Az katlı ve müstakil binalara talep arttı!

Marmara Denizi’nde meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem sonrası İstanbul’da az katlı ve müstakil binalara talebin arttığı görüldü. Vatandaşlar satın alma ve kiralamalarda özellikle 7 yaş ve altı evleri tercih etmeye başladılar.

Az katlı ve müstakil binalara talep arttı

Marmara Denizi Silivri açıklarında 26 Eylül’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki deprem, İstanbul’da az katlı ve müstakil binalara talebi arttırdı. Satın alımlarda ve kiralamalarda özellikle 6-7 yaş ve altı evler tercih edilmeye başlandı.

Coldwell Banker Türkiye Ülke Başkanı Gökhan Taş, 26 Eylül’de vatandaşların deprem gerçeğiyle yüzleştiğini belirtti. Taş’a göre, sözkonusu depremden önce vatandaşlar konut alırken bu konuyla ilgili çok soru sormazlardı. Taş, artık vatandaşın ev alırken; “Bu konut 1999 depreminden önce mi sonra mı yapıldı?” şeklinde sorduğunu belirtti.

Sektör temsilcileri,

Taş, özellikle deprem konusunda yüksek risk içeren ilçelerde düşük katlı ve 6-7 yaşın altındaki binalara ilginin yüksek olduğunu dile getirerek; “Fakat bu ilgi henüz fiyatlara yansımadı. Sadece son döneme kadar fiyat konusunda duyduğumuz eleştirileri artık daha az duyar olduk.” dedi.

Taş, başta kamu bankaları olmak üzere bankaların uygulamış oldukları faiz indirimi ve deprem nedeniyle, başka binaya geçmek isteyenlerin sektöre ciddi hareketlilik getirdiğini belirtti. Taş, 2019 yılı sonu için bir milyon adet olan konut satış beklentilerini 1,2 milyon adede yükselttiklerini bildirdi.

“Kiralık konut piyasasında da bariz bir hareket var”

İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Nizameddin Aşa, son 1-2 ayda kredi faizlerinin düşmesiyle konut satışlarının ve gayrimenkul sektörünün hareketlendiğini vurguladı. Aşa, “TÜİK rakamlarına göre Türkiye genelinde Ağustos ayında 34.148 adet ipotekli konut satıldı. Özellikle bina yaşı yüksek olan veya oturduğu konuttan sağlamlık açısından emin olamayan kimseler yeni bir eve taşınmak istiyor. Düşük katlı ve yaşı genç binalara ilgi arttı. Bu ilginin ilerleyen günlerde alım yönünde eyleme dönüşmesini umuyoruz.” dedi.

Aşa, İstanbul’da yenilenmesi gereken ciddi bir riskli yapı konut stoğu bulunduğunu, Riskli Yapı Tespiti ile ilgili vatandaşın gereken duyarlılığı göstermeye başladığını kaydetti. Aşa, bu binalarda oturan milyonlarca vatandaşın, kiralama veya satın alma yoluyla sektörü hareketlendirmesinin normal olduğunu ifade etti.

“Az katlılarda kiralık talebi yüksek”

Tuzla-Pendik Bölgesi Coldwell Banker Alesta Brokeri Emrah Pehlivanoğlu da, daha önceden ‘satılık ev arayan müşteriler’ olarak kaydı bulunan müşterilerinin bir çoğunun kendilerini arayıp, artık yüksek katlı binalarla ilgilenmediklerini söylediğini belirtti. Pehlivanoğlu; “Bu kişiler daha az katlı yapılarda ev arayışı içerisinde olduklarını belirtiyor. Kiralıkta da benzer bir durum söz konusu.” dedi.

Çekmeköy bölgesindeki emlak sektörü temsilcilerinden de, az katlı evlere özellikle kiralık konut talebinin çok fazla olduğu yönünde tespitler geliyor. Uzmanlara göre bu durum, geçen yıl 5 bin 500 lira civarında olan aylık kira fiyatlarını 7 bin liraya kadar yükseltti. Mevcut kiralık konut arzı yeterli olmadığı için satılık evlere olan talebin de zamanla artacağı öngörülüyor.

Bahçeşehir’de ilgi 2007 sonrası yapılan az katlı ve müstakil binalara

Bahçeşehir Bölgesi Coldwell Banker Dikey Brokeri Burak Özmutafaoğlu da, bölgede artçı depremlerin devam etmesi durumunda özellikle 2007 sonrasında yapılan az katlı ve müstakil binalara olan talebin artacağını vurguladı. Özmustafaoğlu; “Bu talep de konut fiyatlarını yüzde 10 gibi yukarı çekecektir. Aslında 1999 depremi sonrası Deprem Yönetmeliğine uygun olarak yapılan tüm yapılar kaliteli, ancak insan psikolojisi böyle bir talep oluşturtuyor.” şeklinde ifade etti.

Deprem az katlı ve müstakil binalara talebi artırdı başlıklı haber, www.aa.com.tr internet sayfasında 30 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

İstanbul’da ihbar edilen Riskli Bina sayısı 5 bin 253!

Marmara Denizi’nde art arda meydana gelen depremlerin ardından İstanbul’da vatandaşlar ve resmi kurumlarca valiliğe ihbar edilen Riskli Bina sayısı 5 bin 253.

