40 Üniversite Öğrencisi, çevre dostu ‘Akıllı Ev’ tasarladı!

Türkiye’den 40 üniversite öğrencisi, Solar Decathlon Afrika için sıfır enerji ve sıfır atık konseptli çevre dostu ‘Akıllı Ev’ tasarladı.

Toprak Panel Yapı Sistemli Akıllı Ev

‘Akıllı Ev’ yosundan enerji elde edebiliyor ve toprak panel yapı sisteminden oluşuyor.

Türkiye‘den 40 üniversite öğrencisi, Solar Decathlon Afrika için çevre dostu “akıllı ev” tasarladı. Solar Decathlon Afrika, “dünyanın en büyük üniversitelerarası sürdürülebilir konut yarışması” olarak bilinmekte.

Ekip, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve İstanbul Teknik Üniversitesi‘nden (İTÜ), inşaat, çevre ve makine mühendisliği ile mimarlık başta olmak üzere 10 farklı branştan 40 öğrenciden oluşmakta. Kendilerine “Team Bosphorus” ismini veren takım, ABD Enerji Bakanlığı tarafından 2002 yılında başlatılan yarışmada Türkiye’yi ilk kez temsil edecek.

ReYard Akıllı Ev, ‘Yosunun enerjisi toprakla buluşuyor’

Sloganları “Yosunun enerjisi toprakla buluşuyor” olan takım, yarışma için sürdürülebilir enerjili, doğal malzemelerden oluşan, yenilikçi ve çevre dostu “akıllı ev” tasarladı.

Takım, açık koridorlu, avlulu Türk evlerindeki hayatı da andıran ve genellikle toprak olarak inşa edilen Fas’taki yerel ev tipolojisine verilen “riad” isminden de esinlendi.

Team Bosphorus, eve, “yenilikçi riad” anlamına gelen “ReYard” ismini koydu.

Konsept ‘Sıfır Enerji ve Sıfır Atık’

21 Ağustos 2019’da başlayacak yarışmada farklı ülkelerden 20 proje kıyasıya rekabet edecek. Türk takımı, 170 metrekarelik alan üzerine, 2 oda 1 salondan oluşan 90 metrekarelik evi, 3 haftada inşa edecek. Akıllı Ev, yosundan enerji elde eden ve toprak panel yapı sistemiyle tasarlanan sıfır enerji ve sıfır atık konseptine sahip.

Malzemeler konteynere yüklenerek deniz yoluyla Fas’a gönderildi. Mobilyasından mutfak eşyalarına kadar bir ailenin yaşayabileceği şekilde donatılacak evde, 2 hafta boyunca 5 kişi yaşayacak. Bu sayede evin ısı ve enerji değeri gibi ölçümleri ve sayısal analizi yapılacak.

Solar Decathlon Afrika Yarışma Kriterleri;

Alanında uzman akademisyenlerden oluşan jüri tarafından şu kriterler baz alınarak ölçümler yapılmak suretiyle değerlendirme yapılacak;

  • mimari
  • market potansiyeli
  • mühendislik
  • iletişim
  • inovasyon
  • sürdürülebilirlik
  • sağlık ve konfor
  • cihazlar
  • ev yaşamı
  • enerji

Dereceye girenler, 28 Eylül 2019’da düzenlenecek programda ödüllendirilecek.

Akıllı Ev, kendi elektriğini ve ısısını üretecek

Düşük maliyetli, çok amaçlı ve esnek kullanım alanları yaratmaya önem verilen akıllı evde, Fas’ın geleneksel mimarisi yeniden yorumlanacak.

Açığa çıkan karbondioksit gazı yosun havuzuna geri pompalanarak doğal döngü taklit edilecek, böylece sıfıra yakın karbon emisyonu sağlanacak.

Evde, PV (fotovoltaik) paneller, termal güneş panelleri, havadan suya ısı pompası, yerel doğal yapı malzemesi, evaporatif soğutma, faz değiştiren malzemeler, rüzgar enerjisi gibi çevre dostu teknolojiler ve enerji tüketimini azaltma yöntemleri de kullanılacak.

“Amacımız, dışarıdan hiçbir enerji almayan akıllı bir ev inşa etmek”

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Team Bosphorus Koordinatörü Esra Kıygın, yarışmanın amacının sürdürülebilir, dışarıdan hiçbir enerji almayan enerji etkin bir ev inşa etmek olduğunu söyledi.

