İstanbul Havalimanı’ndan günde ortalama 1.204 sefer yapıldı!

Tam kapasite hizmet vermeye başladığı Nisan ayından Kasıma kadar İstanbul Havalimanı’ndan, iç ve dış hat uçuşu olmak üzere günde ortalama 1.204 sefer yapıldı. Oysa günde ortalama 3 bin uçuş hedeflenmişti.

Toplam 257 bin 752 sefer yapıldı

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü verilerinden derlenen bilgiye göre, İstanbul Havalimanı‘nda 10 aylık dönemde, iç hatta 65 bin 401, dış hatta 194 bin 981 olmak üzere toplam 257 bin 752 sefer yapıldı. Bu seferlerde iç hatta 10 milyon 157 bin 579, dış hatta 31 milyon 635 bin 100 kişi olmak üzere toplam 41 milyon 474 bin 497 yolcu seyahat etti. 

İstanbul Havalimanı’ndan on aylık dönemde icra edilen toplam 560 bin 872 ton yükün;

  • İç hat seferleriyle 79 bin 229 ton bagaj, kargo ve postadan oluşan yük nakledildi.
  • Dış hatta ise 481 bin 643 ton yük taşındı.

7 aylık dönemde günde ortalama 1.204 sefer yapıldı

Atatürk Havalimanı‘ndan yapılan büyük taşınmanın ardından tam kapasite hizmet vermeye başlayan İstanbul Havalimanı, nisan-ekim döneminde;

  • iç hatta 10 milyon 157 bin 579,
  • dış hatta 31 milyon 635 bin 100 kişi

olmak üzere toplam 41 milyon 474 bin 497 yolcu seyahat etti. 

Uçuş trafiği açısından yoğun dönemi geride bırakan İstanbul Havalimanı’ndan bu dönemde;

  • iç hatta 63 bin 925,
  • dış hatta ise 193 bin 827

sefer olmak üzere toplam 257 bin 752 sefer düzenlendi.

İstanbul Havalimanı’ndan, 2019 yılı Nisan ile Ekim ayları arasını kapsayan 214 günde günde geliş-gidiş olmak üzere ortalama 1.204 sefer yapıldı.

Günde ortalama 3 bin uçuş hedeflenmişti

Öte yandan Sözcü’de 20 Kasımda yapılan Havadaki labirent THY’yi vurdu başlıklı paylaşımda Yusuf DEMİR, Fransızların, deneme aşamasındaki hava trafik sistemi “Merge Point”i Türkiye’ye sattığını ifade etti. Demir, Merge Point Sisteminden amaçlananın, uçuş sürelerini kısaltacak olması olduğunu aktardı. Ancak İstanbul Havalimanı’nda günde ortalama 3 bin olarak hedeflenen uçuş sayısının, bin 200’lerde kalması, istenen verimin alınamadığını göstermekte. Tüm uçuşların süresinin uzadığı, 10-15 dakika fazladan yakıt tüketen THY’nin tüm işletme maliyetlerinin katlandığı vurgulandı.

Ankara – İstanbul arası 1 saat 30 dakika oldu

THY, Atatürk Havalimanı’ndan Ankara’ya 45 dakika olan uçuş süresini, İstanbul Havalimanı’ndan 1 saat 30 dakika olarak planladı. Eskisine nazaran iki katını bulan bu değişimle beraber, Türk Hava Yolları’nın internet sayfasında, uçuş bilgi ekranlarında ve biletlerde de açıkça görüldüğü üzere, sadece Ankara uçuşlarında değil, İstanbul Havalimanı bağlantılı tüm iniş ve kalkışlarda uçuş süresinin uzadığı görülüyor.

Bu gecikmenin sebebi ne

Bu gecikmenin ana sebebi olarak; İstanbul Havalimanı konumu ve fiziki şartlarından kaynaklanan sıkıntıların yanında, Fransızlardan büyük hayallerle satın alınan yeni ‘Merge Point’ (Birleştirme Noktası) adlı hava trafik kontrol sistemi gösterilmekte.

‘Merge Point’ sistemi dünyada çoğu Asya ve Afrika’da, iki tanesi de Seul ve Norveç’te bulunan küçük havaalanlarında denenmişti. Sistem, ilk defa bu boyutta bir hava sahasında ve 3 havalimanında (İstanbul, Atatürk ve Sabiha Gökçen) birden uygulanmaya başlandı.

