Kentsel dönüşüm kapsamında hak sahiplerine 811 milyon TL kira yardımı yapıldı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, risk taşıyan ya da riskli alan içinde bulunan konutlardaki 179 bin 442 hak sahibine bugüne kadar 811 milyon 218 bin 901 lira kira yardımı yaptı.

kentsel dön

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, 31 Mayıs 2012 tarihinde yürürlüğe giren “6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” kapsamında Türkiye genelinde 295 bin riskli konut bulunuyor.
Riskli alan ilan edilen bölgelerdeki konut sayısı ise 410 bin.
Risk grubundaki toplam 705 bin konut ile ilgili dönüşümü tamamlanan ve devam eden projeler bulunuyor.

ALTI BUÇUK MİLYON KONUT YENİLENECEK
Bakanlık, risk taşıyan ya da riskli alan içinde bulunan konutlardaki 179 bin 442 hak sahibine bugüne kadar 811 milyon 218 bin 901 lira kira yardımı yaptı. Bakanlık ayrıca 4 bin 449 hak sahibine 8 milyon 393 bin 235 liralık faiz destekli kredi imkanı sağladı. Riskli alan dönüşüm projelerinin hazırlanmasına yönelik yetki devredilen idarelere bakanlıkça sağlanan kaynak miktarı ise 499 milyon 503 bin 522 liraya ulaştı.

2023 hedefleri doğrultusunda 6 buçuk milyon konutun kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi hedefleniyor.

http://www.konuthaberleri.com/kentsel-donusum-kapsaminda-hak-sahiplerine-811-milyon-tl-kira-yardimi-yapildi.htm

Fotokopi Olma, Farklı Ol!

Bu yüzyılın insanı farklılığını ortaya koymalı; adanarak çalışıp “artı değerler” üretmeli ve farklı olmalıdır. O yüzden, fotokopi olma, farklı ol.

fotokopi
Fotokopi olma, farklı ol

Unutmayın ki; gelecekte sizi diğerlerinden ayıracak olan fotokopi olmaya direnen, değişim odaklı kalarak değişen, aynı yerde derin bir kuyu kazmanın aslında ikinci bir kuyu kazmak olmadığını bilen ve “Daha iyi için başka neler yapabilirim?”, diye düşünen zihin haritanız, düşünce şekliniz ve davranış tarzınız olacaktır.

”Şimdi ki zamandaki siz” ile bir fark oluşturmazsanız, “gelecekteki siz” de “bugünkü siz”den farklı olmayacaktır.

Çünkü geleceğinizi oluşturma formülü`nün en büyük çarpanı siz`siniz ve mevcudu terk etmeden, zorlanarak cesaret göstermeden ne bir başarı elde edebilirsiniz, ne de geleceğinizi şekillendirebilirsiniz.

Başarı için her zaman sınırlarınızı zorlamalı ve sınırlarınızın ötesine bakmalısınız. En büyük çarpanı olduğunuz formülün sonucunu büyütmekte küçültmekte, şimdi ki siz`e ve ne yaptığınıza bağlıdır.

Zihinsel olgunluğunuz, bugünden hareketle “gelecek sizi” oluşturan o muazzam sihirli gücü kendi içinde taşır. İşte bu sebeple; büyük olması gereken şey fiziksel varlığınız değil, zihinsel olgunluğunuzdur. Birincisi sizi kaslı, ikincisi ise zeki yapar. Birincisiyle elde edeceğiniz iş sonuçlarını zamanla ve çalışarak, ikincisi ile elde edeceğiniz iş sonuçlarını ise çok hızlı bir şekilde sadece düşünerek elde edersiniz.

Meşe palamudun, kuş ise yumurtanın içinde gizlidir. Sizin geleceğiniz de bugünkü sizin içinde gizlidir ve hayalleriniz gelecekteki sizin fideleridir. Nasıl ki palamud meşe olmaktan, yumurta içindeki kuşu dışarıya çıkartmaktan sorumluysa, bugünkü siz de gelecekteki sizi oluşturmaktan sorumludur.

Siz isteseniz de, istemeseniz de bugünkü sizden, gelecekteki siz çıkacaktır. Ancak bugünkü sizin gelecekteki sizi oluşturmasında ki sorumluluğu üstlenirseniz, istediğiniz sizi oluşturabilirsiniz. Böylesi bir sorumluluğu almazsanız eğer, ortaya çıkana razı olarak, fakat aynı zamanda da bir fotokopi olarak yaşarsınız.

Başarının en değişmez tek şartı; sürekli öğrenmek ve durmadan çalışmaktır. Bu sebeple; her gün bilmediğin yeni bir şey öğren ve her zaman yaptığından daha çok yap. Başarı kapısının anahtarı bu cümlenin içinde gizlidir. Çünkü bilmediklerinizden ne kadar çok öğrenir ve yaptıklarınızdan ne kadar çok yaparsanız, bilmediklerinizi azaltır fakat her zaman kazandığınızdan daha çok kazanırsınız.

İşte bu sebeptendir ki; şirketlerini başarıya götürenler sorumluluğunun bilincinde olan, iş birliğine ve değişime açık, çözüm odaklı davranış geliştirerek çözümler üreten ve kurumsal bağlılık içinde çalıştığı şirkete adanan kişilerdir. Yüksek potansiyelli ve işin gerektirdiği yetkinliklerle donanımlı kurumsal bağlılık içinde şirketine adanmış kişilerin şirket içindeki varlığı ve doğru pozisyonlarda bulunmaları, o şirketi ileriye götürecek ve kurum kültürü oluşturacak muazzam bir yakıttır.

