Selde tahliye edilen binaya geri döndüler!

2 hafta önce Rize’de meydana gelen selde, zemin ve bodrum katlarını su basan bina, tedbir amacıyla tahliye edilmişti.

Rize’de meydana gelen selde

Bizim de espri ile karışık sitemkar bir şekilde dile getirdiğimiz binada şok gelişme; sel sularının çekilmesi ve taşkın riskinin sona ermesiyle birlikte, ailele0r selde tahliye edilen binaya geri döndü.

Rize’de meydana gelen sel ve heyelanda Kömürcüler köyünde gündeme gelen dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın sahibi de imar barışına başvuranlar arasında yer aldı. Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, “İş çığrından çıktı. Burada kamu yararı kesinlikle söz konusu değil. Kıyıları, yaylaları bu şekilde bozan, tahrip eden insanlara bu hakkı veriyor olmak, hukuki adıyla İmar Barışı fakat toplumsal barış değil” dedi.

Türkiye genelinde getirilen İmar Barışı uygulaması, Doğu Karadeniz’de özellikle yaylalarda inşa edilen ve yıkım kararı alınan kaçak yapıların sahiplerini harekete geçirdi. Ayder Yaylası ve Uzungöl Turizm Merkezi başta olmak üzere yaylalardaki kaçak yapıların sahipleri, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için 8 Haziran’da başvurulara başladı.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile e-devlet üzerinden başvuru yapan vatandaşlar, Yapı Kayıt Belgesi almayı sürdürüyor. Trabzon’da 42 bin, Giresun’da 13 bin 500, Rize’de 8 bin 700 ile Artvin’de 5 bin dolayında başvuru yapıldığı belirtildi. Başvuru sahipleri aldıkları Yapı Kayıt Belgesi karşılığında devlete yaklaşık 25 milyon TL ödeme yaptı. Başvurular, 31 Ekim tarihinde sona erecek.

YER KALMAYAN YAYLANIN SAKİNLERİ DE BAŞVURDU

Trabzon ile Giresun sınırında yer alan ve 2 ilin ortak kullandığı 2 bin 182 metre rakımlı Sisdağı Yaylası da bölgede çarpık yapılaşma yaşanan yaylalar arasında yer alıyor. Kaçak yapılar nedeniyle neredeyse yer kalmayan ve doğal güzelliği yok olan Sisdağı Yaylası’nda vatandaşlar, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için başvurulara başlamıştı.  Sisdağı Yaylası’nda yapı sahipleri Yapı Kayıt Belgeleri’ni almaya başladı.

DERE YATAĞINDAKİ 7 KATLI BİNA İÇİN BAŞVURU

İmar Barışı uygulamasına, şehir ve köylerdeki yerleşim alanlarında kendi arazileri üzerinde mevzuata aykırı yapı inşa edenlerle yaylalardaki kaçak yapıların yanı sıra dere yatakları üzeri ya da kenarlarındaki kaçak yapı sahipleri de başvuruyor. İmar Barışı’na, 2 hafta önce Rize’de meydana gelen sel ve heyelanda Kömürcüler köyünde gündeme gelen, dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın sahibi de başvurdu. Mustafa Yazıcı, 25 yıl önce 3 katlı inşa ettiği, ardından ise ilave katlarla 7 kata çıkan dere yatağındaki binası için başvurusunu yaptı. Yazıcı, gerekli izinleri aldığını öne sürdü, binasında kaçak kat bulunmadığını savundu.

YENİ KAÇAK YAPILARA SIKI TAKİP

İmar Barışı ile Doğu Karadeniz Bölgesi‘nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların yaylalarda inşaatına başladığı betonarme kaçak yapılar sıkı takibe alındı. Ekipler, yeni kaçak yapılarla ilgili tutanaklar tutarken valilikler de vatandaşları uyarıyor. Uyarılarda, İmar Barışı uygulamasının 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsadığı belirtildi, bu tarihten sonra imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilen yapılar için 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngören yasal işlem başlatılacağı duyuruldu.