SÖZCÜ’ye bilgi veren havacılık uzmanları, yeni sistemin teorik olarak doğru bir sistem olduğunu, ancak Türkiye’ye uymadığını ifade ettiler.

Bu sistemden geri dönüş yok

Sivil Havacılık Eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı konu ile ilgili açıklamalarda bulundu; “Böyle bir sistem alındıysa, uçuş süresinin kısalması, uçuş güvenliğinin ve uçuş trafiğinin artması beklenir. Fakat veriler gösteriyor ki böyle bir şey yok. O zaman bu kadar para neden harcandı? Başta THY olmak üzere tüm havayolu şirketleri her gün zarar ediyor. Bize uygun olmadığı ortada, ancak maalesef geri dönüşü yok.”

Hava yolu adeta bir Labirent

Fransızların geliştirdiği sistem pasaport kontrolü yapılan salonlardaki labirent sistemini andırıyor. Polise ulaşmak için labirentte sıraya girip önünüzdekilerle birlikte ‘s’ çizerek ilerlemek gerekiyor. Yani Ankara’dan kalkan bir uçak, bu labirentte en az 10-15 dakika kaybediyor. Hem daha çok yakıt harcıyor, hem personel kaynağı verimsiz kullanılmış oluyor, hem işletme maliyetleri katlanıyor. 45 dakikalık uçuş süresi 90 dakikaya çıkıyor.

Pilotlar ‘Short Cut’ talep ediyor

Yoğun hava trafik akışı olan havalimanlarında düzenin sağlanmasında büyük katkı sağlaması beklenen bu sistem, Türkiye’ye uymadı. Başta yakıt olmak üzere, havayollarının işletme maliyetleri yükseldi ve ciddi bir külfete dönüştü. Pilotların anlayamadıkları husus; Atatürk Havalimanı’na denizden yaklaşıp doğrudan inebilirken, sadece 16-17 kilometre ilerdeki yeni limana neden dolana dolana yaklaşmak zorunda olduklarıdır.

İstanbul’a yaklaşan pilotlar, sık sık ‘short cut’ yani kestirme yol istiyor. Diğer bir deyişle; “Önümde kimse yoksa, direkt ineyim, dolandırmayın beni.” diyorlar.

En ağır fatura THY’ye çıkıyor

Uçuş süresindeki uzama, en çok Türkiye hava sahasını yüzde 65 oranında kullanan ve İstanbul Havalimanı’nı üs olarak kullanan Türk Hava Yolları’nı etkiliyor. En kısa uçuşlarda bile 10-15 dakika geciken, bu nedenle daha çok yakıt tüketen, dolayısıyla tüm işletme maliyetleri katlanan THY, sistemin en ağır mağduru durumunda.

İstanbul Havalimanı’nda günde ortalama 1.204 sefer yapıldı başlıklı haber, aa.com.tr internet sayfasında İzzet TAŞKIRAN tarafından 23 Kasım 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Karmod Prefabrik Şili’de!

Karmod Prefabrik Şili altın madeninde şantiye binaları kurdu.

Karmod Prefabrik Yapı

Prefabrik Şantiye Binaları

AA muhabirinin yaptığı habere göre, Karmod Prefabrik, Güney Amerika ülkelerinden Şili’de bir altın madeninde şantiye binaları kurulumu gerçekleştirdi.

Karmod Prefabrik’ten yetkililerin yaptığı açıklamaya göre; Karmod, Şili’nin doğusunda faaliyet gösteren altın madeni işletmesince kullanılmak üzere prefabrik şantiye binaları kurdu. And Dağları’nın eteğinde faaliyet gösteren işletmede toplam 6 adet binanın kurulumunu 2 ay gibi kısa bir sürede tamamlayıp teslim etti.

Karmod Dış Ticaret Müdürü Taner Öztürk yaptığı açıklamada, Güney Amerika ülkelerinde maden işletmeciliği yapan çok sayıda Avrupa merkezli firmaların bulunduğunu ifade etti. Öztürk, işletmecilerin prefabrik şantiye yapılarında Karmod’u tercih ettiklerini söyledi.

