TOKİ Köy Konut Projesi, çevre endişesi doğuruyor!

Sektörel

Bakanlıkça ülke genelinde başlatılan TOKİ’nin yeni Köy Konut Projesi ile birlikte, kentlerdeki betonlaşmanın köylere yayılmasından endişe ediliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı tarafından hayata geçirilen “Her Yıl 100 bin Sosyal Konut” uygulaması kapsamında köylerde yeni bir proje başlattı. Bakanlık 81 ile gönderdiği yazılı bildirimde, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) öncülüğünde Köy Konut Projesi uygulamaya koydu.

Bakan Murat Kurum imzası ile gönderilen belgeye göre, en az 50 başvuru olması halinde artık;

  • köy tüzel kişiliğine
  • ya da hazineye ait

yerleşime uygun arazilere toplu konut yapılabilecek. Talepler muhtarlar aracılığıyla TOKİ’ye bildirilecek.

Köy Konut Projesi ile amaçlanan;

  • az peşinat,
  • düşük taksit ve
  • uzun vade ile

köylülerin güvenli, sağlıklı ve yaşanabilir konutlara erişimini sağlamak. Öte yandan, toplu konutlar sayesinde kırsal yerleşimlerin;

  • sosyal ve fiziki altyapısı,
  • iskânı ve
  • yerleşim ihtiyaçları giderilmiş olacak.

“Proje ile nüfus kırsalda tutundurulacak”

TOKİ Köy Konut Projesi ile köylerde;

  • yaşam kalitesinin iyileştirilmesi,
  • kırsal toplumun refah düzeyinin artırılması ve
  • nüfusun kırsalda tutundurulması hedefleniyor.

İddiaya göre yapılacak evler tarım köy evleri şeklinde olacak ve köyleri modernleştirecek. Proje, içme suyu havzası, milli park, devlet mera alanı, doğal ve kültürel sit alanları gibi koruma bölgelerinde konut yapılmasına müsade etmiyor. Ancak devlet isterse bu koruma alanlarını da kaspam dışı bırakarak yapılaşmaya açabilir.

Köy Konut Projesi, çevre endişesi doğuruyor

Ancak bazı uzmanlar, planlanan bu Köy Konut Projesi’nin yapılacağı bölgenin kültürel yapısını bozabileceği ve köyleri köy olmaktan çıkarabileceği endişesi taşıyor.

Restorasyon ve koruma konularında uzman Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Hamiyet Özen’e göre, köyler köy olmaktan çıkarılmamalı. Özen’e göre hiçbir köy yan yana aynı evlerden oluşmaz. Bunun nedeni kırsalda her ailenin kendine özgü bir yapısının olması.

“Köylerde bu tip proje olmaz”

Hamiyet Özen, yaylaya da yapılsa, köye de yapılsa, kırsal alanda kesinlikle tek tip ev yapılamayacağını, şayet yapılırsa köylerin köy olma özelliğini yitireceğini vurguluyor. Özen endişelerini şöyle ifade ediyor;

“Gözümü kapatıp doğup büyüdüğüm köyde 20 tane tek tip evi yanyana hayal dahi edemiyorum. Ben Artvin Şavşatlıyım. Sürekli köyüme giderim. Şavşat, kültürel ve doğal mirası sayesinde zaten sakin şehir seçilmiş bir yer. Endişelerim var; Toplu konut yapılması halinde sakin şehir statüsünde kalabilecek mi? TOKİ bu şartları yerine getirebilecek mi?”

Tek katlı yapılar yapılsa dahi bunun mümkün olmayacağını belirten Özen; “Ben daha önce TÜBİTAK ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bu konuda çalışmalar yaptım. ‘Köylerde bu tip proje olmaz’ diye raporlar sundum.” dedi.

Projenin özellikle de Karadeniz’deki doğal güzellikleri etkilemesinden endişe ediliyor. Karadeniz’in en özgün özelliklerinden biri olan yaylaları bölge sakinlerinin dışında her yıl binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Rize Çamlıhemşin’deki bulutlara asılı gibi duran Pokut Yaylası, Sal Yaylası başlıca örneklerinden. Buralarda hem birbiri ile uyumlu hem de birbirinden çok farklı ahşap yapılar da mevcut.

Bir zamanlar Çamlıhemşin halkının Rusya’ya gidip, geri döndüklerinde Rusya’daki mimariye benzer inşa ettikleri konaklar, Fındıklı Çağlayan Vadisi’ndeki dolgu evler, Trabzon’daki Çaykara Vadisi’ndeki evler, Sümela Karacakaya Köyü yerel mimarinin dikkat çeken örneklerinden. Ordu’da bir Gürcü Köyü olan Kabakdağı’ndaki evler, Kastamonu’daki Pınarbaşı Köyü’ndeki benzersiz ahşap evler de bölgenin özgün yapılarından.

