Tarihi İshak Paşa Hamamı sahibinden satılık!

İstanbul’un Fatih ilçesinde bulunan 6 asırlık tarihi İshak Paşa Hamamı, 3,5 milyon dolara sahibinden satılığa çıkarıldı. Vatandaşlar duruma tepkili.

İshak Paşa Hamamı sahibinden satılık

İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunan ve duvarları yıkılmak üzere olan tarihi İshak Paşa Hamamı, 3,5 milyon dolara sahibi tarafından satılıyor. Vatandaşlar tarihi eserin satılmasına karşı tepkili.

Fatih Sultan Mehmet döneminde inşa edilen İshak Paşa Hamamı, İstanbul ili Fatih ilçesinde bulunmaktadır.

Sahibi tarafından 3,5 milyon dolara satılığa çıkarılan 550 yıllık tarihi bulunan hamam, harabeye dönmüş vaziyette olup, duvarları yıkılmak üzeredir. 

Havadan çekilen görüntülerde Osmanlı döneminden kalma tarihi hamamın içerisinde, ibrik ve hamam taşları görülmektedir. Tarihi Yarımada sınırları içerisinde bulunan hamamın duvarlarının ve çatısının büyük bir kısmının otlarla kaplandığı görülmektedir. Tarihi hamamın satılık olduğunu gören vatandaşlar duruma tepki gösteriyor.

Bazı vatandaşlar sözkonusu tarihi eserin hamam olarak restore edilip, tekrar hamam olarak kullanılmasını öneriyor.

Bazıları da tarihi eserin satılmasının doğru olmayıp, vakıf tarafından sahiplenilip korunması gerektiğini dile getiriyor.

İshak Paşa Hamamı 3,5 milyon dolara satışa çıkarıldı başlıklı haber, www.trthaber.com internet sayfasında 05 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

700 Yıllık Tarihi Osmanlı Köyü Cumalıkızık!

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan 700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık, İş adamı Murat Uysal’ı kendisine bağladı. İş adamı Uysal, emekli olduktan sonra Cumalıkızık’ta harabe bir konağı alıp restore ettirdi.

700 yıllık Osmanlı köyü Cumalıkızık

700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık’ta Osmanlı konağı satın alıp restore ettirdi

700 yıllık tarihi Osmanlı köyü Cumalıkızık, 42 yılını İstanbul‘da gıda sektöründe geçiren iş adamı Murat Uysal’ı cezbetti. Uysal, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nce (UNESCODünya Mirası Listesi‘ne alınan Cumalıkızık‘ta harabeye dönmüş bir Osmanlı konağını satın alıp restore ettirdi. Tarih meraklısı iş adamı Uysal, konakta hem yaşıyor hem de turizm hizmeti sunuyor.

AA muhabirinin yaptığı habere göre Murat Uysal, İstanbul’daki şirketini kardeşlerine devrettikten sonra hayalindeki emekliliği yaşamak için 5 yıl önce, Cumalıkızık’ta yıkılmak üzere olan harabe şeklindeki bir Osmanlı Konağı‘nı satın aldı. Uysal, mimar kardeşinin yardımıyla yaklaşık 4 yıllık süreçte konağı aslına uygun olarak restore ettirdi.

İş adamı, ciddi maliyetle aslına uygun olarak yenilediği, tarihe uygun eşyalarla donattığı konağın üst katında kendisi yaşarken, zemin katı ve bahçesinde de müşterilerine hizmet veriyor.

Uysal, “Cumalıkızık, 700 yıllık bir Osmanlı köyü. Çok fazla özellikleri var. Manevi duyguları tarihle birleştirdiğimizde çok güzel bir hayat ortaya çıkıyor. Buraya çok çabuk alıştım. Sanki 50 yıldır burada yaşıyor gibiyim. Yörenin insanları çok sıcakkanlı.” dedi.