Öztürk, Karmod olarak yakaladıkları inşaat kalitesi, üretim hızı ve deniz aşırı ülkelere dahi sağladıkları zamanında teslim anlayışının, müşterilerin tercihlerinde önemli etken olduğunu vurguladı. Yarı mamul malzemenin montaj yerine sevkinden sonra şantiyede hazır kurulum operasyonundaki başarılarının da çok etkili olduğunu vurgulayan Öztürk;

“Fransa, İspanya, Rusya gibi maden işletmeciliğinde öne çıkan ülkelerin dünya genelindeki projelerine prefabrik şantiye yapıları üretip yerinde kurulum yapıyoruz. Amerika Kıtası’nda Peru, Arjantin, Guyana, Kolombiya ve Venezuela maden kampı kurduğumuz ülkeler arasında yer alıyor. Son olarak Şili projemizdeki işçi kampını bölgede altın madeni çıkarma faaliyetinde bulunacak İspanyol firması için kurulum yaparak kullanıma hazır hale getirdik. Toplam proje büyüklüğü 866 metrekaredir. Bir adet yönetim binası, iki adet ofis binası, 2 adet yemekhane ve 1 adet de WC’li Soyunma Odaları binası olmak üzere toplamda 6 adet yapıyı iki ay gibi kısa bir sürede kurulum yaparak teslim ettik.” dedi.

Karmod Prefabrik

Karmod Prefabrik, 1986 yılından bugüne üretim tecrübesiyle Türkiye dahil 90’a yakın ülkede projeler gerçekleştiren hazır yapı sektörünün öncü markalarındandır.

Karmod, iyi organize olmuş sekronize çalışan ekipleriyle, sektörel bazda, aynı anda dünyanın farklı ülkelerinde projeler gerçekleştirme gücüne sahiptir.

Karmod, İstanbul Tuzla’da 21 bin metrekare kapalı alanı bulunan modern tesislere sahiptir. Dünya genelinde öne çıkan projelerin şantiye yapıları ile beraber; toplu konutlar, acil yerleşim üniteleri gibi farklı yapıların üretimini gerçekleştirmektedir.

Uluslararası camidaki Türk firmaları içerisinde önemli bir konuma sahip olan Karmod’un gerçekleştirdiği projeler arasında; tüm Avrupa’ya enerji sağlayacak, dünyanın en yüksek rezervli doğalgaz projesi Şahdeniz 2’nin şantiye yapıları, Irak’ın Başkenti Bağdat ve Kut şehirlerinde 7 ay gibi kısa sürede tamamlanan 10 bin kişinin yaşadığı 1884 konutla beraber sosyal tesis yapıları, Nijerya’da BM askeri kamp yapıları yer almaktadır.

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/sirkethaberleri/gayrimenkul/karmod-silide-santiye-binalari-kurdu/646582

Göbeklitepe Zamanla Daha Fazla İlgi Görecek!

Prof. Dr. İlber Ortaylı; “UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan Göbeklitepe zamanla daha fazla ilgi görecek.” dedi. 

Göbeklitepe

Tarihçi akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı, Ortak Nesiller Entegrasyonu (ONE) Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan ve beraberindeki bazı eski Ankara büyükelçileri, bir dizi görüşme yapmak üzere Şanlıurfa’ya geldiler.

Prof. Dr. Ortaylı ve aralarında İsviçre, İtalya, Fransa, Singapur ve Vietnam ülkelerinin eski Ankara büyükelçileri de olmak üzere kalabalık bir heyet, Göbeklitepe ören yerini ziyaret etti.

İlk olarak Temmuz başında UNESCO Dünya Miras Listesi‘ne alınan Göbeklitepe ziyaretinde heyete Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi eşlik etti.Başkan Çiftçi, heyete 12 bin yıllık tarihe sahip olan bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler verdi.

Şanlıurfa’ya Büyük Katkı Sağlar.