Hasar Tespit çalışmaları Bakanlık yetkililerince sürdürülüyor

AA muhabiri Zehra Aydın Turapoğlu’nun aktardığı bilgiye göre, en büyüğü 26 Eylül’de Marmara Denizi‘nin Silivri açıklarında meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki deprem olmak üzere son dönemde art arda yaşanan sarsıntılardan sonra, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerince İstanbul ili genelinde hasarlı ve Riskli Bina tespiti çalışmaları yürütülmeye devam ediyor.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne bağlı 360 görevli 180 ekip halinde, binaların ve kritik tesislerin hasar tespitini yapmak, acil yıktırılması gereken binaları belirlemek amacıyla sahada incelemelerini sürdürüyor.

Çalışmalar kapsamında bugüne kadar ekipler tarafından kamu yapıları, konutlar ve iş yerlerinde incelemelerde bulunuldu.

4 bin 972’si vatandaşlardan, 221’i okullardan, 12’si hastanelerden ve 48’i diğer kamu kurumlarından olmak üzere İstanbul Valiliği’ne şu ana kadar 5 bin 253 riskli bina ihbarında bulunuldu.

15 Okul ağır hasarlı

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hasarlı olduğu bildirilen 179 eğitim binasındaki incelemeler tamamlandı. Çalışmalarda;

  • 134 okulun hasarsız,
  • 30 okulun az hasarlı,
  • 15 okulun ise ağır hasarlı olduğu tespit edildi.

42 eğitim binasında Riskli Bina incelemesi sürüyor. 2 Hastane ve 4 Kamu Binası Ağır Hasarlı

Hastanelerde yapılan hasar tespit çalışmasında;

  • 8 hastane hasarsız,
  • 2 hastane az hasarlı,
  • 2 hastane de ağır hasarlı olarak belirlendi.

Diğer kamu kurumu binalarından;

  • 35 bina hasarsız,
  • 7 bina az hasarlı,
  • 4 bina ağır hasarlı olarak tespit edildi. 2 binada ise inceleme sürüyor.

189 Özel Bina ağır hasarlı

Vatandaşlar tarafından iletilen ihbarlardan;

  • 2 bin 179 binanın hasarsız,
  • 739 binanın az hasarlı,
  • 189 binanın ise ağır hasarlı olduğu tespit edildi.

Bunun yanında deprem kaynaklı olmayan 651 bina da hasarlı olarak kaydedildi. Bakanlık ekiplerince, vatandaşların ihbar ettiği diğer riskli binalarla ilgili incemeler devam ediyor. Peki, konutumuz veya işyerimiz ile ilgili Riskli Yapı Tespiti nasıl yaptırabiliriz?

İstanbul’da 5 bin 253 riskli bina ihbar edildi başlıklı haber, www.aa.com.tr internet sayfasında 03 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Vatandaştan, Deprem Sonrası Kentsel Dönüşüm için hamle!

5,8 büyüklüğündeki deprem sonrası vatandaşlar, Kentsel Dönüşüm için soluğu Belediye ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’nde aldı. Bankalar ‘Kentsel Dönüşüm Kredisi’ veriyor.

5,8 büyüklüğündeki sarsıntı İstanbulluları Kentsel Dönüşüm için harekete geçirdi

İstanbullular, evlerini güvenli hale getirmek amaçlı kentsel dönüşüm için soluğu belediye ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’nde aldı. İki hafta kadar önce Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum tarafından İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında, 8 maddelik Kentsel Dönüşüm Eylem Planı detayları kamuoyu ile paylaşılmıştı. Bu plana göre 5 yılda dönüştürülmesi planlanan 1,5 milyon konutun 500 bini İstanbul’da bulunmakta.

Marmara Bölgesinde peş peşe yaşanan 4,6 ve 5,8 büyüklüğündeki sarsıntılar, İstanbullulara deprem gerçeğini bir kez daha hatırlattı. Yakın gelecekte gerçekleşmesi kaçınılmaz olarak görülen Büyük İstanbul Depremi‘ni hatırlatan önceki günkü son deprem, vatandaşı harekete geçirdi.

Bu işin şakası olmadığını gören ve daha güvenli evlerde yaşamak isteyen vatandaşlar, internette “evimi nasıl dönüştürürüm” ve “izlenecek yol haritası” başlıkları ile konular hakkında bilgi almak istedi.

CİMER’e talep atanlar var

Mağduriyet yaşayan vatandaşlar, Belediyelerin kentsel dönüşüm bürolarına ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’ne müracaat ediyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi CİMER‘e dönüşüm isteklerini yazan azımsanmayacak sayıda vatandaş da var. Yeni başvuru yapanların yanında daha önce yazıp da sonucunu takip edenler de bulunuyor. CİMER her başvuruyu değerlendirmeye almak suretiyle, vatandaşa ‘Kentsel Dönüşüm Merkezi’ne başvurmaları gerektiği’ yanıtını veriyor. Kentsel Dönüşüm Merkezleri ise vatandaşı belediyelere yönlendirmekte.

Hukukçulara da müracaat ediliyor

Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı avukat Ali Güvenç Kiraz, evini dönüştürmek isteyen vatandaşın hukuki alt yapı hakkında da bilgi alma telaşı içine girdiğini ifade etti. Kiraz, talebin artmasında şu faktörlerin etkili olduğunu vurguladı;

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın açıkladığı Kentsel Dönüşüm Eylem Planı,
  • Konut kredisi faizlerinin düşmesi,
  • En önemlisi de, son depremin vatandaşı daha da hareketlendirmesi.

