3.3 Milyon kişiye e-haciz uygulandı!

Yeni Ekonomi Programı sunumundan sonra mükelleflerin bütün bankalardaki hesaplarına e-haciz gönderildiği iddia edildi. Konu ile ilgili TBMM’ye araştırma önergesi verildi.

‘e-haciz’, diğer adıyla ‘e-kısıt’

30 Eylül’de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından kamuoyu ile paylaşılan 3 yıllık Yeni Ekonomi Programı (YEP) sunumundan sonra, trafik cezaları da dahil, vergi ve SGK borcu bulunan toplam 3.3 milyon kişiye e-haciz uygulanmaya başlandığı iddia edildi. Mükelleflerin bütün bankalardaki hesaplarına e-haciz gönderildiği iddiasıyla, İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, TBMM‘ye konu ile ilgili araştırma önergesi verdi.

Hesaplara Kısıtlılık Şerhi konuldu

“Kısıtlılık” şerhi ile banka hesapları bloke edilen mükelleflere gerekçe olarak şunlar sunuluyor;

  • trafik cezaları,
  • askerlik,
  • seçim,
  • nüfus cezası,
  • Motorlu Taşıtlar Vergisi,
  • RTÜK idari para cezaları,
  • öğrencilerin KYK borçları,
  • gümrük vergileri,
  • emeklilik keseneği ve
  • işsizlik sigortası prim borcu

Milletvekili İsmail Koncuk konu ile ilgili olarak; “Vergi yapılandırması yapan 2 milyon 879 bin 562 mükellef ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na prim borcu bulunan 792 bin 350 kişinin banka hesaplarına, bir yıl içinde 2 taksit ödeyemedikleri için, e-haciz konuldu. Mükelleflerin banka hesapları, ‘e-haciz’ ya da diğer adıyla ‘e-kısıt’ uygulaması ile “bloke” ediliyor.” dedi.

Bu durum iflasları artırır

Koncuk, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Temmuz ayı sonunda yaptığı açıklamada, vergi ve prim borçlarına ilişkin yapılandırma talepleri olduğuna dikkat çekilerek ‘Farklı dönemlerde farklı ihtiyaçlara uygun adımlar atılabilir’ şeklinde açıklama yaptığını hatırlattı.

Koncuk; “O dönemde yapılandırmaya yeşil ışık yakılmıştı, ancak Yeni Ekonomi Programı sunumundan sonra mükelleflerin bütün bankalardaki hesaplarına haciz gönderildi” şeklinde konuştu. Koncuk bu durumun, ödeme zorluğu çeken ve zor durumda olan mükellef ve prim borcu olan vatandaşların iflaslarını artacağını da sözlerine ekledi. 

Karşılıksız çek ve protestolu senetlerde rekor artış

Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Başkanı Bendevi Palandöken,  “Ağustos ayı itibarıyla son 2 yılda karşılıksız çek tutarında yüzde 75, protestolu senetlerin tutarında ise yüzde 72 artış var.” dedi. “Esnafımızın krediye ulaşmasının önündeki engel olan kara liste sorununun çözülmesi, piyasalarda nakit sıkıntısını da çözecek ve rahatlatacaktır” diyen Palandöken, edi. çekini ödeyemeyen esnafın hapis cezası ile karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Palandöken, bu sorunun da bir an önce çözülmesini isteğiyle; “Türkiye Bankalar Birliği’nin raporları incelendiğinde ortaya çıkan tablo üzücü. Çek Kanunu yeniden düzenlenmelidir. Krediye ulaşmadaki zorluk çek ve senetlere ilgiyi artırdı. Bu durum da ödeme zorlukları sebebiyle yazılan çeklere ve protesto olan senetlere yol açtı.” dedi.

3.3 milyon kişiye e-haciz şoku başlıklı haber, Deniz AYHAN tarafından sozcu.com.tr internet sayfasında 12 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Konkordato Süresi bir yıla kadar uzatıldı!

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz konkordato kararlarında mahkemeler genelde 3 aylık periyotlarla süre veriyorlardı. Konkordato süresi Sakarya’daki mahkemelerde 1 seneye kadar uzadı.

Mahkemelerin konkordato süresi ile ilgili bu kararı almasındaki en önemli etmenin, ‘firmaların girdikleri ekonomik dar boğazdan bir seneden daha kısa sürede çıkamayacakları yönündeki kanaat’ olduğu ifade ediliyor.

Konkordato sayısının bu kadar artmasına gerekçe olarak;

  • ekonomideki dalgalanmalar,
  • oynak döviz kuru ve
  • birbiri üstüne gelen zamlar gösteriliyor.

