İnşaatı biz yaptık, parayı Almanya kazandı!

Son dönemde yaşanan döviz kuru artışına, kredi ve mevduattaki faiz artışına ve ekonomide yaşanan tıkanmaya gerekçe olarak, 16 yıldır inşaatı ön planda tutmamız gösteriliyor.

Bu dönemdeki ekonomik canlılığın, borçlanma ile konut ağırlıklı inşaatı ön planda tutarak sağlandığını hepimiz gördük ve ekonomiyi ayakta tuttuğu için de pek sesimizi çıkartmadık. Hep, “inşaat sektörü 150-200 yan ve alt sektörü besliyor, dolayısıyla doğru yoldayız” şeklinde düşündük.

Bu düşüncenin arkasında;

  • milli ekonomimizi harekete geçiren,
  • inşaatın lokomotifi olduğu 150-200 sektöre iş, aş sağlayan

bir strateji uyguladığımız düşüncesi var. Meseleye; inşaat canlı olduğu sürece, bağlı olan 150-200 sektörde de üretim, istihdam devam edecek, sonuçta Türkiye kazanacak olarak baktık.

Peki durum gerçekten öyle mi?

Konuya biraz daha yakından, detaylı ve dikkatlice bakmaya çalışalım. Bulduğumuz her yere, borçlanmak suretiyle, konut, işyeri, AVM inşaatı yaparken, harcadığımız paralar gerçekten de Türkiye’de inşaata bağlı üretim yapan diğer sektörlere mi gidiyor? Eğer böyleyse gerçekten, çektiğimiz çileye, ödediğimiz faize değer.

Ama durum eğer sandığımız gibi değilse, parayı betona toprağa yatırmanın ötesinde daha büyük bir yanlışın da içindeyiz demektir. İnşaat sektörünü yakından ele aldığımızda şöyle bir resimle karşı karşıya kalıyoruz;

  • Hafriyat çalışmalarında kullanılan iş makinaları ya Amerikan Caterpillar, ya Japon Komatsu veya İngiliz JCB marka,
  • Hafriyattan çıkan taşı, toprağı taşıyan kamyonlar Alman MAN veya Mercedes marka,
  • Hazır betonu inşaata getiren kamyonların üzerindeki beton mikserleri Alman, bu mikserleri taşıyan kamyonlar Alman Mercedes veya MAN marka, hazır betonu beton mikserinden inşaata aktaran kamyon üzerindeki beton pompası Alman Putzmeister
  • İşçilerin kullandığı el aletleri ya Alman Bosch, ya Japon Makita veya Hitachi marka,
  • Binalara kurulan asansörler Amerikan Otis, Finlandiyalı Kone, İsviçreli Schindler veya Alman Thyssenkrupp,
  • Kombiler Alman Vaillant, Buderus veya Bosch, merkezi ısıtma sistemlerinin nerdeyse tamamı Alman Buderus,
  • Merkezi klima sistemleri Japon Mitsubishi, Toshiba, Panasonic, Daikin yada Koreli LG veya Samsung,
  • Kaliteli duvar kağıtları Alman veya İtalyan markalar,
  • Kaliteli lamine veya laminant parkeler Alman markalar,
  • Mutfak evyesi Alman Teka veya İsviçreli Franke,
  • Yapı kimyasallarının hemen hemen tamamı Alman Sista, Henkel
  • Elektrik sigortaları Alman Siemens,
  • Kapı menteşeleri, kapı kolları, çekmece rayları ve bilimum mobilya aksesuarları Alman Hafele,
  • Pencere ve kapı sistemlerinin tamamı Alman markalar,
  • Elektrik priz ve düğmeleri Japon ViKo ( Yerli bir marka idi. Japonlar satın aldı).

Peki inşaat sektöründe hiç mi Türk ürünü yok?

Var elbette, ancak orta gelir tuzağı sebebiyle Türk tüketicisinin yüksek beklentisine cevap veremiyor. Bu durum da inşaatlarda kullanılan ithal malzemelerin oranının her geçen gün yükselmesine sebep olmakta. İnşaatı devam eden konut projelerine dönüp baktığımızda, kullanınal herşeyin ithal olduğunu kolayca görebiliriz.

İnsanlar farkında olmadan “Orta gelir tuzağı” içine düşmüş, gelirleri yerinde sayarken, harcamaları sınır tanımaz hale gelmiş. Vatandaş olarak memlekette üretileni beğenmezsen, herşey ithal olmaya başlar. Sonuç ise cari açık ve şu anda yaşadığımıza benzer ekonomik facia olur.

Örnek olarak bir konut inşaatı projesini ele alalım;

1.000.000 lira satış bedelli bir konutun müteahhide, finansman gideri hariç, maliyetinin 800.000 TL olduğunu var sayalım. Bu maliyetin yarısının da arsa olduğunu düşünelim. Dolayısıyla 1.000.000 TL satış bedeli olan dairenin imalat maliyeti 400.000 TL olarak kabul edilebilir.

Bu 400.000 liranın yaklaşık olarak 100.000 – 150.0000 lirası, projede Alman markaları kullanılması sebebiyle sadece Almanya’ya gitmektedir. İnşaatı biz yapıyoruz, parayı Alman fabrikaları kazanıyor.

“İnşaat sektörü açısından Türkiye bir montaj ülkesi”

İnşaat sektörüne yakından baktığımızda gördüğümüz şey, Türkiye’nin bir montaj ülkesi olduğudur. Aslında biz yalnızca, diğer ülkelerin ürettiği makinalar ve malzemeler ile, taşı, toprağı ve inşaat işçiliği bizden olmak üzere bina montajı yapıyoruz. Böylece her yaptığımız inşaat ile, sandığımızın aksine, cari açığın biraz daha artmasına sebep oluyoruz.

İthalat yapan ülke profilinden, inşaat yapan ülkelere ihracat yapan bir ülke profiline geçmemiz gerekiyor.

Bu konudaki çözüm; Almanya ve diğer ülkelerden ithal edilen inşaat malzemesi, makinası, ekipmanı fabrikaları kurma görevinin, devlet eliyle, Türkiye’deki ilk 50 inşaat firmasına verilmesidir. Üretimlerinin en az yüzde 70’ni ihraç etme zorunluluğu da koymalıyız. Böylelikle inşaat yapmak için ithalat yapan ülkeden, Almanya gibi inşaat yapan ülkelere ihracat yapan bir ülke profiline geçmemiz sağlanmalıdır.

Ülkemiz inşaat sektörünün içinde bulunması sebebiyle, inşaat malzemelerini üretip dünyaya satabilme konusunda yeterli bilgi ve birikime sahiptir.

