2018 Ekimden beri oluşan Konkordato sayısı 1934!

2018 yılı Ekim ayından beri ilan edilen Konkordato sayısı 1934. AA verilerine göre şu ana kadar 905 firma da Konkordatodan çıktı.

Konkordatoya başvuran firma 1934, Konkordatodan çıkan şirket de 905.

AA muhabirinden alınan bilgiye göre, 2018 yılının son çeyreğinde zirveye ulaşan Konkordato sayısı, 2019 yılında bir nebze geriledi. Ekim ayından beri gerçekleşen Konkordato başvuru sayısı 1934 oldu.

Aylara göre başvurulan Konkordato Sayısı

2018 yılında firmalar tarafından başvurulan Konkordato sayısı;

  • Ekim ayında 455,
  • Kasım ayında 483,
  • Aralıkta ise 324 olarak gerçekleşti.

2019 yılında şirketler tarafından başvurulan Konkordato sayısı;

  • Ocak ayında 167,
  • Şubat ayında 156,
  • Mart ayında 96,
  • Nisan ayında 73,
  • Mayısta 97,
  • Haziranda da 83 adet oldu.

Buna göre, 2018 yılının son çeyreğinde konkordato başvuru sayısı bin 262 iken, dengelenme sürecinin belirginleşmesiyle geçen yılın son çeyreğinin beşte biri seviyesine gerilemek suretiyle Ekim ayından bu yana toplamda 1934 dosya olarak gerçekleşti.

Konkordatodan çıkan Firma sayısı da arttı

Bankalar ile şirketlerin yaptığı müzakereler sonucunda bugüne kadar 905 firma konkordatodan çıktı. Bu firmaların bankalara olan 10,4 milyar liralık kredi borcu konkordatodan çıkmakla birlikte, konkordato başvuruları bir taraftan yapılmaya devam ediyor.

Konkordatodan çıkan firma sayısının artmasında en önemli unsur, bankaların bu yönde attıkları olumlu adımlar oldu. Bankalar, bir taraftan kredi borçlarını ödemekte zorlanan firmalara daha fazla kolaylık sağlarken, diğer yandan da zordaki firmalara çözüm önerileri sundular.

Firmaların mali durumlarına uygun olarak Bankalarca sunulan çözüm paketleri, süreci suistimal etmeyen ve borcunu ödeme niyetinde olan firmalarla anlaşılma oranını arttırdı.

Konkordato ne demek?

Konkordato, İtalyancada uzlaşma, anlaşma manasına gelmektedir. Alacaklının da borçlunun da yerel Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne başvurarak talep edebildiği konkordato, genel manada borçlu ile alacaklı arasında yapılan ve mahkeme kararıyla bağlayıcı hale gelen yeniden yapılandırma anlaşması olarak tanımlanıyor.

Esasını 1881 yılına dayanan İsviçre iflas erteleme kanunundan alan 7101 nolu Konkordato Kanunu, 2018 yılı Mart ayında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

AA: 1934 firma konkordato ilan etti, 905 tanesi çıktı başlıklı haber, www.sozcu.com.tr internet sayfasında 27 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Kamu Müteahhidi, Kamu Kurumu’na İcra Takibi Başlatabilir!

Kamu Müteahhidi, Konkordato kapsamında Kamu Kurumu’na icra takibi başlatabilir. Devletten alacaklı olduğundan dolayı nakit sıkıntısına düşen bazı Kamu Müteahhitleri, konkordato ilan ediyor.

Kamu Müteahhidi

Sözcü gazetesinin yaptığı habere göre, Kamu Müteahhidi tarafından mahkemede açılan konkordato ilan davası kapsamında, mahkemenin müteahhit firmaya atadığı komiser, firmanın alacaklarını alamadığı Kamu Kurumu’na icra takibi başlatabilir. Veya devletin (Kamu Hizmetleri dışındaki) iktisadi teşekküllerindeki mallara haciz işlemi uygulayabilir.

Kimi firma alacaklarını alamadığından kimisi de borçlarını ödeyemediğinden dolayı, Türkiye’nin hemen hemen her yerinden artık konkordato haberleri geliyor. Son dönemde Konkordato ilan eden firmalar arasına devletle iş yapan şirketler de katıldı. Bu Devlet Müteahhidi şirketlere konkordato sürecinde atanan komiserler, firmanın finansal tablosunu düzenlerken alacakları da arıyor ve ödeme gününü teyit ediyor. Devletten gününde alacağını alamayan Kamu Müteahhidi, konkordato sürecinde Kamu Kurumlarına icra takibi başlatabilir.