Kiraz sözlerine şöyle devam etti; “Birkaç gündür telefonlarım en çok kentsel dönüşüm yaptırmak isteyen vatandaşlar tarafından çalınıyor. Bakanlık eylem planında kentsel dönüşümü hızlandıracak iki önemli adım attı. Bunlar;

  • İmar Barışı kapsamında Yapı Kullanma Belgesi almış olanlara güçlendirme izni vermesi,
  • Vatandaşın evini aynı metrekarede kendisinin yenilemesinin önünün açılması.”

Bankalardan Kentsel Dönüşüm Kredisi

Kiraz; “Oturdukları binaları kentsel dönüşüm statüsüne sokmak isteyenlerin, bankalarda kredi hesaplatmaya başladıklarını görüyoruz. Birçok banka Kentsel Dönüşüm Kredisi vermeye başladı. Ancak dönüşüm isteklerinin uygulamaya geçmesi için kredi koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor.” dedi.

2017’de çıkan Kentsel Dönüşüm Kredi Yönetmeliğine atıfta bulunan Kiraz, bu yönetmelikteki kredi koşullarının bir an önce uygulamaya konulmasının dönüşümü hızlandıracağının altını çizdi.

İller Bankası’ndan 4 Milyarlık kaynak

İller Bankası, belediyelere 4 milyar TL yeni kaynak sağlayacak. Bakanlığın 19 Şubat’ta valiliklere ve belediyelere gönderdiği genelge çerçevesinde belediyeler kentlerine göre Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlayıp bakanlığa sundular. Sözkonusu Riskli Bina Raporu ışığında dönüşüm çalışmaları şekillendi. Buna göre İstanbul’da;

  • Esenler’de 8 bin,
  • Gaziosmanpaşa’da 4 bin 748,
  • Başakşehir’de 2 bin,
  • Üsküdar’da 1850,
  • Kadıköy’de bin 650,
  • Zeytinburnu’nda bin 500,
  • Bağcılar’da bin 15,
  • Beykoz’da bin,
  • Kağıthane’de 850,
  • Güngören ve Beyoğlu’nda 750’şer,
  • Arnavutköy’de 500,
  • Ataşehir’de 300 ve
  • Kartal’da 125 bağımsız birimden oluşan dönüşüm yapılacak.

Vatandaş, deprem sonrası kentsel dönüşüm için soluğu belediye ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri’nde aldı başlıklı haber, sondakika.com internet sayfasında 28 Eylül 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Prof. Dr. Ahmet Ercan, ‘Büyük İstanbul Depremi’ için tarih verdi!

Jeofizik Yüksek Mühendisi Profesör Ahmet Ercan; “Büyük İstanbul Depremi hesaplarıma göre 20-25 yıl içinde olabilir.” dedi. Ercan, son sarsıntıların ‘Ben seni uyarıyorum. Daha büyük bir depremi yapacağım’ mesajı verdiğini ifade etti.

İstanbul’da son zamanlarda art arda meydana depremler İstanbulluların yüreğini ağzına getirdi. Marmara’da son günlerde art arda meydana gelen depremleri Sözcü’ye değerlendiren Jeofizik Yüksek Mühendisi Profesör Ahmet Ercan, Büyük İstanbul Depremi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

“Büyük İstanbul Depremi hesaplarıma göre 20-25 yıl içinde gerçekleşebilir.”

Son olarak bugün Silivri açıklarında 5.8 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.

Kendisine Büyük İstanbul Depremi’nin sorulması üzerine Prof. Ercan, “Büyük depremin olabilmesi için yerin 6 milyar gigatonluk güçle kırılması gerekiyor. Bunu gerçekleştirebilecek depremin büyüklüğünün 7.2 den fazla olması gerekiyor.” dedi. Ercan sözlerini şöyle sürdürdü;  

“İki tane kol var. Birisi doğudaki İstanbul kolu, diğeri de batıda Tekirdağ kolu. Bu her iki deprem de, Tekirdağ kolunun odağında oluştu. Peki, İstanbul kolu neden suskun duruyor? Bunun ana nedeni buradaki yer yapısının daha tek düz olması. Trakya’yı temsil eden Ergene Havzasını simgeleyen Tekirdağ kolu ise oradaki yer yapısı daha gevrek. O nedenle o bölgedeki gerek deprem gerekse küçük orta boy depremler daha fazla duyuluyor. Yavaş atın çiftesi pek olur diye bir söz var.

İstanbul kolunun suskun olması burada bir deprem olmayacağı anlamına gelmez. Burada bir kilitlenme noktası da var. Büyük depremin olabilmesi için 6 milyar gigatonluk yerin kırılma direncini kırması gerekiyor. Bu kırılma direncini kırması için depremin büyüklüğünün 7.2 çıkması gerekiyor. Diğer bir deyimle dün, bugün ve iki gün önce aynı yerde Silivri önünde olan 4.7 ve 5.8’lik depremler kabuğu kırmak için yeterli bir güç birikimini sağlamıyor. Ama diyor ki ben ‘Ben seni uyarıyorum. Büyük İstanbul Depremi’ni yapacağım.’ Bu 6 milyar gigatonluk gücün toplanması da hesaplarıma göre 20-25 yıl sürebilir. Ancak uyarıcı depremlerin olacağını söylemiştim. Yer şu anda gergin ve kükrüyor. Ancak her depremden sonra büyük deprem geliyor diyemeyiz.”