Değişmeyi, gelişmeyi, büyümeyi, verimli olmayı ve kurumsal bir kimlik içinde profesyonel olmayı hedefleyen her şirket, böyle bir yakıta sahip olmayı amaç edinmeli ve bu konu da doğru adımları atarak doğru davranışları sergilemelidir. Unutulmamalıdır ki; sözü edilen bu yakıt, günümüz iş dünyasında giderek kıt kaynak olan ve sahip olununca da elde tutulması zor olan bir yakıttır.

Bu sebeple; şiddetli rekabet dünyasında ayakta kalabilmenin artık bir tek yolu vardır; değişmek ve değişime ayak uydurmak.

Kişisel gelişiminizi önemseyin. Çünkü kişisel gelişim büyümektir, öğrenmektir, değişmektir, güçlenmektir ve farkındalık oluşturmaktır.

Eğer değişmez ve her geçen gün kendinizi yenilemezseniz, zihin haritanızın “Son Kullanma Tarihini uzatacak uğraş içinde olmaz ve garanti süresini uzatmazsanız, bu durumda bilmelisiniz ki; sizi bugüne getiren şey geleceğe götürmeyecektir.

Yeni bilgilerle kendisini donatmayıp eski bildikleriyle yola çıkarak, alışılmış olanı tekrarlayarak ve değişmeyip hiyararşiye uyarak, risk almadan belli sınırlar içinde kalarak ve işini sevmeden çalışıp adanarak çalışmanın farkı sonucu değiştiren farklılığını bir sonuç yapmayarak çalıştığı şirkette başarılı olmuş, yaptığı işte mucizeler ve zaferler kazanmış bir çalışan bu dünyada yoktur.

İşte bu sebeple; sizi geleceğe götürecek şeyin, bugünlere getiren şeyden farklı olması gerektiğini anlamalı ve sizi buraya getirenden farklı bir “Zihin Haritasına sahip olarak, sizi geleceğe götürecek bakış açısına sahip olmalısınız.

Mevcudu terk etmezseniz eğer, yeni bir dünya oluşturamazsınız. Sürüden ayrılmazsanız eğer, ne yapabileceğinizi keşfedemezsiniz. Değişmek için cesaret göstermezseniz, atalete düşer; esareti yaşarsınız. Hiç bir şey yapmamanın bedelinin, hata yapmanın bedelinden daha ağır olduğu ve yoğun rekabetin yaşandığı bugünün iş dünyasında, her insan değişim odaklı olmak ve ayakta kalarak başarıyı yakalamak için dünün iş sonuçlarını tekrar eden fotokopi olma alışkanlığından kurtulmak ve farklılığını ortaya koyarak yığından ve sürüden ayrılmak zorundadır.

Bugünün iş dünyasında başarı; fotokopi olup da dünü tekrar eden iş sonuçları üretenlerin değil, farklı olup farklı iş sonuçları üretenlerin oluşturduğu bir sonuçtur.

Bu sebeple; “Şimdi ki zamandaki siz” ile bir fark oluşturmaz ve fotokopi olmaya devam ederseniz, fotokopi olarak kalırsınız; bu durumda “gelecekte ki siz”, “bugünkü siz” den hiç farklı olmaz ve siz dünün sonuçlarını bugüne, bugünün sonuçlarını da yarına taşıyan fakat aynı zamanda da kendini kandırmakta artık oldukça usta olan bir “hamal” olursunuz. 

O yüzden, fotokopi olma, farklı ol.

Kaynak: İ. Ürkmez

Arap Yatırımcı Türkiye’de Gayrimenkul Yatırımlarını Arttırdı

Keller Williams Türkiye Ülke Direktörü Emre Erol, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayınladığı Ekim ayı konut satış istatistiklerini değerlendirdi.

kw
Arap Yatırımcı

Dünya çapında en fazla danışmana sahip dünyanın en büyük gayrimenkul danışmanlık şirketi Keller Williams Türkiye Ülke Direktörü Emre Erol, Türkiye İstatistik Kurumu‘nun (TÜİK) yayınladığı Ekim ayı konut satış istatistiklerini değerlendirdi. TÜİK’in yaptığı açıklamalara göre 2015 yılının Ekim ayında Türkiye geneline 104 bin 098 adet konut satışı gerçekleşti.

Aynı yılın Eylül ayına oranla gayrimenkul sektöründe yüzde 13’lük bir artış gözlemlenirken, geçtiğimiz yılın Ekim ayına kıyasla göre ise yüzde 9 civarı yükselen bir grafik izledi. Rakamların yıl sonuna kadar artan bir ivme seyredeceğini belirten Keller Williams Türkiye Ülke Direktörü Emre Erol; “Piyasalarda hareketlilik dönem dönem azalsa bile yatırımcı açısından gayrimenkul her zaman güvenli liman olmaya devam ediyor.

Eylül ayında yaşanan siyasi belirsizliklerden dolayı bekle-gör politikası izleyen yatırımcı yavaş yavaş hareketlendi. Bu bekleyen talep yatırıma dönüşmeye başladı. Bu durum gayrimenkul piyasasının hareketlenmesine zemin hazırlıyor. Yaşadığımız finansal istikrarsızlık aynı zamanda vadelerin kısalmasına ve faizlerin artmasına neden oldu. Bu durum ipotekli gayrimenkul satışlarını azalttı. Ekim ayında geçekleşen konut satışlarının yüzde 27’si ipotekli satış olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın aynı ayı ile karşılaştırma yaptığımızda rakamlara yüzde 19 oranında bir azalma gözlemliyoruz.” dedi.