Geçmişte tekstilde kaçırdığımız bu fırsat, şu anda inşaat sektöründe önümüzde duruyor.

İnşaat sektöründeki bu yapısal değişimi gerçekleştirebilirsek;

  • ithalatın azalması,
  • ihracatın artması,
  • ve asıl önemlisi inşaat sektöründe asıl paranın kazanıldığı, katma değeri yüksek malzeme, makine üretimi ile
  • hem cari açığın azalması,
  • hem de kişi başına milli gelirimizin artması sağlanacaktır.

Böylece inşaat sektörünün hedef kitlesi yalnızca yurtiçi projeleri olmayacak, ülkemiz pazarının belki de 100 katı büyüklükteki dünya pazarı olacaktır. İnşaat sektörünü biraz zorlayacak olan bu yapısal değişime firmaların bireysel olarak karar vermesi mümkün değildir. Benzer durum tekstil sektöründe de yaşandı. Başarıya ulaşmadaki temel şart, konunun devlet stratejisi olarak karara bağlanması ve özel sektörün uyumunun sağlanmasıdır. Bu anlamda fasonculuktan makine, ekipman ve teknoloji üretmeye geçişi başaran Çin, bu konudaki devlet stratejisini açıkça ilan etmekte ve uygulamaktadır.

1978 yılının sonunda düzenlenen Çin Komünist Partisi 11. Kongresinde bugün gördüğümüz dünyanın üretim üssü olan Çin’in yol haritası belirlenip, 1979 yılından itibaren Deng Xiaoping’in ortaya koyduğu reform ve dışa açılma politikasını uygulamaya başlamıştır. 1978 yılında Çin Komünist Partisinin aldığı değişim ve dönüşüm kararının uygulanabilirliğine çok fazla kişi inanmamıştı. Fakat muazzam dönüşümü gerçekleştiren devin” fason üretim modelinden, hammaddeye dayanmayan nitelikli ve teknolojik temelli üretim modeline geçiş” hedefine başarı ile ulaşacağında bugün herkes hemfikir.

Çin Komünist Partisi Ekim 2017’de yapılan 19’uncu kongresinde, son 30 yıla damgasını vuran fason üretim modelinden, “hammaddeye dayanmayan nitelikli ve teknolojik temelli üretim” modeline geçişin yol haritasını belirledi ve uygulamaya geçti.

Yukarıda bahsettiğimiz çözüm yolunun hayata geçirilmesi imkansız değildir. Bu sayede, önce inşaat sektörü, devamında da tüm ekonomimiz için krizden çıkış ve bir daha cari açık, döviz problemi yaşamama imkanı doğacaktır.

Zordur, ancak imkansız değildir

Önerdiğimiz yol zor ve meşakkatli olabilir; ancak ülkemizin başka çaresi yoktur. Örnek olarak Türk asansör sektörünü verebiliriz.

İnşaat sektörünün tedarikçi bir kolu olan Asansör üretimi, tam da yukarıda çözüm olarak sunduğumuz yapıda gelişmektedir. İthal edilen asansörlerin montaj ve bakımını yaparak başlayan sektörün emektarları, ellerinden tutan hiç kimse olmamasına rağmen, ithal edilen tüm ürünlerin yerli üretimini başarmış durumdadır.

Made in Türkiye

Ülke içinde yapılan yeni konut, işyeri ve AVM’lerde dünya devi firmalarla rekabet etmenin yanında, Türk asansör sektörü dünyanın 100 ülkesine asansör ve asansör parçaları ihraç etmektedir. Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Afrika Ülkeleri ile Balkan ülkelerinde “Made in Türkiye” damgalı asansörler çalışmaktadır.

İnşaat sektörüne bağlı ve malzeme tedarik eden 150- 200 civarındaki sektörün ve yüzlerce firmanın Türk asansör sektöründen öğreneceği çok şey var.

Bunların en başında; tüm dünya pazarını hedef almak gelir. Yalnızca yurtiçi piyasaya satış yapma kolaycılığına kapılmayıp, her türlü zorluğa rağmen, dünyanın dört bir tarafına ihracat yapma azmi de bir diğeri.

Biz İnşaat Yaptık Almanya Para Kazandı başlıklı haber, www.monerymm.com internet sayfasında 09 Ekim 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Yap İşlet Devret Modeli (YİD) nedir?

Yap İşlet Devret Modeli, Müteahhit firmanın bir kamu projesini hayata geçirmesi, belli bir süre işletmek suretiyle bedelini tahsil etmesi ve daha sonra bu ürünü devlete devretmesi yöntemidir. 

Yap İşlet Devret (YİD) Modeli nedir?

Yap İşlet Devret Modeli (YİD) nedir?

Yap İşlet Devret Modeli, Kamu Projesini Müteahhit firmanın

  • kendi finansal imkanları ile hayata geçirmesi,
  • elde edeceği kar dahil olmak üzere yatırım bedelini projenin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlara satmak suretiyle tahsili,
  • sürenin sonunda işletmekte olduğu tesisleri bakımı yapılmış, eksiksiz ve işler durumda ilgili kamu kuruluşuna devretmesidir.

13/6/1994 tarih ve 21959 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan 3996 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin (a) bendi ile bu kanunun uygulama usul ve esaslarının belirlendiği 5907 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3’üncü maddesinin (b) bendinde de, Yap İşlet Devret modeli (İngilizce: Build Operate Transfer (BOT) şu şekilde tarif edilir; “İleri teknoloji veya yüksek maddi kaynak ihtiyacı duyulan projelerin gerçekleştirilmesinde kullanılmak üzere geliştirilen özel bir finansman modeli olup, elde edilecek kar dâhil yatırım bedelinin şirkete, şirketin işletme süresi içerisinde ürettiği mal veya hizmetin idare veya hizmetten yararlananlarca satın alınması suretiyle ödenmesidir.”

Sanayi ve Tekmoloji Bakanlığı Fırat Kalkınma Ajansı (FKA) tarafından hazırlanan “YAP İŞLET DEVRET MODELİNDE UYGULANAN USUL VE ESASLARIN KALKINMA AJANSLARI AÇISINDAN ANALİZİ” raporunda YİD modelinin amacını şu şekilde ifade eder; “1984’ten önce batı ülkelerinde uzun süreden beri ve fakat sınırlı şekilde uygulanan YİD modelinin Türkiye ve benzeri ülkelerde uygulanmaya başlanmasının önemli bir nedenini, kamunun finansman sıkıntısı yanında, devlet kontrolünde bulunan alanlarda yatırım yapmak isteyen girişimcilere belirli imtiyazların tanınması gerekliliği düşüncesi oluşturmuştur.”

