Endonezya’da 7 büyüklüğünde deprem: 91 kişi öldü

Endonezya’nın doğusundaki Lombok Adası’ndaki 7 büyüklüğündeki depremde 91 kişi hayatını kaybetti.

Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) Sözcüsü Sutopo Purwo Nugroho, yaptığı açıklamada, depremde ölü sayısının 91’e yükseldiğini belirtti.

Depremin en çok etkilediği Lombok’un kuzey bölgesinde can kayıplarının fazla olduğunu ifade eden Nugroho, bölge genelinde de 300’e yakın yaralı olduğunu bildirdi.

Nugroho ayrıca Gili Adaları’ndan yaklaşık bin kişilik yerli ve yabancı turistin güvenli bölgeye tahliye edildiğini söyledi.

Bali Adası’nda da 2 kişi hayatını kaybetti

Depremin hissedildiği Bali Adası’nda ise şu ana kadar 2 kişinin öldüğü bilgisi paylaşıldı.

Öte yandan Devlet Başkanı Joko Widodo da deprem felaketinden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, ilgili tüm birimlere en iyi şekilde bölgede çalışmalarını yürütmesi çağrısında bulundu.

Arama kurtarma çalışmaları sürüyor

Depremde 1000’den fazla evin zarar gördüğü bölgede, helikopter destekli kapsamlı arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Endonezya Meteoroloji, İklim ve Jeofizik Kurumu (BMKG), merkez üssü Lombok’un 27 kilometre kuzeydoğusu olan ve 15 kilometre derinlikte meydana gelen 7 büyüklüğündeki depremin ardından verilen tsunami uyarısını kaldırmıştı.

Öte yandan deprem nedeniyle bölgedeki Praya Uluslararası Havalimanı’nda görülen kısa süreli elektrik kesintisi dolayısıyla uçuşlarda aksama yaşandığını belirten havalimanı yetkilileri, teknik incelemeler sonrası havalimanın normal faaliyetine geçtiğini söylemişti.

Ülkede geçen hafta aynı bölgede oluşan 6,4 büyüklüğündeki depremde 16 kişi yaşamını yitirmişti.

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/dunya/endonezyada-7-buyuklugunde-deprem-91-kisi-oldu-378759.html

Capital Dergisi, Türkiye’nin 500 büyük şirketini ortaya koyan Capital500 21 araştırmasını ağustosta yayınladı.

Dergi, bu yıl ağustos sayısında 21’ncisini hazırladığı Capital500 21 araştırmasını yayınladı.

Listenin ilk sırasında 53 milyar 948 milyon 110 bin TL ciroyla Tüpraş yer alırken, onu THY ve Petrol Ofisi takip etti.

70 yeni şirketin katıldığı Capital500 liginin ilk 50’sinde İnşaat şirketleri de var.

Türkiye ekonomisi, 2017’de kaydettiği yüzde 7,4’lük büyüme oranı ile OECD ülkeleri içinde yüzde 8,4 büyüyen İrlanda’dan sonra en hızlı büyüyen ülke oldu.

Dünyadaki büyüme trendinin ülkemize olumlu yansımasının yanı sıra içerde büyümenin en büyük tetikleyicisi olarak Kredi Garanti Fonu uygulaması ve ekonomik faaliyeti desteklemeyi hedefleyen teşvikler öne çıktı.

2016 yılında nominal olarak yüzde 10,2 büyüme yaşayan Capital500 şirketlerinin toplam cirosu, 2017 yılında yüzde 31,0 oranında büyüyerek son 10 yılın en ciddi artışını sergiledi.

Reel anlamda da 2016’da yüzde 2,3’lük büyüme yaşayan Capital500 cirosu, geçtiğimiz yıl yüzde 18,3’lük büyüme yakaladı. Bu oran da 2011’den itibaren yaşanan en yüksek büyüme oranı.

Kaynak: https://www.haberturk.com/turkiye-nin-500-buyuk-sirketi-aciklandi-2085112-ekonomi

Türk Müteahhitler ilk Yarıda 9,2 milyar Dolarlık Yeni Proje Üstlendi!