Konkordato Komiseri, Yasal Yolla İcra Takibi Başlatabilir

Avukat Cenk Söbe, Devletin özel bir şirketle yaptığı protokol ile yükümlendiği borçlarını yerine getirmek zorunda olduğunu belirterek, Kamu Kurumu’nun da şirketlerle yaptığı anlaşmalara göre ödemelerini gününde yapmak zorunda olduğunu ifade etti. Söbe;

“Her ne kadar kamu otoritesini temsil etse de, ticari güvenlik ve devlete güven gereği devlet özel bir şirket gibi yaptığı sözleşmeler ile bağlıdır ve borcunu ödemek zorundadır. Bu durumda, Kamu ile özel şirket arasındaki sözleşme şartları sağladığı müddetçe, alacağını alamayan özel teşebbüs, alacağını yasal yollar ile tahsilata girişebilir. Kamu Müteahhidi ilgili Kamu Kurumu’na icra takibi başlatabilir.” dedi.

Devlete Haciz İşlemi Başlatabilir

Avukat Söbe, Devletin kamu hizmeti dışında başka amaçlarla kullanılan malları hakkında haciz işlemi başlatabileceğini söyledi. Söbe yaptığı açıklamada; “Bu durumda İcra İflas Kanunu’nun 82.maddesi “Devlet Malları” tabirini kullanarak bunların haczedilemeyeceğini belirtmiştir. Burada bahsi geçen devlet malları, kamu yararına tahsis edilmiş mallar olup, kamu geliri niteliğindeki nakit ve alacaklara haciz işlemi yapılamaz. Bu mallar bütçe yasasına tabidir ve haczedilemez. Ancak devlete bağlı döner sermayeli işletmelerin malları ve devletin kamu hizmeti dışında başka amaçlarla kullanılan malları hakkında haciz işlemi yapılabilir.

Örneğin ticari amaçlı sosyal tesisler, döner sermayeli hastaneler, market, restoran gibi işletmeler. Alacaklı olduğunu iddia eden taraf, bu tür işletmeler idareye bağlı olsa dahi haciz işlemi yapabilir.” dedi.

Konkordato Komiseri Alacak Kalemi olarak not eder

Bu işlemi konkordato komiserinin gerçekleştirebileceğini belirten Söbe, “Konkordato komiseri, ortada bir alacak varsa, devlet ya da özel farketmeksizin aynı işleme tabi tutar. Yasal işlemlerin başlatılması için gerekli şartlar oluşmuş ise, komiser bunu alacak kalemi olarak not alıp gerekli işlemleri başlatabilir.

Geçtiğimiz günlerde, büyük oranda Devlet Su İşleri’ne (DSİ) bağlı çok sayıda projede yer alan Özler Grup da konkordato ilan etmişti. Firmanın genel müdürü konkordato ilan etmelerinin nedenini, DSİ’den hakedişlerini alamamalarına bağlamıştı. DSİ yetkilileri ise 2018 başından bu yana ödemeler de aksamalar olduğunu ödemelerin birkaç güne düzeleceğini ifade etmişti.

Kaynak; https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonomi/konkordato-sayilari-artti-firmalar-devlete-icra-takibi-baslatabilir-2699046/

100 bin Müteahhit Batma Riskiyle Karşı Karşıya!

İMKON Başkanı Tellioğlu; “Son dönemdeki fiyat artışları nedeniyle müteahhitler zorlanmaktadır. 100 bin kadar Müteahhit batma riskiyle karşı karşıya.”

Müteahhit

“Türkiye ekonomisinin lokomotifi konumundaki inşaat sektöründe 700 bin kişinin işsiz kalma riski var.”

Sözcü Gazetesi‘nin haberine göre, İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Başkanı Tahir Tellioğlu, Türkiye’de son 5 yıldır Müteahhitlik sektörünün sürdürülebilir olmaktan çıktığını ifade etti.

Tellioğlu, Müteahhitlik sektörünü adeta kitlenme noktasına getiren unsurları şu şekilde sıraladı;

  • durağanlaşan piyasa.
  • artan döviz kurları.
  • inşaat malzeme fiyatlarının yükselişi.