Konağı harabe vaziyette aldık

Konağın restore edilmesinde kardeşinin emeğinin büyük olduğunu anlatan Uysal, şunları söyledi;

“Benim böyle bir işletme hayalim vardı. Kardeşim çok emek verdi. Onun emeklerinin heba olmasını istemedim. Konağı aldığımızda harabeydi. Çatısı yok gibiydi. Giriş kısmı ahır, bir tarafı da samanlıktı. Üst kısmındaki evde ise yaşlı bir ninemiz vardı, o vefat etti. Burasının benim yaşam alanım olduğunu daha iyi anladım. Emekliliğimin tadını güzel şekilde çıkarabileceğimi, insanlara tarihle ilgili bir şeyler anlatabileceğimi düşündüm.”

Restorana ‘Diriliş Konağı’ adını verdiğini ifade eden Uysal, “Ben hep bir arayış içindeyim. Yaşlılarla oturup sohbet etmeyi severim. Yaşlılarımız bizim için tarihi birer hazine. Cumalıkızık yolları Osmanlı’nın ince düşüncesiyle yapılmış mühendislik harikası. Ortasından geçen kanalcık var. Gelen suların bu kanalcıktan akması sayesinde kimsenin evine su girmez.” diye konuştu.

Uysal, restorasyonun 4 yıl sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:

“Her türlü izini alındıktan sonra tarihi dokuya zarar vermeden aslına uygun restore edildi. Bahçesinde de çevre dizaynı yaptık. Yaklaşık 900 metrekare civarında. İş adamlığını bırakıp emekliliğin de tadını çıkarıyorum. Restoranımızda da kahvaltı ve yemek türlerini sunuyoruz. Özellikle köy kahvaltımızda doğal ürünlere ağırlık veriyoruz. Bölgede kırsal alanlarda yaşayanlarca yapılan ürünleri veriyoruz kahvaltıda. Gözleme için hazır yufka kullanmıyor, burada çalışan kadınlarımız anlık olarak açıyor. Doğum günü ve özel günlerde de halkımıza hizmet veriyorum. Üst katında da kendim yaşıyorum.”

Kaynak; https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/tarih-meraki-700-yillik-osmanli-koyune-yatirim-yaptirdi/1316191

Safranbolu, Osmanlı’dan Geleceğe Miras!

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Safranbolu ilçesinde, Osmanlı döneminden kalma yaklaşık 600 tarihi eser, restore edilerek gelecek nesillere miras olarak bırakılacak.

‘Osmanlı’nın parmak izi’ Safranbolu, gelecek nesillere miras olarak bırakılacak

Karabük ilinin bir ilçesi olan Safranbolu, “en iyi korunan 20 kent” arasında bulunan ve Türkiye’de kent ölçeğinde UNESCO Dünya Mirası Listesi‘ndeki tek yer olma özelliği taşır. 8 Ekim 1976 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı Safranbolu için “koruma kararı” aldı.

“Tarihsel ve Doğal Sit Alanı” kararı alındıktan sonra geçen 42 yıllık sürede, yaklaşık 600 tarihi eser, basit ve genel onarımlarla restore edilerek turizme kazandırıldı. Safranbolu, Osmanlı mimarisini, şehir hayatını ve kültürünü yansıtmasından dolayı “Osmanlı’nın parmak izi” olarak adlandırılmıştır. O dönemden kalma han, hamam, konak, çeşme, cami ve köprüleriyle açık hava müzesini andıran tarihi ilçede, vatandaşlar da koruma bilincini benimseyerek tarihi dokunun bugünlere gelmesine katkı sağladı.

AA muhabirinin yaptığı habere göre, 1976’da Türk belgesel sinemacılığının ustası olarak gösterilen merhum Suha Arın tarafından çekilen Altın Portakal ödüllü ‘Safranbolu’da Zaman’ belgeseli ile yüksek mimar Yavuz İnce‘nin çalışmaları, ilçenin koruma altına alınarak kültürel varlıkların restore edilmesinin önünü açtı.