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB); ” Türk Müteahhitler ilk yarıda yurt dışında 9,2 milyar dolarlık yeni proje üstlendiğini açıkladı.

Yurt dışı müteahhitlikte hedef 20 milyar dolar.

Türk Müteahhitler

Türkiye Müteahhitler Birliği’nin (TMB) “Temmuz 2018 İnşaat Sektörel Analizi” yayımlandı. Buna göre Türk Müteahhitler ilk yarıda yurt dışında 9,2 milyar dolarlık yeni proje üstlendi.

Analizde, ekonominin genel dinamiklerinin inşaat sektörünün performansını doğrudan etkilediği belirtilerek, “Yeni dönemde ekonomik programda uygulanmasının elzem olduğu değerlendirilen mali ve parasal sıkılaştırma tedbirlerinin, yavaşlama sinyalleri veren inşaat faaliyetlerini kısa-orta vadede daha da baskılayacağı değerlendirilmektedir” denildi.

Ekonomik reform programının uygulamaya konulmasının, genel ekonomiyle birlikte inşaat sektöründe de sürdürülebilir büyümeyi destekleyeceğine işaret edilen analizde, bu durumun hem altyapı yatırımlarının sürekliliği hem de uluslararası finansman boyutu açısından fayda sağlayacağı belirtildi.

Ekonominin tek elde toplanmasının yarattığı memnuniyete dikkatin çekildiği analizde, “Daha önce de dışsal şoklara karşı dirençli olduğunu kanıtlamış olan Türkiye ekonomisinin ihtiyacı bulunan tedbirlerin alınması halinde, orta-uzun vadede ekonominin atağa kalkabileceği ve eskisinden çok daha olumlu bir konumda olabileceği düşünülmektedir” değerlendirmesi yapıldı.

Analize göre, Türkiye müteahhitleri tarafından 1972’den bu yılın haziran ayı sonuna kadar 120 ülkede üstlenilen 9 bin 375 projenin toplam bedeli 367 milyar dolar oldu. 2012 ve 2013 yıllarında yurt dışında yeni üstlenilen iş tutarı 30 milyar dolara ulaşırken, bu tutar bölgedeki jeopolitik gelişmeler, petrol fiyatlarındaki gerileme ve Rusya ile yaşanan krizin etkisiyle 2016 yılında 14 milyar dolara indi.

Yeni üstlenilen proje tutarı 2017 yılında yaklaşık 15 milyar dolar olurken, bu yılın ilk 6 ayında ise 9,2 milyar ile yeniden yüzünü yukarıya döndü.

Enerji fiyatlarının katkısı

Analizde, belirgin düzeyde artış ivmesi kazanan enerji fiyatlarının Suudi Arabistan, Cezayir, Türkmenistan gibi Türk müteahhitlik firmalarının referanslarının güçlü olduğu pazarlardaki yatırım ortamı ve finansman koşullarına olumlu yansıyacağı belirtildi. Analizde, “Rusya ile ilişkilerimizdeki normalleşmenin yanı sıra Sahra Altı Afrika başta olmak üzere potansiyel pazarlardaki fırsatlar da göz önüne alındığında, Türk firmaları tarafından bu yıl yurt dışında üstlenilen yeni proje bedelinin yeniden 20 milyar dolar bandına ulaşabileceği değerlendirilmektedir” ifadesine yer verildi.

Konut satışları ve ipotekli satışlardaki artışa da dikkatin çekildiği analizde, şunlar kaydedildi:

“Mevcut göstergeler, 2018 yılının ikinci yarısına yönelik projeksiyonlar, dövizdeki dalgalanma nedeniyle tüm girdi maliyetlerinde oluşan artışın yanı sıra aylık ortalama yüzde 1,7-1,8 seviyesine çıkmış bulunan konut kredisi faizlerinin de yükseliş eğilimi dikkate alındığında, sektörün desteklenmeye devam etmesi önem arz etmektedir.”