DR. ERÜZ: KAMU YARARI KESİNLİKLE SÖZ KONUSU DEĞİL

Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, İmar Barışı ile birlikte şehirlerde ya da köy yerleşimlerinde kişilerin imara sokamadıkları, kendi arazileri üzerindeki hatalı yapıların mevzuata uygun şekilde hukuka uygun hale getirilmesinin amaçlandığını belirtti. 

‘GERÇEK YAYLACILAR DIŞLANMAYA BAŞLANDI’

Bugün gelinen noktada sadece Trabzon’da 100 bin dolayında kaçak yapı olduğunu söyleyen Dr. Coşkun Erüz, şunları söyledi:

Karadeniz’deki yaylaların büyük bir kısmında sadece hafta sonu gidip orada dinlenmek için yapılan kaçak yapılardan dolayı, gerçek hayvancılık yapan insanlara tepki konuluyor. ‘Hayvanlarınız koku yapıyor, gübreleri koku yapıyor’ deniyor. Gerçek yaylacı olan insanlar yaylalardan dışlanmaya başlandı. Doğu Karadeniz yaylaları turizme geçiyor diyoruz ancak bu yaylaları kaybettiğimizde ne hayvancılık ne de turizm kalacak.”

SELDE TAHLİYE EDİLEN BİNAYA GERİ DÖNDÜLER

‘İmar Barışı’na başvuranlar arasında yer alan 7 katlı binanın sahibi Mustafa Yazıcı, binasının kaçak olduğu iddialarına tepki göstererek, binasının kesinlikle kaçak olmadığını savundu. Yazıcı, 1995 yılında Özel İdare ve Karayolları başta olmak üzere yetkili mercilerden gerekli izinleri alarak binayı inşa ettiklerini söyledi.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/selde-tahliye-edilen-binaya-geri-donduler/haber-1594661

Sultanahmet’te Marmara Depremi Anma Etkinlikleri

Marmara Depremi’nin 19’uncu yılı dolayısıyla Sultanahmet Meydanı’nda “1999 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirildi.

Marmara Depremi

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), DASK, Türk Kızılayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi kuruluşları Sultanahmet Meydanı’nda, “1999 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirdi.

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu’nun da katıldığı etkinliklerde; zaman tüneli çadırı, afet simülasyon TIR’ı gezildi. Köpekli arama gösterilerinin de gerçekleştirildiği etkinlikte depremde mahsur kalan vatandaşların bulunmasına yönelik yapılabilecek çalışmalar uygulandı. Çocuklar için tırmanma parkuru, Kızılay kan bağışı ve ikram TIR’ı da etkinlik alanında yer aldı.

İstanbul Valisi Vasip Şahin, “Olası Marmara Depremi ile yaşama ve depreme karşı tedbir alma bilincinin gelişmesi lazım. İstanbul bu anlamda kritik illerimizin başında geliyor. Hem nüfus yoğunluğu itibariyle en büyük ilimiz, hem de depremsellik üretme coğrafyası noktasında da bir fay hattı üzerindeyiz. Türkiye Acil Afet Planı kapsamında İstanbul’da da çok ciddi bir afet planlaması yapılmıştır. Bu afet planlamasına uygun bir şekilde herkese görevlendirmeleri yapılmış ve görevlendirilen personel tamamı kendi görevinin ne olduğunu bilmekte” dedi.

İstanbul genelinde 18 milyon metrekare alanın toplanma ve tahliye alanı olarak belirlendiğini ifade ederek sözlerine devam eden Şahin, “İnşallah yaşamayız ama depremi yaşadığımızda toplanma ve toplanma ve tahliyelerinin nerelerde sağlanacağına dair planlarımız yapıldı. Bunlar vatandaşlarımızı anlatılmaya başlandı. İleriki dönemde daha da net bir şekilde arkadaşlarımız tarafından sahada, mahallelerde, ilçelerde vatandaşlarımıza anlatılacak, işaretlenecek bu yerler.