Kıygın, evin mimarisine ve yapısına ilişkin şu bilgileri verdi:

“Üzerinde 2 yıldır çalıştığımız proje kapsamında tek katlı bir ev inşa edeceğiz. Yapı, avlulu bir mimariye sahip. Akıllı Ev dahilinde toprak duvar panelleri ve yosun teknolojisi gibi farklı inovasyonlar var.

Sürdürülebilir konutların önemine işaret eden Kıygın, “Toprak ham maddesiyle bir ev inşa etmemiz çok önemli. Çünkü toprak bizim geleneksel yapı yöntemimiz. Bunu yeniden yorumlayarak, modern ve kolay inşa edilebilir bir hale getirdik. Türkiye’de toprak yapının modern yorumları konusunda bilinç oluşturmak istiyoruz. Çünkü ‘enerji etkin ev’ dediğimiz zaman solar paneller, enerji etkin sistemler aklımıza geliyor ama inşa edilen yapının toprak gibi sürdürülebilir bir malzemeden yapılması da çok önemli.” dedi.

“Geçmişin bilgeliği ile bugünün teknolojisini birleştirdik”

Mimari Ekip Lideri Aslı Aldemir, evin inşaatının 40 kişilik bir ekiple 21 gün içerisinde tamamlanacağı, yapımında Fas’taki yerel malzemenin kullanılacağını, bunun da yarışmanın 2 önemli kriterini taşıdığına dikkat çekti.

Aldemir, toprak yapıyı, geçmişin bilgeliği ile bugünün teknolojisini birleştirerek panel haline getirmek üzere bir inovasyon geliştirmeye gayret ettiklerini ve 8 aylık Ar-Ge çalışmasını tamamladıklarını dile getirdi.

Aldemir devamında şunları söyledi:

“5 kişilik bir ailenin yaşayabileceği ölçekteki Akıllı Ev, ‘Ne kadar ısı barındırıyor’, ‘Isı transfer değerleri nelerdir’ gibi çeşitli sayısal analizlere de girecek. Evimizin ismini ‘ReYard’ olarak belirledik. Evimizin inşaatını tamamlandıktan sonra mobilyalarına, tabak ve peçetesine kadar her şeyini dizeceğiz ve 15 gün boyunca misafirlerimizi ağırlamaya başlayacağız. Bu vesile ile evle ilgili deneyler yapılmaya başlanacak.”

Aldemir, evde yemek ve sinema gecesi organizasyonları düzenlemek suretiyle, evdeki ısısal performansın gerçekçi bir şekilde değerlendirileceğini ve bundan puan toplayacaklarını söyledi.

“Minimum enerjiyle konfor sağlayacağız”

Elektrik Ekip Lideri Recep Tuna ise, evin elektriğini, güneşten aldığı enerjiyi elektriğe çeviren panellerden üreteceklerini vurguladı.

Tuna, elektrik enerjisinin yetmediği noktalarda ise enerjiyi bataryalardan karşılayacaklarına işaret etti.

Tuna, sözlerine şöyle devam etti:

“Isıtma ve soğutma sistemlerinde faz değiştiren malzemeleri kullandık. Yosun teknolojisi ve PV panellerden ürettiğimiz elektrikle birlikte evin ihtiyacından fazlasını üretebilirsek enerjinin bir kısmını diğer evlere satma imkanına da sahip olacağız. Yani şebekeden eve, evden şebekeye bir yapı da söz konusu.”

“Akıllı evimizde elektrikli araba şarj istasyonu da var”

Tuna sözlerini şu şekilde tamamladı; “Evimizde çift taraflı bir enerji iletimi söz konusu. Akıllı evimizde elektrikli araba şarj istasyonu da var. Evimizin enerjisinin yetersiz kaldığı durumlarda, arabadan eve de elektrik sağlayabileceğiz. Bunlar evimizi daha akıllı kılan özellikler.” 

Proje, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Sıfır Atık Sistemi’ Yönetmelik Taslağını da destekliyor.

Atıktan enerji elde edebilen ‘akıllı ev’ tasarladılar başlıklı haber, www.aa.com.tr internet sayfasında 14 Ağustos 2019 tarihinde yayımlanmıştır.

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

www.mithatguney.com

#mithatgüney / @mithatgny

Bu haber, www.insaport.com internet sayfasında da tarafımdan paylaşılmıştır.

Prof. Dr. Ersoy: En kötü senaryoya göre deprem büyüklüğü 7.7’ye bile varabilir!

Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Başkanı Jeolog Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “Yabancı ve yerli yer bilimcilerinin ortak fikri; gelecekte Marmara Denizi içerisinde 7’den büyük bir deprem olabileceği ve beraberinde yıkıcı bir tsunami dalgası oluşabilir. En kötü senaryoya göre deprem büyüklüğü 7.7’ye bile varabilir” dedi.

deprem

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından düzenlenen “İstanbul’un Afetlere Hazırlık Çalışmaları Çalıştayı” başladı. Çalıştayın açılışına AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Başkanı jeolog Prof. Dr. Şükrü Ersoy katıldı.

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Şükrü Ersoy, “Ülkemiz ekonomik anlamda gelişmiş bir ülkedir. Sadece bilime dayanarak, depremle, tsunamiyle, sel ve heyelanlarla, küresel iklim değişikliğiyle baş edebiliriz. Buna inanmalıyız. Ülkemiz için gerekli olan tek şey saygıdeğer yöneticilerimizin göstereceği siyasi irade ve desteğidir. Yapılanları övmek elbette yapacaklarımız için önemli bir motivasyon kaynağıdır. Ama bu çalıştayın amacı yapılanları övmek değil, geleceği tesis etmek için, daha iyiyi ortaya koymak için eksikleri bulmaktır” diye konuştu.

“EN KÖTÜ SENARYOYA GÖRE DEPREM BÜYÜKLÜĞÜ 7.7’YE BİLE VARABİLİR”

Ersoy, İstanbul’da bir olası Marmara Depremine dikkat çekerek, “Yabancı ve yerli yer bilimcilerinin ortak fikri; gelecekte Marmara Denizi içerisinde 7’den büyük bir deprem olabileceği ve beraberinde yıkıcı bir tsunami dalgası oluşabilir. En kötü senaryoya göre deprem büyüklüğü 7.7’ye bile varabilir. Elbette ülkemizde büyük deprem oluşturabilecek pek çok fay kuşağı bulunmaktadır. Ama nüfus, yapı, finansal yoğunluk açısından Marmara’yı daha çok konuşmamız gerektiği bir gerçektir. Bu yüzden Marmara depremi sorunu bir milli güvenlik sorunu gibi el alınmalıdır” dedi.

Ersoy, iklim değişikliğine dikkat çekerek, “Değişime bağlı olarak yaşanan aşırı kış ve yaz koşulları, şiddetli fırtına ve hortumlar, sel ve su baskınları, heyelan ve toprak kaymaları artık şehirlerimizde sıkça yaşanan sıradan olaylar haline gelmiştir. Bunlar doğal kaynaklı değil, insan kaynaklı şehir afetleridir. Son günlerde İstanbul’un bazı ilçelerinde yaşanan toprak kaymalarında tek suçlu olarak ilan edilen şiddetli yağışlar kötü mühendislik örneği defolu inşaatları ifşa etmiştir” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE VE İSTANBUL AFETLERE HAZIR MI?”

Ersoy’un ardından söz alan AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, AFAD’ın tek başına çok fazla “Türkiye ve İstanbul afetlere hazır mı?” sorusuyla muhatap olduğunu belirterek, “Bu soru tek başına AFAD’ın cevaplayabileceği bir şey değil. Bu soru İstanbul’da yaşayan her bireyle, her bir kurumla, özel sektörle, hep beraber açıklamamız gereken bir soru. AFAD olarak müdahale konusundaki kapasitemizi 1999 yılı 17 Ağustos Depremine göre çok ileriye taşıdık, çok iyi bir yere geldik. Ancak afet yönetimi dediğimiz şey sadece arama, kurtarmadan ibaret değil.

Arama, kurtarma bundan 30-40 yıl önceki yapının önem verdiği bir kavram. Kentsel dönüşüm, şehirlerin dönüşümü, bireylerin eğitim, ilkyardımın yaygınlaştırılması ulaşımın sağlanması gibi konular tamam olduğunda ancak o zaman tam olarak hazırız diyebiliriz. Afet yönetimi birlikte çalışmayı gerektirir. Bugünden dantel gibi öreceğiz biz bu çalışmayı ki, en sonunda istediğimiz yere varabilelim. Afet yönetimi bitmeyen bir süreçtir. Afet yönetimi birbirini tekrarlayan stratejik planlar gibidir. Yaparsınız, ilerlersiniz, sonra tekrar kontrol eder  bir daha baştan planlamaya başlarsınız. İnsanoğlu tabiatla, yeryüzüyle beraber yaşamayı öğrenmek zorunda” diye konuştu.

Kaynak; https://www.dha.com.tr/istanbul/prof-dr-ersoy-en-kotu-senaryoya-gore-deprem-buyuklugu-77ye-bile-varabilir/haber-1594346