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/ekonomi/yurt-disi-muteahhitlikte-hedef-20-milyar-dolar-378078.html

Olumsuzluklar ve Konfor Bölgesi

Olumsuzluklar ve Konfor Bölgesi

Hayatımızda karşılaştığımız olumsuzluklar, Konfor Bölgesi ‘nden sıyrılıp yeni ortamlara girmemizi ve bu suretle de gerçek kapasitemize ulaşmamızı sağlar.

Daha doğrusu, potansiyelimizin açığa çıkmasına vesile olur.

Konfor Bölgesi;  kişinin alıştığı düzeni koruyarak, risk almaktan kaçındığı, kendisini güvende hissettiği etrafı görünmez duvarlarla çevrili bir alandır. [1]

Fakat, içinde bulunduğumuz bu bölge, bir süre sonra bizim sosyal ve ruhsal ihtiyaçlarımıza yeterli gelmemeye başlayacaktır. Ne var ki, zihnimizi kaplayan gizli bir kalkan, bizim bu ortamdan çıkmamızı engellemeye çalışacaktır.

Böyle bir girdabın içerisinde olduğumuzun belirtisi; içinde bulunduğumuz durumun bizi tatmin etmemesi, ancak bu durumdan kurtulabilme adına kendimizi çaresiz hissediyor olmamızdır.

O yüzden, karşılaştığımız (geçici) sıkıntılardan şikayetçi olmak bir yana, bunlara birer fırsat gözüyle bakmalıyız. Ve bizi rahatsız eden bu olumsuz hissiyatı aşmak için moral ve motivasyonumuzu yenilemeli ve kendimizi bu durumdan sıyrılmamız gerektiğine ikna etmeliyiz. İcabında radikal bir karar almalıyız. Ve belirlediğimiz bu hedef doğrultusunda bir plan geliştirmeliyiz. Bu, ilave bir eğitim, bir kurum veya pozisyon değişikliği, mekan değişikliği, veya bunlardan birkaçı olabilir.

Orada öylece oturarak fırsatların size gelmesini beklemeyin. Kalkın ve fırsatları yaratın. [2]

Unutmamalıyız ki, buradaki en önemli paydaş biziz ve bu projenin mimarı yine biz olacağız. Bazen uzun vadeli konforumuz için kısa süreli zorluklara katlanmak durumunda kalabiliriz. Hedefimiz doğrultusunda oluşturduğumuz planın uygulaması esnasında doğabilecek riskleri analiz edip, o risklere uygun önlem planları geliştirmeliyiz.

Bu serüvende bir miktar rahatımız kaçacak, bir müddet huzursuz olacağız. Fakat iç dinamiklerimizi harekete geçirecek olan bu ivmenin bizi ulaştıracağı yörünge, bize şu andakikenden çok daha geniş imkanlar sağlayacaktır.

Belki de çok çetin bir mücadele olacak bu, fakat kararlılıkla hedefimize ulaşacak ve başarıyı yakalayacağız. Sizi temin ederim ki; ardından elde edeceklerimiz, çektiğimiz zahmeti kat be kat telafi edecektir.

[1] KİGEM – Kişisel Gelişim Merkezi
[2] Madam C. J. Walker  

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Liderin ve Ekibinin Motivasyonu

Liderin ve Ekibinin Motivasyonu

Liderin ve Ekibinin Motivasyonu

Ekip lideri takım üyelerinin işe olan konsantrasyonundan sorumludur. Her bir bireyin motivasyon seviyesini gözlemleyip, her daim yüksek tutmak durumundadır.

Bunun için; düzenli toplantılar organize edip, ekip içi açık iletişimi destekleyecek faaliyetlerde bulunmalıdır.