4 Ağustos 2019 Pazar günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı gerçekleştirilen İstanbul İzmir Otoyolu Projesi ile birlikte köprü ve otoyol ücretleri tekrar gündeme geldi.

Yap İşlet Devret Modeli (YİD)’de Geri Dönüş (Amortisman) hesabı nasıl yapılıyor?

Yap İşlet Devret modeli ile hayata geçirilmiş bir otoyol veya köprü projesinde şöyle bir geri dönüş (amortisman) hesabı yapılıyor;

  • Fizibilite çalışmaları eşliğinde ortalama aylık araç geçiş sayısı belirleniyor.  
  • Bu araç sayısı 12 ay ile çarpılmak suretiyle öngörülen yıllık araç geçiş sayısı elde ediliyor. 
  • Bu projenin müteahhit firmayı ne kadar sürede amorti edeceği yani işletme süresi belirleniyor. Bu süre boyunca müteahhit firma projeyi işletiyor, işletme gelirleri kendisinin oluyor. 
  • Karı dahil Proje Tutarı bu araç sayısı ve yıla bölünmek suretiyle araç başı geçiş ücreti belirleniyor.
  • Eğer devlet araç geçiş garantisi vermişse, geçen araç sayısı ile planlanan arasındaki eksik miktar devlet tarafından müteahhide hazineden ödenir.

Araç Başı Geçiş Ücreti nasıl belirlenir?

Bir otoyol veya köprü projesi üzerinden örnek verecek olursak;

Proje Tutarı : 100 milyon Türk Lirası

Yıllık araç geçiş sayısı : 50 bin araç

Geri Dönüş Süresi : 20 yıl

Basit bir hesapla Araç Başı Geçiş Ücreti;

100.000.000 / (20×50.000) = 100 TL olur. 

Yıllık planlanan hasılat; 50.000 x 100 = 5 milyon liraya tekabül eder. 

Genelde bu rakam döviz (Amerikan Doları) üzerinden hesaplanır ve belirli dönemlerde kur üzerinden Türk Lirasına döner. 

Araç Geçiş Garantisi nedir?

Diyelim ki o yıl 30 bin araç geçti ve dolayısı ile 3 milyon lira gelir elde edildi. O zaman aradaki fark olan 2 milyon lirayı devlet, müteahhit firmaya hazineden öder. 

Araç Geçiş Garantisi dediğimiz budur. Ve bu sözleşme ile belirlenir ve uluslararası düzeyde tarafları bağlayıcı niteliktedir.

Yap İşlet Devret modeli ile hayata geçirilen kamu projelerinde;

  • Havalimanı için yolcu garantisi,
  • Hastane için hasta garantisi,
  • Otoyol ve Köprü için araç geçiş garantisi

şeklinde bu esas maliyet-gelir hesabı üzerinden hareket edilir.

Dolayısı ile Yap İşlet Devret Modeli (YİD) kamu projelerinde maliyet hesabı büyük önem arzeder. 

Not; Kamuoyunu bilgilendirme amaçlı hazırladığım bu makale ile ilgili görüş ve önerileriniz için lütfen benimle irtibata geçiniz.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Bu haber, www.turkinsa.org.tr internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

2018’de Türk Müteahhitlerimiz 261 Proje üstlendi!

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan; “Yaşanan siyasi ve ekonomik sorunlara rağmen Türk Müteahhitlerimiz 2018’de dünyada 261 proje üstlenmek suretiyle 19,4 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı.” dedi.

Türk Müteahhitlerimiz 2018’de dünyada 261 proje üstlendi

“Türk Müteahhitlerimiz, Türkiye’yi yurt dışında başarıyla temsil ediyorlar”

TRTHaber‘in haberine göre Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan; “Türk Müteahhtilerimiz, Türk bayrağını dünyanın birçok bölgesinde dalgalandırdılar ve ülkeye ciddi bir gelir kazandırdılar. 2018’de Türk Müteahhitlerimiz 261 proje üstlenmek suretiyle 19,4 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Türk Müteahhitlerimiz yurt dışında gururumuz olmaya devam ediyor.” dedi.

Bakan Pekcan, ulaşılan proje tutarının dünya ekonomik ve siyasi konjonktüründe yaşanan birçok sıkıntıya rağmen elde edilmiş önemli bir başarı olduğunun altını çizdi. Pekcan, söz konusu başarıyı, Türk müteahhitlerimizin yurt dışında zor şartlarda da iyi bir performans gösterebildiğinin kanıtı olarak değerlendirildiğini dile getirdi.

Sektörün ortalama proje bedeli 75 milyon dolar

Bakan Pekcan devamında şu bilgileri verdi: “2018’de en fazla üstlendiğimiz projeler;

Ülkemizin geçmişte kümülatif olarak en fazla proje üstlendiği konut sektörünün 2018 yılında listede ilk beşte yer almaması, esasen ülkemiz firmalarının yurt dışında daha katma değerli ve daha nitelikli projelere yöneldiğinin bir göstergesidir.”

Türk müteahhitlik sektörünün yurt dışında 1972’den bugüne kadar 378,9 milyar dolar gibi bir büyüklüğe ulaştığını ifade eden Pekcan, bu süreçte sektörün 123 farklı ülkede 9 bin 600’e yakın projeye imza attığını belirtti.

“Türk Müteahhitlerimiz geleneksel pazarların dışına çıktı”

Pekcan, Türk Müteahhitlik sektörünün geçen yıl en fazla proje üstlendiği ülkelerin; Rusya, Suudi Arabistan, Katar, Sudan, Polonya, Kazakistan, Türkmenistan ve Cezayir olduğunu kaydetti.

Türk Müteahhitlerimizin Rusya, Suudi Arabistan, Türkmenistan ve Katar pazarlarında yeniden güçlü bir şekilde yer almasının önemine işaret eden Pekcan, Sudan ve Polonya gibi pazarlarda da ciddi bir büyüklüğe ulaşılmasının, geleceğe yönelik beklentilerini artırdığını söyledi.

Bakan Pekcan, geçen yıl en fazla proje üstlenilen ilk 10 ülke arasında 2 Avrupa ülkesinin de bulunduğunu belirtti. Pekcan, “Bu durum ülkemiz müteahhitlerinin geleneksel pazarların dışına çıkarak, portföyüne yeni pazarlar eklediğinin bir göstergesidir.” şeklinde değerlendirdi.