B.Ü. Kandilli Rasathanesi, Türkiye ve Yakın Çevresindeki Son Depremler

Yaklaşan Deprem Tehlikesi ile ilgili Özmen açıklama yapmıştı

Geçtiğimiz günlerde Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, Türkiye’nin Yeni Deprem Tehlike Haritası eşliğinde İstanbul ve Ankara’ya ilişkin deprem tehlikesi ile ilgili açıklama yapmıştı.

AFAD’tan ‘Türkiye Deprem Gerçeği’ raporu

AFAD, son 119 yılda meydana gelen ve resmi kayıtlara göre toplamda 86 bin 456 kişinin hayatını kaybettiği ‘Türkiye Deprem Gerçeği‘ konusunu gözler önüne serdi.

Prof. Dr. Sakınç, Olası Marmara Depremi ile ilgili korkutan açıklamada bulundu

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü MAREM Jeoloji-Sedimantoloji Bölüm Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Sakınç, Olası Marmara Depremi ile ilgili korkutan açıklamada bulundu. Prof. Dr. Mehmet Sakınç, Marmara Denizi açıklarında kırılmamış iki büyük fay hattı bulunduğunu belirtti. Sakınc; “Biri Tekirdağ açıklarında diğeri de Kumburgaz açıklarında, ne zaman kırılacağı belli olmayan 7.2 ve 7.4 civarında Olası Marmara Depremi bekleniyor” dedi.

Deprem uzmanı Ahmet Ercan, ‘Büyük İstanbul Depremi’ için tarih verdi başlıklı haber, tr.sputniknews.com internet sayfasında 26 Eylül 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

119 yıllık Türkiye Deprem Gerçeği!

AFAD, son 119 yılda meydana gelen ve resmi kayıtlara göre toplamda 86 bin 456 kişinin hayatını kaybettiği ‘Türkiye Deprem Gerçeği’ konusunu gözler önüne serdi.

Türkiye Deprem Gerçeği

Son 119 yıllık Türkiye deprem gerçeği

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Dairesi Başkanlığı, ‘Türkiye Deprem Gerçeği’ konusunu ele alan istatistiki bilgi paylaştı. İstatistik, Kuzey, Doğu ve Batı Anadolu fay hatlarındaki deprem kuşağında bulunan Türkiye‘de 1900 ile 2019 yılları arasındaki son 119 yılda meydana gelen, can kaybı, ağır hasar veya yıkıma neden olan 240 depremi içeriyor.

Rapora göre son 119 yılda;

  • 4.0 ile 7.9 arasında değişen büyüklüklerde 13 bin 687 deprem meydana geldi,
  • Bu depremlerde 86 bin 456 kişi hayatını kaybetti,
  • 603 bin 131 yapı yıkıldı veya ağır hasar gördü. 

Türkiye Deprem Gerçeği; yılda 2 deprem

Sözkonusu yıllar arasında ortalama olarak her sene, can kaybı veya hasara yol açan 2 deprem meydana gelmiş.

Rapora göre, can kaybı ve büyük yıkımla sonuçlanan büyük depremler şu şekilde sıralanmış:

2011 Van Depremleri

Van’da;

  • 23 Ekim 2011’de merkez üssü Tabanlı ilçesi
  • 9 Kasım 2011’de merkez üssü Edremit

Meydana gelen bu 2 depremde toplamda 644 kişi hayatını kaybetti. Bin 966 kişi yaralandı. Depremde çok sayıda yapı yıkıldı.

1999 Düzce Depremi

12 Kasım 1999’da Düzce‘de, Ukrayna’dan da hissedilen 7.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. 30 saniye süren depremde 710 kişi hayatını kaybederken, 2 bin 678 kişi de yaralandı.

1999 Gölcük Depremi

Asrın Felaketi olarak tanımlanan 1999 Marmara Depremi, 17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de merkez üssü Kocaeli‘nin Gölcük ilçesi’nde 7.4 büyüklüğünde meydana geldi.

Resmi kayıtlara göre depremde başta Kocaeli olmak üzere, Yalova, Sakarya, İstanbul, Bursa, Bolu, Zonguldak ve Eskişehir’de toplamda 18 bin kişi hayatını kaybetti, 20 binden fazla kişi de yaralandı. 45 saniye süren deprem Marmara Bölgesi ile Ankara ve İzmir’e kadar geniş alanda hissedildi ve binlerce yapıyı yerle bir etti.

1976 Muradiye Depremi

24 Kasım 1976’da Van’ın Muradiye ilçesinde 7.5 büyüklüğünde meydana gelen depremde 3 bin 840 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 500 kişi de yaralandı. Depremde 10 bine yakın yapı hasar gördü.

Enkaz altında kalarak hayatını kaybedenlerin yanı sıra, yağan yağmur ve karla birlikte, eksi 17 dereceye kadar düşen hava sıcaklığı nedeniyle ölenler de oldu.

1966 Varto Depremleri

1966’da Muş’un Varto ilçesinde 2 büyük deprem meydana geldi.

7 Mart’ta meydana gelen ilk depremde 14 kişi yaşamını yitirirken, 75 kişi de yaralandı.

19 Ağustos’ta meydana gelen ikinci depremde ise yaklaşık 2 bin 400 kişi öldü, bin 500 kişi de yaralandı.

1943 Ladik Depremi

26 Kasım 1943’te Samsun’un Ladik ilçesinde 7.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremde 2 bin 300 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 5 bin kişi de yaralandı. Depremde bölgedeki binaların yüzde 75’i yıkıldı.