Mücadele ve kararlılık ile ilgili derlediğimiz bazı deyişler şunlardır;

İstersek çaresini, istemezsek bahanesini buluruz. [1]

Allah size bir yol açarsa kimse kapatamaz. [2]

İsteklerinizin peşinden gitmezseniz, onlara asla sahip olamazsınız. Eğer ileri adım atmazsanız hep yerinizde sayarsınız. [3]

Haklıysan korkma Hakk seni korur. [4]

Elbette ki tek başına inanç yeterli değildir. Devamında Lider; Gerektiğinde -anlık birebir görüşmelerle- bireyin konsantrasyonunu olumsuz etkileyen nedenleri ortaya çıkarıp, onların çözümüne –olabildiğince- katkı sağlamalıdır. Çünkü beraber iş yapmak durumunda olduğu enstrüman bir “insan” dır ve etten, kemikten ve ruhtan yaratılmıştır. Hedefe giden yolda zaman zaman karşılaştığımız engelleri bertaraf edip yolumuza kaldığımız yerden devam etmeliyiz.

Üzülme Can. Doğruysan zarar gördüm deme, bil ki iyiler mutlaka kazanır. [5]

En karanlık gece bile sona erer ve güneş tekrar doğar. [6]

Batan güneş için ağlamayın; yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin. [7]

Peki ya yöneticinin kendisi, onun motivasyonu nasıl her daim yüksek kalacak? Lider, kendi enerji ve sinerjisini; bu saydığımız sorumluluğu gereği kontrollü bir şekilde kullanmak ve gerektiğinde yenileyebilmekle mükelleftir.

İnsanları ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır. [8]

En Evrenin en güçlü savaşçıları sabır ve zamandır. [9]

Lider, ancak bu özgüven ve sistemli çalışma sayesinde zirvede kalabilir.

[1] Anonim [2] Hz. Ebubekir (r.a) [3] Anonim [4] Hz. Ali (r.a)[5] Hz. Mevlana [6] Victor Hugo [7] Dale Carnegie [8] Albert Einstein [9] Tolstoy 

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

İnisiyatif

İnisiyatif

Ebeveyn olarak evlatlarımızın, yöneticiler olarak ta çalışanlarımızın her daim yanlarında olamayacağımız kesin.

Normal şartlar altında bir gün bu dünyadan göçüp gitmek ve onları bu hayatın zorluklarıyla karşı karşıya bırakmak durumunda kalacağız. Akreplerle, çakallarla, çiyanlarla dolu bu dünyada ayakta kalabilmek hiç de kolay değil.

Onun için biz yokken de kendi başlarının çaresine bakabilmeleri gerektiği bilincinde olmalıyız. Karşılaştıkları güçlüklerle mücadele edip, önlerine çıkan engelleri birer birer aşabilmeliler. İnisiyatif kullanıp kendi kararlarını alabilmeliler.

Koruyucu, kollayıcı rolüne bazen öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi, bireyin deneyimlemesine ve özgüven kazanmasına engel oluyoruz. Aslında bunu onların iyiliği için yaptığımıza inanıyoruz. Onlara karşı sevgimizin bir tezahürü olarak, onları tercih yapma zahmetinden kurtarmak istiyoruz belki. Ancak atladığımız bir husus var; bir gün kendi sorumluluklarını sırtlanmak durumunda kalacaklar. Biz kendimiz onların yerine geçme fikrinden vazgeçelim. Onların yerine kendimizi koyup, onlara yol gösterelim. Bu şekilde karar almalarında destek mahiyetinde rehberlik etmeliyiz.

Her zaman için tek bir doğru yoktur. Biz geçmişteki benzer bir problemi kendi yöntemimizle çözmüş olabiliriz. Bunu bizden sonrakilerle paylaşalım. Fakat ya bu süre zarfında yeni bir teknik, bilgi veya yöntem ortaya çıkmışsa? Dolayısıyla onlarla etkili iletişim içerisinde olalım ve kişisel gelişimlerine önerilerde bulunalım. Onları cesaretlendirmek suretiyle sorumluluk almalarını ve inisiyatif kullanmalarını sağlayalım.

Diğer bir deyişle; çocuğumuzun okul ödevini, veya bir çalışanımızın raporunu kendimiz hazırlamayalım. Ona yardımcı olup, kendi imkanlarıyla tamamlamasını sağlayalım. İlk etapta bunun zor olan seçenek olduğunu biliyorum. Fakat sonrası için gelişme sağladıkça üzerimizden yük aldığını ve günü gelince kendi kanatlarıyla uçabileceğine gururla şahit olacağız.