Ekonomik krizin derinleşmesi ve firma sahiplerinin artık önlerini görememeleri, borç ve kredi ödemelerinin 1 yılı aşkın dönemlere sarkması, Asliye Hukuk Mahkemelerinin daha önce verdikleri 3 aylık konkordato süresi kararlarının 1 seneye kadar çıkmasına sebep oldu.

Mahkemeler daha önce konkordato ilan eden firmalara 3’er aylık kesin mühlet verirken, dün Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce alınan karar ile A.. E… Alüminyum Statik Toz Boya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne 1 yıl kesin konkordato süresi verildi.

İflas Erteleme ile Konkordato arasındaki fark

15 soruda Konkordato nedir?

1. Borçlunun alacaklılarıyla yapmış olduğu ve mahkemenin tasdiki ile yürürlüğe giren bir tür anlaşmadır. Bu anlaşmada; borçlu, alacaklılarına kendilerine olan borcu ödeme konusunda alacaklarından ve faizinden kısmen feragat etmelerini yahut alacakları sabit kalmak kaydıyla kendisine daha uzun bir vade verilmesini veya hem alacakta indirim hem de vadede uzatımı birlikte ister.

Borçlu, borçlarını ödemek niyetinde olmasına rağmen ekonomik gelişmeler, piyasa koşulları gibi borçluyu etkileyen nedenlerle borcu ödemeden aciz duruma yahut borcu ödeyememe tehlikesine düşebilir.

Bu durumda, borçlu ya iflas yoluna gidip ekonomik varlığını ortadan kaldıracaktır ya da konkordato talebinde bulunarak hem ekonomik varlığını sürdürecek hem de alacaklının alacağı iflas haline göre daha fazla korunmuş olacaktır.

2. Konkordatonun iflas ve iflasın ertelenmesi kurumu ile arasındaki başlıca farklar nedir?

a-) Konkordato daha az masrafla yapılmasına rağmen iflas daha fazla maliyetlidir.

b-) İflasda borçlunun tasarruf ehliyeti tamamen ortadan kalkar; ancak konkordatoda tasarruf ehliyeti devam eder

c-) İflasta alacağını tamamen alamamış alacaklı müflisi takip edebilir. Ancak konkordatoda borçlu borcundan kesin olarak kurtulur. konkordato dışında kalmış alacaklılar alacağını talep edemezler

d-) İflasa ancak tacirler başvurabilirken konkordatoya başvurmak için tacir olmak şart değildir.

e-) İflasa tabi olsun olmasın, tüm borçlular ile iflas talebinde bulunabilen alacaklılar konkordato talebinde bulunabilirken, iflasın ertelenmesini sadece sermaye şirketleri ve kooperatifler talep edebilirler.

f-) İflasın ertelenmesine mahkemece karar verilebilmesi için alacaklıların rızası aranmaz. Ancak konkordatonun mahkemece onaylanabilmesi için toplantıya katılacakların belli sayıda olmasına bağlıdır.

g-) İflas ertelemesine pasifi aktifinden fazla (borca batık) olanlar başvurabilirken konkordatoya borcu vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan başvurabilir.

h-) İflasın ertelemesinde faizler işler, konkordatoda ise kural olarak konkordato mühletince faiz işlemez.

ı-) İflasın ertelenmesinde alacaklılar alacaklarından feragat edip etmeme konudan serbestken, konkordatoda ise genellikle alacaklarından bir kısmından feragat halinde başarıya ulaşır.

i-) Konkordato kısa sürerken, iflasın ertelenmesi 5 yıla kadar çıkabilmekteydi.

j-) İflasın ertelenmesi kurumu tamamen kaldırılmıştır.

3. Kimler konkordato talebinde bulunabilir?

İflasa tabi olsun/olmasın tüm borçlular konkordato talebinde bulunabileceği gibi, iflas talebinde bulunabilecek her alacaklı kimse de konkordato talebinde bulunabilir.

4. Konkordato neredeki ve hangi mahkemeden talep edilebilir?

İflasa tabi olan şirketler için borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi’nden, merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında ise Türkiye’deki şubenin, birden fazla şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi’nden, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi’nden talep edilecektir.

5. Alacaklıların konkordatodan nasıl haberi olacaktır?

Alacaklılar, komiser tarafından yapılacak ilânla, ilân tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklarını bildirmeye davet olunur. Ayrıca, ilânın birer sureti adresi belli olan alacaklılara posta ile gönderilir.