1942 Erbaa Depremi

1942’de Tokat’ın Erbaa ilçesinde 7 büyüklüğünde meydana gelen depremde 3 bin kişi yaşamını yitirdi.

1939 Erzincan Depremi

27 Aralık 1939’da Erzincan’da meydana gelen 7.9 büyüklükteki depremde 33 bin kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 100 bin kişi de yaralandı. Depremde 116 bin civarında yapının yıkıldığı tespit edildi.

Tarihte Kıyamet-i Suğra (Küçük Kıyamet) olarak adlandırılan 7.2 büyüklüğündeki 1509 İstanbul Depremi’ne kadar gerçekleşen önemli depremlere de yer verilen Türkiye Deprem Gerçeği raporunu aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz.

Türkiye’nin son 119 yıllık istatistikleriyle deprem gerçeği başlıklı haber, www.trthaber.com internet sayfasında 17 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Selde tahliye edilen binaya geri döndüler!

2 hafta önce Rize’de meydana gelen selde, zemin ve bodrum katlarını su basan bina, tedbir amacıyla tahliye edilmişti.

Rize’de meydana gelen selde

Bizim de espri ile karışık sitemkar bir şekilde dile getirdiğimiz binada şok gelişme; sel sularının çekilmesi ve taşkın riskinin sona ermesiyle birlikte, ailele0r selde tahliye edilen binaya geri döndü.

Rize’de meydana gelen sel ve heyelanda Kömürcüler köyünde gündeme gelen dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın sahibi de imar barışına başvuranlar arasında yer aldı. Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, “İş çığrından çıktı. Burada kamu yararı kesinlikle söz konusu değil. Kıyıları, yaylaları bu şekilde bozan, tahrip eden insanlara bu hakkı veriyor olmak, hukuki adıyla İmar Barışı fakat toplumsal barış değil” dedi.

Türkiye genelinde getirilen İmar Barışı uygulaması, Doğu Karadeniz’de özellikle yaylalarda inşa edilen ve yıkım kararı alınan kaçak yapıların sahiplerini harekete geçirdi. Ayder Yaylası ve Uzungöl Turizm Merkezi başta olmak üzere yaylalardaki kaçak yapıların sahipleri, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için 8 Haziran’da başvurulara başladı.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri ile e-devlet üzerinden başvuru yapan vatandaşlar, Yapı Kayıt Belgesi almayı sürdürüyor. Trabzon’da 42 bin, Giresun’da 13 bin 500, Rize’de 8 bin 700 ile Artvin’de 5 bin dolayında başvuru yapıldığı belirtildi. Başvuru sahipleri aldıkları Yapı Kayıt Belgesi karşılığında devlete yaklaşık 25 milyon TL ödeme yaptı. Başvurular, 31 Ekim tarihinde sona erecek.

YER KALMAYAN YAYLANIN SAKİNLERİ DE BAŞVURDU

Trabzon ile Giresun sınırında yer alan ve 2 ilin ortak kullandığı 2 bin 182 metre rakımlı Sisdağı Yaylası da bölgede çarpık yapılaşma yaşanan yaylalar arasında yer alıyor. Kaçak yapılar nedeniyle neredeyse yer kalmayan ve doğal güzelliği yok olan Sisdağı Yaylası’nda vatandaşlar, İmar Barışı uygulamasından yararlanmak için başvurulara başlamıştı.  Sisdağı Yaylası’nda yapı sahipleri Yapı Kayıt Belgeleri’ni almaya başladı.

DERE YATAĞINDAKİ 7 KATLI BİNA İÇİN BAŞVURU

İmar Barışı uygulamasına, şehir ve köylerdeki yerleşim alanlarında kendi arazileri üzerinde mevzuata aykırı yapı inşa edenlerle yaylalardaki kaçak yapıların yanı sıra dere yatakları üzeri ya da kenarlarındaki kaçak yapı sahipleri de başvuruyor. İmar Barışı’na, 2 hafta önce Rize’de meydana gelen sel ve heyelanda Kömürcüler köyünde gündeme gelen, dere yatağına inşa edilen 7 katlı binanın sahibi de başvurdu. Mustafa Yazıcı, 25 yıl önce 3 katlı inşa ettiği, ardından ise ilave katlarla 7 kata çıkan dere yatağındaki binası için başvurusunu yaptı. Yazıcı, gerekli izinleri aldığını öne sürdü, binasında kaçak kat bulunmadığını savundu.

YENİ KAÇAK YAPILARA SIKI TAKİP

İmar Barışı ile Doğu Karadeniz Bölgesi‘nde kaçak yapılara af getirileceği belirtilen uygulamayı fırsat bilen bazı vatandaşların yaylalarda inşaatına başladığı betonarme kaçak yapılar sıkı takibe alındı. Ekipler, yeni kaçak yapılarla ilgili tutanaklar tutarken valilikler de vatandaşları uyarıyor. Uyarılarda, İmar Barışı uygulamasının 31 Aralık 2017 tarihinden önceki yapıları kapsadığı belirtildi, bu tarihten sonra imar mevzuatına aykırı olarak inşa edilen yapılar için 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngören yasal işlem başlatılacağı duyuruldu.

DR. ERÜZ: KAMU YARARI KESİNLİKLE SÖZ KONUSU DEĞİL

Doğal ve Tarihî Değerleri Koruma Derneği Başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Dr. Coşkun Erüz, İmar Barışı ile birlikte şehirlerde ya da köy yerleşimlerinde kişilerin imara sokamadıkları, kendi arazileri üzerindeki hatalı yapıların mevzuata uygun şekilde hukuka uygun hale getirilmesinin amaçlandığını belirtti. 