Arap Yatırımcı ‘nın Türkiye’ye güveni geri geliyor

Başta Irak, Sudi Arabistan, Rusya, Kuveyt ve İngiltere olmak üzere yabancı yatırımlarının artış gösterdiğini belirten Keller Williams Türkiye Ülke Direktörü Emre Erol; “Siyasi belirsizlik ve Türkiye genelinde yaşanan terör olayları yabancı yatırımcının da bir dönem beklemede kalmasına sebep olmuştu. TÜİK’in Ekim ayı rakamlarını incelediğimizde yabancı yatırımcıya satışın bir önceki aya oranla yüzde 27, geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla yüzde 24 arttığını görüyoruz.

Yüksek standartlarında yükselen projeler ve bu projelerin dünya çapında dev organizasyonlarda tanıtılması yatırımcının gözünü Türkiye’ye çevirtti. Türkiye’nin en kalabalık şehri İstanbul başta olmak üzere Antalya, Bursa, Yalova, Aydın ve Muğla yabancı yatırımcıların ilgisini çeken illerin başında geliyor.” dedi.

Kaynak: http://www.konuthaberleri.com/arap-yatirimci-turkiye-de-gayrimenkul-yatirimlarini-arttirdi.htm

2015 Ekim ayı Konut Satışları!

Türkiye genelinde 2015 Ekim ayı konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yabancılara yapılan satış yüzde 23,8 arttı. 430 ev satın alan Iraklılar bu alanda başı çekti.

konut fiyatlari
2015 Ekim ayı Konut Satışları

Türkiye genelinde Ekim ayında 104 bin 98 konut satışı gerçekleştirildi. Geçen ay satılan konut sayısı bir önceki aya göre yüzde 12,6, geçen yılın aynı ayına göre de yüzde 8,8 artış gösterdi. Yabancılara yapılan konut satışları Ekim’de, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23,8 artarak, 2 bin 236 oldu.

RAKAMLARI TÜİK AÇIKLADI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin konut satış istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye genelinde satılan konut sayısı eylülde 92 bin 483 iken, geçen ay 104 bin 98’e yükseldi. İstanbul 18 bin 468 konut satışı ile en yüksek paya (yüzde 17,7) sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 11 bin 28 konut satışı (yüzde 10,6) ile Ankara, 5 bin 987 konut satışı (yüzde 5,8) ile de İzmir izledi. Konut satış sayısı düşük iller ise sırasıyla 9 konut ile Hakkari, 18 konut ile Ardahan ve 51 konut ile Bayburt oldu.

İPOTEKLİ SATIŞLAR

Ekimde ipotekli konut satışları, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,7 azalarak, 27 bin 996’ya geriledi. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 26,9 olarak gerçekleşti. İpotekli satışlarda İstanbul 6 bin 117 konut satışı ve yüzde 21,8 pay ile ilk sırayı aldı. Toplam konut satışları içerisinde ipotekli satış payının en yüksek olduğu il ise yüzde 38,9 ile Ardahan oldu.

Diğer satış türleri sonucunda el değiştiren konut sayısı ise ekimde, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24,4 artarak, 76 bin 102’ye yükseldi. Diğer konut satışlarında İstanbul 12 bin 351 konut satışı ve yüzde 16,2 pay ile ilk sıraya yerleşti. İstanbul’daki toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 66,9 oldu. Ankara 7 bin 515 diğer konut satışı ile ikinci sırada yer alırken, bu ili 4 bin 211 konut satışı ile İzmir izledi. Diğer konut satışının en az olduğu il ise 6 konut ile Hakkari olarak belirlendi.

50 BİN 564 KONUT İLK KEZ SATILDI

İlk defa satılan konut sayısı ekimde, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 artarak 50 bin 564 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk satışın payı yüzde 48,6 olarak hesaplandı. İlk satışlarda; İstanbul,
9 bin 386 konut satışı ile en yüksek paya (yüzde 18,6) sahip olurken, bu ili
4 bin 818 konut satışı ile Ankara ve
2 bin 438 konut satışı ile İzmir takip etti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları ekimde, 2014’ün aynı ayına göre yüzde 4,7 artış göstererek, 53 bin 534’e yükseldi. İkinci el konut satışlarında da İstanbul 9 bin 82 konut satışı ve yüzde 17 pay ile ilk sıraya yerleşti. İstanbul’daki toplam konut satışları içinde ikinci el satışların payı yüzde 49,2 olurken, Ankara 6 bin 210 konut satışı ile ikinci sırada yer aldı. Ankara’yı 3 bin 549 konut satışı ile İzmir takip etti.

YABANCILAR ARASINDA EN ÇOK KONUT SATIŞI IRAKLILARA

Yabancılara yapılan konut satışları Ekim’de, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23,8 artarak, 2 bin 236 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı
780 konut ile İstanbul aldı. Bu ili sırasıyla
567 konut satışı ile Antalya,
136 konut satışı ile Bursa,
118 konut satışı ile Yalova,
103 konut satışı ile Aydın ve
102 konut satışı ile Muğla izledi.

Ekim ayında Irak vatandaşları Türkiye’den 430 konut satın aldı ve bu alanda ilk sıraya yerleşti. Söz konusu ülke vatandaşlarını sırasıyla
325 konut ile Suudi Arabistan,
191 konut ile Rusya,
142 konut ile Kuveyt ve
133 konut ile İngiltere vatandaşları izledi.