Tellioğlu; “Bu hususlar sektörü büyük bir krize ve buhrana sürükledi. İnşaat sektöründe bulunan Müteahhit firmaların şu ana kadar yaklaşık yüzde 20’si batmış durumda. Bu gidişle yıl sonuna kadar sektörün ilave yüzde 30’nun daha batma riskiyle karşı karşıya kalacağının ayak seslerini duymaktayız” dedi.

Tahir Tellioğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın bu duruma el atmasını bekliyoruz. Konu sadece sektörel anlamda 400 bine yakın olan müteahhidin, 100 bininin batma riski taşıması değildir. Bu 100 bin kadar müteahhit direkt olarak iflas etme riski taşırken, ilişkili oldukları ortalama 5’er alt taşeron firma, malzeme tedarikçileri, ve inşaatlarında istihdam ettikleri 700 bine yakın çalışanın işinden olma riski de var” şeklinde değerlendirdi.

Otobüsü Devirmemek Lazım

İMKON Başkanı Tellioğlu, ekonomik istikrar açısından inşaat sektörünün kaderine terk edilmemesi gerektiğini ifade etti. Tellioğlu; “Müteahhitler ortalama yüzde 15 – 30 aralığında bir kârla iş almaktadır. Müteahhitlerin bu haliyle son dönemde yüzde 70’lere yakın varan fiyat artışlarını sübvanse etmesine imkan yoktur. Sürdürülebilir bir sektör açısından kontrollü bir küçülmeye ihtiyaç vardır. Ancak bunu yaparken otobüsü devirmeden, Müteahhitler Odası altında mesleğe giriş ve işleyiş çerçevesini oluşturmak ve ülkemizde gereğinden fazla biriken müteahhitlik enerjisini daha profesyonel ve elenmiş bir şekilde yurtdışına taşımak durumundayız.” dedi.

Tellioğlu, son dönemde toplamda 3 bine yakın şirketin konkordato ilan ettiğine dikkat çekerken, sözlerine şöyle devam etti; “Maalesef konkordato ilan edenlerin yüzde 75’i inşaat sektörü ile ilişkili şirketler. Sektörün gerçekten ne kadar büyük bir sıkıntıya düştüğünü buradan görebiliriz. Konkordato ilanlarına daha sıkı şartlar getirilmek suretiyle art niyetli kişilere de fırsat verilmemelidir.”

Hükümetimiz zor durumda olan Müteahhit firmalara destek olmalı

İMKON Başkanı Tahir Tellioğlu hükümetten şu destek taleplerinde bulundu:

Fiyat Farkı Kararnamesi;

Hükümetimiz zorda olan müteahhitlere eşit ve adil bir şekilde, durumunu toparlayabileceklere Fiyat Farkı Kararnamesi uyarınca fiyat farkı vererek işini devam ettirip kurtarmasını sağlamalı.

Ek Süre;

Süre sıkıntısı olanlara cezasız ek süre vermeli.

Tasfiye Kararnamesi;

Henüz işe başlamamış veya yeni başlamış, ancak aciliyeti olmayan işlerin Tasfiye Kararnamesi ile hızlıca tasfiyelerinin yapılması sağlanmalı.

Teminat İadesi;

Son 3 aydır kriz ve zamlardan dolayı işe başlayamamış veya iş yapmak istemeyen firmaların yanmış olan teminatlarının iadesi ve yasaklılıklarının kaldırılması.

Tellioğlu; “Bu düzenlemeler sayesinde batma riski taşıyan kamu müteahhitlerinin önemli bir kısmı kurtarılacaktır.

Özel sektörün sorunlarının çözümü şu şekilde daha da kolaylaşacaktır;

  • Kat karşılığı iş yapan müteahhitlerimize işlerini teslim edebilmeleri için cezasız sınırlı yeni ek süre verilmeli.
  • Konut kredi faizleri sosyal nitelik şartları çerçevesinde düşürülmeli.
  • Yıl sonuna kadar sınırlı olmak üzere sıfır konut satışlarında sıfır tapu harç bedeli muafiyeti getirilerek özel sektör konut piyasası canlandırılmalıdır.

Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ de Konkordato Talebinde Bulundu!