“Devlet eski evini onarsın, yeni ev yapacaksa destek versin”

Uzmanlar bu bölgelere toplu konutlar yapılmasının tam bir yıkım olacağını belirtiyor.

Özen’e göre, bu bölgelere dağınık halde, 3-4 bina yapılsa fazla göze batmayabilir. Ancak TOKİ olduktan sonra en az 20-30 birbirinin aynısı bina yapılır. Bu da yeni bir yerleşke anlamına gelir.

Özen, “Köyü tipleştirdiğiniz zaman köyler köy özelliğini kaybeder” diyor. 

Yeni yapıların elbette yapılabileceğini savunan, buna ihtiyaç da olduğunu belirten Özen, önerdiği çözümü ise şöyle açıklıyor: “Yöre karakterini yansıtan proje olabilir. Ama bu yazlık site gibi olamaz. Devlet eski evini onarsın, yeni ev yapacaksa destek versin, mimari destek versin. Yapı yapılmasın demiyoruz. Ancak tipleşme olmasın.”

Kırsalda acil sorun toplu konut değil

Kırsal kesime destek verilmesi her zamankinden daha acil bir konu. İstanbul Barosu Çevre Hukuku avukatlarından Alp Tekin Ocak, kırsal mekânların konusunda bin kez düşünmek gerektiğini şöyle anlatıyor: “Kırsal kalkınma için tarım ve hayvancılık faaliyetlerin desteklenmesi, organik tarımlara geçilmesi gerekiyor. Kırsal yapıların doğal ortamlarıyla birlikte korunması ve geleceğe taşınması çok önemli. Ancak karşımızda TOKİ çıkıyor. Bu çok büyük çelişki.” 

Köylerdeki en acil sorunun konut olmadığını, buna kadar alt yapı başta olmak üzere acil pek çok sorun olduğuna dikkat çeken Ocak, toplu konutların kırsal yaşamı belki de daha yaşanmaz hale getireceğini savunuyor.

Köy Konut Projesi ile köylerde beton geleneği başlayacak

Kurdoğlu’na göre eko turizm de etkilenecek

Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Oğuz Kurdoğlu da projenin tamamen ekonomik amaçlı bir girişim olduğu iddiasında. Kurdoğlu, “İnşaatla ülkenin kalkınamayacağını yakın bir geçmişte gördük. Kırsal alanın betonlaşmasının kalkınmaya bir faydası olmayacağı gibi köylerin ve kırsal alanların da tahribi ile sonuçlanacak ve köylerde beton geleneği başlayacak” diyor.

Türkiye’de pek çok kırsal bölgenin kendi geleneği ve kültürü olduğunu belirten Kurdoğlu, “Bir çürük elma bir sepet çürük elmayı çürütür” diyerek, betonun köylere girmesi ile geleneksel\sivil mimarinin kaybolacağını, kötünün iyiyi kovacağını, betonun hem hızlı hem de ucuz olmasından dolayı bir kültürün yok olacağını savunuyor.

Kurdoğlu’na göre, özellikle taş ustalığı ülkede hızla bitiyor. Kurdoğlu, “Eğer bir destek sağlanacaksa bu ustalara köylüye destek olunsun, taş ev isteyen taş ustası bulunsun, ahşap ev isteyene ahşap temin edilsin. Yapılabilecek en güzel destek bu şekilde olur” diyor.  

Kurdoğlu’na göre, TOKİ’nin meralara, yaylalara toplu konut yaparsa eko turizm de son bulur.

Talep köyden göçenlerden

Bakanlığın yazısına göre, en az 50 kişinin başvurusu şart. Bu sayı tamamlanmazsa toplu bir konuttan söz edilmeyecek.

Artvin’in Şavşat ilçesindeki Hanlı Köyü eski muhtarı Asker Dede, burada başka bir ayrıntıya dikkat çekiyor. O da, aslında köylülerin bu yönde bir talebi olmadığı: “Bizim köyde 200’ün üzerinde talep var. Şimdi köyde yaşamayanlar çocukları için ev istiyor. Bana sorsalar sıcak bakmıyorum. Çocuğuma da ‘talepte bulunma’ dedim.”

Köylere belgeler Haziran ayı içinde ulaştı. Henüz talep toplama işlemleri bitmedi. Taleplerin ne zaman biteceği, projenin ne zaman uygulamaya geçeceği ve de en önemlisi köylere nasıl konutlar yapılacağına dair henüz bilgi bulunmuyor.

Kaynak; Serkan OCAK, ©Deutsche Welle Türkçe TOKİ köylere giriyor, çevre endişesi büyüyor

Düzenleyen; İnş. Müh. Mithat GÜNEY, PMP

#mithatgüney / @mithatgny
www.mithatguney.com

Gelişmelerden haberdar olmak için Mühendisin Penceresi YouTube kanalıma abone olmayı unutmayın.

Haramain High Speed Railway – HHR – Saudi Arabia (KSA)

Leave a Reply