Kaynak: http://www.sondakika.com/haber/haber-konut-satis-istatistikleri-7900558/

İş Hayatında Doğru İletişim

İş Hayatında Doğru İletişim

İnsan doğası gereği toplumsal bir varlıktır. Tek başına yaşamını sürdüremez, diğer insanlarla iletişim halinde olmaz zorundadır. En az iki insan arasındaki bilgi, davranış, duygu ve düşünce paylaşımının genel adına ise iletişim denir.

İletişim çoğu zaman sözcüklerle gerçekleşse de jest ve mimiklerle, yazı, resim ve sembollerle gerçekleştirilen iletişim türleri de vardır ve insan hayatında en az ilki kadar önemli yer tutar.

2df501c4-dc8c-40b1-9dcb-d6a42356ff73-medium
doğru iletişim

İletişim insanın en temel ihtiyaçlarından biri ve çok daha fazlasıdır. Çünkü hayatımızın her anında, her evresinde istesek de istemesek de sokakta yürürken, otobüse binerken, markette, okulda, hastanede, bir iş görüşmesinde, çalışırken, hatta yolda öylece yürürken, bir fatura ödeme merkezinde sıra beklerken bile diğer insanlarla iletişim kurarız ve bu süreçte takındığımız tavır, kullandığımız sözcükler ve beden dilimiz, içinde bulunduğumuz ruh halini yansıtır.

Bazen kötü bir ruh hali içinde olabiliriz ve bu da çevremize negatif enerji yaymamıza sebebiyet verebilir. Günlük hayatımızda bu durum kimi zaman yakın çevremiz, ailemiz ve arkadaşlarımız tarafından görmezden gelinecek bir şey olsa da, iş hayatında biraz daha, hatta çok daha fazla dikkat edilmesi gereken bir konu olarak karşımıza çıkar. Çünkü iletişimin bu noktası artık kişisel olmaktan çıkmış ve profesyonel hayatın şeklini almış durumdadır.

Doğru iletişim kurma teknikleri:

Sorunlarınızı iş yerinin kapısına asın, çıkarken giyersiniz.
Elbette hepimizin günlük sıkıntıları, ailevi dertleri, hastalıkları ve sorunları var. Kimi ufak tefek, kimi hayatımızın gidişini olumsuz yönde etkileyecek kadar büyük. Bu sebeple gün içerisinde kimi zaman ister istemez motivemizin düştüğü, canımızın sıkıldığı, hayatın “dur” noktasına geldiği anlar olur. Bu durumların iş hayatına yansımaması astlarınızın sizden olumsuz etkilenmemesi ve üstlerinizin sizden şikayetçi olmaması için son derece önemlidir. 

Zira ne demiştik! İş yeri profesyonel bir ortamdır ve kişisel sorunların iş hayatımızı olumsuz etkilemesine izin vermemeliyiz.

Tatlı dil ofiste saygı ve sevgi ortamı yaratır.

Bazen kişisel sebeplerden kaynaklanan stresler yanında iş yoğunluğundan, iş stresinden kaynaklanan can sıkıntıları da olabilir. Ve bu stres ister istemez, mimiklerimize, ses tonumuza yansır. O sırada bize soru soran, bizden cevap bekleyen bir çalışma arkadaşımıza, bir astımıza ve hatta üstümüze sert tepki verebiliriz. Ve bu belki de iş hayatımızdaki önemli olumsuz dönüm noktalarından biridir.

O sebeple sorunun nedeni her ne olursa olsun karşımızdakine pozitif bir iletişimle yaklaşmalıyız.

Doğru mesafe hayat kurtarır.

Tabi ki de iş ortamında arkadaşlarımız olacak. Hatta günümüzün büyük çoğunluğunu iş yerinde geçirdiğimizden, ailemizden çok iş arkadaşlarımızla iletişimde olduğumuzdan belki de en yakın arkadaşlarımız iş ortamından olacak..

Fakat çalışırken o çok yakın arkadaşlık ilişkisini bir kenara bırakmakta fayda var. Çünkü iş yeri fazla samimiyeti hoş görmeyecek kadar resmi bir ortamdır. Kaldı ki bir gün o yakın iş arkadaşınızla aranız bozulduğunda bu yaptığınız işe de yansıyacaktır. İş ortamında bulunmaktan rahatsızlık duyacağınız için veriminiz düşecektir ve bu da hem iş arkadaşlarınız üzerinde hem yöneticilerinizin gözünde olumsuz bir etki bırakacaktır.

Aynı şekilde iş ortamında çok ketum bir duruş sergilemek de çok hoş bir davranış değildir. En iyisi o mesafeyi koruyabilmek ve işten en verimli sonucu almaktır.

Rekabet iyidir. Ayarı kaçmadıkça ve emek hırsızlığına yol açmadıkça…

Malum iş ortamı. .. Herkes üstüne kendini gösterme çabasında. Çünkü herkes yükselme çabasında… Haklı olarak! Ortada bir emek var ve herkes hakettiğini almak ister. Ama bazen öyle bir an olur ki kendimizi müdürümüze kanıtlamak isterken bir başka çalışma arkadaşımızın emeğini çiğneriz, görmezden geliriz ve “ben başardım”cı olmak isteriz. Ama olmaz! Olmamalı! Sakın böyle yapmayın!

Çünkü hırsa bürünmüş bir rekabetin kimseye faydası olmaz. Daha çok zararı olur. O işi senin yapmadığını senin dışında herkes görür ve sen aksini ispatlamaya çalışırken değer kaybedersin. Ya da diyelim ki o değeri kazandın. Çiğnediğin emekle itibar kaybedersin.. Hangisi daha iyi ? Haketmeyi beklemek mi, haketmeden yükselmek mi ?