Bakan Pekcan, Teknik Müşavirlik Sektörü ile ilgili verileri de paylaştı; “Küresel sıkıntılara rağmen söz konusu sektör 2018 yılında çok önemli bir performans gösterdi. Teknik Müşavirlik Sektörü 61 projede 143 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştı. dedi.

Pekcan, günümüze kadar Teknik Müşavirlik Sektörünün kümülatif olarak, 110 farklı ülkede 2,1 milyar dolarlık proje üstlendiğini vurguladı.

Kaynak: AA

Ev Alacaklar İçin 27 Önemli İpucu!

Ev alırken araştırılacak bir çok konu bulunuyor. Peki ‘Ev Alacaklar’ nelere dikkat etmeli? İşte Ev Alırken dikkat edilmesi gereken 27 önemli ipucu;

Ev Alacaklar

Ev alacaklar, ev seçerken dikkate alması gereken noktaları hesaba katmadıysa bir çok sorunla karşı kaşıya kalabilir.

Yeni Akit Gazetesi, bu konuda çok önemli ipuçları içeren bir yazı kaleme aldı. İklim koşullarına uygun ısı, su ve ses yalıtımı yapılmış projelerden ev almanın önemine değinilen haberde, ısıtma sisteminin doğalgazlı olmasının hem konfor hem de ekonomi adına önemli olduğu hatırlatılıyor.

Peki ‘Ev Alacaklar’ nelere dikkat etmeli? İşte Ev Alırken dikkat edilmesi gereken 27 önemli ipucu;

1- Evi satan kişinin, konutun gerçek sahibi olup olmadığını araştırın.

2- Konutun tapu kaydını mutlaka önceden kontrol edin. Gayrimenkul üzerinde ipotek olmaması gerekiyor.

3- Kat irtifakının kurulup kurulmadığına, iskanın, yani Yapı Kullanım Belgesi‘nin olup olmadığına bakın.

4- Satılan konut aile konutu ise eş muvafakati mutlaka alınmalı. Alınmadığı takdirde tapu devredilse bile, ileride açılacak tapu iptal davası ile tapu iptal olabilir.

5- Kadastro Müdürlüğü‘nden gayrimenkulün haritasına bakılmalı. Gayrimenkulün çevresinde neler olduğunu, önüne, arkasına, yanına ne gibi inşaatlar yapılabileceğini öğrenin.

6- Binanın Deprem Yönetmeliği‘ne uygun olup olmadığını, projenin denetiminin ve ruhsat izninin olup olmadığını inceleyin.

7- Satın almak istediğiniz gayrimenkul inşa halinde ise müteahhidinin mali durumunu araştırın.

8- Kat karşılığı yapılan bir projeden gayrimenkul alıyorsanız, müteahhitle noter onaylı anlaşma yaparak kullanılacak tüm malzemeleri ve işin aksaması durumundaki tazminatları belirtin.

9- Alacağınız gayrimenkulde bir kiracı varsa yapılan kira kontratını inceleyin. Kiracı tahliye taahhüdü vermiş ise tahliye taahhüdündeki tarih ile kontrat tarihini karşılaştırın.

10- Tapu işlemi sırasında alacağınız konutun değerini yeniden değerleme oranlarına göre hesaplayarak beyan edin. Çünkü beyanınız eksikse ödenen alım satım harçları cezalı olarak size geri dönebilir.

Emsal Konut Fiyatları

11- Bölgedeki emsallerden konutun fiyatını değerlendirin.

12- Gayrimenkulün işinize, okulunuza, merkezlere olan uzaklığını ve ulaşım durumunu göz önünde bulundurun.

13- Konutun mevcut apartman aidatlarını öğrenin. Sonradan çok yüksek aidatlarla karşılaşmamak adına bu büyük önem arzediyor.

14- Konutun ısı, ses ve su yalıtımı yeterli olup olmadığına dikkat edin.

15- Bina ve konutun inşaat malzemesi kalitesini öğrenmeye çalışın.

16- Konuta ait yeşil alanının ve otoparkının olmasını tercih edin.

17- Konutun kira getirisini göz önünde bulundurun.

18- Konutun oda sayısına ve odalarının ve yerleşim planının kullanışlı olup olmadığına bakın.

19- Konutun tesisatlarının durumuna bakın.

20- Konut bir sitede ise, sitedeki sosyal donatıların kime ait olduğunu öğrenin.

Ev alacaklar, verdikleri Kaparo Oranına dikkat etmeli

21- Konut fiyatının yüzde 5’inden fazla kaparo vermeyin.

22- Satıcının irtibat bilgilerini mutlaka alın. Daha sonradan ihtiyaç halinde kendisine ulaşabilmelisiniz.

23- Tapudaki masrafların kim tarafından ödeneceği konusunda önceden anlaşın ve bunu satış protokolüne yazın.

24- Konutun geçmiş dönem emlak vergisi, su, elektrik, doğalgaz, apartman aidatı, vs. borçlarının olup olmadığına bakın.

25- Konutların ekonomik ömrünün yaklaşık 50 yıl olduğunu göz önünde bulundurup, çok yaşlı binalardan ev almamayı tercih edin.

26- Emlak komisyoncusunu seçerken çok dikkatli olun. Emlak komisyoncusuna vekaletname ya da satıcı imzalı Yetki Belgesi olmaksızın kaparo vermeyin. Yer gösterme ücreti adı altında Emlak Komisyoncusuna herhangi bir ücret ödemeyin, çünkü bu ücret yasal değildir.

27- Üşümeyen ev, koruduklarını da üşütmez. Yani evinizin dış cephe ve çatı ısı yalıtımı tam olmalı.

Kaynak; https://www.yeniakit.com.tr/haber/ev-satin-alirken-557295.html

İzmir Çiğli’de 4 Bin Konutun Yapı Ruhsatı İptal Oldu!

İzmir Çiğli’de yaklaşık 170 dönümlük alanın parselasyon planının iptal olması nedeniyle 4 bin konutun Yapı Ruhsatı iptal oldu. Kaçak Yapı durumuna düşen 4 bin evin, 1993 yılından beri devam eden inşaatı durdu.

Yapı Ruhsatı iptal olan 4 bin konutun sahipleri mağdur

4 bin Konutun Yapı Ruhsatı iptal oldu

Milliyet muhabirinin haberine göre, İzmir Çiğli’de, daha önce oturma ruhsatı alınıp inşasına başlanan 4 bin konutluk projenin bulunduğu yaklaşık 170 dönümlük alanın parselasyon planı iptal oldu. Parselasyon planı iptalinden dolayı Yapı Ruhsatı da geçersiz olan binalar kaçak duruma düştü. Müteahhitler, inşaatlarının yarım kaldığı gerekçesiyle milyonlarca lira zarar ettiklerini ifade edip, yetkililerden bu duruma çözüm bulmalarını istedi.