“Çocuğumu okuttum, evlendirdim ama hala beklenen atılımı gerçekleştiremedi.” diyen ebeveyn otursun bunun sebeplerini bir düşünsün.

“Üff herşeyi de bana danışıyorlar.” diyen yönetici de kendine sorsun; “Acaba bireylere inisiyatif kullanma yetkisi veriyormuyum?” diye.

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Ardına bakmadan giderken…

Öfke Kontrolü

Ardına bakmadan giderken çarptığın ilk şey, kapı değil kendi duvarlarındır. Geldiğimiz noktada, aklımıza yatmayan veya onaylayamayacağımız bir durum sözkonusu olabilir.

İnsanlar zamanla değişim gösterirler. Fakat büyük olasılıkla bu bizim birlikte geçirdiğimiz sürede gelişim göstermiş olduğumuzdan kaynaklanmaktadır. Sırf bunun için dahi içerisinde bulunduğumuz ortama ve onun üyelerine vefa göstermemiz gerekir. Bu ortam bir kurum da olabilir, kişisel bir topluluk ta. Yaşadıklarımızı beraber yaşadık ve kazandığımız deneyimleri birlikte kazandık. O halde bunun bir hatırı olmalı bizde. Ve bu düşünce ile hareket etmeliyiz.

Öfkeli anında kişinin karakteri değişmez; sadece maskesi düşer ve karakteri açığa çıkar.Öfke; bireyin herhangi bir engelleme, adaletsizlik yada kendi benliğine yönelik bir tehdit hissettiğinde yaşanan doğal bir duygudur.” Böyle bir duygu içerisine girmiş olabiliriz.

Fakat bir atasözümüz der ki; “öfkeyle kalkan, zararla oturur.” [1]

Ve Konfüçyüs sağlam karakterli insanların özelliklerini sıralarken; “öfkelendiklerinde nedenini düşünürler.” [2] der.

Bir şekilde zaman bizim için bir fikir ayrılığı da getirse, sükunet ve olgunluğumuzu her daim muhafaza etmeliyiz. Öfke kontrolünde esas budur. Belki de; bizim baktığımız pencereden öyle gözükmekte ve gerçekte ise yanılan taraf biziz. Dolayısı ile bu durumu sorgulamamız gerekir. İstişaremiz sonucunda ayrılık kaçınılmaz ise bunun her iki taraf için de en az kayıpla gerçekleşmesi için karşılıklı özveride bulunmalıyız. İlla ayrılık için her iki tarafın veya taraflardan birinin kötü olması gerekmez. Bazen şartlar bunu gerektirir.

Ancak unutmamalıyız ki; “düşmez kalkmaz bir Allah’tır.” [3] Yarınımızın ne getireceğini bilemeyiz. Gün gelir aynı kuruma veya kişisel ortama tekrar ihtiyaç duyabiliriz ve o kapıyı tekrar çalmak durumunda kalabiliriz. Onun için ayrılırken dahi doğru iletişim kurmak suretiyle vedalaşmalıyız.

Evet her daim önümüze ve ileriye bakacağız, bu doğru. Peki kırıp dökersek geride bıraktıklarımızı, bir daha dönmemecesine, nasıl açmaya cesaret edebileceğiz tekrar lazım olduğunda?

[1] Atasözü [2] Konfüçyüs [3] Atasözü

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Gelişim için Değişim Şarttır

Gelişim için Değişim

Gelişim için Değişim Şarttır

“Gelişim için değişim şarttır.” Bunu herkes bilir ve söyler.

Ama çoğu kimse; “Şu huyum veya davranışım beğenilmiyor, demek ki hoş değil, hadi bunu düzelteyim.” deme cesaretini gösteremez. Cesaret diyoruz, çünkü bunun kararını verebilmek için ciddi efor sarfetmek gerekir. Her daim değişime karşı bir direnç vardır. Daha önce denenmeyen şey, o ana kadar imkansız gibi gözükür. Aslında olgunlaşmanın şifresidir değişim. Zira olumlu yöndeki değişim, gelişimi tetikler. O da olgunlaşmayı doğurur. Bunun için de ilk önce iç alemimizde, yani beynimizde bunun kararını vermeliyiz.