Herkesin işi kendince değerlidir.

Kimsenin yaptığı işi küçük görme. Kimsenin seni küçük görmesine izin verme. İş ortamı bir çark gibidir. Ve sen o çarkın dişlerinden birisin, diğer arkadaşların gibi. Çarklardan biri bozulsa, kırılsa çark tamamen durur, işlemez. O sebeple şirket içindeki her pozisyona saygı duymalısın.

Özetlemek gerekirse, iş ortamı zamanımızın büyük kısmını geçirdiğimiz resmi bir kurum olduğundan, kurum içinde, arkadaşlarımızla, astlarımızla ve üstlerimizle kurduğumuz iletişim biçimi çok önemlidir.

Doğru iletişim bizi her zaman kendimizden emin kılar ve yaptığımız işteki profesyonelliğimize de yansır.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür eder, İş hayatında başarılı, doğru İletişim dolu mesailer dilerim.

by Duygu Çetin

YENİ MECLİS KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ YENİDEN KURGULAMALI

1 Kasım 2015 Pazar günü gerçekleştirilen 26. Dönem TBMM Milletvekili Genel Seçimleri‟nin tamamlanması ile tek başına iktidarın ve TBMM‟de tek parti çoğunluğunun önü açılmış oldu…

sehirler

Seçim ertesi gayrimenkul sektör temsilcilerinin verdiği, basına yansıyan görüşlere göre, tek parti iktidarının yeniden iş başına gelmesi, patronları sevindirmiş görünüyor; haksız sayılmazlar. En azından dört yıllık bir sürede ne olacağını kestirebilmek, planlayabilmek, olası yeni adımlar atmak mümkün hale geldi; iş yapmanın zamanı…

Bu makalenin esas amacı tabii ki, tek parti iktidarının neler getireceğini projeksiyon altına almak değil. Yeni Meclis”i fırsat bilerek, 24. Dönem TBMM‟de kabul edilen ve yasalaşan, kamuoyunda daha çok “kentsel dönüşüm kanunu” olarak bilinen 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun‟un, yeni Meclis‟te yeniden ele alınması ve kentsel dönüşümü hızlandıracak yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgulamak gerekiyor. Yıkılması gereken mevcut bina sahiplerinin/paydaşlarının yüksek beklentileri, müteahhit grupların kârlılık arayışları, yapılması gerekli yeni imar düzenlemeleri, hukuk sürecine girmiş konuların çözümlenmesi için bekleyişler, finansman yaratılmasındaki zorluklar vs., temelde “uzlaşma yönetimi” çerçevesinde hızlı ilerlemesi gereken „kentsel dönüşüm‟ sürecini, tıkanma noktasına getirmiş durumda. Afetlerin ne zaman olacağı belirsiz; en kısa sürede kentsel dönüşüm süreci tamamlanmalı. Bu bağlamda mevcut 6306 Sayılı Kanun, “kentsel dönüşümü hızlandırmak” güdüsüyle en kısa sürede yeniden ele alınmalı.

Anayasa Mahkemesi‟nin kanun maddelerinde yaptığı iptaller, geçen zaman içinde konuyla ilgili mahkemelere intikal eden anlaşmazlıklar ve bu davaların sonuçlanması ile ortaya çıkan kararlar çerçevesinde, 6306 Sayılı Kanun‟u yeni Meclis gözden geçirmeli, yeniden kurgulamalı.
Yapılacak yeni düzenlemeler ile yasaya eklenebileceğini düşündüğüm konular aşağıda yer almaktadır:
* Çürük raporu alınmış binaları, sahiplerinin kendilerinin yıktırıp yaptırmasının daha cazip hale getirilmesi,
* Kentsel dönüşüme finansman sağlayabilecek finans kuruluşlarının, çeşitli enstrümanlar ile teşvik edilmesi,
* Bina sahipleri ve müteahhit gruplar arasında “uzlaşma yönetimi” hizmeti verecek firmaların oluşumunun teşvik edilmesi; uzunca süreler sonunda çözüm yaratılabileceği öngörüsüyle bu firmaların, devlete karşı yükümlülüklerinin çalıştıkları projenin sonuçlanması sonrasına ertelenmesi,
* Kaynak ihtiyacına had safhada ihtiyaç duyan kentsel döşüme uluslararası fonların çekilebilmesi için bu fonların olası bir zarara uğramaları durumunda zararlarının karşılanacağı hususunda bir tür “devlet” garantisinin verilebilmesi için düzenleme yapılması,
Daha pek çok önerilebilecek husus var.
Kanımca, yukarıdakilerle birlikte, konuyla ilgili diğer değerli kişilerce gündeme getirilen diğer bazı önerilerin de değerlendirilmesiyle birlikte, insanlarımızın en kutsal insan hakkı olan yaşama hakkını, çürük binaların ipoteğinden kurtarabileceğiz.

İsmail Özcan
Y. Mimar Genel Müdür Vekili, TURYAP Yapı

Hayatınızdaki Zorluklardan Yakınmayın / Do not reproach of the difficulties in your life

Hayatınızdaki zorluklardan yakınmayın

Hayatınızdaki Zorluklardan Yakınmayın

Hayatımızda her daim beklenmedik olaylarla karşı karşıya kalırız. Bu, yüzyüze geldiğimiz yeni sıkıntı ve sorunlar haliyle bizi üzer. Bunları aşmak için sarfettiğimiz çaba da bizi yorar. Aslında doğduğumuzda henüz hiçbir şey bilmiyorduk. O ana kadar öğrendiklerimizi bu süre zarfında yaşadıklarımızdan öğrendik.