Yine depremde barınma sorununu halletme adına yaklaşık 2 bin, 2 bin 500 civarında kamu ağırlıklı olmak üzere binalar belirlendi. Bunların toplam kapasitesi 2 buçuk milyona yakın insan. Bunlar ağırlıklı olarak da okullarımız, spor salonlarımız, diğer kamu binaları, yurtlar, çok lazım olursa otellerimiz. Yine çadır kent, konteyner kent olarak da 51’i Anadolu yakasında, yüzü Avrupa yakasında olmak üzere 151 alan belirlendi. Burada da bir milyon 80 bin civarında insanın konaklama imkanı olacak” şeklinde konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/sultanahmette-marmara-depremi-anma-etkinlikleri/haber-1594613

Artuklu Hamamı Yerine İndiriliyor!


Artuklu Hamamı Batman Hasankeyf’de baraj gölünden çıkartılarak 3 kilometre ilerideki Arkeolojik Park alanına nakledildi.

Artuklu Hamamı

Tarihi hamam taşındığı yere indirilmeye başladı.

Tarihi Artuklu Hamamı, önceki gün, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katıldığı törenle Hasankeyf baraj gölü sahasından çıkartılarak Arkeopark‘a taşındı. Tarihi hamamın Arkeopark’taki yerine indirilme aşamasına sabaha karşı geçildi.

Nakliye ve yerleştirme işinde her biri 64 olmak üzere toplam 256 tekerlekten oluşan kendinden tahrikli modüler sistem ‘SPMT’ aracı kullanılıyor.

Araç sırayla hamamın altından çekilerek krikoların üzerine indiriliyor.

Arkeopark

Tarihi hamamın yaklaşık iki saatte krikoların üzerine indirilmesi planlanıyor. Bin 500 ton ağırlığındaki hamam, daha sonra krikolarla yaklaşık 6 saat sürmesi planlanan çalışma ile zemine oturtulacak.

Taşıma işleminin 37 milyon Türk Lirasına mal olduğu öğrenildi.

540 yaşında olması itibarıyla dünya ölçeğinde bütüncül taşınan en eski tarihi yapı sayılan Zeynel Bey Türbesi de 12 Mayıs 2017’de aynı sistemle yeni yerine başarıyla nakledilmişti.

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/turkiye/tarihi-artuklu-hamami-yerine-indiriliyor-379124.html

İYİ Kİ TÜRKİYE VAR

İYİ Kİ TÜRKİYE VAR…

image

Sivillerin GÖREV dediği, askerlerimizin ve eskilerin VAZİFE dediği bir şey var.

Vazife: Yapmakla yükümlü olunan işler. Tabii yapmamamız gereken işler de vazife değil mi? Ahlâk veya iş icabı yapılması gerekenler, geçmişten gelen yükümlülükler ve beklentiler. İşlerin ve bulunulan konumun kendine has tabiî faaliyetleri ve yüklenilen fonksiyonlar.

Peki, vazife nasıl belirlenir? Birincisi üst ve amirler emreder. İkincisi ise; vazife durumdan çıkartılır.

Bir ülke düşünün. Bu ülkenin vazifeleri var mıdır? Elbette vardır. Kime karşı vardır peki? Bu vazifeler genel anlamda tıpkı bir fertte olduğu gibi, İlahi ve İnsani vazifelerdir. İlahi vazifeler, vahiyle ve sünnetle ifadesini bulan yükümlülüklerdir ki, Rabbimizin fertlere yüklediği sorumlulukların sosyal ve topluma şamil yönü de vardır. Örnekleri Medine dönemi ve önceki peygamberlerin kıssalarında net olarak beyan edilmiştir. Emredilmiş vazifelerin birinci kısmıdır İlahi Emirlerdir. Başka kim emreder devlete? Devletin Vatandaşları emreder. Evet, devlet vatandaşlarının emrindedir. İşte kavga da tam burada başlıyor. Hangi vatandaşlar? Seçkinler mi? Sermaye sahipleri mi? Askerler mi? Bürokratlar mı?

Devlet için durumdan nasıl vazife çıkar mı peki?

Milletimizin değer yargıları, geçmişte yaşadıkları, Milli tecrübeleri, karşılıklı bağımlılıkları, dostlukları, vefa duyguları.. Bunların tamamının sonucunda durumdan da vazife çıkar.