Prof. Ortaylı, bölgede gazetecilere yaptığı açıklamada; “12 bin yıllık tarihe sahip bir kentte bulunmaktan memnuniyet duydum. Göbeklitepe’nin değeri zamanla çok daha iyi anlaşılacak. Emekli büyükelçiler de bizimle birlikte geldiler. Birçoğumuz Göbeklitepe’yi ilk kez görme fırsatı buldu. UNESCO için Göbeklitepe hakkında daha önce raporlar hazırlamıştık. Yaklaşık 3 ay önce UNESCO Miras Listesi‘ne alınmaya hak kazanan Göbeklitepe, zaman içerisinde çok daha fazla ilgi görecek. Bu sayede bu ören yeri etrafına da şehre de ekonomik olarak büyük katkı sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Çiftçi ve beraberindeki heyet, Balıklıgöl Yerleşkesi ve Şanlıurfa Müze Kompleksi‘nde de incelemelerde bulundular.

GÖBEKLİTEPE Ören Yeri

Göbeklitepe, Şanlıurfa‘nın merkez Haliliye ilçesinin, kent merkezine 18 kilometre mesafedeki Örencik Mahallesi yakınlarında bulunmaktadır. 6 yıl kadar önce UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne alınmış, 1 Temmuz 2018’de de 42. Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda Dünya Miras Listesi‘ne dahil edilmişti.

Ören yeri, ilk kez 1963’te İstanbul ve Chicago üniversitelerinden gelen araştırmacıların yaptıkları yüzey çalışmaları sırasında fark edilmiştir.

1995 yılından beri Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müzesi’nce ortaklaşa yürütülen çalışmalarda, Neolitik döneme ait boyları 3-6 metre, ağırlıkları da 40-60 ton olan, yabani hayvan figürlü “T” biçimli dikili taşlar bulundu.

Kazılarda, yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, insan heykeli gibi muhtelif tarihi eser  gün yüzüne çıkarıldı. 

Muhabir: Rauf Maltaş

Kaynak; DHA, AA

İkinci Çeyrekte Türkiye Ekonomisi yüzde 5.2 Büyüdü

OECD’de liderliği aldığı yüzde 5.2’lik büyüme hızıyla, AB’de de ikinci oldu.

İkinci Çeyrekte Türkiye Ekonomisi yüzde 5.2 büyüdü. Yakaladığı yüzde 5,2’lik büyüme oranıyla Türkiye Ekonomisi, OECD ülkelerini geride bırakırken, AB ülkeleri arasında ikinci sırada yer aldı.

Ekonomide Büyüme Rakamları Açıklandı

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artışı 2018’in ilk çeyreğinde yüzde 7,3 olarak gerçekleşmişti. AA muhabirinin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) ve OECD verilerinden derlediği bilgilere göre; olarak belirlenen Türkiye ekonomisi, ikinci çeyrek itibarıyla kaydettiği yüzde 5,2’lik büyümeyle OECD’de lider konumuna gelirken, AB’de ise ikinci oldu.

Bu dönemde Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü büyüme ortalaması yüzde 2,5, Avro Bölgesi ile AB’de büyüme ortalaması yüzde 2,1 olarak gerçekleşti.

Avrupa‘da nisan-mayıs-haziran döneminde en fazla büyüme kaydeden ülke yüzde 5,7 ile Malta oldu. Polonya, yüzde 5 ile Türkiye’yi takip eden Avrupa ülkesi olurken, bu ülkeyi yüzde 4,6 ile Macaristan, yüzde 4,4 ile Letonya izledi.

Bu dönemde Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden; Hollanda yüzde 2,7 büyüme gerçekleştirdi. Onu sırasıyla; Almanya yüzde 1,9, Fransa yüzde 1,7 ve İngiltere yüzde 1,3 ile takip etti. En sonda yer alan Avrupa ülkesi yüzde 0,6 ile Danimarka olurken, ondan önce yüzde 1,2 ile İtalya geldi.

İkinci Çeyrekte Türkiye Ekonomisi yüzde 5.2 Büyüdü

Muhabir: Ayşenur Sağlam, Dilara Zengin

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-buyumede-oecdnin-zirvesinde/1250932

Zengin Osmanlı Toprakları

İnsanlar yüzyıllardır; ticaret yapma, farklı kültürleri tanıma veya araştırma yapma gibi farklı nedenlerle seyahat ederler. Zengin Osmanlı toprakları da bu seyyahların ilgisini çekerdi. Ancak bu zengin topraklara girmek o kadar da kolay değildi.