6. Konkordato süresi ne kadardır?

Borçlunun konkordato talebi ile yasada belirtilen ilgili belgelerin sunumu şartı ile mahkeme 3 ay geçici mühlet verecektir. Gerekli olduğu takdirde talep üzerine 2 ay da uzatılarak toplamda 5 ay olacaktır. Mahkeme kesin mühlet hakkındaki kararını ise geçici mühlet içinde verecektir. Kesin mühlet için mahkeme komiser raporunu inceleyecek konkordatonun başarıya ulaşması mümkün ise 1 yıllık kesin mühlet verecektir. Kesin mühlet gerekli olduğu takdirde 6 ay kadar da uzatılabilir.

Tüm sürelerin kullanılması halinde, konkordato süresi 23 aya kadar çıkabiliyor.

7. Hangi şartlarla konkordato tasdik ediliyor?

Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder) konkordato projesinin öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması 206. maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (Kısaca işçilik alacakları ve nafaka alacakları denebilir.)

Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması şartlarını birlikte taşıyan başvurucuların konkordato tasdiki mahkeme tarafından yapılacaktır.

8. Konkordato projesinde şart olan yeterli çoğunluktan kastedilen nedir?

Konkordato projesinde şart olan yeterli çoğunluktan kastedilen ise şudur: Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini, aşan bir çoğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır.

Örnekle şöyle açıklanabilir: Eğer Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını aşıyor ise Örnek: kaydedilmiş alacaklı sayınısın 120 kişi kaydedilmiş alacak miktarının 120.000,00 TL olduğu farz edilse projenin kabulü için alacaklı sayısının en az 61 kişi, alacak miktarının da 60.000,00 TL yi aşması gerekir.

Kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşıyor ise. Yine örneklendirecek olursak kaydedilmiş alacaklı sayınısın 120 kişi kaydedilmiş alacak miktarının 120.000,00 TL olduğu farz edilse projenin kabulü için alacaklı sayısının en az 31 kişi, alacak miktarının da 80.000,00 TL yi aşması gerekir.

9. Konkordato tasdik edilmesi ne anlama geliyor?

Kısaca; Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı hâle gelir. Bağlayıcı hâle gelen konkordato, konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan bütün alacaklar için mecburidir. Ancak İmtiyazlı alacaklı olan (işçilik alacakları ve nafaka alacakları), rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında ise konkordato bağlayıcı değildir. Konkordato teklifi, alacaklılar tarafından kabul edilir ve mahkemece tasdik edilirse, artık borçlu alacaklılarının vazgeçtikleri oranda borçlarından kurtulacaktır.

10. Konkordato başvurusunda bulunan şirketler mallarını satabilir mi?

Hakkında geçici veya kesin mühlet kararı verilen konkordato başvurusunda bulunan borçlunun tasarruf ehliyeti sınırlıdır. Konkordato süresinin ilanından sonra borçlu şirket, mallarını rehin edemez, taşınmaz mallarını satamaz, taşınmaz malları üzerinde mülkiyet hakkını kısıtlayıcı haklarlar oluşturamaz, mallarını bağışlayamaz rehin veremez.

11. Konkordato başvurusunun ve kararının hacizlere ve takiplere etkisi ne olacaktır?

Konkordato başvurusu ile birlikte gerek geçici, gerek kesin mühlet içinde konkortado kabul edilinceye kadar borçlu hakkında evvelce başlatılmış icra takipleri duracaktır. İhtiyati tedbir ve haciz kararları uygulanmayacaktır. Borçluya karşı hiçbir takip yapılamayacaktır. Konkordato mühleti verilmesi halinde konulmuş olan hacizler kalkmayacaktır. Hacizler ancak konkordatonun tasdiki veya mühletin kaldırılması kararının kesinleşmesi ile düşecektir.

12. Konkordatonun işçinin alacaklarına etkisi nedir?

Konkordato öncesi doğan işçi alacakları imtiyazlı alacaklardır. İşçiler ücret, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için icra takibi yapabilir veya yapılmış icra takiplerine devam edebilirler. İşçi alacaklarının konkordatoya yazdırılmış olması gerekir. Konkordatoya yazdırılmış işçi alacakları için konkordato zorunlu değildir. Herhangi bir indirime tabi olmaksızın alacaklarını talep edebilecektir.

13. Konkordato kararının alınmış olması işçilere fesih hakkı verir mi?

Şirketin konkordato kararı almış olması tek başına işçilere haklı fesih hakkı vermez. Ücretleri düzenli ödendiği, iş koşulları ağırlaştırılmadığı sürece, kısaca konkordato dışında haklı bir neden olmadıkça işçiler iş sözleşmelerini sona erdirirlerse kıdem ve ihbar tazminatı alamazlar. İşçiler buna dikkat etmelidir.