Peki, bu öğrenme işinin hayatımızın bir noktasında son bulacağını mı düşünürüz? Mesela okulumuz bittiğinde veya evlendiğimizde veya güzel bir işe girdiğimizde bitmesini mi bekleriz? Evet, bu bilinmedik, beklenmedik veya arzu edilmeyen bir durumla karşı karşıya gelme problemimiz bir gün sona erecek. Ne zaman? Ta ki dokuz tahtaya kafamızı vurunca. O halde, hayatımız boyunca beklemediğimiz veya gerçekleşmesini arzu etmediğimiz sorunlar oluşmaya devam edecektir.

İşin en zor kısmı bunu kabullenmektir. Şayet bu ruh yapısına bürünmeyi başarabilirsek aslında işin çoğunu halletmişiz demektir.

Bundan sonrası için yol haritası gayet basittir; Öncelikle karşılaştığımız problemden en az zayiatla nasıl çıkarız sorusunun çözümüne bakmalıyız. Bilmeliyiz ki; bu olay oluştu ve bu sorunla biz -sadece biz- yüzyüzeyiz. O halde bu zorluğun en kısa yoldande, en az zararla ve en ekonomik yoldan üstesinden gelme şeklini kararlaştırıp, kararımız doğrultusunda plan yapmalı, ardından da bu planımızı uygulamaya koymalıyız.

Bu şekilde, her probleme karşılık bir çözüm geliştirmeyi başarabilirsek, -biz farkında olmadan- zaman içerisinde yol almış oluruz. İşte tecrübe dediğimiz kavram tam da budur. Kişisel gelişimde katedilen olumlu değişimin ölçü birimidir tecrübe.

Ondan sonrasında yapılacak şey bellidir; Aynı olayın tekrar etmemesi için önlem almalıyız ki, mükerrer problemlerden sıyrılıp, farklı yeni deneyimlere hazır olalım. Bu vesıle ile kişisel motivasyonumuzu her daim yüksek tutar, mensubu olduğumuz bünyeye de kurum kültürü kazandırmış oluruz.

O halde; “Hayatınızdaki zorluklardan yakınmayın, zira onlar sizi daha yukarılara çıkaracak asansörlerdir.”

“Do not reproach of the difficulties in your life, because they are the elevators which will lift you higher.”

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

10 Olumlu Düşünme Tekniği

Yaşamın kendisi, bize sunulmuş en değerli hediye. Ancak bazen deneyimlediğimiz olumsuz durumlar, üst üste gelen problemler hayatın tadını çıkarmamıza ve anı yaşamamıza engel olabiliyor.

c630a97b-cce2-4634-80d4-3953d2747204-large
olumlu düşünme tekniği

Tam her şeyi yoluna koyduğumuzu düşünüp hayatın keyfini sürmeye başlamışken, küçücük ve ummadığımız bir problem yaşanan tüm olumlu tecrübeyi bir anda yok edebiliyor.

Neden bu şekilde sonlandı?
Neden ben?
Neden ben de herkes gibi normal bir hayat yaşayamıyorum?
Hiç problem yaşamadan hayatına mutlu devam eden insanlar bunu yapmayı nasıl beceriyor?
Sorun bende mi?

Tabii ki tüm olumsuzlukların bir gecede düzelmesi ve ertesi güne mutlu bir birey olarak uyanmanız gerçekçi bir beklenti değil. Aynı şekilde hayatınız boyunca karşılaşacağınız olumsuz durumları engelleyebilmeniz de mümkün değil. Fakat bu durumlar karşısında nasıl bir tavır izlemeniz gerektiği, olaylara nasıl yaklaştığınız sizin kontrolünüz altında.

10 Olumlu Düşünme Tekniği

1. Hayata ve kendinize güvenin

Her şeyin bir gün yoluna gireceğine emin olun. Kış boyunca çıplak kalmış bir ağaç bahar aylarında çiçekler açar. Hayatınızın kış dönemlerinde meyve alamadığınız için üzülmek yerine, bir gün baharın geleceğine ve her şeyin daha iyi olacağına dair inancınızı koruyun.

Olumsuzlukların yaşamınızı etkilemesine izin vermeyin ve daima pozitif düşünün.

2. Planlarınızda değişiklikler yapın

Bir hatayı bir kez yaptığınızda bu sizin suçunuz değildir, ancak ikinci kez aynı hatayı yapmak sizin elinizdedir. Bir problem çözme aşamasında sürekli aynı çözüm yolunu deniyor ama başarıya ulaşamıyorsanız yeni yollar denemenin vakti gelmiş demektir. Çözüm yollarınızı ya da planlarınızı değiştirmek, gelecekle ilgili hayallerinizden vazgeçmek değil; o hayale ulaşmak için gitmekte olduğunuz yolu değiştirmek anlamına gelir.

3. Meditasyon yapın (Murakabe)

Meditasyon bir çoğumuz için fazla spritüel ve soyut bir uygulama olabilir. Meditasyona yaklaşımınız ne olursa olsun, etkili olduğuna inanın ya da inanmayın, kendinize dönüp bakmak ve iç sesinizi dinlemek için fırsatlar yaratmak size iyi gelecektir.

Kişinin kendisiyle baş başa kalmasını ister meditasyon, ister dua, ister rahatlama olarak adlandırın, ne olursa olsun kendinize zaman ayırmayı unutmayın.