Hülya Koçyiğit’in kızı ve damadına ait olan Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ de konkordato talebinde bulundu. 3 otelin sahibi ünlü aile dava dilekçesinde, borçlarına erteleme ve taksitlendirme talep etti.

Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ

Yüzde 100’ü Ender Alkoçlar’a ait, toplam 1400 yatak kapasiteli 3 otelin işletmecisi Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ de konkordato talebinde bulunan firmalara eklendi.

Hürriyet muhabirinin yaptığı habere göre, 1950’li yıllardan beri turizm sektöründe faaliyet gösteren Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ de konkordato talep etmek durumunda kaldı. İstanbul Ticaret Mahkemesi‘ne dava dilekçesi ile başvuran ünlü ailenin turizm şirketi Alkoçlar, borçlarına 9 ay erteleme talebi ile 3 eşit taksitte 3 yıllık ödeme planı teklifinde bulundu.

Kemer, Bodrum ve Alaçatı’daki toplam 1400 yatak kapasiteli 3 otelin işletmeciliğini yapan Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ, İstanbul Ticaret Mahkemesi’nde geçtiğimiz hafta dava açmak suretiyle konkordato talep etti. Dava dilekçesinde gerekçe olarak 2015 yılından beri yaşanan bazı olumsuzlukların sektörel anlamda turizmi de olumsuz etkilediği belirtildi. Bu süreçten Alkoçlar’ın da etkilendiği kaydedilen dava dilekçesinde; hak edişlere karşın tahsilatların uzun vadeli çeklerle yapılması sebebiyle mali dengelerinin sarsıldığı kaydedildi.

Dava dilekçesinde Alkoçlar, şirketin vadesi gelen borçlarını ödeyememe ve icra takipleri baskısıyla faaliyetlerini sürdürememe noktasına geldiği, sonuç olarak faaliyetlerini tahliye etme durumu ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. 2019 yılı turizm sezonundan ve sonrasından ümitli olduklarını ifade eden Alkoçlar, kurlardaki artış avantajı ve uzun vadeye yayılan alacaklarının tahsili ile ödemeler dengesini tekrar kurabileceklerini belirtti.

Alkoçlar Otelcilik ve Turizm AŞ sunduğu dava dilekçesinde, şu an için 64.8 milyon Türk Lirası olan borçlarının ödenmesi için süre talebinde bulundu. Şirket avukatı Emre Ergenç tarafından açılan konkordato dava dilekçesinde; borçlara 9 ay erteleme talebi ile, 3 yıl içinde 3 eşit taksit halinde gerçekleşecek bir ödeme planı teklifinde bulunuldu.

Bankalardan Kredi Alamıyoruz

Avukat Ergenç yaptığı açıklamada, bu başvuru ile tüm paydaşların korunmasının amaçlandığını ifade etti. Ergenç; “Bin 300 kişinin istihdam edildiği şirketin devamlılığını sağlamak istiyoruz. Bankalardan yüksek faizle dahi kredi alamıyoruz. Bu sebeple geçici bir nakit sıkışıklığı yaşıyoruz. Nakit akışını düzenlemek ve yeni sezona sorunsuz girebilmek için vadeli konkordato talep ettik. Bu suretle borçları yeniden yapılandırabileceğiz.” dedi.

Geçtiğimiz Ay Kuşadası Alkoçlar Adakule Otel’e İcra Gelmişti

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde hizmet veren Alkoçlar Adakule Otel‘e geçtiğimiz Eylül ayı başında, kira alacağının mülk sahibine ödenmemesi üzerine haciz gelmişti. Tatile gelen 700 tatilci, İcra Müdürlüğü tarafından gelen haciz nedeniyle, polis nezaretinde tahliye edilmiş, tatilciler çevredeki otellere yerleştirilmişti.

Konkordato Sonun Başlangıcı mı Demek?

Son dönemde yüzlerce işverenin peşpeşe başvurduğu Konkordato, firmalar için sonun başlangıcı mı demek oluyor? 2018 yılı yazından itibaren hızla artan döviz kuru ve buna bağlı kredi faizleri, şirketlere katlanan borçlar olarak yansıdı.

Konkordato

Son günlerde iç piyasada başgösteren nakit sıkışıklığı dolayısıyla içlerinde bazı köklü firmalar dahil, borçlarını vadesinde öyemeyecek hale geldi. Bazı firmalar için Konkordato, sonun başlangıcı mı demek?