14. Eğer işçinin konkordato ilan eden şirketten ücret alacağı varsa ne yapmalı?

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre; hizmet akdine dayalı işçi çalıştıran işverenin konkordato ilan etmesi durumunda işçinin üç aylık ücreti Ücret Garanti Fonundan ödenecektir. Ancak kıdem ve ihbar taminatları bu garantiden yararlanamaz. Bundan başla işçilik alacağı olan kişi konkordato sürecine dahil olarak alacağını kaydettirmelidir.

15. İşçinin İŞKUR’dan ücret alacağını almasının şartları nedir?

Konkordato ilan eden işverenden ücret alacağı bulunan işçilerin dilekçe ile İŞKUR’a başvurarak ekine mahkemece verilen konkordato mühlet işçinin ücret alacağını aylar itibariyle gösteren işçi alacak belgesi eklemesi gerekmektedir. İşçiler bu başvuruyu kendileri bizzat yapabilecekleri gibi noter tasdikli vekâletnameye dayalı olarak vekilleri aracılığıyla da yapabilirler.

Ücret garanti fonu kapsamında işçilere, 3 ayı geçmemek üzere işverenden olan temel ücret alacakları kadar ödeme yapılmaktadır. Ücret garanti fonundan yararlanabilmek için bazı şartlar vardır; İşçinin son bir yıl içerisinde konkordato ilan edilen işyerinde çalışıyor olması, ve ücret alacağı için beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olması gereklidir. Yapılacak ödeme işçinin ödenmeyen üç aylık ücretiyle sınırlıdır. İşçinin ücreti ne olursa olsun SGK prim tavanını geçmeyen kısmı üç ayla sınırlı olmak üzere tam olarak İŞKUR tarafından ödenecektir.

Konkordato süresi bir yıla uzatıldı. İşte son karar başlıklı haber, www.medyabar.com internet sayfasında 11 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

2018 Ekimden beri oluşan Konkordato sayısı 1934!

2018 yılı Ekim ayından beri ilan edilen Konkordato sayısı 1934. AA verilerine göre şu ana kadar 905 firma da Konkordatodan çıktı.

Konkordatoya başvuran firma 1934, Konkordatodan çıkan şirket de 905.

AA muhabirinden alınan bilgiye göre, 2018 yılının son çeyreğinde zirveye ulaşan Konkordato sayısı, 2019 yılında bir nebze geriledi. Ekim ayından beri gerçekleşen Konkordato başvuru sayısı 1934 oldu.

Aylara göre başvurulan Konkordato Sayısı

2018 yılında firmalar tarafından başvurulan Konkordato sayısı;

  • Ekim ayında 455,
  • Kasım ayında 483,
  • Aralıkta ise 324 olarak gerçekleşti.

2019 yılında şirketler tarafından başvurulan Konkordato sayısı;

  • Ocak ayında 167,
  • Şubat ayında 156,
  • Mart ayında 96,
  • Nisan ayında 73,
  • Mayısta 97,
  • Haziranda da 83 adet oldu.

Buna göre, 2018 yılının son çeyreğinde konkordato başvuru sayısı bin 262 iken, dengelenme sürecinin belirginleşmesiyle geçen yılın son çeyreğinin beşte biri seviyesine gerilemek suretiyle Ekim ayından bu yana toplamda 1934 dosya olarak gerçekleşti.

Konkordatodan çıkan Firma sayısı da arttı

Bankalar ile şirketlerin yaptığı müzakereler sonucunda bugüne kadar 905 firma konkordatodan çıktı. Bu firmaların bankalara olan 10,4 milyar liralık kredi borcu konkordatodan çıkmakla birlikte, konkordato başvuruları bir taraftan yapılmaya devam ediyor.

Konkordatodan çıkan firma sayısının artmasında en önemli unsur, bankaların bu yönde attıkları olumlu adımlar oldu. Bankalar, bir taraftan kredi borçlarını ödemekte zorlanan firmalara daha fazla kolaylık sağlarken, diğer yandan da zordaki firmalara çözüm önerileri sundular.

Firmaların mali durumlarına uygun olarak Bankalarca sunulan çözüm paketleri, süreci suistimal etmeyen ve borcunu ödeme niyetinde olan firmalarla anlaşılma oranını arttırdı.

Konkordato ne demek?

Konkordato, İtalyancada uzlaşma, anlaşma manasına gelmektedir. Alacaklının da borçlunun da yerel Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne başvurarak talep edebildiği konkordato, genel manada borçlu ile alacaklı arasında yapılan ve mahkeme kararıyla bağlayıcı hale gelen yeniden yapılandırma anlaşması olarak tanımlanıyor.

Esasını 1881 yılına dayanan İsviçre iflas erteleme kanunundan alan 7101 nolu Konkordato Kanunu, 2018 yılı Mart ayında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

AA: 1934 firma konkordato ilan etti, 905 tanesi çıktı başlıklı haber, www.sozcu.com.tr internet sayfasında 27 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Kamu Müteahhidi, Kamu Kurumu’na İcra Takibi Başlatabilir!