Safranbolu her geçen gün değer kazanıyor

Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanvekili Fatih Ürkmezer, Safranbolu’nun koruma altına alınma sürecinin 1970’li yıllarda başladığını söyledi. Ürkmezer, ilçenin koruma altına alınmasında Suha Arın, yüksek mimar Yavuz İnce başta olmak üzere Karabüklülerin büyük katkısı olduğuna işaret etti. Ürkmezer;

“Safranbolu, o günkü insanların çalışmaları ve Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın ön görüsüyle günümüze bir dünya miras kenti olarak ulaştı. Bu çalışmalar, 1994’te UNESCO tarafından koruma altına alınarak zirveye ulaştı. Bu konuda Safranboluluların da çok büyük bir bilinci var. Onların sahiplenmesi ve devletin de yönlendirmesiyle Safranbolu sadece Türkiye’de değil, dünyada koruma altında olan 20 şehirden biri. Safranbolu her geçen gün değer kazanıyor. Safranbolu’ya gelen yerli ve yabancı turist sayısında yıllar bazında düzenli bir artış var. Gelen yerli ve yabancı turistler ilçemizdeki hizmetlerden çok memnun.

Kaymakamlık ve belediye olarak da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle korumacılık ve restorasyon alanında her geçen gün çalışmaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sultan II. Abdülhamid Han’ın yaptırdığı Rüşdiye Binası

Ürkmezer, 57 tarihi çeşme ile Sultan Abdülhamid Han tarafından 1909 yılında yaptırdığı Rüşdiye Binası‘nın Kalealtı İlkokulu olarak restorasyon çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Kent Tarihi Müzesi‘nin, tarihi cezaeviyle bir bütün olarak yeniden müze şeklinde dizayn edildiğini belirten Ürkmezer, Akçasu Mahallesi’nde 17 evin restorasyon projelerinin çizildiğini aktardı. Ürkmezler;

Tarihi Çarşı‘da 67 dükkanın restorasyon projesini Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı desteğiyle yerine getireceğiz. Yerel yönetim ve genel idare temsilcisi olarak ilgili bölge kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde Safranbolu’da korumacılığın gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmaya bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edeceğiz.

İlçemiz; tarihi, kültürel değerleriyle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da öne çıkmaya devam edecek. İlçede doğal sit olan yerler var. Bartın karayolu üzerindeki ağaçlar herkes tarafından biliniyor. Doğal güzelliklerimiz, kültürel, tarihi sit alanlarımızla beraber Safranbolu, yerli ve yabancı turistlerimize hizmet vermeye devam edecek.” dedi.

Sultan Abdülhamid Mirası Hastanede Temizlik Başladı!

Hadımköy’de bulunan ve bakımsızlıktan harabeye dönen Sultan Abdülhamid mirası hastanede temizlik çalışmaları başladı.

Sultan Abdülhamid Han mirası Hadımköy Askeri Hastanesi

DHA dünkü haberinde tarihi Hadımköy Askeri Hastanesi’ndeki sözkonusu ilgisizliğe dikkat çekmişti.

Bugün bir grup asker, hastaneye gelerek çevrede güvenlik önlemi aldı. Ardından hastane içinde ve çevresinde temizlik çalışmaları başladı. Habere göre 127 yıllık tarihi yapının içinde elektrik kablosundan kalorifer peteğine kadar birçok eşya hırsızlar tarafından çalınmıştı. 1891 yılında Sultan Abdülhamid Han tarafından, Hadımköy Hastane Mahallesi’ne yaptırılan Hadımköy Askeri Hastanesi, Balkan Savaşı ve Çanakkale Savaşı sırasında önemli bir rol üstlenmiş ve 1985 yılına kadar askeri hastane olarak hizmet vermişti.

2012’den sonra kaderine terk edilen tarihi hastane binası bir dönem evsizlerin ve madde bağımlılarının meskeni olmuştu.