2018 yılı yazından itibaren hızla artan döviz kuru ve buna bağlı kredi faizleri, şirketlere katlanan borçlar olarak yansıdı. Son dönemde yüzlerce işverenin peşpeşe başvurduğu Konkordato, firmalar için sonun başlangıcı mı demek oluyor? 

OHAL sürecinde kaldırılan iflas erteleme kanununa Mart ayında alternatif olarak çıkarılan konkordatoya hem de borçlu hem de alacaklı başvurabiliyor.

Konkordato teorik olarak, borçluya borcunun bir kısmını ödemek üzere alacaklısıyla uzlaşarak iflastan kurtulma şansı tanıyabiliyor. Bu sayede alacaklı da, borçlunun iflası durumunda tahsil edemeyeceği parasının en azından belli bir kısmını tahsil edebilme imkanı buluyor. Bu durumdaki birçok borçlu, ‘Borç Yapılandırma Anlaşması’ anlamına gelen Konkordato başvurusu için soluğu mahkemelerde alıyor.’Borç Yapılandırma Anlaşması’ iflası önlemeye yetecek mi?

Uzmanlara göre, her iki taraf da iyi niyetli olsa dahi, tek başına konkordato benzeri hukuki düzenlemeler, nakit sıkışıklığı yaşayan birçok şirketi iflastan kurtarmaya yetmeyebilir.

Sabahattin Zaim Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Atalay’a göre, sorunun kök sebebine inilmesi gerekir. Zira Atalay, temel sorunu bulup, ona karşı çözüm üretmedikçe, konkordato sonu ötelemekten başka bir işe yaramayacağı kanaatinde.

Atalay; “Geçmişte her kriz sonrasında icra iflas hükümlerinde belli revizyonlar oldu. Ekonomik sorunlar hukuki düzenlemeyle bir yere kadar ertelenebilir. 2001 krizinin aksine bugün piyasada belirgin bir ödeme güçlüğü var. 2019 yılının ikinci yarısına kadar yüksek miktarda finansman sağlanması gerekir. Aksi taktirde ciddi iflaslar olacaktır,” uyarısında bulundu.

Atalay, ciddi bir likidite darlığının yaşandığı gerçeğiyle devlet, acilen bankalara verilecek desteklerle KOBİ’lere ucuz finansman sağlayıcı tedbirler alması gerektiğini belirtti.

Başvuran Firma sayısı 3 binden fazla

Sektörel olarak inşaat, gıda, giyim ve perakende ana sektörlerinin başı çektiği konkordatoya şu ana kadar başvuran şirket sayısının 3 binden fazla olduğu tahmin ediliyor. Alt sektörler arasında restoran zinciri, AVM, ayakkabı, ambalaj ve lojistik firmaları yer alıyor.

Mahkeme, başvurudan sonraki beş ay içinde karar vermek zorunda. Karardan sonra başarılı olması beklenen taraflara, en fazla altı ay uzatılabilmek kaydıyla bir yıla kadar kesin mühlet veriliyor. Sonuçta tüm süreç en fazla 23 ayı bulabiliyor. Davanın reddedilmesi halinde, borçluya uygulanan koruma tedbiri kalkıyor ve mahkeme borçlunun iflasına karar veriyor.

Konkordatoya başvuran şirketlerin yarıdan fazlasının tüm bu süre alınsa dahi kapanma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Atalay; “Çoğunun yeterli öz sermayesi yok, dış finansman kaynaklı çalışıyorlar. Bu şekilde zaman kazanmak nakit girişi demek olmayabilir. Kârlılık oranlarının hızla azaldığı ve düşük faizli kredi bulmanın neredeyse imkânsız olduğu bir ortamda işlerin zamanla düzelmesini beklemek fazla iyimserlik olur.” dedi.

Sıra işten çıkarmalara geldi

Atalay, piyasadaki farklı sektörlerden işletmelerin işten çıkarmalara başladığına dikkat çekerek, nakit sıkışıklığı sorununun çözülememesi halinde domino etkisi yapabileceğini vurguladı. Atalay; “Muhtemel bir iflas dalgası başta alacaklıları etkilerken, istihdam kaybından, tedarik ve dağıtım zincirinin bozulmasına, batık kredilere ve piyasada tekelleşmeye kadar zincir reaksyion etkisi yaratabilir.” dedi.