Kamu Müteahhidi, Konkordato kapsamında Kamu Kurumu’na icra takibi başlatabilir. Devletten alacaklı olduğundan dolayı nakit sıkıntısına düşen bazı Kamu Müteahhitleri, konkordato ilan ediyor.

Kamu Müteahhidi

Sözcü gazetesinin yaptığı habere göre, Kamu Müteahhidi tarafından mahkemede açılan konkordato ilan davası kapsamında, mahkemenin müteahhit firmaya atadığı komiser, firmanın alacaklarını alamadığı Kamu Kurumu’na icra takibi başlatabilir. Veya devletin (Kamu Hizmetleri dışındaki) iktisadi teşekküllerindeki mallara haciz işlemi uygulayabilir.

Kimi firma alacaklarını alamadığından kimisi de borçlarını ödeyemediğinden dolayı, Türkiye’nin hemen hemen her yerinden artık konkordato haberleri geliyor. Son dönemde Konkordato ilan eden firmalar arasına devletle iş yapan şirketler de katıldı. Bu Devlet Müteahhidi şirketlere konkordato sürecinde atanan komiserler, firmanın finansal tablosunu düzenlerken alacakları da arıyor ve ödeme gününü teyit ediyor. Devletten gününde alacağını alamayan Kamu Müteahhidi, konkordato sürecinde Kamu Kurumlarına icra takibi başlatabilir.

Konkordato Komiseri, Yasal Yolla İcra Takibi Başlatabilir

Avukat Cenk Söbe, Devletin özel bir şirketle yaptığı protokol ile yükümlendiği borçlarını yerine getirmek zorunda olduğunu belirterek, Kamu Kurumu’nun da şirketlerle yaptığı anlaşmalara göre ödemelerini gününde yapmak zorunda olduğunu ifade etti. Söbe;

“Her ne kadar kamu otoritesini temsil etse de, ticari güvenlik ve devlete güven gereği devlet özel bir şirket gibi yaptığı sözleşmeler ile bağlıdır ve borcunu ödemek zorundadır. Bu durumda, Kamu ile özel şirket arasındaki sözleşme şartları sağladığı müddetçe, alacağını alamayan özel teşebbüs, alacağını yasal yollar ile tahsilata girişebilir. Kamu Müteahhidi ilgili Kamu Kurumu’na icra takibi başlatabilir.” dedi.

Devlete Haciz İşlemi Başlatabilir

Avukat Söbe, Devletin kamu hizmeti dışında başka amaçlarla kullanılan malları hakkında haciz işlemi başlatabileceğini söyledi. Söbe yaptığı açıklamada; “Bu durumda İcra İflas Kanunu’nun 82.maddesi “Devlet Malları” tabirini kullanarak bunların haczedilemeyeceğini belirtmiştir. Burada bahsi geçen devlet malları, kamu yararına tahsis edilmiş mallar olup, kamu geliri niteliğindeki nakit ve alacaklara haciz işlemi yapılamaz. Bu mallar bütçe yasasına tabidir ve haczedilemez. Ancak devlete bağlı döner sermayeli işletmelerin malları ve devletin kamu hizmeti dışında başka amaçlarla kullanılan malları hakkında haciz işlemi yapılabilir.

Örneğin ticari amaçlı sosyal tesisler, döner sermayeli hastaneler, market, restoran gibi işletmeler. Alacaklı olduğunu iddia eden taraf, bu tür işletmeler idareye bağlı olsa dahi haciz işlemi yapabilir.” dedi.

Konkordato Komiseri Alacak Kalemi olarak not eder

Bu işlemi konkordato komiserinin gerçekleştirebileceğini belirten Söbe, “Konkordato komiseri, ortada bir alacak varsa, devlet ya da özel farketmeksizin aynı işleme tabi tutar. Yasal işlemlerin başlatılması için gerekli şartlar oluşmuş ise, komiser bunu alacak kalemi olarak not alıp gerekli işlemleri başlatabilir.

Geçtiğimiz günlerde, büyük oranda Devlet Su İşleri’ne (DSİ) bağlı çok sayıda projede yer alan Özler Grup da konkordato ilan etmişti. Firmanın genel müdürü konkordato ilan etmelerinin nedenini, DSİ’den hakedişlerini alamamalarına bağlamıştı. DSİ yetkilileri ise 2018 başından bu yana ödemeler de aksamalar olduğunu ödemelerin birkaç güne düzeleceğini ifade etmişti.