Ondan sonrası emin olun çok daha kolaydır;

“Eğer yumurta içeriden kırılırsa hayat başlar, eğer yumurta dışarıdan kırılırsa hayat sona erer.” sözünün sırrı budur.

Değişime herkesten önce kendimiz inanmalı ve değişime kendimizden başlamalıyız. Dünya çapındaki düşünürümüz Hz.Mevlana’nın; “Ne olursan ol, gel.” davetinin anlamı şudur; Sen gelmeye (yani değişmeye) karar verebildiysen, değişimi içselleştirmişsin demektir. Biz de gelişim ile ilgili bilgi ve yöntemlerimize güvendiğimize göre; olumlu yönde inkişaf yani kişisel gelişim kaçınılmazdır. Yoksa, “her ne şekildeysen gel, ye iç sonra da o halinle geri dön.” demek değildir.

Bir düşünelim, olduğumuzdan çok daha iyi bir konumda olmayı arzuluyoruz. Fakat hergün aynı şeyleri yapıyoruz. Bu mantiken izah edilebilir mi? Bu mümkün mü?

Üstelik içerisinde bulunduğumuz devir bilgi çağıdır. Bilgi o kadar hızlı akıyor ki, o ana kadar hayatı ucundan yakalamış olsak bile bu hızlı değişime ayak uydurmanın yolu kendimizi yenilemekten geçiyor.

Bunun bir diğer önemi de şudur; Hep şu şekildeki sersenişleri duyarız;”ne olacak bu toplum, nedir bu toplumun hali?” Oysa ki içerisinde bulunduğumuz toplumun genetik yapısını bireyler oluşturur.

Peki; “Biz bireyler olarak olduğumuz yerde sayarsak, toplum halinde nasıl ilerleriz?”

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Hayallerinizin Peşinden Gidin / Go in the direction of your dreams

Hayallerinizin Peşinden Gidin

Hayallerinizin peşinden gidin.

“Eğer hayalleriniz sizi ürkütmüyorsa, yeterince büyük olmadıklarındandır.” [1]

Çünki hayal, hedefin anasıdır. Evet kavram olarak soyut bir kavramdır. Fakat bu kurduğumuz hayaller bir realite yani gerçeklilik filtresinden geçmek suretiyle hedefe dönüşürler. O an havada gibi gözüken kavram, ayakları yere basar hale geldiğinde yani ulaşılma ihtimali kazandığında artık somut bir proje olmuştur. Dolayısıyla ne kadar çok hayal kurarsak, o kadar çok yeni bir fikir üretmiş oluruz.

Mesela;

Hayal uçmaktır, hedef ise insanı uçuran bir araç icat etmektir. Hayal suyun üstünde yürümektir, hedef ise yüzen bir araç imal etmektir.

Bir amacınız oluştuğunda artık bir planı yapın ve ona ulaşmak için bu planı uygulayın. Siz; “İlk adımınızı inançla atın. Tüm merdiveni görmek zorunda değilsiniz, yeter ki siz ilk adımı atın.” [2] Bu uğurda kararlı olun. “Siz kendinize inanın başkaları size inanacaktır.” [3] Ve sizi kabullenecektir.

“Adımlarken Galata Kulesi’nin basamaklarını uçup uçmayacağını bilmiyordu Hezarfen, bir tek şeyden emindi; inmeyecekti yürüyerek çıktığı merdivenlerdenden.” [4] Bu iş planınızı uygularken zaman zaman önünüze engeller çıkacaktır. Ve siz bu problemlere karşı birer çözüm geliştirmek durumunda kalacaksınız. Bu suretle yol haritanızı güncellemek suretiyle rotanıza kaldığınız yerden devam edeceksiniz.