İzmir ili Çiğli ilçesine bağlı Esentepe Mahallesi’nde yaklaşık 170 dönümlük bir alanın 1993 yılında parselasyon planı yapıldı. Planlamada yapılan bazı hatalar gerekçesiyle bir hak sahibinin 23 yıl aradan sonra açtığı davayı 2 yıl önce karara bağlayan Mahkeme, mevcut parselasyon planının iptaline hükmetti. Bu suretle sözkonusu bölgede 1993 yılından bugüne kadar inşa edilen tüm ruhsatlı konutlar ‘kaçak yapı‘ durumuna düştü.

Çiğli Müteahhitler ve İş Adamları Derneği Başkanı Barış Öncü, iki yıl önce parselasyon planının iptal olmasından dolayı bölgede yaşayan hak sahipleri, müteahhitler ve konut sahiplerinin sıkıntı yaşadıklarını kaydetti. Öncü; “Bitmiş olan evler bile kaçak duruma düştü. Yapı Ruhsatı almış inşaatlar durduruldu. Temel üstü ruhsatı alınamıyor. Bitmiş binaya Yapı Kullanma Belgesi alınamıyor. Yıllarca dişinden, tırnağından artırıp bir konut sahibi olabilen vatandaşların oturma ruhsatlı evleri bile kaçak yapı statüsünde.” dedi.

Büyük gerginlikleri doğurabilir

Öncü, sözkonusu alanda yüzlerce müteahhidin ciddi cezai müeyyide içeren ‘kat karşılığı inşaat sözleşmesi’ ile iş yaptığını ifade etti. Öncü, “Sözleşmedeki cezai müeyyideler halen işler durumda. İnşaat sektöründeki ciddi sıkıntıların yaşandığı şu dönemde, üzerine bir de bu sorun eklenince, müteahitler iflas etme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.” dedi.

Öncü devamında, bölgede büyük gerginlikleri doğurabilecek nitelikteki bu konuya çözüm bulmada yardımcı olması için, sorunu AK Parti İzmir Milletvekili Necip Nasır’a aktardıklarını dile getirdi.

Sorunu Çevre ve Şehircilik Bakanımıza aktardık

Ak Parti İzmir Milletvekili Necip Nasır, konuyla ilgili kendisini onlarca kişinin aradığını belirtti. Nasır sorunun; planlama safhasında vatandaşın arsasında ‘ortaklık katılım payı’ diye nitelenen zayiat alınırken yapılan hatalardan oluştuğunu ifade etti. Mahkemelerin mevcut yasalar doğrultusunda yapabileceği bir şeyi olmadığını dile getiren Necip Nasır, şikayet sahibinin davadan vazgeçmesi veya belediyenin yeniden parselasyon planı yapması ile ancak sorunun giderilebileceğini kaydetti.

Nasır devamında; “Belediye tarafından 2 yıldır bir şey yapılmayan bu sorunun çözümü için çalışmaya başlansa dahi sonuçlanması için uzun bir zaman gerekecektir. Bu süreçte mağduriyetler daha da büyüyecek. Sosyal sorunlara neden olabilecek duruma gelindiği için, kısa süre önce İzmir’e gelen Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a durumu aktardık.

Sorunun çözümü için ne yapılabileceği hakkında birlikte fikir alış verişinde bulunduk. Gerekmesi halinde bir Milletvekili olarak, sorunun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifi vereceğim.” dedi.

Durumdan 4 bin konut etkilendi

Bölgede plan iptalinden etkilenen yaklaşık 4 bin konutun olduğunu ifade eden müteahhit Kamil Demirtaş ise “Yarım kalan birçok inşaat var. Projelendirme aşamasından temel inşasına kadar geçen süreçte en yoğun masrafların yapıldığı inşaatta yaklaşık 1 milyon liralık mağduriyetim var. Konu yalnızca bu rakamla da bitmiyor. Arsa sahiplerine verilen güvence bedelleri de dikkate alınınca zararın boyutu daha da artıyor.” şeklinde konuştu.

Bölgenin harita işlerini yapan Haldun Karataş da 30 adada parselasyon planının iptal edildiğini açıklayarak ev sahipleri, müteahhitler ve arsa sahipleri dahil bölgedeki herkesin mağdur olduğunu ifade etti.

Tüketici Mahkemesi; “Artık Bankalar Da Sorumlu”

Tüketici Mahkemesi, konutu teslim edilemeyen tüketici için müteahhit ile birlikte kredi veren bankanın da sorumlu olduğu kararını verdi.

Tüketici Mahkemesi; “Artık Müteahhit ile birlikte Bankalar da sorumlu”

Tüketici Mahkemesi; “Artık Müteahhit ile birlikte Bankalar da sorumlu”

Tüketici ve Çevre Koruma Derneği Başkanı Osman İlhan, Tüketici Mahkemesi tarafından verilen emsal niteliğindeki kararla ilgili yaptığı değerlendirmede; “Tüketici için beklenen ve yerinde bir karar, bu sayede mağduriyetler daha da azalacak. Biz tüketiciler olarak memnunuz.” dedi.

Satın aldığı ev zamanında teslim edilmeyen tüm vatandaşları ilgilendiren karar, Tüketici Mahkemesi tarafından 27 Eylül günü verildi. Emsal niteliğindeki karara göre; tüketicinin konut için ödediği parayı müteahhit ile birlikte kredi veren banka faiziyle iade edecek.

Tüketici ve Çevre Koruma Derneği Başkanı Osman İlhan, sözkonusu kararı DHA‘ya değerlendirdi. İlhan; “Bu karar daha önce de olmasına rağmen uygulanmıyordu. Tüketici Mahkemesi tarafından şimdi verilen kararla bu emsal niteliği taşıdı ve uygulanmaya başladı. Tüketici lehine beklenen bir karar. Artık bundan sonraki satışlarda bankalar da sorumlu olacak. Banka kredi verirken bir anlamda müteahhite kefil olmuş olacak. Artık mağduriyetlerin daha da azalacağına inanıyorum. O yüzden biz tüketiciler olarak memnunuz” dedi.