Kaynak; https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/konkordato-sayilari-artti-firmalar-devlete-icra-takibi-baslatabilir-2699046/

100 bin Müteahhit Batma Riskiyle Karşı Karşıya!

İMKON Başkanı Tellioğlu; “Son dönemdeki fiyat artışları nedeniyle müteahhitler zorlanmaktadır. 100 bin kadar Müteahhit batma riskiyle karşı karşıya.”

Müteahhit

“Türkiye ekonomisinin lokomotifi konumundaki inşaat sektöründe 700 bin kişinin işsiz kalma riski var.”

Sözcü Gazetesi‘nin haberine göre, İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Başkanı Tahir Tellioğlu, Türkiye’de son 5 yıldır Müteahhitlik sektörünün sürdürülebilir olmaktan çıktığını ifade etti.

Tellioğlu, Müteahhitlik sektörünü adeta kitlenme noktasına getiren unsurları şu şekilde sıraladı;

  • durağanlaşan piyasa.
  • artan döviz kurları.
  • inşaat malzeme fiyatlarının yükselişi.

Tellioğlu; “Bu hususlar sektörü büyük bir krize ve buhrana sürükledi. İnşaat sektöründe bulunan Müteahhit firmaların şu ana kadar yaklaşık yüzde 20’si batmış durumda. Bu gidişle yıl sonuna kadar sektörün ilave yüzde 30’nun daha batma riskiyle karşı karşıya kalacağının ayak seslerini duymaktayız” dedi.

Tahir Tellioğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın bu duruma el atmasını bekliyoruz. Konu sadece sektörel anlamda 400 bine yakın olan müteahhidin, 100 bininin batma riski taşıması değildir. Bu 100 bin kadar müteahhit direkt olarak iflas etme riski taşırken, ilişkili oldukları ortalama 5’er alt taşeron firma, malzeme tedarikçileri, ve inşaatlarında istihdam ettikleri 700 bine yakın çalışanın işinden olma riski de var” şeklinde değerlendirdi.

Otobüsü Devirmemek Lazım

İMKON Başkanı Tellioğlu, ekonomik istikrar açısından inşaat sektörünün kaderine terk edilmemesi gerektiğini ifade etti. Tellioğlu; “Müteahhitler ortalama yüzde 15 – 30 aralığında bir kârla iş almaktadır. Müteahhitlerin bu haliyle son dönemde yüzde 70’lere yakın varan fiyat artışlarını sübvanse etmesine imkan yoktur. Sürdürülebilir bir sektör açısından kontrollü bir küçülmeye ihtiyaç vardır. Ancak bunu yaparken otobüsü devirmeden, Müteahhitler Odası altında mesleğe giriş ve işleyiş çerçevesini oluşturmak ve ülkemizde gereğinden fazla biriken müteahhitlik enerjisini daha profesyonel ve elenmiş bir şekilde yurtdışına taşımak durumundayız.” dedi.

Tellioğlu, son dönemde toplamda 3 bine yakın şirketin konkordato ilan ettiğine dikkat çekerken, sözlerine şöyle devam etti; “Maalesef konkordato ilan edenlerin yüzde 75’i inşaat sektörü ile ilişkili şirketler. Sektörün gerçekten ne kadar büyük bir sıkıntıya düştüğünü buradan görebiliriz. Konkordato ilanlarına daha sıkı şartlar getirilmek suretiyle art niyetli kişilere de fırsat verilmemelidir.”

Hükümetimiz zor durumda olan Müteahhit firmalara destek olmalı

İMKON Başkanı Tahir Tellioğlu hükümetten şu destek taleplerinde bulundu:

Fiyat Farkı Kararnamesi;

Hükümetimiz zorda olan müteahhitlere eşit ve adil bir şekilde, durumunu toparlayabileceklere Fiyat Farkı Kararnamesi uyarınca fiyat farkı vererek işini devam ettirip kurtarmasını sağlamalı.

Ek Süre;

Süre sıkıntısı olanlara cezasız ek süre vermeli.

Tasfiye Kararnamesi;

Henüz işe başlamamış veya yeni başlamış, ancak aciliyeti olmayan işlerin Tasfiye Kararnamesi ile hızlıca tasfiyelerinin yapılması sağlanmalı.

Teminat İadesi;

Son 3 aydır kriz ve zamlardan dolayı işe başlayamamış veya iş yapmak istemeyen firmaların yanmış olan teminatlarının iadesi ve yasaklılıklarının kaldırılması.

Tellioğlu; “Bu düzenlemeler sayesinde batma riski taşıyan kamu müteahhitlerinin önemli bir kısmı kurtarılacaktır.