‘GERÇEK YAYLACILAR DIŞLANMAYA BAŞLANDI’

Bugün gelinen noktada sadece Trabzon’da 100 bin dolayında kaçak yapı olduğunu söyleyen Dr. Coşkun Erüz, şunları söyledi:

Karadeniz’deki yaylaların büyük bir kısmında sadece hafta sonu gidip orada dinlenmek için yapılan kaçak yapılardan dolayı, gerçek hayvancılık yapan insanlara tepki konuluyor. ‘Hayvanlarınız koku yapıyor, gübreleri koku yapıyor’ deniyor. Gerçek yaylacı olan insanlar yaylalardan dışlanmaya başlandı. Doğu Karadeniz yaylaları turizme geçiyor diyoruz ancak bu yaylaları kaybettiğimizde ne hayvancılık ne de turizm kalacak.”

SELDE TAHLİYE EDİLEN BİNAYA GERİ DÖNDÜLER

‘İmar Barışı’na başvuranlar arasında yer alan 7 katlı binanın sahibi Mustafa Yazıcı, binasının kaçak olduğu iddialarına tepki göstererek, binasının kesinlikle kaçak olmadığını savundu. Yazıcı, 1995 yılında Özel İdare ve Karayolları başta olmak üzere yetkili mercilerden gerekli izinleri alarak binayı inşa ettiklerini söyledi.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/selde-tahliye-edilen-binaya-geri-donduler/haber-1594661

Sultanahmet’te Marmara Depremi Anma Etkinlikleri

Marmara Depremi’nin 19’uncu yılı dolayısıyla Sultanahmet Meydanı’nda “1999 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirildi.

Marmara Depremi

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD), DASK, Türk Kızılayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Valiliği İstanbul Proje Koordinasyon Birimi kuruluşları Sultanahmet Meydanı’nda, “1999 Marmara Depremi Anma Etkinlikleri” gerçekleştirdi.

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu’nun da katıldığı etkinliklerde; zaman tüneli çadırı, afet simülasyon TIR’ı gezildi. Köpekli arama gösterilerinin de gerçekleştirildiği etkinlikte depremde mahsur kalan vatandaşların bulunmasına yönelik yapılabilecek çalışmalar uygulandı. Çocuklar için tırmanma parkuru, Kızılay kan bağışı ve ikram TIR’ı da etkinlik alanında yer aldı.

İstanbul Valisi Vasip Şahin, “Olası Marmara Depremi ile yaşama ve depreme karşı tedbir alma bilincinin gelişmesi lazım. İstanbul bu anlamda kritik illerimizin başında geliyor. Hem nüfus yoğunluğu itibariyle en büyük ilimiz, hem de depremsellik üretme coğrafyası noktasında da bir fay hattı üzerindeyiz. Türkiye Acil Afet Planı kapsamında İstanbul’da da çok ciddi bir afet planlaması yapılmıştır. Bu afet planlamasına uygun bir şekilde herkese görevlendirmeleri yapılmış ve görevlendirilen personel tamamı kendi görevinin ne olduğunu bilmekte” dedi.

İstanbul genelinde 18 milyon metrekare alanın toplanma ve tahliye alanı olarak belirlendiğini ifade ederek sözlerine devam eden Şahin, “İnşallah yaşamayız ama depremi yaşadığımızda toplanma ve toplanma ve tahliyelerinin nerelerde sağlanacağına dair planlarımız yapıldı. Bunlar vatandaşlarımızı anlatılmaya başlandı. İleriki dönemde daha da net bir şekilde arkadaşlarımız tarafından sahada, mahallelerde, ilçelerde vatandaşlarımıza anlatılacak, işaretlenecek bu yerler.

Yine depremde barınma sorununu halletme adına yaklaşık 2 bin, 2 bin 500 civarında kamu ağırlıklı olmak üzere binalar belirlendi. Bunların toplam kapasitesi 2 buçuk milyona yakın insan. Bunlar ağırlıklı olarak da okullarımız, spor salonlarımız, diğer kamu binaları, yurtlar, çok lazım olursa otellerimiz. Yine çadır kent, konteyner kent olarak da 51’i Anadolu yakasında, yüzü Avrupa yakasında olmak üzere 151 alan belirlendi. Burada da bir milyon 80 bin civarında insanın konaklama imkanı olacak” şeklinde konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/sultanahmette-marmara-depremi-anma-etkinlikleri/haber-1594613

17 Ağustos Depremi Bugün Olsa Yine Aynı Sonuçlarla Karşılaşabilirdik

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü Vekili Prof. Dr. Ayfer Erken, 17 Ağustos 1999’da yaşanan büyük deprem için, “O deprem bugün yaşansa yine aynı sonuçlar ortaya çıkardı” dedi.

17 Ağustos Depremi

Her depremde farklı bir şeyler öğrenildiğini ifade eden Prof. Dr. Erken, “Ortaya çıkan problemlere göre çalışmalarımızı şekillendiriyoruz. Dolayısıyla 17 Ağustos Depremi olmamış olsaydı biz Adapazarı şehrinin derin bir vadi üzerinde olduğunu, zeminlerinin taşıma gücü kaybına uğradığını bilmeyecektik. Yani o deprem o gün değil bugün olsa biz yine benzer sonuçlarla karşılaşacaktık” dedi.