“İyi şeyler inandığında, daha iyi şeyler sabrettiğinde ve en iyi şeyler hiç vazgeçmediğinde gelir.” [5]

Başarı göstereceğinize dair özgüveninizi hiçbir zaman yitirmeyin.

Hedefinizi yakaladığınızda hissedeceğiniz hazzı asla tarif edemezsiniz. Tüm çabalarınıza rağmen ulaşamadığınızda da; “nasip değilmiş” dersiniz. Belki de zamanı henüz gelmemiştir. Ancak hiçbir çaba boşuna değildir. Gün gelip gerekli şartlar oluştuğunda o bayrağı bir başkası devralıp sonuç elde edecektir. Siz de en azından; “deneseydim kesin yapardım” ukdesinden kurtulmuş olursunuz.

“Olduğu kadar, olmadığı kader.” [6]

[1] Anonim [2] Martin Luther King [3] Montaigne [4] Sunay Akın [5] Anonim [6] Hz.Şems-i Tebrizi

Go in the direction of your dreams. You can never describe the pleasure you feel, when you catch it. If you can’t, in spite of your best efforts, you could say; “It wasn’t destined.” You will at least get rid of the thought “If I’d tried, I would do it of course”. 

Yours,

Saygı ve sevgilerimle
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com

Başarı Asla Tesadüfi Değildir / Success is never a coincidence

Başarı asla tesadüfi değildir

Başarı asla tesadüfi değildir. Zira başarı; toplam kalite yönetimi gerektirir.

Toplam kaliteden murat; belli bir seviyeye çıkmakla beraber o noktada uzun süre kalabilmektir. Bu da; bir kurum politikası, bunu uygulayacak ekip ve icraat 3’lüsü ile başarılabilir. Kurduğunuz ekibe takım ruhu kazandırabilirseniz artık ortak amaç doğrultusunda çalışabilirsiniz.

Tesadüfi değildirden kastedilen budur. İş planının doğrusal bir grafik izlemesi beklenir fakat gerçek hayatta bu böyle değildir. Hep inişli çıkışlıdır. Bazen bir adım geri gelmek gerekebilir. Bu eğer iki adım ileri götürecekse bizi, hiç problem değildir. İmkansız gibi görüneni denemeli, olmuyorsa tekrar denemeliyiz. Sonuca ulaşacağımız ümidini hiçbir zaman kaybetmemeliyiz.

Bu motivasyonumuzu her zaman korumalıyız. Hayat başlıbaşına bir mücadeden ibarettir zaten. O yüzden önümüze çıkan engelleri sabırlı ve kararlı bir şekilde birer birer aşarak yolumuza devam etmeliyiz. Kararlılık ile hırs arasında ince bir çizgi vardır. Hayal etmek güzeldir, fakat hayal soyut bir kavramdır. Bu hayaller eğer ulaşılma ihtimali kazanmışsa bir hedefe dönüşmüştür. Başarabileceğimize inanarak gerçekleşmesi için uğruna mücadele edilmeye değer bir anlam kazanmıştır.

Onda da esas ‘sürekliliktir.’ Bir kere hedefimize ulaşmayı başarabilmişsek, o çizgide kalabilmek için de gerekeni yapmalıyız. Marka değeri ve kurum kültürü bu şekilde gelişir. Zihnimize sürdürülebiilr başarı kavramını yerleştirmek suretiyle kendimizi ve kurumumuzu gelişen rekabet koşullarına karşı izlenebilir kılabiliriz. “İçinde bulunduğumuz sektörün durumu nedir ve biz ona göre neredeyiz?” sorgu ve analizleri ile ulaştığımız seviyeyi koruma ve sürdürme imkanı bulmuş oluruz. Bu vesile ile de toplam fayda sağlamış oluruz.

Ticari başarımız ve kişisel gelişimimiz bizim için nihai amaç değil, ailemize, vatanımıza ve milletimize faydalı olabilme yolunda birer araçtır.

Success is never a coincidence. Because success requires a total quality management. And essential in it is ‘continuity.’

Saygı ve sevgilerimle
Yours
Mithat GÜNEY, PMP
www.mithatguney.com