Osmanlı İmparatorluğu

Zengin Osmanlı Topraklarını ziyaret için verilen “seyahat izinleri”

Kültürel ve dini ziyaretler için çok zengin bir coğrafyaya sahip olan Osmanlı İmparatorluğu, Batı ile Doğuyu birbirine bağlayan, dünyanın en önemli ticaret güzergahı üzerindeydi. Kudüs, Mısır, Doğu Roma, Yunan kentleri, Anadolu ve Mezopotamya gibi tarihe damgasını vurmuş en önemli medeniyetlerin topraklarına hükmediyordu.

Bundan dolayı Osmanlı Toprakları birer cazibe merkeziydiler. Fakat Yabancıların veya Osmanlı halkının, zengin Osmanlı topraklarına seyahat edebilmeleri için “Mürur Tezkeresi” veya “Yol Emri” denilen ‘seyahat izinleri’ almaları zorunluydu. Ancak bu şekilde ülkeyi güvenle ziyaret edebilirlerdi.

‘Seyahat İzinleri’ ne zaman başladı?

İlk kez 1463 yılında, Fatih Sultan Mehmet Han döneminde, Franko Bohaniç adlı bir gayrimüslime ailesiyle birlikte Osmanlı Toprakları’na “il-can mektubu” denen emirle yerleşme izni verildi.

Osmanlı topraklarını ziyaret etme izinleri ise, 1535 yılında Fransa’ya verilen ayrıcalıklar ile başladı;

“Yukarıda adı geçen Büyük hükümdar ve Fransa kralı adına, her birinin hayatları süresince ve krallıkları, beylikleri, eyaletleri, kaleleri, beldeleri, limanları, iskeleleri, denizleri, adaları ve şimdi ellerinde bulunan ve sahip oldukları ve ilerde olacakları yerler için, adları geçen hükümdarların bütün uyruklarından isteyenler silahlı ve silahsız gemileriyle birbirlerinin limanlarında, şehirlerinde ve herhangi memleketinde ticaretleri ve malları için dolaşabilsinler ve gelebilsinler…”

Osmanlı’yı ziyaret için verilen izinler

18-19. yüzyıllarda, bir yabancı Osmanlı sınırları içinde seyahat edebilmek için, İstanbul’da görevli elçilere başvuru yapardı. Elçilikten alınan yazı ve padişahın emriyle “Yol emri” verilirdi. Görevliler sorduğunda seyahat eden kişi bu belgeyi ibraz ederdi. Ulaşım için kullanılacak bu belgeler 1831 yılına kadar kadılar tarafından düzenlenirdi.

Mürur Tezkeresinde; seyahat edecek kişinin adı, nereye gideceği, yaşı, boyu, sakal, bıyık ve göz rengi gibi fiziksel özellikleri yer alırdı. Aynı zamanda bu belgelerin kaç adet verildiği, karşılığında alınan ücret defterlere kaydedilirdi. Bu gelirler daha sonra hazineye gönderilirdi.

Ticaret yapmak için ülkeye gelenlere ise ‘ticaret yol emri-hükmü’ adında seyahat izinleri verilirdi.

Ülkede düzenlenen panayırlar için de izin almak gerekirdi. Her yıl 8 Eylül’de Silivri’de Meryem Ana Panayırı yapılırdı. Seyahat iznini taşıması koşuluyla panayıra kara ve deniz yoluyla çok sayıda ziyaretçi gelirdi.

Seyahat Kanunları

10 Şubat 1841 tarihinde çıkarılan Men-i Mürur Nizamnamesi ile ülke içinde yapılacak seyahat, düzenlemeler ile teminat altına alındı.

Nizamnamede yer alan 5, 8 ve 9. maddeler yabancıların ülke içindeki dolaşımıyla ilgiliydi.

Kara yoluyla gelecek olan ziyaretçiler gittikleri şehirlerde bulunan görevli memura elindeki izni imzalatmalıydı.

Deniz yoluyla İstanbul’a gelenler ise elinde bulunan belgeleri Haliç’te gemide bekleyerek gelecek olan memura imzalatırdı.

Kaynak; https://www.trthaber.com/haber/kultur-sanat/zengin-osmanli-topraklarini-ziyaret-icin-verilen-seyahat-izinleri-383042.html