“DEPREM ŞEHİR İÇİNDE DAHA UZUN SÜRMÜŞTÜ”

19 yıl önce yaşanan Marmara Depremi‘nden Adapazarı’nın çok fazla etkilendiğini belirten Prof. Dr. Erken, “Deprem sonrasında Japon bilim adamlarıyla katıldığım bir çalışmada ‘basen’i belirledik. Çünkü ‘basen’ etkisi deprem sürelerinin uzamasına, deprem kuvvetlerinin odaklanmasına ve deprem ivmelerinin büyümesine neden olduğu için son derece önemli. Adapazarı’nın merkezi altındaki ana kaya derinliği ise 1100 metrelerde; ve ‘V’ şeklinde bir vadi üzerinde yer alıyor. Üstelik yıllar öncesinden kontrolsüz akan Sakarya Nehri‘nin taşıdığı alüvyonlar üzerinde bulunuyor. Bu nedenle gevşek ve yumuşak zeminler üzerine kurulu. Tabi 17 Ağustos Depremi nde, deprem süresi çok uzundu. Ana kayada ölçülen süre 45 saniyeyken şehir içinde dakikalarca sürdü. Bu nedenle zeminde sıvılaşma, yumuşama ve taşıma gücü kayıpları oluştu. Sert zemin koşullarının hakim olduğu bölgelerde de büyümeler oluşmuştu. Dolayısıyla eğer ki o deprem o gün olmasa ve biz bu verileri elde etmemiş olsaydık bugün de yine büyük bir deprem olsaydı benzer şeylerle karşılaşacaktık” diye konuştu.

“YAPILARIMIZ DEPREME DAYANIKLI”

Bundan sonra olabilecek bir depremde çok farklı bir şeyle karşılaşılmadığı taktirde yapıların dayanacağını söyleyen Prof. Dr. Erken, “Şu anda yeni yapılan binalarda deprem yönetmeliklerine dikkat ediliyor. Eski yapıların ise çoğu kentsel dönüşüme girerek yenileniyor. Binalarda korozyon var. Yani donatıların alanlarının çürümesi, paslanması nedeniyle taşıma gücü azalıyor. Dolayısıyla binalar kentsel dönüşüme girdiğinde bu sıkıntılar gideriliyor ve deprem yönetmeliğine hazır hale geliyor” dedi.

“ÇIKABİLECEK YANGINLARA KARŞI ÖNLEM ALINMALI”

Binaların dayanıklı yapılmasının dışında alınması gereken önlemlere de değinen Prof. Dr. Erken, “Japonya’dayken deprem sırasında doğalgazı önce merkezden, sonra mahalle bazında son olarak ise bina bazında kestiklerini bize gösterdiler. Bizde de bu sistemler yerleştirilmeye başlandı. Çünkü İstanbul eski bir şehir ve bazı sokakları, caddeleri dar. Dolayısıyla 17 Ağustos Depremi gibi bir olası Marmara Depremi gerçekleştiği zaman yıkımlar olabilecek ve yangın çıkabilecek. Bu nedenle önce yangına karşı önlem almamız gerekiyor. Bunun dışında deprem anında yeşil alanları toplanma yerleri olarak kullanacağımızdan buraları korumamız lazım. Çünkü daha önce olduğu gibi bazı binalar yıkılmasa da hasar görebilir ve insanlar buralarda kalamayabilir. Bu durumda toplanma alanları işimize yarayacaktır” diye konuştu.

Prof. Dr. Erken son olarak ise insanların daha fazla tatbikat ve bilgilendirme ile depreme daha hazır hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/17-agustos-depremi-bugun-olsa-yine-ayni-sonuclarla-karsilasabilirdik/haber-1594509

Prof. Dr. Ersoy: En kötü senaryoya göre deprem büyüklüğü 7.7’ye bile varabilir!

Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Başkanı Jeolog Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “Yabancı ve yerli yer bilimcilerinin ortak fikri; gelecekte Marmara Denizi içerisinde 7’den büyük bir deprem olabileceği ve beraberinde yıkıcı bir tsunami dalgası oluşabilir. En kötü senaryoya göre deprem büyüklüğü 7.7’ye bile varabilir” dedi.

deprem

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından düzenlenen “İstanbul’un Afetlere Hazırlık Çalışmaları Çalıştayı” başladı. Çalıştayın açılışına AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Başkanı jeolog Prof. Dr. Şükrü Ersoy katıldı.

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “Ülkemiz ekonomik anlamda gelişmiş bir ülkedir. Sadece bilime dayanarak, depremle, tsunamiyle, sel ve heyelanlarla, küresel iklim değişikliğiyle baş edebiliriz. Buna inanmalıyız. Ülkemiz için gerekli olan tek şey saygıdeğer yöneticilerimizin göstereceği siyasi irade ve desteğidir. Yapılanları övmek elbette yapacaklarımız için önemli bir motivasyon kaynağıdır. Ama bu çalıştayın amacı yapılanları övmek değil, geleceği tesis etmek için, daha iyiyi ortaya koymak için eksikleri bulmaktır” diye konuştu.