Senetle Konut almak daha sıkıntılıTüketici

İlhan, kararın geriye dönük uygulanabileceğini belirterek “Emsal niteliğindeki bu karar, takibinde bir yönetmelikle desteklenebilir. Bu konuda evlerini satın alamayan tüketiciler epey mağdur. Bundan sonra bankalar kredi verirken daha da dikkatli olmak zorunda. Esas daha önemli bir konu; senetle ve devre mülk karşılığında bu tarz ev satın alanların durumu. Onların yaşadığı mağduriyet daha da ağır” şeklinde değerlendirdi. Başkan İlhan devamında;

“Bu tarz mağduriyetler yaşamamaları için diğer tüketicilerin mutlaka ön araştırma yapmaları gerek. Bankaların işin içinde olup olmadığını öncelikle bilmeliler. Ayrıca müteahhitin teminatına ve bankalarla olan anlaşmalarına da bakmalılar. Bu tarz alım-satımlarda mutlaka ya nakit ya da banka kredisi üzerinden faaliyet yürütülmeli. Vatandaşlar senet üzerinden veya devre mülk karşılığında satışlardan kaçınmalı. Çünkü müteahhit, elindeki senetleri bir başkasına ciro ederek kullanabiliyor. Müteahhit battığı zaman, tüketici verdiği senet mukabili bir başkasına para ödemek zorunda kalıyor.” dedi.

Bu kararın tüketici için gayet olumlu bir karar olduğunu yineleyen İlhan, bu tarz tüketici lehine kararların devamının gelmesini temenni ettiklerini ifade etti.

Derdimiz, ödemesini yaptığımız dairelerimizi almak

Esenyurt‘ta konut mağdurlarından Fahri Kaygu ise kararın bazı hak sahipleri için yeterli olmadığını iddia etti. Kaygu, “Buradaki birçok insan 2011 senesinde yüklü miktarda paralar ödemek ve borçlanmak suretiyle daire aldılar. Bu insanlar artık dairelerini almak istiyorlar. Paralarını iade almak yeterli değil. Bizler müteahhitlere ve toprak sahiplerine birer yatırımcı gibi para ödemedik. Bizim derdimiz, o güne kadarki birikmişliğimizle gelecekte çocuklarımıza bir yuva bırakmaktı. O yüzden bizim amacımız dairelerimizi teslim almak” dedi.

Kaygu, emsal kararın önemli olduğunu belirtmekle birlikte, mahkemelerin Esenyurt’ta şu anda yüzde 80’i tamamlanmış binaların arsa tescilini yapması halinde bu dolandırıcıların artık yapmak istediklerini yapamayacaklarını vurguladı. İade edecek paraları olması halinde müteahhitlerin daireleri tamamlama yönüne gideceklerini dile getiren Kaygu, ya da çok daha az para harcamak suretiyle vatandaşlara dairelerini yapıp teslim edebileceklerini söyledi.

100 bin Müteahhit Batma Riskiyle Karşı Karşıya!

İMKON Başkanı Tellioğlu; “Son dönemdeki fiyat artışları nedeniyle müteahhitler zorlanmaktadır. 100 bin kadar Müteahhit batma riskiyle karşı karşıya.”

Müteahhit

“Türkiye ekonomisinin lokomotifi konumundaki inşaat sektöründe 700 bin kişinin işsiz kalma riski var.”

Sözcü Gazetesi‘nin haberine göre, İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Başkanı Tahir Tellioğlu, Türkiye’de son 5 yıldır Müteahhitlik sektörünün sürdürülebilir olmaktan çıktığını ifade etti.

Tellioğlu, Müteahhitlik sektörünü adeta kitlenme noktasına getiren unsurları şu şekilde sıraladı;

  • durağanlaşan piyasa.
  • artan döviz kurları.
  • inşaat malzeme fiyatlarının yükselişi.

Tellioğlu; “Bu hususlar sektörü büyük bir krize ve buhrana sürükledi. İnşaat sektöründe bulunan Müteahhit firmaların şu ana kadar yaklaşık yüzde 20’si batmış durumda. Bu gidişle yıl sonuna kadar sektörün ilave yüzde 30’nun daha batma riskiyle karşı karşıya kalacağının ayak seslerini duymaktayız” dedi.

Tahir Tellioğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın bu duruma el atmasını bekliyoruz. Konu sadece sektörel anlamda 400 bine yakın olan müteahhidin, 100 bininin batma riski taşıması değildir. Bu 100 bin kadar müteahhit direkt olarak iflas etme riski taşırken, ilişkili oldukları ortalama 5’er alt taşeron firma, malzeme tedarikçileri, ve inşaatlarında istihdam ettikleri 700 bine yakın çalışanın işinden olma riski de var” şeklinde değerlendirdi.

Otobüsü Devirmemek Lazım

İMKON Başkanı Tellioğlu, ekonomik istikrar açısından inşaat sektörünün kaderine terk edilmemesi gerektiğini ifade etti. Tellioğlu; “Müteahhitler ortalama yüzde 15 – 30 aralığında bir kârla iş almaktadır. Müteahhitlerin bu haliyle son dönemde yüzde 70’lere yakın varan fiyat artışlarını sübvanse etmesine imkan yoktur. Sürdürülebilir bir sektör açısından kontrollü bir küçülmeye ihtiyaç vardır. Ancak bunu yaparken otobüsü devirmeden, Müteahhitler Odası altında mesleğe giriş ve işleyiş çerçevesini oluşturmak ve ülkemizde gereğinden fazla biriken müteahhitlik enerjisini daha profesyonel ve elenmiş bir şekilde yurtdışına taşımak durumundayız.” dedi.

Tellioğlu, son dönemde toplamda 3 bine yakın şirketin konkordato ilan ettiğine dikkat çekerken, sözlerine şöyle devam etti; “Maalesef konkordato ilan edenlerin yüzde 75’i inşaat sektörü ile ilişkili şirketler. Sektörün gerçekten ne kadar büyük bir sıkıntıya düştüğünü buradan görebiliriz. Konkordato ilanlarına daha sıkı şartlar getirilmek suretiyle art niyetli kişilere de fırsat verilmemelidir.”

Hükümetimiz zor durumda olan Müteahhit firmalara destek olmalı

İMKON Başkanı Tahir Tellioğlu hükümetten şu destek taleplerinde bulundu:

Fiyat Farkı Kararnamesi;

Hükümetimiz zorda olan müteahhitlere eşit ve adil bir şekilde, durumunu toparlayabileceklere Fiyat Farkı Kararnamesi uyarınca fiyat farkı vererek işini devam ettirip kurtarmasını sağlamalı.

Ek Süre;

Süre sıkıntısı olanlara cezasız ek süre vermeli.