Özel sektörün sorunlarının çözümü şu şekilde daha da kolaylaşacaktır;

  • Kat karşılığı iş yapan müteahhitlerimize işlerini teslim edebilmeleri için cezasız sınırlı yeni ek süre verilmeli.
  • Konut kredi faizleri sosyal nitelik şartları çerçevesinde düşürülmeli.
  • Yıl sonuna kadar sınırlı olmak üzere sıfır konut satışlarında sıfır tapu harç bedeli muafiyeti getirilerek özel sektör konut piyasası canlandırılmalıdır.

Konkordato Sonun Başlangıcı mı Demek?

Son dönemde yüzlerce işverenin peşpeşe başvurduğu Konkordato, firmalar için sonun başlangıcı mı demek oluyor? 2018 yılı yazından itibaren hızla artan döviz kuru ve buna bağlı kredi faizleri, şirketlere katlanan borçlar olarak yansıdı.

Konkordato

Son günlerde iç piyasada başgösteren nakit sıkışıklığı dolayısıyla içlerinde bazı köklü firmalar dahil, borçlarını vadesinde öyemeyecek hale geldi. Bazı firmalar için Konkordato, sonun başlangıcı mı demek?

2018 yılı yazından itibaren hızla artan döviz kuru ve buna bağlı kredi faizleri, şirketlere katlanan borçlar olarak yansıdı. Son dönemde yüzlerce işverenin peşpeşe başvurduğu Konkordato, firmalar için sonun başlangıcı mı demek oluyor? 

OHAL sürecinde kaldırılan iflas erteleme kanununa Mart ayında alternatif olarak çıkarılan konkordatoya hem de borçlu hem de alacaklı başvurabiliyor.

Konkordato teorik olarak, borçluya borcunun bir kısmını ödemek üzere alacaklısıyla uzlaşarak iflastan kurtulma şansı tanıyabiliyor. Bu sayede alacaklı da, borçlunun iflası durumunda tahsil edemeyeceği parasının en azından belli bir kısmını tahsil edebilme imkanı buluyor. Bu durumdaki birçok borçlu, ‘Borç Yapılandırma Anlaşması’ anlamına gelen Konkordato başvurusu için soluğu mahkemelerde alıyor.’Borç Yapılandırma Anlaşması’ iflası önlemeye yetecek mi?

Uzmanlara göre, her iki taraf da iyi niyetli olsa dahi, tek başına konkordato benzeri hukuki düzenlemeler, nakit sıkışıklığı yaşayan birçok şirketi iflastan kurtarmaya yetmeyebilir.

Sabahattin Zaim Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Atalay’a göre, sorunun kök sebebine inilmesi gerekir. Zira Atalay, temel sorunu bulup, ona karşı çözüm üretmedikçe, konkordato sonu ötelemekten başka bir işe yaramayacağı kanaatinde.

Atalay; “Geçmişte her kriz sonrasında icra iflas hükümlerinde belli revizyonlar oldu. Ekonomik sorunlar hukuki düzenlemeyle bir yere kadar ertelenebilir. 2001 krizinin aksine bugün piyasada belirgin bir ödeme güçlüğü var. 2019 yılının ikinci yarısına kadar yüksek miktarda finansman sağlanması gerekir. Aksi taktirde ciddi iflaslar olacaktır,” uyarısında bulundu.

Atalay, ciddi bir likidite darlığının yaşandığı gerçeğiyle devlet, acilen bankalara verilecek desteklerle KOBİ’lere ucuz finansman sağlayıcı tedbirler alması gerektiğini belirtti.

Başvuran Firma sayısı 3 binden fazla

Sektörel olarak inşaat, gıda, giyim ve perakende ana sektörlerinin başı çektiği konkordatoya şu ana kadar başvuran şirket sayısının 3 binden fazla olduğu tahmin ediliyor. Alt sektörler arasında restoran zinciri, AVM, ayakkabı, ambalaj ve lojistik firmaları yer alıyor.

Mahkeme, başvurudan sonraki beş ay içinde karar vermek zorunda. Karardan sonra başarılı olması beklenen taraflara, en fazla altı ay uzatılabilmek kaydıyla bir yıla kadar kesin mühlet veriliyor. Sonuçta tüm süreç en fazla 23 ayı bulabiliyor. Davanın reddedilmesi halinde, borçluya uygulanan koruma tedbiri kalkıyor ve mahkeme borçlunun iflasına karar veriyor.

Konkordatoya başvuran şirketlerin yarıdan fazlasının tüm bu süre alınsa dahi kapanma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Atalay; “Çoğunun yeterli öz sermayesi yok, dış finansman kaynaklı çalışıyorlar. Bu şekilde zaman kazanmak nakit girişi demek olmayabilir. Kârlılık oranlarının hızla azaldığı ve düşük faizli kredi bulmanın neredeyse imkânsız olduğu bir ortamda işlerin zamanla düzelmesini beklemek fazla iyimserlik olur.” dedi.