4. Sabırlı olun

Bazen bekleme aşamasında yaşadığımız deneyimler, beklediğimiz şeyden çok daha değerli olabilir. Çünkü bize asıl yol gösteren şey aslında bekleme aşamasında öğrendiklerimiz ve yaşadığımız değişimlerdir.

Hepimizin hayattan az ya da çok bir beklentisi var. Yeni bir iş, birlikte mutlu olabileceğimiz bir sevgili, yeni bir şans… Ne bekliyor olursanız olun, hala bekleme aşamasında olmanız o şeye sahip olmaya henüz hazır olmadığınızın bir göstergesi olabilir.

Beklemek ceza değil, hazırlıktır.

5. Pozitif olmadığınız zamanlarda bile olumlu düşünmeye çalışın

Birileri size ‘’Nasılsın?’’ sorusunu sorduğunda verdiğiniz cevap genelde hep ‘’İyiyim.’’ olur. Olumsuz bir şey yaşamış olsak da, kendimizi kötü hissetsek de karşımızdaki kişiye iyi olduğumuzu yansıtmak, aslında kendi kendimize geliştirdiğimiz bir savunma mekanizmasıdır.

İyi olduğumuzu sürekli tekrar etmek bizi olumsuz düşüncelerden uzaklaştırır ve zamanla daha pozitif hissetmemize yardımcı olur.

Düşüncelerinizi değiştirmek, hayatınızı değiştirmenin ilk adımıdır.

6. Stres yaratan durumlar yerine sahip olduğunuz şeylere odaklanın

Problemlere odaklanmak ve olumsuz düşünmek kolaydır. Ancak yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz olumlu durumlar, olumsuzluklardan sayıca çok daha fazladır.

Olumlu durumlar yerine olumsuz olanlara odaklanmamızın altında ise, olumsuz durumlarla nasıl baş edeceğimizi bilmememiz ve bu durumlara hazırlıksız yakalanmamız yatar.

7. İçinde bulunduğunuz anda yaşayın

Üzerine ne kadar düşünürseniz düşünün, ne kadar hayal kurarsanız kurun ya da ne kadar düşünerek kendinizi meşgul ederseniz edin; geçmiş geçmiştir. Gerçeklerle yüzleşebildiğinizde, geçmişiniz artık size zarar vermez. 

Geçmişte yaşadığınız zorluklara üzülmek yerine yaptığınız hatalardan ders çıkarmaya çalışın.

8. Olayları akışına bırakın

Planladığınız şeylerin yolunda gitmemesinin sebebi, evrenin sizin için yaptığı planların farklı olmasından kaynaklanıyor olabilir.
Pikniğe gitmeyi planladığınız gün yağmur yağabilir. Pikniğinize devam edip yağmurda dans etmek, ertelemek ya da durmadan şikayet etmek sizin elinizde. Yaşamımızı farklı ve dinamik tutan şey, aslında planladığımız şeylerin yolunda gitmemesi.

Olayları akışına bırakarak yaşamaya başladığınızda unutamayacağınız anlar yaşamaya başladığınızı fark edeceksiniz.

Bazı şeyler kontrolümüz dışında geliştiğinde şikayet etmektense, kabullenerek duruma adapte olmaya çalışmak, sizi bir adım ileri taşıyacaktır.

9. Kendinize inanın

Hayatta bazen önümüzü göremediğimiz ve sonrasında karşımıza neler çıkacağını öngöremediğimiz anlar yaşayabiliriz. Nereye gittiğinizi bilmeden ilerlemek korkutucu olabilir ve risk içerebilir; ancak ilerlemediğiniz süre yolun sonunda ne olduğunu asla göremezsiniz.

İnancınızı güçlü tutun ve ulaşmak istediğiniz noktaya bir gün ulaşacağınıza inanın.

10. Hayatı bir öğrenme süreci olarak görün

Üzgün olduğumuz anlarda hep en kötü şeylerin bizim başımıza geldiğini düşünerek üzülme eğilimindeyiz ancak yaşadığımız olumsuz deneyimler ne olursa olsun geçici. Önemli olan şey yaşadığımız üzüntü, sevinç, korku ya da değişim zamanlarına öğrenme süreci olarak yaklaşabilmek.

Hatalarınızdan ders çıkararak, yaşadıklarınızı diğer insanlarla paylaşarak ilham verebilmek.

Hayat yolculuğundaki her anınız çok değerli. Zamanı geri alabilmeniz ve yaşamınızdaki tüm olumsuzlukları yok edebilmeniz mümkün değil.

Kendinize inanın ve değişimin kendi içinizde başladığının farkında olun.

Kaynak; www.uplifers.com

Akşam ofisten çıkmadan 10 dakika önce yapılacaklar listesi

Akşam ofisten çıkmadan 10 dakika önce yapılacaklar listesi:

2624

Yapılacaklar listesini güncelleyin
Gün içinde hangilerini hallettiniz, hangileri kaldı bir bakın. Belki aralarında son dakikada bile yapılabilecek şeyler vardır. Veya ertesi güne bırakılmayacak kadar acil olanlar…

Masanızı toplayın
Çalışırken etrafın dağılması normaldir. İşleriniz bittiğinde ortalığı şöyle bir toparlamak ertesi sabah geldiğinizde çalışmanızı kolaylaştırır. Aradığınızı da daha rahat bulursunuz.

Yaptıklarınıza bakın
Sadece yapacaklarınız değil yaptıklarınız da önemli. Listenizde bitirdiğiniz işlere de bakın. Çalışırken o koşuşturmada bitirdiğiniz işlerin farkında da olmayabilirsiniz. Hallettiğiniz işlerin üzerini çizmek, bu maddelerin artması sizi motive eder.

