Tarihi Sinop Cezaevi Kültürel Miras Restorasyon Projesinin 24 ay sürecek olan ikinci aşama uygulamasının Aralık ayında başlayacağını bildirdi.

Hale Ural, Sinop Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki Tarihi Sinop Cezaevi Kültürel Miras Restorasyon Projesi bilgilendirme toplantısına katıldı. Toplantıda Ural, proje için toplam 9 milyon avro hibe kredisi kullanılacağını ifade etti. Bunun;

  • 7 milyon 500 bin avrosu AB katkısı,
  • 1 milyon 500 bin avrosu Kültür ve Turizm Bakanlığı katkısı.

Ural, Tarihi Sinop Cezaevi ve Müzesi ile ilgili etkileşim alanı, alan yönetimi planının hazırlanması amacıyla ilk aşamanın 2016 yılında tamamlandığını aktardı. Bu aşamada, Sinop Tarihi Cezaevi ve çevresi alan yönetim planının hazırlandığını aktaran Ural, sırasıyla;

  • fonksiyonlandırma projelerinin çiziminin yapıldığı
  • ve ilgili kurulca onaylandığı,
  • restorasyon ihale şartnamesinin hazırlandığı
  • ve tasarım, kültürel miras eğitimlerinin uygulamalı olarak gerçekleştirildiği bilgisini verdi.

Ural devamında şu bilgileri verdi; “Tarihi cezaevinin restorasyon uygulamasının ikinci aşaması 2019 yılı Aralık ayında başlayacak. Restorasyon çalışmaları 24 ay sürecek olan Tarihi Sinop Cezaevi’nin restorasyon ihalesinin uluslararasına açık olarak duyurusu Bakanlığımızın çalışmalarıyla Merkezi Finans ve İhale Birimi tarafından yapıldı.”

Şu anda uluslararası ihalesinin tamamlanma sürecinin başladığını ifade eden URAL, Aralık ayı içinde de uygulamasının başlayacağını vurguladı. Bu kapsamda projede;

  • Tarihi Sinop Cezaevi,
  • içinde bir kültür merkezi,
  • ticari alanlar,
  • konferans, eğitim ve gösteri alanlarından oluşan kompleks alanları yer alacak.

Ural sözlerini şöyle tamamladı; “Alan yönetimi kentte ziyarete gelenlerin ve orada çalışan herkesin ihtiyaçlarını dengeli bir şekilde karşılayacak.”

“Sinop’un tarihi, kültürel mirasını hep birlikte canlandırmamız lazım”

Bilgilendirme toplantısında konuşan AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş de; “Tarihi Sinop Cezaevi Kültürel Miras Restorasyon Projesi kapsamında Sinop’un geleceğine dair ciddi bir katkı ve irade ortaya konuldu.” dedi.

Nazım Maviş; “Sinop, birçok medeniyetin beşiği”

Milletvekili Nazım Maviş, şunları kaydetti; “Bu gelişmeyi çok önemli buluyorum. Sinop, birçok medeniyetin beşiği olarak taşıdığı bu mirasla dünya şehirleri arasına girebilecek bir potansiyele sahiptir. Bu kente hep beraber sahip çıkmak suretiyle, bizden sonrakilere daha güçlü bir miras şeklinde bırakmak istiyoruz.”

Öncelikle Sinop’un tarihi, kültürel mirasını hep birlikte canlandırmamız gerektiğini ifade eden Maviş, geçmişten bize miras kalan Sinop’un surlarının, Tarihi Sinop Cezaevi’nin, iyi korunamadığı özeleştirisinde bulundu.

Maviş; “Maalesef bu kültürel miras, Sinop açısından bir zenginlik üretecek şekilde bugünlere taşınamamış. Bütün Sinop’lu hemşehrilerimizin bu konuyu sahiplenmesi ve desteklemesi lazım. Kentin tüm paydaşlarıyla bir araya gelip, meselelere hep birlikte sahip çıkarak Sinop’u geleceğe taşımalıyız. Bu konuda biz de üzerimize düşen her tür görevi yerine getirmeye ve gereken desteği sağlamaya hazırız.” dedi.

9 milyon avro Sinop için ilk hibe kredisi

Sinop İl Kültür ve Turizm Müdürü Hikmet Tosun da bu projenin Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye verdiği 9 milyon avronun Sinop için ilk hibe kredisi olduğunun altını çizdi.

Tosun, “Bu hibe, Sinop’un sivil toplum kuruluşlarına ve Sinop halkına verilmiş bir hediyedir. Bu projeyi Alan yönetimi yürütecek ve yönetecek. Sinop’un el birliği ile sahip çıkması halinde bu projenin devamı gelir. Bunun için herkesin bu projeye sahip çıkmasını ve desteklemesini bekliyoruz.” dedi.

Bilgilendirme toplantısına;

  • Sinop Valisi Köksal Şakalar,
  • Belediye Başkanı Barış Ayhan,
  • Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat Dalgın, 
  • Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye Delegasyonu Proje Yöneticisi Seda Erdem,
  • Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürü Menderes Alan ve diğer ilgililer katıldı.

Tarihi Sinop Cezaevi’nde restorasyon çalışmaları başlayacak başlıklı haber, aa.com.tr internet sayfasında Kenan TÜRKSEVEN tarafından 07 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.