“İYİ Kİ TÜRKİYE VAR..” Bu başlıkla VAZİFE tanımının ne alakası var demeyin. İç içe çünkü..

Osmanlı ve İslam Medeniyeti hep birlikte değil miydi? Türk Milleti 1000 yıldır İslam Ordularının sancaktarı değil miydi? En az 800 yıldır Komutanı değil mi? 500 yıldır halife değil mi? 1000 yıldır Haçlı Batı Medeniyeti barbarca tüm Asya’ya saldırırken karşısında İslam Ordularını Türk Milleti nezdinde bulmadı mı? Hala ABD’nde Kuzey Afrika’lı Müslümanlara bile TÜRK demiyorlar mı? Malum, Uzun yıllardır ABD’inde yaşayan Mardin’li bir Bilim Adamı’mız Nobel Ödülü aldı. Türkiye’de Kürt mü, Arap mı vb. diye tartışırlarken, buna İngilizler’in meşhur BBC kanalı da katıldı. Kendini bilmez bir sözde Türk Yazar “O ne Türk, ne de Arap.. Amerikalı” dedi. Ama Profesörümüz “Ben Türküm.” dedi. Evet işte tarihi sorumluluğunun sonucu.. O’na ırkını ya da nesebini soran yok ki! Aidiyetini soruyorlar. Ne güzel şey kendini bilmek..

Birinci Dünya Savaşı’nın ilk bölümünde Anadolu’ya hapsolduk. Medeniyet Topraklarımız paramparça edildi. İnsanlarımız, Balkanlar başta olmak üzere, Kafkasya, Ortadoğu ve Afrika’da öldürüldü, tecavüze uğradı, topraklarından sürüldüler. Peki, bu insanlar yaklaşık 250 yıldır nereye geliyorlar? Anadolu’ya.. Gelenlerin hepsi de Müslüman…

Önce Tatarlar geldiler Moskof zulmünden kaçıp. Sonra Kafkasya ve Balkanlar’dan geldi insanlar. İlk gelenler Tatar Türkleri’ydi. Sonra, Çeçenler, Çerkezler, Abazalar, Gürcüler, Azeriler, Karapapaklar, Karaçaylar geldiler. Balkanlar’dan, Türkler, Pomaklar, Arnavutlar, Boşnaklar, Makedonlar geldiler.

Afrika ve Ortadoğu’dan, Araplar, Kürtler, Sudan’dan, Yemen’den diğer topluluklardan gelenler oldu.

Asya’dan mı? Çin’den ve Afganistan’dan Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar geldi. Rus Zulmünden Özbekler, Türkmenler geldi. Hindistan İngiliz Zulmü ve işgalinden kaçanlardan dahi gelenler oldu.

Hatırlayın 1980’li yıllarda Afganistan’dan Kırgızlar’ı devlet uçaklarla getirdi. Halepçe Katliamında Kürtler geldi Anadolu’ya..

Şimdi Suriye.. Araplar, Kürtler, Türkmenler.. 2-3 milyon insan. Kobani denen yerden gelen insanların sadece kendileri değil, hayvanları bile alındı Türkiye’ye. Hayvanlarına bile baktı Büyük Türkiye..

Doğu Türkistan’da Çin Zulmü var. Beklenen ülke Türkiye. Sığınılan ülke Türkiye.

Çeçenistan mıdır? Orada Türkiye’den giden Mücahitler vardır.

Balkanlar’da Sırp Zulmü var. Türkiye’li Mücahitler, Türk, Kürt, Arap fark etmez dirilirler orada. Beklenen ülke Türkiye’dir, sığınılan ülke de..

Libya mı, Mısır mı? Afrika’da Asya da bir İslam Beldesi mi? Beklenen ülkedir Türkiye..

Ülkemizin Bayrağı ayrıca Müslümanların sembolüdür birçok yerde…

Geçenlerde Kazakistan’dan gelmiş birkaç akademisyenle birlikteydik. Sordum; “Kazakistan’da bir sıkıntı olsa, nereye gidersiniz?” hepsi birden anlaşmış gibi; “Türkiye’ye tabii ki.” dediler. Akabinde de; “İyi ki Türkiye var.” dediler. “Büyük Türkiye’nin varlığı bize rahat nefes aldırıyor.”