Türkiye’nin önde gelen gıda ve içecek firmalarına ambalaj üreten Rosti Tebplast kurucusu Abdullah Teber de; “Sektörde bir yaprak dökümünün rekabetçiliği ciddi manada tırpanlamasından korkuyoruz. Belli gıda dallarında birbirine rakip, on yılların tecrübesine sahip Türk firmaların borç yükünden dolayı artık ayakta duramaz hale geldiğini üzülerek görüyoruz,” dedi.

Neredeyse tüm sektörlerde finansman maliyetlerinin şirketlerin faaliyet karlarının üzerine çıktığını belirten İstanbul Hazır Giyim Ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) üyesi Hikmet Tanrıverdi de; “Sanayici açısından durum daha kritik. Bankalardan kredi almak çok daha zorlaştı. 24 milyon lira borcu ve buna karşın 126 milyon lira alacağı olan bir işletmenin konkordatoya başvurduğunu biliyorum. Piyasada ciddi bir nakit akışı sıkıntısı var.” dedi.

Ekonomist Ali Rıza Özalp, öz kaynak açığı olan firmaların icra baskısına maruz kalmamak için konkordatoya yöneldiğini belirtti. Mevcut durumu bankaların aktif kalitesini bozan makro ekonomik bir sorun olarak nitelendiren Özalp, konkordatonun revize edilmesi gerektiğini savundu. Özalp; “BDDK’nın Haziran 2018 dönemi raporuna göre gayri nakdi krediler toplamı 761 milyar Türk Lirası. Bu tutarın 460 milyar lirası da döviz cinsi üzerinden. Gerçekten borç tasfiyesi yapmak isteyen işletmelerin konkordato talepleri, bankalar tarafından da desteklenecektir,” dedi.

5-6 bin Avukat, Konkordato işlemlerine müdahil oldu

Avukat Satılmış Şahin; “Piyasa aktörleri 2 seneye kadar işler düzelir umuduyla çaresiz bir şekilde çözüm yolları arıyor. Bize gelen vakaların bazıları çok vahim, şirketler bankalardan ek süre istiyor, yanıt gelmezse konkordatoya gidiyorlar.

Son günlerde 250 milyon liranın üstünde borç miktarıyla konkordato başvuruları arttı. Yakında bu kervana 3-5 milyar liralık borçlu holdinglerin de katılma ihtimali var. İyi niyetle getirilmiş bir sistem olmasına rağmen konkordato ne kadar başarılı olur, göreceğiz.” dedi.

Şahin, yakın zamana kadar Türkiye genelinde iflasın korunması davalarına en fazla 50 uzman avukat bakarken, şimdi 5-6 bin avukatın bu işlemlere müdahil olmaya başladığını belirtti.

Konkordato ne demek?

Konkordato, İtalyancada uzlaşma, anlaşma manasına gelmektedir. Alacaklının da borçlunun da yerel Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne başvurarak talep edebildiği konkordato, genel manada borçlu ile alacaklı arasında yapılan ve mahkeme kararıyla bağlayıcı hale gelen yeniden yapılandırma anlaşması olarak tanımlanıyor.

Esasını 1881 yılına dayanan İsviçre iflas erteleme kanunundan alan 7101 nolu Konkordato Kanunu, mart ayında Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Kanunda Borçlu Başvuru Süreci; “borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir” şeklinde açıklanıyor.

Borçlunun iflası durumunda alacaklarının tamamını alamama riskinin farkında olan alacaklılar genellikle alacaklarının belli bir kısmından vazgeçebiliyor. Konkordato ilan eden şirket bu sürede mallarını, taşınmazlarını satamıyor.

İşsizlik Sigortası kanunu uyarınca işçilerinin üç aylık ücreti Ücret Garanti Fonu’ndan ödeniyor.Kişi, firma adına da şahsi konkordatoya da başvurabiliyor.

Kaynak; https://tr.euronews.com/2018/10/08/konkordato-bazi-firmalar-icin-sonun-baslangici-mi

Bankalara Karşı Şahsi Konkordato!

Aydın ili Kuşadası ilçesinde faaliyet gösteren İnşaat Firması sahibi, bankalara karşı korunma amaçlı Şahsi Konkordato ilan etti.