Günü değerlendirin
O günkü performansınız nasıldı, nelerin üstesinden geldiniz, hangi konularda zorlandınız…
Bütün bunları bir düşünün. Günün değerlendirmesini yapın.

Ertesi güne hazırlanın
Takviminize, ajandanıza bakıp ertesi gün ne yapacaklarınıza bakın. Toplantı, buluşma gibi unutulması güç şeylerin yanında aramanız gereken kişiler de olabilir. Hatırlarım nasıl olsa demeyin. Ufak tefek şeyleri bile not alın ve çıkmadan bu listeye bakın.

İş arkadaşlarınızı haberdar edin
Ertesi günle ilgili iş arkadaşlarınızı bilgilendirin. “Sabah bir toplantım var” veya “Öğlen dışarıda olacağım”, “Şu saatte ofiste olurum” gibi programınız hakkında kısa bir bilgi verin. Bunu hesap vermek olarak görmeyin. Siz yokken size ihtiyaç duyulabilir ve ne zaman geleceğiniz, nerede olduğunuzun bilinmesi böyle durumlarda işe yarar.

Teşekkür edin
O gün iş arkadaşlarınızla bir projeyi bitirmiş veya yeni bir işe başlamış olabilirsiniz. Gün biterken çalışmalar için onlara teşekkür edin. Küçücük bir teşekkür bile pozitif etki sağlayabilir.

Vedalaşın
Arkadaşça bir ‘iyi akşamlar‘ı iş arkadaşlarınıza çok görmeyin. Ayrıca bu sadece iş arkadaşı olmakla ilgili bir konu değil. Tamamen insan olmakla ilgili. Bir yere girerken nasıl merhaba deniyorsa çıkarken de veda edilir.

Gerçekten çıkın
İş-özel yaşam dengesini tutturmaya çalışın. İşten çıkma vakti geldiğinde çıkın ve artık dinlenmeye başlayın.

Kaynak: www.Aol.com

Konut Satışlarında Yeni Bir Yükseliş Dalgası Bekleniyor!

EVA Gayrimenkul Değerleme‘nin her ay düzenli olarak gerçekleştirdiği sektör analizine göre konut satışları son iki yılda yüzde 9 büyüme kaydetti.

konut satışı
Konut Satışları

2015 Eylül sonu itibariyle Türkiye genelinde toplam konut satışları geçen yılın aynı dönemine kıyasla %13, ipotekli konut satışları ise %23 artış gösterdi.

Değerleme sektörünün önde gelen kuruluşlarından EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık A.Ş., her ay gayrimenkul sektörünün nabzını tuttuğu Periskop Analiz’in Ekim ayı raporunu açıkladı. Rapora göre Eylül ayı itibariyle son bir yıllık süreçte, konut kredisindeki kümülatif değişim %18 artış göstermiş bulunuyor. Elde edilen yeni veriye göre geçen yılın aynı döneminde %13 büyüyen konut kredileri, bu yıl %18 büyümeyi başarmış bulunuyor. Raporda konut kredisindeki değişim itibariyle kredi miktarının önümüzdeki aylarda belli ölçülerde hareketleneceği öngörülüyor.

Son iki yılda konut satışları yüzde 9 büyüdü

Periskop Analiz’in verilerini değerlendiren EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, 2015 Eylül sonu itibariyle Türkiye genelinde toplam konut satışlarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla %13, ipotekli konut satışlarının ise %23 artış gösterdiğini kaydediyor.

Veriler bazında geçen yılın Eylül sonu itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre %4 daralma gösteren konut satışlarının son iki yılda %9 büyüdüğünü ifade eden Yazıcı, buna göre İstanbul’daki konut satışlarının geçen yıla kıyasla %3, İzmir‘de %12, Ankara‘da ise %4 artış gösterdiğini belirtiyor. Yazıcı, 2015 yılının 3’üncü çeyreğinin başında artan konut kredisi faiz oranları nedeniyle konut satışlarının yılın bu döneminde biraz durağanlaştığını, ancak yılın son çeyreğinde yeniden hareketleneceğini ileri sürüyor. Seçim sonuçlarının ardından sektörde taşların yavaş yavaş yerine oturmaya başladığını dile getiren Yazıcı, 2015 yılsonu, 2016’nın ilk çeyreği gibi konut satışında ikinci bir yükseliş dalgasının yaşanabileceğini kaydediyor.

Rapora göre kullanıcı için konut kredisindeki maliyetlere bakıldığında, Ekim ayında 10 yıllık vadede kredi maliyetlerinin aylık %1,15 ila %1,24 arasında değiştiği görülüyor. Bankalar arasında farklılık olmakla birlikte 100 bin TL tutarında kredi için aylık ödemelerin 10 yıllık vadede 1.541 TL, 5 yıllık vadede ise 2.316 TL dolayında seyrettiği belirleniyor. Takipteki kredilerdeki değişime bakıldığında ise 2015 Eylül ayında, konut kredileri içinde takipteki konut kredi miktarının sadece %0,47 düzeyinde olduğu, söz konusu oranın 2014 Eylül ayında %0,52 olduğu kaydediliyor.

Periskop Analiz’in verilerine göre takipteki kredilerin toplam kredi hacmi içindeki büyüklüğünün kredi miktarıyla aynı hızda büyümediği de belirtiliyor.

Kaynak; http://www.konuthaberleri.com/konut-satislarinda-yeni-bir-yukselis-dalgasi-bekleniyor.htm