Tasfiye Kararnamesi;

Henüz işe başlamamış veya yeni başlamış, ancak aciliyeti olmayan işlerin Tasfiye Kararnamesi ile hızlıca tasfiyelerinin yapılması sağlanmalı.

Teminat İadesi;

Son 3 aydır kriz ve zamlardan dolayı işe başlayamamış veya iş yapmak istemeyen firmaların yanmış olan teminatlarının iadesi ve yasaklılıklarının kaldırılması.

Tellioğlu; “Bu düzenlemeler sayesinde batma riski taşıyan kamu müteahhitlerinin önemli bir kısmı kurtarılacaktır.

Özel sektörün sorunlarının çözümü şu şekilde daha da kolaylaşacaktır;

  • Kat karşılığı iş yapan müteahhitlerimize işlerini teslim edebilmeleri için cezasız sınırlı yeni ek süre verilmeli.
  • Konut kredi faizleri sosyal nitelik şartları çerçevesinde düşürülmeli.
  • Yıl sonuna kadar sınırlı olmak üzere sıfır konut satışlarında sıfır tapu harç bedeli muafiyeti getirilerek özel sektör konut piyasası canlandırılmalıdır.

Bankalara Karşı Şahsi Konkordato!

Aydın ili Kuşadası ilçesinde faaliyet gösteren İnşaat Firması sahibi, bankalara karşı korunma amaçlı Şahsi Konkordato ilan etti.

Bankalara Karşı Şahsi Konkordato

Bankalara Karşı Şahsi Konkordato

DHA’nın yaptığı habere göre; Aydın ili Kuşadası ilçesinde faaliyet göstermekte olan firmanın sahibi Ahmet Şengel, Şahsi Konkordato için mahkemeye başvurdu. Şengel İnşaat sahibi Ahmet Şengel, Türkiye genelinde şahsi konkordato talep eden 2nci şahıs oldu. Şengel konu ile ilgili, mallarına bankalar tarafından, rayicinden daha düşük bir bedelle konulmasına karşı önlem olarak böyle bir yolu tercih ettiğini ifade etti.

Kuşadası‘nda faaliyet göstermekte olan inşaat şirketinin sahibi Ahmet Şengel, kişisel mal varlığını teminat olarak gösterip banka kredisi kullandıklarını, finansal problemlerden ötürü kredileri vadesinde ödeyemedikleri için bankaların mallarınız haraç mezat satmaya kalktığını ifade etti. Bu girişimi önlemek için onur savaşı verdiklerini ifade eden Şengel; “Bankalar acımasızca davranmak suretiyle, yaşanan ekonomik sıkıntıları fırsata çevirmeye çalışmakta. Mal varlığımızın değeri borcumuzdan çok daha fazla ve borcumuz sadece bankalara. Kredi borçlarımızın yeniden yapılandırılması için bankalarla sürdürdüğümüz görüşmelerden bir ilerleme kaydedemedik. Mal varlığımıza el koyup, değerinin çok altında bedellerle icra yoluyla satışa çıkartmaya kaltılar. Biz de önlem olarak konkordato ilan ettik.” dedi.

Şahsi konkordato yoluna, sıkışık olan piyasalardan ötürü kredileri vadesinde ödemekte zorlandıkları için başvurduklarını ifade eden Şengel; “Şirkete şahsi kefalet vermiştik. Bu yüzden de kişisel olarak başvuruda bulunduk. Sahip olduğumuz şahsi mal varlığımız da şirketimizin borçlarının çok üzerindedir. Ancak yaşamımızı sürdürebilmemiz, kişisel mal varlıklarımı koruma altına alabilmek için bu yolu başvurduk” şeklinde konuştu.

Bankalar Kaale Almadılar

Kur dalgalanmaları dolayısı ile sektörel olarak güven endeksinin düştüğünü, o yüzden vatandaşın yatırıma yönelmediğini bankalara izah etmeye çalıştıklarını ifade eden Şengel, “Bu güvenin tekrar tesis edilmesi zaman alacaktır. Bu konuda da biz bankalardan yeniden yapılandırma ile kredi vadelerinin uzatılmasını talep ettik. Fakat izah etmede başarılı olamadık. Banka yetkilileri bizi kaale almadılar, umursamadılar, dikkate almadılar.” dedi.

Bankaların kendilerine konkordato ilan etmekten başka bir seçenek bırakmadıklarını belirten Şengel; “Biz de bankalar tarafından mallarımızın haraç mezat satılmasını önlemek,  firma ve şahsi onurumuzu korumak için böyle bir tedbir aldık. Mahkeme tarafından tayin edilen konkordato komiseri rapor hazırlayacak. Sonra o raporu hakime sunacak. Alacakların huzurunda onaylanmasını müteakip biz de bize tanınan süre içerisinde mallarımızı satıp, borçlarımızı ödemeye çalışacağız. Çünkü biz şahsi ve ticari hayatımızı sürdürme taraftarıyız. Kuşadası ve bu bölgede kalıcıyız.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Konkordato Nedir?

Konkordato hukuki bir terimdir. Ticari durumu sarsılmış, ödeme gücünü belirli oranda yitirmiş, dürüst ve iyi niyetli borçluların korunması amacıyla uygulanan Konkordato, alacaklıların ⅔’ü ile yapılan bir anlaşma türüdür. Ticaret mahkemelerinin tayin ettiği komiser tarafından rapor çerçevesinde hakim tarafından tasdik edilerek geçerlilik kazanmaktadır. İmtiyaz sahibi olmayan alacaklılar, anlaşma ile alacaklarının belirli bir kısmından feragat eder. Borçlu ise konkordato ile kabul edilmiş borç tutarını ödeyerek borcun tamamından kurtulur.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/yurt/insaat-sirketi-sahibi-kisisel-konkordato-ilan-etti/haber-1602179

Dün Sabah Başlayan Eylem Devam Ediyor!

Dün sabah İstanbul Yeni Havalimanı şantiyesinde çalışan inşaat işçileri kaldıkları Akpınar şantiyesinde eylem başlatmışlardı. İGA yetkilileriyle işçi temsilcileri bir araya gelip sorunları görüşmüşlerdi. Ancak yeni havalimanında dün sabah başlayan eylem devam ediyor.

Eylem Devam Ediyor

İstanbul Yeni Havalimanı’nda Dün Sabah Başlayan Eylem Bugün de Devam Ediyor

Hürriyet’in yaptığı habere göre, dün sabah saat 06.00’da Akpınar şantiyesinde kaldıkları koğuşlardan çıkan işçiler, işçi servislerine binmeyip, ıslık ve sloganlarla yönetimi protesto ettiler.