DHA‘nın dün haber yapmasıyla harekete geçen yetkililer, tarihi ve kültürel anlamda çok şey ifade eden Sultan Abdülhamid’in mirası Hadımköy Askeri Hastanesi’nde temizlik çalışmalarına başladılar.

‘Hadımköy Askeri Hastanesi Koruma Projesi’ konulu tez

Bu konuda 2015 yılında, İstanbul Teknik Üniversitesi  (İTÜ), Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Lisansüstü Programı çerçevesinde Gülsüm Tanyeli ve Melis Sabuncuoğlu tarafından bir Yüksek Lisans tezi hazırlanmıştır; 

Bu tez kapsamında İstanbul İli, Arnavutköy İlçesi, Hadımköy Mahallesi, 1058 parselde yer alan Hadımköy Askeri Hastanesi konu alınmıştır. Çalışma kapsamında yapının tarihi ve mimari özellikleri araştırılarak, günümüzdeki durumu ayrıntılı olarak belgelenmiş, çeşitli kaynak araştırmaları yapılarak restitüsyon çizimleri hazırlanmış ve yapının korunup, günümüz koşullarına uyum sağlayarak varlığını sürdürebilmesi için gerekli müdahale ve öneriler geliştirilmiştir. 19. Yüzyıl askeri mimari örneklerinden olan Hadımköy Askeri Hastanesi’nin yapımına 1887 yılında başlanmış, 1891 yılında Sultan Abdülhamid Han tarafından kullanıma açılmıştır. Yapının içinde yer aldığı Hadımköy, Osmanlı döneminde İstanbul dışı yerleşim bölgesidir. Tescilli ağaçların bulunduğu parsellerle bir bütün olan hastane, farklı dönemlerde tahliye hastanesi, kışla ve revir gibi olarak kullanılmıştır. Cepheleri özgün niteliğini genel anlamda korumasına rağmen plan şeması oldukça müdahale görmüş, ek mekânlar yapılmıştır. Kat döşemeleri betonarmeye çevirilmiş, ihtiyaçlar doğrultusunda ısıtma ve tesisat sistemi döşenmiştir. Kullanıldığı dönemde düzenli olarak bakım ve tadilat görmüş olan yapının özgün plan şemasına ait izleri okumak oldukça zordur.

Hadımköy Askeri Hastanesi korunuyor

Günümüzde kullanılmamakta olan yapı ve bahçesi Hadımköy Kışla Komutanlığı tarafından korunmaktadır. İstanbul’da az sayıda örneği kalan askeri hastane mimarisinin araştırılması ve gelecek nesillere aktarılması açısından da önem taşıması sebebiyle, söz konusu yapı tez konusu olarak seçilmiştir. Tez çalışması yedi ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin amacı, kapsamı ve kullanılan çalışma yöntemleri anlatılmıştır. İkinci bölümde yapının bulunduğu Hadımköy’ün konumu, tarihsel, sosyal ve ekonomik gelişimi ile mimari özellikleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Osmanlılarda sağlık kurumlarının gelişimi, askeri tıp tarihi ve askeri hastanelere değinilmiş, günümüzde İstanbul’da mevcut olan askeri hastane örnekleri ile askeri hastanelerin genel mimari özellikleri incelenmiştir.

Dördüncü bölümde Hadımköy Askeri Hastanesi’nin konumu ve tarihçesi incelenmiş, mevcut durumu detaylıca anlatılarak, strüktür, malzeme ve bozulma tespitleri yapılmıştır. Beşinci bölümde, çeşitli bilgiler ışığında restitüsyon çizimleri geliştirilmiş, altıncı bölümde de yapının restorasyon projesine yer verilmiştir. Restorasyon projesi ile birlikte yapının onarımına ilişkin müdahaleler tanımlanmıştır. Restorasyon kararları doğrultusunda yapının sağlık hizmeti işlevinin korunması önerilmiştir.