Ülkem sıkıştırılıyor. O her zaman gönlü büyük olan insanların kurduğu Türkiye’mde sorun var. İyi olduğunu zannedenler bile emperyalizmin bölme ve ihanet projelerine su taşıyor. Düşünün; HDP ve PKK’ya “Kürt siyasal hareketi!!!!” diyenler bile ihanetin tanım ve dayatmalarına alet olmuyorlar mı?

“Neden Suriye’lileri kabul ettik?” diyor MHP İstanbul İl Başkanı katıldığı bir Tv. Programında.. Biz bu Milletin Değerler Sisteminin sevdalısı değilsek neyin Milliyetçisiyiz acaba?

Bir TC. Vatandaşı büyük düşünceli, idraki büyük, yüreği büyük, fedakârlığı büyük olmak zorundadır. Gelinen noktada tüm İslam Âlemi için adeta can simidi vazifesi yapan bu devlet Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si, Arap’ı, Çerkez’i, Boşnak’ı vb. ile bizim devletimizdir. Ecdadımızın kanı canı pahasına nasırlı ellerimizle, binbir fedakârlıkla kurulmuştur.

Türkiye’de herhangi bir etnik ve ya mezhebi gurupla özdeşleştirilerek tanımlanan her şey sakattır. O mantık ihanettir. “Kürt Siyasal Hareketi”, “Alevi İnancı” vs. yerine “Türkiye’deki siyasal Hareketler”, “İslam İnancındaki Uygulamalar” daha doğru ifadelerdir. Ya da Türkler şöyle, Kürtler böyle, Boşnaklar şöyle ifadeleri. Ya da Trakyalılar şöyle, Doğulular böyle tabirleri. “Hayır, kardeşim” biz bize benzeyen bir toplumuz. Askerlik günlerinizi hatırlayınız. Kucak kucağa, omuz omuza ve tek yürek değil miydiniz?

Ey Halkım. İslam Âlemi için ümitsin, öncüsün. Sen Anadolu’yu dünyanın tüm mazlumları için Ana rahmine dönüştürmüş merhametli Ataların evladısın. “İyi ki Türkiye var.” Türkiye’miz kıyamete kadar da var olsun. Senden insanlığın, ümmetin ve medeniyet Coğrafyanın beklediği her şey vazifendir. Kimseye “kıyak” çekmiyorsun. Vazifeni ifa ediyorsun. Etmek zorundasın. Müslüman Milletimizin ortak vicdanı da bunu istiyor. Her Milletin yazılmamış hedefleri ve idealleri vardır. Davaları, sevdaları vardır. Dağda bunca şehidi olan bu millet neden evladını askere davullarla, dualarla ve severek gönderir, Kına yakar* Düşünüyor musun ey her şeyi bildiğini zannedip, medyada maymunluk yapan adam?…

İYİ Kİ TÜRKİYE VAR.
Olmasaydı, insanlar Halepçe’de Saddam’ın kimyasal zehirinden, Suriye’de bombardımanlardan, Afganistan’da Rus Zulmünden, İngiliz’lerin fitne ve pisliklerinden nereye kaçarlardı, sığınırlardı? Davos’ta kim “One minute!” derdi mazlumların adına İsrail’li katillere.. Türkiye olmasaydı kimler koşardı dünyanın dört bir yanına yardım etmeye. Su kuyusu açmaya, kurban götürmeye.

İYİ Kİ TÜRKİYE VAR.
Ordusu ile ekonomisi ile dünyadaki konumu ile ferasetli insanları ile. İyi ki Türkiye var.

(E) Yb. Halil MERT
Strateji ve Yönetim Uzmanı

http://www.habervaktim.com/halil-mert-410y.htm

Merhaba, Hello world!

Merhaba, www.mithatguney.com olarak nihayet karşınızdayız. İlerleyen günlerde güzel paylaşımlarımız olacak.

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Hello world. 

Finally, we are here in our personal page called
www.mithatguney.com Within the following days we will have nice posts and articles.

Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com