İstanbul Yeni Havalimanı inşaat sahasına jandarma ve polis geldi. 3 bin kadar işçinin katıldığı eylemde sabah saatlerinde kısa bir arbede yaşanması üzerine jandarma gaz kullanarak olaya müdahale etti.

Herhangi bir gözaltının yaşanmadığı bildirilen gösteri gün boyu sürdü. Taşkınlık yapmak isteyen bazı arkadaşlarını alandan uzaklaştıran işçiler, çalışma koşulları ile ilgili şikayetlerini dile getirmek istediklerini ifade ettiler. İsimlerini vermekten çekinmeyen birçok çalışan, son derece zor koşullarda çalıştıklarını, barınma ve yemek ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığını söylediler. Havalimanı projesinde yaşanan iş kazalarına da değinen bazı işçiler, çok sayıda ağır yaralanmalı hatta ölümle sonuçlanan iş kazalarının meydana geldiğini belirttiler. Yönetimin bu konuda yeterince duyarlı davranmadığından muzdarip olan işçiler, çalışma, barınma ve ulaşım koşullarının iyileştirilmesini talep ettiler.

İGA Havalimanı İşletmesi

İGA Havalimanı İşletmesi, sözkonusu eylemle ilgili kısa bir açıklamada bulundu;

“Bu sabah erken saatlerde işçi kardeşlerimizi inşaat alanına götürmesi gereken servislerin kötü hava koşulları nedeniyle gecikmesi sonucu çalışanlarımız yağmur altında kalmışlar. Servis bekledikleri sırada mağdur oldukları için bu durumu protesto etmişlerdir” denildi.

İGA İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kadri Samsunlu, olayı yakınen takip ettiklerini, konu ile ilgili işçi temsilcileriyle bir araya gelip sorunları dinlediklerini söyledi. İşçilerin sunduğu 15 maddelik talep listesini kabul ettiklerini ve en kısa sürede gerekli somut adımların atılacağını ifade etti.

Ancak alınan bilgiye göre; İstanbul Yeni Havalimanı’nda dün sabah başlayan eylem bugün de devam ediyor.

Kaynak; http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/yeni-havalimani-insaatinda-eylem-40956790

Türk Müteahhitler Yurtdışında 370 milyar Dolarlık Proje Yaptı!

TMB Başkanı Mithat YENİGÜN; “Türk Müteahhitler Yurtdışında 370 milyar dolarlık proje gerçekleştirdi.”

Türkiye Müteahhitler Birliği

Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı YENİGÜN, Türk müteahhiler olarak ilk kez 1972 yılında Libya ile açıldıkları yurt dışında, bugüne kadar yaklaşık 120 ülkede 10 bine yakın projede yer aldıklarını bildirdi. 

Türk müteahhitler yurtdışında 370 milyar dolarlık proje gerçekleştirdi. Hilton İstanbul Maslak’ta, Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) ve Güney Kore Müteahhitler Birliği (CAK) arasında mutabakat zaptı imzalandı. İmza töreninde konuşan YENİGÜN, TMB olarak sektörel bazda taahhüt işlerinin, yurt içinde yüzde 70, yurt dışında yüzde 90’ından fazlasını üyelerinin gerçekleştirdiği bir yapıya sahip olduklarını ifade etti.

Yenigün, TMB üyelerinin dünya genelinde inşaat ve taahhüt alanındaki faaliyetleri yanında; inşaat malzemeleri üretimi, enerji, turizm, sağlık ve ulaşım sektörleri gibi çok geniş bir yelpazede devam ettirdiklerini söyledi. Bu alanlarda hem yatırımcı hem de işletmeci olarak faaliyet gösterdiklerini bildirdi.

TMB Başkanı YENİGÜN şunları söyledi;

“Türk müteahhiler olarak ilk kez 1972 yılında Libya ile açıldığımız yurt dışında, bugüne kadar yaklaşık 120 ülkede 10 bine yakın projede yer aldık. Ağustos sonu itibariyle bu yıl yurt dışında üstlendiğimiz iş tutarı 11 milyar dolardır. Bu tablo bize, yurt dışı müteahhitlik hizmetlerimizin yukarı yönlü ivme kazandığını göstermektedir.

Potansiyel pazar olarak Afrika, Hindistan ve Güney Asya bölgesini yakından takip etmekteyiz. İnşaat sektöründeki Türk firmaları, mevcut pazarlara ilave olarak bu coğrafyada da iş birliği imkanlarını değerlendirmekteler. Enerji fiyatlarındaki artış eğilimi yanında hedef pazarlardaki iş fırsarlarının da katkısıyla, yıl sonuna kadar 20 milyar dolar düzeyinde bir iş tutarı hedefliyoruz.

Türkiye ve Güney Kore müteahhitlik firmaları, gerek Türkiye’de gerek üçüncü ülkelerde birçok projeyi birlikte hayata geçirmiştir. Birliklerimiz arasında imzalanan iş birliği mutabakat zaptı ile mevcut ortaklığımız ivme kazanarak devam edecektir” dedi.

İş Birliğimiz Daha Ziyade İnşaat ve Altyapı Sektörlerinde 

Törende konuşan Güney Kore Ankara Büyükelçisi Hong Ghi Choi; “Geçtiğimiz yıl Güney Kore ve Türkiye diplomatik ilişkilerinin 60. yılını kutladık. 60 senedir ekonomi, siyasi, kültür ve savunma sanayi olmak başta olmak üzere her alanda iş birliğimizi geliştirdik. Bu alanların arasında inşaat ve altyapı sektöründeki iş birliğimiz daha derin.” dedi. CAK Başkanı Joo Hyun Yoo da; “TMB 119 ülkede 9 bin 300 proje tamamlayan global bir oyuncu olarak Türk ekonomisi ve inşaat endüstrisinin gelişimine büyük katkı sağlamıştır. Güney Kore ve Türkiye’nin bugün bu anlaşmaya imza atmak suretiyle, 3. ülkelerdeki ortak inşaat sektörü projelerinde iş birliği yapacak.” dedi.

İmzalanan mutabakat zabtı sayesinde finansal ve teknolojik kapasitelerini birleştirme imkanı sağladıkları ortaklık ile TMB ve CAK üyesi firmalar, gerek Türkiye gerek üçüncü ülkelerde pazar paylarını artıracak.

Kaynak; https://www.cnnturk.com/ekonomi/turkiye/turk-muteahhitlerden-yurt-disinda-370-milyar-dolarlik-is