Bankalara Karşı Şahsi Konkordato

Bankalara Karşı Şahsi Konkordato

DHA’nın yaptığı habere göre; Aydın ili Kuşadası ilçesinde faaliyet göstermekte olan firmanın sahibi Ahmet Şengel, Şahsi Konkordato için mahkemeye başvurdu. Şengel İnşaat sahibi Ahmet Şengel, Türkiye genelinde şahsi konkordato talep eden 2nci şahıs oldu. Şengel konu ile ilgili, mallarına bankalar tarafından, rayicinden daha düşük bir bedelle konulmasına karşı önlem olarak böyle bir yolu tercih ettiğini ifade etti.

Kuşadası‘nda faaliyet göstermekte olan inşaat şirketinin sahibi Ahmet Şengel, kişisel mal varlığını teminat olarak gösterip banka kredisi kullandıklarını, finansal problemlerden ötürü kredileri vadesinde ödeyemedikleri için bankaların mallarınız haraç mezat satmaya kalktığını ifade etti. Bu girişimi önlemek için onur savaşı verdiklerini ifade eden Şengel; “Bankalar acımasızca davranmak suretiyle, yaşanan ekonomik sıkıntıları fırsata çevirmeye çalışmakta. Mal varlığımızın değeri borcumuzdan çok daha fazla ve borcumuz sadece bankalara. Kredi borçlarımızın yeniden yapılandırılması için bankalarla sürdürdüğümüz görüşmelerden bir ilerleme kaydedemedik. Mal varlığımıza el koyup, değerinin çok altında bedellerle icra yoluyla satışa çıkartmaya kaltılar. Biz de önlem olarak konkordato ilan ettik.” dedi.

Şahsi konkordato yoluna, sıkışık olan piyasalardan ötürü kredileri vadesinde ödemekte zorlandıkları için başvurduklarını ifade eden Şengel; “Şirkete şahsi kefalet vermiştik. Bu yüzden de kişisel olarak başvuruda bulunduk. Sahip olduğumuz şahsi mal varlığımız da şirketimizin borçlarının çok üzerindedir. Ancak yaşamımızı sürdürebilmemiz, kişisel mal varlıklarımı koruma altına alabilmek için bu yolu başvurduk” şeklinde konuştu.

Bankalar Kaale Almadılar

Kur dalgalanmaları dolayısı ile sektörel olarak güven endeksinin düştüğünü, o yüzden vatandaşın yatırıma yönelmediğini bankalara izah etmeye çalıştıklarını ifade eden Şengel, “Bu güvenin tekrar tesis edilmesi zaman alacaktır. Bu konuda da biz bankalardan yeniden yapılandırma ile kredi vadelerinin uzatılmasını talep ettik. Fakat izah etmede başarılı olamadık. Banka yetkilileri bizi kaale almadılar, umursamadılar, dikkate almadılar.” dedi.

Bankaların kendilerine konkordato ilan etmekten başka bir seçenek bırakmadıklarını belirten Şengel; “Biz de bankalar tarafından mallarımızın haraç mezat satılmasını önlemek,  firma ve şahsi onurumuzu korumak için böyle bir tedbir aldık. Mahkeme tarafından tayin edilen konkordato komiseri rapor hazırlayacak. Sonra o raporu hakime sunacak. Alacakların huzurunda onaylanmasını müteakip biz de bize tanınan süre içerisinde mallarımızı satıp, borçlarımızı ödemeye çalışacağız. Çünkü biz şahsi ve ticari hayatımızı sürdürme taraftarıyız. Kuşadası ve bu bölgede kalıcıyız.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Konkordato Nedir?

Konkordato hukuki bir terimdir. Ticari durumu sarsılmış, ödeme gücünü belirli oranda yitirmiş, dürüst ve iyi niyetli borçluların korunması amacıyla uygulanan Konkordato, alacaklıların ⅔’ü ile yapılan bir anlaşma türüdür. Ticaret mahkemelerinin tayin ettiği komiser tarafından rapor çerçevesinde hakim tarafından tasdik edilerek geçerlilik kazanmaktadır. İmtiyaz sahibi olmayan alacaklılar, anlaşma ile alacaklarının belirli bir kısmından feragat eder. Borçlu ise konkordato ile kabul edilmiş borç tutarını ödeyerek borcun tamamından kurtulur.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/insaat-sirketi-sahibi-kisisel-konkordato-ilan-etti/haber-1602179