Sıra işten çıkarmalara geldi

Atalay, piyasadaki farklı sektörlerden işletmelerin işten çıkarmalara başladığına dikkat çekerek, nakit sıkışıklığı sorununun çözülememesi halinde domino etkisi yapabileceğini vurguladı. Atalay; “Muhtemel bir iflas dalgası başta alacaklıları etkilerken, istihdam kaybından, tedarik ve dağıtım zincirinin bozulmasına, batık kredilere ve piyasada tekelleşmeye kadar zincir reaksyion etkisi yaratabilir.” dedi.

Türkiye’nin önde gelen gıda ve içecek firmalarına ambalaj üreten Rosti Tebplast kurucusu Abdullah Teber de; “Sektörde bir yaprak dökümünün rekabetçiliği ciddi manada tırpanlamasından korkuyoruz. Belli gıda dallarında birbirine rakip, on yılların tecrübesine sahip Türk firmaların borç yükünden dolayı artık ayakta duramaz hale geldiğini üzülerek görüyoruz,” dedi.

Neredeyse tüm sektörlerde finansman maliyetlerinin şirketlerin faaliyet karlarının üzerine çıktığını belirten İstanbul Hazır Giyim Ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) üyesi Hikmet Tanrıverdi de; “Sanayici açısından durum daha kritik. Bankalardan kredi almak çok daha zorlaştı. 24 milyon lira borcu ve buna karşın 126 milyon lira alacağı olan bir işletmenin konkordatoya başvurduğunu biliyorum. Piyasada ciddi bir nakit akışı sıkıntısı var.” dedi.

Ekonomist Ali Rıza Özalp, öz kaynak açığı olan firmaların icra baskısına maruz kalmamak için konkordatoya yöneldiğini belirtti. Mevcut durumu bankaların aktif kalitesini bozan makro ekonomik bir sorun olarak nitelendiren Özalp, konkordatonun revize edilmesi gerektiğini savundu. Özalp; “BDDK’nın Haziran 2018 dönemi raporuna göre gayri nakdi krediler toplamı 761 milyar Türk Lirası. Bu tutarın 460 milyar lirası da döviz cinsi üzerinden. Gerçekten borç tasfiyesi yapmak isteyen işletmelerin konkordato talepleri, bankalar tarafından da desteklenecektir,” dedi.

5-6 bin Avukat, Konkordato işlemlerine müdahil oldu

Avukat Satılmış Şahin; “Piyasa aktörleri 2 seneye kadar işler düzelir umuduyla çaresiz bir şekilde çözüm yolları arıyor. Bize gelen vakaların bazıları çok vahim, şirketler bankalardan ek süre istiyor, yanıt gelmezse konkordatoya gidiyorlar.

Son günlerde 250 milyon liranın üstünde borç miktarıyla konkordato başvuruları arttı. Yakında bu kervana 3-5 milyar liralık borçlu holdinglerin de katılma ihtimali var. İyi niyetle getirilmiş bir sistem olmasına rağmen konkordato ne kadar başarılı olur, göreceğiz.” dedi.

Şahin, yakın zamana kadar Türkiye genelinde iflasın korunması davalarına en fazla 50 uzman avukat bakarken, şimdi 5-6 bin avukatın bu işlemlere müdahil olmaya başladığını belirtti.

Konkordato ne demek?

Konkordato, İtalyancada uzlaşma, anlaşma manasına gelmektedir. Alacaklının da borçlunun da yerel Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne başvurarak talep edebildiği konkordato, genel manada borçlu ile alacaklı arasında yapılan ve mahkeme kararıyla bağlayıcı hale gelen yeniden yapılandırma anlaşması olarak tanımlanıyor.

Esasını 1881 yılına dayanan İsviçre iflas erteleme kanunundan alan 7101 nolu Konkordato Kanunu, mart ayında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Kanunda Borçlu Başvuru Süreci; “borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir” şeklinde açıklanıyor.

Borçlunun iflası durumunda alacaklarının tamamını alamama riskinin farkında olan alacaklılar genellikle alacaklarının belli bir kısmından vazgeçebiliyor. Konkordato ilan eden şirket bu sürede mallarını, taşınmazlarını satamıyor.

İşsizlik Sigortası kanunu uyarınca işçilerinin üç aylık ücreti Ücret Garanti Fonu’ndan ödeniyor.Kişi, firma adına da şahsi konkordatoya da başvurabiliyor.

Kaynak; https://tr.euronews.com/2018/10/08/konkordato-bazi-firmalar-icin-sonun-baslangici-mi