“EN KÖTÜ SENARYOYA GÖRE DEPREM BÜYÜKLÜĞÜ 7.7’YE BİLE VARABİLİR”

Ersoy, İstanbul’da bir olası Marmara Depremine dikkat çekerek, “Yabancı ve yerli yer bilimcilerinin ortak fikri; gelecekte Marmara Denizi içerisinde 7’den büyük bir deprem olabileceği ve beraberinde yıkıcı bir tsunami dalgası oluşabilir. En kötü senaryoya göre deprem büyüklüğü 7.7’ye bile varabilir. Elbette ülkemizde büyük deprem oluşturabilecek pek çok fay kuşağı bulunmaktadır. Ama nüfus, yapı, finansal yoğunluk açısından Marmara’yı daha çok konuşmamız gerektiği bir gerçektir. Bu yüzden Marmara depremi sorunu bir milli güvenlik sorunu gibi el alınmalıdır” dedi.

Ersoy, iklim değişikliğine dikkat çekerek, “Değişime bağlı olarak yaşanan aşırı kış ve yaz koşulları, şiddetli fırtına ve hortumlar, sel ve su baskınları, heyelan ve toprak kaymaları artık şehirlerimizde sıkça yaşanan sıradan olaylar haline gelmiştir. Bunlar doğal kaynaklı değil, insan kaynaklı şehir afetleridir. Son günlerde İstanbul’un bazı ilçelerinde yaşanan toprak kaymalarında tek suçlu olarak ilan edilen şiddetli yağışlar kötü mühendislik örneği defolu inşaatları ifşa etmiştir” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE VE İSTANBUL AFETLERE HAZIR MI?”

Ersoy’un ardından söz alan AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, AFAD’ın tek başına çok fazla “Türkiye ve İstanbul afetlere hazır mı?” sorusuyla muhatap olduğunu belirterek, “Bu soru tek başına AFAD’ın cevaplayabileceği bir şey değil. Bu soru İstanbul’da yaşayan her bireyle, her bir kurumla, özel sektörle, hep beraber açıklamamız gereken bir soru. AFAD olarak müdahale konusundaki kapasitemizi 1999 yılı 17 Ağustos Depremine göre çok ileriye taşıdık, çok iyi bir yere geldik. Ancak afet yönetimi dediğimiz şey sadece arama, kurtarmadan ibaret değil.

Arama, kurtarma bundan 30-40 yıl önceki yapının önem verdiği bir kavram. Kentsel dönüşüm, şehirlerin dönüşümü, bireylerin eğitim, ilkyardımın yaygınlaştırılması ulaşımın sağlanması gibi konular tamam olduğunda ancak o zaman tam olarak hazırız diyebiliriz. Afet yönetimi birlikte çalışmayı gerektirir. Bugünden dantel gibi öreceğiz biz bu çalışmayı ki, en sonunda istediğimiz yere varabilelim. Afet yönetimi bitmeyen bir süreçtir. Afet yönetimi birbirini tekrarlayan stratejik planlar gibidir. Yaparsınız, ilerlersiniz, sonra tekrar kontrol eder  bir daha baştan planlamaya başlarsınız. İnsanoğlu tabiatla, yeryüzüyle beraber yaşamayı öğrenmek zorunda” diye konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/prof-dr-ersoy-en-kotu-senaryoya-gore-deprem-buyuklugu-77ye-bile-varabilir/haber-1594346

Endonezya’da 7 büyüklüğünde deprem: 91 kişi öldü

Endonezya’nın doğusundaki Lombok Adası’ndaki 7 büyüklüğündeki depremde 91 kişi hayatını kaybetti.

Ulusal Afet Yönetim Ajansı (BNPB) Sözcüsü Sutopo Purwo Nugroho, yaptığı açıklamada, depremde ölü sayısının 91’e yükseldiğini belirtti.

Depremin en çok etkilediği Lombok’un kuzey bölgesinde can kayıplarının fazla olduğunu ifade eden Nugroho, bölge genelinde de 300’e yakın yaralı olduğunu bildirdi.

Nugroho ayrıca Gili Adaları’ndan yaklaşık bin kişilik yerli ve yabancı turistin güvenli bölgeye tahliye edildiğini söyledi.

Bali Adası’nda da 2 kişi hayatını kaybetti

Depremin hissedildiği Bali Adası’nda ise şu ana kadar 2 kişinin öldüğü bilgisi paylaşıldı.

Öte yandan Devlet Başkanı Joko Widodo da deprem felaketinden duyduğu üzüntüyü dile getirerek, ilgili tüm birimlere en iyi şekilde bölgede çalışmalarını yürütmesi çağrısında bulundu.

Arama kurtarma çalışmaları sürüyor

Depremde 1000’den fazla evin zarar gördüğü bölgede, helikopter destekli kapsamlı arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Endonezya Meteoroloji, İklim ve Jeofizik Kurumu (BMKG), merkez üssü Lombok’un 27 kilometre kuzeydoğusu olan ve 15 kilometre derinlikte meydana gelen 7 büyüklüğündeki depremin ardından verilen tsunami uyarısını kaldırmıştı.

Öte yandan deprem nedeniyle bölgedeki Praya Uluslararası Havalimanı’nda görülen kısa süreli elektrik kesintisi dolayısıyla uçuşlarda aksama yaşandığını belirten havalimanı yetkilileri, teknik incelemeler sonrası havalimanın normal faaliyetine geçtiğini söylemişti.

Ülkede geçen hafta aynı bölgede oluşan 6,4 büyüklüğündeki depremde 16 kişi yaşamını yitirmişti.

Kaynak: AA https://www.trthaber.com/haber/dunya/endonezyada-7-buyuklugunde-deprem-91-kisi-oldu-378759.html